evden eve nakliyat eşya depolama Nakliyat nakliye uluslararası evden eve nakliyat gebze nakliyat
Denizi neden bu kadar çok seviyorum diye düşündüm. Denizi çoğu insan sever de bazıları bir başka sever bence. Ta çocukluğuma gittim ilk önce tabi ki. Tüm çocukluğum yaz tatillerinde Silivri Mavi Yelken’de geçti. O kadar çok çocukluk anılarım var ki hepsi zaman zaman gelir hatırıma. Fakat şimdi anlatmak istediğim hikaye başka.

Kadıköy’ü çok severim. Dayım çok küçük yaşlarda Kadıköy’e gelmiş ve balıkçılığa başlamış. Kadıköy’ün ‘’Tafa’’ abisi meşhur balıkçısı , gariban babası , yüreği güzel insan Mustafa Gökdağ. Adını söylesen kimse bilmez , çünkü balıkçılar hep lakaplarıyla tanınır. Bütün hayatı denizde geçtiğinden hiç evlenmemiş , çocuğu olmamıştı. Bu nedenle tek kız kardeşi rahmetli annem Mihriye’ nin çocuğu olan biz üç yeğenini çok severdi. O zamanlar Bahçelievler’de oturuyorduk. Biz küçücük bir çocukken hep beklerdik dayımız gelecek diye. Gelirdi bir gece yarısı , sevinirdik üç kardeş. Tabi küçüğüz uykumuz gelir yatacağız. Derdik ki ‘’dayıcım sabah kalkınca burada olacaksın değil mi ?’’ oda ‘’ tabi olucam ‘’ derdi. Ama hiçbir sabah uyanınca onu göremedik. Çünkü sabahın beşinde kalkıp gitmiş olurdu hep. Çünkü Kadıköy onu bekler , deniz onu bekler , balıklar ve martılar onu beklerdi. Hayatının son üç yılını maalesef felç geçirdiğinden dolayı Kadıköy’den uzak geçirdi. Kadıköy ve deniz aşkını işte o zamanlar o kadar derinden hissedip anladım ki. Zaman zaman götürebilsek te yine de orada bir teknede yaşamak gibi değildi tabi. Bu sebeple

Kadıköy ve deniz aşkıyla hayatını kaybetti.
O Pazar günleri bizim için öyle güzel bir hazırlıktı ki hala hatırladıkça heyecan duyarım. Açık mavi ilk arabamız Murat 124 ile yola çıkıp köprüyü geçişimiz ve tabi kasetçalarda her zaman Zeki Müren. ‘’gitme sana muhtacım’’ yada ‘’kahır mektubu ‘’ çalarken Kadıköy’e varış. Sahilde parkta otururken bizi gören tanıyan biri hemen seslenirdi ‘’Tafa abiiii yeğenler geldi ….’’ Yada hemen sahile teknelerin yanına koşardık. Orada bir teknenin içinde bulurduk onu. Mis gibi o deniz kokusu ve balık kokusu taa o zamanlardan ciğerime işlemiştir ve çıkmaz. Parkta vakit geçirir sohbet eder balıkçıları gezerdik , sonra dayım en güzel balıklardan bize hazırlar ve eve geri dönerdik.

Hayatım boyunca hep denizle alakam olduğu dikkatimi çekti sonra. Şöyle bir düşündüm , şimdiye kadar oturduğum her yerde illa ki denizi gördüm bir şekilde yada yakın oldum. Kızım hasta olup Cerrahpaşa’da hastanede yatığımız dönemlerde bile Cerrahpaşa’nın çocuk gastroentroloji bölümünün tüm odalarının önünde upuzun balkondan Marmara Denizi’ne bakıyorduk. Son 9 yıldır Kilyos’ taki evimin balkonu Karadeniz’e bakıyor alabildiğine. Hayatımın bir dönemi de Kalkan’da geçti ,orda da denize bakıyordum. Karşımda Kalkan koyu ve adalar… velhasılı ben denizi çok sevmişim hep benimle olmuş. O yüzdendir bir sahile indiğimde içime derin derin o iyot , yosun ,balık karışımı kokuyu çekmek.. Bu bana müthiş bir huzur vermiştir her zaman. Çünkü o kokuda çocukluğum var, çünkü o kokuda gençliğim var, çünkü o kokuda hayatım var. Denizde olmayı , yüzmeyi , balık tutmayı , tekne kullanmayı , yelken kullanmayı , çakıl taşlarını , kumunu yani denize dair ne varsa çok sevmişim. Ve o yüzdendir ki her zaman korumak için çaba göstereceğim. Çünkü doğanın o muhteşem gücüne inanıyor ve korumak için elimizden gelen çabayı sarf etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Bu yazımı Kadıköy’ün ‘’Tafa abisi’’ dayıma adıyorum. Nurlarda uyu…

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık