Ömür Atila

denizcimimar@gmail.com 04 Kasım 2017 Cumartesi 21:06 DİĞER KÖŞE YAZILARI

MARMARA, BOZCAADA VE ŞERİF ALİ

 
MARMARA, BOZCAADA ve ŞERiF ALİ
 
Türkiye çevresinde bulunan Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz dört farklı bölge ve coğrafya’ya sahiptir güzel yurdumuz.
 

Türkiye haritasında Marmara bölgesi.
 
Marmara, Türkiye’nin Avrupa ve Asya kıtalarını birbirinden ayırır.  Karadeniz’e İstanbul boğazından, Ege denizine güney batı istikametinden Çanakkale boğazı ile bağlanır.
Neredeyse dünyada çepeçevre tek ülkeye ait kıyıları olan iç denizdir. Bu iç denizin adalarında bol miktarda mermer yataklarının olması sebebi ile ismi  (Yunancada: Marmaros = Mermer ) denilmiştir.
 

Marmara denizi yüzölçümü 11,350 km2’dir.
 
 
Marmara denizi boğazlar ile giriş çıkışı olan her ne kadar iç deniz gibi gözükse de gözü pektir denizciye, diğer denizlere benzemez kimi yerlerde rüzgâr çok daha fazla esmektedir. Akıntılı denizdir, lodosu da farklıdır, poyrazı da.
 
Bu iç denizin kıyısında bulunan İstanbul adaları (Prens adaları) diğer yandan Yalova, Armutlu, Gemlik, Mudanya, Bandırma, Marmara adaları, Şarköy, Tekirdağ, Marmara Ereğlisi, Edremit gibi yüzü bu iç denize dönmüş yerleşimler ve çevresinde çeşit çeşit denizciler doğmuş büyümüş ve ilk deniz maceralarını da bu kıyılarda yaşamış tatmışlardır.
 
Rahmetli Sadun BORO, eşi Oda BORO,  küçük can yoldaşları Miço ile 10,50 metrelik (S/Y KISMET) adlı yelkenli teknesiyle 1965 yılında dünya seyahatine yine bu denizden yürümüştür.
 
Hayatlara giren ilk kayıklar, tekneler, bot veya yelkenliler önce yakın kıyılara ardından Marmara denizi içi, çevresi seyir bölgeleri olmuş seyrüseferleri başlamıştır. Bakmayın harita da etrafı kapalı olduğuna, öyle göl gibi gözüktüğüne çetin denizdir ne yapacağı belli olmaz. Üstelik Türkiye kıyılarında olmayan açık deniz seyri gibi bir seyir de yapabilirsiniz. Orta hat gemi yolu üzerinden yola revan olduğunuzda bir müddet sonra sancak ve iskele kemere hattınızda hiç karayı görmeden gideceğiniz tek rota seyir bölgesidir.
 
Marmara da yaşayan denizcilerimizin gönüllerinde hep Ege özlemi yatar. Önce bir hayal üzere alınan tekneler ile İstanbul’a yakın marinaların, limanların, barınakların önleri kelebekler gibidir, biraz güven yerine gelince Prens adaları seyir rotasıdır artık ve ardından daha uzun etap seyir bölgesi olan Marmara adalarıyla devam eder. Ama öyle bir heyecan vardır ki yıllar geçse de bir sonraki seyir planı muhteşem Çanakkale boğazının tarihi ve doğal güzellikleri eşliğinde akıntılı sularından Ege’ nin o çivit mavisine çıkıştır. Bu çivit mavisi sizi güney Ege rotasını tercih edenler için Bozcaada ya götürecektir.    
 
Denizcilerin tabiî ki yol hikâyeleri de böylelikle başlamıştır. Yol diyorsam kara yolu değil elbet, deniz yolu ile her ne kadar bazen sakin, bazen çetin olan zorlu saatlerdir,  git git bitmeyen yollar deniz şartlarında ağır gidilen rotalar olsa da.  Sabırdır Marmara da her mil yol yapmak ama sonu mükâfattır Ege’ ye çıkış.  İstanbul yönü ile Marmara denizinden çıkan tekneler ağır da olsa yelkenliler ikinci gün selam eder mavi’yi. Bozcaada güneyden, kuzeye veya Marmara dan aşağıya güneye inenler için duraktır,  handır, bir soluk yeridir ve bir dost elidir. Hele ki uzun çıkışlar var ya kuzeye, hani o zor olan saatlerdir gece olmadan sığınılacak bir limanda karşılayacak bir güler yüz, bir yardım elidir.
 
İşte o güler yüzün adresi ve ilk teması ile yanaştığınız vakit palamar halatını uzatır Bozcaadalı Şerif Ali.
 
Yolu sık sık Bozcaada’ ya düşenler bilirler onu, ancak henüz tanımamış bilmeyenleriniz de vardır.  Denizciler deniz de bir birlerine her çeşit yardımı canı gönüllülük usulünde yaparlar.  Şerif Ali de her yönü ile yardım sever, yaptığı işin sorumluluğunu iyi bilen, çalışkanlığı samimiyeti esprili yaklaşımlarıyla hemen içiniz ısınır. Sanki uzun yıllardır tanıyormuş hissine kapılır ve kendinizi bir dost elinde olduğunu anlarsınız. Bir sıkıntınız olduğunda danışmaktan hiç çekinmeyiniz, beceriklidir,  pratik zekâlı oluşundan hızlı çözüme ulaştırır hemen sizi.
 

Şerif Ali ERMİŞ – Yat limanı iskele sorumlusu – BOZCAADA  -   Fotoğraf: Ömür ATİLA

 
Şerif Ali ERMİŞ ve Semih ÜNSAL / BOZCAADA  -  Fotoğraf: Ömür ATİLA)
Semih Ünsal,  okul dışında kalan zamanlar da yaz tatillerinde hemen hemen her gün Şerif Ali’ ye yardım için limana uğrar. Yatçılara güler yüzü ile gönüllülük esasıyla yardımcı olur. 
 
 
Şerif Ali ERMİŞ’ kimdir diyenleriniz olduğunu duyar gibiyim. Bozcaada’ nın çok eski denizci ailelerindendir. Aile büyükleri geçimlerini denizden kazandıkları hayatları ile çocuklarına bakmış yetiştirmiş ve yine çocukları da denizci olmayı seçip, mesleklerini sürdürmüş böylelikle büyüklerinden geçen hayat biçimi yine denizcilik olmuştur,  kandan denizcidir.
 
Dedesi iyi bir denizci yelkenciydi. Eskiler hatırlar 1980’lerde ortalama dört aracın sığabildiği genellikle büyük ağaç balıkçı tekneleri ile şimdiki yük yeri’ne 3 mil daha güney de Odunluk iskelesi ile Bozcaada arası kumanya, yük, yolcu taşımacılığı yapılmaktaydı. Babası da o yıllarda hem ada çevresinde balıkçılık faaliyetlerini hem de Odunluk iskelesinden yük, kumanya, araç taşımacılığı işi yapmaktaydı. Yaşı ilerlemiş olan babası artık bugünler de üzüm bahçelerinde bağcılık ile uğraşmaktadır.
 
Şerif Ali’nin büyüğü olan ağabeysi kaptan Ayhan ERMİŞ ise Türk denizcilik işletmelerinde önce Çanakkale arabalı vapur hattında daha sonra Geyikli - Bozcaada arabalı vapur hattında kaptan olarak yıllarca emek vermiş Bozcaada ya köprü olmuştur lodos’ ta, poyraz’ da
 
Şerif Ali ERMİŞ 1965 yılı bir bağ bozumu mevsiminde hayata gözlerini açar. Dört yanı deniz olan ada hayatında geçen çocukluk ve gençlik yılları ardından 1991’ de sevgili eşi Meral hanım ile tanışıp evlenir. İsmini Deniz koyduğu bir erkek evladı olur.  Bozcaada yat liman iskele sorumlusu olarak 1997 yılında görevine başlayan Şerif Ali, yıllar sonra 2008’ de zabıta komiseri olup yeni görevine başlasa da bir yandan yine iskeledeki görevini aksatmadan devam eder.
 
Bu meyanda hayatında denizler derin izler, acılılar açmıştır.  Allahın büyük lütfü ile ikinci bir şansa sahip olduğunu düşüneceğiniz iki büyük acı kaybı vardır.
 
28 Nisan 1990 yılında Bozcaada’ dan gece saat 23:00 civarı 7,5 metre boyunda bir balıkçı teknesi avara olur.  Batı burnu mevkisinden Gökçeada istikametine 5 mil açıkta balık avlamak için rota tutmuştur. Gecenin karanlığında ilerlerken saat 01:30 civarı deniz üstünde belli belirsiz yüzen ama gözükmeyen bir ağaç kereste kütleleri ansızın pervaneye sarılıp dolaşarak, büyük bir gümbürtü koparır tekne altında.  Hızla dönen pervane mil kovanı yerinden sarsılarak su almasına sebep olur. Teknede Şerif Ali ERMİŞ ve Şerif Ali’nin çocukluk arkadaşı Hasan ÇETİN ile tekne sahibi reis Güntekin BAŞOL vardır. Karanlığın ortasında dakikalar içinde tekneleri batar.  Ege denizi’nin Gökçeada, Bozcaada kanalı arasında kuzey Ege’nin serin sularında hayata tutunabilmek için mücadele ederler,  saatlerce yakınından uzağından etraflarından bir takım irili ufaklı gemileri görürler ancak ne seslerini duyurabilirler,  ne de onları gören olur. Lakin Şerif Ali sevgili çocukluk arkadaşı ile birlikte yan yanadır. Hasan ÇETİN maalesef çoktan tükenmiş ve son nefesini oracıkta vermiştir. Nefes almadığını fark eden Şeref Ali’nin gözü önünde elleri arasında hakka kavuşmuştur. Ruhu şad olsun.
 

Rahmetli Hasan ÇETİN

 
O gece hayatta kalabilmek için çok büyük bir mücadele içinde geçirdikleri saatler sonrası gecenin bir yarısın da tesadüfen yine bir geminin yaklaşmakta olduğunu, çok bitap düştüklerinden seyir fenerlerini zar zor görürler. Az sonra yaşayacaklarından haberi olmadan ilerleyen gemi Rus bandıralı olup yük taşımaktadır. Bu yük gemisi her gece seyrin’ de durmadan yol aldığı için her rota değişikliği yapmadan hemen önce nöbetteki personelini geminin pruvasına baş üstüne göndererek kontrol ettirir.
Yeni rota değişikliği ile kontrol için puruvaya gönderdiği denizci dönüş öncesi son kontrollerini yapar ve tam neta onayı ile kaptana bilgi vereceği an denizde batmış bir tekneden kurtulanları görür ve acilen kaptan köşküne durumu bildirir. Rus bandıralı yük gemisi hızını düşürüp, ağır dönüş manevraları ardından daha yakına güvenli mesafeye yaklaşıp motorlarını durdurmaları bir hayli zaman alır. Şerif Ali ERMİŞ ve Reis Güntekin BAŞOL’ de denizin üzerinde duracak artık güçleri kalmamıştır. Sonunda gemiden indirilen can kurtarma tahliye botları kazazedeleri olay yerinden almasıyla kurtulurlar.
 

Rahmetli Hasan ÇETİN ve Şerif Ali ERMİŞ
 
 
Şerif Ali’nin çok sevdiği çocukluk arkadaşı rahmetli Hasan ÇETİN’İ,  yaşadıkları korkunç kazayı ve bir mucize eseri kurtulmuş oldukları o gece,  hayatının en derin izleri olmuştur.
Akıllardan çıkmayan o kaza aradan yedi koca yıl geçmiştir. Maalesef ERMİŞ ve KUŞCU aileleri de bu kez ikinci büyük trajedi’ yi 1997 yılında yaşarlar.
 
Şerif Ali ERMİŞ’ in eşi Meral ERMİŞ’ in balıkçılık ile uğraşan sevgili ağabeyi Ahmet KUŞCU balıkçılık yapmak üzere gittikleri Çanakkale boğazında Ezine -  Dalyan aralığında rüzgârın saçak altı yaptığı bir bölgede sığ derinliği olan bir merada talihsiz bir kaza meydana gelir.   
BORA adlı 7 metrelik balıkçı teknesinde olan üç kişiden biri’dir Ahmet KUŞCU.  Ezine – dalyan aralığında denize gece yarısı sermiş oldukları balık ağlarını sabahın ilk ışıklarında toplayacaklardır.   Ahmet KUŞCU ve iki arkadaşı sabahı bekler 07:00 civarı gece sermiş oldukları ağları kaldırmak için bir, bir toplamaya başlarlar. Ancak sığ bir merada olmalarından dolayı ağlar sualtındaki kayalıklara takılır sabah sert lodosa teslim olan hava beklenmedik şekilde dirse ederek poyraz fırtınasına dönmesiyle dalgalar büyür, kabalaşarak tekne serpinti almaya başlarlar.  Kurtarmaya çalıştıkları ağlar daha da çapariz oluşturur maalesef o an da tekneye yandan aldıkları kaba dalgalar tekne içine dolmasıyla tekne su alıp batar. Şeref Ali’nin sevgili kayınbiraderi, Ahmet KUŞCU olay yerinde vefat eder, hakka kavuşur. Ruhu şad olsun.

 

Rahmetli Ahmet KUŞCU - Şeref Ali’ nin kayınbiraderi.
 
 Amatörler, profesyoneller,  denizde yetişmişler, yeni denizciler, denize gitmeyi iple çekenler, denizsiz asla diyenler gelmiş ve   geçmiş nice hayatlar, kitaplara sığmaz yaşananlar, anlatsalar da az gelir ya.…
Deniz adamını bir gün dinleseniz, duyduklarınıza belki inanamazsınız. Alacağınız cevap ise; Sadece huşu ile başını eğerAnlarsınız ki deniz aslında bir çaresiz aşktır.  Ne onunla olur, ne de onsuz olur!
 
Tüm yaşadıkları acılara rağmen yüzünde pozitif enerjisini eksik etmeyen Bozcaadalı Şerif Ali’ yi yakın tanıyan ve her yıl düzenli olarak Bozcaada’ya rota tutan yelkenci bir dostumuz,  Ediz ÇIĞGIN bakın neler diyor onun için;
 
Ediz ÇIĞGIN:  ‘‘On yılı geçen dostluğumuz her gün daha keyifli ve derin bir hale geliyor. Kendisini yelkenlimiz ile gerçekleştirdiğimiz bir Ege seyrinde tanıdık ve daha sonra diğer aile bireylerini de tanımamız ile dostluğumuz iyice ilerledi. Bunun nedeni Şerif Ali’nin sahip olduğu özelliklere aile fertlerinin de sahip olması. Zaman, zaman aralarındaki tatlı atışmalarını görmenizi isterim, tipik Ege insanları ve onlar ile zaman geçirmek çok, çok keyifli.’’
 
 ‘‘Şerif Ali doğma büyüme Bozcaadalı ve denizci bir aileden gelmekte, dolayısı ile yetenekleri ona genleri ile gelmiş. Doğrusu bazen damarlarında kan yerine deniz suyu dolaştığından şüpheleniyorum. Ada her yönü ile muhteşem bir tatil beldesi ancak bizim için aynı zamanda Şerif Ali ve ailesi de demek.’’
  
Solda: Şeref Ali ERMİŞ ve Sağda:  Ediz ÇIĞGIN – Fotoğraf: Ediz ÇIĞGIN
 
Ve ekliyor Ediz ÇIĞGIN;
 
‘‘ Onunlayken sık, sık karşılaşacağınız durum sürekli telefonunun çalması ve akabinde koşarak yanaşmakta olan bir tekneye yardım etmesidir. Ayrıca onu boş kaldıkça, çevre bilincinden yoksun kişilerce denize atılmış çöpleri deniz dibinden toplarken görürsünüz. Kendisi Belediye’de görevlidir ve rutin işlerini sürdürürken denize ve Bozcaada’ya olan tutkusu nedeni ile marinaya ve teknelere de gözü gibi bakar. Yolu Ege’ye düşen her denizcinin telefonunda muhakkak onun cep numarası kayıtlıdır.‘‘
 
‘‘ Şerif Ali’nin aramızdaki takma adı ‘’Signor Pichero’’ (PİŞERO)’dur. Onların adanın en güzel manzarasına sahip otellerinde, kendisi gibi becerilere sahip eşi Meral’in pişilerini yerken bu isim ortaya çıkıverdi. O da yıllardır bana teknemin ismi ile (BACİO) hitap eder ancak yeni teknemizdeki ismi (Ippocampo)  kullanacak mı yoksa eskisi ile mi devam edecek bu yaz göreceğiz. Birlikte planladığımız İtalya seyahatini henüz gerçekleştirememiş olsak ta umarım yakında ve yine umarım ki motosikletlerimiz ile gezimizi yapacağız.
Temmuzda görüşmek üzere Signor Pischero  ‘‘
 
Meral & Şeref Ali ERMİŞ çifti ve yakın dostları, Vuslat & Ediz ÇIĞGIN çifti Alesta Otel 2017  - BOZCADA - Fotoraf: Ediz ÇIĞGIN
   
Olur da Bozcaada’ ya yolunuz bir gün düşerse sadece bir telefon kadar uzağınızdır.
Şerif Ali’ yi ya iskele’de palamar halatını size uzatırken görürsünüz, ya da eşi Meral ERMİŞ’ in işlettiği Bozcaada panoramasına sahip Alesta Otel’de,   kahve içip dinlenirken bulabilirsiniz.
 
Alesta Otel seyir terası / BOZCAADA
 
 Denizciler… Bozcaada da her daim içiniz rahat olsun, emin ellerdesiniz.
 
 
Bir sonraki yazı dizimde görüşmek üzere sağlıcakla kalın… 
Ömür ATİLA ( denizci & mimar ) araştırmacı yazar.
 
YORUM EKLE
    YORUMLAR