evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat

“Kendimize göre “ diyeceğim ama kendimizin hudutları dışında da etkileri görülen bir deniz tatbikatı yapıyoruz- yaptık. Doğu Akdeniz 2019 Davet Tatbikatı (09 -20 Kasım 2019) Nerede ise bütün deniz gücümüzle Akdeniz’e açıldık ve halk dilinde söylendiği gibi de sanki bir “ Çıfıt Çarşısı’na “ daldık. Sahada Yunanistan, Fransa, İsrail, Amerika, Rusya, Mısır…savaş gemileri ile petrol / doğalgaz şirketleri biliyoruz ki kol kola, omuz omuza boy gösteriyorlar.

Kıbrıs Rum Kesimi gelişmelerden memnun. Nikos Anastasiadis serhoş gibi, kendini olağan üstü güçlü hissediyor olmalı ki arkasına AB, ABD ve Murat Akıncı’yı da aldığını düşünüyor, bize diş gösteriyor açık veya örtülü tehdit ediyor.

Rodos’un doğusundan itibaren Kıbrıs’ın batısı, doğusu ve özellikle güneyindeki suları kapsayan bütün bölgede bizi yok sayıyor. Halbuki “ O Sular Bizim” Bu kostaklanma kendilerine bir değil bütün platformlarda özellikle denizde canlı gösterilerek anlatılmalı. İşte şimdi T.C. özellikle deniz gücü ile bunu yerinde ve zamanında yapıyor.

Rodos’un (28 derece doğu boylamının) kuzey doğusunda Marmaris – Aksas Deniz Üssü’ünden kalkan 15 ülkenin iştirak ettiği 47 gemi ve diğer askeri unsurların katıldığı güç gösterisi ne kadar etkili olur zaman gösterecek. Zira biz Ege’de yokuz, ana karanın ( Anadolu’nun batı uzantısı ) gittiği yere kadar gidiyoruz. Ege’de bütün adaların uzun zaman dilimi içinde kaybedilmesinde kimler ne hatalar yaptı herhalde tarihçiler zaman içinde detaylandırarak yazacaklar ve yaşayanlar da okuyup öğrenecek.

Şimdi çıkacak bir krizde bir Türk askeri gemisi Çanakkale Boğazı’ndan çıktıktan sonra güldür-güldür güneye seyrederken suüstü ve hava radarları ekranlarında gördükleri ile karasularında ihlal problemi yaşamadan, Rodos veya Girit’in güneyine, orta Akdeniz’e inemez. Eğer inerse ihlaller yaşanır peşinden başka krizleri tetikler.

SİZİN BURADA TOPRAĞINIZ / SAHİLİNİZ YOK, O HALDE NEDEN BURADASINIZ?

Bu yazıyı yazarken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 36. Kuruluş yıl dönümü kutlanıyordu. Türkiye ve KKTC Doğu Akdeniz’de en uzun ve etkili kıyılara sahip. Biz bu hakları güçlü şekilde koruyup savunacağımızı denizlerde artık eskisi gibi, cılız, sesi kısılmış halde durmayacağımızı göstermek istiyoruz veya bana öyle geliyor. “ O Sular Bizim” devamında sağlam ve kararlı adımlar atarak Helenizm’in Anadolu’yu güneyden – Doğu Akdeniz’den de ablukaya almasına ne pahasına olursa olsun izin verilmemeli. Ki görünen de verilmeyeceği yönünde.

Kıbrıs Akdeniz çanağı içinde sadece Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yi ilgilendiren, çevresinde petrol / doğalgaz zenginlikleri olan bir ada değildir. Dünyanın etkili siyasi, askeri ve ekonomik taşlarının yerleştirildiği olağanüstü bir değere ve etkiye sahiptir. Bunun içindir ki binlerce kilometre uzaktan, Amerika, Rusya, Çin, Hindistan, İngiltere ve İran’ın bi şekilde uzandığı Doğu Akdeniz’de ne işleri var. Hani sorarlar; sizin kıyılarınızın olmadığı bir bölgede ne arıyorsunuz?

Dünyayı sömürerek, işgal ederek, yoksulluğa ve karanlığa iten sizler, ya emperyalist veya emperyalizme hizmet eden XXI’inci asrın asalakları-kakalaklarısınız.

Demek ki Kıbrıs ve çevresi okyanuslar çapında olağanüstü çok yönlü değerlidir.

NEDEN GECİKİLİYOR, NEDEN HALA MEB İLAN EDİLMİYOR?

Bizim için önemli, fakat hala harekete geçmediğimiz Doğu Akdeniz’de deniz alan/ sahaların paylaşımı konusu muallakta bekliyor. Ne istediğimizi, haklarımızın nerelere kadar uzandığını karşımıza anlatmıyor, göstermiyoruz. Neden?

Denizde kıyısı olan ülkeler 200 deniz miline (370 km.) kadar hükümranlık sahası ilan edebiliyorlar, buna Münhasır Ekonomik Bölge ( MEB ) deniyor.

Rum yönetimi (GKRY) tek taraflı kararlarla 13 bölgeye ayırdığı arama sahalarında MEB ilan etti, uluslararası şirketlerle pazarlıklar yapıyor, ihaleler düzenliyor ve hatta askeri üs vaatleri ile arama yapacak şirketlere kendince inandırıcı garantiler veriyor.

İsrail’de, Mısır’da MEB ilan etti.

KKTC’de TPAO’ya yaptığı parselasyonlarda arama ruhsatı verdi. Mesela Rumların 12 numaralı Afrodit sahası ile KKTC’nin G ruhsatlı sahası çakışıyor.

Neden hala MEB’mizi ilan etmiyoruz?

Yunanistan Meis Adası’nı bahane ederek ilan ettiği MEB ile T.C. nin Rodos’un (28 derece doğu boylamı) doğusundan başlayarak100 bin kilometre karenin çok üzerindeki deniz sahamızı gasp etmek istiyor. Bizi sadece Antalya Körfezi’ne hapsederek zora sokmaya niyetli.

Tüma. Dr. Nihat Yaycı gerek yayınlanan bir demecinde ve de gerekse “Soru ve cevapları ile Münhasır Ekonomik Bölge MEB Kavramı “ adlı eserinde : “ İlan edildiğinde muhtemelen 189 bin kilometre karelik olması gereken Türk MEB sahası 41 bin kilometre kare ile sınırlandırılmak istenmektedir…” diyor. Kayıp hesapsız kitapsız bir felaket göstergesidir. Girit Adası’nın güney doğusunda 33 derece kuzey enlemine kadar inen Türk MEB’si Meis Adası ile sakatlanmak ortasından ayrılmak istenmektedir.

NİSAN 2020’DE KKTC CUMHURBAŞKANI DEĞİŞMELİ

Sıkıntılı bölgede, dev petrol endüstrisinde kullanıldığı şekli ile 3 P : Proven, Possible, Potential, Türkçesi ile Kanıtlanmış, Muhtemel, Potansiyel rezervler bulundu. ENİ - Rosneft BP ortaklıkları ile Mısır’a ait Zohr Sahası üretime çoktan geçti. İsrail, Leviathan ve Tamar gaz sahalarından üretip kullandığının dışında 10 milyar metre küp de ihraç edebilecek durumda.

T.C ve KKTC Barbaros ve Oruç Reis gemileri ile sismik, Yavuz ve Fatih gemileri ile de derin su sondajı yapmakta. Bu çalışmalar Doğu Akdeniz’de Türk Donanması ve hava gücü ile de desteklenmekte, netice almaya yönelik her türlü ilmi ve teknik çalışma yapılmakta. Tabii bu durum Avrupa Birliği (AB) destekli GKRY’yi çok ama çok rahatsız etmekte.

Netice alana kadar ne pahasına olursa olsun bu araştırmalara devam edilmeli.

Kıbrıs’a halk Kıbrıs değil “Yavru Vatan” diyordu. Konu Doğu Akdeniz olarak güncellendiğinde ise E. Tüma. Cem Gürdeniz ‘in kazandırdığı tabirle “ Mavi Vatan” oldu. Yönetimde sıkıntı var, Nisan 2020’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halk kendi iradesiyle Murat Akıncı’dan görevi alıp daha ehil birine verecektir.. Zira bu halde bir daha ENOSIS, EOKA, Akradis Planı… gibi içinde Rum vahşetini çağrıştıran kelimeleri ve ona bilerek ve bilmeden hizmet eden kişileri yönetimde görmek istemiyor.

Rumlar garantörlükler kalksın, Türk kolordusu adayı terk etsin istiyorlar. Sık sık da bu arzularını diğer AB üyesi ülkeler ve bazı ABD’li senatörlere söyletiyorlar. Eğer tek taviz bile verilirse bilinmeli ki onun sonu gelmez, T.C. asla o tuzaklara düşmemeli. Yerini dolduramamış “Bay – 28 “ gibi bir kişilik olan Murat Akıncı’nın da üst düzey konumu dolayısıyla hatalı konuşmalar yapmaması için uyarılmalı.

İLHAN ALİYEV RUM AMBARGOSUNU KIRABİLİR

KKTC’ye yeryüzünde örneği az görülen çok acımasız siyasi, ekonomik ve sosyal (sportif) bir ambargo uygulanıyor. “ Haydar Aliyev (Bine / Bakü) – Ercan Uçuş Hattı Açılmalı – 27.02.2017 “ başlıklı yazımda, 6 Türk ülkesinden öncelikle Azerbaycan’dan KKTC’ye Ercan Havaalanı’na tarifeli uçuşlar başlamalı ve Rum ambargosu kırılmalıdır, diye yazmıştım.

Sayın İ.Aliyev eğer böyle zamanlarda bir fayda sağlanamayacaksa söylenen onca cilalı sözün ne anlamı var. Sayın Aliyev lütfen size yakışanı yapın ve bu uçuş hattını açın.

Sadece göstermelik siyasi eşitlik değil, bütün yönleri ile Egemen Eşitlik çözümün temelini oluşturmalı. Bunun yolu da tam bağımsızlıktan geçer

T.C. ve KKTC aynı rotada birbirlerine hiç çapariz vermeden aşağıdaki temel konularda omuz omuza ilerlemelidir.ki başarı gelsin. Tabii Murat Akıncı’ya rağmen.

I – Doğu Akdeniz de bizden başka, bize karşı, bütün ülkeler Münhasır Ekonomik Bölgelerini ( MEB ) ilan ettiler. Biz de o hudutları belirleyip acilen ilan etmeliyiz.

II – Yarınlar ne getirir ne götürür belli olmaz, Adada bir deniz bir de hava üssü kurulmalıdır.

III – Yıllardır süren ikili görüşmelerin bir sonuç getirmeyeceği, Rumların gelişmeleri zamana yayarak her şeyi sulandırmasına son verilmeli ve KKTC’nin bağımsız devlet olarak tanınması için T.C. hükümetleri acilen, evet acilen harekete geçmelidir. Zira siyasi konjonktür buna müsait.

Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş 17 Haziran 1983’te bağımsızlık bildirgesini okurken yaptığı ünlü tarihi konuşmasını şu unutulmaz cümlelerle bitirmişti “…Sizden sonra geleceklere devredebilmek için her fedakarlığa katlanacak bir ruh hazırlığı içinde olunuz. Ne mutlu Türküm diyene, Ne mutlu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk çocuklarına. Şimdi bu eser hepinizindir. “

 

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI Tüm Yazıları >
yukarı çık