Türker Ertürk

erturkturker@gmail.com 06 Nisan 2018 Cuma 12:51 DİĞER KÖŞE YAZILARI

REFAH, ATILAY VE DUMLU’YU BİRLEŞTİREN GİZEM…

(4 Nisan 2018) Dumlupınar Denizaltımızın 65 yıl önce tatbikattan dönerken Çanakkale Nara Burnu açıklarında İsveç bayraklı Naboland gemisi ile çarpışarak batışının yıl dönümüydü. Bu nedenle, şehitlerimizi anmak için İstanbul Boğazı’nda, Sarıyer’de toplandık. Dumlupınar’da şehit olan Deniz Kurmay Albay Hakkı Burak’ın kızı Zeynep Burak Uras (1937), E. Büyükelçi Müfit Özdeş, E. Büyükelçi Aydemir Erman, E. Amiral Cem Gürdeniz, E. Deniz Albay İbrahim Akkaya, İsmail Böcek ve İrfan Terzi de aramızdaydı!

Bu kazada 81 denizcimizi kaybetmiştik. Ama biz dün Sarıyer’de; Cerbe’den İnebahtı’ya, Preveze’den Navarin’e, Çeşme’den Kıbrıs’a, Refah’tan Atılay’a, Dumlupınar’dan Kocatepe’ye ve günümüze kadar verdiğimiz tüm deniz şehitlerimizi rahmetle, saygıyla ve minnetle andık.

Birleştirmek Yanlıştı ve Hatalıydı!
Eskiden, 4 Nisan’da Dumlupınar’la birlikte tüm deniz şehitlerimizi anardık. Esasında; 2000’li yılların başına kadar deniz (4 Nisan), kara (25 Nisan), hava (15 Mayıs) olmak üzere şehitlerimizi ayrı ayrı, anlamını tarihin içinden bulduğu kendine has gününde anımsar ve anardık. Bu tür anma törenleri, gelenekleri ile öne çıkan ülkelerde ve o ülkelerin silahlı kuvvetlerinde hala böyle yapılıyor. Ne yazık ki; ülkemizde bu değiştirildi ve tüm şehitlerin anılması aynı güne yani 18 Mart’a alındı.

Hâlbuki bu yanlıştı! Ayrıca, seçilen tarih de hatalıydı. 18 Mart 1915; zafere ulaşılan bir tarihti, şehitlerin anma günü olarak seçilemezdi. Ama deveye sormuşlar “Boynun neden eğri?” diye, deve de “Nerem doğru ki?” demiş. Bu nedenle, bugünkü yazımda bu konuya daha fazla değinmeyeceğim.

Sadece Beş Denizci Kurtulabilmişti
65 yıl önce, Dumlupınar Denizaltımız, NATO’nun Akdeniz’de icra ettiği Blue Sea adlı tatbikattan dönerken, Çanakkale Boğazı’nda, İsveç bayraklı Naboland yük gemisi ile çarpışarak battı.

Olay, 4 Nisan 1953’de, sabaha karşı saat 02.10’da, Çanakkale Boğazı’nın en dar yeri olan Nara Burnu açıklarında gerçekleşmişti. O gün Dumlupınar ve I. İnönü denizaltıları, beraber tatbikattan dönüyorlardı. Önde Dumlupınar, arkada I. İnönü vardı. Naboland, baş torpido dairesinin sancak tarafından Dumlupınar’a çarptı. Çarpma esnasında; yelken diye tabir edilen denizaltının köprü üstünden 8 denizci denize düştü. Bunlardan ikisi pervanelere takılarak, biri boğularak yaşamını yitirdi. Toplamda sadece 5 denizci kurtulabilmişti.

Kurtarma Operasyonu Başarılı Olamadı
Çarpışma nedeniyle, baştan aldığı yarayla Dumlupınar öylesine hızlı batmıştı ki; gemide bulunan 81 denizciden yalnızca 22’si su almayan ve sağlam kalan kıç torpido dairesine sığınabilmişti. Burada mahsur kalanlar, yardım alabilmek için battı şamandırasını su yüzüne fırlattılar.

Güneşin doğması ile beraber, su yüzüne atılan şamandıra görüldü. Saat 11.00 sularında, kurtarma çalışmalarını yapacak olan Kurtaran gemisi kaza mahalline geldi. Kurtarma çalışmaları 72 saat boyunca, aralıksız sürdürüldü. Şiddetli akıntı, derinlik, şamandıra telinin kopması ve daha bir sürü şanssızlıklar nedeniyle kurtarma çalışmaları başarılı olamadı ve denizcilerimizi kaybettik.

Denizcilik Zor İştir
Denizcilik, gerçekten zor iştir. Yürek ister, bilek ister, kafa ister, sevgi ister… Gemiler, esasında cansız demir yığınlarıdır. Bu cansız demir yığınlarına can ve ruh veren, içinde yaşayan ve çalışan denizcilerdir. Dumlupınar’a da bu ruhu ve canı verdiler. Ama elim bir kaza neticesinde, onunla birlikte mavi suların derinliklerine gömüldüler.
Berke İnel, Dumlupınar ile beraber denizlere gömülen ve mezarı denizler olan Şehit Astsubay Sait Yıldırım’ın kızı. Babasını Dumlupınar ile beraber tatbikata göndermeden önce yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “O gün okula gidecektim. Tam çıkacağım sırada geriye döndüm ve koşa koşa babamın yanına gelip sarıldım. ‘Babacığım n’olur gitme. Ben senin gitmeni istemiyorum’ dedim. Bana döndü ve ‘Gitmem gerek. Bir gün anlayacaksın. Vazife çok kutsaldır ve ben bir askerim, gitmem gerek’ dedi. Gidiş, o gidiş…”

Hala Babasının Anılarıyla Yaşıyor
Dumlupınar; her geçen dakika yaşam umudunu kaybetmesine rağmen Çanakkale Boğazı’nın derin sularından su sathına yükselen Astsubay Selami’nin “Vatan Sağ Olsun” sesinde somutlaşan kahramanlıktır. Dumlupınar; “Ah Bir Ataş Ver” ile sonsuza kadar gözlerimizden yaşlar süzülerek söyleyeceğimiz türküdür. Dumlupınar; sevgilisiyle ışıldak-fener ile mors alfabesi üzerinden haberleşen, sahilden gelen “seni seviyorum” mesajına “sonsuza kadar” yanıtını veren ve sevgisiyle beraber denizin derinliklerine gömülen denizciyle, hazin bir aşk hikayesidir.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

 Bu yazının tamamını okumanızı dileriz

Deniz Ticaret Gazetesinin notu; yazıda adı geçen büyük elçi Müfit Özdeş, Yüksek denizcilik okulunu kuran Hamit naci'nin torunudur
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 5.6626     EURO 6.5275     IMKB 96455     ALTIN 222,800