Arzu VARICI ERSOY

arvaer@gmail.com 13 Kasım 2017 Pazartesi 22:56 DİĞER KÖŞE YAZILARI

DENİZDEN GELEN NİMET


DENİZDEN GELEN NİMET
 
          Kasım ayı başında Foça Balıkçı Barınağı’nda teknemizin direğini indiriyoruz. Sabah saatlerinde pek balıkçı tekneleri yoklar yerlerinde. Barınakta birçok bağlı özel tekne olmasına karşın bir boşluk göze çarpıyor balıkçıların yokluğunda… Öğle saatlerine doğru teker teker dönmeye başlıyorlar Ege’nin verimini bizlere taşıyan ekmek tekneleri… Onlarla birlikte büyük bir gürültü ile gelen martılar ilk haberciler balıkların bolluğu hakkında…





 
          Bir gırgır teknesinde neredeyse 40 kişilik bir ekip var. Henüz kıyıya gelmeden herkes harıl harıl tutulan balıkları ayırıp köpük kutulara doldurmaya çabalıyor. Kıyıya bağlanır bağlanmaz yapılacak işlere yenileri ekleniyor. Teknenin güvertesi sardalya ile dopdolu, her gün gördüğümüz  keyifle yediğimiz balıkları bu boyutta görünce insan heyecanla izlemek istiyor. Neredeyse 900 köpük kutu sardalya ile gelmiş gırgır. Diğer bir kenarda da özenle ayrılmış torikler göz dolduruyor. Her firmanın kamyonları teknelerinin yakınına gelmiş, doldurulmuş kutular bir anda elden ele kamyona yüklenmekte… Her şey o kadar tıkır tıkır işliyor ki, her zaman görsek bile zevkle izliyor insan her defasında sanki ilk kez izlermişcesine. Bir taraftan da denizde iken verilen mutfak siparişleri de bir kenara gelmiş bile tekne gelmeden. Çuvallarla patates, kuru soğan, kocaman bir torba taze fasulye, kucak dolusu ıspanak, bir o kadar da pırasa mutfak sorumlusu gencin kucağında tekneye taşınıyor. Sanki onun gelen tonlarca balık ile hiçbir alakası yok gibi…  Bu kadar hareketin içinde balık yemi olarak ıskarta balık bekleyenler de ayak altındalar.  Ama hiç kimseden bir ses yok” çekilin “diye, sanki göz hakkı gibi gelenlerin kovalarına arkadaki filikaya çıkan bir genç ağlar çekilirken düşüp sıkışan balıkları süpürüp kovalara koyuyor. Görev dağılımı o kadar net ki ve her şey o kadar çabuk ve düzenli oluyor ki insan hayret ediyor. Sanırım yıllardır aynı işi yapmanın verdiği alışkanlık ile bağıra çağıra, muhabbet ede ede çabucak her şey yerini buluyor. Kamyon şoförü arka kapağı kendi eli ile kapatıp ver elini teslimatın yapılacağı adres ki genelde İzmir ve çevresine yolculuk başlıyor.










 
         Teknelerin hepsi tam donanımlı elektronikler açısından. Avlanma da eskisi gibi zor olmasa gerek her tekne nokta vuruşu yapıyordur, ekranlarında her şeyi görerek avını buluyorlar. Yine de çok kolay bir hayat değil, her zaman hava onlara bu kadar adil davranmıyor. Bir de yanlış avlanma ile kendi ayaklarına kurşun sıkanların sonucunda her yıl azalan balık popülasyonundan bahsediliyor. Bu kadar uyarıya rağmen yine tezgahlarda minicik fener balıklarını, bakalyarosları, barbunları görünce kahroluyor insan…
          Yine de doğanın verimi, sürekliliği hayret verici şekilde olumlu bu kadar kirliliğe bu kadar zorlamaya karşın…. Belki bizler de çok şanslıyız yaşadığımız yer açısından…
          Foça’da olmanın bir ayrıcalığı da o kadar taze balık yemeğe alışıyoruz ki sardalyayı aynı gün ayıklayamıyoruz kılçığından. Bir gün bekletip ayıklama gibi bir lüksümüz var. Denizlerimizin ve gelen nimetin kıymetini bilelim…
YORUM EKLE
    YORUMLAR