yeni
İstanbul
12 Nisan, 2026, Pazar
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Demir Yığınlarının İçindeki Can: Hürmüz’den İstanbul’a Uzanan Sessiz Nöbet

05 Nisan 2026, Pazar 23:32
Demir Yığınlarının İçindeki Can: Hürmüz’den İstanbul’a Uzanan Sessiz Nöbet

  Dünya bugün televizyon ekranlarından, gazete manşetlerinden devasa enerji krizlerini, Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimalini ve petrol fiyatlarının tırmanışını izliyor. Uzmanlar EIA verileriyle Hürmüz’den geçen günlük 23 milyon varilin hesabını yapıyor, IEA raporlarıyla küresel arz şokunun büyüklüğünü ölçüyor. Ancak biz denizciler ve denizden ekmek yiyenler için mesele, bu soğuk rakamların çok ötesinde bir yerde durur.

Bizim için mesele; o devasa tankerlerin, o demir yığınlarının içindeki “can”dır.

Çift Yönlü Kuşatma ve Denizcinin Kaderi

Bugün deniz ticareti, tarihin en zorlu sınavlarından birini veriyor. Güneyde Hürmüz Boğazı kilitlenmiş, dünya petrol akışının damarları tıkanmış durumda. Kuzeyde ise Karadeniz ve Baltık ekseninde enerji terminalleri ve tankerler saldırıların hedefi oluyor. Küresel enerji arzı adeta çift yönlü bir kuşatma altına girmiş durumda.

Rotalar uzuyor, riskler büyüyor.
Rota uzadığında ne olur? Navlun artar, sigorta primleri yükselir. Ama asıl olan şudur:
Denizcinin gurbeti uzar. Denizcinin uykusuzluğu derinleşir. Denizcinin omzuna binen yük ağırlaşır.
Ve bu yük artık sadece denizle ilgili değil; jeopolitik bir satranç tahtasında piyon olma endişesiyle de ilgilidir.

Kapımızdaki Ateş: ALTURA Vakası

Tehlike artık uzaklarda bir yerde değil.
26 Mart günü İstanbul Boğazı’nın hemen girişinde, karasularımıza yalnızca 14 mil mesafede yaşanan ALTURA tankeri hadisesi, gerçeği tokat gibi yüzümüze çarptı. Bir milyona yakın varil petrolle Boğaz’a yaklaşan Türk işletmeli bir geminin sivil bir hedef haline gelmesi, artık hiçbir denizcinin tam anlamıyla güvende olmadığını gösterdi.

Şükür ki mürettebat sağ kurtuldu. Ancak o gemideki bir gemicinin o an yaşadığı dehşeti hangi sigorta poliçesi kapsayabilir?
O geminin imdadına yetişen Kıyı Emniyeti personelimizin ve römorkör mürettebatımızın sergilediği cesaret, aslında Mavi Vatan’ın sadece suyla değil, fedakârlıkla savunulduğunun açık bir göstergesidir.

Köprüüstündeki Adamın Psikolojisi

Babam Kaptan Mustafa Can’ın bir sözü vardır, hiç aklımdan çıkmaz:
“Oğlum, köprüüstünde küçük bir hedef arayan adamın ruh halini anlamayan, denizciliği anlayamaz.”

Bugün Karadeniz’de veya Hürmüz’de vardiyaya çıkan bir sivil denizci artık sadece fırtınayla, akıntıyla veya gemi trafiğiyle mücadele etmiyor.
Gökyüzünde sinsi bir dron izi arıyor. Radar ekranındaki verinin gerçek mi yoksa bir elektronik aldatmaca mı olduğunu sorguluyor. Navigasyon sistemleri karartıldığında, gözleri ufuk hattında en ufak bir anomaliyi seçmeye çalışıyor. Uykusuz geçen vardiyalar, belirsizlik, stres ve sorumluluk…

Modern denizci artık sadece yük taşımıyor; aynı zamanda hibrit savaşın belirsizliğini ve ağır psikolojik baskısını da taşıyor.

Evdeki Sessiz Bekleyiş

Madalyonun bir de diğer yüzü var.
Limanda, evde telefonun başında bir mesaj bekleyen eşler, çocuklar, anne ve babalar…

Karadeniz’den veya Hürmüz’den bir saldırı haberi geldiğinde, İstanbul’un ışıkları sönmesin diye denizin ortasında nöbet tutan evladının sesini duymak için sabahlayan binlerce aile var bu ülkede.
Denizcinin yükü ağırdır ama onu evde bekleyenin yükü bazen daha ağırdır. Çünkü belirsizlik, insanın taşıyabileceği en ağır yüklerden biridir.

Bir Sorumluluk Çağrısı: Yalnız Değilsiniz

Dünya denizcilik otoriteleri, özellikle IMO, sivil denizcilerin korunması için sürekli güvenli geçiş çağrıları yapıyor. Biz de buradan bir kez daha söylüyoruz:

Sivil deniz ticareti, devletlerarası hesaplaşmaların ikincil hasarı olamaz.
Gemideki insanın canı, hiçbir politik çıkarın veya enerji kavgasının malzemesi değildir.

Türkiye, bu ateş çemberinin ortasında hem trafiği hem güvenliği yöneten merkezi bir güç konumundadır. Ancak sivil denizcilerin can güvenliği için daha somut adımlar atılması, güvenli koridorların oluşturulması ve hibrit tehditlere karşı teknolojik koruma sistemlerinin geliştirilmesi artık bir tercih değil, milli bir mecburiyettir.

Son Söz

Son sözüm, dünyanın dört bir yanında farklı bandıralı gemilerde çalışan, şanlı bayrağımızı temsil eden veya ekmek parası için dalgalarla boğuşan tüm Türk denizcilerine:

Yalnız değilsiniz.
Sizin o helal alın teriniz, okyanusları aşan dayanışmamızın en büyük sebebidir.
Sizin emniyetle limana varmanız, bizim en büyük önceliğimizdir.

Pruvanız neta, rüzgârınız kolayına, kalbiniz ferah olsun.

Yazar: Nuri Mert Can

Transbosphor CEO

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google