© © 2026 Deniz Ticaret Gazetesi

Karadeniz’e Geçemeyen Gemiler Marmara’da Bekliyor

Karadeniz’de artan güvenlik riskleri nedeniyle ticaret gemilerinin Marmara’da beklemesi İstanbul açıklarında yoğunluk oluşturdu. Sektör, lojistik ve çevre risklerine dikkat çekiyor.

Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’de deniz taşımacılığı üzerindeki etkisi İstanbul açıklarında da hissediliyor. Karadeniz’e geçiş konusunda güvenlik endişesi taşıyan ticaret gemilerinin Marmara Denizi’nde beklemesi, demirleme sahalarında yoğunluğa neden oluyor. Sektör temsilcileri, krizin uzaması halinde lojistik maliyetler, deniz ticareti ve çevre güvenliği açısından daha ciddi risklerin ortaya çıkabileceği uyarısında bulunuyor.

Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’de deniz ticaretine yönelik riskleri artırması, İstanbul ve Marmara Denizi’ndeki gemi trafiğine de yansıyor. Karadeniz’e geçiş konusunda güvenlik değerlendirmesi yapan çok sayıda ticaret gemisinin Marmara’da beklediği, demirleme sahalarındaki yoğunluk nedeniyle bazı gemilerin açıkta sürüklenerek beklemek zorunda kaldığı bildiriliyor.

Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, Karadeniz’deki güvenlik risklerinin yalnızca bölgedeki deniz taşımacılığını değil, Türkiye’nin lojistik zincirini ve ticaret akışını da etkilediğini belirtti.

Marmara’daki demirleme sahalarında yoğunluk

Mustafa Can, Karadeniz’de yaşanan gelişmelerin Marmara Denizi’ndeki gemi beklemelerini artırdığını ifade ederek, Türkiye’nin gemi trafik kontrol altyapısının güçlü olmasına rağmen güvenlik kaynaklı belirsizliklerin deniz ticaretinde önemli aksamalara yol açtığını söyledi.

Can’ın verdiği bilgilere göre, normal şartlarda yaklaşık 72 saat içinde tamamlanan geliş ve kontrol süreçlerinin ardından gemilerin önemli bir bölümü, demirleme sahalarındaki yoğunluk nedeniyle Marmara açıklarında beklemek durumunda kalıyor.

Can, Ukrayna tarafından Rusya bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı gemilere yönelik gerçekleştirildiği öne sürülen saldırıların, ticari taşımacılık açısından yeni güvenlik riskleri oluşturduğunu savundu.

Türk sahipli gemiler de risk altında

Karadeniz’de son dört ay içinde 206 geminin saldırılardan etkilendiğini, bunların yaklaşık 40’ının Türk sahipli veya Türk bayraklı gemiler olduğunu ileri süren Can, bölgede faaliyet gösteren nehir-deniz tipi Türk gemilerinin de gelişmelerden olumsuz etkilendiğini belirtti.

Can, Karadeniz ticaretinde hizmet veren yaklaşık 150 nehir-deniz tipi Türk gemisinin bulunduğunu ve bu gemilerin mevcut güvenlik koşulları nedeniyle alternatif rotalara yönlendirilmesinin her zaman mümkün olmadığını ifade etti.

Krizin 3-4 ay daha devam etmesi halinde bu filonun önemli bir bölümünün ekonomik açıdan ciddi kayıplarla karşılaşabileceğini belirten Can, ticaret gemilerinin çatışmalar sırasında hedef haline gelmesinin uluslararası hukuk bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Tanker saldırıları çevre açısından risk taşıyor

Karadeniz’de petrol taşıyan tankerlerin saldırıya uğraması ihtimalinin yalnızca deniz taşımacılığı açısından değil, çevre güvenliği bakımından da ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Can, olası bir tanker hasarında petrol sızıntısının Karadeniz’den Türk Boğazları sistemine ulaşabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Can, deniz taşımacılığındaki kesintilerin alternatif ve daha uzun güzergâhların kullanılmasını zorunlu hale getirebileceğini, bunun da lojistik ve navlun maliyetlerini artırabileceğini belirtti. Artan taşıma maliyetlerinin nihai ürün fiyatlarına yansımasının ise enflasyon üzerinde ilave baskı oluşturabileceğini ifade etti.

Boğaz trafiğinde düşüş iddiası

Karadeniz’deki güvenlik sorunlarının İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen gemi trafiğini de etkilediğini belirten Can, daha önce günlük ortalama 200 seviyesinde olduğunu ifade ettiği gemi geçişlerinin bazı dönemlerde 30-40 gemi seviyesine kadar gerilediğini öne sürdü.

Can, gemi trafiğindeki olası düşüşün Türkiye’nin boğaz geçişlerinden elde ettiği gelirler üzerinde de etkili olabileceğini belirterek, kriz nedeniyle yıllık gelirin yaklaşık 200 milyon dolar seviyesine gerileyebileceğini tahmin etti.

Söz konusu rakamların sektör temsilcisinin değerlendirmeleri olduğu, resmi trafik ve gelir verilerinin ilgili kamu kurumlarınca açıklanması gerektiği belirtildi.

“Yeni bir Ticaret Koridoru kurulmalı”

Karadeniz’de deniz ticaretinin yeniden güvenli ve öngörülebilir şekilde sürdürülebilmesi için diplomatik ve sektörel girişimlerin artırılması gerektiğini belirten Mustafa Can, Türkiye öncülüğünde geçmişte hayata geçirilen Tahıl Koridoru modeline benzer yeni bir “Ticaret Koridoru” oluşturulması çağrısında bulundu.

Can, Dışişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının konuyla ilgilendiğini belirterek, İstanbul Ticaret Odasının da sürece daha aktif katkı sağlaması gerektiğini söyledi.

Yeni bir ticaret koridorunun oluşturulmasının; Marmara Denizi’ndeki gemi beklemelerinin azaltılması, ticari gemilerin güvenliğinin güçlendirilmesi ve Karadeniz’deki ticaret akışının yeniden düzenlenmesi açısından önem taşıdığını ifade eden Can, sektörün öngörülebilir bir güvenlik ortamına ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Karadeniz’de güvenlik risklerinin devam etmesi, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’ni yalnızca bir geçiş güzergâhı olmaktan çıkararak bölgesel deniz ticaretindeki belirsizliklerin doğrudan yansıdığı kritik bir bekleme alanına dönüştürüyor.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER