rehber

                  

DENİZCİLİKTE HİYERARŞİ

 

Benim yaşıma gelmiş kişiler lafa başlamadan evvel bizim zamanımızda her şey çok daha güzeldi diye girizgah yaparlar ve devam ederler, aynı hataya düşmek istemiyorum ama maalesef ve de üzülerek söylüyorum ki benim, bizim zamanımızda denizcilik gerçekten çok daha nezih ve imrenilecek bir meslekti. Aradan geçen yıllar her şey gibi bizim mesleğimizi de yozlaştırdı. Derler ya demir tunç oldu, insanlar bir tuhaf  oldu. Maalesef çıkar, menfaat, eğitimsizlik ve illa da eğitimsizlik ve de sahipsizlik mesleği iyice ayağa düşürdü. Bugün üç - beş hafta kursa gidip bir gemici cüzdanı alan kişi gemici olarak çalışmaya hak kazanıyor ve piyasa simsarlarının ve bazı şirket yetkililerinin elinde oyuncak olup çalıştığı günlerin dahi parasını alamadan ve dahi bilahare hakkını dahi arayamadan kendini kapının önünde buluveriyor. Ben başka iş kollarını bilmem, ben denizciyim ve kendi branşımda söz edebilme yetkisini bulurum kendimde. Esas konuya gelmeden bir girizgah yapmak babında kaleme aldığım bu satırlara son vermeden gene bir- iki şey söylemek istiyorum müsaadelerinizle.

 

Deniz hayatıma son veren masa başı godoşları elimden yaşama umudumu alsalarda denizciliğe gönül vermiş ve tam 60 yılını denizde geçirmiş bu dinazoru gemilerden ayırdılar ama denizcilikten asla. Beykoz Barbaros Hayrettin paşa Anadolu Teknik ve Meslek Lisesi’nin kıymetli ve saygıdeğer eğitimcileri bana kapılarını açtılar ve fahri olarak öğrencilere seminerler babında yardımcı olmamı sağladılar ve hizmetimden memnun kalmış olacaklar ki bir plaketle beni onurlandırma lütfunda bile bulundular. O anda anladım ki bu yaşımda bile denizcilere faydalı olabiliyorum, İstikbalin genç denizcilerine şunu söylüyorum; sizler bu okuldan güverte veya makine zabiti olarak mezun olacaksınız. Bilahare üniversiteye devam edip bir an evvel terfi ederek meslekte yükseleceksiniz. Herkesin üniversiteye gitmesine olanak olmasa da meslekte çalışarak yükselmek mümkün. Sonuçta hepiniz en yüksek makama gelebileceksiniz. Benim branşım güverte olduğu için siz güverte sınıfı talebeleri yarın denizde çalışarak zaman içinde terfi edecek bir gün Kaptan olacaksınız. Bütün personeliniz size Süvari Bey diye hitap edecek, bu hitap sizin kanuni hakkınızdır ve personel size böyle hitap etmeye mecburdur. Ancak siz kanunun emretmediği bir hitaba hak kazanırsanız ki bu da mesleğinizin zirvesinde olduğunuzun delilidir.  İşte bu hitap da size beybaba denmesidir. Ancak bu kanunla verilmez personelinizin gönüllerinden alınır. Tabi gençler şu an bir şey anlamıyorlar ama bir kulak dolgusu oluyor haliyle. Tabi bunun yanında maalesef bugün artık çoktan unutulmuş ve hatta meriyetten kalkmış gibi görünen denizcilik örf ve adetlerinden de bahsediyorum elimden geldiğince. Ben pratikten yetiştiğim, ancak D.B:Cargo’nun gemilerinde mesleğe başladığım için çok değerli kaptanlardan, zabitlerden ve bilumum gemici ve hatta makineci arkadaşlardan çok sıkı bir eğitim aldım. Yeminle söylüyorum topçu kasa tel dikişini öğrenemediğim için rahmetli usta gemici ağabeyim ve çok seneler sonra kaptanlığımda Gv. lostromom olan makamı cennet İsmail ağabeyim ellerime sopa ile vurmuştu işte öyle bir eğitim ve saygı vardı bizim zamanımızda. Şimdi okulda öğretmen talebesine bağıramıyor, gemide kaptan.

 

         Delikli demir çıktı. Mertlik bozuldu. Hesabı şimdi ki modern iletişim araçları ve cihazlar artık kaptanı sıradan bir görevli haline getirdiği ve şirketin geminin her işine karıştığı ahvalde kaptandan da yıllar önceki performans ve disiplini sağlamasını istemek biraz bencillik olur kanısındayım. Günümüzde denize çıkan kişi mevki ve makamı ne olursa olsun aybaşında maaşını alıp alamayacağının derdindedir. Memleketimizde sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda armatörlük firması haricinde günü gününe maaş ödeyen ve personel hakkını bihakkın gözeten kaç armatörlük firması kaldı ki? Kaptanda insandır, ailesi - çoluk çocuğu, borcu - harcı vardır. Ayrıca herkesin sandığı gibi gemi denizde yüzmez, kaptanın sırtındadır gemi. Kaptan sırtlamıştır gemiyi. Şimdi bu kişiden her türlü özveriyi ve görevi talep ederken kendisinin ve başında olduğu mürettebat denilen topluluğunun istek, arzu ve haklarının kollanıp yerine getirildiğinden emin olabiyor musunuz? Denizciler yalnız, kaptanlar yapayalnızdır ama bu demek değildir ki Kaptan gemide terör estirecek ve mürettebatın başına bir gazabı ilahi gibi çöreklenecek. Asla.

 

         Bakınız, epey bir zaman önce sosyal medyada bir haber duyuldu denizcilik sitelerinde ve unutuldu zamanla her olay gibi ve bu olay hakkında gazetelerde, televizyonlarda bir haber bile çıkmadı, yapılmadı veya yapıldıysa ben göremedim. Efendim olay şu;

 

         Emin Uzgidiş isimli 61 yaşında ki baş mühendis arkadaşımız Eco Ships firmasının Bulk Flower isimli gemisine tayin olarak Mayıs ayı sonunda Endonezya’da gemisine iltihak ediyor, bahse konu gemi Kaptan Fikret Kanan kumandasında Endonezya’dan Damman’a müteveccihen hareket ediyor. Bulk Flower 18.06.2014 tarihinde yola çıktıktan sonra Hint Okyanusu’nda baş mühendis arkadaş rahatsızlanıyor, kabızlık, karında şişme, halsizlik gibi arazlar gösteren hastalık günden güne ilerledikçe baş mühendis arkadaş hasta olduğunu beyan ile doktora görünmek istediğini beyan ediyorsa da bir muhatap bulamıyor. Cep telefonu ile ulaştığı kızı Funda Uzgidiş Celfiş durumu şirket yetkililerine bildirdiyse de bir tatmin edici cevap alamıyor şirkette yetkili geçinen kişi Olcay Ağarcı isimli zatı muhterem gerekenin yapıldığı gibi sudan bahanelerle olayı geçiştiriyor ve neticeten gemi Dammam Limanı’na muvasalat edince Kaptan gereken mercilere durumu bildirmek zorunda kalıyor ve gelenler baş mühendis arkadaşın beş saat önce öldüğünü bildiriyorlar.Baş mühendisin hasta olduğu ve vefat ettiği 28.06 ve 08.07 tarihleri arasında hiçbir tıbbı yardım alamayan baş mühendis arkadaş vefat edince işi kızı Funda Üzgidiş  yargıya taşıyor ve avukatı Emre Ayan tarafından yargıya taşınan olay üzerine Çağlayan Adliyesi’nde Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılarak gemi kaptanı Fikret Kanan, 3-kaptan Erdem Usta, 4-kaptan Hasan Dalda, şirket genel müdürü Hakan Özcan hakkında “İhmalkar davranışlar sonucunda kasten adam öldürme suçu kapsamında ceza talebi “ ile açılan dava beş yıl sürerek 07-11-2019 tarihinde nihayet bularak Gemi kaptanı Fikret Kanan ve şirket genel müdürü  üç buçuk yıl hapis cezası ile tecziye ediliyorlar, ceza paraya çevrilmiyor, hüküm açıklanması ertelenmiyor, sanıkların mahkemede gösterdiği iyi hal kale alınmıyor ve adalet tecelli ediyor. Vakıa giden geri gelmeyecek tabi ama hiç olmazsa kabahatli olanların da ceza alması bir nebze acılı yüreklere su serpiyor. Şimdi giden arkadaşımıza rahmet ve acılı ailesine ve denizcilik camiasına baş sağlığı dilerken, bir müddet hürriyetinden mahrum kalacak arkadaşımıza da sabır tavsiye ediyor ve mahkeme kadıya mülk olmaz deyimini unutan Genel müdür arkadaşı koltuğunu kendine baba mirası olarak kabul edip görevini yerine getirmeyen ve çok büyük bir olasılıkla armatör yalakalığı yapan Genel Müdür arkadaşa da  inşallah akıllanırsın da bir daha kimsenin hakkını yemezsin diyorum.

 

         Bu olayın aydınlatılmasında da gemide görevli personelin çok büyük bir dayanışma gösterdiğini de bizzat müteveffa baş mühendisin kerimesi beyan etmiştir ki buda çok büyük bir gelişme ve ilerlemedir. Çünkü personelin da artık bilinçlendiği ve hakkını aramaya başladığına delildir. Her iki meslektaşımı da tanımam. Lakin Kaptan arkadaş Fikret Kanan hakkında aldığım duyumlar hiç de iç acıcı değil ama düşene vurulmaz tabi. İnşallah Allah ona da yardımcı olurda bu travmayı atlatır. Şirkete gelince idare politikası başında ki genel müdüründen belli. Çalışanların maaşları bile ödenmiyormuş, icra takipleri birbirin kovalıyor diyor bilenler. Dilerim o gariban denizciler de bu soysuz türedi şirketlerden alacaklarını alırlar tez zamanda.

 

         Rahmetli Baş mühendisin hastalığı anında bir kere dahi gidip halini hatırını sormamış kaptan. Bir kere dahi bir tıbbı yardım alma isteğinde bulunmamış. Şimdi mesleğe bigane olan zevat, kaptan sen haksızlık ediyorsun, okyanusun ortasında adam nereden bulacak doktoru diyebilirler. Uzun uzun izaha gerek yok. Zaten meslektaşlar bilirler gemilerde her türlü ilk yardımı yapabileceğimiz revirler mevcut olduğu gibi bu gibi durumlarda ilk müdahaleyi yapabilecek eğitilmiş zabitlerde vardır. Bilgilerimizi aşan konularda sahilden yardım alma olanağımız, gemiyi rotadan saptırma yetkimiz varken bu yetkileri armatör lehine kullanmamak ne meslek etiğiyle ne de insanlıkla bağdaşamaz.

 

         1969 yılı Aralık ayı sonlarında Kanada Qubec Limanı’ndan kalkıp Houston Limanı’na giderken apandisit krizim tutup kendimi kaybettiğim zaman Süvari Kemal Kansız Kaptan tebdil rota ile gemiyi Bermuda Adası’na çevirip beni hastaneye bırakmış, ameliyat olmuş, oradan New-york Limanı’na seamen hausa gelip acenta marifeti ile tayyare ile Türkiye’ye gönderilmiştim. Bahsettiğim yıllar 1969’un sonu ve şimdi olayın vuku bulduğu yıl 2015. Bunda bir sakatlık ve umursamazlık, görevi kötüye kullanmak yok mu sizce?

 

         Bizler, denizciler, ufak veya büyük kapalı bir kutu içerisinde haftalar, aylar geçiren, aynı kazandan yiyip aynı çatı altında uyuyan ve kader birliği etmiş insanlar değil miyiz? Biz mesai arkadaşlarımızı kendi eş ve çocuklarımızdan, en yakın akrabalarımızdan daha çok görmüyor muyuz sayın zabit arkadaşlar? Kıymetli meslektaşlar niçin astlarınız ile sıcak ve samimi bir diyaloğa girmekten çekiniyorsunuz ki. Birazcık iyi niyet ve hoşgörü inanın sizi personelinizin gözünde efsane haline getirecektir. Bana inanın, Mersin Limanı’na girerken dümeni bir derece sancağa kaçırdığım için nurlar içinde uyuyası beybaba Nevzat Kaçar namı diğer Kürt Nevzat beni bir tekme ile davlumbazdan atmış ama iki ay sonra telsiz/tegraf imtihanlarına girmek için bir sefer geri kalmak istediğimde 2.kaptan rahmetli Muhsin Yurtal’a geri bırakılma emrini vermekte gecikince gemi hareket etmiş ve Darıca pilot mahalline yaklaşırken beni güvertede gören rahmetli, köprüye çağırarak  neden gemiden inmediğimi sormuş ve beybaba bana kimse bir şey söylemedi deyince de haklısın oğlum ben 2.kaptana söylemeyi unuttum. Sen hemen hazırlanıp çık iskele başına deyip 22.000 tonluk yüklü tankeri stp.ederek VHP’in bilinmediği zamanlarda pilot botu talep etmiş, bil imzalamış ve bana gv. lost. vasıtasıyla 100 tl’de cep harçlığı vererek karaya çıkarttırıp imtihanlara yetişmemi sağlamıştı. Devrisi gün imtihana girip kazanmış ve geminin İstanbul’a avdetini beklemeden de tayyare ile İzmir  Turan’a gidip gemime iltihak etmiştim. Beni görüp yanına çağırdı. İmtihanı kazandığımı öğrenince de telsiz zabitliğim içinde evraklarımı işletmede kendisi elden takip etmişti nurlar içinde yatası beybaba. Şimdi keşke o beybabalar hayatta olsalardı da bu yaşımda bile beni tekme ile tecziye etselerdi, hem vallaha ve de hem billaha İngilizlerin dizbağı nişanından daha değerli bir nişan almış gibi gururlanırdım.

 

         İşte o usta kaptanlar o güzel gemilere binip gittiler ufkun ardında kayboldular sevgili meslektaşlarım. Hayat ve bilhassa deniz hayatı o kadar kısa ki 60 yıl nasıl geçti anlayamadım. Ne olur birbirinizi sevin, sayın ve hiyerarşiye dikkat edin sayın meslektaşlarım. Pruvalarınız neta, rüzgarınız kıçtan olsun, saygılarımla.

 

H. Tuncay Alpman

19/02/2020

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
  • Kaptan Salim Pehlivanoğlu
    Kaptan Salim Pehlivanoğlu 19.02.2020

    Beybaba Allah seni başımızdan eksik etmesin.

Son Dakika Haberleri
yukarı çık