Gemilerin gemi, kaptanların kaptan olduğu yıllarda, yani iki yüz yıl filan önce İngiliz sivil deniz ticaret filosu personelini temin için gözlerine kestirdikleri insanları barlarda, meyhanelerde sarhoş edip kaçırarak gemilerine  getirir ve zorla çalışmaya mecbur bırakırlarmış. Tabi bu güruhu disiplin altına almak için de kanun, gemi kaptanlarına sınırsız hak ve salahiyet vermiş. Kaptanlar gemi disiplinini bozan her kim olursa olsun en acımasız cezayı verir ve gerekirse suçlu kişiyi idam etme yetkisine bile sahipmişler. Ama en çok başvurulan ceza da dokuz kuyruklu kedi tabir edilen kırbaçla suçluyu güvertede personelin huzurunda bir yere yüzüstü bağlayıp açıkta kalan sırtından verilecek cezaya göre kırbaçlamakmış. Bu cezada kullanılan kırbaca ucundaki 9 adet uçları kurşunlu sırımdan ötürü dokuz kuyruklu kedi denir ve kırbaç cezası  bir tören havası içinde infaz edilir ve personel üzerinde korkutucu ve ürkütücü bir tesir icra edermiş. Zaten daha da ağır bir suç işleyen kişiyi kırbaçlamak yerine mayistra veya gabya yelkeninin seren ucunda sallandırıverirlermiş.

         Tabi artık modern çağdayız. Kimse kimseyi esir alıp kaçırarak köle misali çalıştırmıyor gemilerde. Vakıa günümüz de Türk bayraklı veya yabancı bayraklı olup da Türk armatörlerine ait gemilerde çalışan gemi adamları modern köleler olarak çalışıyorlarsa bu işlere kendi rızaları ile simsarlara ağburu döküp, personel müdürlerine el pençe durarak ve açıkça söyleyeyim kıç öperek gidiyorlarsa da iyi, kötü sigortaları üç - beş ay geçte olsa maaşları ödeniyor. Eh iyi, kötü kumanyaları da temin edildikten sonra hiçbir problemleri kalmadığı düşünülüyor. Tabi artık o personelin de bir insan olduğu zaten baştan unutulduğu içinde kendisi ile hiç ilgilenilmiyor ve sadece robot misali işini en iyi şekilde itirazsız yapması isteniliyor gemideki kaptanın karadaki şirket tarafından.

         Denizcilik zor, çok zor meslektir. ILO zor meslekler sıralamasında denizciliği, madencilikten sonra ikinci zor meslek olarak belirtmiştir ve hatta tanrı bile ‘’ Ben bu dünyada denizcilere ve hayat kadınları fazla günah yazmam. Çünkü onlar bu dünyada cehennemi yaşayan insanlardır. ‘’ demişse de bizim aklı evvel ve göt - göbek, koltuğa kıçını sığdıramayan bürokratlarımız denizcinin mahrumiyet hakkını bile kaldırmıştır. Günlerce ve hatta aylarca kapalı bir kutu içerisinde hep aynı kişilerle sevdiklerinden uzak ve çok zor şartlar altında çalışmak her kişinin harcı değildir. Hele problemli, asabi, hoşgörüsüz ve makam ve mevki budalası olan Kaptan ve zabitlerin kumandasında çalışmak, onların şahsi kaprislerine hedef olmak en sağlam sinirli kişileri bile birer  canavara dönüştürebilir.

         Bu gibi olaylara sebebiyet vermemek için kanunlarımız denizde çalışmayı bazı kural ve kaidelere bağlamış ve bu durumu teşvik için denizcilere sahip olmaları gereken bazı evrak zorunluluğu getirmiştir ki bunlardan en mühimi sağlık karnesidir. Gemide yapacakları göreve göre personel bu sağlık yoklamalarından geçerek bu karneleri alır. Ancak bu sağlık karneleri maalesef teftiş macunu meselesinde olduğu veçhile normalde tam teşekküllü bir hastanenin sağlık kurulundan alınması gerekirken ve bu işlem en azından bir devlet hastanesinde en az üç - dört gün sürerken bazı özel kliniklerde dört -beş saat içerisinde halledilmektedir. Liman başkanlıklarının kapısında bekleyen hanutçu misali kişiler sağlık raporu almak isteyen kişilere adres kartları  dağıtmakta ve o kişiler adı geçen hastane deyin, klinik deyin mezkur yere gittikleri anda hemen harç veya haraç paralarını yatırıp çoğu zaman doktora bile görünmeden sağlık raporunu alıp hemen liman başkanlıklarına giderek sağlık karnelerini alarak gemiye gitmektedirler. En basitinden bir tır veya otobüs şoförünü psikolojik teste tutan devlet, denizcinin pisikolojisi ile ilgilenmeyi gerekli görmez. Sadece asabiye doktoru şöyle bir bakar, tek kelime etmez, hazret gaipten de haber alabildiği için sizin iç dünyanızı bilir ve basar imzayı evrakınızın altına ve hatta bazı ahvalde talep çok olup birikim olursa bir odacı veya hemşire evrakları alıp toptan götürür doktora ve doktor yüzünüzü bile görmeden imzalayıp mühürler evraklarınızı. Sonra şahıs gemiye çıkar, ilerisini Allah bilir.

         1998  İTÜ mezunu evli ve bir çocuklu genç bir meslektaşımız Kaptan Bora Ekşi 20.12.2019 tarihinde İnce Denizcilik ve Ticaret A.Ş’ nin  ‘ İnce Karadeniz’ isimli gemisinde psikopat  ve dengesiz bir yağcı tarafından boğazı kesilerek öldürüldü. Gemi Hint Okyanusu’nda seyir halindeydi.  Sosyal medya ve şirket açıklamalarından olayın rüknüne vardık.

         Adı geçen şirket denizcilik camiasında ciddiyet ve dürüstlülüğü ile tanınmış ve güvenilir bir şirket olduğunu defaaten kanıtlamıştır. Gemi kaptanı Bora Ekşi gene gemi makine personelinden yağcı Ergin Aktaş’ın bıçaklı saldırısı sonucu boğazı kesilerek öldürülmüş ve maale-sef meslektaşımız kendi insanlık ve yardımseverliliğinin kurbanı olmuştur. Rahmetli meslektaşım açıkça söylüyorum ki birazda insani yönü ve tecrübesizliğine kurban gitmiştir. Çünkü adı geçen yağcı Ergin Aktaş’ın psikolojik sorunları olduğu, gemide bir çok olaya sebep verdiği  ve daima kaptanın kendisine sahip çıktığı ve hatta ailesi ile temas kurup aldığı ilaçları bile öğrenip kendisine destek olduğu, gemi ihrakiye temini için Singapur Limanı’na yanaştığında personel değişimine elverişli bir liman olduğu için kaptana adı geçen personeli gemiden alalım diyen şirketin teklifini bile borçlu ve ihtiyacı var bıraka lım çalışsın dediği ancak adı geçen yağcının ‘’ Süvari Bey, beni indirmeyin çalışmam lazım. İhtiyacım ve borcum var. ‘’ demesine ve kaptanın kendisine çalışma imkanı vermesine rağmen hasta zihnini ve şizofren dimağını kontrol edememesi neticesinde kaptanı hedef alarak kamarasına saldırıp kaptanı darp ettiği ve yardıma gelen personeli de yaraladığı bilahare gemi personelinin ifadesi ile tebeyyün etmiş ise de maalesef gencecik bir meslektaşın vefatına ve diğer meslektaşlarımızın mecruh olmasına engel olunamamıştır. Ne meslek şehidi meslektaşımı ne de olaya sebebiyet veren yağcıyı tanımam ama nevilerini çok iyi bilirim. Çünkü mesleğe yıllarını vermiş bu gibi olaylara defaten muhatap olmuş bir dinazor makulesi kaptan eskisi olarak ukbay-ı balaya dümen tutan sevgili meslektaşıma Allah’tan rahmet, geride kalan eşine ve minicik evladına sabrı celil tavsiyesinden başka bir şey gelmiyor elimden. Olayın ardından çeşitli yorumlar, çeşitli sebepler ileri sürülse de artık iş işten geçmiş ve geri dönüş imkanı kalmamış ama alınacak zecri tedbirler ile ileride ortaya çıkabilecek münferit olayların da önü alınabileceği keyfiyet kesbetmiştir.

         Genç meslektaşlarım! astlarınızla iyi ilişkiler kurmak, onların özel problemleri ile ilgilenmek sizleri personelinizin gözünde inanın ki evliya mertebesine yüceltir. Ama bu demek değildir ki gemide tedavisi gayri kabil olan şizofren davranışlar gösteren kişileri de gemide çalıştırabilesiniz veya çalışmalarına cevaz veresiniz. Bu tip hadiselerde kişi kendini kontrol edemez ve telafisi gayri kabil durumlar ortaya çıkabilir. Sizlerin o kişileri gemiden istirdadınız onlara kötülük değil iyilik ve diğer personeliniz içinde yerine getirilmesi gereken kanuni bir vecibedir. Ancak bunun yanında da sağlık raporlarının titizlikle verilmesi ve sıkı bir psikolojik test uygulanarak kişinin sağlığının denizde çalışmaya uygun olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir ki bir daha böyle vahim olaylar meydana gelmesin, kimse hayatını kaybetmesin, kadınlarımız dul, bebelerimiz babasız kalmasın. Bu olaya sebebiyet veren Yağcı Erğin Aktaş’a da acıyorum. Yaptığı eylem asla kabul edilemez ama hasta beyninin verdiği emirleri uyguladıysa da yapacak bir şeyi olmayan bu kişinin zaten hayatı tabir-i caizse bitmiştir. Cezai ehliyeti yoksa kapatılacak bir akıl hastanesine. Eğer cezai ehliyeti varsa da ne mahkemede göstereceği iyi hali göz önüne alınacak ne de hafifletici sebep aranarak cezasından indirim yoluna gidilecektir. Bu olayda en büyük zararı görev şehidi meslektaşımız Kaptan Bora Ekşi ve efradı ailesi görmüştür. Camiamızın başı sağolsun. Allah böyle hadiselerin tekrarından cumhuru halâs etsin ve rahat koltuklarında göt büyüten koca kıçlı yetkili denen zevat-ı muhteremin de uyanarak habı gafletten bir takım zecri tedbirler alarak bu gibi olayların tekerrür etmemesi için gerekli kanun veya kararnameleri çıkarmaları babında harekete geçmelerini niyaz etmekten başka bir şey gelmez elimizden.     

22 Aralık 2019  / Bakırköy

 

Kaptan H.Tuncay Alpman

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
Son Dakika Haberleri
yukarı çık