evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat
Gün geçmiyor ki İstanbul’da yeni bir yer imara açılmış olmasın. Artık bu haberlere öyle alışmışız ki şaşırmaz olduk. Çok değil şöyle on yıl kadar öncesine bile gitsek İstanbul’da yapılan tahribatları çok net görürüz.
         Örneğin hala tartışmalı üçüncü havaalanı. 2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda üçüncü havaalanı için belirlenen yerin Silivri-Gazitepe olmasına karşın plan birden değişerek kuzeye kaydırılmıştır. İstanbul’un mevcut yerleşim alanları ile Karadeniz kıyısı arasında kalan kesiminde, önemli orman alanları, su havzaları, kumullar, barajlar, bentler, tabiat parkları ile çok sayıda endemik (başka yerde yaşamayan) bitki ve hayvan türlerinden oluşan farklı ekosistemlerin bir arada bulunduğu bütüncül bir ekolojik alan yer almaktaydı. Maalesef bu ortam öyle zarar gördü ki bunu kısa süre içindeki iklim ısı değişiklikleri , ormanda yaşayan hayvanların ve kuş göç yolları üzerinde olması sebebiyle göçmen kuşlardaki değişiklikler ortaya koydu kısa süre önce. Tüm hukuki tartışmalar içerisinde inşaat devam etti ve köprü açıldı. Havaalanı inşaatı sürmekte.
       Peki yıllar önce ikinci köprü yapılırken söylenenleri hatırlayalım. Köprünün trafiğe çözüm olmayacağı ayrıca etrafının imara açılması ve yoğun yapılaşmaya sebep olup kentin yapılaşmasının kuzeye doğru kayacağı ve bunun getireceği zararlar konuşuluyordu. Öyle de oldu. Şimdi ise kuzeyde son noktayız. Denizden başka gidecek yer kalmadı. Üçüncü köprü ve havaalanı bağlantı yollarının etrafında emlak fiyatları uçmuş durumda. Yakında buralardaki yapılaşmaların daha da yoğunlaşması beklenen bir şey.
       1990 lı yıllardaki uydu haritası ve bugün ki uydu haritasının karşılaştırıldığı görseli mutlaka görmüşsünüzdür medyada. Büyük bir hızla yok olan ormanlar sonucunda kurak bir İstanbul’la karşı karşıyayız.
       Bunun olumsuz etkilerini sadece karada değil denizlerimizde de görüyoruz tabi ki. Üç tarafımız denizlerle çevrili olmasına karşın yeterince denizi kullanmadığımız için hep karasal çözümlere yönelmemiz yetmiyor birde hızla kirletiyoruz denizlerimizi. Deniz kirliliğini yüzde seksen oranında karadan insan eliyle olduğu biliniyor. Kanalizasyonlar , fabrika atıkları , çöpler hep denize gidiyor.
       Bu arada yakın zamanda internette bir imza kampanyası dikkatimi çekti. Bilindiği üzere Atatürk Havalimanının 2018 de yeni havalimanı devreye girdikten sonra bütünüyle ticari yolcu taşımacılığına kapatılacağı , sadece genel havacılık, müstakil kargo ve eğitim, bakım-onarım faaliyetleri için hizmette tutulacağı açıklanmıştı. Buranın kapatıldıktan sonra akıbetinin ne olacağı henüz belli değil. İnternetteki imza kampanyasında kapatıldıktan sonra kent ormanı ve parkı olması konusunda bir istek var. Bence de doğru olan budur. Şehrin göbeğinde kalan bu değerli arazinin ne olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
       İnsanoğlu çevresini kirlettikçe , doğasını bozdukça bunun ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğinin farkına varmalı. Gelecek nesillere nasıl bir dünya bıraktığını düşünmeli bir an önce. Fütursuzca kullandığımız kaynaklar bir gün bitince değerini çok daha iyi anlayacağız.
 
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık