uygulama indirin
İstanbul
30 Kasım, 2025, Pazar
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

Adı “Yeşilada-Green Island” olarak değiştirilen Karaada Turistik amaçlı olarak Yerleşime açıldı

30 Kasım 2025, Pazar 11:32

Adı “Yeşilada-Green Island” olarak değiştirilen
Karaada Turistik amaçlı olarak Yerleşime açıldı
Yazan: Osman Öndeş (Araştırma makalesi)

1933 yılından buyana ihmal edilmiş doğa güzeli bir ada olan Karaada hakkında, nihayet müjde dolu bir haber verildi. Adanın adı “Yeşilada – Green Island” olarak değiştiriliyor ve turistik amaçlı olarak yerleşime açılıyor. Buarada Bodrum Belediyesi mülkiyetinde bulunan Karaada’daki 55 dönümlük arazide atıl durumda bulunan otel ve restoranda yenileme inşaatı başlatılacakmış.
Bodrum Belediyesi tarafından 2022’de yapılan açıklamada Bodrum’un tam karşısında bulunan ve mavi yolculuk ve günübirlik gezi teknelerinin uğrak noktası olan Karaada’da belediyeye ait olan bölümün günübirlik sosyal tesis ve halkın kullanımına açılacak bir dinlenme tesisi olarak tekrar vatandaşlara sunulacağı belirtilmişti.
Dr. Hüseyin Mümtaz Ataman; 1924-1950 yılları arasında yirmi altı yıl, Bodrum’un en uzun süre görev yapan belediye başkanı olarak hizmet etti.. Belediye Başkanlığı süresince belediyeden hiç maaş almamış, kâtibi Nuri Efendi ve çöpçü İbrahim Efendi’nin aylıklarını da kendisi ödemiş. Dr. Hüseyin Mümtaz Ataman’ın Bodrum’a en büyük katkısı Karaada’yı Bodrum’a kazandırmak olmuş ve gece yarısı belediye meclisini toplayarak, Karaada’yı Bodrum Belediye hudutları içine alması sayesinde bu ada Bodrum’un bir parçası haline gelmişti. Neden Kara Ada.. Önce şu soruyu tekrarlamalıyım; “Bu kadar çok renk biraraya geldiği halde, neden bu adaya “Siyah” deniliyor..Mimar Cengiz Bektaş ekibinin tespit ettiği üzere adanın yeşil dokusunda yoğun biçimde ağaç bulunmaktadır. Bu dokuda kuzey yamaçlarda ve vadilerde yer yer kızılçam dokuları görülmektedir. Kuzey yamaçlarda maki formasyonu ağırlık kazanmaktadır. Adanın güçlü güney rüzgarı alan güney yamaçlarında aynı yoğunlukta olmasa da değişik ağaç türleri bulunmaktadır. Ada üzerinde keçiboynuzu, meşe, dağ çileği, akçakesme karaçalı, lavanta, kekik, adaçayı, çitlenbik, katırtırnağı, keçiboğan, funda, levantin, laden, çoban yastığı türleri yoğundur. Yaşlı kızılçam, ardıç, sandal ve zeytin ağaçları doku içinde kendini göstermektedir. Adadaki zeytin ağaçlarının hemen tümünün setlenmiş olması, bu ağaçlardan geçmiş zamanlarda da verim alındığınj göstermektedir..Ancak neyazıktır ki 1948 yılında üç gün süren bir yangında büyük bölüm yeşil doku ile birlikte çoğunluk zeytin ağaçları da yanmıştır. Yine yoğun olan yeşil doku plansız kesimler sonucu da azalmıştır. Odun sağlamak ve tekne yapımından kullanılmak üzere günümüzde de plansız ve izinsiz kesimler sürmektedir. Adadaki bitki örtüsünün korunarak geliştirilmesi gerektiği uzmanlarca belirtilmiştir. Ada’da doğal veriler ve getirilecek düzenlemelerle bitki örtüsü geliştirtirilmelidir. Bu amaçla öncelikle ormanın gelişmesini önleyen maki alanları temizlenmelidir. Zeytin ağaçları ve badem ağaçları süratle aşılanmalı, bakıma alınmalıdır. Betonlaşmanın hızla sürdüğü günümüzde ada’nın yeşil potansiyelini değerlendirmek önemlidir.

Ada’da inşa edilen otel ve plaj Yıl:1953

Mehmet Turgut Bayram, gazeteduvar.com.tr’deki yazısında şöyle anlatıyor; “Bodrum'un 3 mil açığındaki Karaada'yı Belediye’den 1963'de kiralayan dedem ve anneannem, adada bulunan valiliğin av köşkünü otele döndürerek, yıkık binaları onararak çift yataklı, banyolu ve tuvaletli pansiyon odaları haline getirirler. Karaada’daki otel ve başka yerlerde de otellerin, pansiyonların açılması turizm fikrinin yayılmasına büyük bir katkı yaptığını söylersek abartmış olmayız. Hatta günlük tur fikrinin Karaada'ya doğru, bir nevi öğretmenlere destek olarak başladığını da varsayabiliriz.” demekte...
Muzaffer Cellek Milliyet’teki bir yazısında “Karaada’ya motorlar kalkıyor ama, eski neşe yok. Orada Erol Kavşit’in Restoranı vardı. Bir şiir okulu idi orası. Eğlencenin yumağı idi.. Zevkten, neşeden yumak yumak olmuş gruplar birbirlerinden zor çözülürdü. Aşkını yitirenler, ağıt yakmağa gelirdi Karaada’ya. Karaadalı Erol, Halikarnas Balıkçısı’nın resmini çerçevesiyle astırdığı takasında öyle dolaşırdı..Mimar Cengiz Bektaş'ın Zeytinoğlu ile bir projesi vardı 92-93 gibi. Ama devamı gelmedi. ”

C. Yaşar Dinç’in anlatımı şöyle; “Mübadele zamanında eskilerin dediği Karaada bulunan kilisedeki papaz adanın yasal sahibi TC devleti olduğunu iyice araştırıp öğrenince, adanın o anki rüzgarın yönünü hesap etmiş adayı bir kaç yerden ateşe vererek yakmış ve İstanköy’e kaçmış. Ada bir aya yakın gece gündüz yaşayan canlılarla birlikte yanıp siyah görünüme bürünmüş..” Doğan Şahin’in Karaada için çok anlamlı makalesinin başlığı şöyle; “The Most Beautiful Black in Bodrum - Bodrum’un en gizemli siyahı..”Ve şöyle anlatıyor; “İsmi karanlık gelebilir, mağaralarda karanlık, derinliklerde karanlık, dışarıdan bakıldığında karanlık; ama Karaada, Bodrum'un en zengin ve en yeşil bitki örtüsüne ve florasına ev sahipliği yapıyor. Yakınına geldiğinizde bir renk cümbüşü gözlemleyebilirsiniz. Tanıdığınız renkler orada; mavi ve yeşilin tüm tonları, sarı, kırmızı, mor ve daha niceleri size keyif vermek için bekliyor. Peki neden Kara Ada?
Karaada’nın tarihi, tıpkı Halikarnassos gibi Karya Uygarlığı'na kadar uzanıyor. Antik çağlarda “Arkonessos” olarak bilinen Karaada, Bodrum bölgesinin en büyük adası ve yarımadanın güneydoğusunda yer alıyor. Mavi tur teknelerinin, günübirlik turların ve dalış meraklılarının yanından geçemediği bu doğa harikası. Bodrum'a çok yakın ama aynı zamanda şehrin ihtişamından uzakta gizli bir cennet. Kimin kime benzediğini bilmesek de efsaneye göre Kleopatra güzelliğini kaplıca mağarasına ve içindeki çamura borçludur. Antik çağlarda Karya halkının yaşadığı adadaki antik miras, I. Dünya Harbi civarında neredeyse tamamen kaybolmuştur. Karaada, 1915'te Fransız donanmasının saldırısı sırasında bir savaş alanı olmuş ve yeri doldurulamaz antikalar sonsuza dek kaybolmuştur. Bu kadar tahribata rağmen bugün hala bodur çalılıklar ve altta yatan yerel bitki örtüsü arasında antik surların kalıntılarını, klasik çağ tapınaklarını ve geç dönem manastırının hüzünlü kalıntılarını görmek mümkün. 1923 Lozan Antlaşması'nda Milli Hudut Misakı'nın kabul edilmesine rağmen, anlaşmazlık konusu olan Ege adalarından biri olan Karaada, 1932 yılında İtalya'da imzalanan bir antlaşmayla Türk egemenliğine bırakılmıştır.
Bodrum bölgesinin en büyük adası olan Karaada, 7 km. uzunluğunda, en yüksek noktasında yaklaşık 400 metre yükseklikte, 910 hektarlık bir arazi kütlesine ve 2023 metrekarelik bir alana sahip olup, zeytinlikler, çam ormanları, bodur çalılıklar ve çok çeşitli bitki örtüsüyle kaplıdır ve 20 km.'lik bir kıyı şeridiyle çevrilidir.

Adaya yaptığımız muhteşem bir Mavi Yolculuk’un ardından ilk durağımız “Güzellik Mağarası” olarak bilinen kaplıca.. Günlük tur teknelerinden akın eden turistler kaplıcaya doğru koşuyor. Kaplıcadaki görevli mağaradan avuç dolusu çamuru ziyaretçilere uzatıyor. Ve kendine özgü aksanıyla “Bu, Kleopatra’yı güzelleştiren çamur” diyor, çakıllı karışımın üzerine su dökerken ve şakayla “Biraz su, bir tutam tuz” diyerek gösteriyi çalmaya çalışıyor.
Bu kadar çok renk biraraya geldiği halde, neden bu adaya “Siyah” deniliyor.. Aklımda bir soru vardı; Bu kadar küçük bir alanda bu kadar çok renk bir araya gelmişken neden bu adaya “Siyah” deniyordu? Bu yazımı okuduysanız, gidip Karaada ile tanışın. Ama adada siyah bir şey görmeyi beklemeyin, çünkü her şey heyecan verici derecede renkli ve göz alıcı. (Kaynak:Doğan Şahin; The Blue Cruise,10 Mart 2010).

Mimarlığın büyük ustalarından Cengiz Bektaş’ın Karaadası.. Mimar Cengiz Bektaş 1992-93’de

“Karaada Turizm Gelişme Tasarımı: Yeni bir İmar Planı için Proje önerisi - Karaada Tourism Development Design: Project proposal for a New Development Plan”ı ile bu muhteşem adayı turizme ve dünya kültürüne açmak için çalışma yapmış.. Mimarlığımızın büyük ustalarından Cengiz Bektaş ekibinin “T.C. Turizm Bakanlığı’nın “Bodrum Yarımadası Çevre Düzenlemesi Planı” çalışması Turizm Merkezi olarak öngörülen KARAADA’nın İMAR PLANI’nı yapabilmek için gerekli araştırmaları, incelemeleri ve bunlara dayanan ÖN TASARIM’ı içermektedir.”
20 Mart 2020 yılında kaybettiğimiz Mimar Cengiz Bektaş, 86 yıllık ömrüne başta mimar, sanatçı, şair-yazar, öğretmen ve gezgin olmak üzere pek çok unvan ile tanındı. Yüksek öğrenimine İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’nde başlayıp 1956 yılında Almanya’ya giderek Münih Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde eğitimini tamamladı. 1959 yılında mezun olduktan sonra 1962’ye kadar dönemin ünlü mimarları Fred Angerer ve Alexander Baron von Branca ile çalışma fırsatı buldu. Bunun yanında 6 yıllık yurt dışı serüveninde Almanya ve pek çok Avrupa ülkesine seyahatler gerçekleştirdi. Bu seyahatleri mimari ve kültürel birer keşif olarak yorumlayan Bektaş, mimari yapıların ancak o yapının içinde olarak kavranabileceğine inanmıştır. Karaada’yı da böyle bir kültür zenginliği içinde anlatmak ve yaşama kavuşturmak adına, ekibiyle gerçekleştirdiği bu çalışma, artık yeniden değerlendirmeye alınmakta ve muhteşem bir kültür, turizm adası doğmaktadır. Bu çalışmam Mimar Cengiz Bektaş’ın “Karaada Turizm Gelişme Tasarımı: Yeni bir imar planı için proje önerisi - Karaada Tourism Development Design: Project proposal for a new development plan” başlıklı çalışmalarından özetlenerek aktarılmıştır. İnternet ortamında Karaada-Yeşilada hakkında onlarca yorum, makale, ve resmi belge bulunmaktadır. Bu adanın tarihçesi 25 Kanunusani/Ocak 1933 tarihli Resmi Gazete ile okunmaya başlanmalıdır.

Anadolu sahilleri ile Kastellorize Adası arasındaki adacıklar ve Kara Ada üzerindeki hakimiyet hususunda Türkiye ile İtalya arasında mevcut olan anlaşmazlık Ankara’da Dışişleri Bakanı ve İzmir Millevekili Dr.Tevfik Rüştü tarafından ve İtalya tarafından Türkiye’de Büyükelçi ve Fevkalâde Temsilci Baron Pompei Aloisi tarafından temsil edilen İtalya Kırallık Hükümeti ile imzalanan 4 Ocak 1932 tarihli sözleşme ile doğrudan doğruya çözümlenmiştir. Anadolu sahilleri ile Meis Adası arasındaki ada ve adacıklara ve Bodrum Körfezi karşısındaki adanın ciheti aidiyeti /ait olduğu hakkında İtalya hükümeti ile aktolunan/imzalanan İtilafnâme/Sözleşme 2106 No.lu Kanun ile resmî şekil almış ve 14 Ocak 1933 tarihinde kabul edilmiştir.
Bu Yasa’ya göre;
Madde 1-İtalya hükümeti Volu (Çatal Ada), Ochendra (Uvendire), Founachia (Furnakya), Kato Volo (Katovolo), Prasoudi (Prasudi), Tchatallota, Pighi, Nissi-Tis-Pighi, Recif Agrecelia, Prousseclissa (Kaya), Pano Makri, Kato Makro (Kayalıklar dahil), Marathi, Roccie Voutzaky (Rocci Vutchaki), Dacia (Dasya), Nissi-Tis-Dacia, Prassoudi (Dasya’nın kuzeyinde), Alimenterya (Alimenterya), Caravola (Karavola).
Madde 2- Bodrum Körfezi’ndeki Kara Ada aynı şekilde Türkiye’ye ait olacaktır..
Madde 3- Buna karşılık Türkiye hükümeti,merkezi Katellorizo Şehri kilisesinin kubbesi ve çapı bu merkez ile San Stephano Burnu (Pointe de vent)arasındaki mesafe olan bir daire ile çevrilecek mıntıka dahilindeki adacıklar, Yani: Psoradia,Polyphados, St.Georges (Güneyde St.Georges, kuzeyde Agrielaia ile belirlenen ve 236 Numaralı İngiliz haritasında gösterilen iki ada).

Psoni (Strongylo, 236 Numaralı İngiliz haritası), Cutsumbora (Kutsumboras), (Kayalıklar), Mavro Poinaki (Mavro Poinachi), Mavro Poinis (Mavro Poini), adacıkları üzerinde İtalya hakimiyetini tanır. Yukarda belirtilen daire içinde bulunan bu adacıklardan ayrı olarak St.Georges (Rho), Dragonera, Ross ve Hypsili (Stronghyli) adacıkları da aynı şekilde İtalya’ya ait olacaktır.
Faşist İtalya, Türkiye’yi daha da kıyılarına hapsetmek adına, St.Georges (Rho), Dragonera, Ross ve Hypsili (Stronghyli) adacıklarına da elyokmuş ve bu ada ve adacıklar Yunanistan’a devredilmiştir. Ancak şu husus dikkatle kaydedilmelidir; Bu ada ve acıklarda Türkler neden yerleşik değildir? O kadar ki Rho gibi kayalıkta bir Rum kadın yaşamış ve İtalya’ya rağmen bu adacıkta Yunan bayrağı dalgalanmıştır. Günümüzde bile Türkiye’ye ait olan ada ve adacıklarda hiçolmazsa Türk bayrağının dalgalanması önemsenmemektedir!
Kimlik açısından Karaada- Yeşilada
Türkiye’nin ve Bodrum’un durumlarının bize tanıttığı konuyla ilgili sorunlara göre Karaada-Yeşilada, Bodrum (Halikarnassos), Knidos, Kos, üçgeninin içinde nirengi noktası olarak tüm Akdenize açık olmalıdır.Bodrum’la karşıtlık dengesi içinde, ancak onunla ortak sofrada olmalıdır. Yalnızca bir yatakhane olmak durumuna düşmemelidir; 365 gün canlı olmalıdır. Tüm yöreye iş ve gelir sağlamalıdır. Alt yapısıyla bütün kurum ve kuruluşlarıyla dengeli olmalıdır. Türk konukseverliğinin algılandığı, buna göre oluşturulmuş özgün Türk işletmeciliğinin hizmet verdiği, havası, suyu, toprağı kirletmekten korunmuş, doğanın sonuna dek saygı gördüğü, doğanın kan dolaşımı içinde, doğal beslenmenin, sağlıklı yaşamın, insanca birlikte yaşamanın yeri olmalıdır. Denizin her halinin yaşandığı, denizle ilgili herşeyin, her türlü deniz ve su sporlarının yapıldığı, öğrenildiği uluslar arası diplomaların alındığı bir yer olmalıdır.. Ege ve Akdeniz kültürlerinin özetlendiği, özümsendiği, bütün Akdeniz ozanlarının, yazarlarının, düşünürlerinin, ressamlarının, yontucularının, kent tasarımcılarının, mimarlarının, kültür adamlarının, zaman zaman bir araya gelip tanıştıkları sevgi ve barış ürettikleri bir yer olmalıdır.
..Gerçek anlamda Mavi Yolculuk’un başlangıç ve bitiş yeri olmalıdır. Zeytincilik, bağcılık (Şarapçılık,testicilik), arıcılık, balıkçılık, hayvancılık, çiftçilik,ormancılık yapılan ve öğrenilen bir yer olmalıdır. Enerjinin doğal yollarla karşılandığı, ekolojik mimarinin örneği, özeği olmalıdır. Çevrecilerin örneği ve odağı olmalıdır.

Mimar Cengiz Bektaş ekibinin adada çalışmalarında ortaya çıkardıkları
yaşam yerleri ve kalıntılar; 1- Leleglerden kaldığı belirtilen yerleşme,
2-Eş nitelikteki yerleşme, 3-Antik dönem inonik tapınak, 4-Kaya gömütü,
5- Kilise, 6- Kireç Ocakları,7- Sarnıç.

Adanın kuzeyi, Bodrum-Halikarnassos ve Mindos ile birlikte kurduğu üçgenin köşesidir. Dış yüzüyle Kos ve Knidos ile karduğu üçrenin köşesidir. 248 mt. yükseklikteki tepesinde bir antik dönem tapınağı vardır.
Selim Yiğit’in bir video kayıt gösterisiyle anlattığı “Karaada(Arkonnessos)Ikonik dini Tapınağı adanın en yüksek noktalarından birinde yer almaktadır. Templum İn Antis planlı ve Megaron tarzında inşa edilmiş olan tapınağın taş isçiliği bölgedeki benzer örnekleri ile kıyaslandığında MÖ. 7-6 yüzyıllara ait olmalıdır. Tapınak alanının doğu ve batı kısımlarında kısmen korunmuş teras duvarı benzeri destek duvarlı yer almakta olup alanda her hangi bir kazı çalışması yapılmamış olmasına raĝmen bulunduğu konum sebebiyle iyi korunmuş durumdadır. Ülkenizde en iyi korunmuş Arkaik Dönem Tapınak örneklerinden birisidir.”

Antik İkonik Dini Tapınak Ante duvarlı;Taş İşçiliği Karia taş ustalığına yakıştırılabilecek özende.. Kapısı Halikarnassos’a doğru,ama tam kent dönük değil. Kuzey-Güney doğrultuda.
Çevresindeki duvarlar daha sonraki dönemlerde ağıl olarak kullanıldığını düşündürebilir. Hemen çevresi taş ocağı ve işliği olarak kullanılmış. Bilimsel araştırma yapılmalı. (Kaynak:Cengiz Bektaş arşivi)

Leleg Yerleşmesi; Bu Yerleşmenin konumu ilginç; hem Bodrum’u ve hem Kos’u görebiliyor ve hem de adanın güneryindeki Küçük Poyraz Koyu’na ve ayrıca Kuzey’deki sıcak suya ve iki katlı evin bulunduğu, dalgalı havalarda bile en iyi tekne bağlama yerine kolayca inilebilecek bir mevkide.. Tapınağa ulaşan keçi yolunu denetliyor. Evler, hayvanlar için yapılmış, çok daha büyük bir alanı çevreleyen, ağıl olarak kullanıldığı düşünülen duvarların köşelerinde küçük bir oylumdan oluşuyor. Belli ki, oturanlar kıyıdan kaçınmışlar ve hayvancılıkla geçinmişler.
Planı düzgün, ötekilerde olmayan bölümleri bulunmakta. Topluluğun başının evi olabilir. Çevreleri antik döneme tarihlenebilecek kiremit kırıkları dolu.. Siyah boyalı ve boyasız kap kırıkları görülebiliyor. Bilimsel araştırma yapılmalı.

Yeşilada’daki Bizans dönemine ait kilise.

Yeşilada’daki Bizans devri kilisesi - Necip Damar Yeşilada’daki kiliseyi şöyle anlatıyor; “Leleg Yolu 830 metre uzunluğunda.Gidip gelmek, etrafında dolaşmak iki kilometreyi buluyor. Toplamda 18 metre yükseleceğimiz güzel bir patikadan kiliseye ulaşırken yolumuz üzerinde Karaada (Yeşilada)’nın Akvaryum tabir edilen pırıl pırıl denizine girip yolumuza devam edebiliriz. Yeşilada’daki Kilise Bizans dönemine aittir.. Bütünlüğünü kaybetmemiş ama bir kısmı da harap olmuş halde bulunmaktadır. Hatta bazı freskoları örneğin “İsa’nın Çarmıha Gerilişi” ni temsil eden freskosu hala seçilebiliyor.”

Mimar Cengiz Bektaş değerlendirmesinde; “Karaada’da Kireçtaşı kaya bloğu,kırma taş ve agrega olabilecek özelliktedir.” denilmekte. Adanın jeolojik kesit haritasında kesitler ayrı renklerle belirtilmiş.

Bu çalışma; Turizm Bakanlığı, Yerel yönetimler, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Ticaret Odası, Üniversiteler, Çevreci Sivil Yönetimler, Basın, Turistik şirketler ve Tursab ve sorumlu olması gereken tüm kurum ve kuruluşlar genelinde her birim ve bireyi düşünmeye ve değerlendirmeye davet etmektedir..

Şimdi soru ve bekleyen cevap burada; 1933 yılından buyana terk edilmiş gibi duran bugünün Karaada’sı; doğaya, çevreye saygılı, ülke kütürüne, turizmine sunulmuş bir Yeşilada mı olmalı.. Yoksa ille de Kleopatra tekerlemesine kurban edilmiş, efsunlu çamur banyosu yutturulan ve de kendine terk edilmiş bir ada olarak mı kalmalı?
Ayrıca; bu makalemin “Adı ‘Yeşilada-Green Island’ olarak değiştirilen Karaada Turistik amaçlı olarak Yerleşime açıldı” başlığı, resmî bir kaynağa dayalı olmayıp, günümüzde Türkiye’ye ait adacıkların ve kayalıkların Yuanistan tarafından işgali devam ederken benim hayalimdeki bir özleyişten ibaret bulunmaktadır!…

****

Yorumlar

  • yorum avatar
    Osman Öndeş
    30-11-2025 13:06

    Yamaç Bey Kardeşimiz..Yayıncı olarak harikasın..En sonda bir tarih hatam var..1993 değil 1933 olacak..Selamlar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google