© © 2026 Deniz Ticaret Gazetesi

Karadeniz’de İHA ve İDA Tehdidi Yüzde 208 Arttı

Karadeniz’de Sürüklenen İHA, İDA ve Patlamamış Mühimmat Tehdidi Altı Ayda Yüzde 208 Arttı

Ambrey’nin yeni değerlendirmesine göre, Romanya, Bulgaristan ve Türkiye karasuları ile münhasır ekonomik bölgelerinde (MEB) tespit edilen patlamamış mühimmat, insansız hava araçları (İHA) ve insansız deniz araçlarının sayısı altı aylık dönemde yüzde 208 arttı. Tespit edilen 91 olayın yüzde 58’inde cismin canlı bir mühimmat taşıyıp taşımadığı kamuoyuna açıklanmadı.

Karadeniz’de 91 tehlikeli cisim tespit edildi

Deniz güvenliği alanında uzmanlaşmış Ambrey’nin değerlendirmesine göre, 2 Eylül 2025 ile 7 Eylül 2026 tarihleri arasında Karadeniz havzasında toplam 91 patlamamış mühimmat (UXO), insansız hava aracı (UAV) ve insansız su üstü aracı (USV) tespit edildi.

Bu olaylarda en az 105 ayrı sistemin söz konusu olduğu belirtildi. Tespitler; denizde sürüklenen, su üzerinde bulunan, kıyıya vuran veya karaya oturan cisimleri kapsıyor.

Ambrey verileri, tehdidin son aylarda belirgin şekilde hızlandığını ortaya koydu. Eylül 2025-Şubat 2026 döneminde 27 olay kaydedilirken, Mart-Ağustos 2026 döneminde bu sayı 56’ya yükseldi. Böylece iki dönem arasında yüzde 107’lik artış gerçekleşti.

Üstelik eğilimin Eylül ayında da devam ettiği değerlendiriliyor. Sadece Eylül 2026’nın ilk yedi gününde sekiz yeni tespit kaydedildi.

En büyük artış NATO kıyılarında

Tehlikedeki artış özellikle Karadeniz’in NATO üyesi ülkelerin kıyı şeridinde yoğunlaştı.

Ambrey’nin verilerine göre Romanya, Bulgaristan ve Türkiye’deki tespitler 13’ten 40’a yükseldi. Bu, iki dönem arasında yüzde 208’lik artış anlamına geliyor.

Buna karşılık Ukrayna ve Rusya toplamındaki tespit sayısı 14’ten 16’ya çıktı.

Ambrey ayrıca her iki savaşan tarafın kontrolündeki sularda meydana gelen UXO tespitlerinin tamamının kamuoyuna yansımadığını değerlendiriyor.

Mayınların yerini İHA ve İDA’lar aldı

Karadeniz’deki tehdidin niteliğinin de değiştiğine dikkat çekildi.

İlk dönemde 13 olan insansız sistem kaynaklı tespitler, ikinci dönemde 41’e yükseldi. Buna karşılık deniz mayınları ve geçmiş dönemlerden kalan mühimmatlara ilişkin tespitler 11’den 8’e geriledi.

Böylece İHA ve İDA’lar, mayınların önüne geçerek Karadeniz havzasındaki başlıca yüzen tehdit unsurları haline geldi.

Yüzde 58’inin taşıdığı mühimmat bilinmiyor

Ambrey’nin değerlendirmesinde en dikkat çekici unsurlardan biri, bulunan sistemlerin taşıdığı yükün niteliğine ilişkin belirsizlik oldu.

Tespit edilen cisimlerin en az üçte birinin keşfedildiği anda canlı mühimmat taşıdığı doğrulandı. Buna karşılık 53 sistemin, yani toplamın yaklaşık yüzde 58’inin, canlı mühimmat taşıyıp taşımadığı kamuoyuna hiçbir zaman doğrulanmadı.

Bu nedenle Ambrey, söz konusu cisimlerin potansiyel olarak canlı kabul edilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Kuruluş, mürettebatın yalnızca görsel incelemeyle bir İHA veya İDA’nın aldatıcı amaçlı bir hedef mi, yoksa aktif mühimmat taşıyan bir sistem mi olduğunu belirleyemeyeceğini vurguladı.

Bu nedenle denizde sürüklenen benzer nitelikteki herhangi bir cismin, yetkili bir EOD (Patlayıcı Madde İmha) birimi tarafından güvenli olduğu belirleninceye kadar canlı tehdit olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Deniz ve enerji altyapısı risk altında

Ambrey, son 12 ayın Karadeniz’de her iki tarafın da insansız sistem kullanımını önemli ölçüde artırmasıyla karakterize edildiğini değerlendirdi.

Rusya ve Ukrayna’nın İHA ve İDA üretim kapasitelerini genişlettiği; bu sistemlerin gemilere, limanlara, kıyı ve açık deniz enerji altyapısına ve kara hedeflerine yönelik operasyonlarda kullanıldığı belirtildi.

Bazı görevlerin denizden veya kıyı bölgelerinden başlatıldığı ve Karadeniz ile Azak Denizi üzerinden gerçekleştirildiği ifade edildi.

Ancak kullanılan sistemlerin önemli bir bölümünün görevini tamamlayamadığı değerlendiriliyor. Ambrey, İHA, İDA ve füzelerin vurulduğunu, elektronik karıştırma veya başka yöntemlerle etkisiz hale getirildiğini ve ardından denize düştüğünü gösteren görüntüleri düzenli olarak tespit ettiğini belirtti.

Romanya ve Türkiye açıkları kritik bölge

Ambrey, 2026’nın geri kalanında tespit oranlarının yüksek seviyede kalmasının büyük olasılık olduğunu öngörüyor.

Özellikle Romanya ve Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgelerindeki açık deniz enerji altyapısının insansız sistemler ve sürüklenen mühimmat açısından önemli bir odak noktası olmaya devam edeceği değerlendiriliyor.

Bu durum, ticari gemiler, offshore enerji tesisleri, limanlar ve deniz operasyonları açısından yalnızca doğrudan saldırı riskini değil, çatışma sırasında etkisiz hale getirilen veya kontrol dışına çıkan sistemlerin daha sonra deniz trafiğinin bulunduğu alanlarda ortaya çıkması riskini de artırıyor.

Ateşkes tehdidi kısa vadede ortadan kaldırmayabilir

Ambrey’ye göre olası bir ateşkes veya siyasi uzlaşmanın Karadeniz’deki bu tehlikeyi kısa vadede ortadan kaldırması düşük ihtimal.

Kuruluş, halihazırda denize düşmüş veya sürüklenmekte olan sistemlerin yanı sıra Karadeniz sularındaki mayınların ve patlamamış mühimmatın tespit edilmesi, imha edilmesi ve temizlenmesinin yıllar sürebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Bu nedenle Karadeniz’deki riskin yalnızca devam eden çatışmalarla sınırlı olmadığı; savaş sırasında denize düşen veya sürüklenen mühimmat ve insansız sistemlerin, çatışmaların sona ermesinden sonra da deniz güvenliği açısından uzun süreli bir tehdit oluşturabileceği belirtiliyor.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER