Tamer GÜLERYÜZ

guleryuztattoo@hotmail.com 12 Kasım 2017 Pazar 17:06 DİĞER KÖŞE YAZILARI

İSTANBUL'DA KIRLANGIÇ VE KALKAN BALIĞI

 
İSTANBUL’DA KIRLANGIÇ ve KALKAN BALIĞI

                 Kasım ayı en sevdiğim aylardan biridir. İstanbul’da pastırma yazı yaşanır. Genellikle hava güneşli deniz de pırıl pırıl olur. Kırlangıç, levrek, kalkan, lüfer, eşkine en çok bu zamanda av verir zıpkıncılara. Karadeniz’de fırtınalar başlayınca balıklarda kuşlar gibi güneye göç etmeye başlar. Kışı geçirmek için Karadeniz’in yaşama imkân vermeyen derinlerine inemeyen birçok balık türü İstanbul Boğazı’ndan geçer. Bereketli Marmara Denizi’nde oyalanır ve oradan da Çanakkale Boğazı’nı geçerek Ege ve Akdeniz’e kadar iner. Gözlemlerime göre de, göç zamanı güney batıdan esen kuvvetli bir lodos denizi sallarken, balıkları da Marmara Denizi’nin doğusuna yani Kadıköy’e, Adalara ve hatta İzmit Körfezi’ne doğru iter. İşte Kadıköylü balıkçıların oltalarına bu zamanlarda göç balıkları dışında kırlangıç ve kalkan balıkları da takılmaya başlar. Lodos sonrası günlerce durulmayan Marmara suyu berraklaşır berraklaşmaz zıpkıncılarda birer ikişer nasiplerini alırlar. Bu iki tür balık da kumlu meralarda avlanır ve av olurlar. Kırlangıç balığına Karadeniz’de pek rastlanmaz. Şanslı zıpkıncıların fotoğraflarında genelde iki kırlangıç bir kalkan olur. Balıkçılar kırlangıcın ufağına derviş derler, oltaya geldiğinde suya geri salarlar. Kırlangıçlar çift gezer, yakalanınca eşi de peşinden gelirbu aşk intiharı bana hep hüzün vermiştir.
                 Kamuflaj ustası kalkanı ise kumda saklanırken görmek maharet ister. Bu iki balık da hızlı kaçamazlar, görüldükten sonra kolayca avlanabilirler. En acemi zıpkıncılar bile bu balıklardan nasiplenirler.  Ama bazen balığı hafife alan zıpkıncı bu kolay avı bile kaçırır. Hatta benim bile böyle komik bir anım var. Yıllar önce, bana denizi ve zıpkınla balık avı sporunu sevdiren ustalarımdan rahmetli İsmail ağabey ile avladığımız kırlangıç balığının nefis buğulamasını o zaman 12 yaşında olan oğlum Çağrı ile iştahla yerken, bir yandan da sohbet ediyorduk. İsmail abi benden sadece 10 yaş büyüktü. Pipo tütünü ve sigara düşkünlüğü onu erken kopardı çok sevdiği denizden. Birkaç yıl önce kaybettik.  Allah rahmet eylesin.  Kırlangıç balığı yerken, hayatında ilk vurduğu balığın 12 yaşındayken kırlangıç olduğunu anlattı. İlk kaçırdığı balıkta kırlangıçmış. Hem de iki defa üst üste. Bıyık altından güldüm nasıl kaçırdın duran balığı diye. Gülme dedi; 12 yaşında bir çocukken babam bana dalmayı öğretiyordu. Eliyle gösterdiği kırlangıcı ben kaçırınca, zaten sinirli bir yapıya sahip olan babam zıpkını elimden çekerek aldı. Biraz uzağa gidip yatan aynı balığı oda ıskalayıp kaçırınca ikimizde kırlangıç gibi kıpkırmızı sudan çıkmıştık diye keyifle anlattı. Benimde ertesi gün oğlum Çağrı ile Gümüşyaka’da kumluk bir merada dalma planım vardı. Ertesi gün planladığım gibi oğluma dalmayı sevdirmek için kırlangıç, pisi, kalkan, kefal gibi balıkların olabileceği bir yerde suya girdik. Su pırıl pırıl ve sakindi. Oldukça keyifli olarak 3-5 metrelerde dolaşırken kum altında yatan bir kalkanın yüzgeç kenar çizgilerini ve sonra da dikkat edince gözlerini gördüm. Balığı gösterip oğlum Çağrı’ya kurulu zıpkını verdim. Verdim ama oğlum kum altında saklanmış balığı göremeyince bana maskesinin ardından anlamsız ve de şaşkın gözlerle bakıp eli ile ne var dedi. Üstelemedim zıpkını tekrar elinden geri alıp kumun içinde ki kalkan balığını vurdum. Tabii kumun hareketlenmesi ve balığın zıpkın ucundan havalanmasını Çağrı’nın hayretle kocaman açılan gözlerinden gördüm. Az ileride bir de orta boy kırlangıç balığına denk gelince, bu sefer bunu görüyorsun hadi yavaşça yaklaş ve vur dedim. Küçük zıpkın elinde, belinde ağırlık kemeri olmadan palet gücü ile birkaç metre dengesiz inen Çağrı kırlangıca karavana atmasın mı? Tabi fazla uzaklaşmadan az ileride yatan balığı gösterip hadi bir daha dedim zıpkını tekrar kurup verdim. Ama Çağrı, huylanıp hareketlenen balığa tekrar karavana attı. Baktım akşam yemeği gidiyor zıpkını tekrar elinden alıp kuyruk sallayarak giden balığın peşinden gidince bu sefer bayağı uzaklaşmış balığı tekrar bulduk. İşi şansa bırakmadan hem balığı vuracaktım hem de 12 yaşındaki oğluma ders verecektim. Biraz derine kaçmış balığa usulca kule yaptım, tam üstüne süzülürken tetiğe dokundum. O ne, balık tam atarken hareketlenmiş benim şişim kuma saplanmıştı. Yüzeye çıktığımda Çağrı’da bende akşam İsmail abinin usta bir denizci olan babası Necati amca ile yaşadığı şeylerin aynısını yaşadığımızı hatırlayıp suyun üstünde, su yutup öksürene kadar güldük. Sonrasında Çağrı’da ilk kırlangıcını az ileride vurunca nasibimizi alıp eve döndük.  Bu anlattıklarımı okuyunca birçok kişiden kaçan kırlangıçlarla ilgili itiraflar gelirse hiç şaşırmam. Dalın keyifle, emniyetle ve sağlıcakla…

Dalış arkadaşlarım Fatih Uyar ve Burak Savran ile doğum günüme denk gelen güzel bir kasım akşamı kırlangıç avı dönüşü
 
 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • burak savran - 13 Kasım 2017 Pazartesi 07:47
    Tamer abim daha öncede dediğim gibi her paylaştığın hikayede kendimi o maceranın icindeymiş gibi okuyorum yine güzel bir paylaşım güzel bir yazı eline kalemine sağlık
  • Çağrı Güleryüz - 12 Kasım 2017 Pazar 20:55
    Karavana atmak hiç bu kadar keyifli olmamıştı :) Güzel anılar biriktirdik..