Günümüze kadar tespit edilebilen, ASALA bünyesinde kurulmuş "Eylem Grupları" şunlardır;

 

Devletin güvenlik güçleri kayıtlarında ve açık kaynaklarda yer alan bu gruplar, 1974–1982 döneminde Avrupa’da farklı ülkelerde, Türkiye'nin büyükelçilik ve konsolosluk misyon binaları ve Türk Hava Yolları gibi farklı kuruluşlarımıza yapılan terörist saldırı ve eylemlerin sorumluluklarını üstlenmişlerdir.

 

1) Şehit Refti Balian Komando Grubu,
2) Kara 24 Nisan Komando Timi,
3) Geourgen Yanikian Komando Grubu, ( Bu grup adını, ABD'de 1973 tarihinde Türk diplomatlarımızı şehit eden 73 yaşındaki terörist Yanıkyan'dan almaktadır.)
4) Yanikian ve Sasunian Komandoları,
5) Avrupa 21. Komando Grubu,
6) Ermeni Adalet Komitesi,
7) Antranik Paşa Komandoları, ( Bu grup adını, 1914-1915 yıllarında Doğu Anadolu'da Türk ve Müslümanlara karşı katliamlar yapan Ermeni komutandan almıştır )
8) Aleks Yenikomeshian Komando Grubu,
9) Shahan Natali İntihar Komando Timi,
10) Şehit Agop Darakcian Komando Timi,
11) Yeghid Kesisian İntihar Komando Timi,
12) 24 Eylül İntihar Komando Timi

 

Güvenlik güçlerini yanıltmak amacıyla ASALA’ya bağlı olarak kurulmuş olan paravan örgütler ise şunlardır;

 

1) 3 Ekim,
2) 9 Haziran,
3) Orly,
4) Ermenistan Gizli Ordusu,
5) Yeni Ermeni Direnişi,
6) Fransa Eylül Örgütü,
7) 15 İsviçre Grubu,
8) Kızıl Ermeni Ordusu,
9) Dünya Cezalandırma Teşkilatı,
10) 28 Mayıs,
11) Ermeni Milli Komitesi,
12) Ermeni Halk İhtilal Harekatı,
13) Kıbrıs Ermenilerini Mücadeleye Çağırıyor,
14) Kıbrıs Ermeni Rum Teşkilatı

 

Bu örgütler, terörist faaliyetler sonrası eylemcileri yakalamak için çalışma yapan, ASALA üyelerini sıkıştıran ülkelere gözdağı vermek amacı ile de kurulmuştu. Örneğin, Orly ve Fransa Eylül örgütleri sadece Fransa’ya, 9 Haziran örgütü ise sadece İsviçre’ye yönelik eylemlerde bulunmuşlardır.

 

9 Haziran Örgütü’nün de ASALA’nın paravan kollarından biri olduğu, 12 Ekim 1980’de Londra’da kesin olarak ortaya çıkmıştır. İngiliz polis teşkilatı Scotland Yard, Türk turizm ofisini bombalayan ve ASALA Antranik Paşa grubunun üstlendiği eylemde kullanılan bombalarla, 10 dakika sonra İsviçre Leicester Square turizm ofisine yapılan ve 3 Ekim örgütünün üstlendiği eylemdeki bombaların aynı kişi ya da kişilerce yapıldığını ortaya çıkarmıştır .

 

ASALA 1980 – 1990 yılları arasında ABD’nin terör örgütleri listesinde yer almıştır. Eylemleri ve suikastleri sonucu 46 kişi ölmüş, 299 kişi ise yaralanmıştır. Özellikle Fransa ve Yunanistan ASALA terör örgütüne her türlü desteği vermiştir. ( Bu ülkeler günümüzde PKK-YPG terör örgütüne de her türlü siyasi-askeri-ekonomik-lojistik desteği vermektedirler.) ASALA, 8 kişinin ölümü ve 56 kişinin yaralanması ile sonuçlanan Paris’teki Orly Havaalanı saldırısını yaptıktan sonra, Avrupa kamuoyunda büyük tepki çekmiştir. Çünkü bu saldırıda ilk kez Türklerin dışında Avrupalı insanlar öldürülmüştür(!) Bu olaydan sonra ASALA terör örgütü, Avrupa tarafından terör örgütü listesine dahil edilmiştir. Terör örgütü listesine alınan ASALA, daha sonra tüm Dünyaya yaptığı bir açıklama ile PKK ile işbirliği yapacaklarını ilan etmiştir.

 

ASALA ve diğer Ermeni terör örgütlerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapmış oldukları terör eylemleri şunlardır;

 

27 Ocak 1973 ABD, Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni Gurgen (Karakin) Yanikiyan tarafından şehit edildiler.


22 Ekim 1975 Fransa, Türkiye’nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener şehit edildiler.


22 Ekim 1975 Avusturya, Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil 3 saldırgan tarafından makamında şehit edildi.


9 Haziran 1977 İtalya, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Taha Carım, büyükelçilik ikametgahının önünde iki örgüt militanı tarafından çapraz ateşle şehit edildi. Saldırıyı bu kez “Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları” adlı örgüt üstlendi.


2 Haziran 1978 İspanya, Türkiye’nin Madrid Büyükelçisi Zeki Kuneralp’in makam aracına 3 terörist tarafından ateş açıldı. Saldırı sonucu eşi Necla Kuneralp ve emekli büyükelçi Beşir Balcıoğlu katledildiler. Saldırı “Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları” adlı terör örgütü üstlendi..


12 Ekim 1979 Hollanda, Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Özdemir Benler’in oğlu Ahmet Benler, silahlı saldırı sonucu katledildi. Olayı bu kez hem “Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları” hem de ASALA birlikte üstlendi.


22 Aralık 1979 Fransa, Türkiye’nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz Çolpan şehit edildi. Saldırıyı “Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları” adlı örgüt militanları üstlendi.


31 Temmuz 1980 Yunanistan, Türkiye’nin Atina Büyükelçisi İdari Ataşesi Galip Özmen ile 14 yaşındaki kızı Neslihan Özmen, şehit edildiler. Galip Özmen’in eşi Sevil Özmen ve oğulları Kaan Özmen olaydan yaralı olarak kurtuldular. Saldırıyı Ermeni ASALA terör örgütü üstlendi.


17 Aralık 1980 Avustralya, Sidney, Türkiye‘nin Avustralya Başkonsolosu Şarık Arıyak ile koruma görevlisi Engin Sever ASALA terör örgütü tarafından şehit edildiler.


6 Şubat 1980 Vatikan, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Vecdi Türel’in makam aracı silahlı saldırıya uğradı. Türel ve koruma görevlisi Tahsin Güvenç saldırıdan yaralı olarak kurtuldular.


26 Eylül 1980 Fransa, Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Basın Danışmanı Selçuk Bakkalbaşı, uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.


4 Mart 1981 Fransa, Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Reşat Moralı ile Din Görevlisi Tecelli Arı, silahlı saldırıya uğradı. Reşat Moralı saldırı sırasında, Din Görevlisi Tecelli Arı ise ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede şehit oldular. Saldırıyı Ermeni ASALA terör örgütü üstlendi.


9 Haziran 1981 İsviçre, Türkiye’nin Cenevre Başkonsolosluğu sözleşmeli sekreteri Mehmet Savaş Yergüz, uğradığı saldırı sonucu şehit oldu. Saldırıyı ASALA terör örgütü üstlendi. Olaydan sonra yakalanan Lübnan asıllı Mardinos Camgozyan 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.


24 Eylül 1981 Fransa, Türkiye’nin Paris Başkonsolosluğu ile Kültür Ataşeliği’nin bulunduğu binayı işgal eden 4 örgüt üyesi, 56 Türk görevli ve vatandaşı rehin aldı. Teröristler, kendilerine müdahale eden Güvenlik Görevlisi Cemal Özen’i şehit ettiler. Başkonsolos Kaya İnal’ı ise yaraladılar. Olayı ASALA terör örgütü  üstlendi. Saldırıyı gerçekleştiren 4 terörist, Vasken Sakosesliyan, Kevork Abraham Gözliyan, Aram Avedis Basmacyan ve Agop Abraham Turfanyan 31 Ocak 1984’te Fransa’da yargılandılar ve 7’şer sene hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkemenin bu kararı, tam da Fransa'ya yakışacak türden ve insan hakları ve demokrasi havarilerinin gerçek yüzlerini göstermesi bakımından da önemli bir göstergeydi. Bu, adaletten ve insanlıktan yoksun sözde hukuki karar, Türkiye’de tepkiyle karşılandı.


2 Nisan 1981 Danimarka, Türkiye’nin Kopenhag Çalışma Ataşesi Cavit Demir, oturduğu apartmanın asansöründe uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.


25 Ekim 1981 İtalya, Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği ikinci katibi Gökberk Ergenekon yolda yürürken uğradığı saldırıdan hafif yaralı olarak kurtuldu.


28 Ocak 1982 ABD, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan şehit edildi. Arıkan’ın katili Taşnak militanı Hampig Sasunyan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 2019 yılı Aralık ayında Los Angeles Valiliği tarafından Sasunyan'ın müebbet hapis cezası kaldırılarak, şartlı tahliyeye karar verildi.

 
5 Mayıs 1982 ABD, Türkiye’nin Boston Fahri Başkonsolosu Orhan Gündüz, uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit edildi.


7 Haziran 1982 Portekiz, Türkiye’nin Lizbon Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut Akbay otomobilinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit edildi. Eşi Nadide Akbay ise, yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.


27 Ağustos 1982 Kanada, Türkiye’nin Ottowa Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Atilla Altıkat silahlı saldırı sonucu şehit edildi.


9 Eylül 1982 Bulgaristan, Türkiye’nin Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora Süelkan şehit edildi.


8 Nisan 1982 Kanada, Türkiye’nin Ottowa Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Kani Güngör, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.


21 Temmuz 1982 Hollanda, Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosu Kemal Demirer’e evi önünde yapılan silahlı saldırıdan yara almadan kurtulurken, saldırgan yaralı olarak yakalandı.


7 Ağustos 1982 Türkiye, Ermeni terör örgütü ASALA üyesi 2 kişi, Ankara Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği silahlı saldırıda 8 kişi öldü, 72 kişi de yaralandı. Bu eylem Ermeni ASALA terör örgütünün Türkiye’de gerçekleştirdiği ilk eylemdi. Saldırıyı yapanlardan biri olan Levon Ekmekçiyan sağ olarak yakalanmış, diğer terörist Zohrap Serkisyan ise öldürülmüştü.

 

Burada kısa bir paragraf açmamız gerekli. Zira bu saldırıyı yapanlardan biri önemli itiraflarda bulunmuştur.

 

Bu saldırının faillerinden biri olan Levon Ekmekçiyan ( takma adı Abou Raşit'dir ). Beyrut yakınlarındaki Eşkin Dağı'nda  bulunan, ASALA kampında eğitilip, şartlandırılarak Türkiye'ye gönderilen Ekmekçiyan yargılama sonucu ölüm cezası almıştır. 28 Ocak 1983'de cezası infaz edilmiştir. Ölüm cezası infaz edilmeden önce, içinde bulunduğu pişmanlık ve vicdani sorumluluktan dolayı tüm Ermeni gençlerine ve milletine karşı bir mektup kaleme almış ve kendi sesinden TRT kurumu aracılığı ile radyo ve televizyondan da yayınlanmıştır. Ekmekçiyan Ermeni milletine ve gençlerine kısaca şöyle seslenmiştir;

 

"Sevgili Arkadaşlar,

 

Ne yazık ki ben, bütün hayatım boyunca bize anlatılan sahte sözlere ve yalan tarihe inanmışım. Bugün bizim vatanın kurtarılmasının ismi altında çalışan bu örgütlerin aslında bizim başımızda olan Taşnaklar'dan hiçbir farkının olmadığını yeni uyanan gerçeklerle ve şimdi hissettiklerimle tespit ettim. Benim bu düşüncelerimi takip ediniz. Çünkü bizim Ermeniliğin mezarı şimdi kazılıyor. Bizim yöneticilerimiz tarafından 24 yıllık hayatımda bize öğretilen fikirler benliğime o kadar yerleşmiş ki, Türkiye'de bir ay bulunmam bunu bana hissettirdi. Bunu size anlatacağım. İyi dinleyiniz. Bize düşman denilen Türkler'le 3 gün yaşadım ve gördüm ki, bizim düşmanımız, bizim büyüklerimiz ve bizim tarihi yazanlardır. Buna inanın ve bu yanlış yoldan ellerinizi çekin. Çok acısı, suçsuz insanların ölümüne sebep olduğum için, vicdanım daima beni rahatsız edecektir.

 

Zannetmeyiniz ki, bu mektubu zorbalıkla yazdırdılar. Yine iyi dinleyin ki, Mukaddes Kitabın ve kardeşimin mezarının toprağı üzerine yemin ederim, söyleyeceğim sözleri baskı altında sarf etmiyorum. 1915 olayları hakkında bizim büyüklerimiz bize o şekilde öğrettiler ki, Türkler kanımızı emmişler, hala Türkiye'de Ermeni sorunu var. Türkler, Ermenilerin sonunu getirecek bir yol izliyorlar. 24 yaşına kadar ben bu fikirlerle büyüdüm. Beynim yıkandı. Büyüklerim bana bu hususları telkin ettiler. Şimdi, menfaatleri için böyle davrandıklarını anlıyorum. Şimdi anlıyorum ki, Türkler bizim düşmanımız değilmiş. Bizim düşmanımız, bizim tarihimizi yazanlarmış.

 

Türkler bize cani diye tanıtılmıştı. Ama Türkler'in kim olduklarını, cani olmadıklarını şimdi anlıyorum. Türkler'in masum çocuklarını ve kadınlarını öldüren, kanını döken bana, bu asil millet kanını vererek hayatımı kurtardı.

 

Bizlere telkin edilen konuların yalan olduğunu anladım. Eğer, 1915'te bizlere karşı bir haksızlık yapılmışsa bugün aynı haksızlığı biz nasıl yapabiliriz? Bugünkü olaylar, 1915 olayları değildir. Benim dileğim odur ki, Ermeni milleti içinde bulunduğu uykudan uyanarak, benim gibi gençleri hataya ve yanlışlığa sürükleyen köpekleri içinden temizlesin. Bize anlatılan şeyler, mesnetsiz şeylermiş. Milletime Türk milleti ile kardeşçe yaşamalarını telkin ediyorum. Onların yarınki nurlu yolu, Türk milleti ile münasebetler içinde olmaları sayesinde gerçekleşecek.

 

Yeniden yemin ederim, bu sözleri hiçbir baskı ve telkin altında söylemiyorum. Ben bugün Türk adaletinin önündeyim. Kendimi bir kere değil, on kere idama mahkum kabul ediyorum. Aynanın önünde kendime baktığım zaman, kendimi bir katil olarak görüyorum. İdama mahkum edilsem bile, idam edileceğim güne kadar Ermeni milletini yanlış yola sevkeden teşkilatlara karşı geleceğim, haykıracağım ve onlarla mücadele edeceğim. Bana bahşedilen lütuflar için şükranlarımı arzediyorum."

 

Levon Ekmekçiyan ( Abou Raşit )

İmza

 

Ermeni terör örgütlerinin saldırıları, Levon Ekmekçiyan davasından sonra da devam etmiştir.


9 Mart 1983 Yugoslavya, Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkara’ya 2 örgüt üyesi tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Balkar, 11 Martta şehit oldu. Olayda bir Yugoslav öğrenci de öldü. Saldırıyı yapan Kirkor Levonyon ile Raffi Aleksander olaydan tam bir yıl sonra 9 Mart 1984’de 20’şer yıl ağır hapis cezasına çarptırıldılar.


14 Temmuz 1983 Belçika, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun Aksoy silahlı saldırı sonucu şehit oldu.


27 Temmuz 1983 Portekiz, Türkiye’nin Lizbon Büyükelçiliği 5 örgüt üyesi tarafından basıldı ve Büyükelçilik Müsteşarı Yurtsev Mıhçıoğlu’nun eşi Cahide Mıhçıoğlu hayatını kaybetti. Portekiz polisi, yapılan operasyonla rehineleri sağ olarak kurtardı, 5 terörist ise ölü ele geçirildi. Saldırıyı “Ermeni Devrimci Ordusu” adlı örgüt üstlendi. Örgüt, üyelerinin öldürülmesi nedeniyle Portekiz'i suçladı ve  Başbakan Mario Soarez’i ölümle tehdit etti.


16 Haziran 1983 Türkiye, İstanbul Kapalıçarşı’da bir terörist tarafından halkın üzerine ateş açıldı. Olayda 2 kişi hayatını kaybetti ve 21 kişide yaralandı. Saldırgan olay yerinde öldürüldü.


15 Temmuz 1983 Fransa, THY’nin Paris Orly Havalimanı’ndaki bürosu önünde bomba patlatıldı. Olayda, 2’si Türk, 4’ü Fransız, 1’i Amerikalı, 1’ide İsveçli olmak üzere 8 kişi öldü. 28’i Türk, 56 kişi de yaralandı. Bu olay tarihe “Orly Katliamı” olarak geçti.


28 Nisan 1984 İran, Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği sekreteri Şadiye Yönder’in eşi, İran ile Türkiye arasındaki ticaret yapan işadamı Işık Yönder bir ASALA militanı tarafından öldürüldü.


20 Haziran 1984 Avusturya, Türkiye’nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Erdoğan Özen, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu şehit edildi. "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı terör örgütü eylemi üstlendi.


27 Mart 1984 İran, Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği Ticaret Müşavir Yardımcısı Işıl Ünel’in otomobiline bomba yerleştirmeye çalışan terörist bombanın elinde patlaması sonucu öldü.


28 Mart 1984 İran, Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği Başkatibi Hasan Servet Öktem ve Büyükelçi Ataşesi Yardımcısı İsmail Pamukçu, evlerinin önünde uğradıkları silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldular.


19 Kasım 1984 Avusturya, Türkiye’nin BM temsilciliğinde görevli Enver Ergun, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu şehit edildi. Bu olayı yine “Ermeni Devrimci Ordusu” adlı terör örgütü üstlendi.

 

Şimdi bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. hatırlayacağınız üzere yukarıdaki satırlarda Mustafa kemal Atatürk'ün, Ermenilerle ilgili düşüncelerini anlattığı bir gazete röportajından bahsetmiştim. Ve o röportajında şu ifadeleri kullanmıştı;

 

"Mütarekeden sonra Ermeniler ve Rumlar tarafından, Müslüman ahaliye yapılan mezalim üzerinde durmak uzun bir hikaye olur."

"Brest-Litowsk Muahedesi'nden sonra, Rusların şark vilayetlerimizi tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin yapmış oldukları katliamlar ve tahribatlar kafi derecede herkesin malumudur."

 

Atatürk, "uzun bir hikaye olur" ve "herkesin malumudur" ifadeleri ile aslında bu konuyu Türkler açısından kapatmış ve bir şekilde bu acı olayların artık bitmesini, uluslararası kamuoyu nezdinde de aslında gerçeklerin ortada olduğunu vurgulamak istemiştir.

 

Ancak, bu iyi niyet, aslında bizim açımızdan durumun hiç de böyle olmadığını ve süre gelen yıllar içinde, Ermeni iddialarına yönelik olarak, iktidara gelen Cumhuriyet hükümetleri açısından da bu iddiaların yeterince kavranamadığını, bu iddialara karşı tarihi gerçekleri detaylı bir şekilde ele alıp, Türk tarafının görüşlerini açıklayan ve Dünya genelinde, tarihi bakımdan gerçek ve geçerli belgelere dayalı Türkiye'nin, Türk Milleti'nin haklı görüşlerini destekleyecek bir kamuoyu oluşmasına yönelik gerekli ve yeterli çalışmaların yapılmadığını göstermektedir. Bu çalışmalar son 35-40 yıldır yapılsa dahi, zamanında başlanmamış, yeterli bir genişlikte de maalesef ele alınmamıştır. Ancak günümüzde, araştırma enstitüleri, dernekler, resmi kurum-kuruluşlar, vakıflar ve üniversiteler tarafından konunun önemine istinaden detaylı çalışmalar başlatılmıştır.

 

ASALA’nın eylemlerine karşılık olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin izlediği politikalar ve aldığı önlemlerle ilgili bir soruya karşılık olarak Ercan Çitlioğlu, Londra Büyükelçiliği’nde Basın Müşaviri olarak görev yaptığı sırada Türkiye’nin Londra Turizm Ofisine, 1979’da yapılan bombalı saldırı sonrasında basına açıklama yaparken karşılaştığı bir olayı şu şekilde aktarmaktadır;

 

” Ben BBC ve ITN gibi televizyonların kameralarıyla orada karşı karşıya kaldım. BBC muhabirinin bana sorduğu ilk soru şuydu: “1915’te Osmanlılar tarafından veya Türkler tarafından Ermenilere uygulanan soykırım konusunda ne düşünüyorsunuz?” Ben Ermeni soykırımı konusunu ilk defa bombalanmış ve paramparça olmuş Türk turizm ofisinin önünde bir İngiliz televizyon muhabirinin ağzından duydum. Düşününüz ki; ben bir devlet görevlisiyim, Londra gibi önemli bir merkezde basın müşaviriyim ve elçiliğin sözcülüğünü ifa ediyorum. Ermeni soykırımı konusunda en ufak bir bilgim yok, bu göreve gidene kadar da böyle bir eğitimden geçirilip, ‘böyle bir iddia, böyle sorun vardır Türkiye’nin karşısında, dolayısıyla sizin de buna karşı aksi yönde tezler ileri sürüp karşı bir tez oluşturmanız gerekir’ tarzında hiç kimseden bir tek kelime dahi duymadan atandım Londra’ya. Bu sadece benim başıma gelen ya da benim yasadığım bir olay değildir. O dönemde yurtdışına tayin olan hem Dışişleri Bakanlığı mensupları hem Başbakanlık ve diğer Bakanlık mensupları bu konuda en ufak bir eğitimden geçmeden gitmişlerdi. Yani bunu şunu açıklamak için söylüyorum. 1978 yılına gelinceye kadar Türkiye’nin bu konuda antitez üretmeye yönelik bir politikası yoktu. Zamanla ASALA terör eylemleri tırmanmaya başladı. Onun üzerine Devlet bir çalışma yapma, belgelere girip, arşivlere girip gerçekleri gün ışığına çıkarma tarzında bir yöntemi izlemeye karar verdi. Bu olayların başlangıcından, herhalde bir 50-60 yıl sonra yaptı bunu ve bu maalesef Ermenilere kendi tezlerinin dünya kamuoyunda yerleşmesi ve yaygınlaşması için çok büyük bir zaman kazandırdı. Bizim olayı geriden takip etmemizin temel nedenlerinden bir tanesi budur. Burada hemen şunu da eklemek istiyorum, bu olaydan veya olaylardan sonra acaba bize Ankara’dan ‘bu konuda şunları söyleyebilirsiniz veya şu kaynaklara başvurabilirsiniz’ tarzında bir talimat geldi mi diye merak ederseniz, hayır gelmedi. Ben bana sorulan bu soruyu yanıtlayamamanın acısını içimde hissettiğim için kişisel imkânlarımla bu konuyu araştırmayı tercih ettim. Ve 20-25 yıldır da hâlâ bu konuyu araştırmaya devam ediyorum. Ama arzu ederdim ki böyle bir olaydan sonra bu konuyu araştırma ihtiyacı hissetmeyeyim de devlet beni bu göreve gerekli tüm donanıma sahip kılarak göndermiş olsaydı. Çok kıymetli zamanı yitirmemiş olurdu . ”
 
 
DOKUZUNCU BÖLÜMÜN SONU / DEVAM EDECEK
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık