Arzu VARICI ERSOY

arvaer@gmail.com 25 Haziran 2018 Pazartesi 15:47 DİĞER KÖŞE YAZILARI

YELKEN KULÜPLERİ

YELKEN KULÜPLERİ…
 
Çocuklarımızın mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi, doğayı ve insanı severek büyümeleri için en kolay yol ilk fırsatta okumayı öğrenir öğrenmez bir yelken kulübünün yolunu tutmak… İster optimist ile tanışsın, ister kürek, ister yüzme, ister sörf ne derseniz deyin sadece uzun yaz tatili günlerini deniz ile iç içe geçirerek bu hayatı öğrenmeleri… Her yaz dönemi olduğu gibi kulüplerimiz yeni kurs dönemlerine başladılar, yine mini mini birçok çocuğumuz boylarından büyük tekneye binebilmek için ilk çabalara başladılar. İnsanın onların o çabalarını görünce nasıl canı kaynıyor anlatamam. İlk günlerde korkak ürkek olan arada bir  annelerini izleyip kontrol eden ufaklıklar 3-4 gün içinde artık çantaları sırtlarında kendileri gidip gelmeye başlıyorlar. Hatta ilk hafta artık evdekilere öğrendikleri yeni sözcükleri, teknelerinin ayrıntılarını “siz bilmezsiniz ama” diyerek anlatmaya başlıyorlar. Bence bu işin alfabesi optimist ile konunun temelini öğrenip sonrasında diledikleri rüzgar sporuna geçebilirler. Yurdumuzda da artık her deniz kıyısında birçok yelken okulumuz var Türkiye Yelken Federasyonu’muzun denetiminde ve desteğinde …




 
Kulüplerin sadece yarışlarda başarılı sporcular yetiştirmek gibi bir misyonları olmaması gerekir diye düşünüyorum. Tabii ki başarılı olup bayrağımızı uluslararası yarışlarda temsil etmek ayrıca bir gurur kaynağı. Antrenörlerinin desteği ile özveri ile çalışıp bu işe gönül veren bu tip sporcularımız hepimizin gururu ancak centilmence yarışıp, çevresine, arkadaşına saygılı bireylerin yetişmesine katkı sağlamak bu işe gönül vermiş hepimizin en büyük mutluluğu.
Küçücük yaşta sporcu olup evinden uzakta arkadaşları ile yalnız kalıp yarışlara gittiklerinde bazen hastalanan bir arkadaşına ablalık abilik yapmak, kürsüye çıkan bir arkadaşının sevincine ortak olmak, fırtınalı bir havada yardım isteyen arkadaşına yarışta bile olsa dönüp yardım etmek, bazen ailelerini özleyip birlikte duygulanmak, yeri geldiğinde antrenörlerini kızdırmadan dozunda haylazlık yapmak, okuldaki arkadaşlarına fark atarak birçok tarihi turistik yerleri görmek yarışlara gittiklerinde… 7 yaşında bu işe başlayan minikler 10 yaşında kendi çantasını hazırlayıp, kamp hayatındaki disiplini öğrenip sorumluluk sahibi olmayı öğreniveriyorlar. Katıldığı ilk yarışlarda yarışı bitirebilmesi bile büyük başarı sayılan miniklerimiz sonrasında başlara geldikçe hem aileler hem antrenörler mutlu oluyorlar. Tabii ki dozunda sevinip çocuklarımızı hırsla fazla yormamak gerekiyor. Çünkü bu güzel bir spor her yarışta her an başarılı olmak çok kolay değil yeter ki bu işi severek yapıp düzgün bireyler olsunlar. İnanın kış günleri okullarından uzak kalıp yarışlara katılan sporcularımızın dersleri ile ilgili hiçbir sorunları olmuyor,  her ikisini de güzelce becerebiliyorlar disiplinli olduktan sonra.






 
Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili (çok klasik de olsa)denizcilik okullarımız daha da artmalı,gençlerimiz bu konularda da eğitim alıp deniz hayatında birçok sektörde çalışma olanağı bulmalılar.Gemi inşaatı,mimarlık,aşçılık,kaptanlık,bakım-onarım işleri,antrenörlük,hakemlik,marina hizmetleri o kadar çok dalları var ki denizde emek verip çalışmayı yeğleyen gençlerimiz için…

Küçücükten bu işe gönül vermelerini sağlamak, ailelere bu sporun güzelliklerini anlatabilmek adına kulüplerimize çok büyük sorumluluk düşmekte…Yıllardır deniz ile iç içe olduğum için buna ilk desteği veren aileme de teşekkürü bir borç bilirim, eşim ile de deniz sayesinde bir araya geldik ve yine gençlere bu sevdayı tanıtmaya gayret ediyoruz, ne mutlu ki ilk günkü heyecanla aynı amatör ruhla gençlere örnek ve destek olmaya çalışıyoruz…

Fotoğraflar: Arzu Varıcı Ersoy © Copyright
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 6.2648     EURO 7.3190     IMKB 96604     ALTIN 242,604