Yunanistan bildiğiniz ve önceki yazılarımda belirttiğim gibi sadece Türk’lere vize uyguluyor. Türk’lerden başka vize uyguladığı veya Yunanistan’a vize ile seyahat eden başka bir millet biliyor musunuz? Üstelik adalara sadece turist Türk’ler gitmiyor. Amatör Denizciler gidiyor ve adalarda dolaştıkları her ay için, tekne boylarına göre ayrıca bir vergi ödeniyor. Yunanistan çeşitli sebeplerle Guletlere el koydu. Herhangi bir Türk bandralı tekneye her zaman el koyabilirler, ekstra ceza kesebilirler, vergi koyabilirler.

Ama Yunanistan’ın halen egemen göründüğü adalarda hukuken mülkiyet hakkı var mı?

GİRİT Adası’nın hukuki statüsünü belirleyen antlaşmalar var. Bunlar 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması, 10 Ağustos 1913 Bükreş Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması’dır. Bu antlaşmalara göre GİRİT adasının sadece dörtte biri Yunanistan’a aittir. Dörtte üçü ise Türkiye’ye aittir. Ayrıca GİRİT çevresindeki adalar da Türkiye’ye aittir. Merak edenler internetten araştırabilirler. GİRİT konusu bu günlerde TVNET de yayınlanan “Akıl Odası” programında Gazeteci Avni Özgürel Üstadımız tarafından sık sık dile getiriliyor.

Osmanlı Devleti ile İtalya arasında 1912 de yapılan Trablusgarp savaşlarından sonra Ege adalarından bir kısmı İtalya hakimiyetine bırakıldı. Bu antlaşmada, İtalyan’ların Türkiye dışında başka bir devlete adaları devredebileceğine dair bir madde yok. 1923 lozan antlaşması ile bu adaların İtalya hakimiyetine bırakıldığı teyit edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1945 Paris antlaşması ile İtalya adaları Yunanistan’a bıraktı. İtalya’nın böyle bir hakkı yoktu. Açgözlü ve halen açgözlülüğü devam eden Yunanistan, adaları TEK KURŞUN ATMADAN aldı. Adaların silahsızlanma zorunluluğu olmasına rağmen, bu antlaşmalara da uymadı.

Eğer bir antlaşma uygulanmıyorsa veya hükümlerinden biri veya birkaçı ihlal ediliyorsa (ki Yunanistan ihlal ediyor), o antlaşma hükümsüzdür. Bu durumda Yunanistan’ın Midilli’den Meis’e kadar olan doğu Ege adalarındaki statüsü yok hükmündedir. Bir başka deyişle;

GİRİT VE MİDİLLİDEN MEİS’E KADAR EGE ADALARI YUNAN İŞGALİNDEKİ TÜRK ADALARIDIR.

Yunanistan suçunu biliyor. Bu yüzden, en azından bizim yaşadığımız yıllarda şahit olduğumuz üzere her zaman Türkiye’ye karşı düşmanca bir politika izlemiştir. Venizelos ile Atatürk arasında yapılan dostluk ve iyi komşuluk antlaşması Yunanlılar tarafından çoktan unutulmuş durumda.

Sorumuz şu; “Adalar hakkında bu güne kadar Türkiye neden hak iddia etmedi ve askeri müdehalede bulunmadı.

Cevap basit. Güçümüz yoktu. Üstelik hakkımızı almak için uluslararası hukuka müracaat etmemiz halinde de hakkımız verilmezdi. Malum, düzenin kurucusu batı devletlerinin koyduğu hukuk kuralları sadece kendileri içindir. Aynı hukuk kuralları Türkiye lehine çalışmaz. İran, Pakistan, Rusya için de çalışmaz. Üniversitelerde okutulan uluslararası hukuk tam bir hikayedir. Bunu ABD’nin yaptıklarından, Fransa’nın doğu Akdeniz’de hak iddia etmesinden, AB’nin Türk vatandaşlarına halen vize uygulamasından, sözde Ermeni soykırımının batı ülkelerindeki meclisler tarafından tanınmasından, velhasılı her davranışlarından rahatça anlıyoruz. Çünkü bu güçlü devletlere (Artık güçleri tartışmalıdır.) Uluslararası hukukun vereceği bir ceza yok. Ceza var da, uygulayacak güç yok. Buradan çıkarttığımız netice, uluslararası ilişkilerde kim güçlü ise o haklıdır. Cengiz Han’dan beri bu böyle.

Askeri müdehale de yapamazdık. Yine gücümüz yoktu. Karşımızda sadece Yunanistan’ın olacağını bilsek sorun değil. Bu gün içinde aynı gerekçe geçerli. 10 milyon nüfusu olan Yunanistan’ın silahlı kuvvetlerinin savaş kabiliyeti yok. Savaşacak genç nüfusu yok. Silah sanayii yok. Ekonomisi yok. Resmen açıklanmasa ve hatta tersi söylense bile Yunanistan müflis bir devlet. Türkiye ile hem ekonomik, hem askeri güç açısından mukayesesi yapılamaz. Türkiye için Yunanistan kolay lokma. Ama bir savaş halinde başka devletler Yunanistan tarafında yer alabilir. Dün böyleydi, bugün de böyle.

Türkiye dün zayıftı. Bugün kuvvetli. Ancak yeterince kuvvetli değil. Başka devletlerin müdahil olması halinde sıkıntı olur. Hem askeri, hem ekonomik açıdan. Ne zaman yeterince kuvvetli olacağız? Dört eksiğimiz var.

Ekonomimiz daha kuvvetlenmeli. Kırılganlıkları bitmeli.

Kendi jet savaş uçağını ve insansız jet savaş uçağını yapmalıyız.

Uzun menzilli füzelerimizi yapmalıyız.

Nükleer silah yapmalıyız.

Nüklere silah olmaz ise olmaz. Başka silahınız olmasa da nükleer olmalı. Nükleer dokunulmazlık sağlıyor. Örnekleri de yakın geçmişte var. Libya’yı mahvettiler. Irak’ı ve Suriye’yi de. Ama Kuzey Kore’ye diğerlerinden daha ufak ve zayıf devlet olmasına rağmen dokunamadılar. Tırstılar. Çünkü Kuzey Kore’nin nükleer silahı var.

Bu dört eksik tamamlandığında, mülkümüz olan adaları ve hatta Batı Trakya’yı geri alacağız. Bu çok uzak bir gelecekte olmayacak. Yakın bir gelecekte olacak. Bu durumu Yunanistan’da biliyor, diğer ülkelerde biliyor. ABD’de biliyor. Bildikleri için Yunanistan’a silah ve asker gönderiyorlar. Ama nafile. Yakın bir gelecekte adalarda ki işgal bitecek ve ABD’nin engelleme gücü bugün yok, gelecekte hiç olmayacak. O zamana kadar da, Türkiye uluslararası hukuku zorlamalı ve bu işe derhal başlamalıdır. Hukuk mücadelesini başlatmamak vazifeyi ihmal niteliğindedir.

Bu köşe “Amatör Denizci Sesi” ismini taşıyor. Yazının Amatör Denizci ile ne alakası var diyeceksiniz. Devletimiz biz Amatör Denizcileri vatandaş olarak görmüyorsa da biz Türk’üz ve T.C. vatadaşıyız. Devletimiz bize barınak imkanı vermediği için çok sayıda Türk Amatör Denizcisi teknelerini Yunan’ın işgalindeki Türk adalarına götürdü. İşte bu arkadaşlarımız çıkacak bir çatışmaya hazırlıklı olmalı. Daha iyisi teknelerini Türkiye’ye getirmeli. Ödedikleri vizelerin makbuzlarını saklamalı. İlerde Yunanistan’dan geri isteyebilirler. Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konu hakkında “AB üyesi ülkelerin Türk’lere vize uygulayamayacağı hakkında” kararları var. Bunlara istinaden toplu halde veya bireysel olarak şimdiden dava açabilirler.

Diğer yandan, eğer 1.000.000 amatör denizci olacaksak, kıyılarımız bize yetmeyecek. Türk Amatör Denizcisinin işgal altındaki adalara ihtiyacı olacak. Hatta şimdi bile ihtiyacımız var.

İşgal altındaki adalarımızın kurtarılması zamanı gelmiştir. İşgal tazminatı olarak diğer Ege adalarını da almamızda bir sakınca yok.

 

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık