<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Deniz Ticaret Gazetesi</title>
        <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/</link>
        <description>Deniz Ticaret Gazetesi,seaturk,Maritime Breaking News,fishing news,Shipbuilding,World Maritime News. Your new platform. Connecting the Maritime &amp; Offshore World for. Sustainable Solutions. Filter by topic. All categories, Anti Fouling,Marine Industry News, Maritime Shipping News, Shipbuilding, Coast Guard, Navy, Maritime News, Marine News Magazine, Maritime Security, Offshore.Maritime matters and news for the shipping industry, maritime professionals, cruise tourism and enthusiasts.Global Shipping, Maritime and Offshore Marine News. Register for Daily, Weekly and breaking news alerts from the maritime industry.Visit TradeWinds for the best news, insight and opinion covering the global shipping business. docked at Tuzla Shiprepair Yard, Turkey.Pirates who attacked a Turkish vessel and kidnapped seamen off the coast of West Africa on Thursday made the first contact with the shipping</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Karadeniz’in kaderi kara olmasın</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/karadenizin-kaderi-kara-olmasin-19994</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/karadenizin-kaderi-kara-olmasin-19994</guid>
                <description><![CDATA["Uluslararası Karadeniz Günü"  Karadeniz'in kirliliğe karşı korunması amacıyla 1992'de imzalanan Bükreş Sözleşmesi'nin, aralarında Türkiye'nin de olduğu taraf ülkeleri, 1996'da aldıkları kararla 31 Ekim tarihini "Uluslararası Karadeniz Günü" ilan etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Uluslararası Karadeniz Günü" Karadeniz'in kirliliğe karşı korunması amacıyla 1992'de imzalanan Bükreş Sözleşmesi'nin, aralarında Türkiye'nin de olduğu taraf ülkeleri, 1996'da aldıkları kararla 31 Ekim tarihini "Uluslararası Karadeniz Günü" ilan etti.</p>

<p>EDİRNE (İGFA) - Yaklaşık 160 milyon kişiyi barındıran Karadeniz havzasında çevre sorunları ile deniz ve kıyı kirliliği önemli boyutlara ulaşmış ve uluslararası işbirliğini gerekli hale getirdi. Bu kapsamda, kıyıdaş ülkeler tarafından hazırlanan Bükreş Sözleşmesi 21 Nisan 1992’de imzalandı ve 15 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe girdi.</p>

<p>Sözleşmeye, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya Federasyonu,&nbsp;Bükreş Sözleşmesi’nin taraf olduğumuz Protokolde Karadeniz ekosistemin korunması ve deniz kirliliğinin önüne geçilebilmesi amacı ile 1996 yılında ülkemizde Türkiye, Bulgaristan, Ukrayna, Rusya, Romanya, ve Gürcistan’ın katılımı ile Karadeniz stratejik eylem planı imzalandı.</p>

<p>Bu kapsamda her yıl 31 Ekim tarihi “Uluslararası Karadeniz Günü” olarak taraf ülkelerin temsilcilerinin bir araya gelmesi ile kutlanıyor. Karadeniz Deniz Çevresinin Kara Kökenli Kaynaklardan Kirlenmeye Karşı Korunması şartı bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Nov 2024 14:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2024/11/karadenizin-kaderi-kara-olmasin-1730547949.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sırbİstan, Nazİ Savaş Gemisinİ kaldırdı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/sirbistan-nazi-savas-gemisini-kaldirdi-19837</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/sirbistan-nazi-savas-gemisini-kaldirdi-19837</guid>
                <description><![CDATA[Sırbistan, Tuna Nehri'nden Büyük Ölçekli Kurtarma Operasyonuyla Onlarca Nazi Savaş Gemisinden İlkini Kaldırdı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Sırp hükümeti, II. Dünya Savaşı'nın son günlerinde Tuna Nehri'nde batan Nazi gemilerinden oluşan filoyu kurtarmak ve kaldırmak için geniş çaplı bir kurtarma operasyonu başlattı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Operasyonun amacı, yaklaşık 80 yıldır ulaşımı tehdit eden tehlikeli enkazların nehri temizlemesi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Sırbistan İnşaat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Goran Vesic, girişimin geçen hafta onlarca Alman devriye botunun kurtarılmasıyla başladığını söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Bir vinç mavnası gemiyi nehir yatağından çekerek, patlayıcı mühimmat ve diğer silahların bulunduğu hasarsız ahşap kutuları ortaya çıkardı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/public/images/detay/s%C4%B1rbistan%20mermi.jpg" style="height:419px; width:800px" /></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Operasyonun hedefi, 200 Alman devriye botu ve destek gemisinden oluşan Kriegsmarine'e ait Kampfgruppe Zieb filosunun kalıntıları.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Ağustos 1944'te Alman kuvvetleri Doğu Avrupa'da yaklaşan Kızıl Ordu'dan kaçarken, filonun komutanı gemilerin Sovyetlerin eline geçmesini önlemek için Tuna Nehri'nde Sırbistan'ın Prahovo kenti yakınlarında batırılmasını emretti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Bu gemilerin batırılması Tuna Nehri'ni kısmen bloke etti ve Sovyet nehir kuvvetlerinin geçici olarak kısıtlanmasına yol açtı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Sovyetler o yılın ilerleyen zamanlarında gemilerin bir kısmını söküp başka amaçlarla kullansa da, çoğu nehrin altında kalmış, tortuya gömülmüş ve zamanla bozulmuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Bu batıklar, özellikle filonun yeniden yüzeye çıktığı yaz kuraklıkları ve su seviyesinin düşük olduğu dönemlerde, Tuna Nehri'nde modern seyrüseferi engellemeye devam ediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Sırbistan, seyir güvenliğini sağlamak amacıyla 80 yıllık onlarca enkazı nehirden kaldırmayı kabul etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Bakan Vesic, iki aşamalı kurtarma planını şöyle anlattı: İlk aşamada, önümüzdeki birkaç hafta içinde 21 enkaz daha kaldırılıp kaldırılacak, ikinci aşamada ise 80 gemi daha kurtarılacak.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Her gemi, yaklaşık on gün süren bir incelemeden geçiriliyor ve gemideki patlayıcı cihazların arızaları da kontrol ediliyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Vesic, kurtarma çalışmalarının tamamlanmasının ardından halkın, Tuna Nehri'nin bu kesiminde son 80 yıldır seyrüseferi zorlaştıran batık Nazi filosunun bir bölümünü görme fırsatına sahip olacağını duyurdu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Kurtarma operasyonu, bu enkazların ortaya çıkardığı güvenlik endişelerini ele alıyor ve onları nehir yatağında bırakan tarihi olayların bir hatırlatıcısı olarak hizmet ediyor. Bu gemilerin kaldırılması, bu kritik su yolu boyunca daha güvenli bir geçişe olanak tanıyacak.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 14:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2024/08/sirbistan-nazi-savas-gemisini-kaldirdi-1723980756.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OSMANLI’NIN DENİZCİ MAYMUNLARI</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/osmanlinin-denizci-maymunlari-19833</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/osmanlinin-denizci-maymunlari-19833</guid>
                <description><![CDATA[Osmanlı donanmasında II. Bayezid’den itibaren maymunlar kullanılmaya başlanmıştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>II. Bayezid döneminde Osmanlı denizciliği büyük bir gelişme göstermiş, tersaneler kurulmuş ve denizcilik devlet tarafından teşvik edilir hale gelmiştir. Kemal Reis ve Piri Reis gibi tarihte büyük imza atmış denizciler bu dönemde Osmanlı donanmasına katılmış ve sonrasında da Osmanlı Devleti içerisinden birçok büyük denizci ortaya çıkmıştır.<br />
Bu tarihten itibaren diğer devletlere karşı deniz savaşlarında Osmanlı devleti büyük bir üstünlük kurmuştur. Osmanlı mühendislerinin yaptığı büyük yelkenliler, toplar ve cesur denizcilerimizin yanında bu savaşlarda donanmaya fayda sağlayan aslında pek de bilinmeyen çok garip bir silahımız vardı: <strong>Maymunlar.</strong><br />
İlk olarak nasıl ve nerede kullanıldığı bilinmese de Osmanlı donanmasında II. Bayezid’den itibaren maymunlar kullanılmaya başlanmıştı.<br />
Maymunların görme yeteneğinin insanınkinden iki üç kat daha gelişmiş olması sebebiyle gemilerin gözcü kulelerinde dürbün veya bir insan yerine özel eğitimli maymunlar bulunuyordu.<br />
Eğer maymun açık sularda bir gemi görürse çığlıklar atıp bütün tayfaya haber veriyor, böylelikle tayfanın yaklaşan bir gemi olduğundan haberi oluyordu.<br />
Bu sayede düşman gemisi onları farketmeden önce hazırlıklar yapılabiliyor, savaşılacaksa tayfa kolayca önceden hazırlanabiliyor, eğer savaşılmayacaksa düşman gemisinin geldiği yönün aksine bir tarafa gidilerek, farkedilmeden kolayca yanlarından geçilebiliyordu.<br />
Tabii Osmanlı gemisinde tüm bunlar olurken, düşman gemisi olan bitenden habersiz, o kadar uzak mesafeleri insan gözüyle farkedemedikleri için hiçbir şey olmamış gibi yolculuklarına devam ediyorlardı.<br />
Maymunlar uzun yıllar Osmanlı donanmasında gözcü olarak kullanılırken, özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kuzey Afrika’nın büyük bir kısmının alınması ile denizciler ve tüccarlar tarafından İstanbul'a da getirilmeye başlanmış ve bir süre sonra varlıklı kesimin evcil hayvanlarına dönüşmüştür.<br />
Özellikle Galata, Azapkapı ve Tersane önlerinde maymunlar satılmaya başlanmıştı. Hatta bir süre sonra sırf maymun satan özel dükkanlar dahi ardarda açılmıştır.<br />
Ancak denizlerdeyken pek göze batmayan ve çok da işe yarayan maymunlar, İstanbul’a gelip şehir içinde dolaşmaya ve çoğalmaya başlayınca bundan rahatsız olan kesim de ortaya çıkmıştır.<br />
II. Murad’ın şehzadeliği döneminde yanında bulunan İmam Abdulkerim Efendi de bu maymunlardan hazetmeyen kişilerin başında geliyordu.<br />
Öncesinde sadece bir imam olan Abdulkerim Efendi, III. Murad’ın tahta geçmesiyle Rumeli Kazaskerliğine kadar yükselmiş ve büyük bir güce kavuşmuştur.<br />
Halk tarafından fazla sevilmeyen, asabi bir adam olarak bilinen Abdulkerim Efendi, özellikle gayri-müslim Osmanlı vatandaşlarına uyguladığı gurur kırıcı ve ırkçı uygulamalarıyla tanınmıştır. Ama Abdulkerim Efendi’nin asıl vukuatı maymunlara yaptıkları olmuştur.<br />
Beslenen maymunlardan pek hazetmeyen hatta nefret eden Abdulkerim Efendi, bir cuma namazı sonunda Fatih Camii’nde verdiği vaazda, gayri-müslimlerin bu maymunları cinsel işlerde kullandığını iddia etmiş, cemaati gelayana getirip arkasına almış ve doğru maymun dükkanlarını basarak talan etmiş, yakalananı bütün maymunları ağaçlara astırmıştır.<br />
O günden sonra İstanbul’da görülen her maymun, çıkarılan fermanla en yakın ağaca asılır. Artık Osmanlı donanmasında da maymun kullanımına son verilir.<br />
Böylelikle günden güne İstanbul’da maymun da azalmış, en sonunda da yok olmuştur.</p>

<p><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/public/images/detay/idam%20maymun.jpg" style="height:450px; width:800px" /><br />
Maymunları topluca astırdığı için Abdulkerim Efendi’nin lakabı maymunkeş olmuş ve tarihe “Maymunkeş Abdulkerim Efendi” olarak geçmiştir.<br />
Maymunkeş Abdulkerim Efendi öldüğü gün İstanbul’daki tüm ahali bayram olmuş gibi sevinmiştir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Aug 2024 15:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2024/08/osmanlinin-denizci-maymunlari-1723292285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arkas Sanat Alaçatı Açıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/arkas-sanat-alacati-acildi-19832</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/arkas-sanat-alacati-acildi-19832</guid>
                <description><![CDATA[Arkas, beşinci sanat merkezini Alaçatı’da açtı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<div>
<p style="margin-left:0; margin-right:0"><strong>Çeşme Belediyesi desteğiyle hayata geçen Arkas Sanat Alaçatı,&nbsp;</strong><strong>kalıcı ve süreli sergi salonları ile her disiplinden kültür-sanat etkinliklerine zemin olacak atölye alanlarıyla İzmir’de çağdaş sanat buluşmalarına&nbsp;&nbsp;</strong><strong>ev sahipliği yapacak.</strong></p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Arkas, İzmir’e kazandırdığı sanat merkezlerinde sanatseverlerle buluşturduğu sergiler ve etkinliklerle “İzmir’in Sanat Rotası” olma yolunda attığı adımlara bir yenisini daha ekleyerek beşinci sanat merkezini İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı’da ziyarete açtı.</p>
</div>
</div>

<div style="margin-left:-1.5rem; margin-right:-1.5rem; text-align:start">
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<p style="margin-left:0; margin-right:0">Açılışını kalıcı ve süreli olmak üzere iki farklı sergiyle gerçekleştiren Arkas Sanat Alaçatı, yıl boyunca bu sergilere paralel tasarlanan sanatçı konuşmaları, seminer, atölye gibi etkinliklerle sanatseverlerle buluşacak. Merkezin içinde bulunan Monreve Patisserie ise ziyaretçiler için keyifli bir durak olacak.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Arkas ile Çeşme Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında Çeşme Belediyesi’ne ait arazinin 30 yıllığına Arkas’a tahsis edilmesiyle faaliyete geçen merkezin Çeşme’nin kültür-sanat etkinliklerini zenginleştirmesi amaçlanıyor.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Basın toplantısında konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, “Lucien Arkas, Çeşme’ye kazandırmış olduğunuz bu yapı buradaki kültür sanat hayatının gelişimi açısından çok değerli bir yatırım. Yalnızca İzmir değil, tüm dünyada Lucien Bey’in sanatla buluştuğu noktalar var. Kendisi İzmir için olduğu kadar Türkiye için çok önemli bir insan. Hiçbir çıkar gözetmeksizin sanatı Çeşme ile buluşturması bizler ve gelecek nesillerimiz için son derece kıymetli. Çeşme’yi yalnızca iki ayla sınırlamamız burada sahip olduğumuz birçok güzelliğe, kültür mirasına haksızlık olur. Ailelerin kış aylarında da akıllarına Çeşme gelsin istiyoruz. Bunun için hem yazın hem kışın sanatla sosyalleşebilecekleri alanlar olması gerekiyor. Bu yatırımla buluşmaların, kültür sanat etkinliklerinin Çeşme halkının buluşabileceği bir alan yaratmış olduk. Ben Çeşme Belediye Başkanı olarak böyle bir girişimin açılışını gerçekleştirmekten büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Dilerim burada Çeşme Belediyesi ve Arkas iş birliği daha nice Çeşme’nin gelecek yatırımlarına aydınlık katacak günlere vesile olur” dedi.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, “Arkas Sanat Alaçatı bizim 5. sanat merkezimiz. İzmir’de ilk sanat merkezimizi 2011 yılında açtık. 13 yıl evvel başladık sanata yatırım yapmaya, bununla da bitmiyor, devam edeceğim. Çeşme’nin yalnızca 2 ay değil tüm yıl akıllara gelmesi lazım. İnsanların yaz-kış ziyaret edebileceği, her disiplinden, kültür-sanat etkinliklerine ve sanat buluşmalarına ev sahipliği yapabilecek bir sanat merkezi tasarladık. İki sergi salonumuz var. Biri kalıcı diğeri geçici sergi olarak sanatseverlere hizmet verecek. Kalıcı sergimiz, 2017 yılında önce İstanbul’da ardından da İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açtığımız Victor Vasarely sergisi. Op Art akımının öncüsü ve benim çok sevdiğim bir sanatçı. Torunu olan aynı zamanda Fondation Vasarely direktörü Pierre Vasarely benim dostum. Orada da Lucien Arkas Salonu’nda Arkas Sanat Koleksiyonu’nda eserler sergileniyor. İzmir’in ve hatta Türkiye’nin kültür-sanat ortamındaki en büyük ihtiyaçlardan biri de genç sanatçıların, izleyiciyle buluşacakları mekanların sayıca artması. Yeni mekânımız Arkas Sanat Alaçatı’da bu ihtiyaca çözüm olmayı hedefledik. Süreli sergimizi ise genç sanatçılara, modern ve çağdaş sanata yer verecek şekilde kurguladık.&nbsp; Yeni Topraklar/New Lands başlıklı özel koleksiyonlardan derlenmiş uluslararası çağdaş sanat sergisi ile genç sanatçılara da destek olmayı amaçladık. Bütün müzelerin muhakkak bir kafesi vardır. Hem sanat merkezini gezsinler hem oturup sohbet edebilsinler. İçindeki Monreve Patisserie sanat merkezini ziyaret edenler için buluşma alanı olsun istedik” diye konuştu.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Monreve Grup Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas, “Arkas Sanat Alaçatı, Çeşme’nin kültür-sanat ortamı adına çok büyük bir kazanım. Bu kadar kıymetli bir oluşum içinde Monreve Group olarak yeni projemizi lanse etmekten mutluluk duyuyoruz. Monreve Patisserie, Arkas Sanat Alaçatı’nın içinde sanatseverler için keyifli bir sosyalleşme alanı olarak tasarlandı. Hedefimiz, sergileri izlemeye ya da etkinliklere katılmaya gelen misafirlerimizin buradaki vakitlerini daha keyifli kılmak. Monreve Group olarak yaptığımız her işte sanata dokunmaya değer veriyoruz. Arkas Sanat ve Monreve Patisserie arasındaki bu iş birliğini de bundan sonra açılacak diğer sanat merkezlerinde sürdürmeyi planlıyoruz” dedi.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Arkas Sanat Alaçatı hakkında bilgi veren Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası, “Arkas’ın sanat merkezleri birbiriyle diyalog halinde olsa da her birinin kendi içinde ayrı dünyası, ayrı odak noktaları var. Arkas Sanat Alaçatı’da da Çeşme’nin dinamizmine yakışır bir odak noktasıyla ilerlemek istedik; merkezi, modern ve çağdaş sanata alan açacak şekilde kurguladık. Lucien Arkas Sergi Salonu’nda Arkas Sanat Koleksiyonu’ndan derlenmiş bir Victor Vasarely seçkisini kalıcı olarak ziyaretçilerle paylaşacağız. Victor Vasarely, 20. yüzyılın sanat dünyasında iz bırakan, geometrik desenler ve optik illüzyonlar üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınan bir sanatçı. Op Art akımının kurucusu olarak kabul ediliyor. Sanatçının farklı dönemlerinden resim, duvar halısı ve heykel olmak üzere 30 eserinden oluşan bir seçkiyi sergiliyoruz. Taptaze inşa ettiğimiz bu binada genç bir bakış açısıyla hareket etmek, onların sanatı algılayış biçimlerini ziyaretçilere sunmak istedik ve ilk süreli sergimiz Yeni Topraklar’da 40 yaş altı 155 sanatçının 157 eserini bir araya getirdik. Sergi, Dr. Necmi Sönmez küratörlüğünde ve Arkas Sanat ekibi tarafından Türkiye’den ve dünyadan 29 özel koleksiyondan derlenerek hazırlandı” dedi.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>

<div>
<div>
<div>
<div>
<div><img alt="" class="attachment-full size-full" src="https://arkasnews.com/wp-content/uploads/2024/07/Mujde-Unustasi-Pierre-Vasarely-Lucien-Arkas-Lal-Denizli-Merve-Arkas.jpg" style="border-radius:inherit; box-sizing:border-box; height:inherit; max-height:inherit; max-width:100%; object-fit:contain; vertical-align:top; width:auto" /><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/public/images/detay/arkas-1A.jpg" style="height:552px; width:800px" /></div>

<div>
<div>Müjde Unustası, Pierre Vasarely, Lucien Arkas, Lal Denizli, Merve Arkas</div>
</div>
</div>

<div>&nbsp;</div>

<div>
<div><img alt="" class="attachment-full size-full" src="https://arkasnews.com/wp-content/uploads/2024/07/Mujde-Unustasi-Lucien-Arkas-Necmi-Sonmez-1.jpg" style="border-radius:inherit; box-sizing:border-box; height:inherit; max-height:inherit; max-width:100%; object-fit:contain; vertical-align:top; width:auto" /><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/public/images/detay/arkas1.jpg" style="height:800px; width:790px" /></div>

<div>
<div>Müjde Unustası, Lucien Arkas, Necmi Sönmez</div>
</div>
</div>

<div>&nbsp;</div>

<div>
<div><img alt="" class="attachment-full size-full" src="https://arkasnews.com/wp-content/uploads/2024/07/ASA1.jpg" style="border-radius:inherit; box-sizing:border-box; height:inherit; max-height:inherit; max-width:100%; object-fit:contain; vertical-align:top; width:auto" />Fondation Vasarely Direktörü Pierre Vasarely ise sergi açılışında yaptığı konuşmada , “Lucien Arkas ile tanışıklığımız yaklaşık 13 sene önceye dayanıyor. Çeşme’ye üçüncü gelişim. 4-5 sene önce geldiğimde burada bir sanat mekânı yoktu. Lucien Arkas gibi bir değere sahip olduğunuz için çok şanslısınız. Lucien Arkas’ın sanat sevgisi aslında çok farklı alanlara yayılıyor ve onun koleksiyonunu ilk kez Lodeve’de görme şansım oldu, post-empresyonistlere ait birçok eseri görünce çok etkilendim. Bizim aynı zamanda Aix-en Provence’ta da bir iş birliğimiz var. Gerek sergiler gerekse vakfın sürdürülmesi konusunda Lucien Bey’in büyük katkıları var. Serginin çok başarılı olmasını ve sizler tarafından ziyaret edilmesini diliyorum. Aynı şekilde genç sanatçıların da desteklenmesini çok önemli buluyorum” diye konuştu.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>

<div style="text-align:start">
<div>
<h3 style="margin-left:0px; margin-right:0px"><strong>VICTOR VASARELY&nbsp;</strong><strong>Devrimci Bir Sanatçı</strong></h3>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">1976’da Aix-en-Provence’da kurulan&nbsp;<strong>Fondation Vasarely</strong>&nbsp;ile Arkas arasındaki ilişki uzun yıllardır devam ediyor. Bu iş birliğinin bir sonucu olarak Alsancak’ta bulunan Arkas Sanat Merkezi, 2017’de Op Art akımının önemli temsilcilerinden Vasarely’nin retrospektif sergisine ev sahipliği yapmış; sanatçının ressam, tasarımcı, teorisyen kimliklerini bütüncül bir biçimde tartışmaya açmıştı. 2018’de sanatçının Arkas Sanat Koleksiyonu’na girmiş eserlerinden bir seçki,&nbsp;<strong>Fondation Vasarely</strong>’de Lucien Arkas Sergi Salonu’nda sergilenmeye başladı.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Arkas Sanat Alaçatı’nın Lucien Arkas Sergi Salonu’nda kalıcı olarak izleyicilerle buluşacak&nbsp;<strong><em>Arkas Koleksiyonu’nda Victor Vasarely</em></strong><em>&nbsp;<strong>(1906-1997)&nbsp;</strong></em>sergisi de bir kez daha sanatçının form ve çizgileri izleyicide “hareket” olgusuna nasıl dönüştürdüğünü gündeme getiriyor.</p>

<h3 style="margin-left:0px; margin-right:0px"><strong>SINIRLARIN DIŞINDA:&nbsp;</strong><strong>TÜRKİYE VE DÜNYADAN GENÇ SANATÇILAR&nbsp;<em>YENİ TOPRAKLAR</em>’DA BULUŞUYOR</strong></h3>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">İlk sezonunda ve gelecek sezonlarda genç sanatçılara alan açıp çağdaş sanatın gelişmesine katkıda bulunma amacını taşıyan Arkas Sanat Alaçatı’nın&nbsp;<strong><em>Yeni Topraklar/New Lands</em></strong>&nbsp;başlıklı ilk süreli sergisi Dr. Necmi Sönmez küratörlüğünde hazırlanıyor. Resim, heykel, desen, fotoğraf, video ve yerleştirme gibi farklı tekniklerle üretilen eserlerin yer aldığı sergide 40 yaş altındaki 155 genç sanatçının farklı eğilimlerle zenginleştirdikleri 157 eseri yer alıyor. Türkiye, Avusturya, Almanya, İsviçre ve Fransa’daki özel koleksiyonlardan derlenmiş uluslararası çağdaş sanat seçkisinden oluşan sergi, ayak sesleri duyulan genç sanatçı kuşağının tüm farklı eğilimlerini ve Türkiye sanat ortamında daha önce görülmemiş deneyimlerini ilk kez kurumsal olarak tartışmaya açıyor.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Çin’den Güney Afrika’ya, Azerbaycan’dan Çek Cumhuriyeti’ne dek oldukça farklı coğrafyalarda, kendi dünyalarına ait gerçeklerden yola çıkarak çalışan sanatçıların Arkas Sanat Alaçatı’da bir araya gelen işleri, küresel etkilerin sınır ve durak tanımadan bireyleri nasıl şekillendirdiğine gönderme yapıyor.</p>

<p style="margin-left:0; margin-right:0">Aralarında David Shrigley, Alice Guittard, Adam Vackar, Amir Khojasteh, Ekaterina Gerasimenko, Eugenia Vereli, Fernao Cruz, Itamar Gov, Jinoos Misaghi, JiSun Lee’nin de bulunduğu çok sayıda uluslararası sanatçının çalışmalarının Türkiye’de ilk kez gösterileceği sergide, Paris’teki&nbsp;<strong>Antoine de Galbert Koleksiyonu</strong>&nbsp;seçkiye özel katkılarıyla yer alıyor.</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Aug 2024 14:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2024/08/arkas-sanat-alacati-acildi-1723288861.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İkinci Dünya Savaşı&#039;ndan kalma ünlü denizaltı USS Harder</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ikinci-dunya-savasindan-kalma-unlu-denizalti-uss-harder-19718</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ikinci-dunya-savasindan-kalma-unlu-denizalti-uss-harder-19718</guid>
                <description><![CDATA[ABD, Amerikan denizaltılarından daha fazla Japon savaş gemisini batıran ünlü saldırı denizaltısı  USS Harder'ın enkazının kimliğini doğruladı .]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:arial,serif"><span style="color:#333333"><span style="background-color:#ffffff">USS&nbsp;<em>Harder</em>&nbsp;, Aralık 1942'de görevlendirilen Gato sınıfı bir saldırı denizaltısıydı ve 24 Ağustos 1944'e kadar Pasifik Tiyatrosu'nda savaştı. İlk hedefi olan deniz uçağı nakliyesini 22 Haziran 1943'te batırdı. Daha birçok hedef almaya devam etti. özellikle ünlü beşinci devriyesinde zaferler. Denizaltı, 26 Mayıs 1944'te (tam olarak 80 yıl önce Pazar günü) Fremantle, Avustralya'dan ayrıldı ve Japon İmparatorluk Donanması'nın Celebes Denizi'nin batı ucunda bir filo demirleme yeri tuttuğu Tawi-Tawi adasına geçti. USS&nbsp;<em>Harder</em>&nbsp;birkaç hafta içinde dört Japon destroyerini batırdı ve bir tanesini daha ağır hasara uğrattı ya da yok etti; böylece Japonya'nın filo düzeyindeki savaş planlarını tek başına bozdu.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:arial,serif"><span style="color:#333333"><span style="background-color:#ffffff">Ayrıca 11 Haziran'da Tawi-Tawi demirleme yerinde Japon savaş gemilerinin yoğun bir şekilde toplandığını gözlemledi ve bu kritik istihbaratı filoya telsizle bildirdi. Erken uyarı, Amiral Raymond Spruance'a Japonların "belirleyici bir savaş" olan Filipin Denizi Muharebesi planları hakkında daha fazla bilgi verdi.&nbsp;<em>Harder'ın</em>&nbsp;eylemleri, savaşın geri kalanında Japon uçak gemisi hava gücünü etkili bir şekilde sona erdiren bu kritik çatışmada Amerika'nın zaferine zemin hazırlamaya yardımcı oldu.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:arial,serif"><span style="color:#333333"><span style="background-color:#ffffff"><em>Harder,</em>&nbsp;bir Japon gemisine saldırı girişimi sırasında altıncı devriyesinde kayboldu. Denizaltı USS&nbsp;<em>Hake</em>&nbsp;ile birlikte&nbsp;<em>CD-22</em>&nbsp;eskort gemisine saldırmaya çalıştı ,&nbsp;ancak Japon mürettebat saldırıdan kaçtı ve USS Harder'ı derinlik hücumlarıyla takip etti. Beşinci derinlik hücumu saldırısı,&nbsp;79 elin tamamı gemideyken USS&nbsp;<em>Harder'ı</em>&nbsp;batırdı; USS&nbsp;<em>Hake</em>&nbsp;kaçtı.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:arial,serif"><span style="color:#333333"><span style="background-color:#ffffff"><em>Harder'ın</em>&nbsp;komutanı Komutan. Sam Dealey, geminin hizmetinden dolayı Donanma Haçı, üç Altın Yıldız ve bir Gümüş Yıldızın yanı sıra Kongre Onur Madalyası'nı aldı.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:arial,serif"><span style="color:#333333"><span style="background-color:#ffffff"><em>Seksen yıl sonra, okyanus arama şirketi Tiburon Subsea ve Lost 52 Project, USS Harder'ın</em>&nbsp;enkazını&nbsp;Luzon açıklarında 3000 feet suyun içinde buldu. Enkaz, kontrol kulesinin yakınındaki derinlik bombası hasarı dışında nispeten sağlam. Donanma Tarihi ve Miras Komutanlığı (NHHC) artık bölgenin kimliğini doğruladı ve burayı korunan bir enkaz olarak belirledi.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:arial,serif"><span style="color:#333333"><span style="background-color:#ffffff">“&nbsp;Zafer sırasında&nbsp;<em>Harder</em>&nbsp;kaybedildi. Özgürlüğün olduğu gibi zaferin de bir bedeli olduğunu unutmamalıyız," dedi NHHC Direktörü, ABD Donanması Tuğamiral (emekli) Samuel J. Cox. “Lost 52'nin bize, en çok Japon savaş gemisini batıran 'Hit 'em HARDER' denizaltısının mürettebatının cesaretini bir kez daha onurlandırma fırsatını verdiği için minnettarız."</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:arial,serif"><span style="color:#333333"><span style="background-color:#ffffff">Taylor ve Lost 52 projesine atfedilen önceki buluntular arasında USS&nbsp;<em>Grayback, Stickleback, Grunion, R-12, S-26</em>&nbsp;ve&nbsp;<em>S-28 yer alıyor. &nbsp;</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/public/images/detay/2ci%20d%C3%BCnya%20i%C3%A7.jpg" style="height:473px; width:750px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 May 2024 16:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2024/05/ikinci-dunya-savasindan-kalma-unlu-denizalti-uss-harder-1716817637.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇAĞDAŞ EL SANATLARI KİTABI...Yayınlandı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/cagdas-el-sanatlari-kitabiyayinlandi-19717</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/cagdas-el-sanatlari-kitabiyayinlandi-19717</guid>
                <description><![CDATA[Türklerin geçmişten günümüze yaşadıkları coğrafyalarda bilinen ve binlerce yıl saklanan sanat izlerini anlatır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">Bu kitabımda; Türklerin sanat anlayışı ile aşina olduğu madenleri, derinleşen ustalık bilincimle ve akıl süzgecimden geçirerek şekillendirdiğim, ürettiğim eserlerim yer alır. Bu sayede yeni nesiller için de geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmak ve Türk gençlerini sanata özendirmek amacını taşırım.</div>

<div style="text-align:start">Zanaatçılık, 20. yüzyılın ilk yarısında dönemin önemli meslekleri arasında yer almasına rağmen değişen ticari, ekonomik, teknolojik ve kültürel şartlarda ne yazık ki Ahi Evran’dan devraldığı usta çırak ilişkisini sürdüremediği için toplum, dünyadaki gelişmelere de ayak uyduramamış, usta-çırak ilişkisi günümüzde kaybolmaya yüz tutmuştur.</div>

<div style="text-align:start">Bunun bir diğer nedeni de meslek okullarının kapanması, dolayısıyla çırak yetişmemesidir. Bu yüzden toplum, Türk sanatlarına da ayak uyduramamıştır.</div>

<div style="text-align:start">Zanaatçıların ve Türk El Sanatları’nın yaşaması için usta çırak ilişkisinin sürmesi yanında ustaların, hem rekabet içinde olup hem birbirini desteklemesi gerekir. Bu sadece sabırla işlenen üretimlerin estetiği artar. Usta olmak, sabır gerektirir.</div>

<div style="text-align:start">&nbsp;</div>

<div style="text-align:start">TÜRKLERDE GELENEKSEL ve ÇAĞDAŞ EL SANATLARI kitabımla dileğim; Binlerce yıllık Türk toplumunun, gelenek ve göreneklere sahip olduğu hâlde kültür ve sanat düzeyini unutmuş olduğu gerçeğini anlatmak, gelecek nesillere ışık tutmasını sağlamaktır.</div>

<div style="text-align:start">Çocuklarınız iyi öğrenci olamasa da iyi bir çırak, iyi bir usta olabilir. Başka bir ifadeyle meslek sahibi insanlar, ait oldukları toplumların kültürel ve sanatsal birikimini, estetik bilincini, inanç ve duygularını, topluma fikirleri ve üretimleriyle yansıtırlar. Onları özendirin.</div>

<div style="text-align:start">Çünkü sanat mutluluktur.</div>

<div style="text-align:start">SAMİ SEFER COŞKUN</div>

<div style="text-align:start"><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/public/images/detay/sami%20i%C3%A7.jpg" style="height:800px; width:571px" /></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 May 2024 15:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2024/05/cagdas-el-sanatlari-kitabiyayinlaandi-1716812270.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>On Yıl Sonra İlk Kez Aydınlatıldı  (VİDEO)</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/on-yil-sonra-ilk-kez-aydinlatildi-video-19290</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/on-yil-sonra-ilk-kez-aydinlatildi-video-19290</guid>
                <description><![CDATA[150 Yıllık Tarihi Florida Keys Deniz Feneri On Yıl Sonra İlk Kez Aydınlatıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/_eezV85QTEE?si=phsQ5eNV11mSd79L" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe><p>Sonar, GPS ve diğer teknolojiler kullanılmaz hale gelmeden çok önce, bir zamanlar Florida Keys mercan resiflerinde gemilere rehberlik eden 150 yıllık bir işaret feneri, tarihi deniz fenerlerini kurtarmaya yönelik büyük bir ulusal çabanın parçası olarak bir kez daha parlamaya başladı. bir asırdan fazla bir süredir ABD kıyılarında bulunuyor.</p>

<p>Timsah Resif Deniz Feneri'ni restore etmek ve korumak için 6 milyon dolar harcayan bir İslamorada topluluk grubu, halka bu çabayı hatırlatmak için Cumartesi günü yepyeni, güneş enerjisiyle çalışan ışıklarını açtı.</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Timsah Deniz Feneri'nin 1873'te tekrar aydınlatıldığını ve 2013'e kadar yanık kalmaya devam ettiğini ve daha sonra 2021'de deniz fenerinin unvanını devralan Save Alligator Lighthouse'un genel müdürü Rob Dixon'ın açıklamasına göre, daha sonra on yıl boyunca karanlık kaldı. Özgürlük Anıtı artık bir kez daha başarıyla aydınlatılıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Deniz feneri, adını 1822'de resifte karaya oturan ve sular altında kalan tanınmış bir Donanma gemisi olan USS Alligator'dan alıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Timsah ve Keys açıklarındaki beş paslı deniz feneri, gemileri bölgenin bariyer mercan resiflerinden uzak durmaları konusunda uyaran temel denizcilik navigasyon yardımcılarıydı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Ancak günümüzün gelişmiş uydu navigasyonu, açık deniz fenerlerinin geçerliliğini yitirmesine yardımcı oldu ve Genel Hizmetler Birliği artık bu yapıları ortadan kaldırıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Timsah Deniz Feneri'nin yıllar sonra oldukça korozif bir durumda kalmasından sonra stabilizasyon gerekliliklerini belirlemek amacıyla detaylı mühendislik araştırması yapıldı.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Dixon, mühendislik araştırmalarının, Timsah Deniz Feneri'ni kurtarmanın altı yıla kadar süreceğini ve yaklaşık 5 ila 6 milyon dolar civarında bir tutarın olacağının belirlenmesine yardımcı olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Toplumda projeye yardım etmek istemeyen kimsenin bulunmadığını söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:20px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Dixon, yaklaşık 215.000 $'ı Monroe İlçesi Turist Geliştirme Konseyi'nden olmak üzere yaklaşık 500.000 $ toplanarak bağış toplama çalışmalarının devam ettiğini ekledi.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Oct 2023 16:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/10/on-yil-sonra-ilk-kez-aydinlatildi-video-1697288942.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Surakhani&quot; gemi müzesine gezi düzenlendi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/surakhani-gemi-muzesine-gezi-duzenlendi-19268</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/surakhani-gemi-muzesine-gezi-duzenlendi-19268</guid>
                <description><![CDATA[Azerbaijan Hazar Sea Shipping", "Surakhani" gemi müzesine,  şehit aileleri, çocuklar ve engelli gençlerin de bulunduğu toplam 20 yararlanıcı için gezi düzenlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:17px"><span style="color:#696969"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="color:#000000">"Azerbaijan Hazar Sea Shipping" CJSC'nin (ASCO) "Surakhani" gemi müzesine, aralarında DOST Kapsayıcı Kalkınma'da eğitim alan şehit aileleri, çocuklar ve engelli gençlerin de bulunduğu toplam 20 yararlanıcı için gezi düzenlendi. ve Yaratıcılık Merkezi.&nbsp;</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:17px"><span style="color:#696969"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="color:#000000">Gezi katılımcıları, denizcilik gelenekleri, antik tarih ve ülkemizde gemiciliğin gelişimi ile ilgili nadir sergilerle tanıştı.&nbsp;Benzersiz bir yapıya sahip olan tanker-müzede, Hazar Denizi'nin tarihi, Abşeron'daki petrol üretimi, çeşitli gemi modelleri hakkında bilgiler yararlanıcıların ilgisini çekti.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:17px"><span style="color:#696969"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="color:#000000">Gezi grubu üyeleri çeşitli interaktif oyunlara katılarak denizcilerin yaşam tarzı ve gemicilik işleri hakkında bilgi sahibi oldular.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:17px"><span style="color:#696969"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="background-color:#f8f8f8"><span style="color:#000000">Sonunda katılımcılara ASCO'nun müze sergilerinden yola çıkarak yayınladığı "Denizcilik Alfabesi" kitabı hediye edildi.</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/10/surakhani-gemi-muzesine-gezi-duzenlendi-1696594504.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özbekistan Aral gölünü çanlardımaya çalışıyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ozbekistan-aral-golunu-canlardimaya-calisiyor-19168</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ozbekistan-aral-golunu-canlardimaya-calisiyor-19168</guid>
                <description><![CDATA[Aral Gölü, Sovyet döneminde sulama sistemlerinin kötü kullanımı ve iklim değişikliği nedeniyle sadece on yıllar içinde yok oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/_B-qlzhu4fc?si=jHqSQz50jS5wgGog" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe><p>Aral Gölü'nün yok olması, dünyanın insan eliyle yapılan en kötü çevre felaketlerinden biri. Özbekistan, uluslararası ortaklarla birlikte, bu sıkıntılı bölgeyi rehabilite etmek için bir dizi girişimde bulunuyor.</p>

<p>Zinovy Novitsky, 2018 yılında Özbekistan Cumhurbaşkanı tarafından Aral Gölü'nün kurumuş dibine bir orman dikmek için başlatılan geniş çaplı bir devlet programının küratörü. Halihazırda 1 milyon 730 hektarlık bir alan tuza ve kuraklığa dayanıklı çeşitli bitkilerle kaplandı. Amaç, bölgenin çevresini iyileştirmek.</p>

<p>Novitsky, "Bitkiler kökleriyle toprağı tutarak, tuz ve kumu zeminde tutar. Bu bitkiler oksijen yayar ve karbondioksiti emer. Olumlu bir etkisi de bu." şeklinde konuşuyor.&nbsp;</p>

<p>Her yıl kum fırtınaları, Aral Gölü'nün kurumuş zemininden havaya 100 milyon tondan fazla toz ve toksik tuz saçıyor. Projenin kilit bitkisi siyah saksaul, doğal bir kalkan işlevi görüyor.</p>

<p>Novitsky, "Saksaul mekanik bir engel görevi görüyor. Bir saksaul bir ton toksik kum ve tuz tutabilir. Eğer o olmasaydı, tüm bunlar havaya yükselir ve uzun mesafelere taşınırdı." diyor.&nbsp;</p>

<p>Aral Gölü, Sovyet döneminde sulama sistemlerinin kötü kullanımı ve iklim değişikliği nedeniyle sadece on yıllar içinde yok oldu. Bu, yerel iklimi ve bölgedeki yaşamın tüm yönlerini önemli ölçüde etkiledi.</p>

<p>Aral Gölü, bir zamanlar balıkçılık endüstrisi için bir merkezdi ancak yarım yüzyıl içinde gölün sadece yüzde 10'u kaldı ve su çekilmeye devam ediyor.</p>

<p>Bir zamanlar dünyanın en büyük 4. gölü olan Aral Gölü'nde bol miktarda çeşitli balık türleri bulunurdu. Şimdi geriye kalanlar Ölü Deniz ile karşılaştırılıyor.</p>

<p>Batı Aral kıyısında tuz konsantrasyonu o kadar yüksek ki artık hiç balık kalmadı.</p>

<p>Şu anda suyun sınırı, bir zamanlar liman kenti olan Moynak'a 150 km uzaklıkta.</p>

<p>Bölgenin rehabilite edilmesini amaçlayan projelerden biri de Aral Gölü'ndeki "Bahçem" projesi.</p>

<p>Çeşitli ağaçlara sahip olan yeşil vaha, Moynak'a arabayla sadece birkaç dakika uzaklıkta. Herkes internet üzerinden buraya dikilmek üzere bir ağaç satın alabilir. Proje çeşitli uluslararası kuruluşlar tarafından destekleniyor. Hedef, 1 milyon ağaç dikmek.</p>

<p>Monyak bölgesine Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın 1.6 milyon dolarlık projesi kapsamında 3 meteoroloji istasyonu inşa edilecek. Ajans, bölgede yenilikçi teknolojilerin denenmesi için Özbekistan ve uluslararası bilim insanlarıyla yakın iş birliği içinde çalışıyor.</p>

<p>2018 yılında Birleşmiş Milletler Aral Gölü Güven Fonu oluşturuldu. Bu girişim Özbekistan tarafından başlatıldı. Şimdiye kadar 16 milyon dolar toplandı. En büyük bağışçıları Özbekistan ve Avrupa Birliği. Amaç, Aral Gölü bölgesi için çabaları ortak bir stratejide birleştirmek.</p>

<p>Fon, tarımda su tasarrufu sağlayan yenilikçi teknolojiler sunarak yerel savunmasız durumdaki vatandaşları destekliyor. Bu hidroponik sistem Ayjan Boribayeva’nın tüm yıl boyunca evinde koyunları için bitki yetiştirmesine ve su tasarrufu yapmasına izin veriyor.</p>

<p>Aral Gölü bölgesine destek olmak için bulunan çözümler, hiç şüphesiz, tüm dünyanın iklim değişikliğiyle bağlantılı önemli sorunlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Sep 2023 16:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/09/ozbekistan-aral-golunu-canlardimaya-calisiyor-1694785897.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ünlü İngiliz Tarihçi Philip Mansel İzmir’e Geliyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/unlu-ingiliz-tarihci-philip-mansel-izmire-geliyor-19157</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/unlu-ingiliz-tarihci-philip-mansel-izmire-geliyor-19157</guid>
                <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, ünlü İngiliz tarihçi Philip Mansel’i İzmirlilerle buluşturacak. 20 Eylül Çarşamba günü İzmir Sanat Merkezi’nde “Liman Kenti İzmir-Bir Levantenler Hikâyesi” adıyla yapılacak söyleşi, izleyenleri İzmir’in 8 bin 500 yıllık tarihinde unutulmaz bir yolculuğa çıkaracak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, ünlü İngiliz tarihçi Philip Mansel’i İzmirlilerle buluşturacak. 20 Eylül Çarşamba günü İzmir Sanat Merkezi’nde “Liman Kenti İzmir-Bir Levantenler Hikâyesi” adıyla yapılacak söyleşi, izleyenleri İzmir’in 8 bin 500 yıllık tarihinde unutulmaz bir yolculuğa çıkaracak.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Levantenler Derneği, ünlü İngiliz tarihçi Philip Mansel’i İzmirlilerle buluşturacak “Liman Kenti İzmir-Bir Levantenler Hikâyesi” söyleşisi düzenliyor. 20 Eylül Çarşamba günü saat 19.00’da İzmir Sanat Merkezi’nde tercüme desteğiyle yapılacak etkinlik, İzmir Almanya Konsolosluğu Kültür Ataşeliğinin Liman Kenti İzmir söyleşilerinin bir bölümü olarak izleyicilerle buluşuyor. Levant, Konstantiniyye, Sultanların İhtişamı ve Halep adlı eserleri Türkçe olarak yayımlanmış olan Philip Mansel, 8 bin 500 yıllık geçmişe sahip tarihi liman kenti İzmir’i “Bir Levantenler Hikâyesi” bağlamında ele alacak.</p>

<p><strong>Philip Mansel Kimdir?</strong><br />
Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu tarihi hakkında çok sayıda kitabın yazarı olan Philip Mansel, 1951’de Londra’da doğdu. Doğu Akdeniz’in tarihi ve kültürlerinin araştırılmasına kendini adamış bir hayır kurumu olan Levanten Miras Vakfı’nın da mütevelli heyeti üyesi olan Mansel, aralarında Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Almanya, İtalya ve Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkede konferanslar verdi. İki bölümlük Channel 4 belgeseli ”Harem” ve iki BBC 2 belgeseli de dahil olmak üzere radyo ve televizyonda çok sayıda programa katıldı.&nbsp;<br />
Kraliyet Tarih Derneği, Kraliyet Edebiyat Topluluğu, Tarihsel Araştırma Enstitüsü (Londra Üniversitesi) ve Kraliyet Asya Topluluğu üyesi olan Philip Mansel, Fransa Kültür Bakanlığı’nın Sanat ve Edebiyat Şövalyelik Nişanı sahibi. 2012’de Londra Kütüphanesi Edebiyatta Yaşam Ödülü’nü aldı ve 2016’da Belçika’da Kraliyet Nişanı’na layık görüldü. Kitapları Fransızca, Almanca, Felemenkçe, İtalyanca, İspanyolca, Rusça, Yunanca, Arnavutça, Türkçe, Arapça ve Çinceye çevrildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Sep 2023 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/09/unlu-ingiliz-tarihci-philip-mansel-izmire-geliyor-1694688771.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Roma tarihi gün yüzüne çıktı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/roma-tarihi-gun-yuzune-cikti-19088</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/roma-tarihi-gun-yuzune-cikti-19088</guid>
                <description><![CDATA[Şanlıurfa’daki tarihi yapıları kent turizme kazandıran Büyükşehir Belediyesi, Balıklıgöl’ün Kuzeyinde yer alan Tılfındır tepesindeki Sur’ları gün yüzüne çıkarıyor. Kızılkoyun Nekropol’ün üst kısmında yer alan betonarme yapıların
yıkım çalışmalarıyla birlikte Roma dönemine ait kentin antik Sur duvarları ortaya çıkmaya başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa’daki tarihi yapıları kent turizme kazandıran Büyükşehir Belediyesi, Balıklıgöl’ün Kuzeyinde yer alan Tılfındır tepesindeki Sur’ları gün yüzüne çıkarıyor. Kızılkoyun Nekropol’ün üst kısmında yer alan betonarme yapıların yıkım çalışmalarıyla birlikte Roma dönemine ait kentin antik Sur duvarları ortaya çıkmaya başladı.</p>

<p>ŞANLIURFA (İGFA) -&nbsp;Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Şanlıurfa Müze Müdürlüğü tarafından başlatılan Arkeolojik kazılar ile birlikte Roma dönemine ait kentin antik Sur duvarları gün yüzüne çıkmaya başladı.</p>

<p>Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, kentin simgesi Balıklıgöl’ün Kuzey’i, Kızılkoyun Nekropol’ün üst kısmı Tılfındır Tepesindeki Roma dönemine ait antik Sur duvarlarının ortaya çıkarılması için kamulaştırılan betonarme yapıların yıkımının ardından alanda Arkeolojik kazı çalışmaları başlatıldı.</p>

<p>Arkeologlar gözetiminde gerçekleşen kazı çalışmalarında Roma dönemine ait antik Sur duvarları ortaya çıkmaya başladı. Kentin önemli surlarından biri olan Tılfındır Tepesindeki surların gün yüzüne çıkarılmasıyla birlikte kent turizmi önemli bir ivme kazanacak.</p>

<p>Tarihi Şanlıurfa Kalesi, Balıklıgöl Platosu, ve Müze Kompleksinin yer aldığı Kızılkoyun Nekropol ile adeta bir açık hava müzesini andıran Şanlıurfa her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Aug 2023 20:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/08/roma-tarihi-gun-yuzune-cikti-1693071326.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2. Dünya Savaşı’nda kalma sualtındaki mermiler imha edildi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/2-dunya-savasinda-kalma-sualtindaki-mermiler-imha-edildi-18954</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/2-dunya-savasinda-kalma-sualtindaki-mermiler-imha-edildi-18954</guid>
                <description><![CDATA[Sahil Güvenlik Komutanlığı SAS Komandoları, Şile Sofular Halk Plajı açığında tespit ettiği 28 adet top mermisinden 11'ini su altından çıkararak emniyete alırken, 17'sini de kontrollü şekilde imha etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sahil Güvenlik Komutanlığı SAS Komandoları, Şile Sofular Halk Plajı açığında tespit ettiği 28 adet top mermisinden 11'ini su altından çıkararak emniyete alırken, 17'sini de kontrollü şekilde imha etti.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Sahil Güvenlik Komutanlığı, Şile Sofular Halk Plajı açığında mühimmat olabileceği değerlendirilen şüpheli cismin bulunduğu bilgisinin alınması üzerine bölgeye SAS Komandolarını sevk etti.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, SAS Komandolarınca Savcılık ve Kolluk Kuvvetleri ile koordineli olarak yapılan inceleme sonucunda, cismin 2’nci Dünya Savaşı döneminden kalma top mermileri olabileceği değerlendirildi.</p>

<p>Bunun üzerine merminin bulunduğu bölgede, komandolar tarafından su altı arama faaliyeti icrasında toplam 28 adet top mermisi tespit edildi.</p>

<p>Yapılan inceleme dalışlarında, mermilerin yüzeylerinde oluşan kabuklanma sonucu etraflarında bulunan kayalıklarla bütünleşmiş olması sebebiyle 28 top mermisinden 11 adedi su altından çıkarılarak Savcılık makamı bilgisi dâhilinde inceleme ve müteakiben imha maksadıyla emniyete alındı.</p>

<p>Bölgedeki insanların tahliyesi sonrasında da, su altında bulunan 17 adet top mermisi SAS Komandolarının titiz çalışması sonrası kontrollü şekilde imha edildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<div>https://twitter.com/tcsavunma/status/1687067570736701441</div>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Aug 2023 17:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/08/2-dunya-savasinda-kalma-sualtindaki-mermiler-imha-edildi-1691071750.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayıp Dünyalar BBC Earth ile Keşfediliyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kayip-dunyalar-bbc-earth-ile-kesfediliyor-18849</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kayip-dunyalar-bbc-earth-ile-kesfediliyor-18849</guid>
                <description><![CDATA[Hem yer üstünü hem de yer altını BBC Earth ile keşfedin. “Kuzey Atlantik: Dipsiz Okyanus” ile su altındaki büyüleyici yaşam, “Ben Fogle: Kayıp Diyarlar” ile de ücra yerlerde yaşayan toplulukların hayatları ve manzaları Ağustos ayında BBC Earth ekranlarında. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>“Kuzey Atlantik: Dipsiz Okyanus” (North Atlantic: The Dark Ocean) ile BBC Earth ekranlarında denizdeki olağanüstü yaşam keşfediliyor. İlk kaşiflerin maceracı ruhundan ilham alan İrlandalı su altı kameramanı Ken O’Sullivan, Kuzey Atlantik’in karanlık derinliklerini keşfediyor. Kaşiflerin metinlerinde anlatılan büyük deniz canlılarını aramak için derinlere doğru yolculuğa çıkıyor. Ken, karşılaştığı deniz yaşamını korumak için verilen mücadeleyi konu alıyor ve izleyiciyi deniz yaşamını keşfetmenin büyüleyici dünyasına sürüklüyor. İddialı doğa tarihi programı “Kuzey Atlantik: Dipsiz Okyanus” (North Atlantic: The Dark Ocean) 6 Ağustos Pazar günü saat 18.00’de BBC Earth ekranlarına geliyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Unutulmuş hayatları Ben Fogle ile keşfedin</strong></p>

<p>Macera dolu ruhuyla bilinen Ben Fogle’ın seyahatleri dur durak bilmeden devam ediyor. Dünyanın ücra köşelerine yaptığı seyahatleri ile uzak bölgelere göçlerin sebeplerini arayan Ben, zamanın unuttuğu adaların yeniden canlandırılma çabasına tanıklık ediyor. Uzun zamandır hafızalardan silinmiş manzaraları keşfeden ve ana akımın dışında yaşayan topluluklarla tanışan “Ben Fogle: Kayıp Diyarlar” (Ben Fogle: Lost Worlds) 18 Ağustos Cuma günü saat 22.00’de BBC Earth’te sevenleriyle buluşuyor. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Jul 2023 12:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/07/kayip-dunyalar-bbc-earth-ile-kesfediliyor-1689585906.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2500 Yıllık Fenike Batığını Kurtarmaya Çalışıyorlar</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/2500-yillik-fenike-batigini-kurtarmaya-calisiyorlar-18796</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/2500-yillik-fenike-batigini-kurtarmaya-calisiyorlar-18796</guid>
                <description><![CDATA[Zamana karşı yarışan bir grup İspanyol arkeolog, güneydoğu İspanya'nın Murcia bölgesindeki Mazarron kıyılarında 2.500 yıllık bir Fenike gemi enkazını kurtarmak için özenle çalışıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bulunduğu bölgeden sonra Mazarron II olarak adlandırılan bu olağanüstü arkeolojik keşif, eski denizcilik mühendisliğinin eşsiz bir parçası olarak kabul ediliyor.</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Tüplü dalış ekipmanıyla donatılmış Valencia Üniversitesi'nden dokuz teknisyen, sekiz metre uzunluğundaki Mazarron II'deki her çatlağı ve çatlağı belgelemek için 560 saatten fazla zaman harcadı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">Haziran ayında iki hafta boyunca gerçekleştirilen kapsamlı su altı araştırmaları, gemi enkazının durumu hakkında çok önemli bilgiler sağladı.&nbsp;Bu titiz dokümantasyon, geri alınması ve korunması için bir strateji formüle etmede çok önemli bir rol oynayacak.&nbsp;</span></span></span></span>Uzmanlar, bu yılın ilerleyen saatlerinde, potansiyel kurtarma operasyonlarının önümüzdeki yaz başlamasıyla birlikte, gemi enkazının en iyi şekilde nasıl korunacağı ve kurtarılacağı konusunda tavsiyelerde bulunacak.&nbsp;Önerilen bir yöntem, gemiyi mevcut çatlaklardan parça parça çıkarmayı ve karmaşık bir yapboz gibi suyun dışında yeniden birleştirmek</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff"><strong>Fenike Ticaretine Dair İçgörüler:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:18px"><span style="color:#2d3748"><span style="font-family:-apple-system,BlinkMacSystemFont,&quot;Segoe UI&quot;,Roboto,Oxygen-Sans,Ubuntu,Cantarell,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif,&quot;Apple Color Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Emoji&quot;,&quot;Segoe UI Symbol&quot;"><span style="background-color:#ffffff">MÖ 580 civarında inşa edildiği tahmin edilen Mazarron II, Fenikelilerin ticaret uygulamaları hakkında daha fazla bilgi edinmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.&nbsp;Tarihçiler, günümüz Lübnan ve Suriye'sinden gelen Fenikeliler ve MÖ 1.500 ile MÖ 300 yılları arasında Akdeniz'deki geniş koloni ağları ve ticaret merkezleri uzun zamandır büyülenmişlerdir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">Bu gemi enkazı, Fenikelilerin kurşun da dahil olmak üzere metalleri İber Yarımadası'ndan nasıl taşıdıklarına dair değerli kanıtlar sunuyor.&nbsp;Araştırmacılar, geminin yapısını ve yükünü inceleyerek, Fenike denizcilik faaliyetleri ve zamanın diğer uygarlıklarıyla ekonomik bağları hakkında ek bilgiler ortaya çıkarmayı umuyorlar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Jul 2023 13:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/07/2500-yillik-fenike-batigini-kurtarmaya-calisiyorlar-1688637969.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahir Büyükakın’dan ’Kabotaj’ mesajı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tahir-buyukakindan-kabotaj-mesaji-18747</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tahir-buyukakindan-kabotaj-mesaji-18747</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın yayınladığı bir mesajla Kabotaj ve Denizcilik Bayramı’nı kutladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın yayınladığı bir mesajla Kabotaj ve Denizcilik Bayramı’nı kutladı</p>

<p>KOCAELİ (İGFA) -&nbsp;Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kabotaj ve Denizcilik Bayramı nedeni ile yayınladığı mesajda, Denizlerde hakimiyet kuramayan milletlerin tarih içerisinde yok olup gittiğini ifade ederek, ” Ülkemiz her alanda olduğu gibi denizcilik alanında da büyük ilerlemeler gösterdi. Gerek sondaj gemilerimiz, gerek muharebe gemilerimiz ve diğer eşi benzeri olmayan gemilerimiz ile denizcilik alanındaki dünyaya mesaj verir hale geldik” dedi.</p>

<p>Kabotaj ve Denizcilik Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınlayan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Ülkenin kendi limanları arasında yük ve yolcu taşıması aynı zamanda ekonomik bağımsızlığının sembolüdür.&nbsp;Verilen kapitülasyonlarla zaman içinde kendi karasularımızda ve limanlarımız arasında yolcu dahi taşıyamaz hale gelen ülkemiz, Kurtuluş Savaşı ardından kendi karasularında yük ve yolcu taşımacılığı hakkını tekrar kazanmıştı.</p>

<p>Son yıllarda ise dünyanın gıpta ile baktığı, millilik oranı gittikçe artan denizcilik alanı ile Türkiye, ön saflarda yerini almıştır. İşte bugün kutladığımız Kabotaj Bayramı ile bağımsızlığımızın ve ekonomik özgürlüğümüzün en önemli sonuçlarından birisi olan bu hakkımızı yeniden kazanmamızın haklı gururunu yaşıyoruz.</p>

<p>Bu uğurda mücadele eden, güzel ülkemizin bağımsızlığı için çalışan şehit ve gazilerimizi saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jun 2023 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/06/tahir-buyukakindan-kabotaj-mesaji-1688111728.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir asır önce mayına çarparak batmıştı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bir-asir-once-mayina-carparak-batmisti-18712</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bir-asir-once-mayina-carparak-batmisti-18712</guid>
                <description><![CDATA[Bu, bir asır önce kaybı Filoyu, ulusu ve İmparatorluğu özüne kadar sarsan bir Kraliyet Donanması savaş gemisinin enkazını çarpıcı ayrıntılarla yakaladılar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Orkney'deki Scapa Flow Müzesi'nde çalışan dalgıçlar, adaların en ünlü iki batığını yeniden ziyaret etmek ve onları en yeni su altı kameraları ve teknolojisiyle kaydetmek için olağanüstü havanın avantajından yararlandı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit"><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/detay/birASIR3.jpg" style="height:533px; margin-left:15px; margin-right:15px; width:800px" /></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Bunu yaparken, HMS Hampshire kruvazörünün parçalanmış kıçını hiçbir insan gözünün göremeyeceği şekilde gösteriyorlar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Gemi, 5 Haziran 1916'da Orkney'nin kuzeybatı kıyısındaki Marwick Head açıklarında bir Alman mayına çarptığında sadece 15 dakika içinde kayboldu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Gemideki 749 kişiden sadece bir düzinesi hayatta kaldı;&nbsp;<img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/detay/birASIRlord.jpg" style="float:right; height:665px; margin-left:15px; margin-right:15px; width:506px" /> Ölenler arasında ülkenin savaş çabalarına liderlik eden adam da vardı - Savaş Bakanı Lord Kitchener.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Ünlü propaganda afişinde İngilizleri silaha çağıran mareşalin yüzüydü.&nbsp;1916'da, muhtemelen İmparatorluk genelinde Kral V. George kadar iyi tanınıyordu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Doğu Cephesinde Merkezi Güçlere karşı savaşı desteklemek için Rusya'ya giden bir delegasyona liderlik eden ölümü, Kraliyet Donanmasının Jutland'da 'ikinci bir Trafalgar' teslim edememesinden bir haftadan kısa bir süre sonra gerçekleşti.&nbsp;İki olay birlikte, Kıdemli Servis'e halkın ve siyasi güveni sarstı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Bir asırdan fazla bir süre sonra, enkaz MOD'un izniyle kısmen kurtarıldı - kruvazörün pervanelerinden biri Scapa Flow Müzesi'nde görülebilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Scapa Flow'un engin doğal limanı olan Orkney'deki Kraliyet Donanması'nın rolünü kutlayan müze, her iki dünya savaşında da ana üssüydü - en son videolar, hareketsiz görüntüler ve temel alınarak iki batık devin dijital 3D modellerini geliştirmeyi amaçlıyor. toplanan fotogrametrik veriler.</span></span></span></span></span></span></p>
</div>

<div style="text-align:start">
<div style="margin-left:-10px; margin-right:-10px">&nbsp;</div>
</div>

<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Scapa Flow Müzesi'nin Kültür Ekibinden Nick Hewitt, Huskyan Charters'tan yerel dalgıçlar MOD'dan dalış lisansı aldı - firma Orkney enkazlarını düzenli olarak araştırıyor ve bulgularını Whitehall ile paylaşıyor - ve en son çalışmaları "büyük bir özen ve profesyonellik ile" yürüttü. Müdür.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Şöyle devam etti: "Sonuç, müze ziyaretçileri için geliştirilmiş bir dijital kaynak olacak ve Orkney'nin dünya savaşlarında Birleşik Krallık'ın kilit deniz üssü olarak oynadığı rolün ve burada ortaya çıkan muazzam kayıpların hikayesini anlatmaya yardımcı olacak."</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit"><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/detay/birASIR_4.jpg" style="height:550px; margin-left:15px; margin-right:15px; width:800px" /></span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">2023'ün en iyisi olarak kısa listeye giren beş müzeden biri olan müze, yakın zamanda Kraliyet Donanması Ulusal Müzesi ile birlikte çalışmak üzere bir anlaşma imzaladı;&nbsp;ikincisi, dalışın resmi savaş mezarlarının üzerinde yapılmasının önünün açılmasına yardımcı oldu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Ulusal müzenin Genel Müdürü Profesör Dominic Tweddle, "Enkazların incelenmesi, bazen belirsiz olan kayıplarının etrafındaki olayları anlamak için önemlidir" dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">"Orkney Adaları Belediyesi, bakımları altındaki birçok enkazı korumak için örnek teşkil edecek bir iş çıkarıyor ve onları desteklemekten mutluluk duyuyoruz."</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Orkney Belediyesi Eğitim, Boş Zaman ve Barınma Komitesi Başkanı Meclis Üyesi Gwenda Shearer, batıklar üzerinde yürütülen araştırma çalışmasının "ulusal öneme sahip" olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit">Devam etti: "Bu iki felaketin üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçti ve Scapa Flow artık donanma gemileriyle ilgilenmiyor - ancak bu çalışma, kayıpların ölçeğinin hassas bir şekilde yeniden anlatılmasını ve hatırlanmasını sağlamaya yardımcı olacak."</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10px"><span style="font-family:&quot;Whitney SSm A&quot;,&quot;Whitney SSm B&quot;,Arial,sans-serif"><span style="color:#001731"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:1.514rem"><span style="font-family:inherit"><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/detay/birASIR_5.jpg" style="height:589px; margin-left:15px; margin-right:15px; width:800px" /></span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Jun 2023 13:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/06/bir-asir-once-mayina-carparak-batmisti-1687603126.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>23 Haziran1941 akşamında REFAH BATIRILDI</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/23-haziran1941-aksaminda-refah-batirildi-18710</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/23-haziran1941-aksaminda-refah-batirildi-18710</guid>
                <description><![CDATA[İçinde Birleşik Krallık'a verilen gemi siparişini teslim almak için İngiltere'ye doğru giden 19 deniz subayı, 63 deniz astsubayı ve 68 deniz erinin yanısıra 4 Hava Harp Okulu öğrencisi ve Kara Harp Okulu’nu üstün dereceyle bitirdikleri için İngiltere’de pilot olarak yetiştirilmelerine karar verilen 16 parlak öğrenci vardı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>23&nbsp;Haziran&nbsp;Cuma sabahından herkese günaydın! 82 yıl önce bugün,&nbsp;23&nbsp;Haziran1941 akşamında 40 yaşını devirmiş emektar&nbsp;<em>Refah</em>&nbsp;vapuru, içinde Birleşik Krallık'a verilen gemi siparişini teslim almak için&nbsp;İngiltere'ye doğru giden 19 deniz subayı, 63 deniz astsubayı ve 68 deniz erinin yanısıra 4 Hava Harp Okulu öğrencisi ve Kara Harp Okulu’nu üstün dereceyle bitirdikleri için İngiltere’de pilot olarak yetiştirilmelerine karar verilen 16 parlak öğrenci ile Mersin Limanı'ndan demir aldı.<br />
<br />
Kuruluşunun üzerinden henüz 15 yıl geçmiş genç Türkiye Cumhuriyeti, ufuktan savaşın görünmeye başladığı 1930'ların sonlarından itibaren pek çok ülke gibi güçlü ittifaklar arıyor; ordularının niteliğini yükseltmek için yatırım yapıyordu. 1939’da Türkiye ve İngiltere arasındaki görüşmeler olumlu sonuçlanmış; iki ülke ortak bir deklarasyon imzalayarak Doğu Akdeniz’deki İtalyan (ve elbette olası Alman) saldırılarına karşı ortak hareket edeceklerini tüm dünyaya duyurmuştu. Savaş öncesinin tedirgin ortamında hızla gelişen bu Türk-İngiliz yakınlaşması neticesinde, Türk Hava Kuvvetleri genç ve başarılı pilotlarından bazılarını eğitim için İngiltere’ye göndermeye karar verdi. Ancak tam da bu sırada Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle resmen ve fiilen başlayan 2. Dünya Savaşı’nın ardından karşılıklı yapılan antlaşmalar da belirsiz bir süre için askıya alındı. Polonya’nın ardından 1 yıl gibi kısa bir süre içinde Romanya, Macaristan, Norveç, Hollanda, Belçika ve Fransa işgal edilmişti bile.&nbsp;1941’de Yunanistan’ın da Hitler’in orduları tarafından işgal edilmesiyle artık gerilme sırası Türkiye’ye gelmişti. Almanya ile 18 Haziran 1941 tarihinde karşılıklı olarak “eşit şartlarda bir Saldırmazlık Paktı” imzalandı. İngilizler bu durumdan rahatsızdı. Onların görüşüne göre “Almanya’yla yakınlaşmış bir Türkiye” özellikle Doğu Akdeniz’deki tüm dengeleri bozabilirdi.&nbsp;<em>Refah</em>&nbsp;vapurunun taşıdığı seçkin birlik, İngiltere'nin Türkiye’yi yanına çekmek için yaptığı hamlenin bir parçasıydı.<br />
<br />
Ancak bu genç ve parlak askerlerin yolculuğu sadece beş saat sürecekti. Nereden ve kimden geldiği anlaşılmayan bir torpido tarafından vurulan&nbsp;<em>Refah</em>&nbsp;çok kısa bir sürede, Kıbrıs sahillerine 10 mil mesafede gözden kaybolacak; denizin derinliklerine gömülürken beraberinde onları da&nbsp;götürecekti. Saldırının bilançosu hayli ağırdı. Deniz ve hava subay, astsubayları ve öğrencileri ile gemi personelinden oluşan toplam 200 kişiden 167’si şehit oldu; gemiye Mersin’den binen bir İngiliz görevli de hayatını kaybetti. Facianın sorumluları halen netleşmese de kanıtlar, Teğmen Dal Pozzo Corrado komutasındaki&nbsp;<em>R. SMG ONDINA</em>&nbsp;adlı İtalyan denizaltısına işaret ediyor.&nbsp;Kazayı ve İngiltere'deki Brookwood Türk Hava Şehitliği’ni&nbsp;Sinan Ercan&nbsp;<em>#tarih&nbsp;</em>için&nbsp;<a href="https://tarihdergi.us7.list-manage.com/track/click?u=39401bfb9bee0834772820a02&amp;id=ed484f5c05&amp;e=b7c758270f" target="_blank">yazmıştı</a>.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Jun 2023 17:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/06/23-haziran1941-aksaminda-refah-batirildi-1687532575.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni kapı batıkları müze bekliyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/yeni-kapi-batiklari-muze-bekliyor-18698</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/yeni-kapi-batiklari-muze-bekliyor-18698</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul arkeologları, antik gemi koleksiyonunu saklamak için bir müze bekliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Marmaray projesi sırasında keşfedilen antik gemi enkazları, dünyadaki en büyük koleksiyondur.<br />
&nbsp;<br />
Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan bir yeraltı demiryolu hattının inşası sırasında, İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndeki yüzlerce işçi ve arkeolog, Neolitik konutların ve mezarların temellerinden Osmanlı sarnıçlarına ve atölyelerine kadar şehrin 8.000 yıldan fazla tarihine dair kanıtları gün yüzüne çıkardı.<br />
&nbsp;<br />
İstanbul'un adını taşıyan semtinde bulunan Yenikapı alanı, 2004 ile 2013 yılları arasında dünyanın en büyük arkeolojik kazılarından birine ev sahipliği yaptı. Bunların tamamlanmasının ardından 10 yıldır devam eden konservasyon süreci başladı.<br />
Yenikapı limanını dolduran bataklık anaerobik tortular sayesinde, seramik, kemik, cam, madeni para ve diğer metal ürünlerin yanı sıra iyi korunmuş organik maddeler - ahşap, ipler ve deri gibi birçok eser kurtarıldı. Arkeologlar, yüzlerce çapa ve diğer gemi ekipmanı parçalarına ek olarak, MS 5. yüzyıldan 10. yüzyılın sonlarına veya 11. yüzyılın başlarına kadar uzanan son derece iyi korunmuş 37 gemi enkazı da buldular. Ancak o zamandan beri bu eserlerin sergilenebileceği bir müze oluşturulmadı.<br />
&nbsp;<br />
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Ufuk Kocabaş, müzede bekleyen binlerce arkeolojik eser olduğunu söyledi.<br />
&nbsp;<br />
“İstanbul, sualtı arkeolojisi açısından büyük bir potansiyele sahip. İşte dünyanın en büyük ortaçağ enkazı koleksiyonu” dedi Kocabaş.<br />
Bilim adamı, çok sayıda gemi enkazı nedeniyle eserleri koruma sürecinin uzun bir prosedür gerektirdiğini belirtti.<br />
&nbsp;<br />
“Gemilerin batıklarında çok fazla su emen ahşap var. Suyu dokularına emdiler ve parçalandılar. Bu süreçte, kimyasalların bu eserlere yavaşça emilmesi gerekir. Kurutma işlerinde de ileri teknolojik cihazlar kullanmaktayız. Bu işlemler devam ediyor çünkü çok fazla batık var ve uzun bir süreç. Ama müze projesinin hayata geçmesi önümüzü açacak. Ne müze ne de çok iyi bir depo kurulmadığı sürece yeni batıklara geçemiyoruz. Kocabaş, eserlerin korunması için müze&nbsp;oluşturulması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/detay/Yenikap%C4%B1_3.jpg" style="height:516px; width:800px" /></p>

<p style="margin-left:14px; text-align:left"><span style="font-size:15px"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Lora,&quot;Source Serif Pro&quot;,Georgia,serif"><span style="background-color:#ffffff">“İstanbul, sualtı arkeolojisi açısından büyük bir potansiyele sahip.&nbsp;Şehir, dünyanın en büyük ortaçağ batık gemi repertuarına sahiptir.&nbsp;Bu koleksiyon henüz bir müzede sergilenmiyor.&nbsp;Ama şimdi zamanı geldi.&nbsp;<a href="https://arkeonews.net/the-secret-of-the-shipwrecks-at-theodosius-harbor-1600-years-old-womens-sandals-and-comb/" style="box-sizing:border-box; color:#bf9d7a !important; text-decoration:none">Yenikapı batıklarından</a>&nbsp;çıkarılan eserlerin&nbsp;sergileneceği bir müze, milyonlarca turisti İstanbul'a çekecek ve bu mirası ön plana çıkaracaktır" dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:14px; text-align:left"><span style="font-size:15px"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Lora,&quot;Source Serif Pro&quot;,Georgia,serif"><span style="background-color:#ffffff">İstanbul'un dünya başkenti olduğu 2010 yılında Yenikapı Marmaray ve metro istasyonlarının bulunduğu bölgede müze kurulması için projelendirildiğini hatırlatan Kocabaş, şunları kaydetti: “Dönemin Belediye Başkanı Kadir Topbaş uluslararası bir yarışma düzenlemişti. müze istasyonu projesi için.&nbsp;Bu yarışmada çeşitli projeler teslim edilmiş ve sonuç olarak Yenikapı'da Marmaray ve metro istasyonlarının bulunduğu bölgede müze kurulması için bir proje seçilmiştir.&nbsp;Sürecin tamamlanmasının ardından uygulama için 2015 yılında ihaleye çıkılması bekleniyordu.&nbsp;Ne yazık ki, o zamandan beri bir müze kurulmadı.&nbsp;Ben de şu anda herhangi bir hazırlık görmüyorum.&nbsp;Her gün onbinlerce İstanbullu tarihi bir doku içinde seyahat ediyor.”</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:14px; text-align:left">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:14px; text-align:left"><span style="font-size:15px"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Lora,&quot;Source Serif Pro&quot;,Georgia,serif"><span style="background-color:#ffffff">Haber Ajansı'na konuşan Kocabaş, çok sayıda gemi enkazı olması nedeniyle eserlerin konservasyon sürecinin uzun bir prosedür gerektirdiğini söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:14px; text-align:left"><span style="font-size:15px"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Lora,&quot;Source Serif Pro&quot;,Georgia,serif"><span style="background-color:#ffffff">“Batıklarda su emmiş çok sayıda odun var.&nbsp;Bunlar dokularına su emmiş ve parçalanmıştır.&nbsp;Bu süreçte kimyasal maddelerin yavaş yavaş bu eserlere emilmesi gerekir.&nbsp;İşleri kurutmak için de ileri teknolojik cihazlar kullanıyoruz.&nbsp;Bu işlemler batık sayısının fazla olması ve uzun bir işlem olması nedeniyle devam etmektedir.&nbsp;Ama müze projesinin hayata geçmesi önümüzü açacak.&nbsp;Bir müze ya da çok iyi bir depo kurulmadığı için yeni batıklara geçemiyoruz.&nbsp;Bu anlamda iş akışımızda bir kırılma yaşanıyor.&nbsp;Eserlerin korunması için müze kurulmalı” dedi.</span></span></span></span></p>

<div style="text-align:center">
<div>&nbsp;</div>
</div>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jun 2023 11:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/06/yeni-kapi-batiklari-muze-bekliyor-1687248661.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Minik Ellerden Çevre Farkındalığı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/minik-ellerden-cevre-farkindaligi-18658</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/minik-ellerden-cevre-farkindaligi-18658</guid>
                <description><![CDATA[İznik Belediyesi’nin Çevre Haftası sebebiyle düzenlediği etkinliklerin ikinci gününde minikler İznik Sahilini temizleyerek çevre farkındalığı oluşturdular.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>5-9 Haziran tarihlerinde ülkemiz genelinde kutlanan ve önemli konulara dikkat çekilen Türkiye Çevre Haftası’nda İznik’te de etkinlikler gerçekleşti. İznik Belediyesi tarafından organize edilen etkinliklerde minikler hem eğlendi hem de eğitici faaliyetlerle öğrendiler.</p>

<p>İznik Sahili’nde gerçekleşen etkinlikler ikinci gününde de devam etti. Sabah saatlerinde İznik Sahilinde buluşan minik öğrenciler eldivenlerini takarak temizlik yaptılar. Öğretmenleri eşliğinde sahil şeridine dağılan öğrenciler pankartlarla verdikleri mesajda çevre farkındalığı oluşturdular.</p>

<p>Etkinliklere katılan çocuklara İznik Belediyesi tarafından gölde ve çevresinde yaşayan canlılar ile nesli tükenmekte olan endemik bitki türleri hakkında bilgi verildi. Ayrıca etkinlikte öğrenciler ile teraryum atölyesi gerçekleştirildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Jun 2023 18:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/06/minik-ellerden-cevre-farkindaligi-1686239862.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TCG Alemdar Mudanya İskelesi’ne demirleyecek</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tcg-alemdar-mudanya-iskelesine-demirleyecek-18568</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tcg-alemdar-mudanya-iskelesine-demirleyecek-18568</guid>
                <description><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri’nin denizlerdeki caydırıcı güçlerinden olan Türk donanmasının iki gemisi 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı dolayısıyla Bursalıların ziyaretine açılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Silahlı Kuvvetleri’nin denizlerdeki caydırıcı güçlerinden olan Türk donanmasının iki gemisi 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı dolayısıyla Bursalıların ziyaretine açılıyor.</p>

<p><strong>BURSA (İGFA) -&nbsp; </strong>Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine 2017 yılında giren TCG Alemdar (A-582) Denizaltı Kurtarma Gemisi ile Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın Mudanya’da görev yapan TCSG-25 botu 19 Mayıs Cuma günü vatandaşların ziyaretine açılacak.</p>

<p>Mudanya Kaymakamlığı, iki geminin de ilçe girişindeki BUDO İskelesi’nde saat 10.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebileceğini duyurarak, vatandaşları davet etti.</p>

<p><strong>DENİZALTI KURTARMA GEMİSİ</strong></p>

<p>A-582 gemisi, su yüzeyi çıkamayan denizaltılardan personel kurtarılması başta olmak üzere batmış ya da karaya oturmuş askeri gemi, deniz aracı, uçak gibi araçlara hayati müdahalede bulunabiliyor. Deniz dibinden enkaz kaldırma donanımına da sahip olan, yerli ve milli imkanlarla ileri teknoloji ile donatılan TCG Alemdar Denizaltı Kurtarma Gemisi ile 600 metre derinliğe kadar çalışma yapılabiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 May 2023 21:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/05/tcg-alemdar-mudanya-iskelesine-demirleyecek-1684433730.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Titanic’in Tarihi Objesi Rahmi M. Koç Müzesi’nde</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/titanicin-tarihi-objesi-rahmi-m-koc-muzesinde-18482</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/titanicin-tarihi-objesi-rahmi-m-koc-muzesinde-18482</guid>
                <description><![CDATA[Atlantik Okyanusu’nda 1912 yılında buz dağına çarparak batan transatlantik gemisi Titanic’ten çıkan karaf, Türkiye’nin ulaşım, endüstri ve iletişim tarihindeki gelişmeleri yansıtan ilk ve tek sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergileniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Atlantik Okyanusu’nda 1912 yılında buz dağına çarparak batan transatlantik gemisi Titanic’ten çıkan karaf, Türkiye’nin ulaşım, endüstri ve iletişim tarihindeki gelişmeleri yansıtan ilk ve tek sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergileniyor.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>20’nci yüzyılın en büyük deniz kazalarından biri olarak tarihe geçen Titanic, 111 yıl önce battı.</p>

<p>Transatlantik yolcu gemisi Titanic, 10 Nisan 1912’de ABD’nin New York kentine gitmek üzere İngiltere’nin Southampton kentinden yola çıktı. Ancak bu yolculuk geminin 15 Nisan 1912’de Kuzey Atlantik Okyanusu’nda buz dağına çarpmasının ardından trajik bir şekilde noktalandı.</p>

<p>Yapımı tamamlandığında dünyanın en büyük buharlı yolcu gemisi olan Titanic, 269 metre uzunluk, 28 metre genişlik ve 52 bin ton ağırlığa sahipti.</p>

<p>Binlerce insanın hayatını kaybettiği Titanic’in enkazı 1985 yılında bulundu. Filmlere, kitaplara, şarkılara konu oldu ancak dünya çapında en büyük sesi, gemiyle aynı ismi taşıyan 1997 yapımı film getirdi. Titanic, dünya denizcilik tarihinde de önemli bir yer tutuyor.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/rm/rmkm-titanic-karaf-094934892-1681650158-43.jpg" style="height:708px; width:750px" /></p>

<p>Rahmi M. Koç Müzesi koleksiyonunda, ilk ve son yolculuğunu yapan Titanic’e ait karaf, nadide parçalardan biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>John Grinsell &amp; Sons of Birmingham tarafından 20’nci yüzyılın başlarında üretilen karaf, Nisan 1912’de RMS Titanic’in sefer denemelerinin anısına White Star Line çalışanlarına takdim edilmişti. Ömer M. Koç tarafından müzenin kurucusu Rahmi M. Koç’a hediye edilen karaf, 22 cm yüksekliğinde. Bu özel obje, gemideki hayatı merak edenleri bir asır önceye doğru yolculuğa çıkarıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Apr 2023 21:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/04/titanicin-tarihi-objesi-rahmi-m-koc-muzesinde-1681671610.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üsküdar Vapuru Faciası Şehitler Gölcük’te Dualarla Anıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/uskudar-vapuru-faciasi-sehitler-golcukte-dualarla-anildi-18336</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/uskudar-vapuru-faciasi-sehitler-golcukte-dualarla-anildi-18336</guid>
                <description><![CDATA[1 Mart Üsküdar Vapur faciasında şehit olan 392 kişi, büyük felaketin 65. yılında Gölcük’te düzenlenen anma töreninde dualarla anıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ölümcül sivil deniz kazası olan Üsküdar Vapuru faciasının acısı; aradan geçen yıllara rağmen Kocaeli’de tazeliğini korumaya devam ediyor. 1 Mart 1958 tarihinde İzmit-Gölcük seferini yaptığı sırada şiddetli rüzgâr sebebiyle Derince açıklarında batan Üsküdar Vapuru’nda hayatlarını kaybeden 392 kişi, Gölcük Belediyesi tarafından düzenlen programda hüzün ve dualarla anıldı.&nbsp;</p>

<p><strong>FACİADA HAYATINI KAYBEDENLER YÂD EDİLDİ</strong></p>

<p>Büyük felaketin 65. yıldönümünde 1 Mart Üsküdar Şehitliği’nde düzenlenen program, çelenk sunumu ile başladı. Törene Kocaeli Vali Yardımcısı Ali Ada, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, İlçe Milli Eğitim Müdürü Caferi Tayyar Mert, İlçe Emniyet Müdürü Veli Şengül, İl Müftüsü Emin Yılmaz, siyasi parti temsilcileri, STK’lar, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p><strong>ÜSKÜDAR VAPURU FACİASI ŞEHİTLERİMİZİ ANIYORUZ</strong></p>

<p>Törende konuşan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “İlçemizin tarihinde; 4 Nisan 1953 Dumlupınar Denizaltısı Faciası, 1 Mart 1958 Üsküdar Vapuru Faciası ve 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi kalplerimizde derin izler bırakan acı hâtıralardır. 1 Mart 1958 kalplerimizde burukluk yaratan, tahsil gören bir nesli yitirdiğimiz, bizleri derin bir üzüntüye boğan bir tarihtir. Kahramanmaraş merkezli depremde ve 17 Ağustos 1999 depreminde ve diğer deprem felaketlerinde vefat eden vatandaşlarımıza ve Üsküdar faciasında hayatını kaybeden hemşehrilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Allah; ilçemizi ve memleketimizi her türlü afetten muhafaza eylesin” dedi.</p>

<p><strong>FACİADA HAYATINI KAYBEDENLER İÇİN DUALAR EDİLDİ</strong></p>

<p>Protokol konuşmalarının ardından Kuran-ı Kerim tilaveti ile devam eden programda hayatını kaybedenler için dualar edildi. Anma etkinliğinin sonunda Vali Yardımcısı Ada, Başkan Sezer ile beraberindeki protokol, şehit mezarlarına çiçekler bıraktılar. Programın kapsamında daha sonra ise Tevfik Hoca Camisi’nde Mevlid-i Şerif okunarak bir kez daha dualar edildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>(BYZHA)&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Mar 2023 14:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/03/uskudar-vapuru-faciasi-sehitler-golcukte-dualarla-anildi-1677672422.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>’Üsküdar Vapuru Faciası’ Şehitleri Gölcük’te Anılacak</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/uskudar-vapuru-faciasi-sehitleri-golcukte-anilacak-18324</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/uskudar-vapuru-faciasi-sehitleri-golcukte-anilacak-18324</guid>
                <description><![CDATA[1 Mart Üsküdar Vapur faciasında şehit olan 392 kişi, büyük felaketin 65. yılında Gölcük’te düzenlenecek anma töreninde bir kez daha hüzünle yâd edilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1 Mart Üsküdar Vapur faciasında şehit olan 392 kişi, büyük felaketin 65. yılında Gölcük’te düzenlenecek anma töreninde bir kez daha hüzünle yâd edilecek.</p>

<p><strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ölümcül sivil deniz kazası olan Üsküdar Vapuru faciasının acısı; aradan geçen yıllara rağmen Kocaeli’de tazeliğini korumaya devam ediyor.</p>

<p>1 Mart 1958 tarihinde İzmit-Gölcük seferini yaptığı sırada şiddetli rüzgâr sebebiyle Derince açıklarında batan Üsküdar Vapuru’nda hayatlarını kaybeden 392 kişi, Gölcük Belediyesi’nin düzenleyeceği programda dualarla anılacak.</p>

<p>Büyük felaketin 65. yıldönümünde faciada hayatını kaybedenleri büyük bir hüzünle yâd etmek adına Gölcük Belediyesi tarafından düzenlenecek program, 1 Mart Üsküdar Şehitliği’nde saat 10.00’da başlayacak. Çelenk sunumu ile başlayacak program, protokol konuşmalarının ardından Kuran-ı Kerim tilaveti ile devam ederek hayatını kaybedenler için dualar edilecek. Programın devamında saat 13.45’de de Tevfik Hoca Camisi’nde Mevlid-i Şerif de okunacak.</p>

<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer yaptığı açıklamada: “1 Mart tarihi kalplerimizde burukluk oluşturan, hepimizi üzüntüye boğan bir gündür. Bundan 65 yıl önce yaşanan Üsküdar Vapuru faciasında hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabırlar dilerim” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Feb 2023 12:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2023/02/uskudar-vapuru-faciasi-sehitleri-golcukte-anilacak-1677493737.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batan Geminin Mirası Muğla’ya Kaldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/batan-geminin-mirasi-muglaya-kaldi-18020</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/batan-geminin-mirasi-muglaya-kaldi-18020</guid>
                <description><![CDATA[Muğla sahillerinde arkaik dönem ve Osmanlı dönemine ait iki ayrı batıkta yapılan kazılarda da önemli eserlere ulaşıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla sahillerinde arkaik dönem ve Osmanlı dönemine ait iki ayrı batıkta yapılan kazılarda da önemli eserlere ulaşıldı.</p>

<p><strong>MUĞLA (İGFA) - </strong>Mavi Miras Projesi kapsamında, dünyada ilk olarak ülkemiz karasularında keşfedilen ve Anadolu’da bulunan en eski liman kalıntısı olduğu tespit edilen sualtı tunç çağı kazı alanı dünyanın en büyük tunç çağı seramik eser topluluğunu Muğla’ya miras bıraktı.</p>

<p>Muğla Valisi Orhan Tavlı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bu yıl başlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ile yapılan Sualtı kazılarını ziyaret ederek Kazı Başkanı Doç. Dr. A. Harun Özdaş’ tan bilgi aldı. Muğla Valisi Orhan Tavlı’ya ziyaretlerinde Marmaris Kaymakamı Ertuğ Şevket Aksoy, Sahil Güvenlik Güney Gurup Komutan Vekili Binbaşı Gökhan Tula, Kültür ve Turizm Muğla İl Müdürü Hüseyin Toprak eşlik etti.</p>

<p><strong>MAVİ MİRAS PROJESİ ÜÇ FARKLI BATIK ORTAYA ÇIKARDI</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından desteklenen Mavi Miras Projesi kapsamında keşfedilen ve bölge tarihine önemli veriler sunacak olan Sualtı kazılarının üç farklı batık üzerinde yürütüldüğünü belirten Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Sualtı Kültür Mirası ve Denizcilik Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Kazı Başkanı Doç. Dr. A. Harun Özdaş kazı çalışmaları, sualtı kazısında kullanılan teknik ekipmanlar, yazılımlar ve diğer yüksek teknolojik cihazlar hakkında Vali Orhan Tavlı ve beraberindeki heyete bilgi verdi.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/16/1669769627-batan-geminin-mirasi-mugla-orhan-tavli-6-1669790061-680.jpg" style="height:563px; width:750px" /></p>

<p><strong>VALİ TAVLI BATIK ALANLARINI İNCELEDİ</strong></p>

<p>Vali Orhan Tavlı ilk olarak ülkemiz karasularında bulunan en büyük tunç çağı seramik eser topluluğunun çıkarıldığı tunç çağı kazı alanını ziyaret etti.</p>

<p>Bugüne kadar Anadolu’da bulunan en eski liman kalıntısı olduğu tespit edilen ve milattan önce 2 binin ilk yarısına tarihlendirilen buluntular arasında konik kap ve fincanlar, tezgâh ve terazi ağırlıkları, ağırşaklar, el baltaları pithoslar ve çömleklerin yanı sıra, ilk defa Linear-A yazısına ait buluntuların olduğu ve kazı çalışmalarının Ege tarihine önemli veriler sunacağı söylendi.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/16/1669769637-batan-geminin-mirasi-sualti-mugla-orhan-tavli-11-1669790075-519.jpg" style="height:1000px; width:750px" /></p>

<p>Daha sonra Akdeniz’de kazısı yapılan ilk ve tek heykel ve mortaryum taşıyan M.Ö. 7. Yüzyıl sonu Arkaik dönem batığının sualtı kazı alanına geçen Vali Orhan Tavlı ve beraberindeki heyete batık alanında değişik formlarda seramik kap ve testilerin, balık ağı ağırlıkları ile Kıbrıs, Korinth, Samos, Sakız ve Fenike amforalarının bulunduğu, Geminin Güney batı Ege kıyılarındaki önemli merkezlere sunu malzemesi taşıdığının düşünüldüğü belirtildi.</p>

<p><strong>SUALTI KAZILARI DOÇ. DR. A. HARUN ÖZDAŞ'A EMANET</strong></p>

<p>Osmanlı Dönemi Batığı hakkında da bilgilendirme ve sunum yapan Kazı Başkanı Doç. Dr. A. Harun Özdaş; Henüz kimliği tespit edilemeyen batığın, 18. Yüzyıl Osmanlı Dönemi savaş gemisine ait olduğu düşünüldüğünü, buluntular arasında çok sayıda askeri mühimmat ile personelin kullandığı pipolar ve geminin mutfağına ait kapların çıkarıldığını, yapılan teknik inceleme ile geminin bir mücadele sonrasında kıyıya sürüklenerek karaya oturduğu ve battığının anlaşıldığını ifade etti.</p>

<p>Muğla’nın dünyanın en önemli sualtı arkeoloji müzelerinden olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesine ev sahipliği yaptığını hatırlatan Vali Orhan Tavlı da yapılan sualtı kazıları ve yeni keşiflerle Muğla’nın Sualtı arkeolojisinin başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini kaydetti.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/16/1669769635-batan-geminin-mirasi-mugla-sualti-orhan-tavli-12-1669790088-43.jpg" style="height:1000px; width:750px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Nov 2022 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2022/11/batan-geminin-mirasi-muglaya-kaldi-1669802396.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Titanik Yakınındaki Gizemli Sinyalin Sırrı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/titanik-yakinindaki-gizemli-sinyalin-sirri-17924</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/titanik-yakinindaki-gizemli-sinyalin-sirri-17924</guid>
                <description><![CDATA[Titanik batığının hemen yanından gelen ve 26 yıldır tanımlanamayan şaşırtıcı bir sonar sinyalinin nedeni nihayet çözüldü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Titanik batığının hemen yanından gelen ve 26 yıldır tanımlanamayan şaşırtıcı bir sonar sinyalinin nedeni nihayet çözüldü..</p>

<p>&nbsp;İlk olarak 1998’de Titanic dalgıcı&nbsp;<strong>PH Nargeolet</strong>&nbsp;tarafından fark edilen sinyal,&nbsp;<strong>Kuzey Atlantik Okyanusu’nun 2.900 metre derinliğindeki Titanik batığının yanında görülüyordu</strong>. OceanGate’in 2022 Titanik Seferi, başlangıçta ikinci bir gemi enkazı olduğundan şüphelenilen bu sinyalin,&nbsp;<strong>aslında yoğun ve canlı bir ekosistem olduğunu keşfetti</strong>.</p>

<p>OceanGate Expeditions Görev Uzmanı&nbsp;<strong>PH Nargeolet</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Oisín Fanning</strong>‘den ilham alarak geçici olarak&nbsp;<strong>Nargeolet-Fanning Sırtı</strong>&nbsp;olarak adlandırılan yeni keşfedilen jeolojik özelliğin bazalt volkanik oluşumların bir koleksiyonu olduğu düşünülüyor.</p>

<p>Sırtın keşfinin inanılmaz görüntüleri, bölgenin bir dizi deniz yaşamıyla dolu olduğunu gösteriyor. Kuzey Carolina Üniversitesi Wilmington Deniz Bilimleri Merkezi ve OceanGate Expeditions bilim yöneticisi araştırma profesörü&nbsp;<strong>Dr. Steve W. Ross</strong>&nbsp;yaptığı açıklamada “<em>Süngerlerin, bambu mercanların, diğer soğuk su mercanlarının, bodur ıstakozların ve balıkların çeşitliliğine ve yoğunluğuna hayret ediyoruz</em>” dedi.</p>

<p>Ross, “<em>Daha önce bilinmeyen bu ekosistemi ortaya çıkarmak, Titanic ve çevresindeki deniz biyolojisi ile bir karşılaştırma yapma fırsatı da sağlıyor</em>” dedi ve devam etti. “<em>Benzerlikler ve farklılıklar, derin deniz ortamlarımızı daha iyi anlamamıza yardımcı olacak.</em>“</p>

<p>Çevresel DNA analizi için bölgeden video görüntüleri, fotoğraflar ve su örnekleri toplandı. Bu, resifteki biyoçeşitliliğin kapsamının ölçülmesini sağlayacak ve aynı zamanda derin deniz okyanus yaşamının nasıl hayatta kaldığı, geliştiği ve dağıldığı hakkında hayati bilgiler sağlayacak.</p>

<p>Edinburgh Üniversitesi Yerbilimleri Fakültesi Uygulamalı Deniz Biyolojisi ve Ekolojisi Profesörü&nbsp;<strong>Dr. Murray Roberts</strong>&nbsp;“<em>Bu hassas ekosistemlerin hak ettikleri ilgiyi ve korumayı gördüğünden emin olmak için bu bilgileri bilim topluluğu ve politika yapıcılarla paylaşmamız gerekiyor</em>” dedi.</p>

<p>OceanGate’in Titanik ve çevresiyle ilgili araştırması, 2023 yılında da devam edecek ve bu derin deniz ortamlarının büyüleyici faaliyetlerine daha da fazla görü kazandıracak.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 17:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2022/10/titanic-yakinindaki-gizemli-sinyalin-sirri-1666880355.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Antik Döneme Ait Bir Roma Gemisi, Gönüllü Mürettebatıyla Tuna Nehri’nde Yelken Açtı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/antik-doneme-ait-bir-roma-gemisi-gonullu-murettebatiyla-tuna-nehrinde-yelken-acti-17912</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/antik-doneme-ait-bir-roma-gemisi-gonullu-murettebatiyla-tuna-nehrinde-yelken-acti-17912</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Birliği tarafından finanse edilen tarih projesinin bir parçası olmak üzere yeniden inşa edilen gemi, Tuna bölgesinin tamamını kapsayacak bir kültür rotasının da zeminini hazırlıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği tarafından finanse edilen tarih projesinin bir parçası olmak üzere yeniden inşa edilen gemi, Tuna bölgesinin tamamını kapsayacak bir kültür rotasının da zeminini hazırlıyor.</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Almanya</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">nı</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">n Mainz kentinde ke</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">şfedilen bir gemi enkazından yola çıkılarak aslına uygun şekilde meşe ağacından yapılan ve Danuvia Alacris ismi verilen replika gemi geçtiğimiz günlerde Sırbistan</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">dan sulara açıldı. Kasım 2022 sonuna kadar sürmesi planlanan bu heyecan verici keşif yolculuğunda, Roma tunikleri giyen g</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">ö</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">nüllüler kürek çekiyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Almanya</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">dan Karadeniz</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">e uzanan bu yaşam-tarih gezisi, Tuna Nehri üzerindeki 2000 yıllık ortak Roma mirasının tarihi altyapısını korumak ve bu mirası değerlendirerek sürdürülebilir turizmi teşvik etmek adına muazzam bir </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">ö</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">neme sahip.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"><strong><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Yaşayan Tuna Projesi</span></span></strong><strong><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">’</span></span></strong><strong><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">yle Roma ruhu yeniden canlanıyor</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Ortak bir Roma geçmişleri olan sekiz ülkeden (Sırbistan, Macaristan, Hırvatistan, Bulgaristan, Romanya, Almanya, Avusturya ve Slovakya) seçilen ve farklı koruma durumlarına sahip pilot alanları, Roma askeri kalelerinden g</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">ö</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">zetleme kulelerine, Roma yollarından nekropollere kadar uzanıyor. 2022 sonuna dek sürecek olan ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen proje, ulus</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">ö</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">tesi mirasla </span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">ö</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">zdeşleşmeyi teşvik ederek bu alanların kültürel ve turistik değerlerini vurgulamayı amaçlıyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="color:black"><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Danuvia Alacris</span></span><span style="font-family:&quot;Arial Unicode MS&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">’</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">in mola vereceği tüm duraklar, geniş bir katılımcı kitlesiyle dolup taşarken, çeşitli festivallerle de bir şenlik ortamı yakalanıyor. Sırbistan’ın en uzun nehrinde kat edecek daha çok yolu olan Roma gemisi, Tuna Nehri kıyılarındaki zengin kültü</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">r miras</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">ını deneyimlemek ve Roma d</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">ö</span></span><span style="font-family:&quot;Helvetica&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">neminin ruhunu yakalamak için harika bir fırsat olarak nitelendiriliyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Oct 2022 17:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2022/10/antik-doneme-ait-bir-roma-gemisi-gonullu-murettebatiyla-tuna-nehrinde-yelken-acti-1666620274.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>80 Yıl Önce Batırılmıştı: Zehir Sızdırmaya Devam Ediyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/80-yil-once-batirilmisti-zehir-sizdirmaya-devam-ediyor-17896</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/80-yil-once-batirilmisti-zehir-sizdirmaya-devam-ediyor-17896</guid>
                <description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz bombardıman uçakları tarafından batırılan bir Nazi devriye gemisi, 80 yıl sonra hala Kuzey Denizi'nin dibine zehirli gazlar ve ağır metaller sızdırıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz bombardıman uçakları tarafından batırılan bir Nazi devriye gemisi, 80 yıl sonra hala Kuzey Denizi'nin dibine zehirli gazlar ve ağır metaller sızdırıyor. Adolf Hitler'in kuvvetleri tarafından kullanılan bir gemi olan V-1302 John Mahn, 1942'de batırıldıktan sonra günümüzde Belçika kıyılarında yatıyor ve çevreye büyük bir zarar vermeye devam ediyor.</p>

<p>Ghent Üniversitesi'nden uzmanlar, batırıldıktan 80 yıl sonra Kuzey Denizi’nin 35 metre derinliğinde bulunan ve Nazilere ait olan bir gemi enkazının çevresindeki deniz canlılarına zarar verdiğini ortaya çıkardı.&nbsp;</p>

<p>Araştırmacılardan Josefien Van Landuyt, "Genellikle tarihi değerleri nedeniyle gemi enkazları ile oldukça ilgilenir, ancak bu enkazların çevresel etkisi&nbsp; göz ardı edilir. Batıklar yapay resifler olarak işlev görebilir ve muazzam bir insan hikayesi anlatma değerine sahip olsa da, bunların, doğal bir çevreye sokulan tehlikeli, insan yapımı nesneler olabileceğini unutmamalıyız" diye konuştu.</p>

<p>Diğer taraftan, Kuzey Denizi'nin derinliklerinde 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı’ndan kalma binlerce gemi ve uçak enkazı, mermi&nbsp; ve bombalar gibi milyonlarca ton geleneksel mühimmatlar bulunuyor. Bu batıklarda petrol ve patlayıcı gibi deniz ortamına zarar verebilecek tehlikeli maddeler yer alıyor.</p>

<p>Dünya çapındaki I. ve II. Dünya Savaşı gemi enkazlarının toplu olarak 2,5 milyon ila 20,4 milyon ton arasında petrol ürünü içerdiği tahmin ediliyor. Ancak bu maddelerin bulundukları çevre üzerindeki etkileri hakkında hala büyük bir bilgi eksikliği bulunuyor.&nbsp;</p>

<p>Konuya ilişkin açıklama yapan Van Landuyt ve V-1302 John Mahn'u incelediklerini belirterek, “Denizdeki, eski gemi enkazlarının hala çevredeki canlı ortamı etkileyip etkilemediğini görmek istedik” dedi.&nbsp;</p>

<p>Frontiers in Marine Science adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışma kapsamında Van Landuyt ve ekibi gemi enkazının etrafındaki biyokimya ve jeokimyayı analiz etmek için, geminin çelik gövdesinden ve etrafındaki tortudan örnekler aldı.</p>

<p>&nbsp;Örnekleri analiz eden araştırmacılar V-1302 John Mahn enkazının nikel ve bakır gibi ağır metallerin yanı sıra arsenik ve patlayıcı bileşikler içerdiğini ve bunları çevreye salmaya devam ettiğini ortaya koydu.&nbsp;</p>

<p>V-1302 John Mahn, Almanya’nın Hamburg limanında Reiherstieg Schiffswerfte &amp; Maschinenfabrik tarafından inşa edildi. 18 Haziran 1927'de SD 131 adıyla bir balıkçı teknesi olarak denize açıldı.</p>

<p>28 Eylül 1939'da Nazi Almanyası Deniz Kuvvetleri (Kriegsmarine) araca el koydu ve bir devriye botu olarak hizmet için yeniden donattı. Gemiye V 1302 adı verildi ve Rotterdam merkezli 13. Vorposten Filosu’na dahil edildi. 1942'de V 1302 John Mahn, 13. filodan diğer beş gemiyle birlikte, ağır kruvazör Prinz Eugen'e ve Scharnhorst ve Gneisenau zırhlılarına Fransa’nın Bretonya bölgesinden Manş Denizi'ne kadar eşlik etmek üzere 200'den fazla gemiden oluşan bir konvoy görevi olan Cerberus Operasyonu’nda yer aldı.&nbsp;</p>

<p>Cerberus Operasyonu kapsamında 6 Nazi devriye botu, Kuzey Denizi’nin kıyısında bir bölge olan&nbsp; Hook of Holland'da toplandı ve 12 Şubat sabahı erken saatlerde konvoy güzergahı boyunca ileri karakol pozisyonlarına doğru yola çıktı. Ancak öğle saatlerinde İngiliz Kraliyet Donanması tarafından tespit edildi ve bombardıman uçaklar tarafından vuruldu.&nbsp;</p>

<p>Scharnhorst ve Gneisenau da dahil olmak üzere birçok gemi mayınlar ve İngiliz uçakları tarafından hasar görmüş olsa da, V 1302 John Mahn, tüm operasyon sırasında batırılan tek Alman gemisi oldu.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Oct 2022 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2022/10/80-yil-once-batirilmisti-zehir-sizdirmaya-devam-ediyor-1666171220.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HALİKARNAS BALIKÇISI 49. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ ANMA ETKİNLİKLERİ</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/halikarnas-balikcisi-49-olum-yil-donumu-anma-etkinlikleri-17862</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/halikarnas-balikcisi-49-olum-yil-donumu-anma-etkinlikleri-17862</guid>
                <description><![CDATA[Halikarnas Balıkçısı, 49. ölüm yıl dönümünde Bodrum Deniz Müzesi'nde gerçekleşecek etkinliklerle anılacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Halikarnas Balıkçısı, 49. ölüm yıl dönümünde Bodrum Deniz Müzesi'nde gerçekleşecek etkinliklerle anılacak.</p>

<p>Bodrum Deniz Müzesi etkinlik hakkında,&nbsp; 'Halikarnas Balıkçısı'nı, 49. ölüm yıl dönümünde müzemizde gerçekleşecek etkinliklerle anacağız. Bilgi Yayınevi ve müzemiz iş birliğinde gerçekleşecek programda sunumlar, sergi, çocuk atölyeleri, kent turu ve programa özel basılan Halikarnas Balıkçısı’na ait mini kitap hediyesinin dağıtımı yer alıyor. Balıkçı’nın eski Bodrum’una gönderme yaparak, kent sakinleriyle, balıkçılarla, süngercilerle vakit geçirdiği bir çardak altı kahvesini müzede canlandıracağız.<br />
<br />
Halikarnas Balıkçısı’nın 49. ölüm yıl dönümü etkinliklerinin temasını “Balıkçı’nın Çardak Altı Kahvesinde” olarak belirledik. Müzemiz ve Bilgi Yayınevi iş birliğinde organize ettiğimiz program dâhilinde 13 ve 14 Ekim 2022 tarihlerinde, iki gün boyunca müzemizde gerçekleşecek etkinliklerle Halikarnas Balıkçısı'nı anacağız. İki günlük program boyunca yapılacak sunumlar ve öğrenci atölyeleri bu alanda gerçekleşecek; Balıkçı’nın mütevazı yaşam tarzı, mekânsal anlatımla buluşacak. Bodrum Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün çalışmalarıyla ve Etrim Halı’nın katkı ve destekleriyle kurulacak sahnede yapılacak sunumlar ve çocuk atölyelerinde katılımcıların kendilerini eski Bodrum’da bir çardak altı kahvesinde hissetmeleri sağlanacak.<br />
<br />
Anma programı, 13 Ekim Perşembe günü saat 11.00’de Halikarnas Balıkçısı’nın anıt mezarı bulunan Gönültepe’de, Bodrum Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından organize edilen anma töreniyle başlayacak. Müzemiz programı aynı gün “Halikarnas Balıkçısı Gibi Çiziyorum” çocuk atölyeleri ve “Arşipel’in Sesi: Halikarnas Balıkçısı’nın Mirası ve Uygarlık Eleştirisi” sunumu ile devam edecek.<br />
<br />
<strong>“Halikarnas Balıkçısı Gibi Çiziyorum” Çocuk Atölyesi</strong><br />
Çardak altında çocuklar Halikarnas Balıkçısı ve sanatla&nbsp; buluşacak. Halikarnas Balıkçısı’nın çizim tekniklerinden biri olan mumlanmış kağıt üzerine mürekkep kazıma tekniğinin tanıtılacağı ve Balıkçı’nın bu teknikle çalıştığı resimlemelerinden seçilen eserlerin sanat tarihi uzmanı eşliğinde yorumlanacağı atölyede çocuklar tarafından aynı teknikler uygulanacak. 13 Ekim Perşembe günü saat 11.00 ve 17.30’da Volkan Boya sponsorluğunda gerçekleşecek atölyelerin maksimum 15 kişilik kontenjanı bulunuyor. Yaklaşık bir buçuk saat sürecek atölyeye 0530 232 14 83 numarasından ön kayıt için başvuru yapılması gerekiyor.<br />
<br />
<strong>“Arşipel’in Sesi: Halikarnas Balıkçısı’nın Mirası ve Uygarlık Eleştirisi”</strong><br />
13 Ekim Perşembe günü saat 14.00’de Arkeolog-Antropolog-Deniz Tarihi Araştırmacısı Timuçin Binder’in gerçekleştireceği sunumunda, Halikarnas Balıkçısı’nın kitaplarındaki deniz ve doğa içeriğine,&nbsp; Mavi Anadoluculuk tezine, Mavi Anadoluculuk akımındaki uygarlık eleştirisine dikkat çekilecek ve modern uygarlığın bugün geldiği nokta, özellikle içinde olduğumuz ekolojik kriz bağlamında değerlendirilecek. Halikarnas Balıkçısı’nın mirasının içinde barındırdığı hâlâ güncel olan düşünceler ve öneriler aktarılacak. Balıkçı’nın mirası günümüz sorunları açısından tekrar tartışmaya açılacak.<br />
Programın ikinci ve son gününde “Halikarnas Balıkçısı’nın Botanik Mirasının Kentteki İzleri” kent turu ve “Balıkçı’nın Mitoloji Bilgisi Üzerinden Değerler Eğitimi”, “Bir Sözlü Tarih Çalışması Örneği: ‘Halikarnas Balıkçısı Sözlü Tarih Projesi’ Nasıl Yürütüldü” sunumları gerçekleşecek.<br />
<br />
<strong>Balıkçı’nın Botanik Mirasının İzinde Kent Turu</strong><br />
Halikarnas Balıkçısı’nın botanik bilgisiyle kente kattıkları üzerinden kentteki mirasının izi sürülüyor. Halikarnas Balıkçısı’nın diktiği, günümüzde hala yaşayan ağaçların görüleceği; Bodrum’a getirdiği ve ektiği diğer bitkilerin görülüp tanınacağı kent turuna hem yetişkinler hem de çocuklar katılabilecek. Doğayla ve kentle uyumlanmaya Balıkçı’nın izinde bir tık daha yaklaşılacak olan kent turu etkinliği ücretsiz olacak. 14 Ekim Cuma saat 11.00’de Bodrum Deniz Müzesi önünden kent turuna başlanacak ve yaklaşık iki saat sürecek. Katılım gösterebilmek için 0530 232 14 83 telefon numarasından başvuru yapılması gerekiyor.<br />
&nbsp;<br />
<strong>“Balıkçı’nın Mitoloji Bilgisi Üzerinden Değerler Eğitimi”</strong><br />
14 Ekim Cuma günü saat 13.00’de Yazar-Eğitimci Ömer Ünal’ın sunumunda Balıkçı’nın kişiliği ve öykülerinin onun derin mitoloji bilgisinin birer iz düşümü olarak okunabileceği, çocuklara verdiği değerler açısından incelenecek. Halikarnas Balıkçısı'nın hayat algısına, doğa sevgisine, mitoloji bilgisine dayalı öyküleri ve mücadeleci kişiliği çocukların değerler eğitimi açısından yorumlanacak. Çocukların gerçek hayatta karşılaşacakları zorlukların mitolojik ve fantastik öyküler vasıtasıyla çözülebileceği örneklerle anlatılacak. Balıkçı'nın düşünce dünyasında ve kişiliğinde mitolojinin etkisi düşünüldüğünde, çocuklara, ebeveynlere ve eğitimciye birçok açıdan yol gösterici olabilecek bir sunum gerçekleşecek.<br />
<br />
<strong>“Bir Sözlü Tarih Çalışması Örneği: ‘Halikarnas Balıkçısı Sözlü Tarih Projesi’ Nasıl Yürütüldü”</strong><br />
Hemen ardından aynı gün saat 15.00’de Antropolog Dr. Meltem Ulu’nun müzemiz iş birliğinde yürütmeye devam ettiği çalışmayla ilgili sunum gerçekleşecek. Sunum içeriğinde, Bodrum Deniz Müzesi’yle iş birliğinde, Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı yaşarken tanıyanlar veya kendisinden etkilenen kişiler ile yürütülen ve yürütülmeye devam eden, araştırma sahası Bodrum, İstanbul ve Gökova olan çalışma anlatılacak. Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı, ilk ağızdan dinleyerek Bodrum ile çevresine yaptığı katkıları ortaya çıkarıp, kendisini tanımanın bir adım ötesine geçilecek; Bodrum’un yerel tarihi ile ilgili kayda alınmış pek çok veriyle ilgili bilgi de sunumda aktarılacak.<br />
<br />
<strong>Bilgi Yayınevi’nden Anma Programına Özel Mini Kitap</strong><br />
Telif hakları Bilgi Yayınevi’nde bulunan Halikarnas Balıkçısı’nın öykülerinden derlenmiş ve çocuk serisi olarak basılmış “Denizin Çağırışı” kitabının bir bölümü, anma programına özel olarak Bilgi Yayınevi tarafından “mini kitap” versiyonu ile basılıyor. Çocukların ve gençlerin dikkatini çekebilecek “Denizin Çağırışı” mini kitap, etkinliğe katılım gösteren her katılımcıya Bodrum Deniz Müzesi ve Bilgi Yayınevi’nden program anısına armağan olarak verilecek.<br />
<br />
<strong>Bodrum Deniz Müzesi’nde Sergi&nbsp;</strong>“<strong>Halikarnas Balıkçısı Sözlü Tarih Projesi’</strong><br />
Bodrum Deniz Müzesi Yayınları’ndan yayımlanmak üzere yaklaşık üç senedir üzerine çalışılan Halikarnas Balıkçısı Sözlü Tarih Projesi içeriğiyle ilgili sergi, müze sergi alanında sizleri karşılayacak. Projenin yürütücüsü Dr. Meltem Ulu’nun müzemiz iş birliğinde gerçekleştirdiği çalışmada izlediği yol, kitabın içeriğinden metin ve fotoğraflarla birlikte aktarılacak. Gerçekleşecek sergide Bodrum yerel tarihinden izler bulunacak.<br />
<br />
Halikarnas Balıkçısı, eski Bodrum’daki çardak altı kahvelerini Mavi Sürgün’de şöyle dile getiriyor:<br />
“Gazino gibi” sandalyeli ve peykeli kahvehanelerden başka sandalyesiz ve peykesiz olanları da vardı. Deniz kıyısında kumların üzerinde hasırlar serilir, keçiboynuzu ya da hurma dallarından çardakların gölgesine yan gelinirdi. Ben oralara gider oltalara balıkçı bağlarıyla misinaları taktırırdım. Pek tabii olarak denizciler, bir olta bağlanmasını bilmeyen bir insanı hor görürlerdi. Ben de bir elde oltalar, ötekinde misinalar, denizcilerin yanlarına ezile büzüle varırdım. Oltaların bağlanmasını çekine çekine rica ederdim.<br />
…<br />
Ne var ki bu çardakaltı kahveleri ve oradaki insanlar, hoşuma gidiyordu. Gazinoda oturanlarsa böyle yerlere gittiğime şaşırıyorlardı. “Orada konuşacak ne buluyorsunuz?” diye soruyorlardı. Bu soru çok garibime giderdi benim. Aradan iki-üç ay geçince denizcilere bu sefer ben bilmedikleri şeyleri, yani bağ ve halat matislerini öğretiyordum. Onların arasında görünmem adeta neşeli bir olay olurdu”.<br />
<br />
“Balıkçı’nın Çardak Altı Kahvesinde” 49. Ölüm Yıl Dönümü Anma Programı şu şekilde;<br />
&nbsp;<br />
<strong><u>BODRUM DENİZ MÜZESİ PROGRAMI</u></strong><br />
<br />
<strong>13 Ekim 2022, Perşembe</strong><br />
<strong>11.00 ve 17.30&nbsp;</strong>- Çocuk Atölyesi, “Halikarnas Balıkçısı Gibi Çiziyorum”&nbsp;<em>Mumlanmış Kağıt Üzerine Mürekkep Kazıma Tekniği</em><br />
<strong>14.00&nbsp;</strong>- Sunum,“Arşipel’in Sesi: Halikarnas Balıkçısı’nın Mirası ve Uygarlık Eleştirisi”&nbsp;<em>Timuçin Binder, Arkeolog-Antropolog-Deniz Tarihi Araştırmacısı</em><br />
<strong>Sergi, ‘Halikarnas Balıkçısı Sözlü Tarih Projesi’<br />
Halikarnas Balıkçısı “Denizin Çağırışı” Mini Kitap Armağan Noktası</strong><br />
&nbsp;<br />
<strong>14 Ekim 2022, Cuma</strong><br />
<strong>11.00</strong>&nbsp;- Kent Turu, “Halikarnas Balıkçısı’nın Botanik Mirasının Kentteki İzleri”<br />
<strong>13.00&nbsp;</strong>- Sunum,“Balıkçı’nın Mitoloji Bilgisi Üzerinden Değerler Eğitimi”&nbsp;<em>Ömer Ünal, Yazar-Eğitimci</em><br />
<strong>15.00</strong>&nbsp;- Sunum, “Bir Sözlü Tarih Çalışması Örneği: ‘Halikarnas Balıkçısı Sözlü Tarih Projesi’ Nasıl Yürütüldü” Dr. Meltem Ulu, Antropolog<br />
<strong>Sergi, ‘Halikarnas Balıkçısı Sözlü Tarih Projesi’</strong><br />
<strong>Halikarnas Balıkçısı “Denizin Çağırışı” Mini Kitap Armağan Noktası</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Oct 2022 17:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2022/10/halikarnas-balikcisi-49-olum-yil-donumu-anma-etkinlikleri-1665153761.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Son Emir: Batırın&#039;  Kitabı Satışa Çıktı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/son-emir-batirin-kitabi-satisa-cikti-17839</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/son-emir-batirin-kitabi-satisa-cikti-17839</guid>
                <description><![CDATA[Denizde Arama-Kurtarma Markası: DAK-SAR, 'Son Emir: Batırın' kitabını satışa çıkardı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Denizde Arama-Kurtarma Markası: DAK-SAR, 'Son Emir: Batırın' kitabını satışa çıkardı.</p>

<p>Eski Alman ordusu Amirali Rudolf Arendt'in anılarını kaleme aldığı, sınırlarımıza dayanan II. Dünya Savaşı'nın az bilinen yönlerine, günlerine ışık tutan, ülkemizin o zamanki durumundan kesitler sunan önemli bir kaynak kitap Son Emir: Batırın kitabı satışa çıkarıldı.</p>

<p>KİTAP’IN TANITIMI;</p>

<p>II. Dünya Savaşı'nda Nazilerin Sovyet donanmasına üstünlük kurmak için kara ve nehir yoluyla binlerce kilometre taşıyarak Baltık Denizi'nden Karadeniz'e getirdiği altı U-Boot, 1942-44 arasında 57 çatışmaya katılır, üçü savaş dışı kalır. Romanya'nın düşmesiyle denizaltıların üslenecekleri yer kalmaz. U-Boot'ları Karadeniz'den çıkarabilmek amacıyla Türkiye'ye yapılan teklifler de kabul görmeyince Nazi donanma komutanlığı kalan üç&nbsp;U-Boot'un Türkiye sahillerinde batırılıp mürettebatın Ege adalarındaki Alman birliklerine ulaşması emrini verir. Ancak karaya çıkan tüm denizaltı personeli Türkiye'de yakalanarak enterne edilir.</p>

<p>Kara ve deniz sınırlarımızda gelişen ve ülkemizde devam eden bu ilginç olaylar zincirini tüm canlılığı ile aktaran temel kaynaklardan biri Rudolf Arendt'nin elimizdeki kitabıdır.</p>

<p>Atandığı sırada Nazilerin en genç U-Boot komutanı olan Arendt, savaş sırasında tuttuğu günlüğüne ve arşiv belgelerine dayanarak yaklaşık yarım asır sonra (1998) anılarını kaleme alır.</p>

<p>Çocukluğunu, aldığı nasyonalist eğitimi, donanmaya katılma sürecini, Karadeniz'de yapılan U-Boot operasyonlarını, Türkiye kıyılarında tahrip kalıplarıyla batırdığı U-23'ü, karaya çıkınca yakalanışlarıyla başlayan esaret sürecini ve sonrasını anlatır.</p>

<p>II. Dünya Savaşı sonrasında yeniden kurulan Alman Deniz Kuvvetleri'ne katılan ve 1983'te tümamirallikten emekli olan Arendt kitabında Nazi döneminde neyi nasıl gördüğünü, güçlü Nazi propagandasının etkisiyle haklı bir savaş sürdürdüklerine inandığını, olan-bitenden habersiz olduklarını ve yıllar sonra askeri ve politik olarak durumu nasıl değerlendirdiğini de analiz eder; Türkiye'nin durumunu ve savaş dışında kalma çabalarını da değerlendirir.</p>

<p>Sahillerimizde batırılan üç U-Boot'tan U-20 1994'te Karasu; U-23 2019'da Ağva açıklarında bulundu. Zonguldak/ Ereğli açıklarında batırılan U-19 hala bulunamadı ve keşfedilmeyi bekliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kitap için:&nbsp;<a href="https://www.daksar.com/iletisim">https://www.daksar.com/iletisim</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.daksar.com/iletisim"><img alt="" src="https://www.denizticaretgazetesi.org/public/images/detay/rudolf.jpg" style="height:800px; width:555px" /></a><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Oct 2022 18:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2022/10/son-emir-batirin-kitabi-satisa-cikti-1664725885.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ertuğrul Fırkateyni 132 Yaşında</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ertugrul-firkateyni-132-yasinda-17790</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ertugrul-firkateyni-132-yasinda-17790</guid>
                <description><![CDATA[Türk-Japon ilişkilerinin miladı kabul edilen Ertuğrul Fırkateyni'nin, Japonya’nın Kuşimoto eyaletinde batışının üzerinden 132 yıl geçti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk-Japon ilişkilerinin miladı kabul edilen Ertuğrul Fırkateyni'nin, Japonya’nın Kuşimoto eyaletinde batışının üzerinden 132 yıl geçti.</p>

<p>Denizcilik Genel Müdürlüğü&nbsp;Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerini andı.&nbsp;</p>

<p>Denizcilik Genel Müdürlüğü, '16 Eylül 1890 yılında Türk-Japon dostluğunu geliştirmek için yola çıkan dönüş yolunda yakalandığı tayfunda kayalıklara çarparak batan Ertuğrul Fırkateyni&nbsp;iki ülke arasındaki dostluğun simgesi olarak hatırlanmaktadır. Kazada şehit olan denizcilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.' denildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="http://www.denizticaretgazetesi.org/haber-gonder">HABER GÖNDER</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 18:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/2022/09/ertugrul-firkateyni-132-yasinda-1663341379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>JARRAMAS (Yaramaz) ve JİLDERİM (Yıldırım) Gemileri...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/jarramas-yaramaz-ve-jilderim-yildirim-gemileri-17474</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/jarramas-yaramaz-ve-jilderim-yildirim-gemileri-17474</guid>
                <description><![CDATA[İsveç kralı XII. Karl'ın (Demirbaş Şarl) Türk donanma gemilerini kopya ederek inşa ettirdiği JARRAMAS ve JİLDERİM gemileri..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsveç kralı XII. Karl'ın (Demirbaş Şarl) Türk donanma gemilerini kopya ederek inşa ettirdiği JARRAMAS ve JİLDERİM gemileri..</p>

<p>İsveç, 200 yıl önce Ruslara karşı verdiği ölüm kalım savaşında, sancağında hilal bulunan bir tekne sayesinde yok olmaktan kurtulmuştu.</p>

<p>Günlerden 19 Ağustos 1809… Bir ulusun kaderinin belirlendiği gün. İsveçliler, kendilerinden çok daha güçlü Rus ordusu ile ölüm kalım savaşına girmiş. Öyle bir savaş ki bu, ya İsveç tarih sahnesinden silinecek ya da Rus orduları bu son siperlerde durdurulacak!</p>

<p>İsveçlilerin işi çok zordu. Rus ordusuna, o güne kadar hiç yenilgi tatmamış, efsanevi bir isim komuta ediyordu: General Nikolay Mihayloviç Kamenskiy.</p>

<p>Kamenskiy, İsveçlilere yüzyıllarca unutamayacakları bir yenilgi yaşatmıştı. İsveç ordusunu Finlandiya’da yok etmiş, bir dizi parlak zaferden sonra İsveçlileri önce Finlandiya’dan, ardından da Laponya’dan atmıştı! General Kamenskiy, bu zafer yürüyüşünü İsveç Krallığı’nın başkenti Stockholm’ü ele geçirerek noktalamak istiyordu ve karşısında, yalnızca Savar kasabasında konuşlanmış 6.800 İsveç askeri vardı.</p>

<p>Rus çarı Aleksander, o zafer günlerinde, İsveç kralına kendi barış koşullarını da dayatmıştı: Finlandiya’yı, Norveç’i ve Norland’ı (İsveç’in kuzeyindeki Laponya) Rusya’ya verirsen, ülkenin geri kalan kısmında yaşamanıza izin veririm!</p>

<p>19 Ağustos 1809 günü, İsveç kralı IV. Gustav, Savar kasabasındaki askerlere son bir mesaj gönderdi: “Bu çarpışmayı kaybederseniz, sizinle birlikte İsveç de kaybedecek…”</p>

<p>Ertesi gün öğleden sonra Savar-Ratan hattı üzerinden hücuma kalkan İsveç askerlerini göğüsleyen Rus ordusu, beklenmedik bir sürprizle karşılaştı. Rus donanmasının abluka altına aldığı Baltık Denizi’ni bir uçtan öbür uca sessizce aşmayı başaran iki İsveç firkateyni, 100 kadar topla Rus siperlerini acımasız bir şekilde dövmeye başlamış; bu durum, Rus siperlerinde büyük bir paniğe yol açmıştı. Peki, ama bu İsveç firkateynleri nereden gelmişti? İlk yenilgisini yaşayan ünlü General Kamenskiy, dürbünüyle Baltık Denizi’nin lacivert sularında seyreden ve ateş kusan iki İsveç firkateyninden gösterişli olanına bakıyordu. Kamenskiy, masmavi İsveç donanma bandırasının üzerindeki garip işarete hiçbir anlam veremiyordu. Peki, bu işaret neyin nesiydi, acaba neyi simgeliyordu?</p>

<p>General Nikolay Mihayloviç Kamenskiy’nin tanımlayamadığı o motif, bir hilaldi! Jarramas firkateyninin gönderinde dalgalanan bu hilalli bandıra, İsveç’i yok olmaktan kurtarmıştı. Ülke tarihindeki bu en kritik çarpışma sayesinde İsveçliler, ülkelerinin kuzeyini ellerinde tutmayı başardılar. Bu bölge, barındırdığı zengin demir ve krom yataklarıyla, gelecekteki “İsveç mucizesinin” yaratılmasında en büyük paya sahip olacaktı.</p>

<p>Peki, bu bayraktaki hilalin sırrı neydi? Bu sırrı çözebilmek için tam yüzyıl geriye, İsveç kralı XII. Karl’ın, Rus çarı Deli Petro ile Poltava Meydan Savaşı’nı yaptığı 27 Haziran 1709 tarihine dönmek gerekiyor.</p>

<p>Danimarka, Saksonya-Polonya ve Moskova’nın (Rusya) ittifak halindeki ordularını başarıyla yenilgiye uğratan İsveç kralı XII. Karl, Rusların başkentine yürümeye karar vermişti. Gün, Deli Petro’nun “Yenile yenile yenmeyi öğreneceğiz” dediği günlerdi… Rusların büyük çarı, aldığı yenilgilerden sonra yenmeyi, Doğu Ukrayna’da Poltava kasabası yakınlarındaki ovada öğrenecekti.</p>

<p>27 Haziran 1709’da, Poltava’da ordusu yok olan XII. Karl için tek açık yol, güneye doğru uzayıp giden topraklardı. Kılıç artığı 1.000 kadar askeriyle birlikte güney topraklarının hakimi Osmanlı İmparatorluğu’na iltica eden İsveç kralı, Osmanlı-Rus sınırındaki Bender kentine sığınmak zorunda kalmıştı. Osmanlı’nın ağırlamak zorunda kaldığı bir konuğu vardı artık. Yenik İsveç kralı XII. Karl…</p>

<p>Başlangıçta, sadece beş gün kalacağını açıklayan XII. Karl’ın Osmanlı topraklarındaki konukluğu tam beş yıl sürdü! Öyle ki, Devlet-i Alî tarafından ağırlanan İsveç kralının masraflarının bütçenin hangi kaleminden karşılanacağı konusunda Osmanlı maliyesinde sorun çıkmış, sonunda bu harcamaların bütçedeki “demirbaş” kaleminden karşılanmasına karar verilince, kralın lakabı “Demirbaş Şarl” kalmıştı!</p>

<p>Türklerin bildiği adıyla “Demirbaş Şarl”, Bender, Dimetoka ve İstanbul’da kaldığı süre içinde boş durmadı. Sürekli şekilde, Marmara Denizi’ne demirleyen Türk ve Cezayirli korsan gemilerini inceleyip, Rusları yenmek için bu tür teknelere sahip olması gerektiğini düşündü. Bu düşüncesindeki haklılığının kanıtı da, 100 yıl sonra İsveçlilerin Rusları mağlup etmesinde başrolü oynayan, bandırasında hilal bulunan “Jarramas”ın ta kendisiydi.</p>

<p>İsveç kralının Bender’de başlayan konukluğu sırasında hoş olmayan olaylar da yaşanmıştı. Karl ordusunu kaybettikten sonra, siyasi bir mülteci, daha doğrusu “sürgündeki kral” olmuştu. Poltava’dan sonra Ukrayna bozkırlarına dağılan İsveç ordusundan arta kalanlar, savaştan sonraki altı ay boyunca Bender’e akın edince, başlangıçta 1.000 askerle Bender’in hemen dışında kamp kuran XII. Karl’ın çevresindeki İsveçliler 10.000 kişiye ulaşmıştı!</p>

<p>Bu zorunlu ziyaretin öyle çok da “geçici” olmadığını anlaşılmış; “Demirbaş Şarl’ın, Bender’in hemen dışında Karlstad adıyla kurduğu yerleşim birimi zamanla giderek kalabalıklaşmıştı. Bunda, padişah III. Ahmet’in, krala jest yapmak amacıyla, Rusların esir alıp pazarlarda köle olarak sattıkları İsveçli kadınlarla çocukları satın alıp azat etmesi de büyük rol oynamıştı. Sadece bu kadar mı? Kralın Karlstad’daki kampının çevresinde müstahkem mevkiler istihkâmlar yapılmış, evinden kıyıdaki “kançılarya” sına kadar da bir tünel kazılmıştı. İsveçliler yerleşiyordu!</p>

<p>İsveç kralının uzayan konukluğu ve “devlet içinde devlet” kurması, Osmanlı’yı kızdırmaya başlarken, İsveç cemaatinin Bender esnafına ciddi bir borç takması da ortamı fena halde gerginleştirmişti. Sonuçta, İsveç kralına karşı ayaklanan “kızgın kalabalık”, kent dışında bekleyen yeniçerilerle de birleşerek, İsveçlilere temiz bir sopa attı. Demirbaş Şarl’ın da ağır yaralandığı bu “kent savaşı”, İsveç tarihinde “Kalabaliken-i Bender” adıyla geçiyor. Duruma el koyan Osmanlı, Bender’den aldığı XII. Karl’ı önce Dimetoka’da ev hapsinde tutmuş, ardından da İstanbul’a getirtmişti.</p>

<p>“Demirbaş Şarl”, Dimetoka’da ev hapsinde tutulduğu dönemi iyi değerlendirmiş, İstanbul’daki günlerinde Marmara kıyılarında görüp hayran olduğu donanma gemilerinin planlarını çizmişti. İsveç kralı, dönemin parmakla gösterilen matematikçi ve mühendislerinden biriydi. Geniş karinaları ve yüksek hızları ile Osmanlı teknelerinin benzerleri İsveç’in elinde olsa; en büyük arzusu sıcak denizlere açılmak olan Deli Petro’nun bu amaçla kurdurduğu St. Petersburg (Leningrad) daha doğmadan haritadan silinebilirdi.</p>

<p>Demirbaş Şarl, 1714’te göz hapsinde bulunduğu Dimetoka’dan gizlice kaçmış; kaçmadan iki ay önce çizdiği planları da casusları aracılığıyla İsveç’e yollamıştı. Stockholm’deki savaş konseyine bir de mesaj gönderen kral, konseyden, kendisi ülkeyle dönünceye kadar Jilderim ve Jarramas adını verdiği firkateynlerin inşa edilmesini emretmişti.</p>

<p>XII. Karl’ın Dimetoka’daki ev hapsi günlerinde çizdiği tekne eskizleri bugün elimizde. Titrek bir yazıyla altına “Carolus” yazarak imzaladığı planlar, bugün Stockholm Kraliyet Kütüphanesi’nde sergileniyor.</p>

<p>Demirbaş Şarl, Türkiye’de kaldığı beş yıl içinde Türkçe’yi epey öğrenmişti. Nitekim, bu iki gemiye ad koyarken de, kulağına hoş gelen iki Türkçe kelimeyi seçmişti: Yıldırım ve Yaramaz… Kral, çizdiği planların üstüne, güzel bir sülüs yazıyla teknelerin ismini Osmanlıca yazdırmayı da ihmal etmemişti!</p>

<p>Kralın emriyle, Karlskrona Tersaneleri’nde yapımına başlanan “Yaramaz” ve “Yıldırım”, 1716 yılında bitirildi. 44 top taşıyan ve 39 metre uzunluğundaki Jarramas (Yaramaz), artık İsveç donanmasının sancak gemisiydi. Türk korsan teknelerinin çizgilerini taşıyan bu tekne, İsveç donanma sancağını buharlı tekneler çağına kadar gururla taşıdı.</p>

<p>Yüksek hıza ve üstün manevra yeteneğine sahip bu iki firkateyn, suya indirildikleri andan itibaren Baltık Denizi’ni Ruslara dar etmişti. Bu gemiler, sadece Ruslara karşı değil, başka düşmanlara karşı da kullanılmıştı. 1756-1763 yılları arasındaki “Yedi Yıl Savaşları” nda Yaramaz ve Yıldırım, Kuzey Denizi’nde sayısız İngiliz gemisi batırmış, 1805’te de müttefiklerle birlikte Napolyon donanmasına karşı güçlerini göstermişlerdi.</p>

<p>Jilderim (Yıldırım), Prusyalılar ile yapılan bir deniz savaşında batırılmış; İsveçliler tarafından uğuruna inanılan Jarramas ise, her hizmetten çekilişinde inşa edilen daha modern bir tekneye adı verilerek efsanevi ününü sürdürmüş, İsveç donanmasında da bir geleneğin oluşmasına yol açmıştı: Hizmete giren her yeni Jarramas’ta, “Demirbaş Şarl”ın orijinal planlarına ve Türk teknelerinin o muhteşem çizgilerine sadık kalınması kaydıyla!</p>

<p>Dördüncü kuşak son Jarramas, 1899’da yine Karlskrona Tersaneleri’nde inşa edilip denize indirildi. Jarramas, son askeri görevine II. Dünya Savaşı günlerinde 1944’te çıktı. Bu son görev, Alman denizaltılarının İsveç karasularına girmesini engellemekti.</p>

<p>Jarramas, bugün İsveç denizciliğinin gurur kaynağı olarak, 1944’ten bu yana okul gemisi olarak hizmet veriyor. Dünyanın en güzel firkateynlerinden biri sayılan, Karlskrona’daki Kraliyet Deniz Müzesi önünde demirli Jarramas, bir zamanlar Akdeniz’i titreten Türk korsanlarının belki de dünyada hâla yaşayan tek tanığı…<strong><em>Kaynak: TÜKAV</em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20man(3).jpg" style="height:351px; width:660px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Kral%20taraf%C4%B1ndan%20yap%C4%B1lan%20%C3%A7izim_%20Jilderim%20ve%20Jaramas%20hem%20arap%C3%A7a%20hem%20de%20latin%20karakterlerle%20yaz%C4%B1lm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.jpg" style="height:370px; width:413px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 May 2022 11:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/76ff9a7a58ec2783dc1c9c53e967c8fc.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yakın Tarihin Hazin Deniz Kazası: Dumlupınar Faciası</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/yakin-tarihin-hazin-deniz-kazasi-dumlupinar-faciasi-17316</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/yakin-tarihin-hazin-deniz-kazasi-dumlupinar-faciasi-17316</guid>
                <description><![CDATA[Dumlupınar denizaltısı, 69 yıl önce 81 denizcimize çelikten mezar oldu. 4 Nisan 1953'te Çanakkale'nin Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı yük gemisinin çarpması sonucu 87 metre derinliğe batan Dumlupınar, Türk Deniz Kuvvetleri'nin Ertuğrul faciasından sonra en çok kayıp verdiği kaza oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1953 yılı…</p>

<p>3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece , Dumlupınar denizaltısı Ege'de katıldığı NATO tatbikatından geri dönüş yolunda, Çanakkale Boğazı'ndan içeriye giriyordu. Sisli ve rüzgarlı gecede su üstü seyri yapan denizaltının rotası Gölcük'teki Denizaltı Komutanlığı ana üssüydü.</p>

<p>Dumlupınar, manevralar boyunca iki gün sualtında kalmış , üstün başarı gösteren gemi personeli yerli yabancı tüm komutanların takdirini kazanmıştı.Yorgun, ama bir o kadar da gururlu 81&nbsp;denizci , kendilerine yeni bir görev verilinceye kadar sevgilileri olan denizden ve gemilerinden ayrılıp , eşlerine , ailelerine kavuşmanın heyecanı içerisindeydiler.</p>

<p>Ne varki saatler 02 : 15'i gösterdiği sırada , Çanakkale Boğazı'ndaki Nara Burnu dönülürken , Türk denizaltıcılık tarihinin en acı kazası yaşandı.</p>

<p>Dumlupınar , İsveç bandıralı yük gemisi Naboland ile Boğazın orta yerinde çarpıştı.</p>

<p>Dumlupınar'ın parçalanan baş bodoslamasından hücum eden karanlık sular , baş üstü dikilen koca denizaltıyı 81 denizciyle birlikte birkaç dakika içinde yutuverdi. Zıpkın yemiş bir balina gibi acı dolu sesler çıkaran Dumlupınar son dalışını yaparken, çarpışma sırasında nöbet tuttukları köprü üstünden denize düşen 5 denizci hayatta kalmaya çalışıyordu.</p>

<p>Saat 06 : 40</p>

<p>Günün ilk ışıkları etrafı aydınlattığında , Boğaz'ın 90 metre derinliğindeki soğuk karanlıkta korkunç bir can pazarı yaşanıyordu. Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar'ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı bekliyordu.</p>

<p>Facianın üzerinden yaklaşık dört saat geçmişti.Denizaltının yerini belli eden ve kazazedelerle telefon irtibatı sağlamak üzere yüzeye bırakılan denizaltı battı şamandırası balıkçılar tarafından bulunmuştu.</p>

<p>İlk telefon bağlantısında</p>

<p>"Oğlum merak etmeyin... sizi kurtaracağız.."</p>

<p>sözlerine karşılık Astsubay Selami'nin cevabı göz yaşartıcıydı ;</p>

<p>"Sağ Olun...</p>

<p>Vatan Sağ Olsun"</p>

<p>Dumlupınar'ın kıç torpido dairesi dışındaki her bölümü yangın ve su dolması sonucu kullanılamaz hale gelmiş, bir kısım mürettebat torpido dairesine sıkışmıştı.</p>

<p>Bir süre sonra kurtarma gemisi Kurtaran, Dumlupınar'ın imdadına koştu. Hemen şamandıradan içeriyle bağlantı kuruldu.</p>

<p>Astsubay Selami Özben’in o saatlerde Dumlupınar'la yaptığı konuşmaların kayıtları, bugün denizcilik tarihinin acı dolu sayfalan arasında yer alıyor:</p>

<p>"-Alo... aşağıdan... alo.... Dumlu..."</p>

<p>"-Evet Dumlu..."</p>

<p>"-Ben Üsteğmen Suat...".</p>

<p>"-Evet efendim, ben Selami..."</p>

<p>"-Selami nasılsınız? Biz geldik, şimdi bana durumu anlat".</p>

<p>"-Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı.</p>

<p>Bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik. Şimdi manevra dairesi suyla dolu..."</p>

<p>"-Kaç kişisiniz orada...?"</p>

<p>"-Diğer dairelerle irtibatınız var mı?"</p>

<p>"-Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar".</p>

<p>"-Merak etmeyin, Kurtaran geldi, biz buradayız".</p>

<p>"-Efendim manometre 267 kadem gösteriyor, doğru mu?"</p>

<p>"-Selami, Kurtaran geldi. Şimdi kurtarma işlemine başlanıyor. Ben biraz sonra yine gelirim".</p>

<p>"-Peki efendim...".</p>

<p>Üsteğmen Suat, bu konuşmayı komutanlarına rapor ettikten sonra yeniden şamandıraya dönüp denizaltıdakilere moral vermeye çalıştı.</p>

<p>Ama durum biraz daha kötülemişti:</p>

<p>"-Alo... Dumlu...?"</p>

<p>"-Evet... Dumlu..."</p>

<p>"-Efendim hava biraz fenalaştı."</p>

<p>"-Morallerinizi bozmayın. O hava size daha 2 gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin".</p>

<p>"-Yok efendim, hepsi yatıyor. Sigara da içmiyoruz. Işık da yok. karanlıktayız".</p>

<p>"-İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak".</p>

<p>"-Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı".</p>

<p>Kurtaran gemisi kurtarma çalışmalarını sürdüredursun yarım saat sonra denizaltıyla yeniden bağlantı kuruldu. Suat Üsteğmen yeniden Dumlu... Selami..." diye seslendi.</p>

<p>Ancak bu kez duyulan, sadece iniltiler ve "Allah" sesleriydi.</p>

<p>Tüm çabalara rağmen 81 kişilik Kahraman Askerlerimizden umutlar kesilmişti.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Apr 2022 11:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/1c43eab4314d57ce5d3cd7e4c6e6b877.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmanlıların İlk Denizaltıları</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/osmanlilarin-ilk-denizaltilari-17290</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/osmanlilarin-ilk-denizaltilari-17290</guid>
                <description><![CDATA[134 yıl önce bugün, 24 Mart 1888'de, Abdülhamid ve Abdülmecid adlı iki denizaltı Türk donanmasına katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>134 yıl önce bugün, 24 Mart 1888'de,&nbsp;Abdülhamid&nbsp;ve&nbsp;Abdülmecid&nbsp;adlı iki denizaltı Türk donanmasına katıldı. 3 yıl kadar önce, 1885 sonlarında Yunanistan'ın yeni bir deniz aracı satın aldığı bilgisi Sultan Abdülhamid'in kulağına ulaşmıştı. Sultan, “denizin altında bir balık gibi yüzen” ve suyun altında düşmanına yaklaşarak gönderdiği torpidoyla gemileri batırabildiği söylenen bu araçla ilgili haberlerden çok etkilenmişti. Hemen İngiliz mühendis G. W. Garrett'ı İstanbul'a davet edip, ondan üçer üçer torpido atabilecek iki ayrı taht-el bahir, yani denizaltı yapması isteğinde bulunmuştu.<br />
<br />
İsveçli silah üreticisi Nordenfelt şirketi ile imzalanan anlaşma gereğince, denizaltılar İngiltere’de inşa edildikten sonra sökülerek sandıklara yüklenecek ve İstanbul’da tekrar monte edilecekti. 2.5 ayda tamamlanan denizaltıların Garrett'ın Yunanistan için yaptıklarından ayrılan tarafları da vardı. Torpido tüpü gemi yüzeyindeydi ve güvertesine makineli tüfek konulmuştu. 4 Şubat 1887 tarihinde yapılan ilk deneme, o haftaki&nbsp;Levant Herald'da şöyle anlatılıyordu: “Akşamüstü saat 14.30’da, Nordenfelt’in yaklaşmasıyla Galata Köprüsü’nden bir hayranlık uğultusu yükseldi. Daha hafif gemilerin arasında ustaca süzülerek Haliç’ten çıktı ve hiç yavaşlamadan köprüden geçti. Açıklığın darlığı ve ters akıntı hesaba katıldığında bu hiç de kolay bir iş değildi. Hakkındaki yorumları duymak çok eğlenceliydi, çünkü sadece ‘kubbesi’ ve torpido tüpünün üstü görülebiliyordu ve bu kısımlar kolaylıkla bir deniz canavarının kamburuna ve yüzgeçlerine benzetilebilirdi.”<br />
<br />
Abdülhamid’in deneme dalışları yapılırken,&nbsp;Abdülmecid&nbsp;adı verilen ikinci denizaltının da montajı yapılıyordu. İkinci gemi de 4 Ağustos 1887’de denize indirilebildi. Her iki geminin de torpido denemeleri 1888’in Ocak ayında İzmit kıyılarında yapıldı. 10 mile yakın bir hıza ulaşan denizaltılar, hedef gösterilen ahşap gemiye başarılı bir şekilde su altından torpido attılar. Böylece Osmanlı donanması dünya üzerinde “torpido atan ilk denizaltıların sahibi” olarak tarihe geçti.<br />
<br />
Bununla birlikte denizaltılar umulan faydayı sağlamadı. Alınan iki geminin de sualtı seyir süreleri çok kısaydı. Henüz periskop icat edilmediğinden dışarısı ancak cam bir kubbeden gözetlenebiliyordu. Ayrıca kömürlü araçların yakıtını depolamak çok zordu. Sonunda Osmanlılar, bir ilki başarmalarına rağmen hızla ilerleyen denizaltıcılık teknolojisinin gerektirdiği büyük bütçelere yetişemedi.&nbsp;Abdülhamid&nbsp;ve&nbsp;Abdülmecid&nbsp;ise birkaç deneme seyrinin ardından Haliç'e çekildi ve bir daha kullanılmadı. (Kansu Şarman,&nbsp;NTV Tarih'in Mayıs 2009 sayısı için yazmıştı.)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Mar 2022 15:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/0691b86e5491a74a6a9b05407f4d4175.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zaferin Tanığı Emin Ellerde</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/zaferin-tanigi-emin-ellerde-17265</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/zaferin-tanigi-emin-ellerde-17265</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Deniz Savaşları sırasında, Kraliyet Donanması ön dretnotu HMS Goliath'ı batıran Muavenet-i Milliye torpidobotunun kaptan dürbünü, o müthiş gecenin tanığı olarak 107 yıldır zamana direniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Deniz Savaşları sırasında, Kraliyet Donanması ön dretnotu HMS Goliath'ı batıran Muavenet-i Milliye torpidobotunun kaptan dürbünü, o müthiş gecenin tanığı olarak 107 yıldır zamana direniyor.</p>

<p>Fransız birliklerine destek amacı ile HMS Cornwallis ile Morto Koyu'nda demirleyen HMS Goliath'ı 3 isabetli torpidoyla 13 Mayıs 1915'te Çanakkale Boğazı'nın karanlık sularına gömen Muavenet-i Milliye'nin kaptan dürbünü Çanakkale Muharebeleri Harp Malzemeleri ve Belgeleri Koleksiyoneri Seyit Ahmet Sılay tarafından koruma altına alındı.</p>

<p>Sılay, HİBYA'ya yaptığı açıklamada, dürbünün İzmirli bir koleksiyonerde olduğunu ve bir süre önce kendisinin satın aldığını söyledi.</p>

<p>Dürbünün üzerinde ''Muavenet-i Milliye'' yazısı ve çapa arması bulunduğunu aktaran Sılay, ''Goliath'ı batarken en son gören kaptandır. Muavenet-i Milliye'nin kaptanıdır ve olayları bu dürbünle görmüştür.'' dedi.</p>

<p>Sılay, 107 yıl önce dürbünün var olduğuna işaret ederek, ''Ondan 5 sene önce mi üretildi, 10 sene önce mi üretildi? onu bilemem. O da Muavenet-i Milliye'nin Osmanlı ordusuna girişidir zaten. O zaman üretilmiştir. Ha kaybolmuştur, bir sene sonra tekrar yapmışlardır, ama onu zannetmiyorum. Kaptan dürbünleri nerede kaybolacak?'' dedi.</p>

<p>Dürbünün, koleksiyonunda değer olarak ilk 10'a giren objelerden bir tanesi olduğunu aktaran Sılay, şöyle konuştu:</p>

<p>''27 senedir Çanakkale harp malzemeleri ve belgeleri topluyorum. Bir ayağım sürekli Çanakkale'dedir. Bunların büyük bir çoğunluğunu müzayedelerden satın alıyorum. Köylülerden gelen hediyeler vardı, ama artık alan başkanlığı kurulduğu için bunu belirtmek lazım ki insanlar gidip de oradan köylerden bir şeyler topluyacaklarını sanmasınlar. Alan başkanlığı kuruluna kadar o bölgeden, köylerden çıkan bu tip harp malzemelerini satın alıyordum.''</p>

<p>Sılay, koleksiyonunun ilk olarak Topkapı Sarayı Müzesi'nde kayıt altında olduğunu, envanter denetimini bu müzenin yaptığını ifade ederek, ''Koleksiyonerliğin genel tanımı da şu, korunması gerekli taşınır kültür varlıkları olarak geçiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir müze benim denetimimi yapmak zorunda. Önceden Topkapı Sarayı yapıyordu. Topkapı Sarayı birkaç sene önce Milli Saraylara bağlanınca bakanlıktan çıktı. Şimdi Ayasofya Müzesi denetimimi yapıyor.'' dedi.</p>

<p>En büyük hayalim...</p>

<p>Türkiye'nin alanında en büyük koleksiyonuna sahip olduğuna işaret eden Sılay, amaçları hakkında şu bilgileri verdi:</p>

<p>''Sadece Çanakkale Savaşı koleksiyoneri değilim. 15 senedir de Kurtuluş Savaşı objelerini topluyorum. En büyük hayalim, Ankara'da Cumhuriyetin 100. yılında Çanakkale ve Milli Mücadele Müzesi kurmak. Bunun da sebebi ne? Türkiye yıllardır kutuplaştı. Bir kısım diyor ki bizim tarihimiz Osmanlıyla bitti, bir kısımda diyor ki bizim tarihimiz Cumhuriyetle başladı. Ben de diyorum ki böyle bir müze kurarak, arada 3 sene var, aynı silahlar aynı komutanlar, aynı vatan...Ayrı bir devlet değiliz. Biz binlerce yıldır devam eden on bin yıllık kadim bir devletiz. Bunun devamıdır Türkiye Cumhuriyeti. İşte bu ayrışmayı da ortadan kaldıracak müze, bu müze olmalı. Cumhuriyetin 100. yılına denk gelen bir müze olursa tabiki muhteşem olur.''</p>

<p>Sılay, müzeyi Ankara'da kurmak istemesinin nedenini şöyle açıkladı:</p>

<p>''Şimdi, Orta Anadolu'dan daha doğuya doğru kuzeye gittiğiniz zaman Çanakkale'ye özellikle öğrencilerin gelme şansı yok. Bir de Cumhuriyetin 100. yılında böyle bir müze başkentimize yakışır.''</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7321.jpg" style="height:325px; width:589px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Mar 2022 12:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/f24fc42cbe3c81668e2bcc7eca5ba245.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Endurance, Antarktika&#039;da Batışından 107 Yıl Sonra Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/endurance-antarktikada-batisindan-107-yil-sonra-bulundu-17238</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/endurance-antarktikada-batisindan-107-yil-sonra-bulundu-17238</guid>
                <description><![CDATA[Denizcilik tarihinin efsane gemilerinden Endurance Antarktika kıyılarında bulundu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kutbu'nu keşif çalışmalarının efsane gemisi Endurance'a kamera ve tarayıcı donanımlı deniz araçları sayesinde buzlarla kaplı suların 3 bin metre derinliğinde ulaşıldı. Kaptanın kaydettiği konumdan sadece 6 km uzakta bulunan ahşap yelkenlinin adı gibi dayanıklı çıkıp neredeyse 107 yıl önceki halinde olması hayretle karşılandı.</p>

<p>Britanyalı kutup kaşifi&nbsp;Ernest Shackleton'un Endurance&nbsp;isimli gemisinin enkazı,&nbsp;Antarktika'da&nbsp;buzlara sıkışıp yavaş yavaş batarak okyanusun 3000 metre dibini boylamasından 107 yıl sonra bulundu.</p>

<p>Kasım 1915'te Shackleton'ın Antarktika'ya ilk ayak basma girişimi sırasında 144 metre uzunluğundaki üç direkli yelkenli batarken, 28 kişilik ekip ve mürettebatın tamamı buzda yürüyerek ve daha sonra cankurtaran sandallarına binerek kurtulmuştu, ancak tamamının Antartika'dan çıkışı 2 yıl almıştı. Ahşap geminin battığı yerin konumu ise&nbsp;Kaptan Frank Worsley&nbsp;tarafından kaydedilmişti.</p>

<p>Batığı bulmaya yönelik önceki girişimler, altında yattığı buzlarla kaplı&nbsp;Weddell Denizi'nin&nbsp;zorlu koşulları nedeniyle başarısız oldu.</p>

<p>Ancak&nbsp;Falklands Maritime Heritage Trust'ın (Falklands Denizcilik Mirası Vakfı)&nbsp;düzenlediği&nbsp;Endurance22&nbsp;misyonu, yüksek çözünürlüklü kameralar ve tarayıcılarla donatılmış&nbsp;Sabertooths&nbsp;adı verilen gelişmiş sualtı araçlarını kullanarak, gemiyi denizin dibinde yattığı yerde buldu.</p>

<p>Görüntülere göre gövdesi neredeyse battığı gündeki durumda olan Endurance'ın adı kıç tarafında çok net şekilde okunabiliyor.</p>

<p>Misyonun Keşif Direktörü olan deniz arkeoloğu Mensun Bound,&nbsp;"Bu şimdiye kadar gördüğüm açık ara en iyi durumdaki ahşap batık. Deniz yatağında dimdik gururla duruyor, tastamam ve çok iyi korunmuş durumda"&nbsp;dedi.</p>

<p>Britanyalı kutup kaşifi John Shears'in&nbsp;öncülüğünde&nbsp;Güney Afrika buz kırma gemisi Agulhas II&nbsp;üzerinden yürütülen misyon, Endurance'ı, Kaptanı Worsley'in kaydettiği konumdan 6 km uzakta buldu.</p>

<p>Kayıp durumdaki en büyük enkazlardan biri olan Endurance'un nihayet bulunması ve görüntülenmesinin inanılmaz bir başarı olduğunu belirten Shears, "Sürekli yer değiştiren deniz buzu, kar fırtınası ve -18C'ye düşen soğukla mücadele ederek dünyanın en zor batık aramasını başarıyla tamamladık. Birçok kişinin imkansız dediği şeyi başardık"&nbsp;dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Mar 2022 14:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/af46ea35d3f063753ecd39fca6240acc.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nusret Mayın Gemisi 107 Yıl Sonra Aynı Rotada</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/nusret-mayin-gemisi-107-yil-sonra-ayni-rotada-17228</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/nusret-mayin-gemisi-107-yil-sonra-ayni-rotada-17228</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Deniz Savaşları’nın kazanılmasında önemli rol oynayan ve boğaza döktüğü mayınlarla tarihin akışını değiştiren Nusret Mayın Gemisi'nin başarısı, 107 yıl sonra aynı yerde gerçekleştirilen seyir faaliyetiyle tekrar canlandırıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nusret mayın gemisi, 8 Mart 1915’te Erenköy Koyu’nda sahile paralel döktüğü 26 mayın ile Çanakkale Deniz Zaferi’nin akışını değiştirdi. Nusret’in tarihte üstlendiği rolü ve önemini yaşatmak için 2011 yılında Gölcük’te aslına uygun inşa edilen TCG Nusret mayın gemisi ile 107 yıl sonra tarihi anı bir kez daha canlandırıldı.</p>

<p>Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığı yüzer iskelesinde bağlı olan gemi, bu sabah 07.15’te mayın dökülen alana&nbsp;doğru yol aldı. 107 yıl önce mayınların dökülmeye başladığı Erenköy mevkisinde tören yapıldı. Törene&nbsp;Vali&nbsp;İlhami Aktaş, Gelibolu 2’nci&nbsp;Kolordu Komutanı Tümgeneral Rasim Yaldız, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral&nbsp;Mustafa Turhan Ecevit, Çanakkale Belediye Başkan Vekili Süleyman Canpolat, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Tahsin Saruhan, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı Yarbay Ercan Oran ile askeri personel ve davetliler katıldı.</p>

<p>‘Nusret Mayın Gemisi’nin, Çanakkale Savaşları’nda çok önemli&nbsp;yere sahip olduğunu belirten Gemi Komutanı Yüzbaşı&nbsp;Arda Kesici, şunları söyledi:</p>

<p>Nusret mayın gemisi, tam 107 yıl önce, bu an güvertesinde bulunan 26 mayını ilerlemekte olduğumuz rota üzerinde ve aralarında 100’er metre olacak şekilde, deniz seviyesinin 4,5 metre altına dökmüştür. Bacasından mümkün olduğunca az duman çıkartmak için önlem alan Nusret, hiçbir müttefik karakol gemisi tarafından tespit edilmeden saat 08.00’de Çanakkale önlerine demirlemiştir.</p>

<p>Saat 10.00’a kadar süren sis ve yağmur, geminin Çanakkale Boğazı girişinde bulunan düşman karakol gemileri tarafından görülmesini engellemiştir. Rumeli Mecidiye Tabyası’nda bulunan Seyit Onbaşı’nın tek başına sırtında taşıyarak namluya sürdüğü 215 okkalık mermi, İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden biri olan ‘Ocean’ zırhlısının dümenini vurmuş ve bu durum düşman gemilerinin nizamını bozmuştur.</p>

<p>Böylece 18 Mart 1915 günü kahraman Türk topçusunun da desteği ile ‘Nusret’in döşediği 11’inci hattı oluşturan 26 mayına çarpan ‘Bouvet’, ‘Irressıstıble’, ve ‘Ocean’ zırhlıları batarken&nbsp;‘Galous’, ‘Suffren’, ve ‘Inflexıble’ zırhlıları ise ağır yara alarak savaş dışı kalmıştır. Böylece 18 Mart 1915 günü, İtilaf Donanması için bir hezimet iken; Boğaz’ın kahraman savunucuları için önemli bir deniz zaferi olarak tarihe geçmiştir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Mar 2022 23:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/6b5361ed5d89fc575677a44ce3ca2144.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otantik Gemi Otel, İstanbul&#039;a Uğurlandı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/otantik-gemi-otel-istanbula-ugurlandi-17152</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/otantik-gemi-otel-istanbula-ugurlandi-17152</guid>
                <description><![CDATA[Güzelyalı Yat Limanı'nda gemi otel olarak hizmet veren Turan Emeksiz yolcu vapuru evine döndü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güzelyalı Yat Limanı’nda gemi otel olarak hizmet veren Turan Emeksiz yolcu vapuru evine döndü.</p>

<p>İstanbul şehir hatlarında 46 yılı aşkın süre hizmet verirken emekliye ayrılmasının ardından Mudanya Belediyesi tarafından satın alınan ve 2008 yılından bu yana gemi otel olarak hizmet veren Turan Emeksiz yolcu vapuru, müze, hastane ve ya kütüphane olarak yaşatılmak üzere İstanbul’a uğurlandı. Yolcu vapuru, kültürel bir mirasın parçası olarak değerlendirilmek üzere meclis kararıyla bedelsiz olarak Mudanya Belediyesi tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmişti. Müze, hastane veya kütüphane olarak değerlendirilmesi planlanan yolcu vapuru, Güzelyalı Yat Limanı’ndan İstanbul’a taşındı.</p>

<p>Gemiyi uğurlayan Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, “28 Nisan 1960’ta Beyazıt Meydanı’nda öldürülen, özgürlük mücadelesinin simge isimlerinden Turan Emeksiz’in adını taşıyan geminin bir kültür varlığı olarak yaşatılmasında öncü olmak bizim için büyük gurur. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Şehir Hatları Genel Müdürü Sinem Dedetaş’a, çalışmalarda destek veren Mudanya Liman Başkanı Veysel Yaşar’a ve taşınma işlemini gerçekleştiren teknik ekibe teşekkür ediyorum” dedi.</p>

<p>İngiltere’nin Glasgow Limanı’nda 1961’de yaptırılan yolcu vapuruna, 1960 yılında İstanbul Üniversitesi’nde katıldığı protesto gösterilerinde bir polisin kurşununa hedef olan Turan Emeksiz’in ismi verilmişti. Şehir Hatları Vapuru olarak KadıköyEminönü hattında hizmet verirken emekliye ayrıldı. Mudanya Belediyesi gemiyi satın alırken, Güzelyalı Yat Limanı’nda günümüze kadar özel bir işletme tarafından 4 katlı yüzer otel olarak hizmet verdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Feb 2022 16:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/9c488e2fba6d4a967a4d58bb3a1b0c53.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale Zaferi’nin Destansı Batıkları, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı ile Turizme Açıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/canakkale-zaferinin-destansi-batiklari-gelibolu-tarihi-sualti-parki-ile-turizme-acildi-16760</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/canakkale-zaferinin-destansi-batiklari-gelibolu-tarihi-sualti-parki-ile-turizme-acildi-16760</guid>
                <description><![CDATA[Çanakkale Savaşları'nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda, 106 yıl önce batan savaş gemileri, “Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı” ile turizme açıldı. Çanakkale’nin destansı batıkları, I. Dünya Savaşı temalı ilk sualtı parkı özelliğini taşıyacak. 106 yıl önce Seddülbahir Kalesi açıklarında batırılan İngiliz Kraliyet Zırhlısı 'HMS Majestic'in de aralarında bulunduğu 14 batık gemi, gizemli hikâyeleriyle dünya genelinde dalış meraklılarının dikkatini çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ege ve Marmara denizlerinin buluşma noktası olan ve sahip olduğu su altı hazineleri ile tüm dünyanın ilgisini çeken Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nın açılışı Seddülbahir Kalesi’nde düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Programa, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Fransa Savunma Ateşesi Albay Philippe Boulogne, Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu (TSSF) Başkanı Prof. Dr. Şahin Özen ve davetliler katıldı. “Çanakkale Destinasyon” filmiyle başlayan tören saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti.</p>

<p>“Çanakkale en güzel dalış destinasyonlarından biri olacak”</p>

<p>Törende konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale'de kara savaşlarının yanı sıra denizde de büyük bir savaş olmuştu, büyük bir mücadele olmuştu. İşte o büyük mücadelenin sonucunda aslında denizin altında büyük bir tarih yatıyordu. Bir hazine yatıyordu. O batıkları yani 14 ayrı dalış noktası 150 kilometrekarelik alanda bir su altı parkının oluştuğu güzel bir destinasyon ortaya çıkmış oldu. Çanakkale dalışın merkezi olmaya aday, en güzel dalış destinasyonlarından birisi olacaktır. Çünkü her dalış istasyonunda her dalış merkezinde tabii ki batıklar var değişik batıklar ama bizim Çanakkale'mizde her batığın bir hikayesi var. Her batığın her dalış noktasının insanlara hatırası var. Dolayısıyla buradaki bütün batığın bütün su altındaki envanterin insanlarımıza çok büyük hatıralar bırakacağını düşünüyoruz. Burası, Çanakkale Tarihi Alan hem Türkiye'de hem de dünyada bir buluşma noktası olacak" dedi.</p>

<p>Alan Başkanı İsmail Kaşdemir'in konuşmasının ardından program 'Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı Tanıtım Filmi”yle devam etti.</p>

<p>“Çanakkale’nin sadece üstü değil altı da müze”</p>

<p>Tanıtım filminin ardından kürsüye gelen AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, burada Gelibolu Sualtı Tarihi Parkı ile turizme yeni bir ivme kazandırdıklarını belirterek, "Alan Başkanımızın, Kültür Bakanlığımızın öncülüğünde epeyden beri hayalini kurduğumuz şehrimizin sadece üstünün değil altının da müze olduğunu, kıymetli olduğunu gösteren çok farklı bir çalışmanın eşiğindeyiz. Büyük bir batık envanteri var. 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana bildiğim kadarıyla kültürel dalış etkinliğin olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. 1. Dünya Savaşının kültürel envanterini bizim önümüze sunacak dalış imkanı verecek çok farklı bir çalışmanın arifesindeyiz" diye konuştu.</p>

<p>“Dünyanın her köşesinden akın akın gelecekler”</p>

<p>Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı tanıtımı ve açılış töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ise konuşmasında şunları söyledi:</p>

<p>"106 yıl önce bu topraklarda büyük bir destan yazdık. Türk milletinin bağımsızlığına vatanına olan bağlılığını bunun için her türlü fedakarlığı yapacağını canından vazgeçeceğine bu topraklarda şahit oldu. Burada yaptığımız büyük mücadele ile büyük Türkiye'yi kurduk. Bizim, bu önemli olayların yaşandığı topraklara gerekli değerin verilmesi gerekli çalışmaların yapılması konusunda üzerimize büyük bir sorumluluk düşmekte. Çanakkale'nin bu konudaki potansiyeli çok yüksek olduğu için bunun dünyada tanıtılması ve pazarlanması da son derece önemli. Biz Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yeni bir ürünü ortaya koyarak su altı dalış merkezini açmış oluyoruz. Dolayısıyla Çanakkale tarih açısından, kültür açısından, dalış turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip.”</p>

<p>Çanakkale’nin kayak turizmi dışında turizm adına her alanda hizmet verebildiğini vurgulayan Alpaslan, “Yeter ki biz bunu çok güzel bir ürün haline getirelim. Dünyaya tanıtımını yapalım. Dünyanın her bir bölgesinden buraya akın akın gelecek. Ve bunun daha da gelişmesine ön ayak olacaktır" diye konuştu.</p>

<p>Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı tanıtım ve açılış töreni, Antalya Devlet Opera ve Balesi “Venera Ensemble” Grubu sahne gösterisiyle son buldu.</p>

<p>Su altında tarihe yolculuk</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Çanakkale'yi dünyanın önemli dalış turizmi merkezlerinden biri haline getirmek amacıyla Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı projesi çalışmalarına 2017 yılında Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca başlandı. 2019 yılında Başkanlık ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı arasında projeye ilişkin destek protokolü imzalandı. Projenin saha çalışmalarına, İstanbul Üniversitesi Sualtı Kültür Kalıntılarını Koruma Ana Bilim Dalı danışmanlığında TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nce başlandı ve iki yıl boyunca süren envanter çalışmaları sonucunda 150 kilometrelik alanda dalışa imkân veren bir destinasyon oluşturuldu.</p>

<p>Denizaltında duran zaman</p>

<p>Bugüne kadar karadan anlatılan Çanakkale Zaferi’nde deniz altında verilen mücadelenin de gözler önüne serildiği Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’ndaki ilk dalış noktası, 27 Mayıs 1915’te Seddülbahir açıklarında Alman U-21 denizaltısı tarafından batırılan 120 metre uzunluğundaki İngiliz zırhlısı ‘HMS Majestic’ batığı olacak. 24 metre derinlikteki batık geminin üzerinde yer alan patlamamış top mermileri ve barutlar, dalış severlerin büyük ilgisini çekecek.</p>

<p>İsmini Fransız Devrimi’nin önemli mareşallerinden alan Andrea Massena ve onunla son görevine çıkan Saghalien batık gemileri, Ertuğrul Koyu’nun 5-7 metre derinliklerinde dalış severlerin ziyaretini bekliyor. Formunu halen koruyan gemiler, deniz altında zamanı durdurmuş izlenimi yaratıyor.</p>

<p>Çanakkale’ye yapılan çıkarmalar sırasında malzeme tedariki yapmak için kullanılmış ve binlerce askerin Çanakkale’ye ayak basmasında etkili rol oynamış Helles Barçları da Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nın açılmasıyla birlikte ziyaretçileriyle buluşacak.</p>

<p>Sualtındaki eşsiz tarih</p>

<p>Tekke Koyu (W Beach) batıkları, Arıburnu barçları, Küçük Kemikli barçları, Arıburnu Layteri, Lundy batığı, HMS Louis, S.S Milo ve Tuzla batıklarının da görülebileceği Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nda; Akbaş Koyu’nda 10 metre derinlikte bulunan Çanakkale Savaşları sırasında onlarca denizaltıya dur demiş Denizaltı Mania Ağı, sualtı fotoğrafçılarının mutlaka görmesi gereken eşsiz bir tarihi güzellik olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Yüzlerce deniz canlısıyla muhteşem görüntü</p>

<p>25 Mayıs 1915’te içindeki 73 personeliyle birlikte sulara gömülen İngiliz gemisi HMS Triumph da bir anıt mezar olarak Kabatepe’de 70 metre derinlikte ziyaretçilerini bekliyor.</p>

<p>Yüzlerce canlı türünü bir arada tutan ve Halley kuyruklu yıldızının tarihte ilk olarak görüldüğü yer olma özelliği taşıyan Bebek kayalıkları da Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı sınırlarında yer alıyor. Akıntı dalışı deneyimi yaşamak isteyen dalgıçlara yüzlerce rengi ve canlı türünü bir araya sunan Bebek kayalıkları, dünya genelinde dalış severlerin vazgeçilmez noktası olmaya aday.</p>

<p>Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nda I. Dünya Savaşı sırasında battığı bilinen ancak henüz gün yüzüne çıkarılmamış batıkların da dalış turizmine kazandırılması için çalışmalar devam etmektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Oct 2021 11:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/4865ae401588ee6d0233ac755b889d96.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son Yılların En Önemli Tarihi Keşiflerinden Biri...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/son-yillarin-en-onemli-tarihi-kesiflerinden-biri-16535</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/son-yillarin-en-onemli-tarihi-kesiflerinden-biri-16535</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz'de Palermo açıklarında MÖ 2. yüzyıla ait olduğu aktarılan antik bir Roma gemisi keşfedildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya’da Sicilya kıyılarında bin 800 yıllık bir antik Roma gemisi bulundu. Uzmanların, son yılların en önemli tarihi keşiflerinden biri olarak nitelediği geminin kalıntılarında değerli anforalar açığa çıkarıldı. Çalışmanın, antik dönemde Akdeniz’deki gerçekleşen uluslararası deniz ticaretine ve toplumsal ilişkilere büyük bir ışık tutacağı belirtildi.</p>

<p>Gemi, Isola delle Femmine yakınlarında, denizin 92 metre derinliğinde yatıyor ve bir denizaltı robotu tarafından çekilen ilk görüntülere göre, bol miktarda şarap amforası taşıyor.</p>

<p>Amfora, gövdesinden daha ince olan boyun kısmının altında dibe doğru daralarak sonlanan iki kulplu, antik dönemlere özgü bir çeşit çömleğe deniliyor.</p>

<p>Keşfi yöneten araştırmacı Valeria Li Vigni, “Akdeniz, farklı gemi türlerinin eşlik ettiği deniz ticareti,ve savaşlarla dolu tarihimizi anlamamız için bize sürekli değerli unsurlar veriyor. Artık gemideki yaşam ve kıyı toplulukları arasındaki ilişkiler hakkında daha çok şey öğreneceğiz” dedi.</p>

<p>Keşif, aynı zamanda Sicilyalı yetkililer tarafından son yılların en önemli arkeolojik buluntularından biri olarak tanımlandı.</p>

<p>Diğer taraftan, birkaç hafta önce Sicilyalı arkeologlar başka bir batık keşfetmişlerdi: Ustica adasının açıklarında yaklaşık 70 metre derinlikte bulunan farklı bir eski bir Roma gemisi. Bu gemi de aynı zamanda MÖ 2. yüzyıla tarihlenen şarapları içeren çok sayıda amfora taşıyordu.</p>

<p>Araştırmacılar bulguların, Roma'nın Kuzey Afrika, İspanya, Fransa ve Orta Doğu'yla yaptığı baharat, şarap, zeytin ve diğer ürünlerin ticaret faaliyetlerine ışık tutacağını belirtti.</p>

<p>Bununla birlikte, Akdeniz'de çok sayıda Roma gemisi enkazı bulunuyor. 2013 yılında Cenova kıyılarında keşfedilen ve MÖ 2. yüzyıla tarihlenen bir gemide de 50'ye yakın değerli amfora bulunmuştu. Söz konusu buluntu, Alassio sahilinden yaklaşık bir buçuk kilometre açıkta polis dalgıçları tarafından fark edildi. Bu olayda, İtalya'nın kuzeyinde karaborsada satılan çalıntı eserlerle ilgili bir yıl süren soruşturma sırasında polise teknenin nerede olduğu hakkında bilgi verildi.</p>

<p>Diğer taraftan yasadışı yollarla ele geçirilen yüzlerce antik Roma amforası, İtalyan polisi tarafından sıklıkla sanat tüccarlarının evlerinde bulunuyor.</p>

<p>Haziran ayında, İtalyan yetkililer Belçikalı bir koleksiyoncunun evinde MÖ 6. yüzyıla kadar uzanan ve 11 milyon Euro (değerinde yüzlerce yasadışı yollarla toplanmış arkeolojik esere el koydu.</p>

<p>Kültürel mirastan sorumlu kolluk kuvvetlerine göre, steller, amforalar ve diğer öğeler de dahil olmak üzere yaklaşık 800 "olağanüstü nadirlik ve paha biçilemez değere sahip eserden oluşan koleksiyon İtalya'nın güneydoğu ucundaki Puglia'daki gizli kazılardan geldi. Belçikalı koleksiyoncunun yargılanması gelecek ay başlanması bekleniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jul 2021 11:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/5f6ba54da010a6d78e35d3ada21c2247.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>83 Yıllık Batık Gemi Karaya Çıkartıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/83-yillik-batik-gemi-karaya-cikartildi-16380</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/83-yillik-batik-gemi-karaya-cikartildi-16380</guid>
                <description><![CDATA[Dünyaca ünlü plajdaki 83 yıllık batık gemi karaya çıkarıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tonlarca ağırlığındaki gemiyi çıkarmak için iki iş makinesi görev aldı.</p>

<p>30 metre uzunluğundaki omurga kısmı kamyonlara yüklenerek sahilden alınacak</p>

<p>Antalya'da 1938 yılında batan buğday yüklü Alman bandıralı 'Manissa' adlı kuru yük gemisinden geriye kalan 30 metrelik omurga kısmı dünyaca ünlü Konyaaltı Sahilinden karaya çıkarıldı. 40 gün süren çalışmalarda iki büyük iş makinesi ve bir dalgıç ekibi görev aldı.</p>

<p>Antalya'da her gün binlerce kişinin kullandığı dünyaca ünlü Konyaaltı sahilindeki Beach Park'ın bir kısmında, 1938 yılında batan buğday yüklü Alman bandıralı 'Manissa' adlı kuru yük gemisinden geriye kalan omurga kısmı karaya çıkarmak için 40 gün önce çalışmalara başlanmıştı. Yapılan çalışmalarda geminin omurga kısmının büyük bölümü iki büyük iş makinesi tarafından sahile çıkarıldı. Sahil kısmına 2 metre mesafede bulunan yaklaşık 30 metre uzunluğunda bulunan geminin parçalarının çıkarılmasını için bir dalgıç ekibi de su altından destek verdi. Karaya çıkarılan tonlarca ağırlığındaki parçalar önümüzdeki günlerde işçiler tarafından kesilerek parçalara ayrılacak.</p>

<p>"Mavi bayraklı plajımızda olmaması gereken bir görüntüydü"</p>

<p>Daha sonra ise ayrılan parçalar kamyonlara yüklenerek sahilden alınacak. Geminin kalan parçalarının çıkarılması için 40 gündür çalıştıklarını belirten Aydın Emek, "Gemi 1938 yılında batıyor. Daha sonra kıyıya vuruyor. Çalışmalara başladığımız zaman kıyıda tehlike oluşturacak şekilde duruyordu. Kumu açtıkça daha da tehlikeli olduğunu gördük. Sonuna geldik. Son 2 parçamız kaldı. Konyaaltı sahilini bu çirkinlikten kurtaracağız. Sahilimize ve Antalya'mıza hayırlı olsun. Mavi bayraklı plajımızda olmaması gereken bir görüntüydü. Biz de işin içerisine girince tehlikenin farkına vardık. Şuanda geminin burun kısmındayız. Toplam iki parçamız kaldı. Bugün ve yarın çıkaracağız. Sahilimiz tertemiz olacak. Ben adıma mutluyum. Büyük kepçeler çıkaracak. Daha sonra kesilecek. Sonra da kamyonlara yüklenecek. İnsanlarımızı rahatsız etmeden çalışmaya çalışıyoruz" sözlerine yer verdi.</p>

<p>"Plajın tamamının kullanılmasına vesile olacak bir çalışma içerisindeyiz"</p>

<p>Geminin parçalanması için su altından destek veren dalgıç ekibinin sorumlusu Alim Tuğ ise, "Gemi 83 yıl önce batıyor. Türkiye'ye ilk buğday ithal eden gemisinin enkazı. Konyaaltı'nda bu bölgede uzun zamandır tehlike arz ediyordu. Yaklaşık 35-40 gündür çalışarak büyük bölümünü çıkardık. Plajın tamamının kullanılmasına vesile olacak bir çalışma içerisindeyiz" açıklamasını yaptı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jun 2021 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/710a9f93f10d779c40ee78cc1cf69dd1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1913&#039;te Kaybolmuştu! Tesadüfen Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/1913te-kaybolmustu-tesadufen-bulundu-16294</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/1913te-kaybolmustu-tesadufen-bulundu-16294</guid>
                <description><![CDATA[1913'te bir fırtınada kaybolan ve son teknoloji bir buharlı gemi olan DS Malmberget, Norveçli bir araştırma ekibi tarafından tesadüfen bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>DS Malmberget, Norveç'in Narvik Limanı'ndan 43 mürettebatıyla ayrılmış ve 10.000 ton demir cevheri yüküyle Rotterdam'a doğru yola çıkmıştı. Ayrılışının ertesi günü, gemi Bodø şehrini geçtikten sonra bir daha hiç görülmedi.</p>

<p>Geminin gizemli kayboluşunun ardından 108 yıl geçti. Deniz Araştırmaları Enstitüsü'nden araştırmacılar, Meløy kıyılarında mercan resifleri ararken DS Malmberget'in enkazına tesadüfen rastladılar.</p>

<p>Araştırmacı ekibinden Pål Buhl-Mortensen ulusal yayın kuruluşu NRK'ye verdiği demeçte , "Bunun doğru gemi olduğundan yüzde yüz eminiz" dedi.</p>

<p>Norveç Kıyı İdaresi'ne göre, 1914 ile 2006 yılları arasında Norveç kıyılarında 2.100'den fazla gemi batmış olmasına rağmen, araştırma grubu bu geminin DS Malmberget'ten başkası olmadığını gösteren birçok detayın bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Buhl-Mortensen, "Eşsiz bir keşif. Bunu özel kılan, batmadan sadece birkaç ay önce yapılmış son teknoloji bir tekne olması. Bazıları onu Titanik'le bile karşılaştırdı'' dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jun 2021 13:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/f917f43e5327b040f8da5f602c15a895.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>81 Yıl Sonra Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/81-yil-sonra-bulundu-16120</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/81-yil-sonra-bulundu-16120</guid>
                <description><![CDATA[Naziler tarafından kaçırılmasının ardından 10 Mayıs 1940'ta İngiliz birlikleri ile çıkan çatışmada Norveç’in Hemnesberget kasabası açıklarında batan gemi, 81 yılın ardından bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Norveç'te&nbsp;Hemnes&nbsp;belediyesine bağlı&nbsp;Hemnesberget kasabası&nbsp;açıklarında,&nbsp;Naziler&nbsp;tarafından kaçırılan ve 10 Mayıs 1940'ta&nbsp;İngiliz Donanması&nbsp;ile çıkan çatışmada batan geminin enkazına ulaşıldı.</p>

<p>Böylece Nazilerin bir operasyonda kullanmayı planladığı&nbsp;Hurtigruten DS Nord-Norge&nbsp;adlı&nbsp;Norveç gemisi&nbsp;81 yıl sonra bulunmuş oldu.</p>

<p>Visit Plura dalış şirketlerinden yerel dalgıçlardan oluşan bir ekip, Hemnes kıyılarında&nbsp;280 metre derinlikte&nbsp;ve rıhtımdan yaklaşık 200 metre uzakta geminin enkazına ulaşmayı başardı.</p>

<p>Ekip, derinliğin fazla olması nedeniyle görüntüleri elde etmek ve gerekli ölçümleri yapmak için&nbsp;su altı drone'larını kullandı. Dalış şirketi, görüntülerin kısa bir versiyonunu sosyal medya hesabı üzerinden yayınladı.</p>

<p>Gemi 1924'te inşa edilmiş, 8 Mayıs 1940'ta&nbsp;Hitler'in Norveç'i işgalinin ardından&nbsp;da Naziler tarafından kaçırılmıştı. Nazilerin bir saldırıda 'Truva atı' olarak kullanmayı planladığı gemi, Hemnesberget'e yaklaşırken&nbsp;İskoç birlikleri&nbsp;tarafından saldırıya uğramıştı. Her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği şiddetli çatışmalar sonucu gemi batmıştı. Norveçli dalgıçların gemiyi arayışı 80 yıldan fazla süredir devam ediyordu.</p>

<p>'Sağlam olan her şeye bakmak özeldi'</p>

<p>Yerel bir tarih derneğinde çalışan&nbsp;Torbjorn Skjaran,&nbsp;“Sonunda gemiyi gördük. Harika bir deneyimdi. Çatı havaya uçmuş olsa bile gözlerimde yaşlarla kaptan köşkü ve sağlam olan her şeye bakmak özeldi"&nbsp;dedi.</p>

<p>Yerel dalış şirketi Visit Plura'dan&nbsp;Ina Therese Tralnes&nbsp;de,&nbsp;“Destansı bir deneyimdi. Çok etkilendim, bu Norveç tarihi için çok önemli”&nbsp;ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Apr 2021 15:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/fab5e1a14c9da1d2d100aa85d37704a8.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deniz Çekildi, Antik Liman Ortaya Çıktı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/deniz-cekildi-antik-liman-ortaya-cikti-15849</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/deniz-cekildi-antik-liman-ortaya-cikti-15849</guid>
                <description><![CDATA[Mersin'in Mezitli ilçesinde, Soli Pompeipolis Antik Kenti'ndeki limanın bir bölümü, deniz suyunun çekilmesiyle görünür hale geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mezitli Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, milattan sonra 2. ve 3. yüzyıllar arasında önemli bir liman kenti olduğu ortaya çıkan Soli Pompeipolis Antik Kenti'nin yakınındaki denizde çekilme oluştu.</p>

<p>Suların çekilmesiyle antik kentin limanına ait olduğu değerlendirilen taşlar görünür hale geldi, mendirekler, iskele ve dalgakıranlar da deniz yüzeyinin üzerine çıktı.</p>

<p>Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan da antik kente giderek limanın yer aldığı bölgede incelemede bulundu.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarhan, "Küçük bir oranda çekilme dahi olsa tarihi liman kalıntılarını suyun yüzeyine çıkarmaya yetti. Soli Pompeipolis'in limanı, Akdeniz'de izleri olan tek liman. Doğu ve Batı mendireğinin uçları ile tarihi taşların su yüzeyinde olduğunu görüyoruz. Bu limanı ortaya çıkarmak gerekiyor." ifadesini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Mar 2021 16:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/df3448f47262bb1e2dfd90995eec9ab3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Üsküdar Vapuru&#039; Faciasının 63. Yılı...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/uskudar-vapuru-faciasinin-63-yili-15814</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/uskudar-vapuru-faciasinin-63-yili-15814</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz kazalarından 392 kişinin hayatını kaybettiği "Üsküdar
vapuru faciası"nın üzerinden 63 yıl geçti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz kazalarından biri İzmit Körfezi'nde meydana geldi. İzmit ile Değirmendere arasında sefer yapan Üsküdar feribotu, şiddetli lodos nedeniyle 1 Mart 1958'de battı. 392 kişinin yaşamını yitirdiği kazadan sadece 40 kişi kurtulabildi.</p>

<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, "Üsküdar Vapuru" faciasının 63. yılı nedeniyle yayımladığı mesajında, 1 Mart 1958’de Üsküdar gemisinin, İzmit Körfezi'nde batmasıyla 392 kişinin yaşamını yitirdiği olayın acısını hala yaşadıklarını belirtti.</p>

<p>Kazada ölenlere Allah'tan rahmet, geride kalanlara baş sağlığı dileyen Büyükakın, mesajında şunları kaydetti:</p>

<p>"Kocaeli tarihinde yaşanan bu büyük felaketin üzerinden tam 63 yıl geçti ama acısı hala ilk günkü gibi yüreğimizde duruyor. Türk denizcilik tarihindeki en büyük deniz kazalarından birisi olan Üsküdar Vapuru faciasında yaşamlarını yitirenleri bir kez daha rahmet ve saygıyla anıyoruz. Her zaman kalbimizde hissettiğimiz Üsküdar Vapuru yolcuları, bu kentin hafızasında ilelebet kalacaktır. Bu acıları rabbim milletimize bir daha yaşatmasın."</p>

<p><img alt="Üsküdar Vapuru Faciası - 1 Mart 1958 - YouTube" src="https://i.ytimg.com/vi/zm0fMAXm7Pc/maxresdefault.jpg" /><br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="Türkiye'nin en ölümcül deniz kazası: Üsküdar Vapuru faciasının 60. yıl  dönümü - Son Dakika Flaş Haberler" src="https://i2.cnnturk.com/i/cnnturk/75/1280x720/5a97cb1aae78491cfc936542.jpg" /></p>

<p><img alt="Üsküdar Vapuru Faciası şehitleri anılacak - Kocaeli" src="https://static.daktilo.com/sites/743/uploads/2021/02/26/attachment-4105-3-23b7571853b8879b6590fabb31584322-1614326170-1614330045.jpg" /></p>

<p><img alt="1 Mart 1958 Üsküdar Vapuru Faciası nedir? Vikipedia" src="https://cdn.bolgegundem.com/d/news/250151.jpg" /></p>

<p><img alt="İzmit Üsküdar Vapuru Faciası-21 x 18 cm. | Bit Mezat" src="https://d35fbhjemrkr2a.cloudfront.net/Images/Shop/31/Product/4103/62.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Mar 2021 10:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/04009caccc6e6eeadb8b77ce2f8ff86d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Balıkçıların Ağına Mayın Takıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/balikcilarin-agina-mayin-takildi-15446</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/balikcilarin-agina-mayin-takildi-15446</guid>
                <description><![CDATA[Bodrumlu balıkçıların ağına takılan 1. Dünya Savaşı'ndan kaldığı öne sürülen mayın SAS komandolarını harekete geçirdi. Torba limanına getirilen mayına askeriye tarafından el konuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bodrum'da balıkçıların ağlarına yaklaşık 250 kiloluk metal cisim takıldı. Balıkçılar metal cismin ne olduğunu araştırırken cismin 1. Dünya Savaşı'ndan kalma bir mayın olduğu ortaya çıktı. Sahil Güvenlik ekiplerine haber veren balıkçılar mayını Torba balıkçı barınağına getirdi.</p>

<p>Haber verilmesi üzerine Bodrum Sahil Güvenlik Komutalığı ekipleri, deniz mayını parçası olduğu tahmin edilen cismin çevresini, güvenlik şeridi ile kapattı. Cismin Sualtı Savunma Komutanlığı (SAS) ekiplerince el konuldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Dec 2020 16:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/6cfbffc995c12ad676cadc348b1a5534.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baltık Denizi’nde Nazilere Ait Enigma Makinesi Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/baltik-denizinde-nazilere-ait-enigma-makinesi-bulundu-15437</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/baltik-denizinde-nazilere-ait-enigma-makinesi-bulundu-15437</guid>
                <description><![CDATA[Efsanevi şifre makinesi, Gelting Körfezi’nde terk edilmiş balıkçı ağları üzerine yapılan bir arama sırasında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Naziler tarafından II. Dünya Savaşı’nda şifreli mesajlar göndermek için kullanılan Enigma şifreleme makinesini, geçtiğimiz günlerde Baltık Denizi’nde bulup çıkaran Alman dalgıçlar, nadir bulunan keşiflerini restorasyon için bir müzeye teslim etti.</p>

<p>Efsanevi şifreleme makinesi geçen ay, WWF için çalışan bir grup çevreci dalgıç tarafından, Almanya’nın kuzeydoğusundaki Gelting Körfezi’nde terk edilmiş balıkçı ağları aranırken keşfedildi.</p>

<p>Baş dalgıç Florian Huber, DPA haber ajansına yaptığı açıklamada, “Bir meslektaşım oraya doğru yüzdü ve ‘içinde eski daktilo olan bir ağ var’ dedi.”</p>

<p>Ekip, bir tarihi esere rastladıklarını hemen anladı ve yetkililere haber verdi.</p>

<p>Almanya’nın Schleswig-Holstein bölgesi Devlet Arkeoloji Ofisi Başkanı Ulf Ickerodt, makinenin devletin arkeoloji müzesindeki uzmanlar tarafından restore edileceğini söyledi.</p>

<p>Ickerodt, Baltık deniz tabanında yetmiş yıl aradan sonra kapsamlı bir tuzdan arındırma işlemi yapılması da dâhil olmak üzere, hassas sürecin “yaklaşık bir yıl süreceğini” söylüyor.</p>

<p>Bu süreçten sonra, Enigma müzede sergilenecek.</p>

<p>Alman Deniz Kuvvetleri Birliği’nden deniz tarihçisi Jann Witt DPA’ya, üç rotorlu makinenin savaşın son günlerinde bir Alman savaş gemisinden denize atıldığını düşündüğünü söylüyor.</p>

<p>Adolf Hitler’in U-botlarında daha karmaşık yapıda dört rotorlu Enigma makineleri kullandığından, bu Enigma’nın batmış bir denizaltından gelme ihtimalinin daha düşük olduğunu söylüyor.</p>

<p>Bir deniz tarihçisi, İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde makinenin bir Alman savaş gemisinden denize atıldığına düşündüğünü söylüyor.</p>

<p>Müttefik kuvvetler, II. Dünya Savaşı sırasında Enigma makinesiyle yazılan ve 24 saatte bir değiştirilen kodların şifresini çözmek için hiç yorulmaksızın çalıştı.</p>

<p>Modern bilgisayar biliminin babası olarak görülen İngiliz matematikçi Alan Turing, 1941’de İngiltere’nin Bletchley Park’ında kodu kıran bir ekibe öncülük etti.</p>

<p>Çığır açan buluşu Müttefiklerin, Alman ordusunun hareketleri hakkındaki önemli radyo mesajlarının şifrelerini çözmesini sağladı. Tarihçiler Turing’in buluşunun, savaşı yaklaşık iki yıl kısalttığını düşünüyor.</p>

<p>Hikaye, Oscar adayı İngiliz aktör Benedict Cumberbatch’ın Turing’i canlandırdığı The Imitation Game (Yapay Oyun) adında 2014 yılında bir filme dönüştürüldü.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Dec 2020 14:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/8516e6b77f9c8dea4045eb0b99e905df.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Foça Açıklarında Savaş Gemisi Batığı Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/foca-aciklarinda-savas-gemisi-batigi-bulundu-15399</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/foca-aciklarinda-savas-gemisi-batigi-bulundu-15399</guid>
                <description><![CDATA[Türk bilim insanlarının İzmir'in Foça ilçesi açıklarında yürüttüğü çalışmalarda 18. yüzyıl
sonlarında battığı değerlendirilen ve parçaları geniş bir alana dağılmış savaş gemisi tespit edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsünün Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı desteği ile yürüttüğü "Türk Batık Envanteri Projesi: Mavi Miras (TUBEP)" çalışması kapsamında oluşturulan batık haritasına, yaklaşık 250 yıl önce battığı değerlendirilen bir savaş gemisi eklendi.</p>

<p>Koca Piri Reis Gemisi'nde, sonar teknolojisiyle uzaktan kumandalı su altı robotu kullanarak yapılan çalışmalarda savaş gemisi batığına ulaşıldı.</p>

<p>Yaklaşık 55 metre derinlikte tespit edilen gemide 20 demir ve bronz top, çok sayıda gülle ile yelken donanımına ait parçalar bulundu.</p>

<p>Deniz tabanında geminin karinasına ait ahşaplar ve kahverengi hamurlu ve boyalı İtalyan kökenli mutfak kaplarına da rastlandı.</p>

<p>Buluntular arasında yer alan tabak, sürahi, pipo ve ahşap makara parçası çıkarılarak Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'ne teslim edildi.</p>

<p>Osmanlı Döneminde önemli bir deniz üssü olan Foça'daki buluntu ile İzmir bölgesinde tespit edilen savaş gemisi batığı 5'e yükseldi.</p>

<p>Geminin hangi ülke tarafından ne amaçla kullanıldığına ilişkin verilerin tespiti için ayrıntılı çalışma başlatıldı.</p>

<p>"TARİHE IŞIK TUTACAK"</p>

<p>DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar yaptığı açıklamada, Türkiye'nin su altı batık envanterini araştıran ilk yerli ve milli projenin 2005'te TÜBİTAK desteği ile başladığını, çalışmalar kapsamında Koca Piri Reis Gemisi ile önemli çalışmalara imza atıldığını söyledi.</p>

<p>Hotar, Doğu Akdeniz'de uzun yıllar Türk bayrağı altında önemli araştırmalarda görev almış Koca Piri Reis Gemisi'nin bu defa Mavi Miras Projesi'ne hizmet verdiğini aktardı.</p>

<p>DEÜ bilim insanlarının Koca Piri Reis ile yaptıkları son su altı çalışmalara ilişkin bilgi veren Nükhet Hotar, "Bu çalışmaların hepsi yerli, milli ve ilk olarak yapılmakta." dedi.</p>

<p>Hotar, Foça açıklarında tespit edilen batığa ilişkin, "Batığın detaylarına erişmek çok heyecan verici. O bölgede deniz savaşı olmadığını bildiğimiz halde bir savaş gemisinin tespit edilmesi belki tarihimize ışık tutacak." diye konuştu.</p>

<p>FOÇA'DAKİ SÜRPRİZ BATIK</p>

<p>DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Özdaş ise jeofizik mühendisi Dr. Öğretim Üyesi Nilhan Kızıldağ, Kültür ve Turizm Bakanlığı proje temsilcisi Emre Savaş ve ekipteki bilim insanlarıyla tarihi açıdan önemli bir çalışmaya imza attıklarını belirtti.</p>

<p>Foça'daki batığın tam bir "sürpriz" olduğuna dikkati çeken Özdaş, şunları kaydetti:</p>

<p>"Osmanlı literatüründe bugüne kadar bölgedeki bir savaşa ilişkin veri bulunmamakta. Yaptığımız çalışmada 50-55 metre derinlikte iyi korunmuş durumda bir savaş gemisine ait kalıntılar tespit ettik. Üzerinde 20 tane bronz ve demir top yer almakta, çok miktarda top güllesi, mutfak kapları, geminin ana karinasına ait parçaları belirledik. Gemi aslında 25 metreye 7 metre boyutlarında ancak 250 metrekarelik alana dağılmış durumda. Muhtemelen 18. yüzyılın sonunda o bölgede bir mücadele batırılmış bir gemi."</p>

<p>Özdaş, bir bölümü gömülü geminin 35-40 metre uzunluğunda olduğunu düşündüklerini ifade etti.</p>

<p>GEMİNİN KİMLİĞİ KONUSUNDA SORU İŞARETLERİ VAR</p>

<p>Savaş gemisinde hem Osmanlı hem İtalyan kökenli kaplar olduğunu vurgulayan Özdaş, "Belki bir korsan gemisi ya da Osmanlı-İtalya arasındaki bir mücadele sırasında batırılmış bir gemi olma ihtimali var. Denizlerde savaş alanları dışında çok savaş gemisine rastlamıyoruz. Buluntu bize dönemin günlük yaşamı, gemi yapım teknolojisi, askeri mühimmatın dağılımı, kullanım alanları ve şekli gibi çok ayrıntılı bilgileri sağlayacak." diye konuştu.</p>

<p>Özdaş, Foça'nın, Osmanlı Dönemi'nde önemli bir askeri deniz üssü olduğuna dikkati çekerek şu bilgileri verdi:</p>

<p>"O dönemde birçok savaş için lojistik destek Foça'dan sağlanmış. İzmir bu batıkla beraber savaş tarihi ve gemileri açısından merkeze oturmakta. Çeşme ve Koyun Adası civarında batan gemilere son batığı da eklediğimizde somut olarak bugüne kadar en fazla batık geminin bulunduğu ilimiz. Deniz savaş tarihi açısından ön plana çıkıyor."</p>

<p>"Türkiye, özellikle su altı kültür mirası alanında dünyanın merkezinde yer alıyor." diyen Özdaş, Tunç Çağı'ndan bugüne kadarki sürecin izlerini Türkiye kıyılarında sürmenin mümkün olduğunu sözlerine ekledi.</p>

<p><img alt="Foça açıklarında savaş gemisi batığı bulundu" src="https://i.istiklal.com.tr/storage/files/images/2020/12/06/1469899-PpKg.jpg" /></p>

<p><img alt="Foça Açıklarında Savaş Gemisi Batığı Bulundu" src="https://cdn.penceretv.com/news/18267.jpg" /></p>

<p><img alt="Son dakika: Foça açıklarında savaş gemisi batığı bulundu - Haberler" src="https://foto.haberler.com/haber/2020/12/06/foca-aciklarinda-savas-gemisi-batigi-bulundu-13782148_amp.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Dec 2020 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/9b3879da16d083901a1d0c25be0ee9b6.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>3 Bin Yıllık Gemi Yeniden İnşa Edildi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/3-bin-yillik-gemi-yeniden-insa-edildi-15384</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/3-bin-yillik-gemi-yeniden-insa-edildi-15384</guid>
                <description><![CDATA[İzmir'in Urla ilçesinde, 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği'nce, 3 bin yıl önce Akdeniz ticaretinin önemli teknelerinden olan Hippoi birebir ölçülerde tekrar inşa edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Arkeolog ve sanat tarihçisi akademisyenlerin kurduğu İzmir'in Urla ilçesinde faaliyet gösteren 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği, 3 bin yıl önce Doğu Akdeniz'de Fenike, Kuzey Afrika'da Mısır ve Kartaca, Ege Denizi'nde Helen, Anadolu'da Hitit, Frig, Lidya ve İyon uygarlıkları arasında ticari ürünleri taşıyan Akdeniz ticaretinin önemli teknelerinden biri olan 'Hippoi'yi birebir ölçülerinde modern inşa tekniklerini kullanmadan yaptı. 15 metrelik Hippoi replikası, kavela zıvana yöntemiyle birbirine geçme olarak yapılırken hiç çivi kullanılmadı. 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği'nin gönüllülerince toplam 8 ayda bitirilen 6 ton ağırlığındaki Hippoi'nin önündeki at başı da ağaçtan oyma olarak tekneyi süsledi. Dernek gönüllüsü Sidar Duman, "Fenike teknesini o dönemki malzemesiyle bire bir aynısını yaptık. Bu geminin üzerinde hiçbir çivi ya da bağlantı elemanı kullanılmadı. Geminin inşasını da biz kendi ellerimizle yaptık" dedi.</p>

<p>GEMİLERİN MERAKLILARI ÇOK</p>

<p>Tarihe meraklı olanların, gemilere ilgi gösterdiğini söyleyen Duman, "Bu gemilerin meraklıları çok. Pandemi öncesi özellikle burası çok kalabalık oluyordu. Daha önce yapılmamış olan bir şeyi yapmak, gemide yaşamın nasıl olduğuna dair deneyimlerin yapılması dünyada çok fazla olan bir şey değil. Bu yüzden çok fazla ilgi çekiyor. Ülkemizde böyle şeyleri yapıyor olmak bizi çok heyecanlandırıyor. Teknelerimizi yüzdürmenin, ülkemizin tanıtımı açısından önemli adımlar olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.Yaklaşık bir ay sonra gemiyle yolculuk edeceklerini söyleyen Duman, şöyle konuştu:"Şu an gemimizin test yolculuklarını yapıyoruz. Çünkü eksikleri var. Yaklaşık bir ay sonra uzun seyre çıkmayı planlıyoruz. Dönemin koşullarına göre yapıldığı için seyir esnasında 10 yelkenci olması gerekiyor."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Dec 2020 13:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/eac30d3463c23e7b63aac57aee5bc4fb.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Van Gölü Çekilince Urartular Dönemine Ait Liman Kalıntıları Ortaya Çıktı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/van-golu-cekilince-urartular-donemine-ait-liman-kalintilari-ortaya-cikti-15328</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/van-golu-cekilince-urartular-donemine-ait-liman-kalintilari-ortaya-cikti-15328</guid>
                <description><![CDATA[Van'ın Erciş ilçesinde Van Gölü'nün çekilmesiyle birlikte 2 bin 750 yıl önce kullanılmış Urartu
dönemine ait liman kalıntıları ortaya çıktı. Van Gölü suları ile eski liman kalıntıları arasında
yaklaşık 50 metrelik bir mesafenin olduğu belirtiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Van Gölü'nün su seviyesinin hissedilir şekilde düşmesi, son yıllarda Erciş ilçesinde bazı tarihi ve doğal kalıntıların da gün yüzüne çıkmasına sebep oldu. Gölün çekilmesiyle birlikte Erciş Kalesi ve mikrobiyalitlerin gün yüzüne çıktığı Erciş'te, ilçenin 10 kilometre doğusunda bulunan ve Deliçay sularının Van Gölü'ne döküldüğü alanda bazı kalıntılar gün yüzüne çıktı. Urartular döneminde liman olarak kullanılan alanda ortaya çıkan kalıntının yaklaşık 2 bin 750 yıl önce kullanılan limana ait olduğu belirtiliyor.</p>

<p>M.Ö. 1000'li yıllarda kurulan ve Asurlular tarafından tarih sahnesinden silinen Urartular, başkentleri Tuşba (Van) olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi'nin tamamında imar faaliyetlerinde bulunmuşlar. Van Gölü'nde deniz taşımacılığına da önem veren Urartular çeşitli limanlar yapmışlar. Bu limanlardan bir tanesi de Deliçay Limanı olarak biliniyor.</p>

<p>‘Çok yönlü bir araştırmanın yapılması daha yerinde olur’</p>

<p>Bölgede fotoğraf çekerken kalıntılara rastladığını ve alanın araştırılmasını isteyen fotoğraf sanatçısı 60 yaşındaki Ferzende Coşar, "Uzun yıllardır bu bölgede fotoğrafçılık yapıyorum. Deli Çay Kalesi'nde fotoğraf çekerken büyük taşlarla örülmüş bir limana denk geldim. Buralar Urartuların yaşam alanları. Kalenin üzerinden giden duvarlar, Van Gölü'nün birleştiği sahil bandında liman ile birleşiyor. Van Gölü'nün çekilmesiyle ortaya liman ve tarihi kalıntılar çıkmaya başladı. Burayla ilgili çok yönlü bir araştırmanın yapılması daha yerinde olur" dedi.</p>

<p><img alt="Van Gölü çekilince ortaya çıktı Urartular deniz ticareti için kullanmış -  İnternet Haber | Ulak News" src="https://images.ulak.news/index.php?src=https://i.internethaber.com/storage/files/images/2020/11/25/cascascasas22-rBl5.jpg" style="height:438px; width:700px" /><br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="Van Gölü çekilince Urartular dönemine ait liman kalıntıları ortaya çıktı -  Güncel Haberler Milliyet" src="https://i2.milimaj.com/i/milliyet/75/750x0/5fbdfcd0554280229028a322" /><img alt="Van Gölü çekilince ortaya çıktı Urartular deniz ticareti için kullanmış -  İnternet Haber | Ulak News" src="https://images.ulak.news/index.php?src=https://i.internethaber.com/storage/files/images/2020/11/25/cascascascas-wnEr.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Nov 2020 15:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/bdba5119c263e64ec56e291a4af22f35.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1700 Yıldır Suların Altında! Sezar&#039;ın Batık Şehri: Baiae</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/1700-yildir-sularin-altinda-sezarin-batik-sehri-baiae-15225</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/1700-yildir-sularin-altinda-sezarin-batik-sehri-baiae-15225</guid>
                <description><![CDATA[Nero, Jül Sezar ve Hadrian'ın uğrak mekanı sular altında ortaya çıkmış...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Las Vegas'ın Antik Roma'daki versiyonu olan ve Sezar'ın çok ziyaret etmesi ile Sezar'ın Şehri olarak da bilinen Baiae, 1. yüzyıl Roma Dönemine ait...</p>

<p>Sınırsız parti, lüks yaşam ve bol miktarda şarap anlamına gelen Baiae, binlerce yıldır "kayıp şehir" olarak anılsa da İtalya'nın batı kıyılarında tamamen şans eseri bir şekilde bulunuyor.</p>

<p>Jül Sezar, Nero, Hadrian gibi dönemlerinin en ünlü Roma Sezarlarını ağırlayan ve aynı zamanda Jül Sezar'ın yaşamını kaybettiği şehir, çok popüler olmasına rağmen volkanik patlamalara elverişli bir alanda yer aldığı için terk edilmeye mahkumdu...</p>

<p>Baiae'de oluşan kaçınılmaz volkanik patlama sonrasında sahil şeridi 400 metre içeriye çekiliyor ve bugünkü Napoli Sahili oluşuyor.</p>

<p>Tabii bu durum Napoli Körfezinde dalış yapmaya karar veren birkaç dalgıç olmasaydı ortaya çıkmayacaktı.</p>

<p>Napoli'nin yerli halkından olan fotoğrafçı Antonio Busiello, suyun altına baktıklarında pek çok önemli hazinenin bugün bile mükemmel bir halde olduğunu fotoğraflıyor.</p>

<p>Güzel mozaikler, lüks villalar, dönemin zenginliğini gösteren tapınaklar, bu Roma şehrinin son derece önemli olduğunu gösteriyor.</p>

<p>İlk olarak 1940 yılında havadan bir görüntü esnasında keşfedildiği öne sürülen Baiae'nin tam olarak gün yüzüne çıkması 2017 yılında Roma'nın Batık Sırları adlı bir belgesel çekimi için dalış yapan su altı arkeoloğu Dr. Barbara Davidde'ye dayanıyor.</p>

<p>Keşfin ardından popüler bir su altı antik kenti haline gelerek sürekli dalış merkezi olan Baiae, aynı zamanda pek çok önemli eski metni de barındırıyor.</p>

<p>Yüzyıllar önce gerçekleşen ölümler, suikast planları, Napoli Körfezinin çok da derin olmayan bölgelerinde bekliyor...</p>

<p>Buna en önemli örnekse kesinlikle meşhur L Pisonis Yazıtı...</p>

<p>Roma'nın en kötü şöhretli skandalının yazılı kanıtı olan bu yazıtta, Piso'nun en yakın arkadaşı İmparator Nero'nu Baiae'deki tatil villasında öldürmeyi planladığı yazıyor.</p>

<p>Piso, bu şekilde imparator olabileceğini düşünmüş olsa da Nero, tatil planlarını son anda değiştirerek durumu öğreniyor.</p>

<p>Bu ve bu gibi değerli kalıntılar, arkeoloji dünyası için bulunmaz nimet niteliğinde...</p>

<p>Napoli Körfezindeki batık şehir Baiae'yi görebilmek için başınızı biraz suya sokmanız bile yeterli olacak!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7%20sezar.jpg" style="height:382px; width:636px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Nov 2020 16:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/89db4c5b6b7d78e17aa445cba62309f4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocaeli&#039;de Denizden Tarihi Top Çıkarıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kocaelide-denizden-tarihi-top-cikarildi-15023</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kocaelide-denizden-tarihi-top-cikarildi-15023</guid>
                <description><![CDATA[Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde, denizden 19. yüzyıla ait olduğu değerlendirilen top çıkarıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıla ait olduğu değerlendirilen top, Kocaeli Müzesi'nde sergilenecek. Kocaeli Müze Müdürü Serkan Gedük'ün de katıldığı dalışta, su altı arkeolog ekipleri Kandıra Seyrek Koyu'nda tarihi topun çıkarılması için çalışma yaptı.</p>

<p>Su altında 19. yüzyıla ait olduğu değerlendirilen top, balıkçı teknesi yardımıyla çıkarılarak, Bağırganlı Limanı'ndan alınarak, Kocaeli Müze Müdürlüğü'ne götürüldü.</p>

<p>Kocaeli Müzesi'nde sergilenecek</p>

<p>Kandıra Belediye Başkanı Turan, denizden çıkarılan eserin 1800-1900 yıllardan kalma top olduğunu değerlendirdiklerini belirterek, "Sahil kenarındaki mevzilerden denize düştüğü düşünülüyor. Çıkarıldıktan sonra Kocaeli Müzesi'nde sergilenecek. Belki ilerleyen zamanlarda Kandıra'da çıkarılacak diğer eserlerle ilçemizde bir açık hava müzesi ya da daha farklı bir müzede bunların hepsini sergilemek istiyoruz" diye konuştu.</p>

<p><img alt="Kocaeli'de denizden tarihi top çıkarıldı" src="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2020/10/07/top_2694.jpg" /></p>

<p><img alt="Kocaeli'de denizden tarihi top çıkarıldı - Kocaeli Haberleri" src="https://static.daktilo.com/sites/535/uploads/2020/10/07/aw133809-09.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Oct 2020 14:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/8dd37082d679e5c80058b55fbc374fc7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Batık Gemi Daha Gün Yüzüne Çıkartıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bir-batik-gemi-daha-gun-yuzune-cikartildi-14948</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bir-batik-gemi-daha-gun-yuzune-cikartildi-14948</guid>
                <description><![CDATA[Adilcevaz Kültür Sanat ve Turizm Derneği Başkanlığı tarafından Van Gölü'nde yürütülen su altı
araştırmalarında yaklaşık 30 metre uzunluğunda yeni bir batık gemi bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin en büyük gölü olan 800 bin yıllık geçmişe sahip Van Gölü'nde bulunan Rus batıkları turizme kazandırılmayı bekliyor. Daha önce Adilcevaz ilçesinde göl içinde kale ve peri bacaları gibi yapıtlar bulunurken, daha sonra yapılan dalışlar ve araştırmalar üzerine de Ruslar tarafından yapılan 41 metrelik bir şilep gün yüzüne çıkarılmıştı. Van’ın Muradiye ilçesine bağlı Ünseli Mahallesi civarında bulunan batığa dalış gerçekleştiren Adilcevaz Kültür Sanat ve Turizm Derneği Başkanı ve üyeleri, bu batığı fotoğraf ve video ile kayıt altına aldı.</p>

<p>Van Gölü havzasında bugüne kadar yaptıkları çalışmalarına bu günde bir yenisini daha kattıklarını ifade eden Adilcevaz Kültür Sanat ve Turizm Derneği Başkanı Cumali Birol, “Daha öncesinde Mustafa Sarı ve Mustafa Akkuş hocalarımızla beraber yapmış olduğumuz çalışmalardan sonra bugün de dernek olarak Muradiye ilçesinde bağlı Ünseli Mahallesi’ndeyiz. Şuanda, geçmişte Arnis Öğretmen Okulu'nun bulunduğu noktadayız. 1980'li yıllarda rahmetli babamla beraber burada o zaman çocuktuk şu anda sizin ile basına vereceğiniz görüntülerle beraber Alparslan isminde yaklaşık 30 metre tahmin ettiğimiz suyun altında kalan bir batığımız vardı. Bugün bu batığı gün yüzüne çıkardık. İnşallah sizlerde görüntüleri göreceksiniz. Fakat bu batığın bir serüveni daha var. Bu batığın kıyıda oluşu hasebiyle üst güvertesinin komple zamanla söküp götürdüklerini gördük, kalan kısmı da altta. Özellikle dümen kısmını çektim, dümenin yarısı görünüyor. Burası bataklık olduğu için geminin yarısı balçığa gömülmüş vaziyette” dedi.</p>

<p>Bu batığın 3 Rus batığından birinin olduğunu tahmin ettiklerini ifade eden Birol şöyle konuştu: “Geçmiş yıllarda Van Gölü etrafındaki ulaşım ve yük taşıma işlemleri ağırlık olarak göl üzerinden gerçekleştiğini biliyoruz. Bu anlamda Van Gölü geçmiş yıllarda yoğun bir trafiğine sahipti. Van Gölü'ne ait geçmiş verileri incelediğimizde Rusların Van Gölü'nde kullanılması için 3 adet gemi yaptıklarını biliyoruz."</p>

<p>"Bu gemilerden birini geçmiş yıllarda gün yüzüne çıkardık. Bu gün burada yapmış olduğumuz su altı dalışı ile görüntülediğimiz batığın 3 Rus batığından birinin olduğunu düşünüyoruz. Sizin de gördüğünüz gibi karşı tarafta 1550’li yıllarda Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Mimar Sinan'ın yaptığı gölgeli koy yer almaktadır. O da çok ilginçtir burayı birçok insan bilmiyor."</p>

<p>"Bununla ilgili de biz zaman zaman basında görüyoruz. Sanat tarihçi hocalarımız bunu açıklıyorlar. Mimar Sinan'ın burada ilk koyda, Kadırgaların yapıldığı alandayız. Bu alan önem arz ediyor. Dolayısıyla Van Gölü havzasının en dikkat çeken noktal arından birisi bura. Arnis Öğretmen Okulu kapandıktan sonra, Anadolu Lisesi'ne döndü. Bu kısımda batıkların olduğunu kimse bilmiyor. Bilen var ama dalışla ilgili kimse dalışını yapmadı. Bugün de o dalışı yaptık bitirdik. Dolayısıyla bir Rus batığımız daha oldu diye düşünüyoruz."</p>

<p>"Çünkü parçaları birleştirdiğimiz zaman 30 metrenin üzerindeki boyu ile Ruslar tarafından yapılan batık olduğuna bizler inanıyoruz. Akdamar batığıyla bu batık arasındaki özellikten birini bahsedeyim. Gemi perçinle yapılmış. Saçlar birbirine perçinlenmiş. Ahşap yine olduğu gibi Van Gölü havzasının suyundan olsa gerek sodalı ve tuzlu oluşundan dolayı sapasağlam duruyor. Tatvan bölgesinde bulunan, Ruslar tarafın yapılan batık şilep ile buradaki şilebi incelediğimiz zaman yapısal olarak bire bir benzediklerini görüyoruz. Ayrıca bu bölgenin geçmişte tersane olarak kullanılması bu tezimizi güçlendiren diğer bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Gemi üzerindeki ahşaplar adeta dün yapılmışlar gibi sağlam bir şekilde duruyor, çürüme oluşmamış. Bu da Rus batığı olduğuna biz inanıyoruz çünkü Tatvan Akdamar Rus batığının aynısı burada da yapısal anlamdan birebir aynısı”</p>

<p><img alt="Van Gölü'nde batık gemi gün yüzüne çıkartıldı - Van Havadis Haber" src="https://static.daktilo.com/sites/564/uploads/2020/09/28/33680246-1601280154-1601280182.jpg" /><br />
&nbsp;</p>

<p><img alt="Van Gölü'nde bir batık gemi daha gün yüzüne çıkartıldı" src="https://m.turkiyegazetesi.com.tr/images/ckfiles/images/gemi1(1).jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Sep 2020 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/3f9530de01e2f3f383386538ebc267ad.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arkeologlar İlk Maya Köle Gemisini Buldu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/arkeologlar-ilk-maya-kole-gemisini-buldu-14862</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/arkeologlar-ilk-maya-kole-gemisini-buldu-14862</guid>
                <description><![CDATA[Arkeologlar ilk kez Mayaları taşıdığı düşünülen bir köle gemisine ait kalıntılara ulaştıklarını
açıkladı. Gemi, iç savaş sırasında yakalanan Mayaları Küba’daki şeker kamışı tarlalarına
taşıyordu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Meksika’da yapılan araştırmalarda arkeologlar ilk kez, 1850’li yıllarda Mayaları taşıdığı düşünülen bir köle gemisine ait kalıntılara ulaştı. Bugüne kadar ABD ve çevresinde yapılan araştırmalarda enkaz halinde birkaç Afrika köle gemisi bulunmuştu, ancak hiçbir Maya köle gemisi tespit edilmemişti.</p>

<p>Buharlı gemiye ait kalıntı ilk kez 2017 yılında Yucatan eyaletinin, bir dönem ünlü limanlarından biri kabul edilen Sisal’ın yaklaşık 4 kilometre uzağında ve yedi metrelik derinlikte yerel bir balıkçı tarafından bulundu.</p>

<p>Ancak Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü'nden araştırmacılar çağdaş belgeleri kontrol edip bunun ‘La Unión’ gemisi olduğunu bulana kadar belirsizliğini korudu.</p>

<p>'İş' vaadiyle kandırıyorlardı</p>

<p>İspanyollar ile köleleştirilmiş yerleşimciler arasında 1847-1901 yılları arasında devam eden Kast Savaşı sırasında yakalanan Mayaların, bu gemiyle şeker kamışı tarlalarında çalışmak üzere Küba’ya götürüldüğü belirtildi.</p>

<p>Söz konusu dönemde Meksika’da kölelik yasal değildi. Ancak bu ve benzer gemileri işletenler, çatışma nedeniyle topraksız kalan Mayaları, genellikle Küba’da ‘sözleşmeli işçi’ olarak çalışacakları vaadiyle kandırıyordu.</p>

<p>La Unión da bu seferlerden birinde, Eylül 1861’de Havana’ya gitmek üzere başladığı yolculuğunda kazanlarının patlaması sonucu Sisal açıklarında battı. Bunun sonucunda gemideki 80 mürettebatın yarısı ve taşıdığı 60 yolcu yaşamını yitirdi.</p>

<p>La Unión pek çok kez esir ticareti yaparken kayıtlara geçse de, söz konusu son yolculukta gemide herhangi bir Mayalı olup olmadığı bilinmiyor. Çünkü kayıtları gizlemek isteyen kaçakçılar, Mayaları yolcu değil ‘kargo’ olarak listeliyordu.</p>

<p>Arkeolog Helena Barba Meinecke, pek çok Maya yerleşimcinin genelde Küba’ya götürüldüğünü ve bir daha dönemediklerini belirtti. Meinecke, “Her bir köle 25 peso karşılığında bir aracıya satılıyordu, Havana’da tekrar satılan kölelerde bu fiyat erkeklerde 160 pesoya, kadınlarda 120 pesoya kadar çıkıyordu” dedi.</p>

<p><img alt="Mexico identifies submerged wreck of Mayan slave ship" src="https://scx1.b-cdn.net/csz/news/800/2020/mexicoidenti.jpg" /><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Sep 2020 13:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/febdbbd996ad2c00b86a172b2a4c31ee.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baltık Denizi&#039;nde 400 Yıllık Gemi Keşfedildi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/baltik-denizinde-400-yillik-gemi-kesfedildi-14821</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/baltik-denizinde-400-yillik-gemi-kesfedildi-14821</guid>
                <description><![CDATA[Baltık Denizi’nde Hollanda İmparatorluğu'na ait olduğu düşünülen 400 yıllık bir gemi keşfedildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Baltık Denizi'nin derinliklerinde 17. yüzyıla ait, Hollanda İmparatorluğu tarafından kullanıldığına tahmin edilen bir gemi bulundu.</p>

<p>Dalgıç ekibi, geçen yüzyıllara rağmen geminin durumunun iyi olduğunu belirtirken, denizin tuzluluk oranının düşük olması ve güneş ışınlarına maruz kalmamasının etkili olabileceğini de ifade etti. Dalış ekibinden gemiyi bulan Jouni Polkko, henüz geminin neden battığına dair bir bilgilerinin olmadığını söyledi.</p>

<p><img alt=" Gemi, İsveç'ten 24 deniz mili uzakta, Baltık Denizi'nin dibinde yatarken bulundu." src="https://www.thesun.co.uk/wp-content/uploads/2019/07/NINTCHDBPICT000507696309-e1563916373218.jpg" /></p>

<p><img alt="Mysterious 500-year-old ship found in almost PERFECT condition at the  bottom of the icy Baltic Sea" src="https://www.thesun.co.uk/wp-content/uploads/2019/07/NINTCHDBPICT000507696892-e1563916538820.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Sep 2020 13:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/84b11e0bdd85bbebcb07241e9d80ab1e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batık Nazi Savaş Gemisi 80 Yıl Sonra Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/batik-nazi-savas-gemisi-80-yil-sonra-bulundu-14813</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/batik-nazi-savas-gemisi-80-yil-sonra-bulundu-14813</guid>
                <description><![CDATA[Nazi Almanyası'nın 2. Dünya Savaşı'nda Norveç işgalinde kullandığı bir savaş gemisi 80 yıl
sonra bulundu. Karlsruhe isimli gemi, bir İngiliz denizaltısından darbe alması sonrası Alman
güçleri tarafından Norveç açıklarında batırılmıştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nazi Almanyası’nın Nisan 1940’da Norveç’i işgal etmek için gönderdiği ve bir İngiliz denizaltısı tarafından vurulan Karlsruhe gemisi 80 yıl sonra bulundu. 174 metre uzunluğundaki batık geminin, Norveç’in Kristiansand limanının 13 deniz mili açıklarında bulunduğu açıklandı.</p>

<p>Norveç Denizcilik Müzesi’nden yapılan açıklamada, Karlsruhe’nin 490 metre derinlikte, bir denizaltı kablosunun yakınlarında bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Nazi Almanyası Norveç işgalini 9 Nisan 1940’da başlatmış, Norveç hükümeti ve kralı İngiltere’ye sürgüne gitmek zorunda kalmıştı. Nazi işgal güçlerinin bir parçası olan Karlsruhe gemisi, Norveç’in güneyindeki Kristiansand limanından dönüşte bir İngiliz denizaltısı tarafından vurulmuştu. Mürettabat tahliye olurken, gemiyi Almanların kendileri batırmıştı.</p>

<p><img alt="A power company stumbled across The Karlsruhe while inspecting underwater lines" src="https://www.thesun.co.uk/wp-content/uploads/2020/09/aecc8a40-4074-428c-9600-79336a3c95a5.jpg" /></p>

<p><img alt="Ole Petter Hobberstad was given the chance to inspect the ship, using a remote-controlled submarine" src="https://www.thesun.co.uk/wp-content/uploads/2020/09/NINTCHDBPICT000606728694.jpg?strip=all&amp;w=891" /></p>

<p><img alt="The existence of a wreck 13 nautical miles from Kristiansand in southern Norway was first revealed by sonar during a Statnett inspection in 2017" src="https://www.thesun.co.uk/wp-content/uploads/2020/09/NINTCHDBPICT000606730578.jpg?strip=all&amp;w=708" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Sep 2020 14:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/38910ee93114c4ed7aed2e904dc320d0.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O Buzdağı Açık Artırmada...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/o-buzdagi-acik-artirmada-14265</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/o-buzdagi-acik-artirmada-14265</guid>
                <description><![CDATA[Efsanevi gemi Titanik’i batıran buzdağına ait nadir bir fotoğraf açık artırma ile satışa çıktı. Fotoğraf, 1500 kişinin öldüğü felaketten sadece 2 gün önce çekilmişti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'den 15 Nisan 1912'de demir alan Titanik, Atlas Okyanusu'nda buzdağına çarparak tüm sırlarıyla okyanusun derinliklerine gömülmüştü. Üzerinden 100 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen gemi merak konusu olmayı sürdürüyor. Son olarak geminin batmasına neden olduğu düşünülen buzdağının olaydan 2 gün önce çekilen fotoğrafı görücüye çıktı. Aynı rotada seyreden başka bir gemi olan Etonian'nın kaptanı W.F Wood, gemiyi batıran buz kütlesinin büyüklüğü ve karakteristik yapısından etkilendiği için fotoğrafını çekti. Wood ayrıca koordinatlarını da not aldı. New York'a ulaşan Wood, bastırdığı fotoğrafı "Size Titanik'i batıran buzdağının fotoğrafını gönderiyorum" notuyla büyükbabasına postaladı.</p>

<p>'ASLA BATMAZ' DENİLİYORDU</p>

<p>Üzerinde koordinatların bulunduğu fotoğrafı inceleyen uzmanlar, mektuptan da yola çıkarak buz dağının büyük ihtimalle Titanik'i batıran buz kütlesi olduğuna karar verdi. Bu nadir fotoğraf ve mektup, Henry Aldridge and Son of Devizes Müzayede evi tarafından 12 bin sterlinden (102 bin lira) açık artırmaya çıkarıldı. 1912'de ilk yolculuğuna çıktığında zamanının en büyük gemisi olan Titanik, İngiltere'nin Southampton limanından New York'a yolculuğu sırasında buzdağına çarptı. Gemideki 2 bin 200 kişiden en az 1500'ü hayatını kaybetti. Asla batmaz denen geminin batışı en büyük deniz felaketlerinden biri olarak tarihe geçti.</p>

<p><img alt="Haunting never-before-seen images of Titanic's launch up for ..." src="https://i.pinimg.com/originals/dd/23/94/dd239421ee4bbd9f28b308a84c277bea.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2020 15:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/946d9998a1fd525a39136317afe07c74.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>200 Yılı Aşkın Süre Önce Batan Geminin Enkazı Bulundu...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/200-yili-askin-sure-once-batan-geminin-enkazi-bulundu-14113</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/200-yili-askin-sure-once-batan-geminin-enkazi-bulundu-14113</guid>
                <description><![CDATA[Meksika’da, 200 yılı aşkın süre önce battığı tahmin edilen bir geminin enkazı bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Su altı arkeolojisi dalında uzman bir ekip, Quintana Roo eyaleti açıklarında batan geminin yerinin tespit edildiğini, enkazın incelendiğini açıkladı. 18’inci yüzyılın sonu veya 19’unu yüzyılın başında bir resife çarparak battığı düşünülen geminin enkazının fotoğraflarını paylaşan arkeologlar, gemiye, yerini belirleyen 80’li yaşlardaki balıkçı Manuel Polanco’nun adını verdi.</p>

<p>Enkazı fark eden Polanco’nun Meksika Ulusal Arkeoloji Enstitüsü’nü durumdan haberdar ettiği, 1960 ve 1970’lerde başka gemilerin bulunmasına da yardımcı olduğu belirtildi.</p>

<p>‘Kabus Resifi’ olarak da adlandırılan Chinchorro Bank’e çarptığı tahmin edilen Manuel Polanco, bölgede bulunan 17’nci gemi olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 May 2020 15:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/ab60564e91c1965adf9ce15c4950cc7f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Modern Sovyet Yolcu Tekneleri...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/modern-sovyet-yolcu-tekneleri-14089</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/modern-sovyet-yolcu-tekneleri-14089</guid>
                <description><![CDATA[Sovyetler Birliği döneminde hidrofil teknolojisi kullanılarak üretilmiş modern Sovyet yolcu tekneleri... Sovyet yolcu teknelerinde, teknenin gövdesini sudan kaldıran, sürüklenmeyi azaltan ve inanılmaz hızlarda seyahat etmesini sağlayan bir hidrofil teknolojisi kullanıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sovyetler Birliği'nde ticari olarak üretilen ilk hidrofil tekne türü ''Raketa''dır. 1957'den 1970'lerin başına kadar üretildi. Baş tasarımcı ise Rostislav Alexeyev'di...</p>

<p>Alexeyev, deniz otobüsleri ve yer etkili araçlar üzerindeki öncü çalışmaları ile tanınan bir Sovyet Direktörü ve Tasarım şefiydi. Alexeyev, Raketa gibi hidrofil gemilerin başarılı bir tasarımcısıydı.</p>

<p>Sovyetler Birliği, soğuk savaş döneminden 1980'lere kadar hidrofil nehir tekneleri ve aerodinamik tasarımlı feribotlar inşa ederek hidrofilleri kapsamlı bir şekilde denedi. Rus ve Ukraynal su yolları için yaklaşık 3.000 gemi inşa edildi.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nde ticari olarak üretilen ilk hidrofil tekne türü olan Raketa, Rusya'nın beşinci büyük şehri Nizhny Novgorod'daki, en eski gemi inşa fabrikalarından biri olan Krasnoye Sormovo gemi inşa tesisi tarafından inşa edildi.</p>

<p>Raketa ilk seferini 25 Ağustos 1957'de Nizhny Novgorod'dan Kazan'a (420 km) yedi saat içerisinde ve 30 yolcusu ile gerçekleştirdi.</p>

<p>Raketa tekneleri özellikle Volga Nehri üzerinde ve Sovyetler Birliği'nin başka yerlerinde geniş bir ticari hizmete sahipti.</p>

<p>Daha sonraki tasarımlar arasında ise “Meteor”, “Kometa”, “Belarus” ve “Burevestnik” yer aldı.</p>

<p>Ancak daha sonra Sovyetler Birliği'nin ekonomik çöküşüyle hidrofil üretimi durdu. Gemiler hizmet dışı bırakıldı ve gemi mezarlıklarında paslanmaya yollandı.</p>

<p>Birçok Rus için hidrofil, Sovyet inovasyonunun altın çağından kalma bir çocukluk anısıdır.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7%20sovyet.jpg" style="height:437px; width:660px" /></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7%20sovyet4.jpg" style="height:437px; width:660px" /></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7%20sovyet2.jpg" style="height:437px; width:660px" /></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7%20sovyet3.jpg" style="height:437px; width:660px" /></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7%20sovyet5.jpg" style="height:437px; width:660px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2020 17:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/c61804424b3c39d0b281c723e21a373e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Savaşları, Normandiya, Pearl Harbor... Hepsinden Kurtulan Efsane Savaş Gemisi Bulundu...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunya-savaslari-normandiya-pearl-harbor-hepsinden-kurtulan-efsane-savas-gemisi-bulundu-14037</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunya-savaslari-normandiya-pearl-harbor-hepsinden-kurtulan-efsane-savas-gemisi-bulundu-14037</guid>
                <description><![CDATA[Dünya savaşları, Pearl Harbor Saldırısı, Normandiya Çıkarması, atom bombası testlerinden kurtulan ve ABD Deniz Kuvvetleri'nin en uzun hizmet veren zırhlılarından biri olan USS Nevada, Pearl Harbor'a 65 deniz mili uzaklıkta 15.400 ft su altında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Donanması'nın en uzun hizmet veren zırhlılarından biri olan uzun süredir kayıp olan USS Nevada, Pearl Harbor yakınında 15.000 ft su altında bulundu.</p>

<p>Ünlü gemi, 1948'de donanma ateşi için batırılmadan önce, I. ve II. Dünya Savaşları, Pearl Harbor, Normandiya Çıkarması, ve Bikini Atolü atom testinden ayakta kurtulmayı başarmıştı. 29 Ağustos 1946'da hizmet dışı bırakılan gemi, 31 Temmuz 1948'de deniz ateşi uygulaması için batırılmıştı.</p>

<p>Onlarca yıldır su mezarında kaybolmuş gibi görünen USS Nevada, arşiv araştırması ve son teknoloji sualtı araştırma teknoklojileri sayesinde, Pazartesi günü Pearl Harbor'ın 65 deniz mili güneybatısında 15.400 feet derinlikte bulundu.</p>

<p>SEARCH INC. ve deniz altı robotları şirketi Ocean Infinity öncülüğünde yapılan araştırmalarda, yaklaşık 2.000 fit uzayan bir enkaz alanında bulunduğı belirtildi.</p>

<p>Efsane gemiyi bulma misyonu geçtiğimiz ay, büyük bir deniz arkeolojisi araştırmacısı SEARCH ile Nevada'nın battığı bölgede denizcilik araştırma ekipmanına sahip bir gemisi olan Ocean Infinity'nin bir çağrısı ile başladı.</p>

<p>SEARCH Kıdemli Başkan Yardımcısı James Delgado, 'İnsan doğası ve özellikle Amerikalıları tarif edecek bir gemi bulacak olsam, bu Nevada olurdu. İnatçı ve dayanıklı...' dedi.</p>

<p>Delgado, çalışmalarla ilgili National Geographic'e yaptığı açıklamada, 'Bütün bir bölüm bulduk. Sadece kaplama soyulmuştu.' dedi .</p>

<p>USS Nevada</p>

<p>Efsane gemi Massachusetts, Quincy'de inşa edildi. Ülkenin 36. eyaletinin adını alan USS Nevada, 1914'te üçlü silah kuleleri, yakıt için kömür yerine petrol, dişli buhar türbinleri ve 'ya hep ya hiç' zırh prensibi ile tanıtıldı.</p>

<p>Her iki dünya savaşında da görev yaptı. Birinci Dünya Savaşı'nda Britanya'ya giden tedarik konvoylarını korumak için İrlanda'nın Bantry Körfezi'ndeydi.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı'nda Pearl Harbor saldırısından kurtulan savaş gemisi, bir torpido ve beş bomba tarafından vuruldu.</p>

<p><img alt="The USS Nevada's 5-inch-gun-handling room." src="https://a57.foxnews.com/static.foxnews.com/foxnews.com/content/uploads/2020/05/640/320/USSNevada.jpg?ve=1&amp;tl=1" style="float:left" /></p>

<p>İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Nevada, 1946'daki ilk atom deneylerinde hedef gemi olarak seçildi. İki inanılmaz bir şekilde iki saldırının sonunda da ayakta kalmayı başardı.</p>

<p>Nevada daha sonra Pearl Harbor'a çekildi ve burada 29 Ağustos 1946'da hizmet dışı bırakıldı. 31 Temmuz 1948'de donanmanın denemeleri sırasında batırıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="A 40mm-dual-mount-anti-aircraft gun on the USS Nevada. (Photo courtesy of Ocean Infinity/SEARCH, Inc.)" src="https://a57.foxnews.com/static.foxnews.com/foxnews.com/content/uploads/2020/05/640/320/USSNevada2.jpg?ve=1&amp;tl=1" /></p>

<p><img alt="Official U.S. Navy photograph of the USS Nevada (BB-36), now in the collections of the National Archives." src="https://a57.foxnews.com/static.foxnews.com/foxnews.com/content/uploads/2020/05/640/320/USSNevada3.jpg?ve=1&amp;tl=1" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2020 11:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/611ea83a8be59f543e1d765394300309.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Patara Neron Deniz Feneri 1968 Yıl Sonra Yeniden Işık Saçacak...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/patara-neron-deniz-feneri-1968-yil-sonra-yeniden-isik-sacacak-13979</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/patara-neron-deniz-feneri-1968-yil-sonra-yeniden-isik-sacacak-13979</guid>
                <description><![CDATA[Antalya'nın Kaş ilçesindeki Patara Antik Kenti'nde Roma İmparatoru Neron tarafından dönemin prestij projesi olarak yaptırılan Patara Neron Deniz Feneri'nin restorasyon ihalesi süreci tamamlandı. Patara Neron Deniz Feneri, 1968 yıl sonra yeniden ışık saçmaya başlayacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı tarafından yapılan Patara Neron Deniz Feneri Rekonstrüksiyon İhalesi gerçekleştirildi. İhaleyi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan yeterlilik belgesi alan Barbaros Mühendislik Limited Şirketi, KDV dahil 9 milyon lira ile aldı. Neron Deniz Feneri'nin restorasyonu için bir bilim kurulu oluşturulacak. Alanda bir taş hastanesi oluşturulacak.</p>

<p>Burada 2004 yılında dönemin kazı başkanı Prof. Dr. Fahri Işık ve daha sonra kazı başkanlığını devralan Prof. Dr. Havva İşkan Işık tarafından ortaya çıkarılan, fenere ait 2 bin 600 orijinal taşın tasnifi yapılacak, taşların iç ve dış cidarının kurgusu gerçekleştirilecek.</p>

<p>Antalya Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, Neron Deniz Feneri'nin restorasyonu 2 yıl içinde tamamlanacak. 2011 yılında başlayan ilk restorasyonda tamamlanan 6 metre podyumun üzerine, orijinal taşlarla yaklaşık 26 metre yüksekliğinde ve 6 metre çapında Neron Deniz Feneri'nin kulesi yeniden inşa edilecek. Fenerin çevre düzenlemesi yapılacak.</p>

<p>Podyumun kare biçimindeki çevresi 80 metre, alanı ise 400 metrekare. Restorasyon tamamlanınca MS 54 yılında inşa edilen fener, 1968 yıl sonra bölgede ışık saçmaya başlayacak.</p>

<p><img alt="Tarihi Patara Neron Deniz Feneri 1968 yıl sonra ışık verecek | NTV" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kLOugWiwokS3_JvkNtki7A.jpg?width=960&amp;mode=crop&amp;scale=both" style="float:left; height:501px; width:400px" /></p>

<p>Patara Deniz Feneri, Roma İmparatoru Neron tarafından MS 54 yılında bir prestij projesi olarak yaptırıldı. Fenerin üzerinde altın harflerle kimin tarafından yapıldığı, yapım tarihiyle ilgili yazıt bulunuyor. Dünyadaki ikinci deniz feneri olarak inşa edilen deniz feneri, iki tane olarak inşa edilmiş. Ancak birisi kumlar altında kalmış. Dünyadaki ilk deniz feneri Mısır'ın İskenderiye şehrinde bulunan İskenderiye Feneri olarak biliniyor.</p>

<p>Ancak Neron Deniz Feneri, orijinal taşlarıyla ayağa kaldırılacak ilk fener olma özelliği taşıyor. Neron Deniz Feneri'nin, 1481 yılında meydana gelen depremde yıkıldığı tahmin ediliyor. Kazılarda çıkarılan taş yazıtlarda, Patara Meclisi ve Patara halkının dönemin valisi Sextus Marcias'a, "Likya halkını 8 yıl boyunca hiç rüşvet almadan, hakça yönettiğiniz için ve şehrimizi güzel yapılarla süslediğiniz için teşekkür ederiz" yazısı yer alıyor.</p>

<p><strong>Fener yeniden ayağa kalkacak</strong></p>

<p>Türkiye turizmine çok önemli katkı sağlayacak Antalya Valisi Münir Karaoğlu'nun da çok önem verdiği restorasyon projesiyle, Likya Birliği kentlerindeki önemli bir kültürel miras, tekrar ayağa kaldırılmış olacak.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="Patara'daki Neron Deniz Feneri, 1968 yıl sonra ışık verecek ..." src="https://idora.gazetevatan.com/vatanmediafile/GaleriHaber/2020/05/04/patara-daki-neron-deniz-feneri-1968-yil-sonra-isi-4514808.Jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 May 2020 12:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/ac7b5320a6472321852786df2e1054ed.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karadeniz&#039;de Nazilerin Batırdığı Yolcu Gemisi Bulundu...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/karadenizde-nazilerin-batirdigi-yolcu-gemisi-bulundu-13940</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/karadenizde-nazilerin-batirdigi-yolcu-gemisi-bulundu-13940</guid>
                <description><![CDATA[Nazi savaş uçaklarının 1941’de batırdığı Sovyet yolcu gemisinin bulunduğu yer Kırım kıyısına 15 mil uzaklıkta tespit edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2. Dünya Savaşı sırasında hastane gemisine dönüştürülen 'Armeniya' adlı dizel makineli geminin batırılışı, tarihin en büyük deniz felaketlerinden biri olarak gösteriliyor. Nazi işgaliyle karşı karşıya kalan Kırım’dan sivil ve yaralı askerleri tahliye eden gemide, saldıra uğradığı an 6 ilâ 10 bin kişi vardı.</p>

<p>Rusya Coğrafya Topluluğu’ndan yapılan açıklamada, "Karadeniz’in dibinde, Nazi savaş uçaklarının 7 Kasım 1941’de batırdığı ‘Armeniya’ dizel motorlu gemi bulundu. Kıyıya 15 deniz mili mesafesinde ve 1500 metre derinlikte bulunan geminin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi için RT serisinden yerli yapım uzaktan kumandalı insansız sualtı aracından yararlanıldı, bu araç sayesinde ilk görüntüler elde edildi" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Açıklamada, geminin tek parça halinde kaldığı, ama güvertesinde bombalama izlerini taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>Gemi için yapılan arama çalışmaları özellikle son 20 yılda yoğunlaştırılmıştı. Bu süre içinde en az 300 kilometrekarelik alan incelenmişti. Arama çalışmaları Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yürütülüyordu. Geminin inceleme ve kimlik belirleme çalışmalarına Rusya Coğrafya Topluluğu uzmanları katıldı.</p>

<p>1928’de Leningrad kentinde inşa edilen ‘Armeniya’ yolcu gemisi, 950 kişi kapasiteliydi. Nazi Almanya’sının Sovyetler Birliği’ne saldırdığı 1941’de Odessa kentinde hastane gemisine dönüştürülen ‘Armeniya’, Kasım 1941’de Sivastopol kentinde, aralarında siviller, yaralı askerler, doktorlar ve diğerleri olmak üzere binlerce insanı almak zorunda kalmıştı. O anki panikte kimse sayılarını kaydetmemişti.</p>

<p>Sivastopol’den çıkan gemi daha sonra Balaklava ve Yalta kentlerine uğramıştı. 7 Kasım 1941 günü iki sahil güvenlik botu eşliğinde Tuapse yolunu tutan ‘Armeniya’, birkaç saat sonra düşmanın savaş uçaklarının saldırısına uğramış ve sadece 4 dakika süren bombardıman sonucu batmıştı. Binlerce yolcu arasında sadece birkaç kişi hayatta kalmayı başarmıştı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img src="https://i1.wp.com/cdntr2.img.sputniknews.com/images/104192/16/1041921683.jpg?w=696&amp;ssl=1" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2020 14:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/0a9e6c9616bb2a2e46e1be5aeefa36f0.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Titanik Faciasının 108. Yıl Dönümü...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/titanik-faciasinin-108-yil-donumu-13868</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/titanik-faciasinin-108-yil-donumu-13868</guid>
                <description><![CDATA[Yediden yetmişe herkesin aklında yer eden Titanik faciasının 108'inci yıldönümü. Bir mühendislik harikası olarak tasarlanan Titanik, İngiltere'den Amerika'ya doğru ilk yolculuğuna çıktığında herkes onun 'batmaz' olduğunu düşünüyordu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>270 metre uzunluğunda ve yaklaşık 100 metre yüksekliğindeki transatlantik, bundan 108 yıl önce 15 Nisan'da batmış ve 1500'den fazla kişinin ölümüne yol açmıştı.</p>

<p>1912'de ilk yolculuğuna çıkarken, gemiye binme ayrıcalığına sahip olanlara herkes imrenmişti. O günlerin en büyük, en lüks yolcu gemisiydi. Ancak 'batmaz' denen dev gemi Amerika'ya iyice yaklaşmışken, bir buzdağına çarpıp iki saat içinde tamamen okyanusa gömüldü.</p>

<p>Harland and Wolff tersanelerinde üretilen geminin yapımına 31 Mart 1909'da başlandı. 26 ay boyunca 11 bin 300 kişi Titanic için çalıştı. 2 yıl sonra geminin gövdesi suya indirildi ancak tamamlanması için biraz daha süresi vardı.</p>

<p>2 Nisan 1912'de geminin inşası tamamlandı. 8 gün sonra da ilk seferine çıkacaktı. İngiltere'nin Southampton şehrinden ABD'nin New York şehrine.</p>

<p>Ancak yola çıkmasından birkaç gün sonra, bir buz dağına çarptı. Titanic, yaklaşık 2 saat 40 dakika içinde Kuzey Atlantik'in buzlu sularındaydı...</p>

<p>Yapıldığı dönemde dünyanın en büyük buharlı yolcu gemisiydi. Aynı zamanda en büyük deniz felaketi olarak da tarihe geçti. 15 Nisan gecesi bin 500'den fazla yolcu hayatını kaybetti.</p>

<p>Birçok insanın "batmaz gemi" olduğuna inandığı Titanic, ileri teknolojiye ve eğitimli mürettebata rağmen kibir ve hırsa yenik düşerek battı.</p>

<p><img alt="Naval History Blog » Blog Archive » The Titanic Disaster" src="https://www.navalhistory.org/wp-content/uploads/2012/04/SS-Titanic001.jpg" style="height:691px; width:700px" /></p>

<p><img alt="Why Did the Titanic Sink? - HISTORY" src="https://www.history.com/.image/ar_1:1%2Cc_fill%2Ccs_srgb%2Cfl_progressive%2Cq_auto:good%2Cw_1200/MTYwMTg5ODQyNzIwODI2NjAw/titanic-conspiracy_gettyimages-879023390_social.jpg" style="height:700px; width:700px" /></p>

<p><img alt="Sinking of the RMS Titanic - Wikiwand" src="https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/49/Leaving_the_sinking_liner.jpg/640px-Leaving_the_sinking_liner.jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2020 16:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/fc8c457f86f02c69f3ec4d694019bb35.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sırp Kömür Madeninde Roma Gemi Enkazları Bulundu...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/sirp-komur-madeninde-roma-gemi-enkazlari-bulundu-13853</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/sirp-komur-madeninde-roma-gemi-enkazlari-bulundu-13853</guid>
                <description><![CDATA[Sırbistan'daki bir kömür madeninde bulunan Roma gemi enkazlarına, koronavirüs nedeniyle Radyokarbon tarihleme yöntemi uygulanamıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sırbistan'daki kömür madencileri, yakın zamanda oldukça şaşırtıcı bir sürprizle karşılaştı. İşçiler, eski bir nehir yatağının çamuruna gömülmüş en az 1.300 yıllık Roma dönemi gemilerine rastladı.</p>

<p>Roma teknikleriyle inşa edilmiş gibi görünen düz tabanlı bir nehir gemisi yaklaşık 15 metre uzunluğa sahip. Bu geminin hemen yanında ise ağaç gövdesinden oyulmuş 2 adet küçük tekne yer alıyor.</p>

<p>Bulunan tekneler, Tuna Nehri boyunca kürek çekmek ve Roma sınırına saldırmak için Slav grupları tarafından kullanılan eski teknelerin tasarımıyla da eşleşiyor.</p>

<p>Söz konusu gemi ve tekneler, 7 metre kilin ve 15 metre çakıl tabakasının altında bulundu.</p>

<p>Bulunan büyük gemide, en az altı çift kürekle birlikte yelkenlerin bağlantı parçaları yer alıyor. Yaklaşlık 35 mürettebatı olduğu tahmin edilen geminin gövdesinde bulunan birçok tamir izi, oldukça uzun süredir denizlerde olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Demir çiviler ve diğer demir bağlantı parçaları, geminin ahşap bloklarını bir arada tuttu ve enkazın kil ve çakılların içinde kalması, yüz yıllar boyunca bozulmadan korunmalarını sağladı.</p>

<p>MADENCİLER GEMİYE ZARAR VERDİ</p>

<p>Arkeoloji Enstitüsü müdürü ve Viminacium Bilim Projesi başkanı arkeolog Miomir Korac, ''En büyük gemi, madencilik çalışmaları sırasında zarar gördü. Geminin yaklaşık yüzde 35 veya 40'lık bölümünün hasar aldığını söyleyebiliriz. Ancak kazı ekibimiz bütün parçaları yeniden topladı ve şimdi geminin eksik parçalarını yeniden bir araya getiriyoruz. Ekibimiz, bu gemileirn ne zaman inşa edildiğini ve buraya nasıl geldiğini anlamak için çalışıyor.'' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Radyokarbon tarihleme veya sahadaki tortu tabakalarının jeolojik analizi olmadan, gemilerin ne zaman inşa edildiğini anlamak oldukça zor.</p>

<p>Arkeolog ekibi, gemiden aldıkları ahşap parçaları analiz için laboratuvara gönderdi. Ancak koronavirüs salgını nedeniyle yapılacak analizler de ertelendi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2020 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/3d378c5919545aad6b6dac15041fb2a9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>67 Yıl önce, bu gün, 81 personeli ile battı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/67-yil-once-bu-gun-81-personeli-ile-batti-13792</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/67-yil-once-bu-gun-81-personeli-ile-batti-13792</guid>
                <description><![CDATA[Dumlupınar denizaltısı Nara Burnu'nda, İsveç bandıralı bir gemiye çarparak battı. Metrelerce derinlikte metanetle ölümü bekleyen Dumlupınar kahramanları ise hiç unutulmadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk denizcilik tarihinin en trajik kazalarından biri yaşandığında takvimler 4 Nisan 1953’ü gösteriyordu. Dumlupınar denizaltısı, İsveç bandıralı bir gemiyle çarpışarak Çanakkale Boğazı’nın derinliklerine gömüldü. Bu kazayı hafızalara kazıyan ise, denizaltının içinde sığındıkları küçücük bölmede ölüm kalım mücadelesi veren denizcilerin tarihe kalan son sözleriydi.</p>

<p>NATO tatbikatını tamamlamış, geldiği limana doğru ilerliyordu. 3 Nisan’ı 4 Nisan’a bağlayan gece, sisli ve yağmurlu bir hava karşıladı denizaltıyı Çanakkale Boğazı’nda. Saatler gece 2 civarındaydı. Dumlupınar, büyük bir gürültüyle sarsıldı. Seyrine yüzeyde devam eden Dumlupınar denizaltısı, Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı “Naboland” gemisi ile çarpışmıştı. Dumlupınar, makine dairesi ve burun kısmından ağır şekilde yaralamıştı. Bu yaralar, çok geçmeden Dumlupınar’ı batırdı.</p>

<p>Çarpışma anında köprü üstünde 8 asker bulunuyordu. Hepsi denize savruldu. Aralarından ikisi pervaneye takılarak, biri ise boğularak şehit düştü. Dumlupınar denizaltısı komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hasan Yumuk, Astsubay Hüseyin İnkaya ve Astsubay Hüseyin Akış kurtulmayı başarmıştı.</p>

<p>Denizaltının içinde 81 mürettebat vardı. Bunlardan 22’si kıç torpido bölümüne toplanmıştı. Dumlupınar batmadan hemen önce yüzeye bir şamandıra fırlatmışlardı. Şamandıraya bağlı telefon kablosunu kullanarak yardım için gelen silah arkadaşları ile iletişim sağladılar.</p>

<p>İlk bağlantıda kurtarma ekibinin komutanı, “Sizi kurtaracağız,” diyerek denizcileri rahatlatmak istedi. 87 metre derinlikteki 22 asker, bunun o kadar kolay olmayacağının farkındaydı. Belki de bu yüzden Astsubay Selami Özben’in tarihe kazınan sözleri duyuldu: Sağ olun… Vatan sağ olsun!</p>

<p><strong><span style="font-size:20px">Dumlupınar'a iniş</span></strong></p>

<p>Dumlupınar'ın 4 Nisan 1953'te batışının üzerinden tam 50 yıl geçmişti. Günlerden 18 Mart ve yıllardan 2003'tü. Nâra Burnu'nun üzerinde hummalı bir çalışma vardı. Tek amaç, çelikten tabutta yatan 81 şehide unutulmadıklarını göstermekti. Parola ise <strong>"Vatan <img alt="" src="/images/haberici/savaskarakas(1).jpg" style="float:left; height:467px; margin:10px; width:394px" />size minnettar"</strong>dı.<br />
<br />
Usta belgeselci Savaş Karakaş, yıllardır üzerinde çalıştığı projenin son noktasını koyma aşamasına gelmişti. Dumlupınar şehitlerine ilk ziyaret gerçekleştirilecekti. Artık teknoloji avantajı da kullanılarak 50 yıldır denizin altında kalanlara vefa borcu ödenebilecekti.</p>

<p>Dumlupınar'a inmek için çalışmalara 3 yıl önce başlayan ekip, 18-23 Mart arasında projenin ilk etabını hayata geçirdi. İlk etap çalışmaları, Dumlupınar'ın tam yerinin belirlenmesi ile başladı.</p>

<p>Tarih 30 Mart 2003... Hazırlıklara 05.00'te başlandı. Bu sefer bir gün öncesine göre daha sakin ve problemsiz bir gün yaşanıyordu.&nbsp;<br />
Saat 09.15... Dalma vakti gelmişti... Vincin çalışmasıyla dalış asansörü ve dalgıç yavaş yavaş Nâra Burnu'nun koyu renkli akıntılı sularında dalışa başladı. Dalgıcın baş kamerasından gelen görüntüler&nbsp; büyük bir heyecan içinde izleniyordu.&nbsp;<br />
<br />
Uzun süren yolculuğun ardından 1000 watt'lık projektörler artık Dumlupınar'ın üstünü aydınlatıyordu. 50 yılın ve iki denemenin ardından artık Dumlupınar"a ulaşılmıştı. "Vatan size minnettar' plaketi artık adresindeydi. Bu tarihi an, dalgıcın baş kamerasından dakika dakika kaydediliyordu.<br />
<br />
Yapılan bu Dumlupınar Ekspedisyonu, Savaş Karakaş'ın uzun araştırma ve çalışmaları sonucunda, Detek Deniz Teknolojisi şirketinin ekipmanları ve ekibi ile gerçeğe dönüşmüştü.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/dumlup%C4%B1nar1.jpg" style="height:372px; width:609px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2020 12:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/047619eb070a08b31419afec72191ac9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mehmetçiğin 18 Mart&#039;ta Batırdığı İlk Gemi: Bouvet</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/mehmetcigin-18-martta-batirdigi-ilk-gemi-bouvet-13664</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/mehmetcigin-18-martta-batirdigi-ilk-gemi-bouvet-13664</guid>
                <description><![CDATA[Türk askerinin kahramanlığıyla adı altın harflerle dünya harp tarihine yazılan Çanakkale Zaferi, 105 yıl önce yaşanan savaşta cereyan eden olaylarla imkansızlıklara karşı verilen mücadeleyi gözler önüne seriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk askerinin destanlaştığı topraklarda Fransız zırhlısı Bouvet'yi, Türk topçusu Cemal batırdı.</p>

<p>Dünyanın en güçlü devletleri, orduları ve armadaları karşısında tüm gücünü ortaya koyan Mehmetçiğin Çanakkale'de milli birlik ruhu ile ortaya konulan başarısı asırlar sonra bile tazeliğini koruyor.</p>

<p>Özellikle denizde seyreden savaşta uygulanan taktikler, işgal güçlerine karşı dimdik durmayı sağlamıştı.</p>

<p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğr. Üyesi Mithat Atabay, 105 yıl önce dünyanın en kanlı çarpışmalarından birinin Çanakkale'de yaşandığını söyledi.</p>

<p>Zaferin ilan edildiği 18 Mart 1915'te, işgal güçlerine ait batırılan ilk geminin Fransız zırhlısı Bouvet olduğunu belirten Atabay, şöyle konuştu:</p>

<p>"Cevat Paşa, 18 Mart sabahı Gelibolu Yarımadası'nda Kirte'de bulunan askeri birlikleri ve Seddülbahir bölgesini 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal ile teftiş etti. Karargaha ancak öğleden sonra saat 14.00'te geldi. Bu süre içinde savaşı Kurmay Başkanı Binbaşı Selahattin Adil Bey yönetti. Yardımcısı Harekat Şube Müdürü Binbaşı Osman Zati Bey'di."</p>

<p>Atabay, 18 Mart sabahı Amiral John de Robeck komutasındaki İtilaf Donanmasının, Çanakkale Boğazı'na girdiğini, savaş gemisi Queen Elizabeth'ten ilk atış yapıldıktan kısa bir süre sonra A hattı gemilerinin tamamının bombardımana başladığını anlattı.</p>

<p>Türk tabyalarından bu atışlara karşılık verilmediğini belirten Atabay, şöyle konuştu:</p>

<p>"Mayın hatlarını koruyan bataryalar ile obüs bataryaları ateşi giderek şiddetlendirdi. Öğle üzeri Queen Elizabeth, Çimenlik Tabyası'nı bombalamaya başladı ve atılan bir mermi Çimenlik Tabyası'nın cephaneliğine isabet ederek patlamaya neden oldu. Bu arada Triumph savaş gemisi de Dardanos Tabyası'nı hedef aldı. Saat 12.25'te Anadolu Hamidiye Tabyası isabet aldı. Amiral John de Robeck öğlen verilen zararı yeterli görerek 3. Fransız Deniz Tümeni'nin A hattının arasından geçerek daha yakından atış yapması emrini verdi. Bu sırada kapalı mevzilerde bulunan batarya ve obüs bataryaları atışlarını artırdılar. Bu atışlardan Agamemnon ile Inflexible isabet aldı. Agamemnon, Erenköy'ün güneyinde bulunan bir bataryanın atışlarına maruz kaldı ve büyük hasar aldı."</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Atabay, Amiral Robeck'in işaretiyle Suffren ve Bouvet gemilerinin Anadolu kıyısından, Gaulois ve Charlemange gemilerinin de Boğaz'ın batı kıyısından ilerlemeye başladığını vurguladı.</p>

<p>Atabay, işgal güçlerine ait bu gemilerin, atışlarına başlamadan, Kilitbahir'de bulunan diğer topçu bataryalarının ateşine maruz kaldığı bilgisini verdi.</p>

<p>Buna rağmen Fransız Amiral Guepratte'nin, gemilerin 9 bin 100 metre mesafeye kadar bölgeye yaklaşmalarını istediğini anlatan Atabay, "Saat 13.15'te Kumkale arkasından Irresistible, Vengeance, Cornwallis ile üç gemi daha Boğaz'a girdi ve üçer üçer ortadaki gemilerin yanında yer aldı. Bouvet, 18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazı'nın 7 mil içlerinde ilerleyen savaş filosunda dörtlü Fransız gemilerinin soldan üçüncüsüydü" dedi.</p>

<p>Öğleye doğru İngiliz donanması bombardımanı uzaktan sürdürürken, Fransız gemilerine yakın bombardıman emri verildiğini anlatan Atabay, Gaulois ve Suffren gemilerinin, kalelerden açılan ateşle ağır hasar aldığını söyledi.,</p>

<p><img src="https://www.trthaber.com/resimler/1226000/1226256.jpg" /></p>

<p>Bouvet'nin ise mürettebatından bazılarının, havalandırma donanımındaki arızadan kaynaklanan sızıntı nedeniyle yayılan gazdan etkilenip bayıldığını söyleyen Atabay, Türk topçusunun 8 kez isabetli atış yaparak bu geminin önündeki topu etkisiz hale getirdiğini vurguladı.</p>

<p>Atabay, Bouvet'yi vuran Türk topçusu Cemal ve ona mermiyi getiren Mehmet Ali adlı askerlerin isimlerinin pek bilinmediğini belirtti.</p>

<p>Fransız zırhlısı Bouvet'nin, Amiral Guepratte'tan geri çekilme emri alıncaya kadar Namazgah Tabyası'na atışlarını sürdürdüğünü anlatan Atabay, şunları söyledi:</p>

<p>"Bouvet'nin komutanı Albay Rageot de la Touche, geri çekilmek istemiyordu. Bunun üzerine Amiral Guepratte, emrini tekrarlamak için Suffren zırhlısını gönderdi. O da kurusıkı bir atışla Amiralin emrini bildirdi. Bouvet, Erenköy Koyu'na doğru sancağa manevra yaptı. Saat 13.54'ü gösteriyordu ki Bouvet, sancak topunun tam altında fark etmediği 80 kilogramlık mayına çarptı ve tahminen buradaki cephanenin de infilak etmesiyle çok şiddetli bir patlama meydana geldi. Gemiden hafif bir duman yükseldi ve gemi yan yatmaya başladı. Albay Touche, makinelerin durdurulmasını, gemiyi kaldırmak için sol taraf kompartımanlarının suyla doldurulmasını emretti ancak bu emirlerin hiçbiri yerine getirilemedi. Bouvet'nin batacağını anlayan komutan, köprüden tüm mürettebatı çıkartarak makamında ölmek üzere odaya girdi. Bouvet'nin ikinci kaptanı Yarbay Autric ise yaralıların bulunduğu yere indi ve hemen patlamanın olduğu yere koştu. Onu bir daha gören olmadı."</p>

<p>Atabay, Bouvet'nin batırılmasının, Türk askerinin Çanakkale Deniz Zaferi'ne ulaşmasında en önemli kahramanlıklardan biri olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2020 13:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/bbd4c9386e67c7e5ee4462a0f6aee973.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın en büyük ve değerli savaş gemileri</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunyanin-en-buyuk-ve-degerli-savas-gemileri-13578</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunyanin-en-buyuk-ve-degerli-savas-gemileri-13578</guid>
                <description><![CDATA[Hem savaş hem de lojistik açısından çok önemli bir değere sahip kuvvet, deniz kuvvetleri... Ülkeler, özellikle 1900’lerin ortasına kadar büyük gemiler yapıyordu. İşte tarihin en büyük ve değerli savaş gemileri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HMS Victory</strong></p>

<p>Listemize giren tek yelkenli gemi HMS Victory. Burada yer almasının sebebi ise çok ilginç. İngiliz donanmasının önemli bir gemisi olan HMS Victory 1737’de denize indirildi, 69 metre uzunluğundaydı. Yani o kadar da uzun bir gemi değildi. Ancak uzun olmaması büyük olmadığı anlamına gelmiyor. O dönemki en büyük yelkenli gemiydi.</p>

<p><strong>4 ton altınla battı</strong></p>

<p>HMS Victory’nin listeye girmesinin sebebi ise battığı anda yaşananlardı. 1744 yılında, 1000 denizci ile yola çıkan HMS Victory bir fırtınaya yakalanmıştı. Manş Denizi’ndeki fırtına neticesi HMS Victory 100 metre derinliğe batmıştı. Ambarında ise 1 milyar dolar değerinde 4 ton altınlarla beraber... 2000’li yıllarda denizin dibinden çıkarıldı ve sergileniyor.</p>

<p><strong>Mikasa</strong></p>

<p>Japon İmparatorluk Donanmasının en önemli zırhlılarından birisi de Mikasa’ydı. 1900 yılında denize indi, 132 metre uzunluğunda 15 bin tondu. Baya büyükmüş… Hız, savunma ve silahlanma arasındaki denge göz önünde bulundurulduğunda çok başarılı bir gemiydi.</p>

<p><strong>2 gemi batırdı</strong></p>

<p>Rus-Japon Savaşı sırasında oldukça başarılı işlere imza attı. Mikasa, 1904’te Sarı Deniz’de ve 1905’de Tsushima Boğazı’nda filo hareketlerinin merkezinde yer aldı. 2 savaş gemisini denizlerin dibine göndermeyi bildi.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>USS Missouri (BB-63)</strong></p>

<p>Diplomatik savaş denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri USS Missouri (BB-63)’dir. 270 metre uzunluğundaki gemide 2700 personel çalışıyordu. Adeta yüzen bir adaydı. 1944’ten 1992’ye kadar görevde kaldı. II. Dünya Savaşı’nda ve sonrası çok etkili bir gemiydi.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Savaşı bitirdi</strong></p>

<p>İkinci Dünya Savaşı’nın bittiğini ilan eden Japonya'nın teslimiyet belgesinin imzalandığı gemi 1946’da İstanbul’a da gelmişti. Şimdilerde müze olarak kullanılıyor.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Yamato</strong></p>

<p>Yine bir Japon gemisiyle karşı karşıyayız.&nbsp; 72 bin tonluk bir devdi kendisi. Disiplinli asker ve komutanlar onun devasa toplarını en etkin şekilde kullanılmasını sağlamıştır. 2 metreye varan zırhıyla yenilmez bir gemiydi.<br />
O kadar güçlü bir gemiydi ki normal savaş gemileri onu batıramadı, 7 uçak gemisi saldırmış ve sonunda onu yenebilmişlerdir.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Bismarck</strong></p>

<p>Nazi Almanyası’nın gurur duyduğu bir gemiydi Bismarck. 1939’da denizlere indiğinde dünyanın en büyük savaş gemisiydi. O kadar güçlü bir gemiydi ki İngilizler onu batırmadan rahat nefes alamayacaklarını biliyorlardı.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Sadece 9 gün savaştı</strong></p>

<p>İngilizlerin yoğun saldırısı ile karşılaştı. Kuzey Atlantik’te karşı karşıya geldiler. İngilizler gemiye 3500 atış yapıp bunlardan 500’ünde isabet sağladılar. Ancak yine de batıramadılar. 1940’ta görevlendirme yapılan ve 27 Mayıs 1941'de batıncaya kadar sadece 9 gün savaşmış olan Bismark, düşmanın kendisini batırmasındansa kendi kendini batırarak daha onurlu bir sonu kendine layık gördü.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Feb 2020 16:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/14b23ae026404ad4ee78989165560bb3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Köprüleri ve Nehirleri ile Ünlü Güzel</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kopruleri-ve-nehirleri-ile-unlu-guzel-13504</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kopruleri-ve-nehirleri-ile-unlu-guzel-13504</guid>
                <description><![CDATA[İran'ın güneybatısında Irak sınırında yer alan geniş Huzistan ilinin merkezi Ahvaz, sıcak iklimi ve sıcak kanlı halkı ile sonbahar ve kış turizminin destinasyonları arasında başı çekiyor. Eski tarihi ile Ahvaz, İlamlar döneminde beri ayakta ve o zamandan beri yerleşim yeri olarak canlılığını koruya gelmiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ahvaz'da görülmesi gerekenler</p>

<p>Şehrin tam ortasından akan Karun nehri, Ahvaz'ın kendine has güzelliğe sahip olması için yeterlidir diyebiliriz. Şehir halkının yanı sıra yolcu ve turistlere de dinlenmeleri için iyi bir manzara ve mekan oluşturan Karun, İran'ın en uzun nehri unvanını elinde bulunduruyor.<br />
İran'ın köprüler şehri olarak da bilinen Ahvaz'ın merkezini oluşturduğu Huzistan ilinde 8 güze köprü dikkatleri üzerine çekmektedir. 80 yıla yakındır ihtişamı ile görenleri büyüleyen Beyaz Köprü, kentin simgelerinden biri olarak akıllara kazınmıştır. Geceyi uyumayanlar için odak noktasına dönüşen Beyaz Köprü, güzel kıvrım ve göz kamaştırıcı aydınlatmaları ile Karun'un doğu ve batı noktalarını birleştirici görevini üstlenmektedir. Köprünün yanında ise eğlence için elverişli yemyeşil bir park mevcut.</p>

<p>Kara Köprü veya Zafer Köprüsü, 2. Dünya Savaşı'nda Rus ordusunun azık, asker ve mühimmatını taşıyan bir köprü olarak Müttefiklerin zaferinde yaşamsal rol oynaması hasebiyle, Zafer Köprüsü olarak anılmaya başladı.</p>

<p>Kiyanpars Doğa Köprüsü de Lale Park ce Kıyı Parkı'nı bağlayan unsur olarak dikkat çekmektedir. Kentin iki yeşil bölgesinde bir güzergah gibi işlev gören Kiyanpars, doğada zaman geçirmenize ve Ahvaz'ın güzelliklerini içten hissetmenize sebebiyet verebilir.<br />
Ortadoğu'nun en uzun yapay şelalesinin Ahvaz'da yer almasından haberiniz bile olmayabilir! Ahvaz'a uğramışsanız, renkli görüntüleri ile güzel görüntüler oluşturan bu şelaleyi görme fırsatı kaçırmamalısınız.</p>

<p>Bir zamanlar Ahvaz'ın ana alışveriş merkezi ve pazarı sayılan Abdülhamid Çarşısı, bugünlerde eski ihtişamını kaybetse de görmeyi hak ediyor. Pehlevi döneminde inşa edilmiş Kave Çarşısı'ndaysa bu kente ait her türlü hediyelik eşyayı alıp sevenlerinize takdim edebilirsiniz.</p>

<p>Kaçar hükümranı Nasıreddin Şah döneminde kalma Muinuttüccar Binası, Ahvaz eski dokusunda bulunan Beyaz Köprü'ye yakın bir kervansaray gibi işlev görmekteydi. Bir dönem Buşehrli ünlü tüccar Hac Muhammed Taki Muinuttüccar'ın ticaret merkezi sayılan bu bina, turistik alan dönüşmüş durumda.</p>

<p>Mesrup Sort Kilisesi, şehrin merkez mahallelerinde yer alan diğer turistik mekanlardan biridir. 1968 yılıda İran Petrol Şirketi memurlarından Ermeni Davidian tarafından inşa edilen ve Abdülhamid Çarşısı'nın yakınlığında bulunan Mesrup Kilisesi, Ahvaz'da görmesi gereken yerlerden bidir sayılmaktadır.</p>

<p>Ali bin Mehzyar da Ahvaz kentinin en önemli türbelerindendir. Şii bilim adamı ve İmam Rıza'nın yakınlarından olan Ali bin Mehzyar'ı inşa ettirdiği bir cami de hala ayaktadır.</p>

<p>Ahvaz'da bulabileceğiniz hediyelik eşyalar</p>

<p>Balık ve hurma kenti Ahvaz'da bu iki ürünü en güzel hediyelik eşya olarak Ahvaz'a özgüdür. Hurma dışında hurma sütü de Ahvaz'da tadabileceğiniz en güzel yemektir.&nbsp; &nbsp;(IRNA)</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jan 2020 14:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/57ff0920b81b481997546e4a93322abb.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değerli Hayvan Türlerinin Yaşam Alanı...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/degerli-hayvan-turlerinin-yasam-alani-13468</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/degerli-hayvan-turlerinin-yasam-alani-13468</guid>
                <description><![CDATA[Çok renkli Hürmüz Adası'nın toprağı, nesli tükenmekte olan göçmen kuşlar, deniz kaplumbağaları ve jabir (Hint ve İran alt kıtasındaki yerel geyik türleri) gibi önemli türler için çok değerli bir ekolojik nesne haline gelmiştir.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hürmüz Adası, Hürmüzgan İli'nin merkezi Bender Abbas'a 8 km uzaklıkta, 42 km'lik yüzölçümğ ile harikalarla dolu bir ada, renkli topraklar, denizin kırmızı ve mavi renklerinin bir araya geldiği ve bir insanı kendine çeken çarpıcı ve eşsiz bir görüntü oluşturan bir yerdir.</p>

<p>Fars Körfezi'nden Bender Abbas'a 40 dakikalık bir yolculuktan sonra iniş tekneleriyle Hürmüz Adası'na vardığınızda, renkli bir dünyada olduğunuzu hissediyorsunuz.</p>

<p>Hürmüz, Fars Körfezi'nde yüz olarak adlandırılır, çünkü dağlar ve kayalar ona kırmızı, turuncu, beyaz, sarı ve yeşilin çarpıcı güzelliğini verir.</p>

<p>Suyun bulunduğu adanın her yerinde kuşları ve hayvanları görebilirsiniz.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/3(118).jpg" style="height:400px; width:660px" /><br />
Hürmüz'un güneybatısında, Keşm (boğazdaki en büyük ada) ve Lark adaları bulunur.</p>

<p>Hürmüz daha eski bir ada olmasına rağmen, birkaç yıl öncesine kadar bu kadar iyi tanınmıyordu. Kaynaklara göre, bu ada 600 milyon yıl öncesine dayanıyor. Aynı kaynaklara göre, Hürmüz'ün Moğol saldırısından önce gelişen bir ticareti varmış ancak Moğolların gelmesiyle hayat ve ona dair herşey yok oldu. Bazı yerliler Keşm'e, bazıları Cerun veya Gömburun Limanı'na taşındı ve oraya eski kentlerinin anısına Hürmüz adını koydular.</p>

<p>Mangrov ormanları, deniz kaplumbağaların özellikle kaplumbağasının yumurtlama yeri olan kumsallar, Portekizler Kalesi, yengeçler, çeşitli istiridyeler, Gökkuşağı Vadisi ve Yedi Renk Dağları, adanın diğer harikalarındandır.</p>

<p>Adayı gezdiğinizde her yerde renkli topraklar gözünüzü okşuyor. Bazı dağların ve kayaların yeşil, mor, kırmızı, sarı ve beyaz tabakaları vardır ve en ilginci de kırmızı toprağın yenilebilir olduğu ve yerlilerin bunu yemek ve ekmek için baharat olarak kullandığıdır.</p>

<p>Hürmüz'den birkaç saat uzaklıkta su altında olan adalar var. Bunlar arasında Naz Adalarını saymak mümkün. Bu adalar suyun gelmesiyle ortaya çıkar.</p>

<p>Hürmüz toprağının renginin sebebi ile ilgili olarak çoğu demir olan minerallerin varlığından kaynaklandığı dile getirilmektedir. Mineraller de adanın renk spektrumunu değiştirdi. Bunlar çevreyi koruma ile birlikte turistik cazibe ve sürdürülebilir gelir için harika bir fırsattır.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/4(73).jpg" style="height:408px; width:660px" /><br />
Ülkede çok sayıda kırmızı toprak kaynağı bulunmaktadır. Hürmüzgan ilinde çoğu kırmızı toprağı olan 70 tuz kubbesi mevcut. Ama Hürmüz'ün başka yerlerden ayıran özellik, bunun ada şeklindeki bir tuz kubbesi olmasıdır. Geçmişte Hürmüz Adası refahı ve itibarı nedeniyle diğer ülkelerin dikkatini çekerdi. Portekizliler adaya Şah İsmail döneminde 1507 yılında girerek adanın doğu tarafında bir kale inşa ettiler ve sonunda da 1622 yılında Şah Abbas Safevi döneminde, İmamkulu Han tarafından İngiliz ordusunun yardımıyla Portekizliler adadan kovuldu.</p>

<p>Portekiz kalesi artık yerli ve yabancı turistlerinin ziyaret ettiği bir mekan haline geldi. Bir kısmı yok edilmiş olmasına rağmen, geri kalan kısımlar Portekizlilerın bu adadaki uyguladıkları zulmünü gözler önüne seriyor.</p>

<p>Portekiz kalesi 512 yaşındadır. Portekizliler tarafından getirilen Hintli ve Afrika kökenlilerce inşa edilmesi yaklaşık 30 yıl sürmüştür.</p>

<p>Portekizlilerin adayı yönettiği 115 yıl boyunca burası stratejik bir konuma sahip olarak, Deniz İpek Yolu ticaretinin merkezine dönüştü.</p>

<p>Buranın muhafaza edilmesi onlar için önemliydi. Birçok ticari gemi bölgeden ayrılıp Boğaz ve çevredeki ülkelere doğru gidiyordu.</p>

<p>Portekizliler bu gemilerden haraç alıyordu. Hürmüz Boğazı, Lark Adası'ndan 50 ila 60 kilometre uzaklıktadır. Kalenin tüm alanı 15 bin&nbsp; metrekaredir. Bir kısmı şimdi yıkılmıştır. Eskiden kaleye atlarla girilirdi ama şimdi ana girişi kısalımıştır, çünkü kum birikimi nedeniyle zemin yükselmiştir. Giriş kapısının kenarında bir hapispahen bulunmaktadır. Mahkumlar ölene kadar orada tutulur ve genellikle köleler, tüccarlar ve muhaliflerden oluşurdu.</p>

<p>Binanın doğu tarafı tamamen kışladır. Kulenin köşelerinde 12 m yüksekliğinde gözlem kuleleri bulunmaktadır. Yerden 25 metre yükseklikte olan ana kule mevcut. Ana kulenin yanında dört katlı komuta odaları var. Burası eskiden 5 binden fazla askere sahip askeri bir binaydı. Hem kalenin içinde hem de Keşm, Kiş, Cask, Buşehr ve Lark adalarının çevreisnde üsler mevcuttu, ancak karargah, Hürmüz Adası ve bu kaleydi. Kale kireçli yapıya sahip olduğu için en çok istiridye ve mercan tozu kullanılmıştır.&nbsp; &nbsp; (IRNA)</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/2(199).jpg" style="height:371px; width:660px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jan 2020 15:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/ea7ab1068faff0a96b71e429dcd86dc8.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Side Sualtı Müzesi&#039;nin Büyüleyici Güzelliği</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/side-sualti-muzesinin-buyuleyici-guzelligi-13236</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/side-sualti-muzesinin-buyuleyici-guzelligi-13236</guid>
                <description><![CDATA[Antalya'nın Manavgat ilçesinde, 115 heykelin sergilendiği Side Sualtı Müzesi'ne açıldığı 2015 yılında bu yana 50 bin kişi dalış yaptı.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası (İMEAK) Antalya Şubesi tarafından Manavgat ilçesinde yaptırılan ve Türkiye'nin ilk su altı müzesi olan Side Sualtı Müzesi, 31 Ekim 2015 tarihinden itibaren meraklılarına hizmet veriyor.<br />
Anadolu medeniyetinin zenginliklerini anlatan 115 heykelin sergilendiği müzeye yılda ortalama 10 bin dalış yapılıyor.<br />
Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı'nın (BAKA) desteğiyle Side Turizm Bölgesi'nin yaklaşık 1.5 mil açığında yer alan müzedeki heykeller, 11, 18 ve 22 metre derinliklerde bulunuyor. 5 ayrı temaya sahip heykeller deniz faunasına zarar vermeyecek şekilde yerleştirildi ve şamandıralarla koruma altına alındı</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/3(100).jpg" style="height:371px; margin-left:10px; margin-right:10px; width:660px" /><br />
Su altına dalanları karşılayanlar arasında siperde ve ayakta asker, top arabası, top mermisi, Mevlana, semazen, deve kervanı, Poseidon, Apollon Tapınağı ve Kurtuluş Savaşı'nı anlatan heykeller ileTürkiye haritası ve Türk bayrağı bulunuyor.<br />
Su altı meraklıları dalış deneyimlerine göre uzman dalgıçlar eşliğinde dalış yaparak, eşsiz bir deneyim yaşıyor. Meksika'daki 400 heykelli su altı müzesinden sonra dünyanın ikinci büyük su altı müzesi olma özelliğini de taşıyan Side Sualtı Müzesi'nde 2015 yılından bu yana yaklaşık 50 bin kişi dalış yaptı.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/2(170).jpg" style="height:440px; margin-left:10px; margin-right:10px; width:660px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2019 12:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/b00c1e120377f37a273e93319645330d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihin En Ünlü Korsanları</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tarihin-en-unlu-korsanlari-12983</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tarihin-en-unlu-korsanlari-12983</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hepimiz en azından bir korsan filmi izlemişizdir. Hatta birçoğumuz şu an “Black Sails”e fena durumda bağlanmış durumda. Peki kim bu korsanlar ve izlediklerimizin kaçı gerçekten var oldu? İşte dünyaya başkaldırmayı ve dünyanın güçlü donanmalarına karşı savaşmayı göze almış, efsanelere konu olmuş bu savaşçıların en ünlüleri.</p>

<p>Dudak Sevdalısı, Doğuştan Korsan: Edward Lowe</p>

<p>1600’lerin sonunda Londra’nın Westminster bölgesinde doğan Edward Lowe, daha yaşamının ilk yıllarında yankesicilik yapmaya başladı. İngiltere’de tutunması zor gözüken bu gözü pek genç daha iyi bir yaşamdan ziyade, işlediği suçlardan kaçmak için Boston’a göç etmek zorunda kaldı.</p>

<p>Hayatına sıfırdan başlamak ümidi ile düzgün bir yerde çalışmaya başladı. Ancak bu umutlar Lowe’un bir çete ile Honduras’a gitmesi ile son buldu. Lakin bu son, bir efsanenin başlangıcı olacaktı, zira Lowe çetesi ile birlikte yaptığı vurgunlar ile çok geçmeden zamanın en ünlü korsanlarından biri durumuna geldi.</p>

<p>Lowe korsanlığı kadar acımasızlığı ile tanınmış biriydi. Efsanelere göre Lowe’un eline düşen şanssız mürettebatın dudakları kesilip ve pişirilerek kurbana yedirilirmiş. Lowe’un sonu ise birçok korsan gibi yine denizde olmuş; ünlü korsan yakalandığı bir fırtına sonucu tüm mürettebatı ile Atlantik’in derinliklerine gömülmüş.</p>

<p>Kızıldeniz’in Karanlık Efendisi: Thomas Tew</p>

<p>İngiltere doğumlu Thomas Tew, çoğu fakir aile gibi çareyi yeni dünyada arayanlardan. Lakin Tew da çoğu göçmen gibi kurtuluşu indiği gibi bulamayanlardandı. Hal böyle olunca Tew, çok geçmeden yeni memleketi Rhode Island’ı da daha büyük bir umut için bırakıp kendini denizlere adıyor.</p>

<p>Tew, ismini korsan dünyasına çok büyük bir vurgun ile duyurmaya başardı. Zira kendisi, sayısı az olan mürettebatı ve zayıf gemisine rağmen o zamanlarda Osmanlı İmparatorluğu kontrolünde olan Kızıldeniz’den geçen ve 300 kişilik mürettebatı bulunan bir Hint ticaret gemisini ele geçirmeyi başarmıştı.</p>

<p>Bu vurgun ile Tew, ünlü olmakla kalmayıp dünyanın en varlıklı korsanlarından biri olmayı başardı. Ancak Tew’a tüm bu güzellikleri sunan Kızıldeniz, aynı zamanda onun sonunu da getirmişti. Tew ve ekibi kolay lokma olarak gördükleri bir Müslüman ticaret gemisine saldırmış ancak çatışmanın sonucunda Tew öldürülmüş ve mürettebatı teslim olmuş.</p>

<p>İngiliz yönetimini çıldırtan korsan: Calico Jack</p>

<p>Sıradaki ünlü korsanımız “Black Sail” dizisinden yakından tanıdığımız John Rackham, nam-ı diğer Calico Jack. Kendisi korsanlığından çok, özel hayatı ve mürettebat stratejileri ile bilinir.</p>

<p>Kaptan Calico Jack zamanın en ünlü korsanlarından Charles Vane’in mürettebatındaydı. Ancak mürettebatın kaptan Vane’e karşı isyan etmesi kaptan Calico Jack’in geminin yeni kaptanı olmasına sebep oldu. Kaptan Calico Jack o dönemin en ünlü iki kadın korsanı olan Anne Bonny ve Mary Read’in mürettebatına katılmasını sağladı ve bu durum Kaptan Jack ve gemisinin ününe ün katmayı başardı.</p>

<p>Ancak Kaptan Calico Jack’in bu ünü onun sonu olmuştu. Zira İngiliz yönetimi bu korsanın verdiği zararlardan dolayı fazlasıyla sinirlenmişti. Sadece bu ekibi yakalatmak için Nassau’ya bir savaş gemisi gönderip Kaptan’ı yakalattı ve kellesini uçurdu. Anne Bonny ile Mary Read’in canları bağışlanıp -ikisi de hamile olarak- hapse atıldı.</p>

<p>Cervantes’in Baş Belası: Arnavut Mami</p>

<p>Sıradaki ünlü korsanımız “Black Sail” dizisinden yakından tanıdığımız John Rackham, nam-ı diğer Calico Jack. Kendisi korsanlığından çok, özel hayatı ve mürettebat stratejileri ile bilinir.</p>

<p>Kaptan Calico Jack zamanın en ünlü korsanlarından Charles Vane’in mürettebatındaydı. Ancak mürettebatın kaptan Vane’e karşı isyan etmesi kaptan Calico Jack’in geminin yeni kaptanı olmasına sebep oldu. Kaptan Calico Jack o dönemin en ünlü iki kadın korsanı olan Anne Bonny ve Mary Read’in mürettebatına katılmasını sağladı ve bu durum Kaptan Jack ve gemisinin ününe ün katmayı başardı.</p>

<p>Ancak Kaptan Calico Jack’in bu ünü onun sonu olmuştu. Zira İngiliz yönetimi bu korsanın verdiği zararlardan dolayı fazlasıyla sinirlenmişti. Sadece bu ekibi yakalatmak için Nassau’ya bir savaş gemisi gönderip Kaptan’ı yakalattı ve kellesini uçurdu. Anne Bonny ile Mary Read’in canları bağışlanıp -ikisi de hamile olarak- hapse atıldı.</p>

<p>Cervantes’in Baş Belası: Arnavut Mami</p>

<p>Adriyatik ve Akdeniz kıyılarında korsanlık yapan Arnavut Mami, gerektiğinde Osmanlı donanmasının çağrılarına uyup savaşlara katılırdı. Bu savaşların birinde, İspanyollar’la yaşanan bir çarpışmada Arnavut Mami’nin tayfası “Sol” adlı İspanyol savaş gemisini ele geçirdi.</p>

<p>Ancak Arnavut Mami’nin hikâyesini daha da ilginç kılan kısım, “Don Kişot”un yazarı Miguel de Cervantes’i esir alması oldu. Küçük kadırgası ve az sayıda mürettebatı ile “Sol” adlı savaş gemisine çıkan ve geminin kontrolünü eline geçiren Mami, gemide bulunan Cervantes’i de esir aldı.</p>

<p>Cervantes serbest kalıp modern edebiyatın miladı kabul edilen “Don Kişot”u yazmaya başladığında, Arnavut Mami artık Osmanlı donanmasının amirallerinden biri olmuştu.</p>

<p>Kafası Dumanlı Deniz Şeytanı: Blackbeard (Karasakal)</p>

<p>Bilindiği gibi Karayipler -veya eski adıyla Batı Hint Adaları- korsanların üssü konumundaydı. Dünyanın her yerinden korsanın bulunduğu bu bölgenin en efsanevi korsanlarından biri ise Karasakal’dı. Edward Teach nam-ı diğer Karasakal korsanların altın dönemi olarak adlandırılan yıllarda yaşadı.</p>

<p>“Queen Anne Revenge” adlı gemisi zamanın en güçlü korsan gemilerinden biri olarak görülüyordu. Anlatılanlara göre Karasakal her zaman ‘tricorn’ şapka giyer, göğsünde de birkaç farklı silah bulundururdu ve girdiği tüm çatışmalardan evvel sakalında sakladığı Hint kenevirli piposunu çıkartıp yakardı.</p>

<p>Onun karşısında savaşanlar onu gördüklerinde kafasından duman tüten şeytanı gördüklerine inanırlardı. Zira kendisi oldukça acımasız bir savaşçıydı. Ancak ilginçtir adı daha yaşarken efsane olan Karasakal’ın hiçbir resmi raporda adam öldürdüğüne dair herhangi bir yazı bulunmamaktadır.</p>

<p>Kaptan Karasakal’ın ölümü ise diğer korsanların aksine mürettebat isyanından veyahut resmi donanmalardan değil, para avcıları tarafından olmuş. Karasakal’ın durumu ve konumu onun başına oldukça yüksek bir miktar ödül konmasına neden olmuş; bu da onun sonunu getirmiş. Efsaneye göre başı koparılmış şekilde denize atılan Karasakal’ın başsız bedeni gemi etrafında 3-4 kere yüzerek tur attıktan sonra ortadan kaybolmuş.</p>

<p>Kibarlıktan Ölen Korsan: Edward England</p>

<p>Herhalde “Kibarlıktan öldü” deyimi en çok Kaptan Edward England’a yakışıyordur. Zira kendisi korsan olmasına rağmen diğer korsanlardan oldukça farklı bir yapıya sahipti. Edward çoğu korsanın aksine rom yerine bir bardak çayı tercih eden asil bir kaptandı. Ele geçirdiği gemilerden kalan denizcileri onlar saldırmadığı sürece öldürmezdi, hatta serbest bırakırdı.</p>

<p>Ancak Kaptan Edward England’ın bu kibarlığının “Casandra” adlı bir İspanyol gemisinin ele geçirilmesinden sonra da sürmesi ve İspanyol denizcileri öldürmeyi istememesi korsanların isyan etmesine neden oldu; başkaldıran tayfa, kaptanı gemiden sürüp Madagaskar’da beş parasız olarak bıraktı.</p>

<p>Kaptan Edward England korsanlardan kurtulmayı başarmasına başardı ancak onu bu sefer başka bir zorluk bekliyordu. Açlık! Eski kaptan, hayatının son günlerini Afrika’da dilenerek geçirdi ancak bu duruma çok dayanamadı.</p>

<p>Yürek Yiyen Kaptan: Francois l’Olonnais</p>

<p>Fransız asıllı korsan Francois l’Olonnais Amerika’da zengin bir ailenin yanında hizmetçi olarak çalışıyordu. Ancak hayattan daha fazlasını isteyen Francois, New Orleans’taki korsanlara katılmaya karar verdi ve bu kararının ardından hızlı bir şekilde kaptanlığa kadar yükseldi.</p>

<p>Kaptan Francois’yı diğer korsanlardan ayıran en önemli şey saldırı noktalarıydı. Kaptan Francois gemilerden çok limanlara saldırmayı severdi ve bu konunun en iyisiydi diyebiliriz. Özellikle Orta Amerika bölgesindeki sahil kasabalarını basan Kaptan, çoğu korsan gibi oldukça acımasız biriydi.</p>

<p>Efsaneye göre Kaptan Francois bastığı köylerden yakaladığı İspanyol askerlerinin kalplerini çıkartıp yiyordu. Bu acımasız korsanın sonu da kendine yakışır bir acımasızlıkta oldu. Gemisi Panama kıyılarında karaya oturunca Kaptan ve mürettebatı, yerliler tarafından yakalandı ve acımasızca katledildi.</p>

<p>Denizlerin Babası: Oruç Reis</p>

<p>Barbaros Hayrettin’in ağabeyi Oruç Reis de kardeşi gibi Midilli adasında doğdu. Vardari Yakup Ağa’nın dört oğlundan biri olan Oruç, zamanın standartlarına göre iyi bir eğitim aldı ve Akdeniz’in olmazsa olmazı olan İtalyanca, Fransızca, İspanyolca ve Rumcayı öğrendi.</p>

<p>Kısa zamanda gemi sahibi olan Oruç, mal taşıyarak denizciliğe başladı. Ancak bir keresinde kardeşi İlyas ile seferdeyken karşılarına Rodos Şövalyeleri’nin gemisi çıktı. Çarpışmada İlyas Reis hayatını kaybederken Oruç Reis esir alındı. Uzun uğraşlar sonucu hapishaneden kurtulan Oruç Reis önce Memlûk Devleti’nde sonra da Osmanlı donanmasında görev aldı.</p>

<p>Şehzade Korkut tarafından 24 gemi verilen Oruç Reis, böylece Akdeniz’de gitmedik yer bırakmayarak birçok baskın yaptı ve birçok gemi ele geçirdi. Küçük gemilerle büyük savaş gemilerini alt etmesi Oruç Reis’in tüm Avrupalı denizciler tarafından tanınmasını sağladı.</p>

<p>Cezayir’in kontrolünü sağlayan Oruç Reis o bölgede güç durumda olan Emeviler’e birçok yardımda bulundu ve bundan dolayı Baba Oruç lakabını aldı. Oruç Reis, Tilimsan’da İspanyollar’a karşı verdiği savaşta son ana kadar savaşarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Film veya dizilerden görmüşsünüzdür, korsan kaptanların çoğu onları takip edecek bir mürettebatı ve bir gemileri olduğunda kendilerini çok daha iyi ve güçlü hissederler. Ancak Barbaros Hayrettin Paşa bu korsanlardan biraz farklıydı. Çünkü onun, bırakın onu takip edecek bir mürettebat ile gemiyi; kendi filosu, hatta kendi devleti bile bulunuyordu. Bu da Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’nın büyüklüğüne dair bir fikir verebilir.<br />
Baba Oruç Reis’in küçük kardeşi olan Hayrettin Paşa’ya kızıl sakalından dolayı Avrupalılar tarafından Barba Rossa (Kızıl Sakal) lakabı takıldı.</p>

<p>Ağabeyi Oruç Reis ile birlikte Akdeniz’de büyük vurgunlar yapan kardeşler bunlarla yetinmeyip toprak edinmeye başladılar ve çok geçmeden Cezayir vilayetinin kontrolünü sağladılar. Zaten tek başlarında birçok devletin donanmasına boyun eğdiren Barbaros ve kardeşleri, Hayrettin Paşa’nın Osmanlı donanmasına katılması ile Akdeniz’i “Türk gölüne” çevirdi.</p>

<p>İspanyol Donanmasının Korkulu Rüyası: Sir Francis Drake</p>

<p>Francis Drake de Osmanlı korsanları gibi part-time korsanlardan. Yani yeri geldiğinde devlet donanması bayrağını çekip düşman güçlere karşı savaşırken, yeri geldiğinde (devlet izni ile) diğer ülkelerin gemilerine korsan bayrağı ile saldırıyordu.</p>

<p>İspanyol donanmasının korkulu rüyası olan Francis Drake, 16. yüzyılın en ünlü korsanıydı. Kraliçe Elizabeth adına İspanyollar’a karşı sık sık savaşa giren Kaptan Drake, İspanyol gemilerine verdiği büyük zararlarla tanınıyordu. Özellikle Karayipler’deki İspanyol ticaret gemilerine yaptığı baskınlar, Kaptan Drake’in muazzam bir zenginliğe kavuşmasını sağladı.</p>

<p>Bir Acayip Uzakdoğu Kasırgası: Ching Shih (Cheng I Sao)</p>

<p>Ching Shih ya da bilinen adıyla Cheng I Sao korsanlık tarihinin en ilginç hikâyelerinden birine sahip. Kaptan Sao, dünyanın en azılı ve en güçlü kadın korsanıydı. Korsan bir kaptan olan kocasından eşitlik hakkını kazandıktan sonra, kocasının evlatlık oğlunun yönettiği gemide görev aldı.</p>

<p>Zamanla kaptanlığa ulaşan Kaptan Sao, kontrolündeki 1.500 gemi ve 80.000 kişilik korsan ordusuyla muazzam bir güce kavuştu. Kaptan Sao bulunduğu bölgedeki neredeyse tüm sahil kasabalarına ve şehirlere baskın düzenliyor, onları vergiye bağlıyordu. Eski bir hayat kadını olan Cheng I Sao’nun bu yükselişi zamanın Çin yönetimini telaşlandırdı ve müzakerelere zorladı.</p>

<p>Çin yönetimi, Cheng I Sao’ya ve mürettebatına, yürüttükleri faaliyetleri durdurmaları şartıyla genel af önerdi. Cheng I Sao ve mürettebatının o zamana kadar elde ettiği servet de onlara kalacaktı. Bu teklifi kabul eden Kaptan Sao, evlatlık oğlu ile evlenerek kumarhane ve genelev açtı. Mürettebatının büyük bir bölümü ise Çin donanmasına katıldı.&nbsp; Kaynak: Listelist</p>

<p>Bonus: Tabii ki Kaptan Jack Sparrow:)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Aug 2019 16:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/f372bbca98c7f6a88fc32be7b4e27a50.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD &#039;Kayıtlar Silindi&#039; dedi! 1952&#039;de Türkiye&#039;de Görüntülendi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/abd-kayitlar-silindi-dedi-1952de-turkiyede-goruntulendi-12946</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/abd-kayitlar-silindi-dedi-1952de-turkiyede-goruntulendi-12946</guid>
                <description><![CDATA[Nuh'un Gemisi efsanesini bilmeyeniniz yoktur. Büyük Tufan'dan sonra karaya oturdu. Efsanesi ise bundan sonra başlıyor zaten. Nuh'un Gemisi'nin karaya oturduğu yer olarak Ağrı Dağı'nın tepesi olarak gösteriliyor. Peki Nuh'un Gemisi Ağrı Dağı'nda mı gerçekten? CIA'in 50 yıldır gizlediği o bilgi sizi çok şaşırtacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>M.S. 263 ile 339 yılları yaşamış piskopos Caesarea'lı Eusebius'tan bu yana Nuh'un Gemisi'ni arama çalışmaları devam ediyor.</p>

<p>Nuh'un Gemisi'nin nerede olduğuna dair çok sayıda iddia bulunuyor. Bu iddialardan en çok kabul göreni geminin Ağrı Dağı'na oturması.Nuh'un Gemisi'nin nerede olduğuna dair çalışmalar yürüten araştırma grubu ARK InSight, geminin Türkiye'de bulunduğuna dair şoke eden bir iddia ortaya attı.</p>

<p>Buna göre 1952 yılında ABD ordusu, Türk Hava Kuvvetleri ile koordineli olarak Türkiye'nin ilk hava haritasını oluşturmak için çalışma yürütüyordu.</p>

<p>Çalışmalar kapsamında görev alan ve AJ Savage tipi uçakla uçuş gerçekleştiren ABD ordu fotoğrafçısı William Todd, Ağrı Dağı'nın tepesinde büyük bir yapının bulunduğunu öne sürdü.</p>

<p>Todd'un iddasına göre Ağrı Dağı'nın üzerindeki buzla kaplanan büyük yapı, dağın 4 bin 800 metre yüksekliğinde yer alıyordu.Todd, büyük yapı olarak nitelediği şeklin fotoğraflarını çekse de bu görüntülerin bugün nerede olduğu bilinmiyor.</p>

<p>Todd'un anlattıklarına göre gördüğü yapı dikdörtgen şeklinde ve kayra taşı rengindeydi.Yapının yalnızca yaklaşık 10 metrelik bölümü buz tabakasının dışında bulunuyordu.O dönem bölgede görev yapan 6 adet haritalandırma uçağından oluşan hava filosu, Ağrı Dağı'ndaki şüpheli yapının üzerinde hemen hemen her gün uçuş gerçekleştirdi.</p>

<p>Yapının fotoğrafını çeken Todd, görüntüleri devlete teslim etti ve bir daha görüntülere asla ulaşamadı.</p>

<p>Fotoğrafların kopyasını ABD'nin başkenti Washington DC.'de bulunan Deniz Fotoğrafları Bilim Merkezi Arşivi'nden talep ettiğini belirten Todd'a, fotoğrafların orijinal negatiflerinin bulunamadığı yanıtı verildi.</p>

<p>Todd'un iddiaları Nuh'un Gemisi'nin Ağrı Dağı'nda bulunduğuna dair ortaya atılan ilk sav değil.Nuh'un Gemisi'ni konu alan bir belgeselde ise 1949 yılında ABD Hava Kuvvetleri'nde görevli bir pilotun, gizli Sovyet görevi kapsamında Ağrı Dağı yakınlarında uçuş gerçekleştirdiği anlatılıyor.</p>

<p>O dönemde Türkiye'nin Sovyetler Birliği ile fiziki olarak sınırı bulunuyordu.4720 metrede uçuş gerçekleştiren pilot, Ağrı Dağı'nda buz tabakasının üzerinde ilginç bir cisim fark etti.CIA kayıtlarına bu keşif, Ağrı Dağı Anomalisi olarak geçti.</p>

<p>Fakat kayıtlar gizlendiği için 50 yıldan uzun süre Ağrı Dağı'nda ne görüldüğü büyük bir sır olarak kaldı.Richmond Üniversitesi'nde profesör olarak görev yapan Porcher Taylor, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, görüntüleri talep etti.</p>

<p>Görüntülerde kar tabakasının üzerinde açık şekilde görülen bir cisim göze çarpıyor.Fakat ABD savunma istihbarat örgütü DIA, 50 yıldan daha uzun süredir gizlenen görüntüler için aldatıcı bir ışık oyunu açıklaması yapıyor.</p>

<p>Fakat Porcher Taylor, DIA'nın aksine görüntülerde insan yapımı bir şeyin net olarak göze çarptığını belirtiyor.Porcher Taylor, hazırladığı belgeseli çalışmaları için kullanacağını belirtiyor.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2019 11:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/0e4766646c27cbcd7d06befd27e3cb7b.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanılmaz Keşif!</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/inanilmaz-kesif-12700</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/inanilmaz-kesif-12700</guid>
                <description><![CDATA[Hatay'da İnanılmaz Keşif
Hatay'ın Yayladağ ilçesinde Beyaz Kumsal mevkisinden 20 metre derine yapılan dalışta su altı mağarası keşfedildi. 1736 metre yükseklikteki Kel Dağı'nın altındaki bu mağaraya 'Büyük Mağara' ismi verildi
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay'ın Yayladağ ilçesindeki Beyaz Kumsal mevkisinden 20 metre derine yapılan dalışta su altı mağarası keşfedildi. 1736 metre yükseklikteki Kel Dağı'nın altındaki bu mağaraya 'Büyük Mağara' ismi verildi</p>

<p>Hatay'ın Yayladağ ilçesindeki Beyaz Kumsal mevkisinden 20 metre derine yapılan dalış ile günümüzde faal olmayan volkanik Kel Dağı'nın içine girilerek, yeni bir&nbsp;su altı&nbsp;mağarası keşfedildi. AA'nın haberine göre dalış eğitmeni ve rehber balık adam Mahmut İğde ile dalış partneri doktor Cihan Öztürk, denizin altından Kel Dağı'nın içine girerek, görsel olarak peribacalarını andıran bir su altı mağarası buldu.</p>

<p>Günümüzde faal olmayan bir volkanik dağ olan 1736 metre yükseklikteki Kel Dağı'nın altındaki bu mağaraya, deniz seviyesinden 19 metre derine dalınarak giriş yapılabiliyor. Ana girişten 120 metre suyun altında ilerledikten sonra görselliğiyle büyüleyen mağaraya ulaşılıyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7i.jpg" style="height:403px; width:620px" /></p>

<p>Araştırmacı ekip, mağaranın bilinmeyenlerini ortaya çıkarmak için keşif dalışlarını sürdürüyor. Dalış eğitmeni ve rehber balık adam İğde, yaptığı açıklamada, Kel Dağı'nın kendisi için çok özel bir dağ olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Kel Dağı'nın, coğrafik özelliklerinin yanı sıra mitolojide ve bölgede var olmuş bütün uygarlıklarda kendine yer bulan bir dağ olduğunu aktaran İğde, Kel Dağı'nın mitolojideki adının Casius olduğunu, yerel halk tarafından Cebel-i Akra olarak bilindiğini söyledi.</p>

<p>Dağın, Hazzi Dağı, Şapon Dağı, Fırtına Toplayan Dağ, Zeus Kasios, bazı kaynaklarda ise Mount Olympus of the Near East, Zeus of Mount Kasios ve Lord of the North isimleriyle de adlandırıldığını belirten İğde, Akdeniz'in güneydoğu köşesinde hemen deniz kıyısından uzanan dağın yüksekliğinin 1736 metre, taban uzunluğunun 12 kilometre olduğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/haber%20i%C3%A7i%202.jpg" style="height:411px; width:620px" /></p>

<p><strong>Tamamen Şans Eseri Bir Keşif</strong></p>

<p>Mağaranın keşfinin tamamen şans ve merak dürtüsü ile gerçekleştiğini dile getiren İğde, şunları söyledi:</p>

<p>"2017'nin mayıs ayında dalış partnerim doktor Cihan Öztürk ile kovuk dalışı dönüşünde, sağımızdaki duvarda, içeri doğru bükülen bir koyuluk dikkatimizi çekti. Fenerlerimizi açtık ve içeri doğru girmeye başladık. Büyükçe bir girişi olan ve ötekilerden daha büyük bir kovuktu bu.</p>

<p>Yaklaşık 40-50 metre ilerledikten sonra 2 metre genişliği ve 3 metre yüksekliği olan ikinci bir kapı daha gördük. İçeri baktığımızda aslında buranın büyük bir mağara olduğunu anladık. Hemen dalışımızı sonlandırdık. Hemen keşif için bir sonraki dalış planını yapmaya başladık. Aradan geçen süreçte 200'e yakın dalış yaptık ve hala yeni noktalarını keşfediyoruz."</p>

<p>Mağaraya girebilecek kişilerin en az 3 yıldız dalıcı ve eğitmen dalıcı olması gerektiğinin altını çizen İğde, "Mağaranın ana girişi 19-27 metre arasında. Yaklaşık 50 metre sonra 20-23 metre derinlikte genişliği 2, yüksekliği 3 metre olan 2. kapıdan giriş yapıyoruz. Oradan da mağaranın en uzak noktasına 70 metre kadar palet vuruyoruz. Derinliğimiz yavaş yavaş azalıp 0 metreye kadar geliyor" dedi.</p>

<p>Mağaranın girişten en uzak noktasının yaklaşık 120 metre, rotanın toplam uzunluğunun ise yaklaşık 300 metre olduğunu ifade eden İğde, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Mağaranın derinde olmaması, dalışımızın yüzde 60-70'nin 0-10 metre arasında geçmesinin, scuba dalışları açısından güvenli olduğunu söyleyebilirim. Tabi ki daha başka kriterlere de bakılıyor güvenli olup olmadığını söyleyebilmek için. Mağara, 2 büyük, 2 küçük galeriden, 2 tünel ve 5 hava ciğerinden oluşuyor.</p>

<p>Mağaranın 2. büyük galerisinde 0-5 metre derinlikte dikit, sarkıt ve sütunlar mevcut. Hava ciğerlerinde travertene benzer oluşumlar var. Dikit ve sarkıtlar adeta peri bacalarını andırıyor. Mağara karidesleri, akyalar, vatozlar, eşkina, mığrı, müren, kardinal balıkları, gölge balıkları mağaranın içinde görülen başlıca canlılar."</p>

<p><strong>'BÜYÜK MAĞARA' İSMİ VERİLDİ</strong></p>

<p>Mahmut İğde, dünyanın en büyük fay hattı olarak da kabul edilen "Doğu Afrika Rift Vadisi" üstünde olmasının Kel Dağı'nı, su altı oluşumları bakımından zengin kıldığını belirtti.</p>

<p>Burada, 130'a yakın irili ufaklı mağara, kovuk, baca gibi oluşumların bulunduğunu aktaran İğde, "Bizim keşfettiğimiz mağara bunların en büyüğü. Bu yüzden ismine Büyük Mağara dedik." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 May 2019 16:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/e536f01c18e31eec0fe95b184fad0126.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurtuluş Savaşı Denizden Başladı...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kurtulus-savasi-denizden-basladi-12642</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/kurtulus-savasi-denizden-basladi-12642</guid>
                <description><![CDATA[Bandırma Vapuru’nu İstanbul’dan Samsun’a götüren ama gölgede kalan 25 kahraman denizci!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bandırma Vapuru’nu İstanbul’dan Samsun’a götüren ama gölgede kalan 25 kahraman denizci!</p>

<p>Tam bir asır önce İstanbul'dan Samsun'a giderek Kurtuluş ateşini yakan Mustafa Kemal Paşa ve Bandırma Vapuru'nda ona yoldaşlık eden 25 kahraman denizci!&nbsp;İşte isimleri gizli kalmış o kahramanlar...ve hikayesi.</p>

<p>Gemi 1878 yılında İskoçya'nın Paisley bölgesindeki MacIntyre şirketi tarafından Huston and Cardett tezgahlarında 21 sıra numarası ile 279 grostonluk yolcu ve yük vapuru olarak inşa edilmiştir. Geminin ilk sahibi Dussey and Robinson şirketi gemiyi "Torocaderto" adı altında 5 yıl çalıştırdı.</p>

<p>1883 yılında Yunanlı armatör Psicha geminin Londra'da olan kaydını Pire Limanına almış, 2 yıl sonra da geminin adını "Kymi" olarak değiştirmiştir. Psicha gemiyi 5 yıl kullanarak yine Yunanlı bir armatöre satmıştır.</p>

<p>1890 yılında "Psicha"dan satın alan armatör Andreadis başka bir Yunanlı armatör "Rama Derasimo İstanbul" şirketine satmış.<br />
<br />
1894 yılında Pire Limanındaki kayıt o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen "İdare-i Mahsusa"ya nakledilmiş ve adı "Kymi" den "Panderma" olarak değiştirilmiştir.</p>

<p>İdare-i Mahsusa'nın adı 1910 yılında "Osmanlı Seyrüsefain İdaresi"(Osmanlı Denizcilik İşletmesi) olunca geminin adı "Panderma" "Bandırma" olarak değiştirilerek posta vapuru haline getirilmiştir.</p>

<p>Bandırma Vapuru'nun, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli yeri vardır. Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu Genel Müfettişi vazifesiyle ve mahiyeti ile birlikte İstanbul'dan Samsun'a Bandırma Vapuru ile gitmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Sultan Vahidettin buyruğuyla Osmanlı Ordusu'nun dağıtılması sürecini denetleme ve asayiş için görevlendirilmişti.</p>

<p>Yolculuk 15 Mayıs tarihinde Mustafa Kemal Paşa, Kaptan İsmail Hakkı Bey'i makamına çağırtarak yolculuk hakkında bilgi aldı ve ertesi gün öğle üzeri hareket edeceklerini bildirdi. Vapur sirkeci açıklarında İngilizler tarafından aramaya ve kontrole tabi tutuldu. Mustafa Kemal Paşa, Beşiktaş'tan motor ile Kızkulesi açıklarında vapura bindi. Vapur, 22 subay, 25 asker ve 8 yönetim personeliyle beraber 16 Mayıs 1919 tarihinde öğle üzeri Kaptan İsmail Hakkı (Durusu) idaresinde İstanbul'dan Samsun'a doğru yola çıktı.</p>

<p>İngiliz gemisi Bandırma Vapurunu izlemeye başladı ancak Karadeniz'e açıldıktan sonra fırtınalı havada takibi bıraktı ya da izlerini kaybetti. Mustafa Kemal Paşa kaptan İsmail Hakkı Bey'e karaya yakın bir rota izlemesini ve düşman saldırısı halinde gemiyi en yakın sahile oturtmasını emretti. Sert havada, dalgalı bir denizde yol alan gemi 17 Mayıs tarihinde gece saat 23.00 civarında İnebolu limanına girdi. Gemi, 18 Mayıs 1919 tarihinde öğle üzeri 12.00'de Sinop limanına yanaştı. Üsteğmen Hikmet Bey, sandal ile kıyıya çıktı, yolda olduklarını Samsun Tümen Komutanlığına telgraf ile bildirdi. Mustafa Kemal Paşa, Sinop Mutasarrıfının davetine cevap vererek teşekkür etti. Bandırma Vapuru, 19 Mayıs'ta Samsun'a vardı.</p>

<p>19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk ve Silah Arkadaşlarını Samsun'a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiştir.</p>

<p>Bandırma adını aldıktan sonra birkaç kez kaza geçirmiş, yük taşımacılığı yaptığı tarihlerde İngiliz yapımı E11 model denizaltına çarptığı, attığı torpido sonucu batmak üzere olduğu, daha sonra motorunun büyük bir arıza yaptığı elde edilen bilgilerde yer almaktadır.</p>

<p>1925 yılında gemi İlhami SÖKE isimli şahsa satılarak, aynı şahıs tarafından 4 ay içinde Haliç'te sökülmüştür.</p>

<p>İşte, Bandırma Vapuru’nu İstanbul’dan Samsun’a götüren ama şimdiye kadar meçhulde kalmış 25 kahraman… Kaptan İsmail Hakkı Bey’in haricindekiler sonraki senelerde ne yaptılar, İstiklâl Harbi’ne katılıp şehid yahut gazi mi oldular, nerelerde yaşadılar, ne zaman vefat ettiler, kimbilir…</p>

<p>Süvari&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Kayserili İsmail Bey</p>

<p>İkinci kaptan&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Üsküdarlı Tahsin Bey</p>

<p>Kâtip&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : İsmail Bey</p>

<p>Güverte lostromosu&nbsp; &nbsp;: Hasan Reis</p>

<p>Serdümen&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Temel Şükrü Efendi</p>

<p>Serdümen&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Basri Ali Efendi</p>

<p>Ambarcı&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Ahmet Hasan Efendi</p>

<p>Ambarcı&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Maksut Süleyman Efendi</p>

<p>Tayfa&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Cemil Süleyman Efendi</p>

<p>Tayfa&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Rahmi Hüseyin Efendi</p>

<p>Tayfa&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Temel Mesut Efendi</p>

<p>Başmakinist&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Hacı Süleyman Bey</p>

<p>İkinci makinist&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Süleyman Bey</p>

<p>Vinççi&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Osman Emin Efendi</p>

<p>Vinççi&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Galip Ali Efendi</p>

<p>Ateşçi&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Halil Yusuf Efendi</p>

<p>Ateşçi&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Mansur Arif Efendi</p>

<p>Ateşçi&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Bahri Mehmed Efendi</p>

<p>Kömürcü&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Mehmed Hasan Efendi</p>

<p>Kömürcü&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Mehmed Ali Efendi</p>

<p>Birinci kamarot&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Tevfik Muharrem Efendi</p>

<p>İkinci kamarot&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Mehmed İbrahim Efendi</p>

<p>Muavin kamarot&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Ahmet Muhtar Efendi</p>

<p>Kamarot yamağı&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: Halit Mustafa Efendi</p>

<p>Aşçı&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : Hacı Hamdi Osman Efendi</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 May 2019 23:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/15490933bec61e7e942e522f7267c61d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Turunu 60 Günde Tamamlayan Gemi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunya-turunu-60-gunde-tamamlayan-gemi-12635</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunya-turunu-60-gunde-tamamlayan-gemi-12635</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1960 yılında Birleşik Amerika denizaltı gemisi, tam bir dünya turunu aşağı yukarı tamamen su altında yap­tığı bir yolculukla 60 günde tamamlamıştır. Peki Dünya'yı denizin altından dolaşan bu denizaltı hangisidir?</p>

<p>USS Triton, Amerika Birleşik Devletleri Donanması radar kazık nükleer denizaltı oldu. 1960'ların başlarında, Dünya'nın Kumlama Operasyonunda suya batmış bir çevresini dolaşımını gerçekleştiren ilk gemi oldu. Triton, bu hedefi, çalkalanan seyir sırasında Kaptan Edward L. "Ned" Plajı, Jr.'ın emri altında gerçekleştirdi.</p>

<p>USS Triton, bir Birleşik Devletler Donanması nükleer denizaltısıydı. 1960'ların başlarında, Dünya'nın çevresini dolaşımını gerçekleştiren ilk gemi oldu. Triton, sınıfının tek üyesiydi ve iki nükleer reaktör tarafından desteklenen tek Batı denizaltısı olma özelliğini taşıyordu.</p>

<p>Triton, ikinci denizaltıydı ve Yunan Tanrısı Triton adı verilen denizaltı ABD Donanması'nın beşinci gemisi oldu. 1959'da hizmete girdiği sırada Triton, şimdiye kadar 109 milyon dolarlık nükleer yakıt ve reaktör hariç inşa edilmiş en büyük, en güçlü ve en pahalı denizaltıydı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 May 2019 14:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/991cd480d4353e22c8193e36192ae500.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bajau &#039;Deniz Göçebeleri&#039; ile Tanışın!</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bajau-deniz-gocebeleri-ile-tanisin-12504</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bajau-deniz-gocebeleri-ile-tanisin-12504</guid>
                <description><![CDATA[Bajau halkı yüzyıllardır denizde yaşıyor ve doğal seçilim onlara genetik açıdan büyük avantajlar sağlamış olabilir. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bajau halkı yüzyıllardır denizde yaşıyor ve doğal seçilim onlara genetik açıdan büyük avantajlar sağlamış olabilir.</p>

<p>Bajau halkının göçebe yaşam tarzı, onlara inanılmaz zamanlar boyunca su altında kalmalarını sağlasa da, yaşam tarzları hızla kayboluyor. Ne yazık ki, birçok farklı faktör geleneksel Bajau yaşam tarzını siliyor.</p>

<p>Eğer nefesinizi tutup kafanızı su dolu bir küvete daldırırsanız, bedeniniz otomatik olarak “dalış tepkisi” olarak adlandırılan bir reaksiyon gösteriyor. Kalp atışınız yavaşlıyor, kan damarlarınız büzülüyor ve dalağınız kasılıyor; tüm bu reaksiyonlar aldığı oksijen miktarı düşükken bedenin enerji tasarrufu yapmasına yardımcı oluyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/den%C4%B1zg%C3%B6%C3%A7ebe.jpg" style="height:440px; width:660px" /></p>

<p>Çoğu insan suyun altında nefesini saniyelerle ifade edilen bir süre boyunca tutabiliyor; nefesini birkaç dakika tutabilen insanlar da var. Ama Bajau halkı, yaklaşık 60 metre derinlikte nefesini 13 dakikaya kadar tutabilen dalgıçlarıyla serbest dalışı yeni derinliklere taşıyor. Bu göçebe halk Filipinler, Malezya ve Endonezya’nın etrafını kıvrılarak kaplayan sularda yaşıyor ve geçimini bu sulardan sağlıyor: Dalarak balık avlıyor veya el sanatlarında kullanabilecekleri doğal maddeler arıyorlar.</p>

<p>Bir süre önce Cell’de yayımlanan bir araştırma, daha büyük dalaklara neden olan bir DNA mutasyonunun Bajau’lara sualtında genetik bir avantaj sağlıyor olabileceğine dair ilk ipuçlarını sunuyor.</p>

<p>Tüm organlar arasında en görkemli olanın dalak olmadığı aşikâr. Teknik olarak dalaksız da yaşayabilirsiniz ama varlığı, bağışıklık sistemini desteklemeye ve alyuvarları “geridönüştürmeye” yardımcı oluyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/1(61).jpg" style="height:495px; width:660px" /></p>

<p>Önceki çalışmalar, yaşamlarının büyük kısmını sualtında geçiren hayvanlar olan fokların dalaklarının oransız biçimde büyük olduğunu göstermişti. Araştırmanın Kopenhag Ünivresitesi’ndeki Geogenetik Merkezi’nde çalışan yazarı Melissa Llardo, aynı şeyin dalış yapan insanlar için de geçerli olup olmadığını merak etmiş. Tayland’a yaptığı bir gezi sırasında deniz göçebelerini duymuş ve efsanevi kabiliyetlerinden oldukça etkilenmiş.</p>

<p>“Elimde bilimsel ekipmanlarla çat kapı gitmektense önce toplulukla tanışmak istedim,” diyor Endonezya’ya yaptığı ilk seyahatler hakkında. “İkinci ziyaretimde yanımda taşınabilir bir ultrason makinesi ve tükürük toplama kiti vardı. Ev ev gezip, bu insanların dalaklarının görsellerini aldık,” diyor Llardo. “Genelde bir izleyici kitlem de oluyordu,” diye ekliyor. “Onları duymuş olmama şaşırmışlardı.”</p>

<p>Llardo, Endonezya anakarasında yaşayan ve Saluan olarak adlandırılan akraba bir halktan da veri toplamış. Kopenhag’a döndüklerinde iki gruba ait örnekleri karşılaştıran ekip, Bajau halkının ortalama dalak boyutunun Saluan halkına mensup bir bireyinkinden yüzde 50 daha büyük olduğunu keşfetmiş.</p>

<p>“Eğer genetik düzeyde olup biten bir şey varsa, dalağın belirli bir boyutta olması gerekir. Bu iki gruba ait dalak boyutları arasındaysa önemli derecede büyük bir fark gördük,” diyor Llardo.</p>

<p>Araştırmacılar Bajaularda, PDE10A olarak adlandırılan ve tiroit hormonunu kontrol altında tuttuğu düşünülen bir gene de rastlamış aynı zamanda. Saluanlarda ise bu gen bulunmuyormuş. Hormon, farelerde dalak boyutuyla ilişkilendiriliyor ve bu hormonun daha az bulunduğu farelerin dalakları daha küçük oluyor.</p>

<p>Llardo’nun teorisi, doğal seçilimin binlerce yıldır bölgede yaşayan Bajauların bu avantajı geliştirmesine yardımcı olduğu yönünde.</p>

<p>Duke Üniversitesi Tıp Okulu’nda görevli Richard Moon ise, dalak boyutunun Bajauların eşsiz dalma becerilerine bir nebze ışık tuttuğunu ama farklı adaptasyonların da bu konuda rol oynuyor olabileceğini söylüyor. Moon, insan bedeninin yüksek rakımlara ve aşırı derinliklere nasıl tepki verdiğini araştırıyor.</p>

<p>Bir insan suyun derinliklerine doğru dalmaya devam ettikçe, artan basınç akciğerdeki kan damarlarına daha çok kan dolmasına neden oluyor. Ekstrem vakalarda, damar yarılarak ölüme neden olabiliyor. Genetik bir miras niteliği taşıyan adaptasyonların yanı sıra, düzenli antrenman da bu sonucun oluşmasına engel olmakta yardımcı oluyor.</p>

<p>“Göğüs duvarının iç yüzü daha uyumlu hâle geliyor olabilir. Antrenman süreci boyunca bir gevşeklik oluşabilir. Diyafram gerilebilir. Karın kasları daha uyumlu hâle gelebilir. Bu değişimlerin gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyoruz,” diyor Moon. “Dalak bir ölçüye kadar kasılabiliyor ama tiroit ile dalak arasında doğrudan bir bağlantı olup olmadığını bilmiyoruz. Belki de…”</p>

<p>Case Western Reserve Üniversitesi’nden Cynthia Beall, “dünyanın tepesinde” yaşadıkları söylenen Tibetliler dahil, aşırı yüksek rakımlarda yaşayan insanları araştırmış bir antropolog. Kendisi, Llardo’nun çalışmalarının ilginç araştırma alanları oluşturduğunu ama genetik bir özelliğin Bajauların daha iyi dalış yapmasında rol oynadığına ikna olması için daha çok ölçülebilir biyolojik kanıt gerektiğini söylüyor.</p>

<p>“Dalak üzerine daha çok ölçüm yapılabilir; örneğin dalaktaki kasılmaların şiddeti ölçülebilir,” diyor.</p>

<p>Llardo, bulguların Bajauların nasıl bu kadar iyi dalabildiğini anlamamızı sağlamanın yanı sıra tıbbi çıkarımlar da sunduğunu söylüyor.</p>

<p>Dalış tepkisi, insanların hızlı biçimde oksijen kaybetmesine neden olan ve şiddetli hipoksi olarak adlandırılan bir tıbbi sorunla benzerlikler gösteriyor. Hipoksi acil servislerin yakından tanıdığı bir ölüm nedeni. Bajauları araştırmak, hipoksiyi daha iyi anlamamızı da sağlayabilir.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/2(101).jpg" style="height:360px; width:640px" /></p>

<p>Ancak deniz göçebelerinin yaşam biçimi giderek büyüyen bir tehdit altında. Anakaradaki insanlarla aynı vatandaşlık haklarını paylaşmayan, ötekileştirilmiş bir grup olarak yaşıyorlar. Endüstriyel balıkçılıktaki artış ise yerel kaynaklarla geçinmelerini giderek zorlaştırıyor. Sonuç olarak, birçoğu denizleri terk etmeyi tercih ediyor.</p>

<p>Llardo, bu yaşam biçimi desteklenmezse Bajauların ve insan sağlığı hakkında onlardan öğrenilebilecek derslerin çok uzak olmayan bir gelecekte yitip gideceğinden korkuyor.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Apr 2019 14:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/fade6fccf97fe63273da5e78754c0bdf.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;&#039;Buharlı Gemiler&quot; Sergisi Açıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/buharli-gemiler-sergisi-acildi-12480</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/buharli-gemiler-sergisi-acildi-12480</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sanat hayatında 40 yılı geride bırakan karikatürist, ressam Haslet Soyöz'ün "Türk Armatörlerinin Buharlı Gemileri" isimli sergisi ziyarete açıldı.</p>

<p>Rahmi M. Koç Müzesi'nde sanatseverlerle buluşan sergiye ilişkin açıklama yapan Soyöz, hurdaya giden veya ilk jenerasyon armatörlerin vefatıyla el değiştiren buharlı gemileri konu edinen serginin temasının Rahmi Koç'un önerisiyle oluştuğunu aktardı.</p>

<p>Soyöz, iki yıllık çalışmasının ürünü olan eserlerine yer verdiği serginin beşinci sergisi olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Serginin iki yönlü ele alınabileceğine işaret eden Soyöz, "Birincisi gemilerin estetiği, ikincisi ise tarihimiz. Buharlı gemi deyince bacalı, uzun, palangalı çok güzel bir görüntü ortaya koyan, her biri estetik gemileri görüyoruz. Tarihe gelince, bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin denizcilik tarihine bir dönem damga vurmuş gemiler. Denizcilik tarihiyle ilgili araştırma yapan insan için bunlar materyal olabilecek objeler." diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/3(63).jpg" style="height:399px; width:600px" /></p>

<p>Haslet Soyöz, "Ne yapacağım" düşüncesinin kendisindeki karşılığının "deniz" olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti: "Asıl mesleğim karikatüristlik. Gazeteci kimliğim de var. Bu kimliğin getirdiği bir belgesel yönüm de var. Bir olayı resimle, karikatürle anlatan bir sanatçıyım. Bu resimleri açabileceğim en güzel ortam Rahmi Koç Müzesi'ydi. Rahmi Bey'e bir mektupla bu isteğimi ilettim. Çok hoşuna gitti. Rahmi Koç Müzesi ile birlikte anılmaya başladı daha sonra. Ziyaretçilerimize bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Eğer bu konuyu, deniz ve denizciliğimizi merak ediyorlarsa araştırma yapıp okusunlar. Nereden nereye geldik görsünler. 50-60 gemiyle başlayıp bin 500 filoya ulaşan bir gücümüz var ama başlarken şehitler vererek, gemiler kaybederek bu noktaya gelmişiz."</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/2(95).jpg" style="height:317px; width:600px" /></p>

<p>Türkiye tarihinin yeterince bilinmediğine dikkati çeken sanatçı, "Tarihimizle sanatımızı bir tutarsak ortaya güzel bir şeyler çıkarabiliriz. Benim ilk sergim 'Cennetin Gemileri' sergisiydi. O sergide Birinci Dünya Savaşı'na, Kurtuluş Savaşı'na katılan kahraman gemileriyle cumhuriyet yıllarının ilk gemileri vardı. Onlar da tarihimizin bir parçası. Çok güzel, şaşırtıcı hikayeleri var her birinin. Benim arzum tarihi sanatla birleştirmek." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Sanatçı, ilk fırça vuruşunda güzel olacak resmin kendisini hissettirdiğini vurgulayarak, buna örnek olarak sergideki "K. Sadıkoğlu" adlı eseri gösterdi.</p>

<p>Nisan ayı boyunca açık olan sergide, sanatçının 19 yağlı boya eseri görülebilecek.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/4(47).jpg" style="height:421px; width:600px" /></p>

<p>Rahmi M. Koç Müzesi, daha önce de Soyöz'ün "Cennetin Gemileri", "Delkos'tan Karaburun'a", "Vesait-i Havaiye, Berriye, Bahriye" ve "Fenerler" isimli sergilerine ev sahipliği yapmıştı.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Apr 2019 11:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/d73b22301e99f9c2dcf63b9056673633.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tibet&#039;in Cennet Gölü</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tibetin-cennet-golu-12442</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tibetin-cennet-golu-12442</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tibetçede ‘Gök Gölü’ veya ‘Cennet Gölü’ anlamına gelen Namtso Gölü, bölgede yaşayan Budistler için kutsal bir yer. Göz alıcı güzelliği, saf mavi suyu, etrafındaki karlı dağlarıyla turistler için de adeta gönüllerinde yatan bir cennet.</p>

<p>‘Çin'in En Güzel Yerleri’ni belirlemek için ülkede yapılan kamuoyu araştırmasının sonucunda Namtso, Çin'in en güzel beş gölünden biri olarak seçilmişti. Tibetlilerce kutsal sayılan üç gölden biri olan Namtso Gölü, Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nin merkezi Lhasa'ya yaklaşık 240 kilometre mesafede yer alıyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/tibet%202.jpg" style="height:332px; width:600px" /></p>

<p>Deniz seviyesinden 4718 metre yükseklikte bulunan Namtso, dünyada rakımı en yüksek tuzlu göl olma özelliğine sahip. Doğu ile batı yakaları arasında yaklaşık 70 kilometre ve güney ile kuzey yakaları arasında yaklaşık 30 kilometre olmak üzere toplam 1920 kilometrekare genişliğindeki Namtso Gölü, aynı zamanda Çin'deki ikinci büyük tuzlu gölü.</p>

<p>Namtso'ya giden yol genellikle Aralık ayından Mart ayına kadar kapalı oluyor. Nisan ve kasım ayları arasında hava hala çok soğuk, ancak kuru ve bazen kötü hava koşulları nedeniyle yol hala kapalı olabiliyor. Dolayısıyla Namsto'ya gitmek için en iyi zaman Haziran-Eylül arası.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Apr 2019 16:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/98bba125af8598caf2cda8ca353e73ce.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ünlü Bir Paradoks: Theseus&#039;un Gemisi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/unlu-bir-paradoks-theseusun-gemisi-12434</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/unlu-bir-paradoks-theseusun-gemisi-12434</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özdeşlik ve maddi bileşimle ilgili ünlü paradokslardan olan "Theseus'un gemisi", tüm parçaları değiştirilmiş bir nesnenin aynı şey olup olmadığının tartışıldığı bir paradokstur.</p>

<p>17. yüzyılın siyaset felsefecisi Thomas Hobbes (1588-1679) tarafından tartışılan paradoksa yakından bakalım.Plutark'ın aktardığı Yunan efsanesine göre, Atina'nın efsanevi kurucusu Theseus, Girit Adasındaki Minotaur'u tek başına öldürüp bir gemi ile eve dönmüştü.</p>

<p>Bu kahramanca zaferi onurlandırmak için Atinalılar 1000 yıl boyunca gemiyi titizlikle limanda tuttular ve her yıl Theseus'un yolculuğunu tekrarladılar.Theseus'un gemisi yıllar içinde bakım yapıldıkça tahtaları birer birer değiştirildi. Öyle ki, bir gün geminin değiştirilmedik hiçbir parçası kalmadı.</p>

<p>Soru 1: Bu durumda gemi hala Theseus'un gemisi sayılır mı, yoksa başka bir gemi haline mi geldi? Bu paradoks tarih boyunca tartışılan paradokslardan biridir ki çözümü için ünlü filozofların yöntemleri öneri olarak sunulmuştur.</p>

<p>"Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz" diyen Heraklitos, varlıkların sürekli değişim halinde olduğunu söyler.Bu düşünceye göre bu bir paradoks değildir ve Theseus'un gemisi her günün ertesinde farklı bir gemi olmuştur.Aristo'ya göre ise varlığı tanımlayan 4 neden vardır. Şekilsel neden, maddesesel neden, nihai neden ve etkin neden.</p>

<p>Şekilsel neden; geminin görünüşü, tasarımıdır. Maddesel neden; geminin neyden yapıldığıdır.</p>

<p>Nihai neden; geminin parçaları değişse de taşıma işini gerçekleştirebilmesidir.</p>

<p>Etkin neden; bir şeyin kim tarafından ve nasıl yapıldığıyla ilgilidir. Yani gemiyi yapan ustalar ve onların aletlerinin, gemiyi onaranlarla aynı olmasıdır.</p>

<p>Bu 4 neden, geminin hala Theseus'un gemisi olduğunu öne sürer.</p>

<p>Geminin hala Theseus'un gemisi olduğunu söyleyenlere karşı ikinci bir soru daha ortaya atılmıştır:</p>

<p>Soru 2: Yıllar içinde çıkarılan tüm parçalar kullanılarak ikinci bir gemi yapılsa, bu Theseus'un gemisi olur mu? Yani tüm parçaları değiştirilen gemiye A, çıkarılan parçalardan yeniden yapılan gemiye B dersek. Theseus'un asıl gemisi A mı yoksa B gemisi mi olurdu?</p>

<p>Günümüze uyarlayacak olursak geminin tahtaları hiç değişmeden sigorta yaptırıldığını varsayalım. Bu süreç sonrası sigorta şirketi tüm parçaları değişen A'dan mı yoksa çıkarılan parçalardan yapılmış B gemisinden mi sorumlu olacaktı?</p>

<p>Bu paradoksun belki de doğru bir yanıtı yok. Belli bağlamlarda bir yanıt doğru gözükebilir aynı şekilde diğer bağlamlarda da doğru gözükecek yanıtlar olacaktır.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Apr 2019 14:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/9665a80af6528b98b41af9a2fd0ea464.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya&#039;ya Karşı Savaşmıştı! 77 Yıl Sonra Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/almanyaya-karsi-savasmisti-77-yil-sonra-bulundu-12406</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/almanyaya-karsi-savasmisti-77-yil-sonra-bulundu-12406</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sına karşı savaşırken 40 mürettebatıyla kaybolan ve bir daha haber alınamayan Sovyetler Birliği’ne ait denizaltı 77 yıl sonra bulundu.</p>

<p>Sovyetler Birliği Deniz Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan U-308 tipi ‘Semga’ isimli denizaltı İkinci Dünya Savaşı sırasında Baltık Denizi’nde ortadan kaybolmuştu. Savaştan sonra da aranan denizaltı bir türlü bulunamamıştı. Semga isimli denizaltı kaybolduktan tam 77 yıl sonra araştırmacılar tarafından Finlandiya Körfezi’nde bulundu.</p>

<p>Yapılan araştırmada top isabet etmesiyle denizaltının battığı tespit edildi. Ekip tarafından denizaltı üzerinde araştırma çalışmalarının sürdürüleceği açıklandı.<img alt="" src="/images/haberici/2(81).jpg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Mar 2019 11:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/dedcf38422b3ade476e043aab0bce57f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihte Ünlü Korsan Gemileri</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tarihte-unlu-korsan-gemileri-12395</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tarihte-unlu-korsan-gemileri-12395</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde birçok filme konu olan korsanları çoğumuz kanca elli, bir gözü kapalı, ellerinde kılıçlar ve kuru kafatası armalı siyah bayraklı gemiyle denizlerde korku salan kaptan ve tayfasından oluşan bir grup olarak biliyoruz. Fakat korsan, kelime karşılığı olarak bilinenin aksine izinli deniz görevlisi anlamına gelmektedir. Tarihte ve günümüzde korsanın anlamı, deniz taşıtlarına saldırarak değerli eşyaları alan kişilere ve deniz haydutlarına verilen isim olmuştur.</p>

<p>Ancak tarihsel olarak araştırdığımızda en başarılı korsan kaptanları gösterişli ya da abartılı gemilere kumanda etmemiştir ama denizdeki evleri servetlerini biriktirmenin önemli bir parçası olmuştur. Tarihin en ünlü korsan gemilerine bir göz atalım.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Black%20Pearl.jpg" style="height:525px; width:600px" /></p>

<p><strong>Black Pearl (Siyah İnci)</strong></p>

<p>Karayip Korsanları filminin franchise'ını ünlü yapan süslü kurgusal bir gemi olan Black Pearl, korkutucu siyah gövdesi ve yelkenleriyle tanınan büyük bir gemidir. Hızına dokunulmaz olduğu bilinen, kullandığı çok sayıda yelkenli sayesinde, aslında Davy Jones tarafından deniz tabanından diriltilip yeniden adlandırılmadan önce yakılıp batırılana kadar Wicked Wench olarak biliniyordu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Jolly%20Roger.jpg" style="height:413px; width:414px" /></p>

<p><strong>Jolly Roger</strong></p>

<p>Bir başka kurgusal gemi ise, Peter Pan'da yer aldı, Jolly Roger, Kaptan Hook, Bay Smee ve korsan ekibinin eve çağırdığı gemi. Kaptan Kanca, gemiyi tüm korsan işlerinin merkezi olarak kullanıyor ve Skull Rock dışında, Neverland'deki tek korsan alanı olarak kabul edilen tek yerdir.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Adventure%20Galley.jpg" style="height:450px; width:600px" /></p>

<p><strong>Adventure Galley</strong></p>

<p>Doğu Hint Adaları'ndaki İngiliz gemilerine yapılan saldırıları durdurmak isteyen Adventure Galley, İskoç denizci William Kidd tarafından ele geçirildi. Korsanları ve düşmanı avlarken Fransız gemileri çok zorlandı, bunun yerine müttefiki gemileri açmaya karar verdi. Kidd nihayetinde gemiyi terk etti, Londra'ya döndüğünde korsanlıktan suçlu bulundu ve idam edildi.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Queen%20Anne%E2%80%99s%20Revenge.jpg" style="height:389px; width:516px" /></p>

<p><strong>Queen Anne’s Revenge</strong></p>

<p>Ünlü İngiliz korsan Blackbeard, 1717'de Concorde adlı Fransız köle gemisini ele geçirdi ve geminin ismini Kraliçe Anne'nin İntikamı (Queen Anne’s Revenge) olarak değiştirerek hızlı bir şekilde yelken açma kabiliyeti nedeniyle amiral gemisi haline getirdi. Charleston'daki beş ticari gemiye yapılan baskının ardından, gemi ciddi şekilde hasar gördü. Bazı tarihçiler, Blackbeard'in bölgeyi iyi tanıdığı için gemiyi kasten, bazı servet dilimlerini genişletecek olan mürettebatının bir kısmını öldürmeyi umarak gemiyi karaya oturttuğunu öne sürüyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Fancy.jpg" style="height:337px; width:600px" /></p>

<p><strong>Fancy</strong></p>

<p>Bir zamanlar Kraliyet Donanması ordusu olan Henry Avery, 1694'te İspanya sahili boyunca özel II. Charles'a başarılı bir isyan düzenledi. Hint Okyanusu'ndaki çalışmalarında servetini büyük ölçüde genişletti. 1695’in sonlarında Bahamalar’a yöneldiler ve erken emekliliğe ayrılarak hazine karşılığında sığınmayı tercih ettiler.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Whydah.jpg" style="height:399px; width:600px" /></p>

<p><strong>Whydah</strong></p>

<p>Aslen 1715'te Londra'dan bir köle gemisi olarak ortaya çıkan Whydah, ikinci seferinde “Black Sam” Bellamy komutasındaki korsanlar tarafından ele geçirildi. Bellamy'nin mürettebatı tarafından 50'den fazla gemiden toplanan hazineleri içerdiği söylenen Whydah, Cape Cod sahilinde bir kumara çarptı ve battı. 146 kişiden sadece 2 kişi kurtulabildi.,</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/Royal%20Fortune.jpg" style="height:337px; width:600px" /></p>

<p><strong>Royal Fortune</strong></p>

<p>İlk olarak Newfoundland yakınlarındaki bir Fransız brigantini yakalayan Bartholomew Roberts gemiyi geliştirdi ve tamir etti, güneye Karayipler'e gitti ve geminin adını Royal Fortune olarak değiştirdi. Aynı ismi daha sonra ele geçirilen bir Fransız savaş gemisi için ve Onslow'u yeniden adlandırırken de kullandı. Roberts, bir İngiliz savaş gemisinin saldırısı sırasında battığı son Kraliyet Servetinde bir zafer alevinde öldü.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Mar 2019 15:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/8e279da480c3ee24626b20dc5a315bc4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyanın En Eski Batığı Bulundu!</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunyanin-en-eski-batigi-bulundu-12349</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/dunyanin-en-eski-batigi-bulundu-12349</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sualtı Arkeolojisi'nde bugüne dek bilinen en eski batıklar, 3 Bin 400 yıllık Uluburun batığı ile 3 bin 200 yıllık Gelidonya Batığı idi. Ancak Antalya'da bulunan ve çok sayıda insitu vaziyette ingot içeren bir enkaz daha var ki Mısır duvar resimlerindeki yastık biçimli ingot çizimlerine göre 3 bin 600 yıllık olduğu sanılıyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/bat%C4%B1k%202.jpg" style="height:399px; width:600px" /></p>

<p>Akdeniz'de Türkiye Karasuları içerisinde keşfedilen M.Ö 12. yüzyıla tarihlenen Gelidonya Batığı ile M.Ö. 13-14 yüzyıla tarihlenen Uluburun batığı dünya üzerinde bilinen en eski tarihi batıklar olarak biliniyordu. Doç. Dr. Hakan Öniz, Çorum'da Hitit Üniversitesi'den katıldığı konferansata çok daha eski tarihli bir batığın bulunduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Sualtı Arkeologlarınca 2018 yılının Kasım ayında keşfedilen ancak Sualtı Arkeolojisi çalışmalarının bu sene başlaması plananan batık Antalya kıyılarında yatıyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/bat%C4%B1k%201.jpg" style="height:600px; width:453px" /></p>

<p>Dünyanın en eski batığının Kasım ayında bulunduğunu dile getiren Doç. Dr. Öniz, “Bunu açıklamadık. Basına açıklama yapmadık. Çünkü genel müdürlük bunun basına açıklanmasına izin vermedi. Bu batık Antalya’da Kasım ayında bulundu. Newyork’ta 1 tane Atina’da 4 tane Ingot sergileniyor dedim. Dünyada bilinen 5 tane Ingot varken yalnızca bizim batıkta in sutu halde görünen 74 tane Ingot var. 6 ay önce keşfetik, henüz inmedik. Bunu bilimsel olarak iki yerde yayınladık. Bir tanesi PAC, bir tanesi Sualtı Arkeoloji Vakfı’nın TINA dergisinde” şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/bat%C4%B1k%203.jpg" style="height:399px; width:600px" /></p>

<p>Bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda Adana Mersin ve Antalya’da 39 gemi batığı tespit ettiklerini anlatan Doç. Dr. Öniz, “Akdeniz kıyıları Tunç Çağı'nda çok hareketliydi. Anadolu kıyılarında Osmanlı’dan çok daha ciddi bir deniz trafiği vardı. Elbette Osmanlı’da da var. Bu yaz Alanya müzesi ile birlikte Osmanlı döneminde kalma bir batığın kazısına başladık. 2018 yılında ilk defa Adana kıyılarında sistematik sualtı araştırmaları başlatıldı. Bu araştırmalarda Karataş ve Yumurtalık limanlarında çalışıldı. Yumurtalık limanında şahane bir Bizans batığı tespit ettik. Bizden önce defineciler kıyıda insanların düşürdüğü altınlar var. Kıyıya da vurmuş bazı parçalar. Bilimsel olarak define avcısının, meraklının bulduğu şey bulunmuş sayılmıyor. Bunun bilimsel çalışma yapılarak burada şu var demek gerekiyor. Biz bunu yaptık” diye konuştu.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Mar 2019 12:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/cf41946a5f613bd8c6d4b741d62e8c39.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihte Bugün...Üsküdar Vapuru Faciası!</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tarihte-bugunuskudar-vapuru-faciasi-12325</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/tarihte-bugunuskudar-vapuru-faciasi-12325</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bundan tam 61 yıl önce 1 Mart 1958 tarihinde İzmit-Gölcük seferini yaparken, Seka açıklarında batan Üsküdar Yolcu Vapuru’nda 384 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 40 kişide kaybolmuştu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/3(49).jpg" style="height:386px; width:600px" /></p>

<p>O günlerde gemiyi terk edip kaçtığı ileri sürülerek hain ilan edilen Kaptan Mehmet Aşçı’nın cesedi birkaç gün sonra Deniz Kuvvetlerine bağlı gemiler tarafından balık ağlarına takılı olarak bulunmuştu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/4(43).jpg" style="height:373px; width:600px" /></p>

<p><strong>Türk Sivil Denizcilik tarihinin en büyük faciası</strong></p>

<p>Bugün Örcün Mezarlığı’nda defnedildiği iddia edilen Kaptan Mehmet Aşçı’nın naaşı hala bulunabilmiş değil. Aradan geçen onca yıla rağmen gözyaşlarının dinmek bilmediği Üsküdar Faciası Şehitleri bugün bir kez daha törenlerle anılacak. İstanbul’dan Körfez’e tek katlı olarak gönderilmesine rağmen üzerine bir kat daha ilave edilmesi sonrasında o dönemlerde büyük eleştirilere neden olan Üsküdar Yolcu Vapuru, İzmit’ten Gölcük’e dönen ve çoğunluğu Gölcük öğrencilerinin oluşturduğu büyük bir facia yaşamış, Üsküdar Faciası kayıtlara Türk Sivil Denizcilik tarihin en büyük faciası olarak geçmişti.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/wwww.jpg" style="height:600px; width:455px" /></p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Mar 2019 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/1673e1f5ca112f0914b62c6dbb383184.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rekor Ziyaretçiye Ulaştı!</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/rekor-ziyaretciye-ulasti-12268</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/rekor-ziyaretciye-ulasti-12268</guid>
                <description><![CDATA[Amerika’da 1965 yılında üretilmesinin ardından Türk Donanması’nda 40 yıl keşif ve karakol gemisi olarak hizmet veren TCG Yarhisar, 2005 yılında hizmet dışı kaldı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Amerika’da 1965 yılında üretilmesinin ardından Türk Donanması’nda 40 yıl keşif ve karakol gemisi olarak hizmet veren TCG Yarhisar, 2005 yılında hizmet dışı kaldı. Donanma Komutanlığı ve Gölcük Belediyesi arasında yapılan protokol ile 27 Ekim 2006 yılında müze gemi olarak Gölcük Kavaklı Sahili’ne yerleştirilen Yarhisar Müze Gemisi ziyaretçi akınına uğruyor.</p>

<p>GÖLCÜK’te TCG Yarhisar Müze Gemisi’ni 2006 yılından bu yana 2016 bin 77 kişi ziyaret etti.</p>

<p>Ziyaretçilere Türk Donanması ve gemi hakkında bilgiler veriliyor. Yeniden düzenlenen gemide cansız mankenlerle gemideki yaşam gösteriliyor. Görev yıllarında TCG Yarhisar dahil birçok gemide görev yapan emekli astsubay İlhan Akbulut, müze müdürü olarak görevlendirildiği Yarhisar Gemisi’ni, bugüne kadar 216 bin 77 kişinin ziyaret ettiği bilgisini verdi.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/2(65).jpg" style="height:408px; width:600px" /></p>

<p>Gemideki bilgilerin Türk Donanması’nın tanıtımında önemli bir yeri olduğunu söyleyen İlhan Akbulut, "Bugüne kadar toplam 216 bin 77 misafirimize ev sahipliği yaptık. Ziyaretçilerimiz yurt içinden, yurt dışından, çevre illerden, özellikle okuldaki öğrencilerimize Donanma’yı, Donanma kenti Gölcük’ümüzü anlatan, savaş gemilerini anlatan bilgiler ile gezdirdik. En son sömestr tatilinde 996 misafirimizi ağırladık.</p>

<p>Bu bizim için rekor bir sayı. Genelde kışın bu mevsimde, havaların soğuk olması sebebiyle 800 kişi civarında ziyaretçimiz oluyor ortalama. Biz 16 günde 996 kişi gezdirerek bir rekor kırdık. Bu yıl 13’üncü yılımız ve halen insanlarımızın talepte bulunması, ziyaret etmeleri bizi çok mutlu ediyor. Her geçen gün ziyaretler artarak devam ediyor. Yurtdışından gelen misafirlerimiz oluyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden bir şekilde Gölcük’e gelmişler, buradaki misafirlikleri sırasında müzemizi de geziyorlar" dedi.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/3(41).jpg" style="height:660px; width:495px" /></p>

<p><strong>YÜZER VİNÇLE 3 PARÇADA TAŞINDI</strong></p>

<p>Geminin müzeye dönüştürülme sürecini de anlatan İlhan Akbulut, "2006 yılında Yarhisar’ın müze gemi yapılmasına karar verildiğinde, bu gemi Gölcük Tersane Komutanlığı’nda kaynak makinesi ile 3 parça olarak kesildi. Deniz yoluyla, yüzer vinç ile buraya taşındı. Sahilden 20 metre içeride, karadayız şu anda. Buraya parça parça getirilerek burada monte edildi ve böylece donanma kenti Gölcük’e bir savaş gemisi müzesi kazandırmış olduk. Özellikle vatandaşlarımız donanma gemilerini gezmek istiyorlar ama stratejik açıdan mümkün olmuyor ancak bu gemiyi gezerek onlara önemli bir hizmet verdiğimizi düşünüyoruz" diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/4(36).jpg" style="height:429px; width:600px" /><br />
&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Feb 2019 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/78c323280327ddb130fd1867c5f4dc94.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>76 Yıl Sonra Okyanusun Dibinde Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/76-yil-sonra-okyanusun-dibinde-bulundu-12260</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/76-yil-sonra-okyanusun-dibinde-bulundu-12260</guid>
                <description><![CDATA[ABD ve Japon İmparatorluğu arasındaki bir deniz muharebesinde bundan tam 76 yıl önce batan ünlü savaş gemisi USS Hornet, okyanusun 5 kilometre derinliğinde keşfedildi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı'nda batan ünlü Amerikan uçak gemisi USS Hornet, tam 76 yıl sonra ortaya çıkarıldı. Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Paul Allen'ın 2016 yılında kurduğu Petrel keşif ekibi, USS Hornet'in enkazını Güney Pasifik Okyanusu'nun dibinde keşfetti.</p>

<p>Keşif ekibinin kullandığı ifadelere göre uçak gemisi okyanusun yaklaşık 5.3 kilometre aşağısında bulunmuş. Keşif için "R/V Petrel" isimli otonom araştırma gemisini kullanan ekip, enkazı tespit etmelerinin ardında elbette bir video da yakalamışlar.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/uss.jpg" style="height:337px; width:600px" /></p>

<p>USS Hornet, önemli birçok muharabede rol almış olması nedeniyle İkinci Dünya Savaşı'nın en ünlü uçak gemilerinden birisiydi. 18 Nisan 1942'de Tokya'ya düzenlenen Doolittle Baskını isimli üzücü hava saldırısı, USS Hornet'ten kalkış yapan uçaklarla gerçekleştirilmişti. Hornet ayrıca Midway Muharabesi'nde de rol oynamıştı.</p>

<p>USS Hornet'in batışı ise Santa Cruz Adaları Deniz Muharebesi sırasında gerçekleşti. Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne karşı savaş veren gemi, uzun süren torpido saldırıları ve bombalamaların ardından 27 Ekim 1942'de tamamıyla batmıştı. Gemi mürettebatından 140 kişi hayatını kaybederken, 2060 kişi ise bölgedeki diğer Amerikan gemilerine aktarılarak kurtarılmıştı.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/uss%202.jpg" style="height:395px; width:600px" /></p>

<p>USS Hornet'in bulunmasının ardından bazı açıklamalar yapan keşif ekibi,"Hornet, tarihe yön veren birçok deniz muharabesinde görev aldı. Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı'ndan keşfetmek istediğimiz gemiler listesinde en üstte yer alıyordu." sözlerini kullandı. Petrel keşif ekibi geçtiğimiz yıl bir diğer ünlü uçak gemisi USS Lexington'u da keşfetmişti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Feb 2019 11:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/deab6cd41ea144d350fd8bf08f949279.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hitler’in ‘Kayıp Filosu&#039;...</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/hitlerin-kayip-filosu-12247</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/hitlerin-kayip-filosu-12247</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">TRT Haber'in Mavi Tutku Program</span><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ı Y</span>önetmeni Hakan Aslan, ekibinin Deniz Kuvvetleri Komutanl<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ığı ile yaptığı ortak </span>çal<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ışma sonucu Nazilerin 1944'te Karadeniz'in T</span>ürk karasular<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ında batırdığı U-23 denizaltısının nasıl bulunduğunu anlattı.</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslan, "2010 yılında Karadeniz'de Sakarya Karasu a</span>ç<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ıklarında, 1994'te T</span>ürk Deniz Kuvvetleri'nden bir geminin buldu<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ğu U-20 denizaltısının </span>çekimlerini yap<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ıyorduk. O zamandan beri, batırılan U-19, U-20 ve U-23 Alman denizaltıları konusu ilgimizi </span>çekti. Almanya'da U-23'in komutan<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ı Rudolf Arendt'e ulaşmayı başardık. Belki de o olayların son canlı tanığı, 97 yaşında. O bize denizaltının nerede batırıldığını detaylı bir şekilde anlattı" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="/images/haberici/hitler.jpg" style="height:303px; width:588px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mavi Tutku ekibinin yıllardır bu batıkları araştıran su altı araştırmacısı Sel</span>çuk Kolay'la güçlerini birle<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ştirdiğini anlatan Aslan, "Sonu</span>çta arama yap<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ılması gereken b</span>ölge tespit edildi. Deniz Kuvvetleri Komutanl<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ığı yetkililerine sunduğumuz projemiz kabul edildi ve bizim g</span>österdi<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ğimiz b</span>ölgede aramalara ba<span style="font-family:Calibri,sans-serif">şlandı. Aramalar meyvesini verdi ve denizaltı, ocak sonunda bulundu" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="/images/haberici/hitler3.jpg" style="height:400px; width:600px" /></span></p>

<p>‘<span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>YABANCI DALGI</strong></span><strong>ÇLARIN </strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İLGİSİNİ </strong></span><strong>ÇEK</strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İYOR'</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Batık U-20 ve U-23 denizaltılarının iyi korunduğu i</span>çin dalg<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ı</span>çlar<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ın ilgisini </span>çekti<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ğini s</span>öyleyen Aslan, ancak Karadeniz'deki hava <span style="font-family:Calibri,sans-serif">şartlarının anında değişebildiğini ve sıklıkla fırtınalar olduğunu, bu nedenle yurtdışından bir</span>çok dalg<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ıcın dalış yapma fırsatı bulamadığını, ancak dalışların yasak olmadığını ve uygun hava şartlarında bunun yapılabileceğini aktardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Batırılan </span>üçüncü denizalt<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ı U-19'un diğer iki araca g</span>öre muhtemelen daha derinde oldu<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ğu i</span>çin <span style="font-family:Calibri,sans-serif">şimdilik bulunamadığını s</span>öyleyen Aslan, sözlerine <span style="font-family:Calibri,sans-serif">ş</span>öyle devam etti:</p>

<p>"Bat<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ırılması gereken denizaltıların </span>üçü de k<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ıyıdan 7-8 mil mesafede toplandı ve komutanları, batırılacak olan noktaları belirledi. Almanlar denizaltıları m</span>ümkün oldu<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ğu kadar derine batırmak istiyordu, fakat ikisini batırırken hesap hatası yaptı. Mesele şu ki Karadeniz'de bizim kıyı kesiminde 20-25 metre derinlikte olan sığlıklar ve onların hemen yanlarında derinliği 600 metreye kadar ulaşan </span>çukurlar bulunuyor. Büyük bir olas<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ılıkla U-19, Ereğli a</span>ç<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ıklarında bu </span>çukurlardan birinde bulunuyor."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘<strong>ALMANYA DA </strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İLGİ G</strong></span><strong>ÖSTER</strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İYOR'</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Almanya'nın da batık denizaltılarına ilgi g</span>österdi<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ğini ifade eden Aslan, şunları aktardı:</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Oradan U-20'yi g</span>örmek için gazeteciler geldi, su alt<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ına daldılar, </span>çekim yapt<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ılar, denizaltı hakkında yazdılar. Bu canlı bir tarih. Rusya'dan denizaltılarla ilgili resmi teklif gelmedi, fakat elbette ki Rus tarafıyla bu konuda bir takım temaslar m</span>ümkün."</p>

<p><strong>NE OLMU</strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>ŞTU?</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">CIA raporunda Hitler'le ilgili iddialar: Sadomazoşist ve biseks</span>üel</p>

<p>Almanya, <span style="font-family:Calibri,sans-serif">İkinci D</span>ünya Sava<span style="font-family:Calibri,sans-serif">şı'nda Ruslarla savaşmak i</span>çin 6 denizalt<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ısını Karadeniz'e g</span>öndermek istedi. Türkiye, sava<span style="font-family:Calibri,sans-serif">şta tarafsız olduğu i</span>çin bo<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ğazlarını kullandırtmadı.</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunun </span>üzerine Almanlar gemileri parçalara ay<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ırarak, 7 bin kilometre karadan taşıdı ve 4 ayda Romanya'ya ulaştırdı. Burada par</span>çalar yeniden birle<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ştirildi, gemiler K</span>östence Liman<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ı'ndan denize indirildi. 6 gemi 1942 </span><span style="font-family:Calibri,sans-serif">— 1944 d</span>öneminde Rusya Donanmas<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ı'na karşı 56 operasyon ger</span>çekle<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ştirildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Denizaltılardan 3 tanesi Rusya tarafından batırıldı. Diğer </span>üçü ise Karadeniz'de mahsur kald<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ı. M</span>ürettebat, gemileri Türk karasular<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ına yakın noktalarda batırdı ve karaya </span>ç<span style="font-family:Calibri,sans-serif">ıktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="/images/haberici/u-20.jpg" style="height:404px; width:600px" /></span></p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Feb 2019 12:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/68be16a72295d0169dff22b1160b8d06.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ernest Shackleton&#039;ın Gemisini Buluyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ernest-shackletonin-gemisini-buluyor-12210</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ernest-shackletonin-gemisini-buluyor-12210</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim adamları ve arkeologlardan oluşan bir ekip, 100 yıldan daha uzun bir süre önce Antarktika'da kaybolan kaşif Sir Ernest Shackleton'ın Endurance gemisini bulmak için bir girişim başlattı.</p>

<p>Weddell Sea Expedition, Kasım 1915'te batan ünlü geminin kalıntılarını bulmak için Özerk Sualtı Araçlarını kullanacak. Shackleton'ın talihsiz keşfi Antarktika'nın kara geçişini yapmayı planlamıştı.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/mm.jpg" style="height:281px; width:500px" /></p>

<p>Weddell Denizi'nin donmuş atıklarında , 28 ekip üyesi , geminin filikalarını Antarktika yakınlarındaki Fil Adası'na ulaşmak için kullanmadan önce beş ay boyunca buz kütlelerinde hayatta kaldı . Oradan, Shackleton ve beş yoldaş Güney Atlantik adası Güney Georgia adasında bir cankurtaranda 800 mil yol kat etti ve Endurance'ın kalan mürettebatının Fil Adası'ndan kurtarılmasını sağladı. Geminin mürettebatının hayatta kalması ve kurtarılması, insan dayanıklılığının inanılmaz bir başarısı olarak kabul edilir.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/3(33).jpg" style="height:281px; width:500px" /></p>

<p>Kaptan Frank Worsley, ayrılmadan ve buzun altına inmeden önce geminin son koordinatlarını dikkatlice kaydetti. Bu bilgi ile donanmış olan SA Agulhas II araştırma gemisindeki Weddell Sea Expedition üyeleri, Dayanıklılık'ın son dinlenme yerini bulmak için uçağı buz altında gönderecek.</p>

<p>Keşif gezisi geçtiğimiz günlerde , A68 adlı büyük bir buzdağının buz kütlesini kırdığı 2017'de manşetlere çıkan Larsen C buzu bilimsel araştırmayı tamamladı . Buzdağı, Delaware'nin büyüklüğüdür.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/0.jpg" style="height:281px; width:500px" /></p>

<p>Gezinin baş bilim adamı ve Cambridge Üniversitesi Scott Polar yöneticisi Profesör Julian Dowdeswell, “Larsen C Buz rafı ve devasa A68 buzdağının çevresindeki az bilinen bölgenin glasyolojisi, oşinografi, biyoloji ve jeolojisi hakkında detaylı gözlemleriyoruz” dedi. Araştırma Enstitüsü'nde yapılan açıklamada “Bu verilerin analizi, daha genel olarak buz tabakası stabilitesi üzerindeki etkileri ile, Larsen C'nin çağdaş istikrarını ve geçmişteki davranışını daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.” denildi. Uzmanlar enkaz bölgesinde ne bulabileceklerini merak ediyorlar.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Feb 2019 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/772e1523088973c024213e8435284308.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2. Dünya Savaşı&#039;ndan Kalma Denizaltı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/2-dunya-savasindan-kalma-denizalti-12195</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/2-dunya-savasindan-kalma-denizalti-12195</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve TRT işbirliği ile gerçekleştirilen belgesel çalışmasında Ağva'nın 2 mil açığında 2. Dünya Savaşı'ndan kalma Alman denizaltısı tespit edildi.</p>

<p>Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve TRT işbirliği ile gerçekleştirilen Mavi Tutku belgesel çalışmasında Şile-Ağva açıklarında batan 2. Dünya Savaşı'ndan kalma Alman denizaltısı U23 bulundu.</p>

<p>Alınan bilgiye göre, TCG AKIN arama ve Kurtarma gemisi, Ağva'nın 2 mil açığında yaptığı çalışmalarda denizaltıyı 40 metre derinlikte buldu ve uzaktan kumandalı cihazla görüntüledi.</p>

<p>TRT Haber'in sualtı belgesel programı Mavi Tutku ve Deniz araştırmacısı Selçuk Kolay'ın yaptığı araştırmalar sonucunda denizaltının bulunduğu düşünülen alanda yapılan çalışmalar, tarihin karanlık bir sayfasını daha aydınlatmış oldu.</p>

<p>U23 denizaltı batık keşfini 1 yıl önce donanmaya katılan TCG AKIN gemisi yaptı. Gelişmiş sualtı arama cihazlarına sahip olan gemide, 1.000 metre derinliğe kadar görev yapabilen ROV adı verilen uzaktan kumandalı sualtı cihazı bulunuyor.</p>

<p>TCG AKIN gemisi Komutanı Deniz Yarbay Cenk İlgün, derinlerde kaybolan bir tarihin tanığı U23'ün keşfini gerçekleştirmekten mutlu olduklarını belirterek, "TCG AKIN komutanlığı mavi vatanda daima Türk milletinin hizmetindedir" dedi.</p>

<p>TRT Haber Mavi Tutku belgesel yönetmeni Hakan Aslan ise "Uzun zamandır Alman denizaltılarının Karadeniz’deki harekatı ve sonrasında yaşananlarla ilgili çalışmalarımız devam ediyordu. Denizaltı personeli ve görgü tanıklarının anlatımıyla hazırladığımız belgesel TRT ekranlarından çok yakında izleyici ile buluşacak" değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>U23'ÜN TARİHÇESİ</p>

<p>2.Dünya Savaşı'nda Almanlar, Barbarossa Harekatı kapsamında Karadeniz'e bir denizaltı filosu göndermeye karar vererek Türkiye'den boğazların açılması talebinde bulundu. Türkiye Montrö Sözleşmesi gereğince boğazları askeri gemilere kapatmış, denizaltıların gizli geçişlerini engellemek için de Çanakkale ve İstanbul boğazlarına manyetik hatlar döşemişti.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/denizalt%C4%B1.jpg" style="height:282px; width:500px" /></p>

<p>Bunun üzerine Almanlar, 40 metre uzunluğundaki küçük tonajlı tip II-B sınıfı 6 adet denizaltısını (U9, U18, U19, U20, U23 ve U24) Hamburg Kiel'de sökerek kara ve nehir yoluyla Romanya'nın Köstence limanına kadar 7 bin kilometre boyunca 4 ay gibi kısa bir sürede taşıdı. Burada tekrar monte edilen denizaltılar Karadeniz'e açıldı. 30. filotilla olarak adlandırılan gemiler 27 Ekim 1942'den 25 Ağustos 1944'e kadar Rus donanmasına karşı 56 operasyon gerçekleştirdi.</p>

<p>Savaş sonuna doğru Ruslar, 3 denizaltıyı batırdı ve Almanların yegane üssü Köstence, Kızıl Ordu'nun eline geçti. Almanya, Karadeniz'de kapana sıkışan 3 denizaltı U 19- U20 ve U-23 için Türk hükümetinden boğazların açılmasını istedi ancak bu istek geri çevrildi.</p>

<p>Başka çaresi kalmadığını anlayan Amiral Karl Dönitz, denizaltı komutanlarına gemilerini batırma ve Türkiye'de karaya çıkma emri gönderdi. 3 Denizaltı Eylül 1944'de Türk kıyılarına yakın bir noktada buluştu. Ardından U19 Karadeniz Ereğli, U20 Sakarya Karasu, U23 Ağva açıklarında batırıldı, personel karaya çıktı.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/den%C4%B1zlat%C4%B1%C4%B1%C4%B1%C4%B1.jpg" style="height:283px; width:500px" /></p>

<p>Emre göre Alman denizaltıcılar, Anadolu topraklarında güneye inecekler ve işgal altındaki Yunan adalarına geçiş yapacaklardı. Denizaltıcılar karaya çıktıklarının ertesi günü yakalandılar ve Isparta Beyşehir'de 1,5 yıl enterne edildiler. Savaşın bitmesinin ardından da ülkelerine döndüler. 13 Temmuz 1994'te nde Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Kurtaran gemisi, U20 denizaltısını Sakarya Karasu açıklarında 23 metre derinlikte tespit etmişti.</p>

<p>"Mavi Tutku Kıyılarımızdaki Tarih" adlı belgesel çalışmasında, Fethiye körfezi açıklarında 1953'te denize zorunlu iniş yapan Fransız Yolcu uçağı enkazına 270 metre derinlikte ulaşılmıştı.Deniz Kuvvetleri Komutanlığının TCG IŞIN adlı arama gemisi ile yapılan keşif 2011'de gerçekleşmişti.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Feb 2019 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/521509a8bce1fa12056b6fd3da55aa17.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Bir Denizcinin Doğum Günü’ Filmi Hindistan yolcusu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bir-denizcinin-dogum-gunu-filmi-hindistan-yolcusu-12169</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/bir-denizcinin-dogum-gunu-filmi-hindistan-yolcusu-12169</guid>
                <description><![CDATA[Denizin ve denizciliğin her zaman önemli bir yaşam alanı olduğu ülkemizde, sinema sanatında bu konuyla alakalı yapılan çalışmalara bir yenisi daha ekleniyor. "Bir Denizcinin Doğum Günü" isimli film, pek yakında film festivallerindeki yerini almaya hazırlanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Denizin ve denizciliğin her zaman önemli bir yaşam alanı olduğu ülkemizde, sinema sanatında bu konuyla alakalı yapılan çalışmalara bir yenisi daha ekleniyor. "Bir Denizcinin Doğum Günü" isimli film, pek yakında film festivallerindeki yerini almaya hazırlanıyor.</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20px"><span style="background-color:#ffffff">Yapımcılığını Erol Aydın'ın üstlendiği, Gültekin Bayır'ın yazıp, yönettiği 'Bir Denizcinin Doğum Günü' isimli film şubat ayının son haftası Hindistan'da düzenlenecek olan Mumbai Uluslararası Film Festivali'nde Hintli izleyici ile buluşmaya hazırlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:17px"><span style="background-color:#ffffff">Kısıtlı maddi imkanlarla çekilen gerçek bir uzun yol kaptanından ilham alan Gültekin Bayır imzalı ‘Bir Denizcinin Doğum Günü’ isimli film İstanbul’un çeşitleri semtlerinde ve Kuşadası’nda çekimleri tamamlandı. Film şubat ayının son haftasında Hindistan’da düzenlenecek olan Mumbai Uluslararası Film Festivali’nde Hintli sanatseverlerin beğenisine sunulacak.</span></span></span></p>

<p>The Several Seas düşünce grubunun ilk projesi olan “Bir Denizcinin Doğum Günü” isimli yerli film bu yıl düzenlenen Kazan Uluslararası Film Festivalinde yarışacak.</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:inherit"><span style="background-color:#ffffff">FİLMİN KONUSU</span></span></span></strong></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:17px"><span style="background-color:#ffffff">Babasını ve kardeşini denizde yitirmiş bir kadının aynı kaderi yaşamasın diye adını Çınar koyup denizci olmasına izin vermeyi düşünmediği oğlunun da aynı kaderi paylaşmasına engel olamayan Mihriban Hanım'ın denizle hesaplaşma çabasını konu almaktadır.<br />
Mihriban'ın oğlu Çınar bir deniz kazasında üstelikte doğum gününde hayatını kaybetmiştir. Mihriban Hanım'ın böylesi büyük bir acıyı kaldıracak mecali kalmadığı için olsa gerek oğlu Çınar'ı öleli neredeyse 10 yıl olmasına rağmen hayalinde yaşatmaya devam etmektedir.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jan 2019 16:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/1890df8188984d7428ad3c930970f585.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ASURLU DALGIÇLAR</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/asurlu-dalgiclar-12168</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/asurlu-dalgiclar-12168</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2.700 YIL ÖNCEKİ ASURLU DALGIÇLAR...</p>

<p>M.Ö.700 yılına ait, su içerisinde giden Asur askeri kabartmasıdır. Koyun tulumundan yapılan nefes alma aparatı (Şnorkel).&nbsp;MÖ.700 yıllarında Asurlulara ait&nbsp;dönemin zekice tasarlanmış teknolojilerinden biridir.</p>

<p>Arkeoloji Dünyası'ndan alıntıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jan 2019 12:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/47a186e240dad2b6118741f7e637be97.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>98 Milyon Yıllık Deniz Canlısı Fosili</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/98-milyon-yillik-deniz-canlisi-fosili-12157</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/98-milyon-yillik-deniz-canlisi-fosili-12157</guid>
                <description><![CDATA[KONYA'nın Hadim ilçesindeki Geyik Dağları'nda yürüyüşe çıkan Hasan Hüseyin Kahrıman (44), döküntü halindeki kireç taşlarında fosil kabukları buldu. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>KONYA'nın Hadim ilçesindeki Geyik Dağları'nda yürüyüşe çıkan Hasan Hüseyin Kahrıman (44), döküntü halindeki kireç taşlarında fosil kabukları buldu. Fosillerin izini süren Kahrıman, 2 bin 700 rakımda fosil yatağına ulaştı. Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sacit Özer laboratuvar ve mikroskobik incelemelerinde, elde edilen bulguların 98 milyon yıllık 'Rudist' adı verilen deniz canlısı fosili olduğunu saptadı.<br />
Hadim'de 6 yaşından bu yana dağlarda gezen evli ve 1 çocuk babası Hasan Hüseyin Kahrıman, geçen yıl Haziran ayında, ilçeye bağlı Eğri Göl mevkisinde doğa yürüyüşüne çıktı. Kahrıman yürüyüş sırasında kireç taşlarında döküntü halinde fosil kabukları buldu. Hasan Hüseyin Kahrıman, fosillerden aldığı numune ve fotoğrafları, Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sacit Özer'e gönderdi.</p>

<p><br />
Prof. Dr. Sacit Özer, yaptığı laboratuvar ve mikroskobik incelemelerde elde edilen bulguların, 98 milyon yıllık 'Rudist' adı verilen deniz canlısı fosili olduğunu belirledi. Fosillerin iki kavkılı(kabuklu) canlılara ait olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sacit Özer, ''Geyik Dağı'nın doğu yamacında, yaklaşık 2 bin 700 metre yükseklikte yeni bir fosilli lokalite saptanmıştır. Fosiller kavkılarındaki kanallı yapısıyla ilginç görünümler sunan 'Rudist' adı verilen ve 98 milyon sene evvel yaşamış olan iki kavkılı canlılara ait kalıntılardır. Hadim çevresinde ve Orta Toroslar'da ilk kez Geyik Dağı'nda bulunmuştur'' dedi.</p>

<p><br />
<strong>'BULGULAR ÇOK ÖNEMLİ'</strong><br />
Bulunan fosillerin bilim dünyası açısından da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özer, şunları söyledi:<br />
''Orta Toroslar'daki, bilimsel açıdan bu bulgunun tanıtılması için girişimlerde bulunulmuştur. Bulguyla ilgili makale hazırlanmış ve dünyanın en saygın jeoloji dergilerinden birine gönderilmiştir. Ayrıca, 28 Ocak1 Şubat 2019 tarihlerinde Ankara ODTÜ konferans salonlarında yapılacak olan '72'nci Uluslararası Türkiye Jeoloji Kurultayı'nda bildiri olarak sunulacaktır. Böylece Hadim ve dolayısıyla Geyik Dağı'nın adı bilimsel ortamda tanıtılmış olacaktır. Sosyal açıdan bu bulgu değerlendirilebilir. Geyik Dağı'na yapılacak olan doğa yürüyüşleri kapsamına bu fosilli lokalite dahil edilerek geziye ilginç bir konum kazandırılabilir. Bu aşamada doğa dostu ve çalışmalarımda yardımlarını esirgemeyen Hasan Hüseyin Kahrıman'dan destek alınmalıdır. Bu vesileyle Hadim'in tanıtılmasına yönelik yeni girdiler sağlanmış olacaktır. Hadimli üst düzey yöneticilere uygun bir mekanda bu fosillerin sergileneceği bir müze oluşturmaları önerilebilir."</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/1(33).jpg" style="height:289px; width:500px" /><br />
<strong>DOĞA YÜRÜYÜŞÜNDE BULDU</strong><br />
Fosilleri doğa yürüyüşünde bulan Hasan Hüseyin Kahrıman ise sık sık dağlara çıkıp uzun süre orada kalarak yaşamını sürdürdüğünü belirtti. Fosilleri geçen Haziran ayında yaptığı doğa yürüyüşü sırasında bulduğunu anlatan Kahrıman, şunları dedi:<br />
''Haziran ayında Eğri göl tarafına yaptığımız doğa yürüyüşünde, döküntü halindeki kireç taşlarında bol miktarda fosil kavkıları gördüm. Fosillerin fotoğraflarını çektim ve Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğretim üyesi Prof. Dr. Sacit Özer'e gönderdim. Sacit Bey, Hadim, Bolat ve Taşkent civarında jeolojik araştırmalar yapmış ve bölgeyi tanıyan bir bilim insanıydı. Daha önceki yıllarda bu fosilleri gördüğünü ve kendi uzmanlık alanına ait Rudist fosilleri olduğunu belirtti. Ayrıca jeolojik yaş olarak bugüne kadarki incelemelerinde Hadim dolaylarında böyle bir yaşı verecek fosil bulunmadığını belirtti. Ancak bunların döküntü olduğunu ve büyük olasılıkla Geyik Dağı'ndan geldiğini söyledi.''</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/2(36).jpg" style="height:333px; width:500px" /><br />
Prof. Dr. Sacit Özer'in yönlendirmesiyle Eğri Göl'den başlayıp yaklaşık 4 saat süren yürüyüşle Geyik Dağı'nın doğu yamacında 2 bin 700 metre yüksekliğe çıktığını anlatan Kahrıman, ''2 bin 700 metre yüksekliğe ulaştığımda fosil yatağını buldum. Yine fotoğraflar çekip, fosil ve kaya parçalarından örnekler alıp, Sacit Bey'e gönderdim. Sacit Bey, yaptığı laboratuvar ve mikroskop çalışmaları sonucunda Hadim bölgesi için yeni bir fosil yatağının keşfedildiğini söyledi" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Jan 2019 15:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/5cb172db71ad0d1cd02a494444203947.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gemi Enkazları Sergisi Açıldı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/gemi-enkazlari-sergisi-acildi-12126</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/gemi-enkazlari-sergisi-acildi-12126</guid>
                <description><![CDATA[Rahmi M. Koç Müzesi, Yapı Kredi ve Organik Group sponsorluğu ile 2019 yılını yeni sergiyle karşıladı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>. İtalyan fotoğrafçı ve heykeltıraş Stefano Benazzo'nun fotoğraflarından oluşan ‘Bellek Görevi: Gemi Enkazları' sergisi açıldı.<br />
Rahmi M. Koç Müzesi, ziyaretçilerini bu kez gemi enkazları hakkında fotografik bir araştırmaya davet ediyor. 14 bin objeden oluşan koleksiyonuyla ulaşım, endüstri ve iletişim tarihinin efsanelerine gerçek boyutta objeler, fotoğraflar, posterler ve deneyim alanlarıyla ev sahipliği yapan müze, 2019'u Yapı Kredi, Organik Group sponsorluğu ve İtalya Konsolosluğu desteğiyle ödüllü İtalyan fotoğrafçı ve heykeltıraş Stefano Benazzo'nun 'Bellek Görevi: Gemi Enkazları' fotoğraf sergisiyle karşıladı. Sergide gemi enkazı fotoğraflarıyla deniz insanlarının anıları yer alıyor.</p>

<p><br />
İnsanların denizle imtihanının, cesaretlerinin ve korkularının anılarını fotoğraflarıyla anlatan Stefano Benazzo, "Batıklar yalnız, çaresiz ölür, nadiren umursanır. Bu nedenle onlara sempati ve saygı göstermenin önemine inanıyorum. Bugün doğanın bir parçası haline gelen batıklar aynı zamanda tarih kitaplarında yer almayan deniz insanlarının artık var olamayacak anılarının birer sembolü. Sert hava ve deniz bu enkazları yok etmeden önce gelecek nesiller için fotoğrafları çekip bir bellek oluşturuyorum" dedi. Sergi, 31 Mart'a kadar ziyaret edilebilecek.</p>

<p><br />
<strong>Stefano Benazzo Kimdir?</strong><br />
1949 doğumlu fotoğrafçı ve heykeltıraş Stefano Benazzo, diplomatik kariyeri boyunca Bonn, Washington ve Moskova'da görev aldı. Bulgaristan ve Belarus'ta İtalya Büyükelçisi olarak çalıştı.<br />
50 yıla yakındır fotoğrafçılıkla uğraşan Benazzo, Güney Amerika, Karayipler, ABD, Afrika ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki kıyılarda karaya oturmuş gemi ve gemi enkazlarını araştırıyor. 200'den fazla enkazı kadrajına sığdıran Benazzo, ayrıca heykelleri ve modelleri ile de birçok kişisel, toplu sergide ve özel koleksiyonlarda yer aldı.</p>

<p><br />
Tüm bunların yanı sıra, ‘Wrecks/Relitti' ve ‘Duty of Memory: Wrecks in Greece' adlı iki kitap yayınlayan Benazzo'nun, 'La Naturalezza dell'Istante', 'In Itinere', 'Omaggio alla Nave scuola Amerigo Vespucci', '45 Anni di Arte - Ricerca di Materie e Forme', 'Cosa c'è dietro queste porte?' 'Tolleranza: Faro per la Fede e la Vita' isimli 6 sanat kataloğu bulunuyor.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/m%C3%BCze%204.jpg" style="height:333px; width:500px" /></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/m%C3%BCze.jpg" style="height:266px; width:500px" /></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/m%C3%BCze%202.jpg" style="height:335px; width:500px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jan 2019 15:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/1d88dc9ae51552955eab6476abe5f0be.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avustralya&#039;nın İlk Yerleşimcileri Sahilde Yaşamış</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/avustralyanin-ilk-yerlesimcileri-sahilde-yasamis-12117</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/avustralyanin-ilk-yerlesimcileri-sahilde-yasamis-12117</guid>
                <description><![CDATA[Avustralya'nın Kuzeybatısındaki Barrow Adası'ndaki Boodie Mağarası’nda 5 yıldır süren arkeoloji kazılarındaki buluntular, Avustralya sahilinin muhtemel ilk ziyaretçilerine ait kanıtları ortaya çıkardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya'da ilk insan iskanı 50.000 yıl önce başlamış olabilir. Barrow Adasında bulunan kalıntıların tarihlendirilmesi, deniz ve kara faunasın analizleri Avustralya'da insan varlığının 46.200 ile 51.100 yılları arasındaki bir dönemde başladığını tahmin ettiriyor. Adanın jeolojik yapısı o yıllarda kıtaya bitişik olduğunu gösteriyor. Tahminen 6.800 yıl önce sular yükseldi, adanın kara ile bağlantısı kesildi ve insanlar da buradaki mağarayı terk etti.<br />
Avustralya’nın iç kesimlerinde daha önce yerleşim bölgeleri bulunmuştu. Arnhem'deki Madjedbebe J- Kaya Sığınağı ve Flinders'deki Warratyi Kaya yerleşimilerinin aksine Barrow Adasında 5 yıldır kazılan Boodie Mağarası’ndaki yerleşim sahil kenarında.</p>

<p><br />
Mağara’da bulunan hayvan kalıntıları bölgeye ulaşan muhtemel ilk insanların beslenme kültürlerine ışık tutuyor. Avustaralya'nın ilk yerleşimcilerinin, neler yediği, neler avladığı ve çöl koşullarında nasıl yaşadıklarına dair tahminleri destekleyen bulguların analizleri ilginç bilgiler ortaya koyuyor.<br />
Batı Avustralya Üniversitesi'nden Prof. Peter Veth'in başkanlık ettiği arkeolojik kazılardaki bulgular Quaternary Science Reviews dergisinde yayınladı.<br />
Kuzeybatı Avustralya'daki Barrow Adası'nda bir deniz çölüne yerleşen ilk insanlar (Early human occupation of a maritime desert, Barrow Island, North-West Australia) başlıklı makalede Prof. Peter Veth'in dışında araştırma ekibinden Ingrid Warda, Tiina Manneb, Sean Ulmc, Kane Ditchfielda, Joe Dortcha, Fiona Hooka, Fiona Petcheye, Alan Hogge, Daniele Questiauxf, Martina Demurof, Lee Arnoldg, Nigel Spoonerf'ın imzaları bulunuyor.</p>

<p><br />
Sahilde bulunan kanguru kemikleri, deniz canlıları artıkları, kömür kalıntıları, ve deniz kabukları da dahil, 4 ayrı noktadan alınan pek çok numunenin ANSTO Hızlandırıcı Bilim Merkezince çıkarılan radyokarbon ve diğer analiz sonuçları büyük ölçüde benzeşim içeriyor.</p>

<p><br />
Antares hızlandırıcıda radyokarbon tarihlemesinin gözetmeni Dr Vladimir Levchenko, "Prof Veth'in araştırma ekibi, Afrika'dan yayılan ve Avustralya'ya ulaşan insanları keşfetmemize yardımcı oldu. Bu araştırma, iç bölgelerde yaşayan Aborijin halkının kıyı kaynaklarından da yararlandığına dair teoriyi güçlendiriyor" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Jan 2019 12:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/611b95a87066e3e4778501c976c39417.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Madam Martha Koyu Artık Halkın Değil!</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/madam-martha-koyu-artik-halkin-degil-12097</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/madam-martha-koyu-artik-halkin-degil-12097</guid>
                <description><![CDATA[Burgazada’da 1. Derece sit alanında bulunan Madam Martha Koyu, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından açık artırmayla özel kişilere devredildi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Burgazada’da 1. Derece sit alanında bulunan Madam Martha Koyu, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından açık artırmayla özel kişilere devredildi. Adalılar halkın kıyı kullanım hakkının elinden alınması ve paralı hale getirilmesi, doğal ve kültürel yaşamın tahrip edilmesi endişelerini dile getirerek ihalenin iptali için girişimlere başladı.</p>

<p><br />
İstanbul Burgazada’da halkın ücretsiz denize girebildiği ve kamp yapabildiği İstanbul’daki neredeyse tek bölge olan, 1. derece sit alanı Madam Martha Koyu, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bir ihaleyle özel kişilere devredildi.<br />
15 Aralık tarihinde yapılan ihaleyle Madam Martha Koyu ve çevresindeki elli dönümü aşkın arazi, 15 bin TL aylık kira bedeliyle 15 yıllığına adada restoran işleten bir kişiye kiralandı.</p>

<p><br />
Böylece Burgazada’nın doğal yaşamı ve kültürel belleği açısından en önemli bölgelerinden birinin turizm işletmelerine açılması için ilk adım atılmış oldu.<br />
1. derece doğal sit alanı olan Madam Martha Koyu’nun da içinde yer aldığı toplam 56 dönümlük arazi Martha Koyu’ndan Kalkapazankaya’ya kadar uzanan çok geniş bir bölgeyi kapsıyor. Arazi üzerindeki Madam Martha’nın evi de dahil olmak üzere çeşitli binalar için imar barışından yararlanmak üzere yapılan başvurular sonrasında alınacak turizm ruhsatı, bu bölgenin turistik işletmelere açık hale gelmesine neden olacak.</p>

<p><br />
Bölgeyi tellerle çevirmeyi, alana girişleri ücretli hale getirmeyi, bölgede konser alanı, plaj, restoran ve kafeterya gibi tesisler kurmayı planlayan işletmecinin projeleri için resmi onay süreci halen devam ediyor.</p>

<p><br />
2006 yılında adadaki Hazine’ye ait bir başka araziyle trampa edilerek Silahtarağa Vakfı’na devredilen ve böylece Vakıflar Genel Müdürlüğü kontrolüne geçen Martha Koyu hakkındaki gelişmeler o tarihten bu yana Burgazadalılar tarafından yakından izleniyordu. Bölgenin özel kişilerin işletmesine açılması için yürütülen çeşitli kampanyalara karşı koy ve çevresindeki arazide adalılar tarafından temizlik ve bakım çalışmaları yapılıyordu.<br />
Martha Koyu’nu da içine alan yaklaşık 56 dönümlük arazinin özel kişilere devredilmesi, halkın kıyı kullanım hakkının elinden alınması ve paralı hale getirilmesi, doğal ve kültürel yaşamın tahrip edilmesi endişeleri Burgazada’da ve tüm Adalar’da tepki yaratmaya devam ediyor. İhalenin iptal edilmesi için ise girişimlerin başladığı belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Jan 2019 12:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/3697c2b6650a45e130fa8234641ba5e1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>500 Bin Kişiyi Ağırlayan &#039;Bandırma Gemi Müzesi&#039; Havadan Görüntülendi</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/500-bin-kisiyi-agirlayan-bandirma-gemi-muzesi-havadan-goruntulendi-12065</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/500-bin-kisiyi-agirlayan-bandirma-gemi-muzesi-havadan-goruntulendi-12065</guid>
                <description><![CDATA[500 bin kişiyi ağırlayan 'Bandırma Gemi Müzesi' havadan görüntülendi 19 Mayıs 1919'un 100. yılında ziyaretçi patlaması bekleniyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Milli Mücadele'yi başlatmak için Samsun'a geldiği vapurun birebir kopyası olan 'Bandırma Gemi Müzesi'ni 2018 yılında yarım milyon kişi ziyaret etti. Milli Mücadele'nin 100 yılında ise ziyaretçi patlaması bekleniyor.&nbsp;</p>

<p><br />
Mustafa Kemal Atatürk'ün 22 arkadaşıyla birlikte Bandırma Vapuru ile Samsun'a gelip, Milli Mücadele'yi başlatmasını simgeleyen Samsun Büyükşehir Belediyesi Bandırma Gemi Müzesi 2018 yılında 500 bin kişiyi ağırladı. Şehir içinden ve dışından gelen çok sayıda kişi, Bandırma Gemi Müzesi'ni gezdi. 19 Mayıs 1919'un 100. yılı olan 2019 yılında ise ziyaretçi patlaması bekleniyor.&nbsp;</p>

<p><br />
Müzeyi 2018 yılında yarım milyondan fazla insanın ziyaret ettiğini açıklayan Sanat Tarihçisi Ayhan Çırak, "Bandırma Vapuru, bu toprakların tarihini değiştiren kişileri yani Milli Mücadele ateşini yakan kişiler olan Mustafa Kemal Atatürk ve 22 silah arkadaşını 19 Mayıs 1919'da Samsun Reji Tütün İskelesi'ne getiren gemidir. Bandırma Vapuru'nun birebir kopyası olan 'Bandırma Gemi Müzesi' 4-5 aylık yaz sürecinde yoğun ziyaretçi akınına uğruyoruz. Bazı günler 5 bin ziyaretçi ağırlıyoruz. Ziyaretçileri, rehber eşliğinde gemimizde gezdiriyoruz. 2018 yılı içerisinde yaklaşık 500 bin ziyaretçiyi burada ağırladık. Bu yazı yoğun geçirmemizin yanı sıra her 19 Mayıs'ta müzemiz, Anadolu'nun her yerinden insanların geldiği bir yer olarak dikkat çekiyor. İnsanlar buradan mutlu ve duygusal bir şekilde ayrılıyor. 19 Mayıs 1919'un 100. yılında geçtiğimiz dönemlere nazaran bir ziyaretçi patlaması bekliyoruz. Samsun'un genelinde olacak etkinliklerin bir bölümü de müzemizde gerçekleşecek" dedi.&nbsp;</p>

<p>Müzeyi ziyaret eden vatandaşlar ise geminin ziyaret edilmesinin önemli olduğunu söyledi.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/band%C4%B1rma%20man.jpg" style="height:266px; width:500px" /><br />
<strong>Bandırma Müze Gemisi'nin özellikleri&nbsp;</strong><br />
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 18 silah arkadaşıyla birlikte 19 Mayıs 1919'da İstanbul'dan Samsun'a geldiği ve Kurtuluş Mücadelesi'nin en büyük tanığı olan Bandırma Vapuru'nun bire bir kopyası olarak 2003 yılında yapılan Bandırma Gemisi 2005 yılından bu yana 'müze' olarak hizmet veriyor. 35 bin metrekarelik Milli Mücadele Açık Hava Müzesi'nin içinde yer alan Bandırma Gemi Müzesi'nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kişisel eşyasının da yer aldığı birçok eser sergileniyor. Müzede Atatürk'e ait fotoğraflar, 1870'li yıllarda yapılmış duvar saati, telefon, cetvel pergel, yangın tüpü, masa ve sandalyeler teşhir ediliyor. Atatürk'ün beylik tabancası, kendi el yazısının yer aldığı metinler ve kıyafetleri de müzede yer alan eserler arasında bulunuyor. Geminin kamara bölümünde Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'ndaki yatak odasının bire bir kopyası de yer alıyor. Ayrıca müzenin kamara bölümünde Atatürk ve silah arkadaşlarının bal mumu heykelleri de büyük ilgi görüyor. Heykellerin bulunduğu odada yer alan tarihi saat Atatürk'ün Samsun'a çıktığı an olan saat 08.00'i gösteriyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Dec 2018 14:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/7f0bc81a956e4b5949f55e282533a5a5.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi, Millet Kıraathanesi Oluyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/zubeyde-hanim-egitim-ve-muze-gemisi-millet-kiraathanesi-oluyor-11979</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/zubeyde-hanim-egitim-ve-muze-gemisi-millet-kiraathanesi-oluyor-11979</guid>
                <description><![CDATA[İzmir’in simgelerinden biri olan Konak tarafında Kordon’da demirli halde bulunan ‘Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi’ nin demirli olduğu yere “Denizci Millet Kıraathanesi yakında hizmetinize açılacaktır” yazılı bir duyuru afişi asıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haziran ayında ‘bakım’ yapılacağı gerekçesiyle yerinden kaldırılan geminin İstanbul’a gönderileceği iddiaları ortaya atılmış, fakat iddialar Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yalanlamıştı. Yetkililer Alaybey Tersanesi’ne çekilen Yüzer Müze’nin onarımın bitmesinin beklendiği, ‘Yüzer Müze’nin İzmir’in sembolü olduğu ve onarımın yapılmasının ardından konuşlandığı yere getirileceğini açıklamıştı.<br />
Konuyu TBMM gündemine taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Murat Bakan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.<br />
CHP’li Bakan, “Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi İzmirliler için iki açıdan mühimdir. Birincisi; İzmir tarihsel olarak Akdeniz’in en önemli liman kentidir. Kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılmasında eşsiz bir yeri olan Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi, Denizcilik ile ilgilenen ve bu mesleği yapmak isteyenler için muhteşem bir eğitim yuvasıdır. Gemi’nin diğer önemi ise; mezarı da İzmir’de bulunan Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın hatırasını yaşatıyor olmasıdır. Kültürel mirasımızın timsali olan bir müzeyi ‘kıraathane’ye çevirmek hangi politikanın ürünüdür? Neye hizmet etmektedir? AKP hangi bilinçle, hangi değerler bütünü ile Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi’ni ‘Millet Kıraathanesi’ yapma girişiminde bulunmaktadır? Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi’nin Millet Kıraathanesi yapılmak istenmesi; İzmir’i rakıdan ibaret sanan zatı muhteremlerin, bu kentin kültürü, tarihi ve Cumhuriyet değerleri konusundaki hassasiyeti görmedikleri ve İzmir’i anlayamadıklarının en önemli göstergesidir. Saray rejiminin kentlerin hafızasına ve Cumhuriyet’in değerlerine karşı uygulamalarına izin vermeyeceğiz!” diye konuştu.<br />
'Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi' müze olarak kalacak mı?<br />
CHP’li Bakan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “İzmir’in simgelerinden biri olan, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın adını taşıyan yüzer müzenin müze olarak devam etmesini isteyen İzmirlilerin talebi doğrultusunda; ‘Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi’ müze olarak kalmaya devam edecek midir?” diye sordu.<br />
Yıldırım: Büyük Atatürk'ün validesi Zübeyde Hanım'ın hatırası<br />
Zübeyde Hanım Eğitim ve Müze Gemisi’nin açılışına o dönem AKP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Binali Yıldırım da katılmıştı. Yıldırım açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Yüzer Müze, bir yandan büyük Atatürk’ün validesi Zübeyde Hanım’ın hatırasını yaşatırken diğer yandan da genç yavrularımıza denizciliği, deniz sevgisini öğretecektir” ifadelerini kullanmıştı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Dec 2018 14:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/a2fc5314e3e6352bcc5d3f53be7e107c.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hollanda&#039;lı Marangoz Nuh&#039;un Gemisi İle İsraile Gitmeyi Planlıyor</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/hollandali-marangoz-nuhun-gemisi-ile-israile-gitmeyi-planliyor-11963</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/hollandali-marangoz-nuhun-gemisi-ile-israile-gitmeyi-planliyor-11963</guid>
                <description><![CDATA[1.6 milyon dolara Nuh'un Gemisi'ni inşa ettirmişti! Şimdiki planı ise...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Johan Huibers adlı milyoner müteahhit ve tasarımcı tarafından 4 yılda inşa edilen Nuh'un gemisinin kopyası 2012 yılında tamamlanmıştı. Huibers şimdilerde motoru bulunmayan gemiyi İsrail'e yüzdürmeyi amaçlıyor.<br />
Hollandalı marangoz, Nuh'un Gemisi'yle tıpatıp aynı özelliklere sahip gemiyi inşa etti. Bu gemiyle İsrail'e gitme hazırlıklarını yapıyor.<br />
Huibers isimli milyoner 1993 yılında Nuh'un gemisi adlı kitap okumuştu. Kitaptan o kadar etkilendi ki geminin kopyasını inşa etmeye karar verdi. Karısı, fikrine gülüp geçse de Huibers, Nuh'un gemisinin ilk versiyonunu 2006 yılında tamamladı. Ancak bu çalışmadan memnun olmadı çünkü gemi olması gerekenin yarısı büyüklüğündeydi.<br />
Çılgın milyoner işi daha ileriye götürmeye karar verdi. 23 metre yüksekliğinde, 30 metre genişliğinde ve 135 metre büyüklüğünde bir gemi inşa etti. Tamamen ağaçtan yapılan Nuh'un Gemisi'nin replikası için 4 yıl harcandı. 2012'de tamamlanan gemi 1.6 milyon dolara mal oldu.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Nov 2018 14:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/4b3d45bf12e3b14559af5dd955483261.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Midilli Kruvazörü 100 Yıl Aradan Sonra Yeniden Karşımızda</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/midilli-kruvazoru-100-yil-aradan-sonra-yeniden-karsimizda-11932</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/midilli-kruvazoru-100-yil-aradan-sonra-yeniden-karsimizda-11932</guid>
                <description><![CDATA[Deniz ve sualtı belgeselleriyle tanınan ünlü sunucu Savaş Karakaş'ın, Midilli Kruvazörü'nün batışının 100. yıldönümü anısına hazırladığı belgeselin gala gösterimi Bahçeşehir Üniversitesi ( BAÜ)'nde gerçekleştirildi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="914" height="514" src="https://www.youtube.com/embed/404YlEwujKI?ecver=1" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe><p>Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı'na girdiği ilk günden itibaren özellikle Karadeniz’de birçok harekata katılan ve 1918 yılında Çanakkale'de mayınlara çarparak batan "Midilli Kruvazörü"nün çarpıcı hikâyesi bu belgeselle gün yüzüne çıkarılıyor.&nbsp;</p>

<p>Galada, Savaş Karakaş açılış konuşmasına dedesi Hafız Hilmi Coşkun'un hatıratından çok kısa bir bölüm okuyarak başladı. Ardından;&nbsp; ''28 temmuz 1914'te Saraybosna'da suikastle bir tetik çekildi, ilk kurşun sıkıldı. 11 kasım 1918'e kadar 4 yıl boyunca yeryüzünün tanık olduğu ilk topyekün savaşta 20 milyon insan öldü . Bu savaşın 100. yıldönümündeyiz. Yeryüzünde başlayan savaş, 1 yıl içerisinde yeraltına indi.&nbsp;Batı cephesinde zehirli gazlar soluğan insanı öldüren, kör eden gazlar sıkıldı. Savaş sadece yeni bulunan silahlarla savaşılmadı. Ölenlerin, bu 20 milyon insanın da bir o kadarı da yaralandı ve sakat kaldı. Çünkü sadece silahlar değil, aynı zamanda açlık, kıtlık ve korkunç salgın hastalıklar da insanlığı kırdı. Savaş yıllarında yaklaşık 29 milyona sahip Osmanlı İmparatorluğu seferberliğin ilanıyla yaklaşık 3 milyon askeri silah altına aldı ve cepheye gönderdi. Bunlardan 1 milyonu evlerine geri dönemedi. Aslında belgeselimiz, Birinci Dünya Savaşı'nın tamamının bir röntgenini ortaya koymak yerine Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanya'nın yanında savaşa girişinin hikayesini, girişinin şifrelerini aktarıyor. Bugüne kadar pek aydınlatılmadı, pek konuşulmadı. Bu konunun aydınlatılması ve açıklanması için bu belgeseli hazırladık'' diye konuşmasını sürdürdü.</p>

<p>Galada, BAÜ Medeniyet Araştırmaları Merkezi Başkanı&nbsp; Doç. Dr. Burhan Köroğlu da, Bahçeşehir Üniversitesi olarak böyle bir etkinliğe hizmet etmekten, ona destek vermekten onur yaşadıklarını dile getirdi.</p>

<p><strong>''Midilli 100 yıl boyunca denizin diplerinde istirahatteydi, şimdi ise karşımızda ''</strong></p>

<p>BAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güngör de; '' Midilli gemisi savaş boyunca Karadeniz'de birçok operasyona katıldı. Donanmada kader arkadaşı Yavuz ile birlikte gösterdiği başarılarla, Osmanlı halkının güven duyduğu simgelerden biri haline geldi. Askerlerin ve malzemelerin sevk edilmesinde, Karadeniz kıyılarına kömür sağlanmasında, Rus filosunun istanbul Boğazı'na yaklaştırılmamasında etkinliği olan Midilli, Osmanlı Devleti'ne rahat nefes aldırdı. 1918 Ocak ayında gerçekleşen İmroz Harekat'ına kadar ortağı Yavuz ile birlike katıldı. Ancak bu harekattan geri dönemedi. Mayınların neden olduğu bedenindeki yaralar onun sonunu getirdi, bütün hatıralarıyla birlikte karanlık sulara gömüldü. Midilli'nin batışı, aslında sadece bir geminin kaybedilmesi değildi. Osmanlı İmparatorluğu'nun da sonunun geldiğinin habercisiydi. Midilli'nin kaybedilmesinden yaklaşık 9 ay sonra Osmanlı Devleti imzaladığı Mondros Mütakeresi'yle savaştan çekilip itilaf devletlerinin insafıyla yüzyüze kalmıştı. Midilli 100 yıl boyunca denizin diplerinde istirahatteydi. Şimdi ise bizim karşımızda ve hikayesini anlatmak için duruyor'' açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Tarih, koltuklarında oturan insanların aldıkları kritik kararlar ile şekilleniyor ve ona göre yaşanıyor''</strong><br />
Galaya, 2002-2006 yılları arasında İstanbul'da Kurmay Yarbay olarak görev yapmış olan Klaus Wolf'da katıldı. Kişisel olarak ilgi duyduğu bu tarihi süreci, edindiği bilgi ve belgeler ışığında yeniden ele alan Wolf, Alman perspektifinden Osmanlı ile ittifakı değerlendirdi. '' Tarih bir anda olmuyor, kader ile şekillenmiyor. Koltuklarında oturan insanların aldıkları kritik kararlar ile şekilleniyor ve ona göre yaşanıyor'' değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><br />
<strong>''Her batık aslında masa başında olur, sahadaki yalnızca bir çalışmadır''</strong></p>

<p>1993 yılında Midilli'nin batışının keşfini yapan&nbsp; Selçuk Kolay, Midilli'nin ilk bulunuş keşfini anlattı. Her batık aslında masa başında olur, sahadaki yalnızca bir çalışmadır, diyen Kolay; ''1993 yılında Midilli araştırması ilk defa gelişen tekolojiyi ve modern metodları kullandığım araştırmadır. Benim için önemli bir yeri vardır. CPS teknolojisinin gelişmesiyle ilk defa bu araştırmada CPS, yan taramalı sonaj, ve korakan manyetometrelerinin kombinasyonlarını kullandık ve çok başarılı olduk. O zamanlar Haliç'te Koç Müzesi'nin kuruluşunda görevliydim, böyle bir sualtı çalışması yapmayı planladım. Midilli'yi özellikle şunun için seçtim yakın tarihimize ait&nbsp; çok önemli bir batık, ama yeri bilinmiyordu. Bunu açığa çıkardık'' dedi.</p>

<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteklediği&nbsp; “Midilli” belgesel film projesinin çekimleri Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, T.C. Genelkurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Çanakkale Valiliği ve Çanakkale Tarihi Alan Başkanlığı’ndan alınan özel izinlerle gerçekleşti.<br />
Sibel Göloğlu’nun yönetmenliğini yaptığı filmin, sinema estetiğiyle belgesel doğallığını görselleştirmesi için yoğun çaba gösterildi. Profesyonel sualtı kameramanları tarafından elde edilen Midilli’nin sualtı görüntüleri belgeselin en çarpıcı görüntülerini oluştururken, drone ile yapılan hava çekimleri ise bölgenin doğal güzelliklerini gözler önüne seriyor. 4K kalitesinde, modern anlatım ve kurgu teknikleriyle hazırlanan belgeselin, Türkçe ve İngilizce dil seçenekleri de var.&nbsp;</p>

<p><strong>“Midilli”</strong> belgeseli sadece bir gemi enkazına ışık tutmakla kalmıyor, Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi (MEDAM)’ın da katkılarıyla Osmanlı ve Alman arşivlerinde saklı kalmış bilgi, belge ve fotoğrafları da gün ışığına çıkararak, Türk-Alman ilişkilerinin seyri ve 1. Dünya Savaşı’na girişimize dair önemli bir manifestoyu ilan ediyor.</p>

<p><strong>Belgeselin sonunda</strong> Türk-Alman dalgıç ekipleri tarafından Midilli'nin 150mm'lik kıçtopu üzerine POV ile bırakılan bir anı plaketiyle ( BRESLAU- MİDİLLİ), aziz şehitler savgı ve sevgiyle anıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Nov 2018 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/c3d9665df59e7017aed59809532ad9f6.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İznik&#039;te &#039;Bazilikanın Sırları&#039; Toplantısı</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/iznikte-bazilikanin-sirlari-toplantisi-11919</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/iznikte-bazilikanin-sirlari-toplantisi-11919</guid>
                <description><![CDATA[ ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’nın İznik ilçesinde göl dibindeki bazilika uluslar arası toplantıda ele alındı.<br />
İznik’te 2014 yılında hava fotoğrafları çekimi esnasında keşfedilen ve 2014 yılında dünyanın en önemli 10 keşfi arasında gösterilen bazilikanın sırları akademisyenler ve yetkililer tarafından masaya yatırıldı. Toplantıya İznik Kaymakamı Bülent Bayraktar, Belediye Başkanı Osman Sargın, İznik Müze Müdürü Haydar Kalsen, Prof. Dr. Mustafa Şahin, Fransa’dan Prof. Julia de Sigoyer, İsviçre’den Prof. Flasco Anselmetti, Dr. Steffano Fabur, Fransa’dan Renaldo Gastineu katıldı.<br />
Kazı sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Şahin çalışmaları ve son durum hakkında bilgi verdi. Muhtemel depremlerde su altındaki tarihi yapılara gelebilecek zararlar ele alındı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi İznik Deprem Zararlarının Azaltılması Hizmet Merkezinden yetkililerinde hazır bulunduğu toplantıda, ayrıca göl kıyısında yerli ve yabancı turistler için oluşturulabilecek sosyal alanlar konusu da değerlendirildi. 2000 yılda İznik’te 4 büyük deprem olduğunu ve bu depremler sonrasında ne gibi sonuçların ortaya çıktığı değerlendirildi.<br />
Bunların yanı sıra su, deniz, göl ve okyanus tabanlarının topoğrafik ölçmelerinin yapılmasının anlamına gelen batimetri ile ve İznik gölünün deprem takvimi sunuldu.<br />
İznik’in kültürel ve tarihi mirasını ayağa kaldırmak için çalıştıklarını dile getiren Belediye Başkanı Osman Sargın, “Yaptığımız teşebbüsler, hükümetimiz, bakanlıklarımız ve büyükşehirden aldığımız destekle tarihi eserleri ayağa kaldırıyoruz. Su üstü ve ve su altı tarihi eserlerinden en önemlisi olan bazilika binlerce insanın aklına İznik’i getiriyor” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Nov 2018 15:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/d86f3081b39e29f94729244e57b4b9dd.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege Denizinde Çanak Çömlek Taşıyan Batıklar Bulundu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ege-denizinde-canak-comlek-tasiyan-batiklar-bulundu-11914</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ege-denizinde-canak-comlek-tasiyan-batiklar-bulundu-11914</guid>
                <description><![CDATA[Deniz arkeologlarından oluşan ekip, Ege denizinde, içerisinde çömlek kargosu ve üzerinde tasarımcılarının adı yazılı olan 
kandillerin de bulunduğu 3 gemi batığı keşfetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu gemiler Fornoz adasında ve onun çevresindeki adacıklarda bulundu. Bu sularda birçok gemi enkazı bulunuyor. Çünkü burası iki büyük antik gemi yolunun üzerinde yer alıyor. Kötü şöhretli olan bu gemi yolları, İkarya ve Sisam adaları arasında bulunuyor.</p>

<p>Araştırma yöneticisi George Koutsouflakis’e göre bu batıklar arasındaki en eski gemi MÖ 4-2. yüzyılları arasına tarihleniyor. Aralarında MS 5-6. yüzyıllara ait olanların yanı sıra en yeni olanı 18-19. yüzyıllara tarihleniyor.</p>

<p>Koutsouflakis, gemilerin 10 ila 40 metre derinlikte bulunduğunu söylüyor. Bu derinlikler nispeten sığ sayılır ve bu sebeple enkazlarda, yasadışı yağma izleri ve balıkçıların verdiği hasarlar görülebiliyor.</p>

<p>Son dönemlerde bulunan beş yeni gemi enkazıyla birlikte, ıstakoz şeklindeki Fornoz kompleksinde yer alan toplam antik gemi sayısı 58’e çıktı. Bu sayıya antik, ortaçağ ve daha yeni döneme ait gemiler de dahil. Bu 13 adacığın ikisi uğursuz isimler olan Antropofas ya da Adam-yiyici olarak anılıyor. Bu isimler birçok denizcinin buralarda suya batmasından dolayı verilmiş.</p>

<p>Proje, ABD merkezli RPM Denizcilik Vakfı ile işbirliği içinde 2015 yılında başladı. Bu kâr amacı gütmeyen vakıf, Akdeniz’de arkeolojik araştırmalar yapan bir kuruluş. Arkeologlar, batık siteler hakkında bilgi veren yerel balıkçılardan önemli yardım aldı.</p>

<p>Eylül ayında bulunan şarap, yağ ve gıda maddelerini içeren amforaların kargolarından ayrı olarak dalgıçlar, 2. yüzyıl pişmiş toprak kandillerden oluşan bir grubu da ortaya çıkardı. Bu kandillerde onları yapan Korintli ustaların isimleri de kazınmıştı: Octavius ve Lucius.</p>

<p>Yunan Kültür Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada bu ustaların özgürlüklerini sonradan kazanan köle işçileri olabileceği belirtildi.</p>

<p>Bakanlık, projenin önümüzdeki beş yıl boyunca devam etmesinin planlandığını açıkladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Nov 2018 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/de9567976bc7e6cac24a1e999c7a1bb2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İBB&#039;den Şehit Ve Gazi Ailelerine Boğaz Turu</title>
                <category>Kültür / Tarih / Belgesel</category>
                <link>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ibbden-sehit-ve-gazi-ailelerine-bogaz-turu-11894</link>
                <guid>https://www.denizticaretgazetesi.org/haber/ibbden-sehit-ve-gazi-ailelerine-bogaz-turu-11894</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi şehit ve gazi ailelerine moral vermek amacıyla boğaz turu düzenledi. Kırıkkale'den gelen misafirler Haliç'ten başlayan boğaz turuyla İstanbul'un güzelliklerini denizden görme imkanı buldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:0px; margin-right:0px"><a class="keyword" href="https://www.haberler.com/istanbul-buyuksehir-belediyesi/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="İstanbul Büyükşehir Belediyesi Haberleri">İstanbul Büyükşehir Belediyesi</a>&nbsp;terörle mücadele kapsamında şehit düşen ve gazi olan askerlerimizin aileleri için boğaz turu düzenledi. Boğaz turuna katılan misafirler İstanbul'un güzelliklerini, tarihi ve kültürel mekanlarını denizden görme imkanı buldu.</p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px"><strong>VAPUR MÜZİSYENLERİ KONSER VERDİ</strong></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px"><a class="keyword" href="https://www.haberler.com/kirikkale/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="Kırıkkale Haberleri">Kırıkkale</a>&nbsp;Valiliği tarafından İstanbul'a gelen yaklaşık 35 kişilik şehit ve gazi yakınları&nbsp;<a class="keyword" href="https://www.haberler.com/ibb/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="İBB Haberleri">İBB</a>&nbsp;iştiraki Şehir Hatları tarafından misafir edildi. Ailelere moral vermek ve İstanbul'un güzelliklerini yakından göstermek için boğaz turu düzenlendi.&nbsp;<a class="keyword" href="https://www.haberler.com/halic/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="Haliç Haberleri">Haliç</a>&nbsp;Tersanesi'nden başlayan boğaz turunda misafirler&nbsp;<a class="keyword" href="https://www.haberler.com/kiz-kulesi/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="Kız Kulesi Haberleri">Kız Kulesi</a>, Boğaz'ın her iki yakasındaki tarihi köşk ve yalılar, Beylerbeyi Sarayı,&nbsp;<a class="keyword" href="https://www.haberler.com/dolmabahce-sarayi/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="Dolmabahçe Sarayı Haberleri">Dolmabahçe Sarayı</a>,&nbsp;<a class="keyword" href="https://www.haberler.com/ciragan-sarayi/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="Çırağan Sarayı Haberleri">Çırağan Sarayı</a>,&nbsp;<a class="keyword" href="https://www.haberler.com/rumeli/" style="box-sizing: border-box; line-height: 25.2px; margin: 15px 0px 0px; color: rgb(51, 51, 51) !important; text-decoration-line: none !important; cursor: pointer !important;" title="Rumeli Haberleri">Rumeli</a>&nbsp;ve Anadolu Hisarları gibi tarihi mekanları yakından görme fırsatı buldu. İstanbul'un tarihi ve kültürel mekanları misafirlerin büyük ilgisini çekti. Keyifli geçen boğaz turunda misafirler bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi.<br />
<br />
<span style="font-family:Roboto,sans-serif; font-size:18px">Şehit ve gazi ailelerine ikram edilen yemeğin ardından vapur müzisyenlerinden oluşan grup Türk Halk Müziği'nden eserler icra etti. Mini konser misafirler tarafından beğeniyle takip edildi. Boğaz turunun ardından şehit ve gazi yakını ailelere günün anısına özel hediyeler verildi.</span></p>

<div>&nbsp;</div>

<div>
<div>
<div>
<div>&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Nov 2018 11:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.denizticaretgazetesi.org/images/haberler/sehit_man_ic.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
