|
| |
|
|
KURULUŞ 1984 |
|
|
|
|
 |
 |
|
|
|
|
Türkiyenin İlk ve Tek Bağımsız Denizcilik ve Ekonomi Politika Gazetesi |
78 kişi var. |
|
|
| ANAYASANIN ANA YASASI |
[
13.08.2010 ] |
|
 |
Hasan BAKKAL
|
Türkiye siyasetinin Anayasa değişikliğine kilitlendiği günümüzde, özellikle üzerinde durulması gereken husus anayasa da yapılmaya çalışılan değişiklikler her zaman olduğu gibi Türkiye'nin daha demokratik bir ülke olması yalanına dayandırılıyor. Türkiyede son yıllarda yapılan tüm maddi ve manevi menfaatlere veya ideolojiye dayalı yapılan her şeyde olduğu gibi.
Defaaten söyledim, şimdide söylüyorum. Avrupada nasıl faşist yönetimlerin gelmesine karşı kukuki ve her turlu tedbirler alınmış ve alınıyorsa, Türkiye’de de irticai faaliyetlere karşı aynı sertlikte tedbirler alınmalıdır. Bunun en önemli güvenceside Türk askeridir ve böyle olmaya devam edecektir.
Örneğin Almanya’da nazi selamı ile arkadaşınıza merhaba diyemezsiniz, bunun şakasını dahi yapamazsınız. Bunun en canlı örneğini bizzat 1993 yılında ben Almanya’da yaşadım.
Almanya’da bir nazi partisi kurulsa, - kurulamaz da - varsayalım ki bazı ülkelerde olduğu gibi niyet ile faaliyet arasında özdeşlik sağlamayacak şekildede hareket etseler ancak ciddi bir şekilde ulusalcılık ve milliyetçilik üzerinden nemalanarak iktidara gelseler ve oya gibi işleyerek Faşist bir yönetimin taşlarını döşeseler. Birincisi Avusturya’da oldugu gibi AB tarafından baskıya maruz kalırlar ve bu partiyi, başkanını istifa etmek zorunda bırakırlar, olmadı bu partiye karşı hukuki her türlü yaptırımı kullanırlar, kolluk kuvvetleri dahil...
Türkiye’de aynı uygulamayı bu yüzyılda Türkiye’yi Suudi Arabistan, daha kötüsü İran yapmaya çalışacaklara ve bunu demokrasiyi kullanarak yapmaya çalışabileceklere karşı en sert onlemler alınmalıdır. Peki Askeri ülke içinde müdahele etmekten alı koyacak bu kanunu referanduma sokan bir ülke Meclisinde ne yapıyor, orada ne kadar demokratik.
Dokunulmazliklar bunun en açık ve tartışmasız en güzel örneği, MUTLAK DOKUNULMAZLIK olarakta mütalaa edilebilecek olan YASAMA SORUMSUZLUGU parlamento üyeleri tarafından yasama görevlerinin ifası sırasında, ifade ettikleri düşüncelerinden herhangi bir hukukî veya cezai takibat ile karşı karşıya kalmayacaklarının ifadesidir. Burada amaçlanan, parlamento üyelerinin çalışmaları esnasındaki düşüncelerini bir kaygı olmaksızın tamamen ifade edebilmeleridir.
Bunun dışında Demokratik ülkelerde (seviyelerine gelebilmek için Anayasa değişiklikleri yaptığımız ülkelerde) bir parlemento üyesi alkollü araba kullanırken yakalanırsa sokaktaki vatandaş ne muamele görüyorsa, aynı muamele onada yapılıyor. Hele birde ağır suçlar işlerlerse, kaçakçılık gibi veya adi suçlardan derhal yargılanıp ceza alıyorlar.
Bu kadar demokrasiyi seviyor ve bunun için israrla anayasaya EVET peşinde koşuyorlarsa, önce dokunulmazlıklarını kaldıracaklar. Bu anayasa oylamasına benim oyum HAYIR bir kere değil bin kere değil bir milyon kere HAYIR diyorum.
Anayasada yapılacak değişiklik maddelerinin sağlayacağı yarar veya zararlara bakmadan içeriğine bakmadan bir milyon kere HAYIR. Önce kendiniz demokratik olmak ve demokrasi için kendi dokunulmazlıklarınızdan vazgeçin sonra Demokrasi çığırtkanlığı yapın.
Dokunulmazlıklarınızı kaldırın ki suçlu olmadığınızı iddia ettiğiniz davalardan yargılanıp aklanın bizde sizi alkışlayalım. Ancak bunun gerçekleşmesi özellikle bu dönemlerde imkansız gibi görünüyor. Bunun nedeni açık düz mantık kurarsak, meclisteki tüm Milletvekilleri sözlerine itimat edilmez, şahadetleri kabul edilmez insanlar. Mantıksal nedeni gayet basit. Bu insanlar aramızdan seçildiklerine göre, sizin benim gibi insanlar. Sokaktaki vatandaş güvenilmez olduğuna göre oraya seçilenlerinde sözlerine güvenilmez.
Sokaktaki vatandaşın güvenilmez olduğunu söyleyende ben değilim, sadece kanun ve uygulamalara bakınca bunun böyle olduğunu görmemek için aptal olmak lazım. Örneğin adres değişikliği için muhtara müracaat ettiniz, kanun diyorki muhtara, güvenme bu adama, ondan gerçekten o adrese taşındiğına dair sayısız belgeler iste. Yada pasaport yeniliyeceksiniz, eski pasaportu versem ve form doldursam. Olmaz nufus cüzdanının aslını getir askerlikle ilişkin olmadığına dair belge getir. Getir babam getir. Çünki kanun koyucular sana inanmıyor onların gözünde potansiyel bir sahtekarsın. Meclistekilerde gökten zembille gelmediklerine göre unutun dokunulmazlıkların kaldırılmasını, HAYIR deyin Referanduma. |
|
|
| Paylaş | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle |
Yorumlar :
| onur atak | [ 19.08.2010 - 23:37 ] | | Tamda budur iste, demokrasi isteyen once kendisi demokrat
olacak. Bana demokrasi lazim, size ne lazim demekle olmuyor.
Hos Turkiyede hersey oluyor..... |
| | | Yavuz Toptan | [ 17.08.2010 - 14:17 ] | | Hasan Bey
Herkez boyle dogru yazabilse bir seylerin degisecegine inaniyorum.
Yaziniz icin Tesekkurler |
| | | Adnan Akin | [ 17.08.2010 - 13:57 ] | | Hasan bey, siz bu mecliste dokunulmazliklarin kaldirilmasi konusunda kapali oylama ile bir tane milletvekilinin evet diyecegine inaniyormusunuz? Ne muhalefet ne iktidar milletvekilleri bu oylamada evet oyu kullanmayacaktir |
| | | sami yıldız | [ 13.08.2010 - 22:03 ] | | Hasan bey kaleme almış olduğunuz makalenin her bir cümlesine harfiyen katılıyorum.TÜRKİYEDE yapılmak istenen nedir bu millet anlayabilmiş değildir. sözde insan hakları ve demokrasi adına Kandırmacadır gidiyor.Bugünün TÜRKİYESİNDE baskıcı bir rejim sistemi ile yönetilmektedir.HSYK nın tam bağımsız olması isteniyorsa önce dokunulmazlıkların kaldırılması gerekiyorki samimi olduğunuzu bu millete ispat etmelisiniz. Ama yok kazın ayağı öyle değil refarandum tarihi asla bir tesadüf vegayrı ihtiyari bir seçim değildir bu bir geçmişin inikamıdır ve geleceği kendi sistemlerine göre kurgulamaktır. |
| | | sabit engin | [ 05.08.2010 - 17:33 ] | | Sayın Bakkal iyi ki varsınız. Elinize , yüreğinize sağlık. Tabloyu çok güzel gözler önüne sermişsiniz. Mensubu olmaktan onur ve gurur duyduğum Şahlanış Hareketi iktidarında sizi içişleri bakanı olarak görmeyi çok arzu ederim. |
| |
|
|
|
|
|