Arzu VARICI ERSOY

arvaer@gmail.com 17 Ağustos 2017 Perşembe 12:19 DİĞER KÖŞE YAZILARI

NİYE DENİZCİ BİR TOPLUM DEĞİLİZ?

Niye Denizci Bir Toplum Değiliz?
 
          İzmir ve çevresinde yaşayan biri olarak körfeze yeni bir gemi geldi diye mutlu oluyoruz biz İzmirliler… Sık sık komşu adalara gidince denizdeki irili ufaklı tekne bolluğunu görünce biraz içimiz burkulmuyor desem yalan. Geçen ay komşumuzun Saronik Körfezi’ndeki adaları ziyaret edelim dedik. Turizmde özellikle deniz turizminde ne kadar geride olduğumuza bir kez daha üzülerek şahit olduk.
          Örneğin Poros Adası’nda tüm kıyı bağlama yeri ve her çeşit tekne ile dopdolu. Çok yakın olan karşı anakaraya giden belki 40 adet ufak taksi dolmuş muadili tekneler hiçbir sorun çıkarmadan 1 euro karşılığında 10 dakikada bir sefer yapıyorlar. Herkes sırasını biliyor ve yanaşma yeri belli, hiçbir düzensizlik yok. Pire’den gelen hidrofoillerin (su tayyareleri) yanaştığı yer merkezde daima boş ve 5 dakika içinde inenler, binenler ve gelen giden kargolar kaşla göz arasında yer değiştiriyorlar. Tarifeler düzenli ve sık sık. Ana karadan her adaya sürekli ve kesintisiz gemi seferleri var çeşit çeşit hızlısı, yavaşı… İnanın her birinde de yolcu bolluğu göz alıyor, yerli ve yabancı turistler…


Poros Adası

Poros Adası

Poros Adası
          Hydra Adası küçücük bir ada, suyu bile yok günde iki adet tanker sürekli su takviyesi yapıyor. Etraf tertemiz, turistlerden sonra dikkati çeken kişiler temizlik elemanları… Zaten insanlar etrafı temiz tutmaya azami özen gösteriyorlar, temizlemeye çalıştıkları doğal atıklar, ağaçların yaprakları gibi… Taşıt trafiğine kapalı bir ada, hemen bir atraksiyon yapmışlar. Katır ve sevimli eşeklerle hem yükler taşınıyor hem de turistlere gezmek cazip geliyor. Ufacık bir bağlama yeri var korunaklı bir liman, zaman içerisinde birkaç mendirek daha eklenmiş olduğu dikkati çekiyor. Tek tük şahıs teknesi var, çoğunluk charter firmalarının tekneleri; 50 ft tekne minimum boy diyebilirim, her teknede en az 10ar kişi var. Üst üste bağlanıp herkes teknesinde sıcaktan bunalarak oturuyor, biraz erzak takviyesi yapan gördük. Limanda denize de girilemiyor. Limanda sürekli bir trafik var, iki tekne çıkarken üç tekne girmeye çalışıyor, bir bakıyorsunuz iki büyük su tayyaresi gelmiş dışarıda sıra bekliyor… Deniz tertemiz, deniz taksileri ile liman etrafındaki minik plajlara sürekli bir trafik oluşturulmuş.

Hydra Adası


Hydra Adası

          Bizde ise yeni atraksiyon mavi kart… Artık, katı atık bildirimi de yapılıyor. Denizi seven, denizde vakit geçirmeyi tercih eden hangi kişi, değil katı  atığını herhangi bir atığını bile bile sevdiği denize atar mı? Kusura bakmasınlar denizlerdeki naylon poşettir, teneke kutudur maalesef karadaki insafsız insanlar tarafından atılıyor ve rüzgarla oradan oraya savruluyorlar. Nedense son birkaç yıldır çevremdeki çoğu insan çevremiz niye böyle pis, niye belediye görevini yapmıyor,  diye şikayet etmekte… Biraz eğitim gerekli, belki de önce biraz uyarı ve ceza ile bu eğitimsiz hemşehrilerimizi bilgilendirmemiz gerekecek… Bu arada yaşadığımız bölgeye her yaz yabancı yatlar gelir en azından 3-4 gün alargada zaman geçirirlerdi. Maalesef mavi kartın hediyesi olarak bu yaz şu ana kadar hiç gelen yabancı yatçı yok. Madalyonun tersinden bir görünüşü…
          Spetses Adası bir tersane cenneti adeta… Ahşap teknelere bakmaya kıyamıyorsunuz, eskiyi o kadar iyi koruyorlar ki… Bizim de şu an 1985 model Tombaz Ustanın eseri klasik bir teknemiz var, güya satılık… Kıymetini bilecek biri olamadığı için kaç yıldır çifte tekne sahibiyiz. Komşuya gidince nedense temizlikleri ve fazla modernliğe teslim olmamış olmalarından huzur buluyorum kendi adıma. Bizde ise her şeyi çok çabuk tüketmek adeta moda haline geldi.
 

Spetses Adası
          Denizde de aynı hırs var. Bakıyorsunuz geçen yıl 33 ft tekne alıp bu işe yeni başlayacağını söyleyen komşunuz hooopppp bu yıl teknesini yenilemiş, pardon (52ft örneğin) büyütmüş olarak arz-ı endam ediyor. Nedeni bence çok basit; yelkenli teknesi ile yelken amacı ile denize açılan çok az deniz sever var. Bu kocaman yatlar ev gibi kullanılıyor.
          Konudan konuya geçiyorum, Spetses Adası’nda tersanenin yanında yelken kulubü, onun yanında charter teknelerinin bağlandığı rıhtım… Kıyı sevimli tavernalarla dolu… Tersaneler de tertemiz tabii ki. Bizde nedense tersane dedik mi hemen bir dağınıklık ve çevrenin özensizliği akla gelir. Bu adada da faytonlarla turistleri tüm kıyı boyunca gezdiriyorlar… Bu ada da susuz ancak yine düzenli olarak çift tanker sürekli su takviyesi yapıyor adaya. Hiçbir konuda adada olduğunuzu, herhangi bir şeyin eksikliğini hissetmiyorsunuz. Sadece vızır vızır gelen giden su tayyareleri, boy boy gemiler ve yine deniz taksileri adada olduğunuzu hissettiriyorlar…



          Ana karada Pire’de kıyı boyunca her yer ya temiz plaj (herkese serbest) ya da marina (aşırı lüksü de var mütevazı olanı da) Enteresan olanı şehrin içinde birçok sürat teknesi de karada çekek yerinde. Hafta sonu veya binecekleri zaman römorku ile atıp çekmesi çok daha kolay ve ucuza geliyormuş. Biz de ise hiçbir yerden kolay kolay denize atma-çekme olanağımız yok her tarafımız neredeyse deniz olan ülkemizde…


          Nispeten daha az turistik olan adalarda ve ana karada her yerde bol bol yelken okulu, yelken kulübü ne derseniz var, yan yana bile gördük. Biz de ise hemen bir rekabet ve bir diğerini kötüleme durumu oluyor. Halbuki çevremdeki kulüplere bakıyorum her birinin öğrencisi, sporcusu farklı farklı kesimlerden ve belki her birine de gereksinim var. Birbirlerine köstek olacaklarına birlik olsalar bu spor ve deniz adına daha olumlu işler yapılabilir. Örneğin her kulübün iyi kötü bir yer sorunu var, yarışlara giderken teknelerin, malzemelerin transfer sorunu var… Birlikte hareket edilemez mi?
          Bir de komşuya gidince nedense bize göre biraz daha estetik ve denizci tekneleri kullanıyorlar gibi gerek balıkçılar gerekse tur tekneleri tabii ki ahşap tekneleri kastediyorum. Allah aşkınıza tur tekneleri artık resmen kat çıkıyorlar teknelerine … Nasıl ruhsat alabiliyorlar diye hep hayıflanıyorum. Ayrıca insanlar nasıl da doluşup biniyorlar onu da pek anlayamıyorum. Bu ufacık konuları biraz görünce pek de denizci millet olduğumuz söylenemez.
          Yine de umudumuz yitirmemekten yanayım bakıyorum pek çok balıkçı tanıdığımın çocukları isteyerek denizcilikle ilgili okullara gidiyorlar işin ilmini öğrenince belki bu tip aksaklıklar da ileri de azalacaktır. Ne de olsa eğitim hepimize artı değerler katar.
          Gerek denizde gerek karada daha temiz bir ortamda yaşayabilmek, bizden sonraki nesillere de bu güzellikleri yaşayabilme fırsatını devredebilmek umudu ile… Herşeyi yetkililerden beklemek yerine sivil toplum örgütlerinin artarak toplumu eğitmesi de gerekiyor sanırım…
           Çok uzağa değil yanıbaşımıza gidip komşumuzdaki düzenliliği görünce biraz uyum sağlama zor oluyor bu nedenle kısacık bir şeyleri paylaşmak istedim.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • hakan özcan - 22 Ağustos 2017 Salı 16:51
    Hafta sonu veya binecekleri zaman römorku ile atıp çekmesi çok daha kolay ve ucuza geliyormuş. Biz de ise hiçbir yerden kolay kolay denize atma-çekme olanağımız yok her tarafımız neredeyse deniz olan ülkemizde
  • Güngör onal - 18 Ağustos 2017 Cuma 20:41
    Komşudan öğrenecek çok şey var desenize. Organize olmanın önemi ve gerekliliği fark edilmeden çözüm zor bence
  • Ufuk Dişli - 18 Ağustos 2017 Cuma 19:37
    Çok güzel bir yazı kutlarım.Hem bilgilendirici hem de eğitici.Ne yazık ki gerçek deniz ve doğa severler dışında resmi kurum ve yetkililerden umudumuz YOK.Sevgiler
  • Adnan Mahçup - 17 Ağustos 2017 Perşembe 22:22
    Derdimize derman bir yazì...Kaleminize saglik, Arzu hocam...
  • Şevki Avcı - 17 Ağustos 2017 Perşembe 20:08
    Mavi Kart konusuyla ilgili Belediye Görevlileri "Mavi Kart alacaksınız. Gerektiğinde ya da Arada bir de boşaltım yapıp, kartınızı işleteceksiniz..." dediklerinde itiraz ettim. 6.5 m. olan teknenin mutfak, tuvalet ve banyosu yok. Açık güverte. Bu nedenle kapsam dışı dedim. Yönetmeliği gösterdiğim halde, Sahil Güvenliğin bin 200 lira ceza kesebileceğini söylediler. Bu yüzden evraklarımın arasında bu
    yönetmeliği de (http://mavikart.cevre.gov.tr/mevzuat/GENELGE%202013-12.pdf) taşıyorum.
    Yazının bütünü için tebrik ve teşekkür ederim. Özellikle konut olarak kullanılan teknelere değinmiş olmanıza sevindim. Denizi ya dolduruyoruz ya da karanın bir uzantısı gibi kullanıyoruz. Dahası, istemediğimiz her türlü atığı savurup gömebileceğimiz bir ortam olarak görüyoruz. Denizci toplumlarla çok büyük anlayış farklılığımız var. Üzgünüm, ama gerçek bu.