A.S.P.
parcababa-erce
İstanbul
21 Haziran, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

19 MAYIS 1919 TARİHİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ

19 Mayıs 2024, Pazar 09:26
19 MAYIS 1919 TARİHİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ
reklam yerim makale içi

 
   19 MAYIS 1919 TARİHİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ
Sevgili Denizci Meslektaşlarım ve değerli okurlar Merhaba , Türk milletinin kutladığı önemli bayramlardan biri olarak 19 Mayıs 1938’günü ölümsüzleşmiştir. 19 Mayıs 1919, Millî Mücadele içerisinde büyük inkılâbın ilk adımı olması münasebetiyle, Gençlik ve Spor Bayramımızı”Kutlarım.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak Millî Mücadele’yi başlatmasının yüz beşinci yıl münasebetiyle, İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile hareket ederek 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının yeni Türk Devleti’nin doğuşuna zemin hazırlayan bir süreci başlattığı olgusundan hareketle; bu sürecin Türk İstiklal Mücadelesine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğuşuna olan etkileri, dönemin iç ve dış koşulları göz önünde bulundurularak irdelenmiştir.
Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı.
Atatürk, Nutuk’ta “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktı. Genel durum ve görünüş  Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk, genel savaşta yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış, Büyük harbin uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir halde…” diye başlayıp durum tespitinde bulunduktan sonra düşünülen kurtuluş çarelerini  sıralayarak şunları söyler;
“Efendiler, ben bu kararların hiçbirini yerinde bulmadım. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o günlerde, Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı ülkesi tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son sorun bunun da paylaşılmasını sağlamak için uğraşılmaktan başka bir şey değildi; Osmanlı Devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet bunların hepsi anlamını yitirmiş bir takım sözlerdi… Sağlam ve gerçek karar … Millî egemenliğe dayanan tam bağımsız, yeni bir Türk devleti kurmak…Ne denli zengin ve gönenmiş olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir millet, uygar toplumlar karşısında uşak durumunda kalmaktan öteye gidemez…Aşağılık durumuna düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir emir veren getirmeleri hiç düşünülemez.... Türk’ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri, çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.  Anadolu’yu baştan başa yakan ateşin, üzerine oturduğu felsefî temel; yalnız yedi devlete karşı değil; yere göğe, talihe, kadere karşı bile isyan etmek, namussuz ve zilletle yaşamaktansa namuslu ölmek  idi. Mustafa Kemal Paşa’nın Temmuz 1919’da istifa ettikten bir buçuk ay gibi kısa bir süre içerisinde yaptığı faaliyetler ve verdiği mesajlar, başta İngilizler olmak üzere istilâcı devletlerin bütün hesaplarını bozacak bir niteliktedir.

Mustafa Kemal, görevi dışında ülkenin değişik yerlerinde cereyan eden olaylarla ilgilenmeye, bildiriler yayınlamaya, yazışmalar yapmaya başlamıştır. 28 Mayıs 1919’da Havza’dan bütün memlekete, kumandanlara, mülkî amirlere, millî teşkilât kurmaları, miting tertip etmeleri yolunda şu tamimi göndermiştir, “İzmir’in ve maalesef bunun arkasından da Manisa ve Aydın’ın işgali, gelecekteki tehlikeyi daha açık olarak sezdirmiştir. Yurt bütünlüğümüzün korunması için, milletçe gösterilen tepkinin daha canlı ve sürekli olması gerekir. Yaşayışımızda ve millî bağımsızlığımızda gedikler açan işgal ve ilhak gibi olaylar, bütün millete kan ağlatmaktadır. Izdıraplar dindirilemiyor. Sindirilmesi ve katlanılması mümkün olmayan bu duruma derhal son verilmesinin bütün medenî milletlerle büyük devletlerin adalet ve nüfuzundan sabırsızlıkla beklendiğini göstermek maksadıyla, önümüzdeki hafta içinde ve çeşitli illere göre, pazartesi başlayıp çarşamba günü müracaatın arkası alınmak üzere, büyük ve heyecanlı mitingler yapılarak millî gösterilerde bulunulması, bunun bütün kasaba ve köylere kadar yaygınlaştırılması, Milletlerin geçmişinde yol bulmanın, aydınlığa çıkmanın imkânsız görüldüğü, bulanık, fırtınalı, karanlık dönemler vardır.
Böyle günlerde çoğunluk bir kısır döngü içinde olmakta, Atatürk’ün de dediği gibi, kimileri kurtuluşu düşmanla birleşmekte, kimileri bir büyük devletin koruyuculuğu ve güdümünde, kimileri de bölük pörçük mahallî direnme teşkilâtları kurmakta görürler. İşte, 19 Mayıs 1919 tarihi, onursuz ve zillet altında yaşamaktansa onurluca ölmenin esas alındığı, kendisinden sonra cereyan eden olaylar zincirinin başlangıcı olan,2 karanlık bir dönemde aydınlık bir tarihtir.

 
"Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir .Türk milleti, gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır. 19 Mayıs güven, sevinç, hareket günüdür."
 
19 Mayıs 1919’da teşkilatlanan Türk İstiklâl Savaşı, millî bağımsızlığı eyleme dönüştürerek, geri kalmışlığı, sömürüyü yok ederek, toplumu bütünüyle geliştirme, tam anlamıyla bağımsızlaştırma, çağdaşlaştırma ve demokratikleştirme amacıyla başlatılmıştır. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 da Samsun’a çıktığı gün üstlendiği görevin asıl ruhu, tam bağımsızlıktı. Tam bağımsızlık, malî, ekonomik, adlî, askerî ve bunlar gibi her konuda bağımsızlık ve özgürlük demekti. Bunların herhangi birinde, bağımsızlıktan yoksun olma milletin ve ülkenin gerçek anlamda tam bağımsızlıktan yoksun olması anlamına gelmektedir.
 
Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu ila ve idame edecek sizsiniz.
 
Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir”demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.
Mustafa Kemal Atatürk, milletinin, ülkesinin ve insanının yapısını (sosyal psikolojisini) bütünüyle kavramakla birlikte dünya şartlarını, bu şartları oluşturan milletlerarası ilişki ve çelişkileri iyi bilmekte idi. Milliyetçiydi, başını çektiği, teşkilatlandırdığı savaş Türk İstiklâl Savaşıydı. 19 Mayıs1919 tarihinde başlatılan savaş, sadece “Ata Yurdu” denilen ülkeyi ele geçirmek, aralarında paylaşmak isteyen sömürgecilere karşı yürütülecek bir savaş değildi.
Onlarla birlikte onların ülkedeki işbirlikçilerine, millî mücadele ve tam bağımsızlık savaşı boyunca bütün toplumsal, kültürel, ekonomik engellere ve bu engellerin güçlü kesim ve kişilerine karşı yürütülecek bir savaştı. 19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal’in milletine güvenerek, inanarak yapacağı işleri “millî bir sır” gibi saklayarak; inanç ve düşüncelerini safha safha gerçekleştirmek kararıyla göreve atıldığı gündür. 19 Mayıs 1919, yıkılan, çok unsurlu bir imparatorluktan yeni, millî bir Türk devletinin hayat bulacağı mümtaz bir tarihtir. büyük bir azim ve gayretin sonucu olarak Türkiye Yunan Kuvvetleri işgalinden kurtarılmış ve Türk Milleti yedisinden yetmişine, kadınından erkeğine topyekün bir mücadele ile zafere ulaşmıştır.


 Gemi Makinaları İşletme Mühendisi
 Birol Çetinkaya
 Pruvanız neta, denizleriniz sakin, rüzgarınız kolayına olsun. Selametle…

 

 

 KAYNAKÇA
1 Salim Koca, “Türklerde Bayram Anlayışı ve Nevruz”, Ufuk, Sayı 3, (Kasım-Aralık1998), (2- 4), s.2 2 Mustafa Turan, “19 Mayıs’ın Türk İstiklâl Harbindeki Yeri ve Önemi”, Türk Yurdu, C.18, Sayı 129, (Mayıs 1998), (41-45), sAğaoğlu, S., (tarihsiz). Kuvayı Milliye Ruhu, İstanbul. Akçura, Y., (1983),
 Osmanlı Devletinin Dağılma Devri, Ankara. Atatürk, G. M. K., (1981). Nutuk- Söylev, I. Cilt, Ankara: TTK, Basımevi. Atatürk, K., (2000), Nutuk 1919-1927, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi. Atay, F., R., (1980), Çankaya, (Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar), İstanbul Aydemir, Ş., S., (1993). Tek Adam, C.I, İstanbul. Bayur, Y., H., (1951), Türk İnkılâp Tarihi, C.II, III. Kısım, Ankara Cebesoy A. F. (1953). Millî Mücadele Hatıraları, İstanbul. ………… (1967). Sınıf Arkadaşım Atatürk, İstanbul..41; Suna Kili, Türk Devrim Tarihi, Boğaziçi Üni. Yay. 1980, İstanbul, s.20.
Dumont, P., (1993), Mustafa Kemal Atatürk, Çev. Zeki Çelikkol, Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. Eraslan C. (1994), Atatürk’ün Samsundaki Faaliyetleri (19 - 25 Mayıs 1919), 19 Mayıs ve Millî Mücadelede Samsun Sempozyumu, Bildiriler (6-20 Mayıs), Samsun, (39-46). Erim, N., (1953), Devletlerarası Hukuk ve Siyasi Tarih Metinleri, C.I, Ankara, 519-524. Erzurum ve Sivas Kongreleri Sempozyumu (27-29 Mayıs 2002). Bilim Kurulu: Prof Dr. Semih Yalçın, Doç. Dr. Hale Şıvgın, Gazi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara, 2003.
Gönlübol M. (1987). Atatürk’ün Dış Politikası, Amaçlar ve İlkeler, Atatürk Yolu, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara Jaeschke, G., (1971), Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri, Ankara. Karabekir, K., (1994), Birinci Cihan Harbine Neden Girdik? İstanbul. Keskin, M., (27-29 Mayıs 2002), Mustafa Kemal’in, IX. Ordu Müfettişliğine Atanmasıyla Bu Görevinden Azledilmesi Arasında, İstanbul Hükümetiyle Yaptığı Yazışmalar,
Erzurum ve Sivas Kongreleri Sempozyumu , Bilim Kurulu: Prof Dr. Semih Yalçın, Doç. Dr. Hale Şıvgın, Gazi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara, 2003, (46-51). Kili S. (1980). Türk Devrim Tarihi, İstanbul: Boğaziçi Üni. Yay.
Kinross L. (1984). Atatürk, Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Çev. Necdet Sander, İstanbul. Koca S. (1983). Türk Tarihinde İstiklâl Mücadeleleri Atatürk’de “ İstiklâl-i Tam” Fikrinin Tarihî Temelleri, Millî Kültür, Kültür ve Turizm Bak. Yay. S.42, (Ekim 1983), (7-13). ……… (1985). Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu Müfettişliğine Tayininde Vahideddin’in Rolü Var mıydı? Millî Kültür, S. 50. ……… (1986). Mustafa Kemal’e Göre XX. Yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu Nasıl Kurtarılabilirdi?, Millî Kültür, Kültür Bakanlığı Yay. Sayı 52, (Mart). ……… (1990). Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu Müfettişliğine Tayininde Damad Ferit Paşa’nın Rolü Var mıydı? Türk Dünyası Tarih Dergisi, S.41. ……... (1998). Türklerde Bayram Anlayışı ve Nevruz, Ufuk (Giresun), Sayı 3, (Kasım-Aralık), 2-4. Kodaman B. (1983). Şark Meselesi Işığı Altında Sultan II.Abdulhamid’in Doğu Anadolu Politikası, İstanbul Kodaman B. (1998). Şark Meselesi (İslâmHıristiyan veya Türk-Avrupa Mücadelesi), Prof.Dr. Abdulhalûk M. Çay Armağanı, C.I, Ankara, (621-641). Kurat A. N.(1990). Türkiye ve Rusya, Ankara.: Kültür Bak. Yay. Saray M. (1975). Rusya’nın Türk İllerinde Yayılması, İstanbul.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.