Kurban Bayramı
parcababa-erce
İstanbul
17 Haziran, 2024, Pazartesi
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

Bora kardeşimi özlem ve kalbimdeki acı ile anıyorum... Işıklarda uyu güzel kardeşim.

25 Mayıs 2023, Perşembe 17:24
reklam yerim makale içi

UKRAYNAYA YERLEŞMEMİN HİKAYESİ

Mardaşın Fadime Ana gemisine Süveyşte katıldım gemi Amerikaya gidiyordu,sorunsuz Amerika’ya yaklaşırken bir helikopter geminin üstüne gelerek tüm mürettabatın salonda toplanmasını emredip sonra helikopterden iple gemiye askerler indi,tüm gemiyi arayıp,hepimizi sorguya çektikten sonra gittiler ve gemiyi rıhtıma bağladıktan sonra hemen port kontrol geldi bir kısmı güverteye birkısmı makinayı kontrol etmek için ayrıldılar makinada tüm kontroller bitip tam çıkıyorlarken bi tanesi sintine seperatöründen sonraki valfe parmağını sürdü ve bir damla bile olmayan yağı gösterip bu nedir diye sordular bende valfın iyi çalışması için gres sürüyoruz o dedim ancak bunlar makinada magic pipe dedikleri kısa yoldan denize sintine bastığımızı düşündükleri boruyu ve flenci aramaya başladılar,fakat bulamadan gemiden ayrıldıktan sonra çocuklara boruyu nereye sakladıklarını sordum hemen orada yağ tankının arkasındaydı ve tekrar kontrolün kıdemlilerinin geleceğini düşündüğüm için plastik boruyu kazanda yaktım,flencide tornada toz haline getirttirdim,şimdi cinayet vardı ancak ortada ölü yoktu,yarım saat geçmeden kalabalık bi kontrol ekibi geldi,makinayı tekrar tekrar aradılar,aynı durumdan 1 yıl önce Maersk gibi büyük bir firmanın gemisinde o boruyu bulmuşlar ve 10 milyon dolar ceza ve kaptan 6 yılla çarkcıbaşıda 40 yılla yargılanıyorlarmış ve bir yıldır tutuklularmış,3 gün boyunca kontrolcular 8 saatde bir vardiya değişirken benim 5 dakika bile uyku uyumama müsaade etmediler,kaptan genç 30 yaşında bizim okuldan Bora Ekşi idi ve birlikte çok çetin durumumuzu savunduk,nihayet 4. gün gemiye hakim savcı ve bizim şirketin avukatı olmak üzere gemide mahkeme kurdular ve sadece beni yargıladılar,yargı neticesinde yağ kitabında bir yanlışlık yaptığımı öne sürerek bin dolar ceza kestiler,yanlış bir şey yoktu defterde ancak bin dolarla yırttığımız için çok sevinmiştik ve Amerikadan Türkiyeye doğru kalkkıp biraz açıldığımızda geminin kıç tarafından Amerikaya doğru işeyip bi daha Amerikaya gitmemeye yemin ettim.

Seyirde Boranın diş ağrısı yüzünden uyku uyuyamıyordu ve uyuyabilmesi için iki kez morfin yapmıştım\ morfinden sonra uyuyabilmişti ancak sonra yine diş ağrısı olunca japon yapıştıcıyı köçük bir peçete parçasına emdirip çürük dişi japonla doldurunca diş ağrısından kurtuldu ve akşamları oturup birlikte viski içip muhabbet etmeye başladık,bu muhabbetler sırasında Bora Ukraynalı bir kızı sevdiğini,kızında kendisini sevdiğini ancak ailesinin istemediğini söyleyince bende bak koca adam hatta kaptan olmuşsun kızı seviyorsan gidip o kızla evlendikten sonra ailene biz evlendik diyeceksin,bu kez sen değil onlar düşünsün deyince oda peki Ukraynaya benimle birlikte gidip benim evlenmeme yardımcı olurmusun dedi,bende seve seve gelirim dedim.

Ben yolda gemiden ayrılmak için dilekce vermiştim ve İstanbul varışta gemiden ayrılacaktım,Derinceye yanaştık,şirketden makina enspektörü ve teknik müdür gemiye gelmişlerdi,bana ne hoş geldin nede geçmiş olsun dediler,onların gemileri için benim kimyam bozulmuştu ancak onlara göre suçlu bendim herhalde,kamarada yeni çarkcıbaşını beklerken makinadan telefon ettiler ve teknik müdürün beni makinaya çağırdığını söylediler indim port staitle beraber kontrol odasındaydılar ve ana makina pistonu hakkında bana soru sordu bende –Ana makinanın sadece o pistonu değil hepsini onun kıçına sokacağımı söyleyince şok oldu ve orada ağzıma gelen küfürü ettikden sonra port staite sen ne istiyorsun lan dedim o –Vallahi abi ben hiç bir şey istemiyorum dedi, teknik müdüre yeni çarcıbaşını falan bekliyemiceğimi al dedim sana devrediyorum kıçına sok makinayı deyip,çıkıp eşyamı alıp gemiden ayrıldım.

Cenk Denizciliğin Zonguldaktan Kırıma çalışan gemisiyle Bora ile birlikte beleş Ukraynaya gittik,Boranın evleneceği kız olan Tanya bizi limanda karşılayıp onun yaşadığı şehir olan Sivastopole götürdü.

Tanya benim için eşyalı bir ev tutdu,Bora Tanya ile birlikte kalmak üzere Tanyanın evine yerleşti.

Benim ev şehir merkezine yakın bir oda mutfak banyodan oluşan sevimli bir evdi,önce gidip süpermarketden alışveriş yaptım evde aldıklarımı yerleştirirken kapı çaldı kapıyı açtığımda 50 yaşlarında bir kadın rusça konuşuyor ve anladığım kadarıyla karşı komşum oluyormuş derken benim eve daldı ve marketden aldığım şeyleri buzdolabına ve mutfağa yerleştirmeye başladı,benim oturup rahatıma bakmamı söyledi ve bana votka ve meze hazırladı,sonra kendiside bir şarap açıp bana eşlik etti,hep rusça konuşuyor bense ancak hareket ve mimiklerinden söylediklerinin pek azını anlıyabiliyor olmama rağmen he,hı, vay anasına falanla durumu idare ediyordum,adı Nataşa olan bu kadın 20 gün kalacağım Sivastopalde benim davetsiz arkadaşım oldu,ben evde yalnız olduğum zamanlar sürekli çat kapı geliyor,ben pek bir şey anlamadan konuşup konuşup bir şişe şarabımı içip gidiyordu,bir gün elinde bir poşet gazetelerden kesilmiş yazılarla geldi,bunların son Çar Nikolayevin herkesin öldü bildiği en küçük kızı Mariya ya ait olduğunu,Mariyanın yaşadığını ve kendisinin arkadaşı olduğunu anlattı durdu,bir başka zamanda gecenin bir yarısında geldi,kızının erkek arkadaşı gelmiş evde bir tek oda olduğu için onların rahat yatabilmeleri için sabaha kadar bende kalmak istediğini söyleyince bende bendede tek yatak olduğunu söyleyince senin yatak büyük ben bir köşesine kıvrılır yatarım sana bir zararım olmaz derken zaten benim yatağa kıvrılıp yatmıştı bile,zarar vermeme durumuna gelince uyur numarası yaparak yavaş yavaş bacaklarını bacaklarımın arasına sokup sarılıp marılıp istediğini yaptırttı sabah olunca biz seninle sadece arkladaşız gece olanlar kazaydı aramızda kalsın deyip evine gitti,bu iş böyle devam eder gider diye korkmuştum ancak bi daha gece yatısına gelmedi.

Bora ile buluşma yerine doğru yürürken genç bir kızla yanyana yürürken konuşmaya başladık,Nikolayevden buraya tatile gelmiş ve arkadaş olduk,kızla birlikte oturup Borayı beklerken bir şeyler içmeye ve gayet samimi durumdayken Bora geldi,abi hemen bu kızı nereden buldun diye sordu,kız ingilizce Boraya arkadaşlığımızı anlattı.

Boranın eşi Tanya çok aklı başında ve hanımefendi bir kızdı, bir bankada kredi bölümünde çalışıyor ve verdiği kredilerden yüzdelik aldığı için maaşı diğer memurlara göre çok çok yüksekti,Sivastopalda bir ev alabilmişti,eski eşinden 8 yaşında bir oğlu vardı.

Bora ve Tanya ile hemen hemen her akşam buluşup bir restorana gidiyorduk,bu işide sıraya bindirmiştik her gün birimiz ısmarlıyor ve ısmarlıyan kişinin seçtiği restorana gidiyorduk,Bora koministlerin deniz kıyısındaki restoranına götürdü,çok güzel manzarası ve yemekleri olmasına rağmen,bizden başka müşteri olmadığı için Boraya –bak burada kominist kalmadığı için seni Türkiyeden ithal etmek zorunda kalmışlar diye takılmıştım.

Bora Türkiyeden gelirken baklava getireceğine Tanyaya söz vermiş fakat telaştan almayı unutmuş bu nedenle üzüldüğünü bana söyleyince,Kıbrısta yaşarken baklava yapmayı düşündüğümü ancak denemeye fırsatım olmadığını,kısmet burada denemekmiş deyip,ben baklava yaparım merak etme dedim ve bir sabah pazara gidip,un,yumurta,yağ,şeker,ceviz ve nişasta falan alıp geldim,hamuru yoğurdum bezeler yapıp aralara nişasta koyarak beşer beşer incecik yufkaları açtım,baklavada 120 kat yufka olduğunu duymuştum ancak ben 40 kat yufka koyunca tepsi doldu,ne yapalım bunlarda yad ellerde 40 katla idare etsinler deyip cevizini yağını koyup fırında pişirip şerbetinide döktüm,akşama Bora ile Tanyaya baklava sürprizini hazırladıktan sonra evden dışarı çıkıp sahile gittim,millet motorlarla karşı sahile geçiyor üstlerindede plaj elbiseleri ve plajla ilgili eşyalar olduğu için bende motora atladım,karşıya geçince çoğunluğun bindiği dolmuşa bindim ve çoğunluğun indiği yerdede inince plaja varmış oldum,deniz kenarında cafeler vardı,birine oturup bir kahve istedikten hemen sonra karşımdaki masada 30 yaşlarında çok güzel bir bayanın bana dikkatlice baktığını görünce kahve siparişini iptal edip bira istedim,karşıdaki bayanla birbirimize bakmamış gibi yaparak birbirimizi inceliyorduk,ben sözlükten bir cümle denkleştirdim ve rusça –Niçin denize girmiyorsunuz? Diye sordum,o benim rusça cümlenin gramerinin bozuk olduğunu anlıyarak ingilizce cevap olarak seni bekliyorum deyince ben buyrun benim masama birşeyler içelim birlikte deyince o Rusyada erkekler bayanın masasına teşrif ederler deyince hiç ikiletmeden masasına oturdum,bayan bu kez İtalyanın neresinden olduğumu sorunca bende Sicilya diye cevap verince anlamıştım bu bıyıklar ancak Sicilyalı erkeklerde olur diye İtalyanca konuşunca,ben daha fazla ileri gitmeden Türkiye İstanbuldan olduğumu söyleyince,çok kez İstanbulda araba fuarlarında rusça-italyanca tercüman olarak bulunduğunu ve İstanbulu ve Türkiyeyi iyi tanıdığını ve sevdiğini söyledi,esas mesleği soprano imiş,ben bu konuda bildiğim ,soprano ve mezzo soprano dan başka birşey yok dedim güldü,sonra anlatırım dedi,benim niye burada olduğumu sorunca, Bora ve Tanyayı anlattım,benim gemilerde baş mühendis Boranın kaptan olarak çalıştığını,Bora ile Tanyanın aşklarını ve onları evlendirmek için geldiğimi söyleyince, çok romantik buldu bizim olayı,bu gün için nasıl bir proğramım olduğunu sorunca,biraz buralarda vakit geçirdikten sonra eve dönmek zorunda olduğumu ve Bora ile Tanyanın bana geleceklerini ve onlara sürpriz olarak baklava yaptığımı söyleyince Maria,inanmam, baklavayı çok iyi bilirim ve sen yapmış olamazsın deyince,bende gel istersen sanada ikram edeyim dedim, oda baklava varsa kesin gelirim dedi.Maria ile bir kaç bira birlikte içip muhabbeti koyulaştırdık,Maria Moskovada oturuyormuş ve buraya arkadaşlarıyla tatile gelmişler ve hemen o plaja çok yakın bir pansiyonda kalıyorlarmış,biz muhabbete devam ederken iki kız arkadaşı daha gelip bizimle birlikte oturdular ve Maria beni onlara tanıştırınca kızlar hemen adreslerini yazıp bana verdiler ve Türkiyede evlenmek isteyen arkadaşım varsa hazır olduklarını söylediler.Eve dönmek için kalktığımda Maria pansiyona giyinmek için gitti fakat döndüğünde tüm eşyalarını yanına almıştı ve pansiyondaki hesabını kapattığını kendisini evimde misafir edip etmiyeceğimi sordu,bu emri vakiyi severek kabul ettim,birlikte motorla Sivastopala geçerken,bak dedim Kırım bir zamanlar Ruslarındı sonra uzun süre Osmanlının oldu ancak şimdi ikimizde burada turistiz.

Maria ile eve geldik,o hemen mutfağı ve evi düzenlemeye girişerek eve sahiplendi,çok geçmeden kapı çalındı ve Maria kapıyı açınca Bora ile Tanya yanlış kapıyı çaldıklarını düşündükleri sırada ben kapıya gelip Marianın koltuğunun altından kafamı uzatarak gelin,gelin yanlış gelmediniz,bu benim kız arkadaşım Maria diye birbirlerini tanıştırdım,Maria Tanyadan benim anlattığım aşk hikayelerini birinci ağızdan bir kez daha dinledi ve çok romantik,aynı filmlerdeki gibi dedikten sonra kızlar mutfağa baklava servisi yapmaya gidince Bora bana dönüp – Abi bu kız çok uzun,nasıl arkadaşlık yapacaksın diye sorunca,(Maria 190 boyunda 70 kilo falandı),ben,tüm kızlar yatağa uzandıklarında aynı boyda olurlar,merak edecek birşey yok dedim.Baklavayı hepsi çok beğendiler,tabiki Güllüoğlunun baklavası değildi ancak iyi bir ev baklavası olmuştu,geri kalanlarıda Tanya anne ve babasına götürmek için paket yaptı.

Maria ile Sivastopalı dolaşıyor,akşamları Bora ve Tanyayla bir restoranda birlikte yemek yiyip eğlenerek 3 gün geçirdikten sonra tatilinin bittiğine ikimizde üzülerek Mariayı Moskovaya yolcu ettim.

20 gündür Sivastopaldaydım,Boranın nikah işlemleri için Odessa Türk konsolosluğuna gitmesi gerekiyordu,bende kalan 10 günü başka şehirde geçirmek istediğim için,Bora Nikolayevde yaşayan Yüksek Denizcilikten dönem arkadaşı Tolgayı aradı ve benim trenle Nikolayave geleceğimi söyleyince,Tolga Nikolayev tren garından beni alarak evine götürdü.

Tolga ile hiç uyumadan sabaha kadar muhabbet ettik,o buraya bir kaç yıl önce dönem arkadaşı Orhanla birlikte gelmişler ve geldikleri ilk gün Tolga bir kafeteryada o gün ilk çalışma günü olan Alonayla karşılaşmış ve hemen o dakka evlenme teklif etmiş vede ertesi gün evlilik işlemlerine başlayıp evlenmişler,Alonanın Nikolayeve 25 km uzaklıktaki köyünde 7 km uzunluğunda bir gölü devletden 25 yıllığına Orhanla birlikte kiralayıp göl balığı yetiştirmeye başlamışlar,bu konuda Alonanın babasıda Tolgalara yardımcı oluyormuş.

Sabah olduğunda şehir merkezinde bir kafeteryada Tolga ile birlikte kahfe içerken,Tolgaya dönüp –Bak Tolga sanki şu sokaktan içeri girip biraz ileriye gitsem orada annemin babamın evini yani benim doğduğum evi bulacakmışım ve sanki ben hep Nikolayevde yaşamışım gibi hissediyorum dedim ve Tolga çok şaşırdı,Tolgayı şaşırtmaya devam ettim,şimdi bana 10 gün kalacağım bir ev bulduktan sonra satın alacağım bir eve bakalım çünkü ben burada yaşamaya karar verdim dedim,kiralık eve yerleştikten sonra satılık evlere bakmaya başladık,şehrin 15 km dışında yazlık evlerin olduğu İngu nehrinin kenarında 400 metrekare bahçesi ve içinde 26 yetişkin meyve ağacıyla birlikte 45+45 iki katlı toplam 90 mkare evi olan yeri 10 bin dolara anlaştık ve 2 bin dolarını peşin verdim,kalan 8 bin doları İstanbuldan Tolgaya gönderip evide Alonanın üzerine almak üzere anlaştık.

Nikolayevde kaldığım süre içinde,insanlarla rusça bilmediğim için konuşamıyordum ancak kendimi buralı gibi hissediyor,şehrin her yerini dolaşıyor her tarafından ayrı keyif alıyordum,Nikolayeve Ukraynalılar Nevesti Gorad derlermiş,anlamıda,gelin alınacak şehirmiş,hiçde haksız değillerdi,bunca memleket gezmiş olmama rağmen böylesine güzel kızları bir arada gördüğüm başka bir yer yoktu ancak beni en çok etkileyen başka bir özelliği daha vardıki,insanlar o kadar pozitif enerji ile doluydularki,sokağa çıkar çıkmaz bu durum herkesi sarmalıyor ve kendini huzurlu hissetmeni sağlıyordu.Başka dikkat çeken şey ise her tarafta parklar var,sanki şehir parkların içine kurulmuş gibi,bu parklarda her yaşdan insanlar huzur içinde,yaşlılar bir köşede satranç oynarken,çocuklar başka köşede oyun oynuyor,diğer köşede bakkaldan aldıkları votka-meyve suyu veya biralarını içip muhabbet eden gençleri görüyorsun,günün her saatinde bol miktarda içki içen insan görülmesine rağmen birbirleriyle yüksek sesle konuşan veya kavga eden kişiler görmek mümkün değildir,her kes birbirine saygılı,o kadar çok kitap okuyorlarki,eski bir teraziyle insanları tartan yaşlı bir nine bile müşteri beklerken gözlüğünü takıp kitap okuyor.

Ben Nikolayevdeyken işlemlerini tamamlayan Bora ve Tanya sade bir törenle evlendiler ben düğün töreninde bulunmamış olsam dahi görevimi yapmış olmanın huzuru içindeydim,Borayı gaza getirip evlenmesini sağlamıştım,evlendikten sonra İstanbula taşındılar,Boranın korktuğu gibi olmadı,annesi ve babası gelinleri Tanyayı çok sevdiler,doktorlar Tanyanın başka çocuğu olamaz demelerine ve Boranın anne-babası torun istedikleri için Tanyayla evlenmesine karşı çıkmalarına rağmen öylede kabul ettiler ancak Tanya onlara bir kız birde erkek tatlımı tatlı iki torunda verdi.Onlar erdiler muradına biz çıkalım kerevetine misali, masal gibi oldu.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.