yeni
İstanbul
29 Mart, 2026, Pazar
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

İLBER ORTAYLI HOCAMIZA SAYGI DURUŞU

29 Mart 2026, Pazar 20:30

 

PROF.DR. İLBER ORTAYLI’NIN CUMHURBAŞKANIMIZDAN SON İSTEĞİ


1-Tarihi Divanhane binamız.

Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait bir Deniz Müzesi’nin olmadığı 1942 yılında; Milli Savunma Bakanlığı Deniz Müşavirliği’nde, Deniz Müzesi’nin yeniden kurulması düşüncesi uyandı.  Müsteşarlığın müze ve arşiv işlerine bakmakta olan deniz hakim üsteğmen Haluk Y. Şehsuvaroğlu, bir yandan Kasımpaşa’daki bir binada duran tarihi saltanat kadırgasının köşk ve teknesi ile, bir kısım saltanat kayıklarının tekne restorasyonlarının yaptırılması hazırlıklarını sürdürüyor ve harbin bitiminde de, İstanbul’da kurulacak deniz müzesi için uygun bir bina bulmaya çalışıyordu.

       1946 yılında; “Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü” ismini alan müzenin müdürlüğüne Haluk Y. Şehsuvaroğlu getirildi. Fakat o tarihlerde henüz bir müze binası mevcut bulunmuyordu. İlk görüşmelerini İstanbul’da bazı imar hareketleriyle uğraşan Vali Dr. Lütfi Kırdar’la yaptı. Vali, Müdüre şehircilik uzmanı Prost’un bir raporunu göstermiş ve kendisinin de bu rapordaki düşünceye katıldığını açıklamıştı. Prost raporunda; Dolmabahçe’nin tarihi önemi üzerinde ısrarla duruyor ve Fatih’in gemilerini buradan karaya çıkardığını belirterek, bu önemli olayın geçtiği yerde bulunan eski ve terkedilmiş Dolmabahçe Camii’nde bir “Kadırgalar Müzesi” kurulmasını tavsiye ediyordu.
Fakat bir camide müze kurmanın güçlükleri de ortada idi. Bütün bunları düşünen müdür, başka bir bina aramış, fakat müzeye elverişli bir yer bulamamıştı. Kısmen uygun bulunan alanlarda da yeni bir bina yaptırmaya bütçe imkanları yetersiz bulunuyordu. Bu duruma göre, Dolmabahçe Camii kabul edilmek zorunda kalınmış ve vakıfların da uygun karşılamasıyla cami Deniz Müzesi yapılmak üzere Milli Savunma Bakanlığı’na verilmişti.
Sarayın bir geleneğine göre, hükümdarların Cuma selamlığına çıkmaları için yapılmış olan bu caminin meşruta kısmı teşhire elverişli bulunuyordu. Camiin içi bir harabe halinde idi. Mahfil kısmının tavanları çökmüş, döşemeleri çürüyüp yok olmuştu. Cami kısmındaki kubbe ve etrafı yağışlar yüzünden yer yer dökülüp bozulmuştu.Haluk Şehsuvaroğlu, Deniz Harp Okulu zabit namzetlerinden ve tarihe saygılı öğrencisi Osman Öndeş’i de yardımcısı olarak  aldı ve Dolmabahçe Camii’nde Deniz Müzesi  amaçlı çalışmalara başladı.
Bu harap bina maddi imkânsızlıklar sebebiyle müze müdürünün bazı deniz birliklerinden sağladığı yardımlarla marangoz ve sanatkar erlerden yararlanılarak çok az bir para sarfiyle onarıldı. Ankara’daki ilgililerden de büyük yardımlar görüldü. Bu suretle harap durumdan kurtarılıp bakımlı bir hale geldi.
Haluk Şehsuvaroğlu camiin mimari havasını bozmadan elindeki eşyayı en iyi şekilde binaya yerleştirmeyi başardı. İbadet edilen kısma insan resmi, heykel vesaire gibi uygun düşmeyecek eşyanın konulmasından kaçınılmış, burada bilhassa eski kalyon salonlarını süsleyen yazı levhaları ve ayetler, eski gemilerimizde kullanılmış sancaklar, gemi modelleri, fermanlar, bazı planlar, eski deniz haritaları, seyir aletleri, madalyalar ve mühürler teşhir edilmişti.

İlk deniz müzesi “Dolmabahçe camii”
Eski müzeden ele geçen az ve yetersiz eşya ile Türk bahriyesini ifade etmenin zorluğu meydanda idi. Türk bahriye tarihini ve denizciliğini, Türk gemilerinin yapımındaki ilerlemeyi gösteren Eski Tersaneler Salonu, Eski Gemi Modelleri Salonu, deniz silahlarının çeşitlerini kapsayan Deniz Silahları Salonu, meşhur Kaptan paşalarımızın portreleriyle süslenmiş Kaptan paşalar Galerisi, deniz savaşlarımızı ve deniz resimlerimizi gösteren tabloların bulunduğu Deniz Savaşları ve Deniz Resimleri Galerisi, eski deniz kıyafetleri giydirilmiş mankenlerle düzenli Kıyafet Galerisi ile sunan müze müdürü, bazı önemli konular için de ayrı salonlar ayrılmasını düşünmüştü. Bunlar da Barbaros Salonu, Turgut Salonu, Bahriye Mektebi Salonu, Mahmudiye Salonu, Kırım Harbi Salonu, Kayıklar Salonu, I. Dünya Harbi’nde Türk Bahriyesi Salonu, Hamidiye Salonu, Atatürk Salonu ve Deniz Şehitleri Salonu idi. Ayrıca, Türk Kurtuluş Harbi’nde Türk Bahriyesi Salonu’nun da kurulması düşünülüyordu.
Yeni müze, bütün deniz tarihimizi ve bahri ilerleyişimizi gösteren ilmi bir zihniyet ve metodla tertip ve tanzim edilerek iki yılda kurulup 27 Eylül 1948 tarihinde ziyarete açıldı. Bu süre içinde elde bulunan eşyaya yeni eserler katılmış, bilhassa yabancı müzelerdeki meşhur denizcilerimize ait portre ve gravürlerin kopyaları getirtilerek bunlar İstanbul’daki ressamlarımıza yağlıboya olarak yaptırılmıştı.
Bunlardan Kapudan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Sokullu Mehmet ve Kılıç Ali Paşalar’ın Amerika ve Avrupa’da bulunan devirlerinde yapılmış portrelerinden getirtilen fotoğraflara göre yaptırılan yağlıboya resimleri, Malta Çıkarması’nı gösteren İspanyol ressamı Eugenie Caxes’in imzasını taşıyan otantik yağlıboya tablo, Malta kuşatmasının safhalarını gösterir gravürler, İstanbul’da yaptırılan Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın yağlı boya portresi, meşhur Rus deniz ressamı “İvan Aivazovsky” nin Karadeniz Boğazı’nda Tahlisiyeciler tablosu ve Venedikli bir ressamın yağlı boya olarak devrinde yapmış olduğu 17. Yüzyılda Türk-Venedik Deniz Savaşı’nı gösteren resim en önemlileri arasında bulunmakta idi.
1944 yılında, Deniz Müsteşarlığı’nın müze işleri ile ilgili dairesince, Tarihi Saltanat Kadırgası köşkünün restorasyonuna başlatılmış ve 1948 yılında bitirilmişti. Yine aynı daire, 1946 yılında Tarihi Saltanat Kadırgası ile bir kısım eski kayıkların tekne restorasyonlarını da ele alarak 1947’de tamamlatmıştı.
1950 yılında Tarihi Saltanat Kadırgası’nın boya ve nakış restorasyonu yaptırıldı. Bu restorasyon sırasında Güzel Sanatlar Akademisi uzmanlarınca teknenin orijinal boya ve nakışları bulunarak kadırgaya esas karakteri verildi.
Aynı yıl, Milli Saraylar Müdürlüğü’ne ait Dolmabahçe Sarayı Garaj ve Kayıkhanesi ve burada duran saltanat ve piyade kayıkları Deniz Müzesi’ne devredildi. Bu suretle, camide bulunan Müze Müdürlüğü ve idari kısım ile kütüphane bu binaya taşındı. İki kısımdan meydana gelen binanın garaj kısmında yapılan değişiklikle, buranın üst ve alt salonuna sekiz kayık yerleştirildi. Alt salonda, birisi hamlacı elbiseleri giydirilmiş ve kürek çeker durumdaki mankenlerle donatılmış olarak Sultan Abdümecid’e ait yedi çifte iki saltanat kayığı ile, Sadrazam Sait Halim Paşa’ya ait üç çifte kayık, prens Abbas Paşa’nın bir çift kayığı ve Atatürk’ün Florya Deniz Köşkü’nde kullanmış olduğu sandal bulunuyordu. Müzenin kendi imkânlarıyla pek güzel bir şekilde hazırlanan bu kısım “Müze Kayıklar Salonu” ismiyle 1952 yılında halkın ziyaretine açıldı. Ayrıca, Kasımpaşa’da uygun olmayan bir binada duran Arşiv Defterleri de getirilerek, kayıkhane kısmının üst katında ayrılan bir odaya yerleştirildi.

Dolmabahçe kayıkhane
1956 yılında Dolmabahçe ve Kayıkhane binasının istimlakı üzerine, burada bulunan kütüphane, arşiv, teşhir dışı eşya ve idari kısım, Dolmabahçe Sarayı müştemilatından “Ağalar Dairesi”ne 13 Kasım 1956’dan 22 Kasım 1956 tarihine kadar, saltanat ve piyade kayıkları da Devlet Malzeme Ofisi’nden kiralanan Dolmabahçe Sarayı’nın eski mutfaklarına 21-28 Kasım 1956 tarihleri arasında taşındı.

2-Beşiktaş’taki eski Maliye Binası Deniz Müzesi olarak yıllarca hizmet verdi.

15 Şubat 1957 tarihinden 27 Şubat 1957 tarihine kadar süren bir çalışma ile, Denizcilik Bankası’nın Camialtı Tersanesi sınırları içinde kalmış olan harap ve rutubetli bir depo haline gelmiş bulunan iki gözlü kayıkhane binasındaki Tarihi Saltanat Kadırgası, saltanat ve piyade kayıkları da bu binaya getirildi.”
Deniz Müzesi’nin Dolmabahçe Camii’nde ziyaretçilere açık bulunan kısmı 1960 yılında cami binasının Yassıada İrtibat Kurulu’na verilmesiyle kapanmış ve camiin boşaltılması gerekmiştir. Beşiktaş’ta boş durmakta olan maliye binası, o sırada müze müdürü olan Faruk Erus’un gayret ve çabalarıyla müzeye verilmiştir.
Son olarak 1961 yılında Beşiktaş’taki (önceleri maliye binası olarak kullanılan) bugünkü yerine taşınmış ve “Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü” adıyla hizmete girmiştir. Müze Ana Teşhir Binası'nın hemen yanında yer alan XX. Yüzyıl başlarında inşa edilen ve önceleri uçak hangarı, tekne onarım atölyesi ve garaj olarak kullanılan bir depo müzeye tahsis edilmiştir. Bina çeşitli ilavelerle 1971 yılında “Tarihi Kayıklar Galerisi” adı altında müze koleksiyonunda yer alan kadırga ve saltanat kayıklarının muhafaza edilerek sergilendiği galeri olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Tarihi Kayıklar Galerisi'nin müze olarak inşa edilmemiş olmasından ve yeterli büyüklükte olmamasından kaynaklanan sıkıntılar giderilemediğinden 2005 yılında bir mimari proje yarışması açılmıştır. 2008 yılında yeni müze binası ihalesi sonuçlanmış ve çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak Ana Teşhir Binası, Tarihi Kayıklar Galerisi, Kültür Sitesi ve Açık Sergi Alanları'ndan oluşan müze inşaatına başlanmıştır. İlk olarak tarihi kayıkların inşaat sürecinde korunabilmesi için geçici bir depo inşa edilmiş ve 2009 yılında kayıklar bu depoya taşınmıştır. 2013 yılında restorasyon çalışmaları tamamlanmış ve Tarihi Kayıklar Galerisi 04 Ekim 2013 tarihinde ziyarete açılmıştır.1
İstanbul Beşiktaş Deniz Müzesinin yeni binasının açılışı çok büyük ilgiyle karşılanmıştı..Ancak yeni binada Kütüphane ve Türk Deniz Tarihi Arşivi için bir yer ayrılmamış olduğu görüldü. Arşivin Ankara’ya taşınacağı konuşuluyordu.Ayrıca  Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Sarayı’na ait binaların başka amaçlarla kullanılması uygun görmemiş ve  Deniz Kuvvetleri’nin kullandığı arşiv binasının da  tahliyesi emrini vermişti.
Arşiv binasının önünde sergilenen eski silahlar,toplar,torpidolar ve onlarca mermer kitabenin taşınması gerekiyordu.Yönetim kitabeleri sergileyecek yer bulamıyor dağıtacak yer arıyordu..

3-Deniz Müzesine yakışmayan  “Fatima by famuse Cafe” Bu görüntüye son verilmeli.

2013 sonrasında inşa edilen Deniz Müzesi’nin giriş katında bir restoran peyda oldu. Ziyaretcilerin oturduğu az sayıda masa restorana dahil oldu ve ziyaretci oturmak istiyorsa pahalı kahve içmek zorunda kaldı. Deniz Müzesi’nin avlusunda sergilenen kitabeler de yok oldu..Girişteki Led ekranda Fatima by famuse Cafe’nin kahve,sandviç reklamları dönmeye başladı .. Bu rezaleti fark eden yürekler yanıyordu. Dünyanın hangi ülkesi Deniz Küvvetleri için yaptığı müzeyi bir restorana kiraya verirdi ? Çok ama çok ayıp edildi..
Osmanlı döneminde Kaptan-ı Deryanın ikamet ettiği, bir dönem Kuzey Deniz Saha Komutanlığının Karargahı olarak da hizmet veren Divanhane’nin restorasyonu sonrası Türk Deniz Kuvvetleri’ne, arşiv ve Kütüphanesi amaçlı olarak  tahsis edileceği beklenirken, Divanhane’nin Recep Tayyip Erdoğan Müzesi olacağı haberi basında yer aldı..Vicdan sahibi yürekler bir daha ah çekti.

4-Divanhanemizi yok eden RTE Müzesi.

“Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’ydı 
Haliç’teki bu tarihi bina RTE-Recep Tayip Erdoğan Erdoğan Müzesi olacak 2

Recep Tayip Erdoğan’a ait eşyaların verilen hediyelerin sergileneceği bina bulundu.Kasımpaşa’daki Divanhane MSB’dan alınarak Cumhurbaşkanlığına tahsis edildi.
Türk Denizcilik tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan uzman bir isim olan Osman Öndeş TARİHİ VE VAHİM BİR HATA YAPMADAN KASIMPAŞA’DAKİ DİVANHANE “OSMANLIDAN CUMHURİYETE DİVANHANE VE BAHRİYE NEZARETİ MÜZESİ” OLMALIDIR. (Araştırma makalesi) yayımladı.  (Kaynak- Vira Haber) Recep Tayyip Erdoğan’a açık mektup yazdı.
Türk Denizcilik tarihi için Divanhane’nin önemini anlatarak;“Şimdi sizden lütfen; Cumhurbaşkanımız olarak Divanhane-Bahriye Nezareti- Kuzey Deniz Saha Komutanlığı binası hakkında tekrar değerlendirme yapmanızı istirham ve arz ediyorum.
Belki tasvip ederseniz, bu muhteşem tarihi bina “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Divanhane ve Bahriye Nezareti Müzesi” olarak tüm milletimize, devletimize armağan edilir. Dünya kültür mirası arasında haklı yerini alır.” diye yazdı..
Osman Öndeş 18 Ocak 2026 tarihi ile “Kasımapaşa Yeniden Doğarken- Recep Tayyip Erdoğan Müzesi  olan  Divanhane- Bahriye Nezareti- Kuzey Deniz Saha Komutanlığı” başlığı ile konuyu birkez daha tarihi değerleriyle ile nakletti. 3

Bu tehlikeli gelişmeyi XVIII nci Türk Tarih Kongresinde konuştuğum, İzmir Sancakkale Zaferi’ni ve Yenikale Şehitliği’nin durumunu anlattığım İlber Ortaylı hocama bildirdim. Bu konuyu Hürriyet gazetesindeki köşesinde değerlendireceğini düşündüm. Hocam beni yanıltmadı. Adeta Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a açık mektup özelliğindeki “Divanhane’nin geleceği” 3 makalesinde “Beşiktaş’taki Deniz Kuvvetleri Müzesi’nin artık fonksiyonunu yerine getiremeyen bir yapı haline geldiğinden bahisle Deniz Kuvvetleri   “Deniz Müzesi” olmasının uygun olduğunu . Divanhanenin Recep Tayyip Erdoğan müzesi olmamasını tarihi gerekçeleriyle Cumhurbaşkanımızın ismini zikretmeden yazdı.
Divanhane’nin tarihçiler tarafından teklif edildiği gibi Deniz Kuvvetleri Müzesi olması uygundur “ dedi.
Bu yazıyı muhtemelen Cumhurbaşkanımız da okudu ama bildiğini yaptı.
Çok üzüldük tarihi Divanhane , şahıs müzesi olarak değil Türk Deniz Kuvvetlerimizin bir birimi olarak varlığını sürdürmeliydi.
“Divanhane, mimari yapısı, bahriyeye ait resimlerle bezenmiş tavanları ve mobilyaları da tarihin hatta acı olaylarına tanık olmuş, Osmanlı İmparatorluğu Deniz Kuvvetleri’nin belleği, saygısı, tarihi idi. Daha da ötesi; Osmanlı Bahriyesi’nde efsaneleşmiş bir mabet gibiydi.” diye tasvir edilen yapı “ Recep Tayyip Erdoğan Müzesi yapımı için yok edildi.
Kasımpaşa’da bulunan Fettah Tamince’nin Tersane İstanbul’una Erdoğan Müzesi kuruluyor.AKP’ye yakın inşaat şirketi müzeyi seçim öncesine yetiştirmeye çalışıyor  haberi de basında yer aldı.4
Osman Öndeş “Dünyada asırlardır var olan bir Deniz Kuvvetleri komutanlık binasından hiçbirisi makamı ne olursa olsun sivil bir şahsiyetin adına müze yapılmamıştır!” yorumunda bulundu.5
İlber Ortaylı’nın son dileğini Cumhurbaşkanımız yerine getirmedi. Bu yüzden RTE Müzesine asla gitmeyeceğim.
Doksan beş yaşındaki ve mazisine saygılı  makalesi ile Türk Kamu vicdanının hislerine tercüman  olan eski bir denizci ve tarih yazarı Osman Öndeş’e teşekkür ediyor saygılarımı sunuyor,İlber Ortaylı’yı saygı ve rahmetle anıyorum..

 CELAL ÖCAL

------------------------------------------
1-Müh.İlker Meşe- Denizcilik Dergisi; “Deniz Müzesi’nin kuruluş hikayesi” 22 Ekim 2022.
2- Deniz Müzesine yakışmayan “Fatima by famuse Cafe”.. Bu görüntüye son verilmeli.
3-Osman Öndeş; “Kasımpaşa Yeniden doğarken” – Deniz Ticareti Gazetesi, 18 Ocak 2026.
4-Tarihi Divanhane binamız.
5-Divanhanemizi yok eden RTE Müzesi.

 



 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google