Bora ERDEN

bora.erden@kechisailing.com 08 Nisan 2018 Pazar 16:51 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ALTMARK OLAYI - 1. BÖLÜM



ALTMARK OLAYI
 
BİR DENİZ HUKUKU PROBLEMİ
 
 
         Almanlar, daha İkinci Dünya Harbine doğru ilerleyen gerginlik yıllarından itibaren İngiltere ile savaşa girdiklerinde; en önemli konunun çoğu ham maddesini dışarıdan ithal eden ada devleti İngiltere’ye gelen lojistik nakliyatın engellenmesi olduğunu biliyorlardı.
 
        Lojistik nakliyatın etkin şekilde engellenmesi için; İngiltere’ye gelen konvoylar öncelikle Alman Donanmasının cep savaş gemilerince açık denizde avlanacak, tek gemilere silahlandırılmış ticari gemilerle angaje olunacak, ana kıtaya yaklaşan konvoy ve gemilere U-botlar saldıracak, bu taarruzlardan kaçmayı başaran gemilere dökülecek taarruzi mayınlarla kayıp verdirilecek, limanda olan gemiler ise Luftwaffe’nin hava saldırılarına maruz kalacaktı.
 
        Bahse konu taktik düşünce doğrultusunda inşa edilen 4 cep zırhlısı GRAF SPEE, DEUTSCHLAND, SCHEER ve HIPPER’ın harekata hazır hale gelmiş olmaları, okyanusta aylarını geçirecek bu gemiler için yeterli değildi. Okyanus sularında hiç müttefiki olmayan ve olmayacağı da öngörülen Almanya’nın bunu sağlaması için tek yolu, akıncı gemilerine gerekli yakıt ve gıda ikmalini sağlayabilecek lojistik gemileri inşa etmekti. İşte ALTMARK’ın doğuşuna sebep olan bu ihtiyaçtı. Eş gemileri DITHMARSCHEN, ERMLAND ve WESTERWALD (1) ile birlikte 1937 yılında kızağa konuldu. Gemilerin deplasmanı 10847 ton, tam yükte tonajı 22500 ton olacaktı; hızları da 21 kts olarak tasarlandı.
 
        ALTMARK, bu planlara uygun olarak, Kiel’deki Howaldts-Werke tersanesi tarafından inşa edildi. Geminin boyu 178 mt., genişliği 22 mt., draftı 10 mt. ve hızı 21 kts idi. 4 adet 9 silindirli MAN dizelleri 21400 HP güç üretiyordu. 14 Kasım 1938 günü yapılan törenle gelecekte yaşayacaklarından ve deniz hukuku derslerinde emsal olacağından habersiz donanmaya katıldı.
 
        II. Dünya Harbinin gittikçe yaklaşan ayak sesleri Almanları lojistik gemilerinin okyanusa açılmasının zamanının geldiğini gösteriyordu. Nitekim artan gerginliğin ortasında ALTMARK, 6 Ağustos 1939 günü rotası Arthur Limanı/Texas ve görünürdeki görevi 15000 ton motorin almak kaydı ile Manş Denizi üzerinden Atlantik’e açıldı ve 19 Aralık 1939 günü ALTMARK 15000 ton motorin ikmalini yapmış olarak, muhtemel düşman ülkelere emare vermemek için Almanya rotasına viyalayarak avara etti.
 
        21 Ağustos 1939 günü telsiz kamarasına düşen kriptolu “Harp Tehlikesi” mesajı, rutin seyir faaliyetlerini yürüten gemide heyecan yarattı. Kaptan Dau, hemen geminin rotasını değiştirerek Atlantik sularında kaybolmanın yollarını aradı. Aynı gün GRAF SPEE cep zırhlısı da Wilhelmshaven limanından avara ederek planlanan akın harekatı için ileri harekete geçti.
 
        Çok değil, bu gelişmeden daha 4 gün sonra gelen ikinci mesaj ise heyecanın katlanmasına sebep oldu : “Steuerbordlampe brennt nicht mehr (2) ”. Bu kodun anlamı, “harbin çok yakın olduğu ve tüm trafik hatlarından uzak bulunulması” gerektiği idi. Emre istinaden Kaptan Dau ve seyir subayı daha önceden incelenen harita üzerindeki tüm trafik hatlarından uzak bölgelerden geçiş yapacak şekilde bir seyir planı çıkardılar. Dau, artık bundan sonra gelecek emirler için beklemeye başlamıştı. Bu bekleyişte uzun zaman almadı. 28 Ağustos’ta Berlin’den gelen emirde ALTMARK ve GRAF SPEE’nin ilk buluşmasına ilişkin yer ve zaman belirtilmişti. Her iki gemi de ticari ve askeri her türlü suüstü temasından kaçınarak Batı
 

1) O tarihte tarafsızlığını korumaya çalışan Norveç’in karasularında yaşanan diplomatik kriz sonrasında geminin ismi NORDMARK olarak değiştirildi.
2) Steuerbordlampe brennt nicht mehr : Sancak borda feneri söndü.


       Afrika’daki Cape Verde Adalar bölgesine 1 Eylül 1939 günü buluşmayı gerçekleştirmek için yeni rotalarına dümen kırdılar.
 
       ALTMARK’ın Kaptanı Dau, intikal esnasında karşılaşılabilecek herhangi bir gemi tarafından bu sulardaki Alman varlığının keşfedilmemesi için personele hummalı bir çalışmaya başlattı. Gemi sarıya boyanacaktı. Tüm bacalar, direkler, güverte ve ambar kapakları sarıya boyandı. Geminin ismi de Oslo limanına kayıtlı bir Norveç gemisi ile değiştirildi. Artık gemi bordalarında ALTMARK değil; SOGNE yazılıydı ve Alman bayrağı yerine Norveç bayrağı çekildi. Her şey olası bir İngiliz savaş gemisi ile karşılaşma yaşanması halinde bile düşmanı kandıracak kadar iyi hazırlandı.
 
        Almanların güçlü Wehrmacht (3) birlikleri ile Polonya’yı işgal ettiği 01 Eylül günü, her iki gemi beklenildiği gibi sorunsuzca buluştular. 3 Eylül’de İngiliz ve Fransız devletlerinin  birkaç saat arayla Almanya’ya savaş ilanından sonra ALTMARK ve GRAF SPEE’ye Freetown’ın birkaç yüz mil açığındaki bekleme mevkilerinden Güney Afrika’daki daha güvenli sulara intikal etmeleri emredildi. Bu bölgede 27 Eylül’e kadar bekleyen ve çeşitli zamanlarda yakıt ve yiyecek ikmal yapan gemiler bu tarihten sonra GRAF SPEE’nin akın harekatına başlayacak olması nedeniyle 14 Ekim’de tekrar buluşmak üzere ayrıldılar. GRAF SPEE, ilk avını bulmak için denizi taramaya, ALTMARK ise 14 Ekim’e kadar fark edilmemek için açık sulardaki bekleme mevkiine intikal etmeye başladı.
 
        27 Eylül - 6 Aralık 1939 arası 3 randevu gerçekleştiren gemiler yakıt ve yiyecek ikmallerini gerçekleştirdiler. Bunun haricinde her buluşmada GRAF SPEE’nin avladığı gemilerden de esir alınan İngilizler ALTMARK’a naklediliyordu. 6 Aralık günü GRAF SPEE’nin alımlı bedeni suları yararak ALTMARK’a yanaştığında kimse bunun son bir randevu olduğunu tahmin edemezdi. Halbuki GRAF SPEE bu seferde de 2 gemiyi avlamayı başarmış muzaffer bir Alman gemisi olarak sancağını gururla dalgalandırıyordu. 2 Aralık günü 10441 tonluk, yün yüklü DORIC STAR isimli gemi batırılmış ve mürettebatı GRAF SPEE’de esir alınmıştı. 3 Aralık günü ise 7983 tonluk, et, yağ ve yün taşıyan TAIROA ticaret gemisi batırılarak personeli gemiye alınmıştı. Hızlıca gerçekleştirilen yakıt ikmali ve esir transferinden sonra müteakip 7 Aralık sabahı GRAF SPEE son harekatına, ALTMARK ise geleceğinin belirsizliğine üzerindeki 299 esir ile birlikte dümen kırdı (4). Aynı gün GRAF SPEE’nin karşılaştığı buğday yüklü STREONSHALK, bu Alman gemisinin son avı oldu


      ALTMARK’ın Kaptanı Dau

        Bu ayrılıştan sonra Kaptan Dau, hem Ağustos ayından beri kara yüzü görmeyen yorgun ve sıkkın personeli, hem de diğer buluşmalarda katlanarak artacak esirlerin ibade ve iaşesini düşünüyordu. Gemi doktoru Dr.Tyrolt ise her gün esirlerin sağlık muayenelerini yapıyor ve gemide biriken esirler arasında herhangi bir salgın hastalığın gelişmesinden endişe ediyordu. Geçen günler sıkıntı ve kederi beraberinde getirir olmuştu; buna dayanmak ise en zorlu tecrübe idi. 16 Aralık günü gemide bazı boya faaliyetleri ile birlikte gemi ismi de değiştirildi; bu zamana kadar “SOGNE” ismiyle dolaşan geminin adı artık “HAUGESUND” olacaktı.
 
3) Whermacht : 1935-1945 yılları arasında Alman Genelkurmay Başkanlığına verilen isim.
4) Bkz. Deniz Kuvvetleri Dergisi, Kasım 2007, Sayı : 600, Bir Komutanın Kaderi Gemisinden Ayrı Olamaz.


        17 Aralık 1939 tarihinde Montevideo limanında kendi personeli tarafından batırılan GRAF SPEE’nin hazin öyküsü birkaç gün sonra ALTMARK’a ulaştı. Haberi alan Dau, zabitan ekibini salonda toplayarak durumu izah etti. Önceleri inanmakta zorlansalar da acı gerçek önlerinde serili idi. GRAF SPEE, hayatına son vermişti. Bu elemli hikayenin tesiri ardından karşılaşılan soru, artık onların cevaplanması güç sorunu olmuştu : Şimdi ALTMARK ne yapacaktı ? İngilizler Alman zırhlısı ile işlerini bitirmişlerdi fakat bu gemiye yardımcı olan bir Alman yardımcı gemisinin de bölgede olduğunu gayet iyi biliyorlar ve bir sonraki muhtemel Atlantik’e varacak veya varmak üzere olan akın gemisine de bu geminin destek sağlama ihtimalini biliyor olmalıydılar. Şimdi aranan gemi ALTMARK’tı. Nitekim bu sezgiler çok da yanlış değildi. Churchill, kendisine verilen bilgiler ışığında Birinci Deniz Lordu, Amiral Sir Dudley Pound’a geri intikalde bulunan İngiliz gemilerinin Güney Atlantik’te bulunduğu istihbar edilen Alman yardımcı sınıf geminin bulunmasını emretmişti. Bu emirle İngilizler için ikinci bir yakala-batır mücadelesi daha başlamış sayılırdı.
 
           Alman gemisinin salonunda cereyan eden toplantıya geri dönersek; kaptan ve personel iki seçenek olduğu konusunda hem fikirdiler. Birinci seçenek, hızla Almanya’ya geri dönmek, ikincisi ise Antarktik’in soğuk sularına hareket edip oradaki sularda gizlenmek ve bu taze olayın ardından Atlantik’te toplanmış İngiliz gemilerinin geri dönmesini bekleyerek olaylar yatıştıktan sonra geri intikale geçmekti. Birinci seçenek İngiliz savaş gemilerinin yaratacağı tehlikeden ziyade Başçarkçı Schleusner’in dikkati çektiği geminin makinalarının acil bakım ihtiyacından dolayı daha mantıklı göründü. Böylece hem İngiliz filolarından sakınılacak hem de önünde daha millerce yol olan makinaların gerekli gücü sağlayabilmelerine imkan verilecekti. Toplantı sona erdiğinde gemi zabitleri daha güç koşullara göğüs germeleri gerekeceğinin ve sonu iyi bitmesi umulan bir geri dönüş planına başladıklarının farkındaydılar. ALTMARK, yeni ismi “HAUGESUND” adıyla bekleme mevkiinden ayrılarak daha güneye, Antartik’in soğuk ve buzlu sularına 15 kts. süratle ilerlemeye başladı.


ALTMARK Personeli. 1- 3’ncü  Kaptan Walter Schmidt, 2- Kaptan Dau, 3- Başçarkçı Schleusner

        İstenildiği kadar güneye vardıklarında soğuk ve buz en azılı düşmanları haline gelmişti. Her şey donuyor, donan su boruları ve çelikten bir hal almış hareket etmeyen malzemeleri açmak için yoğun çabalar harcanıyordu. Başçarkçı ve ekibi ise bir an önce arızaları bitirmek ve makineleri eski gücüne getirmek için var güçleri ile çalışıyorlardı. Esir alınan gemilerin mürettebatı namı tüm dünyayı saran Nazi kamplarına her geçen gün biraz daha yaklaştıklarının endişesi içindeydiler. Onların umudu da geri dönüş yolunda İngiliz muhriplerinin ALTMARK’ı bulması yönünde idi. Hatta bazıları buna kesin gözüyle bakıyorlardı. GRAF SPEE’nin batması ile özgür kalan gemideki esirler diğerlerinin ALTMARK’ta olduğunu İngiliz makamlarına iletmiş olmalıydılar. Bu sayede İngiliz gemilerinin de esir edilen bunca insan için bir arama faaliyeti yapacaklarını biliyorlar ve bu çabaların sonuçsuz kalmayacağını düşünüp kurtuluş günlerinin hayalleri ile hayata sıkı sarılmaya çalışıyorlardı. Gemideki bu iki zıt fikir ve dualar ile aslında ileride yerini bulacak, bu olaylar da tarihe ve deniz hukuku derslerine not olarak düşülecekti.
 
        Yılbaşını Antartik’te geçiren ALTMARK, materyal hazırlıklarını tamamladı. Bir seri deneme seyri yaptıktan ve çıkan sorunlar giderildikten sonra gemi tekrar boyandı ve adı “CHIRIQUI” olarak değiştirildi. Tüm hazırlıklar tamamlanmış halde 24 Ocak 1940 günü 19 kts. süratle bu sert iklimli çılgın denize elveda diyerek kuzeye, Almanya’ya dönüş - eve dönüş, yolculuğuna başlandı.
 
         Şubat ayı başında Kuzey Atlantik’e geçiş yapan ALTMARK, artık daha iyi bildiği, iklimine alışık olduğu ancak daha tehlikeli olan sularına geri dönmüştü. Dau, geriye kalan ve İngilizlerin onları tespit etmesi neredeyse kesin olan sularda hangi rotalardan dönmeleri gerektiği konusunda bir toplantı yaptı. Aklında Faroe Adaları ile İzlanda arasından İzlanda’nın 15/20 mil güneyinden iç sulara girmek fikri vardı. Buna alternatif İzlanda kuzeyinden geçerek iç sulara sızmak olabilirdi ancak bu da daha fazla zaman alacağından düşmana da daha fazla tespit zamanı sağlanmış olurdu. Toplantıda tüm alternatifler görüşüldükten sonra Dau’nun söylediği rotada gidilmesine karar verildi ve buna göre hazırlıklara başlandı.
 
          İzlanda sularına yaklaşıldığında gemi personeli, her dakika diken üstünde vardiya tutuyor ve hiçbir duman, siluet veya ışık huzmesini gözden kaçırmamak için büyük çaba harcıyordu. Geminin selameti ve kendilerinin yaşamı, bundan da ötesi Alman Donanmasının hayati akınları buna bağlı idi. Artan tansiyon ile birlikte altı aydır uzak kalınan memleketin, sevdiklerinin ve karada olmanın özlemi içlerini dolduruyordu. Bu seyrin endişesinin üstünü kurulan güzel hayaller ve vatanda olan bitenlere duyulan merak örtebiliyordu.
 
        Dau’nun planı, Reich Hizmet Gemisi statüsüne bürünerek o tarihlerde tarafsız olan ve bunu korumak için yoğun gayret gösteren Norveç sularından geçerek Alman karasularına ulaşmaktı. Norveç sularına vardıktan sonra olacaklar hem talihlerine hem de Alman hükümetinin Norveç üzerindeki baskısına bağlı olacaktı. Yalnız Hizmet Gemisi olmak için önce gemiyi silahlı gemi durumundan silahtan arındırılmış gemi statüsüne sokması gerekti. Dau bu çerçevede Norveç sularına girmeye bir gün kala gemideki tüm silahların sökülerek ambarlarda iyice saklanmasını, geminin orijinal adının  yazılmasını ve Norveç sularına girdikten sonra silahsız ikmal gemisi olduklarını gösteren Reich Hizmet Sancağının çekilmesini istedi. Gemideki esirlerin fark edilmemesi içinse iş kaptana kalıyordu. Ne yapıp edip Norveçli görevlileri alt güvertelere indirmeyecekti.
 
        14 Şubat 1940 günü ALTMARK, Norveç sularına girdi. Almanlar aylardan sonra kara yüzü görmenin neşesi içindeyken Fosen’daki Linesoy sahil güvenlik birimi için rutin günlerden biri olan bu gün ALTMARK’ın liman girişinde belirmesi ile ters düz oldu. ALTMARK, sakince Trondheimsfjord’un kuzeyindeki Halten’a doğru seyretti. ALTMARK’ın bu sulara girişi, Oslo, Londra ve Berlin’de büyük bir hareketliliğe neden oldu. Atlantik’te sanki hayalet gemi haline dönüşen ALTMARK’tan ne İngilizlerin ne Norveçlilerin ne de Almanların iki aylık bir zamandır herhangi bir bilgisi yoktu. Bu durumda ne yapılacağı konusunda üç taraf da kendi açısından hal tarzlarını belirliyordu. Almanlar, geminin tarafsız sulardan Norveç gemilerinin himayesinde geçerek Alman hava üstünlüğü sağlanmış sulara kadar getirilmesini istiyor, İngilizler gemide olduğu bilinen İngiliz esirlerini geri almak istiyor, Norveçliler ise tarafsızlıklarını koruma mücadelesini devam ettirmeyi amaç ediniyordu.
 
        Norveç Deniz Kuvvetleri olayları yakından takip etmek için tüm öğleden sonra ALTMARK’ı izlemek üzere Yüzbaşı F.W. Munster komutasında torpido botu TRYGG’i görevlendirdi. ALTMARK, TRYGG gözetiminde Edoyfjord’una vardığında gemiden bir subay ALTMARK’ı kontrol etmek için gemiye çıktı. Esirler tespit edilir veya silahlar bulunursa Dau’nun iddia ettiği hukuki statü bozulmuş olur, hele ki esirler bulunursa esirlerin Norveçlilere teslimi aylardır yapılan Alman akın harekatını taçlandıran bu ganimetin elden gitmesine neden olurdu. Dau hiç olmazsa esirlerle birlikte Almanya’ya dönmek istiyordu. Bu noktada artık silahlar değil, Dau’nun ikna kabiliyeti ve ülkeler arası baskı politikası ve farklı farklı blöfler ön plana çıkacaktı. Nitekim Norveçli subay gemiye çıktığında Dau, gemisinin Arthur limanından Almanya’ya motorin götürmekte olduğunu, 133 gemi mürettebatından başka personelin gemide bulunmadığını anlattı. Ayrıca askeri gemiden ziyade Alman bandıralı yük gemisi olduğunu ve kılavuz kaptan eşliğinde Stavanger yakınlarındaki Kopervik’e gitmek istediğini belirtti. Norveçli subay incelemeyi gemi jurnaline yazdıktan sonra ilerlemesine izin verildi. Kaptan çok rahatlamıştı; bu safhayı atlatabilir de Luftwaffe’nin (5) kanatları altında yerlerini alabilirlerse artık hiçbir İngiliz gemisi onlara yaklaşamazdı. Ancak durumdan İngilizler kadar memnun kalmamış olan başka biri daha vardı : 2’nci Deniz Savunma Bölge Komutanı Tümamiral Tank-Nielsen. Nielsen, karasuları içinde Norveç donanmasının ALTMARK’ı izlemesi ve gözetlemesini emretmişti ancak TRYGG tarafından yapılan incelemeden de tatmin olmamıştı. İngilizlerden gelen doğruluğu yüksek istihbarat bilgileri ışığında gemide İngiliz esirleri bulunmaktaydı. Bu çerçevede Nielsen, gemi kontrolünün daha tecrübeli bir isim tarafından yapılmasını istedi ve ALTMARK akşam Alesund limanına varır varmaz Yarbay H.H.Simensen komutasındaki torpido botu SNOGG tarafından geminin bir daha incelenmesini emretti. Yalnız akşam ikinci defa gerçekleştirilen aramada Kaptan Dau Norveçli subayları yine ikna etmeyi başarmış ve alınan sonuç aynı olmuştu. Bununla birlikte Dau’nun Norveçlilerden tek isteği bu olmamıştı; durumun hayatiyeti göz önüne alındığında ALTMARK’ın Norveç karasularının koruması altında tutarak Alman sularının daha yakınına varmasını sağlayacak Bergen Savunma Bölgesi’nden geçirilmesine müsaade edilmesini talep etmişti. Ancak Bergen Savunma Bölgesinden sadece gündüz geçişe izin veriliyordu. Bu nedenle Dau araştırma biter bitmez; gün ışığını kaçırmadan Savunma Bölgesinden intikal edebilmek için; Norveç torpido botu SNOGG ile birlikte bölgeye intikale başladı. Seyre devam ederken gerginleşen ortamda Norveçliler kendi tarafsızlıklarını gerekirse güç kullanarak korumak maksadıyla SNOGG torpido botunun yanına bir de DRAUG isimli muhriplerini eklediler. ALTMARK, anavatanına varmak için çabalarken Norveçli üst düzey makamlarca aramaların sonuçları halen tatmin edici bulunmamıştı. Tartışma devam ediyor, ALTMARK’ın devlet gemisi olup olmadığı, Hizmet Sancağını çekmiş olmasının hukuken gemiyi hizmet amaçlı devlet gemisi yapıp yapmadığı tartışılıyordu. Buarada Steinsund’un güneyindeki Sognefjord’unda SNOGG gemisinden gelen bir ekip gemiyi 3’ncü defa aramaya tabi tuttu ama sonuç yine değişmemiş ve herhangi bir kanıt bulunamamıştı. Amiral Nielsen, aramaların sonuçlarının değişmediğini görünce kurmay başkanı Albay T.Stamso’yu da yanına alarak Norveç muhribi GRAM ile arama yerine bizzat gitti ve incelemenin Albay Stamso koordinesinde yapılmasını istedi. ALTMARK’ın hukuki statüsünün de nihai kararı verilecekti. Dau, durdurak bilmeyen aramalardan sıkılmış, kaçıncı kere aynı şeyleri söyleyerek Norveçlileri ikna etmekten bunalmıştı. Her sefer bir başka yüksek riski yanında taşıyordu ve bu gidişle hepsini atlatmanın bir yolunu bulamayabilirdi. Bergen Savunma Bölgesine 7 mil kala GRAM, Hjeltefjord’daki Stureholmen açıklarında ALTMARK’ı durdurdu. SNOGG, GRAM gemisinin yanına çağrıldı ve komutanına gemiyi daha detaylı araştırması emredildi.
 

5) Luftwaffe : Alman Hava Kuvvetleri Komutanlığı

 
         Gemiye çıkmak üzere gelen Norveçli subayları gören Dau, bu kadar kösteklenmeyi de beklemiyordu. Norveçlilerin gemiyi daha detaylı arama taleplerini kabul etmeyen Dau, ALTMARK’ın gizli kalması gereken malzeme taşıdığını ve böylesine bir aramanın kabul edilemez olduğunu anlattı. Norveç donanma mensupları ise geminin Bergen Savunma Bölgesinden geçebilmesi için geminin aranması gerektiğini yoksa savunma bölgesine alınmayacaklarını belirttiler. Dau, her ne kadar savunma bölgesine girmese de Norveç karasularını terk etmeden intikal edebileceği sular olduğunu bilse de durumu Almanya’ya aktarmayı uygun gördü ve Oslo’daki Alman elçiliğine bir telgraf çekerek uluslararası hukuka aykırı olarak ALTMARK’ın karasularından intikalinin geciktirilmesinin kınanmasını istedi. Norveç makamlarına istedikleri bilgiler zaten verilmişti ancak şimdi yeniden durdurulmuştu. Dau, farkında mıydı bilinmez ama aslında telgraf çekerek Norveçlilerin koymuş olduğu düzenlemelerin alehinde davranmıştı.
 
        Norveç makamları halen yaşanan çekişmenin karmaşası içindeydiler. Norveç Birinci Deniz Lordu Amiral H.Diesen’e rapor edilen mesajın içeriğine göre ALTMARK’da savaş esirlerinin taşındığı duyumları mevcuttu; ancak gemi kaptanı Dau ile daha detaylı arama yapılması için uzlaşabilmek de mümkün görünmüyordu. Üstelik kaptanın söyledikleri bir yana Alman hükümetinin de şiddetli baskısı bu harekete engel teşkil ediyordu. Yine de artık bir karar verilmesi gerekecekti : ALTMARK bir devlet hizmet gemisi olarak savunma alanına girmesine müsaade mi edilmeliydi yoksa savaş gemisi vasfı ile mi değerlendirmek gerekirdi ? Dau, Alman sefaretine bir mesaj çekmek için Norveçli Amiralle GRAM gemisinde görüştü ve ALTMARK’ın savunma bölgesini kullanması için resmi talep yapıldı. Nitekim bu girişimler Almanların lehine sonuçlandı ve savunma bölgesinden geçiş yapmasına izin verildi; ALTMARK, devlet gemisi statüsü ile savunma bölgesinden geçecekti. Bu haberle ALTMARK’ta hemen hazırlıklara başlandı ve seyre kalındığı yerden devam edildi. Gemi mürettebatı durumdan oldukça hoşnuttu. Bu zamana kadar tepelerinde dolaşan kara bulutlar kaybolur gibiydi. Artık anavatan çok yakındı. Bu seyir süresince SNOGG ve sınıfı STEGG refakat gemileri ALTMARK’ı izledi. 16 Şubat öğleden sonra görevi karakol gemisi FIRERN devraldı.
 
        Bu zamana kadar geçen süre içerisinde İngiliz makamlarının aldığı zorlama tedbirleri de yok değildi. İngilizler de aynı Norveçliler gibi 14 Şubat günü ALTMARK’ın varlığından haberdar oldular. İngiliz esirlerini taşıdığına emin oldukları bu gemiyi şimdiye kadar bulmak imkansız iken Norveç karasularında görünen ALTMARK İngiliz donanmasını da harekete geçirdi. 14 Şubat 1940 akşamının geceye varan saatlerinde COSSACK, SIKH, NUBAIN, INTREPID ve IVANHOE adlı 5 destroyer ve ARETHUSA ve PENELOPE (6) isimli 2 kruvazör görünürde buz kalınlıklarının ölçümü maksadıyla limandan ayrıldılar; fakat asıl meselenin başka olduğunu çözmek her bir destroyere bindirilen birer, ARETHUSA kruvazörüne ise alınan dört zapt ve müsadere timi, bu seyrin amacının çok başka olduğunu işaret eder nitelikteydi. Gemiler, Albay Philip Vian komutasında 3 gruba ayrıldılar : İlk grup COSSACK, SIKH ve NUBAIN; İkinci grup IVANHOE ve INTREPID; Üçüncü grupta ise  ARETHUSA vardı. Her 3 grup da Norveç karasularında görünen ALTMARK’ı bulmak için keşif gözetleme faaliyetlerine başladılar. Yine de 16 Şubat’a kadar süren arama faaliyetleri neticesinde bir temas sağlamak mümkün olmamıştı. Buarada gelen istihbarat mesajlarından ALTMARK’ın 14 Şubat’ta 16.00’daki mevkii saptanmış ve 15 Şubat öğlen ise Bergen’i geçtiğine dair bilgiler gelmişti. Bu bilgiler ışığında Albay Vian gemileri tekrar mevkilendirdi. 16 Şubat geceyarısı ise Donanma Kurmay Başkanı Sir Charles Forbes’ten gelen acil kodlu mesajda harekatın öncelikli hedefinin ALTMARK olduğu bildiriliyordu. Albay Vian, birliği 6 mil aralıklarla tek bir hat üzerine yaydı ve Alman gemilerince Utsire’den Alman mayınlı deniz sahasının doğusuna geçmek için sıkça kullanılan bir rotayı kuzeye doğru taramaya başladı. Aynı zamanda İngiliz denizaltısı H.M.S. SEAL, Skudesnesfjord’un güney kısmında mevki almış; geçen gemileri tanımlıyor ve ALTMARK’ın geçişini bekliyordu. Bunlara ilave olarak Thornaby hava üssü de ALTMARK’ın geçişini tespit etmek için görevlendirilmişti. Üste bulunan Hudson tipi uçaklar ALTMARK’ı tespit için alarma geçirilmişti. İngilizlerin bu üsse güvenmelerindeki haklılık payı ilerleyen saatlerde ortaya çıkacaktı. Nitekim 16 Şubat günü 08.25’te havalanan Hudson K, M ve V havalandıktan 4 saat sonra üsse ilk tespit mesajlarını göndermişlerdi. Tanker Norveç’in güneybatı sahili yakınlarında tespit edilmişti. Müteakip mesajda da tahminen 6 kts. süratle Norveç sahili 2 mil açığında olduğu belirtiyordu. Alman gemisi Hudson uçakları ile uzaktan takibe alınmıştı. Ancak İngiliz makamları süratle gelen raporların doğruluğunu teyid etmek istiyorlardı. Takip eden izleme uçuşlarında kesin teşhis Hudson K/220 pilotu McNeil’den geldi. 3 Hudson uçağı takriben 8 saat sonra üslerine indiğinde herkes sonuçtan mutluydu.
 

6) PENELOPE kruvazörü, her ne kadar plana dahil edilmiş ve bu maksatla avara etmiş olsa da liman çıkışı pervanesine dolanan materyal harekattan alınmasına neden oldu.

 
        Gelişmeler devam ederken en çok zorlanan Suüstü Birliği Komutanı Albay Vian’dı. İlk teşhis raporu ile birlikte karasız kalan Vian da teyide ihtiyaç duymuştu. Ne de olsa daha evvel ALTMARK olarak teşhis edilen bir geminin aslında Danimarka bandıralı bir gemi olduğu görülmüştü. Bu nedenle gelen ilk düşman temas raporuna ihtiyatlı yaklaşmak gerekiyordu. Ayrıca temas raporlarının ard arda gelmesine karşın düşman mevkisinde 25 mile varan bir kayma vardı. Albay Vian bu sefer birliği ikiye ayırdı. Bir grup kuzeye Egero’ya doğru diğeri güneye Lister’a harekete geçti. 16 Şubat günü saat 13.50’de ARETHUSA aramasına devam ederken top başındaki silah subayı R.O.Roberts 020 kerterizinde bir gemi rapor etti. Gemi Norveç sahillerine yakın seyrediyordu. Silah subayı tespit edilen gemiyi ALTMARK olarak teşhis etti. Köprüüstünde bulunan Albay Q.D.Graham, silah subayı kadar emin olmasa da, durum filo komutanı Vian’a rapor edildi. Ardından direkteki bazı gözcülerin daha teması ALTMARK olarak teşhis etmesi ile duyulan şüphe azalmıştı. Vian, kruvazör köprüüstünden 8-10 mil açıktaki teması tam olarak teşhis etmenin ne denli zor olduğunu biliyordu; her ne kadar riskli olsa da temasın kesin teşhisi için zaman kaybetmeye lüksleri yoktu ve Vian, emin olabilmek için ARETHUSA’ya temasa yaklaşmasını ve gözle pozitif teşhisi koymasını emretti. ARETHUSA, bu emirle Norveç kıyılarının 1 mil açığında seyreden gemiye yaklaşmaya başladı. Yakından teşhis şüpheye yer bırakmamıştı. Alman Reich Sancağı ve geminin bordasındaki ALTMARK yazısı açıkça görülüyordu. ALTMARK’la temas sağlayan ARETHUSA Alman gemisine Norveç karasularından çıkacak şekilde batıya ilerlemesini bildirse de ALTMARK beklenildiği üzere bu çağrılara uymadı ve seyrine devam etti. Kesin teşhisle birlikte süratle bölgeye intikal eden INTREPID ve IVANHOE da muhasamat sahasına giriş yapmıştı. Albay Graham, INTREPID’e “ALTMARK’a yaklaşınız, sizi koruyacağım” emrini iletti. Bu emirle INTREPID, ALTMARK’a süratle yaklaştı; görevi ALTMARK’ı gerek muhabere gerekse gemi manevraları ile Norveç karasularından çıkarmaktı. Bu yönde önce ALTMARK’a “Derhal makinalarını durdurunuz”, ardından ise “Batılı rota ile ilerleyiniz” şeklinde ikazını yaptı. ALTMARK’ta İngiliz kruvazör ve destroyerinin kendini göstermesi ile yaşanan tedirginlik, INTREPID’in yaklaşması ve gemiyi saptırmak için yaptığı ikazlarla gittikçe artıyordu. Kaptan Dau, çok sıkı bir mücadelenin başlangıcında olduklarının farkındaydı; rotasını ve süratini koruyarak Jossingfjord’una ilerlemeye devam ediyordu. Bütün bunlar olurken halen duruma ciddi bir müdahalesi olmayan Norveç refakat gemisinin neden halen beklemekte olduğunu da merak ediyordu.

        Bir an önce gemiyi ele geçirmeyi planlayan Albay Graham, INTREPID’e “Her ne pahasına olursa olsun gemiyi ele geçirin” emrini verdi. Ancak ALTMARK’ın Norveç karasularından çıkıp da sarılmaya niyeti yoktu. INTREPID Komutanı Yarbay Gordon her ne kadar taciz atışı ile gemiyi sürmek için silah kullansa da ALTMARK rotasını koruyarak ilerlemeye devam etti. Bir süre bu deniz mücadelesi sürdü; ardından ALTMARK’ın sonunda İngilizlerin aralıksız tacizlerine boyun eğiyormuş gibi sürat azalttığı görüldü. INTREPID’deki zapt ve müsadere timi hazırdı. Tüm bunların ortasında kalan Norveç torpido botu ise İngilizlerin taciz atışları ile birlikte bu hareketleri protesto eder nitelikte gemi manevra ve çağrılarına başlamıştı. Yine de İngilizlerin zapt ve müsadere timi indirilen bota geçerek ALTMARK’a doğru ilerlemeye başladı. Tüm İngilizler neler olacağını seyrederken Kaptan Dau, tasarladığı manevrayı yapabilmeyi umuyordu. Bot ALTMARK’a varmak üzere iken bir anda gemi tam yolla ileri harekete geçti. ALTMARK’ın köpüklerinin arasında bot çaresiz Alman gemisinin gerisinde kaldı. Jossingfjord’una çok yakın olan ALTMARK neredeyse fiyorda girmek üzere idi. Yarbay Gordon, INTREPID bot ve timi gemiye alırken IVANHOE’ya ALTMARK’ı takip etmesini ve eğer halen durmazsa köprüüstünün taranmasını emretti. IVANHOE geride kalmış olmasına karşın son bir manevra ile ALTMARK’ı durdurmak için gemiyi de riske atarak ALTMARK’ın sancak bordası ile kara arasına girdi ancak bu cesur manevra bile ALTMARK’ın fiyorda girmesine engel olamadı. Fiyord içlerine ilerleyen ALTMARK fiyorda bağlı iki Norveç torpido botunu daha görünce durum daha da rahatlatıcı göründü. ALTMARK, kaptanının zekası ve gemisini tanıması sayesinde İngilizlerin ellerinin ucundan sıyrılmayı şimdilik başarmış görünüyordu. Fiyordun içinde buz kütleleri arasında duran ALTMARK Kaptanı hemen Alman makamları ile irtibata geçmeye çalıştı ve Oslo’daki Alman büyükelçiliğine haber verildi. Bir Norveç gümrük memuru gemiye alındı ve fiyord dışındaki diğer Norveç torpido botunun da limana girmesi ile durum geçici süreliğine kontrol altına alınmış oldu. İngilizler de diplomatik yollarla çözüm aramaya başlasalar da bu ısrarlar sonuçsuz kaldı.
 
        Peki bundan sonra ne olacaktı? Mevcut durum bir çıkmaz sokak gibiydi. Ne İngilizler ne Almanlar ne de Norveçliler bu şekilde devam edilemeyeceğinin farkındaydılar. Albay Vian, şimdilik fiyorddan çıkarak liman ağzında beklemeyi daha ihtiyatlı buldu. Ancak bunun için Norveçlilere Alman gemisinin bir kez daha aranmasını şart koşmayı düşünüyordu. Albay Vian, HMS Cossack ile liman dışına çıkarken İngiliz esirlerinin orada olduğunu bilerek elinden bir şey gelmemesinin acısını yürekten hissediyordu. Alman gemi personeli ise bu saatten sonra ancak diplomatik restleşmelerin kendilerini kurtarabileceklerinin biliyorlardı. İngilizler, Luftwaffe uçaklarının yakında bölgeye gelerek İngiliz gemilerini bölgeden çıkarmak için harekat icra edebileceklerinden veya Alman denizaltılarının olası bir saldırısından endişe duyuyor ve bu nedenle zaman kaybetmeksizin esirleri kurtarmak maksadıyla gemiye çıkmak istiyorlardı; ister hukuka uygun olsun ister olmasın. Ancak karar, Albay Vian’ı oldukça aşan diplomatik bir sürecin sonunda belirlenmeliydi. İngiliz Amirallik Dairesi süratle bir hal tarzı saptamalıydılar.
 

DEVAM EDECEK
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 4.7932     EURO 5.6125     IMKB 94082     ALTIN 189,938