şehıt
                           HER KULÜBE GEREKLİ BÖYLESİ  İKİZLER…
 
Foça Yelken İhtisas Kulübü(FYİK) olarak böyle bir ikize sahip olduğumuz için şanslıyız… Foça’da doğup büyümenin ayrıcalığını yaşayan Emrah ve Emre Taşlı kardeşler kulübümüzle tanıştıklarında sanırım hayatlarına böylesi bir yön vereceğinin farkında değillerdi. Onlara yelkene nasıl başladıkları, katıldıkları yarışlar, eğitimler ve ikiz olmalarının avantajlarını sordum. Kendi ifadeleri ile onları tanıyalım.

Emrah Taşlı: Yelken sporu maceramız 2000 yılında FYİK nün düzenlediği yaz dönemi kurslarıyla başladı. Kurslara katılmamızda babam ve yelken kulübü yöneticilerinin çok büyük katkısı oldu. Eğlenceli geçen yaz kurslarının sonunda kış sezonu başladı ve artık yelken yarışı için gerekli bilgileri öğrenmeye başlamıştık. Bizim için  yelken farklı bir boyut  kazanmaya başlamıştı. Üniversite sınavına gireceğimiz yıla kadar maceramız devam etti. Bu serüvende başarılı yarışlar çıkarıp milli takıma seçilmemiz, milli takım ile Avrupa ve Dünya şampiyonalarına katılmamız heyecanımıza heyecan kattı. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünde okuyacağımı öğrenince kendi kulübümde antrenör olma hayalleri kurmaya başlamıştım bile. 11 yıldır kendi yetiştiğim kulübün antrenörlüğünü yapıyorum. Optimist ve Laser sınıfında ülke genelinde başarılı dereceler almaya devam ediyoruz. Kulübümüzün vizyonu iyi bir yelkenci yetiştirmenin yanında asıl iyi bir denizci, iyi bir birey yetiştirmek… Bu eğitimlerde bize en büyük katkıyı uzak yol kaptanı ikiz kardeşim Emre sağlıyor. Milli yelkenci ve kaptan olan bir antrenörün eğitimleri çoktan meyvesini vermeye başladı bile. Hali hazırda 3 FYİK sporcusu Denizcilik Fakültelerinde okuyor ve mezun olduklarında dünya denizlerinde ülkemizi temsil edecekler. Bizler de bunun mutluluğunu yaşıyoruz.



Emre Taşlı: Yelken sporuna 2000 yılının yaz tatilinde FYİK de başladık. Babam karne hediyesi olarak yelken kursuna göndermişti. 2000-2007 yılları arasında FYİK ile İzmir ve Türkiye genelinde yapılan tüm yarışlara katıldık. 2008-2012 yılları arasında İTÜ Denizcilik Fakültesi Yelken Kulübü adına okulun düzenlediği yarışlara katıldım. Okulum bitince tekrar lisansımı FYİK’ne aldım. 5 yıl optimist 2 yıl da laser 4.7 sınıfında yarışlara katıldık. Bu katıldığımız yarışlarda çok kez kürsüde yer aldık. Kaç kez ve hangi yarışlarda il derecesi aldığımızı hatırlamıyorum ama 20’şer tane kupamız 30’ar tane de madalyamız var ortalama. Türkiye genelinde ise benim 2005 yılında optimistte ikinciliğim var. 2006  yılında ise laser 4.7 sınıfında milli takımda yer alıp Fransa’da yapılan Avrupa ve Dünya şampiyonasına katıldık. İTÜ Denizcilik Fakültesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği bölümünden üçüncülük derecesi ile mezun olduktan sonra sahip olduğum ehliyetle uzak yol seferi yapan gemilerde 3. Kaptan olarak  4 yıl kadar görev yaptım. Şimdi ise Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nde yüksek lisans eğitimime devam ediyorum. İkiz olmamın avantajları olarak ideal bir antrenman partnerine sahip olmak diyebilirim. Aynı kiloya, aynı boya kısacası aynı fiziksel ölçülere sahip, her türlü rüzgar ve deniz şartlarında ideal şekilde mücadele edebileceğim bir takım arkadaşım var. Bu mücadele birbirimizi geçmekten ziyade birlikte daha iyi birer derece kazanmak olduğu için hep performansımızı yükseltti. Birbirimizin davranışlarını, hislerini de çok iyi bildiğimiz için yarışlarda denizde beni en iyi motive eden yine kardeşim olmuştur.
Yıllardır onları tanıdığımdan  efendiliklerini, çalışkanlıklarını, denizi ve çocukları nasıl sevdiklerini bildiğim için baştan kulübümüzün şanslı olduğunu ifade etmiştim. Yat yarışlarında dümenci olarak katıldıkları teknelerin sahipleri “Bu kadar efendi genç göremiyoruz. Ne biçim de dümen tutuyorlar, helal olsun sizlere” dediklerinde haklı olarak gurur duyuyor insan. Ki eşim, babaları Bekir Kaptan’ın başının etini yiyerek onların yelkene verilmesinde katkısı olan biri olarak daha bir keyifleniyor. Yıllardır çevremizdeki çocukların yaşlarını izler olduk, zamanları gelince aman bu deniz sevdasını onlara da aşılayalım diyerek… Bizim kardeşler hiç boş durmayı sevmezler kah IOM yarışında hakem olarak görebilirsiniz onları kah ahşap dinghy yarışlarına Tuzla’ya, İtalya’ya gidiverirler kah öğrencilerine matematik çalıştırırlar… Bir bakarsınız babaları Bekir Kaptan’ın trol teknesinde ona yardım ederler, bütün gün denizde olup mesai sonu kulübü en son kapatan onlardır yetmez bu seferde arkadaşlarının teknesi ile birazcık keyifte yaparlar güneşi batırarak… Denizden hiç bıkmayan ikizler gerçekten kulübümüz ve yetişen minik sporcularımız için bir şanslar. Uzun yol kaptanı olan Emre bile aklı Foça’da kaldığından kulüpte çalışmayı tercih etti. Sporcularımıza da her yönden iyi bir rol model oluşturuyorlar. Her kurs dönemi antrenörlerimiz olarak onlar da hep heyecanlılar acaba kimler gelecek bu deniz sevdasına kaç minik daha eklenecek diye… Her kulüpte böylesi içinde insan ve doğa sevgisi olan olumlu sporcuların olması ve artması dileklerimle…





Fotoğraflar: Arzu Varıcı Ersoy © Copyright
 
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık