12 yıl denizde çalıştı, birikimini satarak kendi işini kurdu. Büyük acentelerin ulaşamadığı müşterilere 7/24 hizmet vererek büyüdü, milyonlarca dolarlık risklerin altına girdi. Şimdi ise İstanbul Ticaret Odası seçimlerinde 850 bin üyenin sesi olma iddiasıyla yola çıktı. Kaptan Mustafa Can, girişimcilik hikâyesini ve iş dünyasına ilişkin görüşlerini anlattı.
Denizcilik sektöründe yıllarca kaptanlık yaptıktan sonra girişimciliğe adım atan Kaptan Mustafa Can, başarısının arkasındaki temel unsurları risk almak, müşterinin zor anında yanında olmak ve güvenilirlik olarak sıralıyor.
Bir YouTube programında kariyerini ve ticari yaşamını anlatan Can, sektöre girerken arkasında hazır bir müşteri portföyü veya güçlü bir marka bulunmadığını belirterek, büyük acentelerin yeterince ilgilenmediği alanlara odaklandığını söyledi.
“Önce işi çözdüm, sonra müşteriyi kazandım”
Can'ın iş modelinin temelinde, müşterinin acil sorununa hızlı çözüm üretmek vardı.
Türk Boğazları'ndan geçiş yapan gemilerle ilgili işlemleri yakından takip ettiğini anlatan Can, 7/24 dinleme yaparak acil durumda kalan gemilere ulaşmaya çalıştığını söyledi.
Hatta bazı durumlarda henüz acentelik anlaşması bulunmayan armatörlere dahi yardım ettiğini belirten Can, geminin gecikmesini önlemek amacıyla gerekli belgelerin hazırlanmasına destek olduğunu ifade etti.
Bu yaklaşımın zamanla müşteriye dönüştüğünü söyleyen Can, büyük firmalarla yalnızca fiyat veya hizmet kalitesi üzerinden rekabet etmenin yeterli olmadığını, “ulaşılabilir olmanın” kritik fark yarattığını vurguladı.
Birikimini masaya koydu
Girişimcilik yolculuğunda en önemli adımlardan biri ise kendi sermayesini ortaya koyması oldu.
Denizcilik kariyerinde kazandığı parayı biriktirdiğini belirten Can, girişim için sahip olduğu bazı gayrimenkulleri sattığını ve sermayesini işine yatırdığını anlattı.
2008 küresel finans krizinin ardından ödeme konusunda zorlanan ancak ticari açıdan sağlam gördüğü şirketlere yönelik farklı bir çalışma modeli geliştirdiğini belirten Can, yaklaşık 15 firmanın gemileriyle çalışmaya başladığını söyledi.
Ancak bu model ciddi riskleri de beraberinde getirdi. Can, sonraki yıllarda çalıştığı firmalardan birinin batması nedeniyle yaklaşık 650-700 bin dolar civarında kayıp yaşadığını açıkladı.
“Hayatımın en uzun 24 saati”
Can'ın ticari hayatındaki en büyük risklerden biri ise Ukrayna'dan satın alınan hurda bir geminin Türkiye'ye getirilmesi oldu.
Geminin buzlu sulardan geçişi sırasında makine dairesinin su aldığını anlatan Can, geminin pompalarla su tahliye edilerek yoluna devam ettiğini söyledi.
Gemide ortağı Çetin Kaptan'ın da bulunduğunu belirten Can, gemiyle yaklaşık 24 saat telefon bağlantısı kuramadığını ifade etti.
Bu süreci “hayatımın en uzun 24 saati” sözleriyle anlatan Can, geminin sonunda Türkiye'ye ulaşması, tamir edilmesi ve ilk yükünü taşıyarak navlun gelirini elde etmesinin kendisi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
10 yıl boyunca müşterinin peşini bırakmadı
Mustafa Can'ın ticari anlayışında başarısızlık, ilişkinin sona ermesi anlamına gelmiyor.
2004 yılında önemli bir yabancı müşterisini kaybettiğini anlatan Can, müşteriyi geri kazanmak için yaklaşık 10 yıl boyunca düzenli ziyaretlerde bulunduğunu söyledi.
Rakip acentenin yaptığı bir hatanın ardından müşterinin yeniden kendileriyle çalışmaya başladığını belirten Can, kaybedilen bir müşterinin tamamen vazgeçilecek bir müşteri olarak görülmemesi gerektiğini ortaya koydu.
İTO adaylığı: “Biz 850 bin üyenin sözcüsü olacağız”
Röportajın dikkat çeken bölümlerinden biri ise Can'ın İstanbul Ticaret Odası adaylığı oldu.
Türkiye'deki ekonomik politikaların iş dünyası üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Can; kur, faiz, enflasyon, krediye erişim ve ihracat başlıklarında iş dünyasının daha öngörülebilir bir ekonomik programa ihtiyaç duyduğunu savundu.
Ticaret odalarının yalnızca mevcut politikalara destek açıklaması yapan kurumlar olmaması gerektiğini belirten Can, üyelerinin karşılaştığı sorunları kamu yönetimine aktarmaları gerektiğini ifade etti.
Can, İTO adaylığındaki yaklaşımını net bir ifadeyle ortaya koydu:
“Biz ne hükümetin sözcüsü olacağız ne muhalefetin. Biz 850 bin üyemizin sözcüsü olacağız.”
“35 yaşından önce kendi şirketinizi kurun”
Genç girişimcilere de mesaj veren Can, bir işin bütün inceliklerinin öğrenilmesi gerektiğini söyledi.
Sabah erken kalkmayı, işinin başında olmayı ve ekonomik gelişmeleri takip etmeyi öneren Can, gençlerin sürekli iş değiştirmek yerine seçtikleri alanda uzmanlaşmaları gerektiğini savundu.
Kendi şirketini kurmak isteyen gençlerin erken yaşta girişimcilik deneyimi kazanmasının önemli olduğunu belirten Can, profesyonel çalışma hayatı ile girişimcilik arasındaki tercihin kişinin kariyer hedeflerine göre şekillenmesi gerektiğini ifade etti.
“Asla aldatmayı düşünmeyin”
Mustafa Can'ın röportajdaki en net mesajı ise denizcilik sektörünün temel değerlerinden biri olan güven üzerine oldu.
Acentelik faaliyetlerinde yüksek miktarlarda paranın firmalara emanet edilebildiğine dikkat çeken Can, müşteri parasının başka bir işte kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
Can'a göre bir şirketin itibarı; gösterişli ofisten, reklamdan veya söylemlerden önce doğru hizmet, şeffaflık ve zor zamanda müşterinin yanında olmakla oluşuyor.
Can bu yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“Asla aldatmayı düşünmeyin.”
Ardından bir başka kritik noktaya dikkat çekti:
“Adamın gemisi için aldığın parayı başka bir iş için kullanma.”
Denizcilikte yıllar içinde edindiği deneyimi girişimcilik anlayışına dönüştüren Kaptan Mustafa Can'ın hikâyesi, sektörün yalnızca gemilerden, navlunlardan ve ticari işlemlerden ibaret olmadığını; güvenin, ulaşılabilirliğin ve kriz anında çözüm üretebilmenin de ticari sermayenin bir parçası olduğunu gösteriyor.






Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.