BARTIN VAPURU yapay zeka fotoğrafı
21 Nisan 2026, Salı 14:34
Bartın Vapuru ve
Bartın’lı Bankoğlu Hacı Hüseyin Kaptan
Yazan:Osman Öndeş.jpg)
Yapay Zeka’nın faydalı ve zararlı marifetleri karşısında insanın aklını kaçırması mümkündür..
Neredeyse bir asır öncesinde kalmış gemilerin fotoğrafları nasıl oluyor da henüz inşa edilmişcesine pırıl pırıl fotoğraflar haline gelebiliyor? Bu alanda takdirle ve hayranlıkla izlediğim bir İsim İrfan Özgen. Ben bir fotoğrafı adına makalelerimi yeniliyorum, derken brbaşka fotoğrafla karşıma çıkıyor… Hayranlıktan da öteye durup durp fotoğrafa bakıyorum.
Bartın’lı Bankoğlu Hacı Hüseyin Kaptan’ın “Bartın” adını verdiği bir yük yolcu vapuru vardı. Bu vapura ait fotoğraflar hep soluk haldedirler. Ben de makalemde daha iyi olan biri fotoğrafını makalemde yayınlamıştı. Bu fotoğrafı tekrar yaınlıyorum. Fakat İrfan Özgen bu fotoğrafı ele alarak, nasıl çözümledi ise, yepyeni bir Bartın Vapuru fotoğrafı yaratmış.. Hayran oldum, şaşkınlık içinde kaldım.. Sonunda bu fotoğraf uğruna Bartın’lı Bankoğlu Hacı Hüseyin Kaptan konlu makalemi kısaltılmış olarak yayınlayarak, İrfan Özgen’e teşekkür etmek istedim. Arşiv yapmak isteyenler için ise, Bartın vapuru fotoğrafı bu makalemde yeralmaktadır.
Bankoğlu ailesi Batum’dan göçederek Bartın’a yerleşmiş olan Bankoğlu ailesi başarılı hizmetleri ve sevaplarıyla tanınmıştır. Bartınlı Tüccarlardan Bankoğlu Hacı Hüseyin Kaptan, Bankoğlu Hacı Ali Kaptan, ile İstanbul tüccarlarından Sekbanzâde Ahmet Bey, Zonguldak tüccarlarından Ahmet Ali Ağazâde Ali Efendi ve Müezzinzâde Ali Fuat Bey ve “Bartın Vapuru” nda ortaktılar.
Bankoğlu Hacı Mustafa Kaptan ve Merhume Münevver Hanım’ın kızları Ayşe Fevziye Pala’nın vefat haberi bize bu bilgileri vermektedir; “İskele Limanlar kumandanı Merhum Miralay Şükrü Pala’nın eşi, Muazzez Baltacı’nın anneannesi, Merhume Şükriye Arıksan anneleri, Hasene Güçlüer, merhume Fikret Orgun ve Seniha Özerdem’in ablaları, Mustafa Baltacı’nın kıymetli anneannesi, Ayla Baltacı’nın büyük kayınvaldesi, Mine Baltacı’nın haminnesi, Doktor Bedri Ünal ve Handan Ünal’ın teyzeleri, Cemil Arıksan ile Merhum Ekrem Baltacı’nın kayınvaldesi Salihat-ı Nisvan’dan Ayşe Fevziye Pala 6 Temmuz 1978 tarihinde vefat etmiş, cenazesi 7 temmuz 1978 Cuma günü öğle namazından sonra Erenköy Tren İstasyonu karşısındaki Zihnipaşa Camii’nden kaldırılarak Sahrayı Cedit’deki aile kabristanına defnedilmiştir.”
Ancak haberlerde Bartın Vapuru’nun ortaklarından Bankoğlu Hacı Hüseyin Kaptan veya bağlı olduğu şirket hakkında bir bilgi görülmüyor. Araştırmalarımı sürdürünce Bartın’lı araştırmacı yazar Çetin Asma ’nın “Bartın Tarihi’nden Fotoğraflar 40” başlıklı makalesinde Bartın Vapuru’nun daha önceki yıllarına ait fotoğrafına ve bu vapurun satın alınma öyküsü mevcuttur. Bu makalenin Bartın vapuruyla ilgili kısmı şöyledir; “1930’lu yıllarda Bartın’dan İstanbul’a ve Karadeniz sahilinde bulunan şehirlere gitmek için Bartın boğaz ağzına o yıllarda gelen vapurlara binilip gidilirdi. Acentelere bağlı olan bu vapurlar, Karadeniz sahilinde bulunan iskele ve limanlara uğrarlar, Trabzon’a kadar ulaşıp tekrar geri dönerek son durak olan İstanbul’a geri gelirlerdi. O yıllarda Bartın’da vapur acenteliği olup, bu acenteye bağlı vapurlar lüks yolcu taşımacılığı ve posta işlerini görürlerdi. Aydın ve Cide vapurları İstanbul’dan hareket ederek Kastamonu’nun Cide ilçesine kadar giderlerdi. İstanbul Kastamonu arası iskelelere uğrarlar yolcu ve Bartın - İnebolu Postası olarak tarifeli sefer yapan posta vapurlarından Bartın vapuru Sirkeci Rıhtımı’ndan hareketle Ereğli, Bartın,
Zonguldak, Amasra, Kurucaşile, Cide, İnebolu, Evrenye, İlişe, Abana iskelelerine uğrar ve ayni iskelelere uğrayarak Sirkeci’ye intikal ederdi. Bu hatta çalışan Hilal posta vapuru da Sirkeci Rıhtımı’ndan hareketle Ereğli, Zonguldak, Bartın, Kurucaşile, Cide, İnebolu iskelelerine uğrar ve ayni iskelelere uğrayarak Sirkeci’ye intikal ederdi. “Her hafta pazartesi ve Perşembe günleri İstanbul’dan; Pazar ve Perşembe günleri de Bartın’dan muntazaman hareket ederler. Bartın’la boğaz arasında seri motorlar temin edilmiştir. Bartın’da müracaat yeri Turakzâde Seyit Ali Bey” (Temmuz 1931 Bartın Gazetesi) idi. (Çetin Asma, Bartın Tarihi’nden fotoğraflar - 40, Bartın Halk Gazetesi, 1 Mart 2010).
Bartın’ın tanınmış eşrafından Bankoğulları da bir vapur almaya teşebbüs etmiştir. Ortak olarak Bankoğulları’nın yalnız yolcu taşımak için alınan ve ismine “Bartın” adı verilen bu vapur hakkında 20 Temmuz 1931 sayı 303 Bartın Gazetesi’nde şöyle bir haber yer almaktadır, “BARTIN VAPURU - Hattımız için yeni bir vapur alındı. Bartın tüccarlarından Bankoğulları ile İstanbul tüccarlarından Sekbanzâde Ahmet Bey, Zonguldak tüccarlarından Ahmet Ali Ağazâde Ali Efendi ve Müezzinzâde Ali Fuat Bey müştereken Malta’dan 600 tonluk bir vapur almışlar ve “BARTIN” ismini vererek hattımıza tahsis etmişlerdir. Vapur bu akşam İstanbul’dan hareket ederek ilk seferini yapacaktır” haberi yer almaktadır. Yine aynı gazetenin 4. sayfasında bu vapur hakkında reklam haberi yer almaktadır.
Bu haberde “Bartın Lüks ve Sürat Postası” başlığı ile “BARTIN VAPURU 20 Temmuz 1931 tarihinden itibaren muntazaman her pazartesi akşamı İstanbul’dan hareket ve Perşembe sabahı Bartın’dan avdet ile Cuma sabahı İstanbul’a muvasalat edecektir. Dikkat; vapur, birinci ve ikinci sınıf kamaralarla güzel bir salonu ve banyoları havi ve elektrik, telsiz, telgraf, radyo ve kaloriferle mücehhez olup güverte yolcuları için mahfuz mahalleri vardır. Muhterem yolcuları her türlü esbab-ı istirahatları müemmendir. Geminin seyri esnasında yolcular telsiz vasıtasıyla telgraf muharebesi yapılabilecektir. Bartın Acentesi Bankoğulları” denilmektedir.
Lloyd’s Register of Shipping 1934 yıllığına Bartın vapuru Zonguldak’lı Müezzinzade Ali Fuat Bey ’e ait olarak kayıtlıdır. Müezzinzâde Ali Fuat Bey’in sahibi olduğu diğeri vapur “Kuruca Şile” idi. Firma olarak adresi Eminönü Sebze Sokağı No.8.’di. Seyrisefain ve Milli Vapurcular arasındaki rekabetin çok kırıcı olmasından şikayetçi olmuş, hükümetin rekabeti önlemesi için müdahale etmesini ağır eleştirmiştir.
Hollanda, Schpa. Maats, Amsterdam inşa olan 740 grt. Bartın vapurunun ilk adı “Paramaribo” idi. Eldeğiştirmiş ve “Hungerburg” adını almıştır. 1932’de yeniden satılmış ve “Odin” adı verilmiştir. 1933’de Müezzinzâde Ali Fuat ve ortakları tarafından satın alınarak “Bartın” adı verilmiştir. 1934’de tüm Milli Vapurcular Birliği (Türk Armatörleri Birliği) tarafından vapurların işletmeleri için kurulan Vapurculuk Türk Anonim Şirketi’ne devredilmiş, fakat 1936’da Denizyolları İdaresi’ne devredilerek kamu malı bir gemi haline gelmiştir. 1938’de Denizbank - Denizyolları İdaresi’ne devredilmiş, 1939’da TC Münakalat Vekaleti Limanlar ve Devlet Deniz Yolları İşletmesi Umum Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. 1947’de Marmara Adası’nda karaya oturmuş ve yüzdürülmesine karşın, onarımını çok masraf gerektirmesi nedeniyle söküme gönderilmiştir. Bartın vapuru 1935 - 36 yıllarında devlet tarafından 26 bin lira bir bedelle kamulaştırılmıştır.
Bartın Vapuru karaya oturuyor
1935 yılı gazetelerinde çok kısa aralıklarla yayınlanan ilanlardan bir örneği bu makalemde yayınlıyorum. Bu ilan 7 Şubat 1935 tarihlidir ve “Vapurculuk Türk Anonim şirketi” başlığı altında şöyle denilmektedir; Mersin Yolu’na Sadıkzade vapuru, Ayvalık Yolu’na Kemal vapuru, Bartın Yolu’na Bartın vapuru sefer yapacaktır. Seyahat edecekler veya eşya gönderecekler için tek çözüm vapurlardır. “
Bir başka haber şöyledir; “Yine “Bartın’da Nazırzâde Ahmet Fahri Efendi’nin acenteliğinde Bursa vapuru 14 mil süratli posta vapuru - yolcu vapuru, Pazar günü İstanbul’dan; pazartesi sabahı Bartın’dan hareket ediyor. Yine hafta içi bir sefer daha yapıyor. Çarşamba İstanbul’dan; cumartesi sabahı Bartın’dan hareket ediyor.” (Temmuz 1931 Bartın Gazetesi).
4 Ocak 1947 tarihli gazetelerde Marmara Adası önlerinde karaya oturan Bartın vapurunun kurtarılamadığı yolcularının Marakaz Vapuruyla İstanbul’a getirildiği haberleri yeralmıştır. Bartın kıç tarafından aldığı yara nedeniyle gemiye hücum sulardan dolayı yan yatmış vaziyette beklemekte ve devam eden fırtına yüzünden gemiye yaklaşmak güçlükle mümkün olabilmektedir. Tahir Kaptan idaresinde olan vapurun şiddetli fırtına ve yağmur sağanakları dolayısıyla kumanda edilemez hale geldiği ve sürüklenerek Marmara Adası’nda karaya oturduğu belirtilmiştir. Alemdar Tahlisiye gemisi tarafından yüzdürülerek İstinye Tersanesi’ne yedeklenen Bartın vapurunun onarımı için 800.000 liraya ihtiyaç olduğu anlaşılmış ve geminin hurdaya çıkartılmasına ve sökülmek suretiyle satılmasına karar verilmiştir.
Bartın Vapuru’nun geçirdiği müthiş kaza
11 Ağustos 1936 günkü gazetelerde yeraldığı üzere; Tekirdağ açıklarında görülmemiş bir siklon küçük gemiyi az daha batırıyordu. Karabiga - İstanbul arasında işleyen Bartın Vapuru evvelki gün (Pazar - Pazartesi gecesi) şiddetli fırtına ve yağmurlardan dolayı çok büyük bir kaza geçirmiş ve hıncahınç dolu olan vapurun bütün yolcularıyla birlikte batmasına ramak kalmıştır.
Vapurdaki yolcuların anlattıklarına göre kaza şöyle olmuştur: Bartın vapuru Ağustos’un dokuzuncu günü Karabiga’dan sabah onbirde hareket etmiştir. Vapurda 40 ton kadar zahire, on ton kadar karpuz, 30 adet öküz olarak muhtelif cinsten yük ve yüzden fazla yolcu bulunuyordu. Yolda Mürefte’ye uğramış, bir miktar yolcu daha almıştır. Denizin biraz dalgalı olmasına rağmen Bartın vapuru ayni gün öğleden sonra saat beş raddelerinde Tekirdağ’a gelmiştir. Vapur gece saat dokuz buçuk raddelerinde Tekirdağ’dan hareket etmiştir. Vapur iskeleden kalkmadan evvel daha sekiz raddelerinde karada ve uzaklarda yoğun bulutlar ve şiddetli şimşekler görülmekteydi. Fakat bu fırtına vapurun arkasında kalan ufuklarda ve o kadar uzaklarda görülüyordu ki bunun herhangibir surette denize yaklaşması kimsenin aklından bile geçmiyordu.
.jpg)
Bartın Vapuru-Sanki yeni inşa edilmiş, sanki yeni hizmete girmiş gibi….
Renklendirme- İrfan Özgen arşivi.
Gece yarısına doğru
Gece yarısını birkaç dakika geçe rüzgar, fırtına ve şimşek ve gökten boşanırcasına başlayan müthiş bir yağmur, ani bir surette vapuru yakalamıştır. Güvertede açıkta kalan yolcular sırılsıklam bir halde ambara doluşmuşlardır. Fırtına, şimşekler ve yağmur giderek şiddetini artırmış ve adeta bir afet halini almıştır. Halk korkudan bağırmaya, oraya buraya kaçışmaya başlamıştır. Ambardaki halk arasında bulunan ve Marmara Adası’ndan İstanbul’a gelmekte olan 20 kadar Lâz kayıkçı birden cankurtaran kuşaklarına hücum ederek yukarıya kaçmaya başlamışlardır. Böylece yolcular arasında panik başlamış, bütün yolcular ambardan yukarı, güverteye çıkmak için bir tek merdivenin bulunduğu tarafa hücum etmişlerdir.
Tam bu sırada vapur sancağa ve ambar yolcularının birikmiş olduğu tarafından aksine birdenbire yatıvermiştir. Kamalardaki yolcular, kadın, erkek, çocuk, yaşlı karmakarışık ve yarıçıplak bir halde yukarı salona koşmuş ve ambarlarda, salonlarda ve kamaralarda her tarafta feryat, figan, anne, baba, evladım, yavrum gibi her ağızdan çıkan vaveyla içinde vapur halkı karmakarışık olmuştur. Kaptan ve Çarkçının müdaheleleri Başta kaptan ve çarkçıbaşı olmak üzere tüm gemi mürettebatı bir taraftan yolcularla bir taraftan da denizlerle mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Çok zor şartlar altında kaptan köprüüstünde serdümenle gemiyi büyük soğukkanlılıkla abramaya çalışırken, Çarkçıbaşı Adil de panik haldeki yolcuların güverteye çıkmalarına mâni olmuş, diğer bir kısım tayfa hayvanların bulunduğu ambarlarda yular ve zincirleri kopan hayvanların bir tarafa birikmemesi için çalışmışlar ve diğer bir kısım tayfa bazı yolcuların da yardımıyla ambar kapaklarını kapatmaya uğraşmışlardır.
Denizin gazabıyla bazı sandıklar koyunların üzerine düşmüş, bazıları yaralanmış ve sahibi 20 koyunu kesmek zorunda kalmıştır. Ambarların birinde öküzler, koyunlar ve tavuklar ve piliçler bir yerde bulunuyorlardı. Bartın vapuru sabaha karşı saat 5’te Tophane rıhtımına yanaşabilmiştir. 11 Ağustos 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi gibi, diğer gazetelerin benzer günlerini taradığımda Bartın Vapurunun Marmara’da ağır bir fırtınaya yakalandığı haberiyle karşılaşılıyor. Bu vapur 1947 yılına kadar hizmet vermiştir.
Bartın’ın memleketimizde yapılamayan fayans banyolarının bile Türk zekasının ve işçiliğinin bir zaferi olarak galvanize bakırdan ima edilmiş olması, liyakatli ve hakiki uzmanların yokluk ve zorunluluk karşısında yokluktan varlık çıkardıklarını göstermektedir.Motör memeleri ve bunları delmek için şemsiye demirinden matkap yapmak gibi birçok güç ve çok ince işleri başaranların muhtaç olduğumuz gemilerin bir kısmını yapabileceklerinden şüphe yoktur.
Milyonlarca kıymetli dövizi, yapamayacağımız başka şeylere tahsis ederek hemen işe başlamak ve gözlerimizi sipariş kabulünde nazlanan yabancı tezgahlardan kendi fabrikalarımıza çevirmek zorundayız. İşte bu hakikati bir defa daha belirtmek için Bartın Vapurunun yenileştirilmesine kadar ehemmiyet verdim.”
Abidin Daver’in 1945 yılında 20-25 yıl daha yaşayacak dediği Bartın Vapuru, geçirdiği büyük onarım ve yenilemesinden ve 1947’de Marmara Adası’nda karaya oturarak baş tarafından ağır yara almasından sonra aynı sene hurdaya çıkartılmıştır.Bankoğlu Hacı Hüseyin Kaptan ve ortakları Bartın ismini yaşatıp ve gemicilik tarihimize bir isim bırakarak sonsuzluğa uzaklaşmışlardır. Bu gemi hakkında araştırmamı yaparken benden kıymetli bilgilerini esirgemeyen Bankoğlu ailesinden Ersin Bankoğlu ’na ve Bartın yöresel tarih araştırmacısı Çetin Asma ’ya çalışmalarıma katkılarından dolayı bir kez daha teşekkür ederim.
****




Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.