şehıt
DENİZİN ZENGİNLİĞİ

 

 
          Çoğumuzun görünce ürktüğü ya da acemilerin ilk denize girdiklerinde acı bir deneyimle dikenlerini çıkartmaya uğraştıkları anda tanıştıkları deniz kestanesi Echinoidea familyasına bağlı dikenli deniz yaratıkları olarak bilinirler.Ürken bu çoğunluğun yanısıra birçoğumuz da tek tek toplayıp limon sıkıp yemeyi keyifle anlatırız birbirimize. Ancak denize bu kadar kıyısı olan ülkemizde bu işi yapanların çok sıklıkla görülmediğini söyleyebiliriz. Aman fazla yemeyin alerji yapar, yok çok fazlası afrodizyak etkisi yapar muhabbetlerini sık sık duyarız. Denizlerimizde sık sık gördüğümüz bu dikenli deniz yaratığının peşinde olan ilginç biri ile tanışınca paylaşmak istedim.
          55 yaşları civarında Belçikalı bir karı koca 1980 yılında Foça'daki o zamanların efsane tatil köyü olan Fransız Tatil Köyü’ne gelerek bu zenginlikle tanışma fırsatını buluyorlar. O yıllarda Foça'nın doğasına, denizdeki zenginliğe, havasına hayran olarak her yıl gelmeyi bir gelenek haline getiriyorlar. Yıllar içinde tatil köyü kapanmasına rağmen Foça'dan dostlar edinerek gelmeye devam ediyorlar. İşin ilginç yanı her yıl geldiklerinde denizden taze taze deniz kestanesi çıkararak yemeyi  de bir adet haline getiriyorlar. Her yıl yaklaşık bir ayı burada geçirerek hergün tekne turuna çıkıp kendi kestanelerini çıkarıp yemeye devam ediyorlar. Pierre Fraiture artık kendini aşmış, dalarak çıkardığı kestaneleri suya girmeden herkese sorarak adedini belirleyip isteğe göre tekneye getiriyor. Delphine teknesinin kaptanı Fazlı Dağlı artık teknesinin emektarı olan Pierre dostuna bizzat kestaneleri ayıklayarak yardımcı oluyor.
 


Fazlı Kaptan özel imalat aleti ile deniz kestanelerini ayıklarken
 


 
Fazlı Kaptan Belçikalı dostu ile

 
           Tuzlu suda temizleyip hemen limon sıkarak herkese ikram etmek kaptanın işinin devamı. Çoğu insanın ilk kez merak ederek hatta çekinerek tattığı deniz kestanesini Mösyö Fraiture buz gibi bir bira eşliğinde keyfini çıkarak hergün bıkmadan yiyor bir ay boyunca.



 Belçikalı dostumuzun keyifli anı

 
         Memleketlerinde karadiken yemenin bir gelenek olduğunu ancak maalesef  artık bulunamadığından her yıl bu tatili iple çektiğini ifade ediyor. Birgün tura bizde katılarak bu ritüeli yaşamak istedik. Teknede balıklar mangalda pişerken hepimiz acıkmış beklerken birde ne görelim! Bizim deniz kestanesi hastası Pierre'e özel servis menemen gelmez mi! Meğerse gele gide menemenimize de kendini kaptırmış.
          Bizim Belçika'lının peşine düşüp geldiği şu deniz kestanelerini biraz tanıyalım.
 
          Siyah dikenlerle kaplı küre şeklinde kabuklu bir deniz canlısıdır. Yetişkinlerinin büyüklüğü 3-10 cm civarındadır. Başlıca besin kaynakları alglerdir.
Dikenlerine kazara basarsanız acı veren bir durumla karşılaşırsınız. Ciddi anlamda bir tehlike oluşturmamakla birlikte zehirli olmadıkları da kesin değildir.
Günümüz tıp bilimi içindeki yenen turuncu kısmın iyileştirici özelliğini kabul etmektedir. Çin tıbbında bu turuncu kısımları pirinç unu veya sandal ağacı unu ile karıştırıp haricen birçok deri hastalıklarında kullanmaktadırlar. Japonya'da da bu turuncu kısımlarını ezerek kurutup pahalı bir şekilde satılarak kullanmaktalar afrodizyak etkisi nedeniyle. Sicilya'lı denizcilerde bizim gibi bu turuncu kısımları zeytinyağı içinde saklayarak deri bakımı için kullanmaktalarmış. Biz ise yiyerek tüketmeyi tercih ediyoruz gibi.



 

          Deniz kestanesi küre şeklinde bir omurgasız olan derisi dikenlilerdendir. Enteresan yanı kendi embrion gelişimine yeniden başka bir dış etken olmaksızın başlayabilmesidir. Aynı zamanda zarar gören bir dikenini veya kabuğunu hemen kendi kendini yenileyebilme özelliği de vardır. Dikenleri aynı zamanda küçük ayakları olarak görev yapar, minik kıskaçlar olarak besinleri yakalama işini de görürler. Kendini yenileme işini turuncu kısmı ile becerebilmektedir. Bu organları lezzetli de olup yiyerek tüketilen kısımlarıdır ki mercan olarak da isimlendirilir. Gerçekten de rengi mercan rengindedir. Üremesini sağlayan eşeyli hücrelerdir bu turuncu kısmı. Kozmetik sanayinde de bu kendini yenileyen hücrelerin birçok preparatta kullanılmasına neden olmuştur yenileyici özelliği ile.
 
          Pierre'in olduğu gün tura gelenler ayrı bir ambiyans yaşamış oluyorlar onun sayesinde. Sonra da mağaralarında akdeniz foklarının yaşadığı Siren Kayalıkları’ndan da ayrı zevk aldığını söylüyor. Kaptan Fazlı'da yavaşça fazla gürültü çıkarmadan ve çok da yaklaşmadan Siren Kayalıkları’nı da turlayarak gezisine devam ediyor.


 
Delphin Teknesi’nin sihirli koyu Siren Kayalıkları’nın yakınında
 

          Doğa, zarar verilmeyen güzellikler kim olursa olsun hangi ülkede yaşanırsa yaşansın insanoğlunu mutlu ediyor ve bu mutluluklarda paylaşılarak daha bir keyifle yaşanıyor. Mösyö Fraiture'yi göreceksiniz ilk kez onun denizden çıkardığı kestaneyi tadanlar "ooo güzelmiş"deyince öyle bir mutlu oluyor ki.



Deniz kestanesini ilk kez tadan misafirler
 

            Herkes yorgun bir şekilde tur bitiminde tekneden ayrılırken Pierre "ertesi gün görüşmek üzere" diyerek ayrılıyor bir sonraki günün  deniz kestanelerini düşünerek olsa gerek.
 
          Bu güzel anımız 2013 yazına ait…Fazlı Kaptan şuan eski teknesi Delphin ile denizde değil ancak…Belçikalı dostları yine Foça’ya gelmeye devam ediyorlar.Fazlı Kaptan yine denizlerde çalışarak değil de tadını çıkararak bu kez…Foça’da yine kestaneler bol miktarda mevsiminde şükür ki…
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık