sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
rexpert
İDO

 

 

Yaşımın ilerlemesinin etkisi ile mi yoksa gerçekten etrafımızda her türlü kirliliğin artması nedeniyle mi çok geçimsiz olmaya başladım diye düşünüyorum bazen...

 

Denizin içinde de olsanız, kıyıda oturup izleseniz bile insana huzur verdiği kesin. Ancak son birkaç yıldır bu huzurlu ortamı her türlü delmeye çalışan ve başarılı olan birtakım deniz severler!! (niye denizde olduklarını anlamakta olası değil) gerek kurallara uymama gerek denizi kirletme gerekse de gürültü açısından biz huzur arayan kişilerden baskın duruma geldiler. Denizden ekmeğini çıkaran tur teknesi işleten arkadaşlar; müzik niye sonuna kadar açılarak seyredilir, tura çıkınca oyun havası eşliğinde göbek atmak zorunlu mu dur? Balıkçılıkla ekmeğini kazanan arkadaşlar; buz torbalarını ve balık koyulan köpük kutuları denize bırakmak zorunlu mudur acaba? Botumuzla her çıkışta kocaman bir torba plastik ve naylon atıkları toplar hale geldik. Vurdumduymazca davrananların sayısı biz toplayanların sayısından az olmadıkça bu hoyratlıktan kaçınılması olanaksız görünüyor.

 

 

Karada da, denizde de kurallara uymamak bir alışkanlık haline geldi, yetkililerin ciddi kontroller yapıp, ceza kesmesi gerekir diye düşünenlerdenim.

 

Hemen yanı başındaki komşumuza gidince temizlikten ve huzurdan başımız dönüp, moralimiz bozuluyor, biz niye böyle olamıyoruz diye... Sanırım herkesin önce kendine saygısı var, kapısının önünü temiz tutarken önce kendi göz zevkini düşünüyor, sonra da karşısındakinin haklarını düşünüyor. Oradaki çöp bidonlarının çevresi tertemiz de niye bizde etrafında kir, pas ve koku olur? Sıfır atık diye farkındalık yaratmaya çalışırken daha çöpümüzü bile ayrıştıramıyoruz. Mavi kart olayımız bile bir kandırmaca. Karadaki atıklarımız tıkır tıkır denize verilirken, mavi kart bulundurmamanın bile acayip cezası var. Bir milyon amatör denizci belgesi verilecek. Hedefi tutturulsa ne olur tutturulmasa ne olur... Bu arada kısa mesafe telsiz belgeniz de yoksa o da bol bol dağıtılmaya başlandı. Geçenlerde dikkatimizi çekti, özellikle hafta sonları denize çıkan tekne sayısının yoğun olduğu günlerin sonunda yedeklenerek gelen tekne sayısını fazlalığı... Marinadaki sorumlu arkadaşa sorduğumuzda; ‘’İnanın çoğu kullanan motorunun yerini bile bilmiyor ki, minik bir arızada “ Alo. Bizi çekin ” demek en kolayı, bedavadan belge alıp tekne sahibi olmak işte böyle ” diyor. Alargada demir atma durumunda da bir saygı ve öncelik durumu vardı, biz öğrendiğimiz zamanlarda şimdi harrrr diye aranıza girip demirinizin üzerine atmak mübah! Teknede mangal yakmak da karada olduğu gibi nedense zorunluluk halinde. Hatta bağlama limanında bile duman dumana komşunuzun yanında sakin olmaya çalıştığınız oluyor. Alargada teknemizi bırakmanın da biraz denetlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Yaşadığımız bölgede son üç yılda artık koyda yer kalmaz duruma gelindi. İsteyen istediği yere uyduruk bir tonoz sistemi yapıp bir diğeri duruyor diye teknesini bağlayıp bırakıp gidiyor. Sonra sert bir havada çoğu hüsrana uğruyor ama ders alan az gibi. Deniz ihmal edeni sevmez, işi ciddiye almak gerekir. Deneyimi olanların önerilerini biraz dikkate almakta fayda var tabii bir de her şeyi bilen!! birilerine denk geldiyseniz o da zor. ”Eğitim şart” sloganı tüm bu sıkıntılarımızın derdine çare, umarım her konuda eğitimin önemini anlar ve uygularız.

 

 

 



Fotoğraflar: Arzu Varıcı Ersoy © Copyright

 

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
Son Dakika Haberleri
yukarı çık