Sir Oswald Walters Brierly’nin İstanbul resimleri
10 Mayıs 2026, Pazar 22:00Kraliçe Victoria'nın resmî Deniz (Marine) Ressamı
Sir Oswald Walters Brierly’nin İstanbul resimleri
Yazan: Osman Öndeş
.jpg)
Ariadne Dolmabahçe önlerinde; Ressam Oswald Walters Brierly.
Times yazarlarından William Howard Russell, VII Edward unvanıyla Büyük Britanya İmparatorluğu kralı olacak Wales Prensi Albert Edward ve nişanlısı olan Prenses Alexandra Christina ’nın 1869’da İstanbul’a yaptıkları geziyi bir kitap haline getirmiştir. Denizcilik ressamlığı ve Deniz mühendisliği alanındaki çalışmalarıyla tanınan, Kraliçe Victoria'nın resmi Deniz ressamı (Marine Painter to the Queen) Sir Oswald Walters Brierly de Wales Prensi Albert Edward ve eşi Prenses Alexandra Christina’nın Mısır’ı, İstanbul’u ve Sivastopol’u kapsayan bu gezisini renkli kalem ve suluboya tablolarıyla belgeler haline getirmiştir. Bu tabloların bazıları ileriki yıllarda yağlıboya tablolar halinde müzelerin koleksiyonlarına intikal etmiştir.Bunların birkısmı İstanbul’a aittir ki, Sir Oswald Walters Brierly’in sanatçı olarak adı ve eserleri Türk basınında bu makalem vesilesiyle yeralmaktadır.
Sir Oswald Walters Brierly-1817’de Chester’de fizikci ve amatör bir ressam ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Sass Academy’de okudu ve ardından gemi inşa ve denizcilik öğrenimi için Plymouth’a gitti. 1841’de Wanderer isimli gemiyle dünya seyahatine çıktı. Avusturalya’ya vardıklarında New South Wales’e yerleşmeye karar verdi. Bu ülkede birtaraftan madencilik alanında çalışırken, diğer taraftan da çoğunlukla suluboya, çini ve renkli kalem çalışmalarıyla birçok resim meydana getirdi. 1851’de yeniden İngiltere’ye döndü ve Baltık Filosu’ndaki St. Jean Acre isimli gemiye gözlemci ressam olarak katıldı. 1855’de ise Rodney isimli savaş gemisiyle Kırım Harbi olaylarını resimlemek üzere İstanbul’a, oradan Kırım’a gitti.1864’de Brierly Kont Glichen’in komutasındaki HMS Racoon isimli harp gemisiyle Norveç’e seyahat etti ve ardından Prens Alfred’in komutasındaki HMS Galatea’ya katıldı. 1867’de Duke of Edinbrugh’un daveti üzerine dünya seyahatine çıksa da, Duke’e karşı girişilen bir suikast teşebbüsü bu programın iptaline neden oldu. Brierly bir süre sonra Wales Prensi Alfred Edward ve nişanlısı Prenses Alexandra Christina’nın daveti üzerine 1869’da Mısır, İstanbul ve Karadeniz uğraklarını içeren uzun bir geziye yine gözlemci sanatçı olarak katıldı.Ömrünün son yıllarında maddi açıdan güç yaşam koşulları içersinde kaldığı birsırada kendisine asalet ünvanı tevcih edildi ve Sir Oswald Walters Brierly olarak onurlandırıldı. 1894’de vefatından sonra 5 Nisan 1895’de eserlerinden oluşan Talbotype Galerisi’nde açılan sergi, Wales Prensi tarafından ziyaret edildi. Eserlerinde çoğunlukla renkli kalem kullanmış ve suluboya ile zenginleştirmiştir. Bazı eserlerini bütünüyle suluboya tekniğiyle çizmişse de, çini mürekkebi ve kalem kullandığı hayli eseri de vardır. ABD’deki Hunter Museum of American Art’da 1982’de tablolarından oluşan bir sergi açılmıştır..
Sanatçının esereri uzun yıllar içinde suluboya olarak renklerini hayli kaybetmiştir.Bu durumda Chatgpt/Yapay Zeka’ya başvurarak, bu tabloların yeniden canlı şekilde görüntünlenmesi sağladığımı da ilave etmek isterim.
.jpg)
Tophane ve Nusretiye Camii sahili.Kaynak: Oswald Walters Brierly, Suluboya tablo.
Bu öykü şöyle başlar; Prens Albert Edward ve nişanlısı Prenses Alexandra Christina Mısır Pramitler’ine olan hudutsuz merakları nedeniyle bir kraliyet gezisini düzenlenmesini istemişlerdi. Bu gezi 1869 yılında gerçekleşti ve Prens ve Prenses önce Mısır arkeolojik gezisini tamamladılar. Bu gezi sırasında inşaatı bitmek üzere olan Süveyş Kanalı’nı da gezdiler.
Kraliyet davetlileri arasında Afrika’daki gizemli uygarlıkları ve zenginlikleri araştıran Sir Samuel Baker, Doğalyaşamcı Richard Owen, deniz ressamı Oswald Walters Brierly ve Times yazarlarından William Howard Russell ve Mühendis M. de Lesseps de yeralmaktaydılar.
William Howard Russell’ın dikkatli bir araştırmacı yazar olarak yayınladığı gezi notlarından oluşan eserde aktarıldığı üzere; Wales Prensi Albert Edward ve Prenses Alexandra Christina 1865’de Birinci Cataract olarak tanımlanan Mısır’daki Aswan’a yakın olan bölgeyi ilkkez gezmiştir. 1869 gezisinde ise İkinci Cataract olan tanımlanan ve günümüzde Nasır gölü olarak bilinen Nubia’da yapılan kazıları incelemek gibi bir arkeolojik ilgileri ağır basmıştır. Bu gezinin çok ilginç sayılacak son bölümü İstanbul’da geçirdikleri günlerdir. Süveyş’e yaptıkları geziyi tamamladıktan sonra yeniden Kraliyet heyetini taşıyan Kraliyet yatı Ariadne 29 Mart günü Rodos’tan Çanakkale Boğazı’na hareket etmiş 1 Nisan sabahı ise İstanbul’a varmıştır.
Paskalya yortusuna rastlayan 20 Mart pazartesi, esintili güzel bir gündür ve Kraliyet yatı Ariadne saat 20.00 de Rodos’tan ayrılır. Saatte 10 deniz mili süratle refakat gemisi Psyche eşliğinde düzenli dalgaların üzerinden sekerek yol almaya başlar. Ariadne’nin iyi bir rüzgar yakalamasına sevinirken rüzgar şiddetlenir ve yelkenler direğe vurmaya başlar. Bütün yelkenleri küçültürlerse de dalgalar pruvadan bindirir. Prenses kendisini kötü hissetmemekle beraber kamarasına çekilir.
Ariadne Çanakkale Boğazı’na yaklaşıyor
William Howard Russell şöyle anlatır; 30 Mart-Ege adaları arasında seyir ediyoruz. Günün ışımasıyla birlikte mavi denizde beyaz köpüklerle sarılı kara bir leke olarak Patnos gözüktü. Onu Levitha takip etti. Gün doğmadan Çanakkale’ye girmek istemediğimizden süratimizi düşürdük. Psyche bizi geçti. Fakat sonra yavaş yavaş yakaladık. Akşamüzeri görüntüyü iyice kısıtlayan puslu bir havada iki gemi birlikte seyrederken Truva ovası sancağımızdaydı.
31 Mart ve işte Çanakkale Boğazı!
Saat sabahın 10’ unda pruvamızın iskele tarafında Kilitbahir ve Çanakkale Kalesi sancak tarafımızda idi. Demir atarken her iki hisarın surlarından da selamlanıyoruz. Ariadne demir attıktan sonra İngiliz Sefiri Majesteleri Hon. H. Elliot, Bay Lionel Moore, Bay Kennedy ve yardımcı konsolos Bay Wrench güverteye çıktılar. Rauf Paşa da kraliyet misafirlerini padişah namına karşılamak ve saygılarını sunmak üzere padişahın stimli yatı Pertev Piyale ile gelmişti.
Prens ve maiyeti hisarlardan ve gemilerden top atışı selamları ile birlikte kendilerini Çanak’a götürecek olan maiyet stimli yatına bindiler. Prens burada Çanakkale valisi Eyüp Paşa tarafından karşılandı ve birbirleriyle selamlaştıktan sonra prens kaleden içeri doğru yürüdü.Dev bir top atışa hazırlanmıştı. Topun atışını seyretmek için prens ve maiyeti surlarda yerlerini aldılar.Psyche, Caradoc ve Pertev Piyale gemilerinin takip ettiği Ariadne Çanakkale’den sonra ikindi üzeri Gelibolu’ya uğrak yaptı. Ariadne eski kale rıhtımına doğru yol almaya başlayınca bunu gören halk sahile koşmaya başlar. Prens ve maiyetini karaya götürecek olan filikalar indirildiğinde rıhtımda kalabalık bir halk kitlesi onları beklemekteydi. Kendilerini paşanın yolladığı zabit ve İngiliz viskonsülü karşıladı ve dar sokaklardan geçerek çoğu Kırım savaşında can vermiş İngiliz askerlerinin mezarlarını ziyaret ettiler.
Prens ve Prenses İstanbul’da
1 Nisan Perşembe sabah saatlerinde Ariadne artık İstanbul önlerine varmıştı. Prens ve Prenses misafirleriyle İstanbul’un göğe yükselen camilerinin ve minarelerinin efsunlu tablosunu seyretmeye başladılar.. Sarayburnu’na yaklaştıklarında ise bayraklarla süslenmiş İngiliz sakinleriyle dolu teknelerden “Allah Kraliçeyi korusun” sesleriyle Prensi ve Prensesi karşılama yapıyorlardı.
Prensi ve Prensesi görünce stimbotlardan, sandallardan gelen alkış ve tezahüratlar iyice artıyordu. Güvertede başlarında Yüzbaşı Poere olan deniz piyadeleri, şeref kıtası tam donanımlı olarak hazır taburdaydılar..
William Howard Russell şöyle devam eder; “Filikalar indirildi ve prens maiyetiyle padişahın tahsis ettiği ihtişamlı saltanat kayığıyla gemiden ayrıldı. Majesteleri silistre çalınarak saltsanat kayığına geçtiğinde, rıhtımlardaki insanların alkışları arasında Boğazdaki flamalarla donatılmış Türk zırhlılarından ve Sarayburnu’ndan majestelerine selam salvosu atıldı, dans eden dalgaların üzeri kayık ve istimbotlarla doluydu. Ariadne ve Psyche eşliğinde kraliyet sancağını taşıyan Pertev Piyale, Tophane rıhtımlarına ulaştı. Gördüğümüz kayıklardan en muhteşem olanı padişahın ondört çifte kürekle donatılmış saltanat kayığı ve ipek mintanlı kürekçilerle diğer üç saltanat kayığı takip ederken teşrifat Nazırı Başvezir Ali Paşa ve Kamil Bey onlara eşlik ettiler.”
Sultan Abdülmecid rıhtımda kendilerini karşıladı ve iki ülke arasındaki dostluğu anlatan konuşmalardan sonra kalabalık bir heyet tahsis edilen Nusretiye Kasrı’na kadar misafirleriyle birlikte yürüdü.. Prens ve beraberindekiler yerleştikten sonra padişahın saltanat arabaları ile Boğazın daha yukarısında olan Dolmabahçe Sarayı’na götürüldüler. Sarayda kendilerini Muhafız Alayı ve bandosu karşıladı. Saltanat paytonundan iner inmez padişah tarafından karşılanan prens girişin her iki tarafına dizilmiş saray görevlilerinin arasından çok görkemli bir salona alındı. Prens, Yüzbaşı Campbell ve Sir F.Blackwood ile maiyetindekileri padişaha tanıştırdı. Prens kısa bir konuşmadan sonra ayrılırken padişah tarafından kapı eşiğine kadar geçirildi ve yanındakilerle Salıpazarı’ndaki Nusretiye Kasrı’na döndü. Öğle yemeğinden sonra majesteleri, prenses ve Bayan Grey protokolle İngiliz büyükelçiliğine gittiler.Burada Büyükelçi ve eşi Elliot ve elçilik mensupları tarafından karşılandılar. Prens ve Prensesin ziyaretleri saat altıya kadar sürdü. Padişahın tahsis ettiği saltanat arabalarıyla geri dönerken yol kenarına dizilmiş büyük bir kalabalık saygıyla selamlandılar.
William Howard Russell şöyle anlatır; “İstanbul halkında ve yapısında büyük bir değişiklik seziliyordu. 1864’deki büyük yangından sonra hiçbir ahşap yapıya izin verilmediğinden İstanbul’da diğer binalar arasında çok miktarda boş alan mevcuttu. Haliç’in iki tarafındaki ana yollarda gaz lambaları mevcuttu ve pekçok çeşme görülüyordu. Fakat halkta izlenen değişim gözlere pekte hoş gelmiyordu. Erkeklerde bildiğimiz eski çok alımlı giysilere çok seyrek rastlanıyordu. Kadınlar da sarı pabuç veya terlikleri bırakmışlar ve en son frenk modeli rugan deri botlar giyiyorlardı. Salıpazarı’ndaki sarayda altın ve gümüş tabaklarda sunulan akşam yemeği takdire şayandı. Davet salonunun bitişiğindeki odada Guatelli Paşa şefliğindeki padişah bandosu mükemmel bir şekilde opera müziği çalarak hepimizi şaşırttı. Orkestra ayağa kalkıp “Allah Kraliçeyi Korusun” marşını terennüm edip ayrılırken herkes o kadar yorgun olsa da onları takip etmek için umumi bir arzu vardı.
Kraliçe Victoria’nın deniz ressamı (Marine Painter)
Sir Oswald Walters Brierly.
2 Nisan Cuma
Tophane’deki sarayda kahvealtımız çok güzeldi ve güzel sunulmuştu. Hizmetkârlar fransızca veya italyanca biliyorlardı. Bay Moore ve padişahın erkânı davetliler arasındaydı. Padişahın prens ve prenses şerefine verdiği yemek düşünce, zevk ve zenginlik olarak son derece mükemmel olduğu gibi, kıyaslanamaz güzellikteydi. Şeref kıtası nöbetçileri, atlı arabalar, binek atları, kayıkçılar ve büyük bir hizmetkar grubu devamlı görev başındaydılar. Her gece İtalyan hocalar tarafından eğitilmiş 84 kişilik takdire şayan müzisyenlerden oluşan orkestra akşam yemeğinde herkesi büyülüyorlardı. Orkestra şefi Senyor Guatelli Paşa olup orkestrada rütbeleri albaydan teğmene kadar en az yirmi müzisyen subay yer alıyordu.Masa çok nadide tabaklarla kaplıydı. Padişah her sabah en bulunmaz çiçek ve meyvalarla dolu tepsiler yolluyordu. Beyaz yakalı ve manşetli yeşil ve altın rengi üniformalı valeler geçitlerde bekliyorlardı. Siyah üniformalı çubukçular da elinizi çırptığınızda kehribar ağızlıklı ve yine mücevherlerle işlenmiş minik kahve fincanlarını oturtmak için oyma yerleri olan nargileler getirmek üzere hazır bekliyorlardı. Mutfaklarının daha iyisi bulunamazdı ve şarapları çok güzeldi. Sarayla ilgili her görevli İngilizce veya Fransızca konuşabiliyordu. Sarayda Türk hamamları bulunup istediğinde hemen hazırlanıyordu. Muhafız alayı subayları, görevliler, süvariler, yaverler altın sırma ve al kıyafetleriyle ışıl ışıl salonda ve koridorlarda boy gösteriyorlardı. İnsan doğrusu kendisine gösterilen bu ihtimamın altında kalmakta zorluk çeker.
Prens ve Prensese tahsis edilen saltanat kayığı görününce bütün surlar muhafızlarla doluyor, surlardan her esintiyle mehterlerin sesleri yayılmaya başlıyordu. Rıhtımlarda tayfa alesta bekliyor ve en ufak bir hareketinizde koşuyorlar ve en ufak bir arzunuz emir sayılıyordu. Anlaşılan padişah Londra ziyaretinde nasıl karşılandığını hatırlıyor ve bunu gösteriyordu. Hizmetkarlar da padişahlarının nasıl ağırlandığını ve İngiltere’nin kötü zamanlarında nasıl dostça davrandığını unutmadıklarını prensin maiyetine hissettirmeye çalışıyorlardı.
Türk kadınları
Majesteleri ve Bayan Grey’e şerbet, portakal suyu ve menekşeden yapılmış tatlılar sunuldu. Yolun öbür tarafındaki alçak duvarlarla ayrılmış çimenlikte sadece doğulu kadınların becerebileceği renk karmaşası kıyafetleri ile Türk kadınları adeta hareket eden bir çiçek tarlasını andırıyorlardı. Müttefik kuvvetlerinin Türkiye’nin başşehrine uğramalarından beri gözle görülür yenilikler göze çarpıyordu. Kadınların taktığı peçe veya yaşmak artık en iyi müslinden- örgüsü Dakka’nın rüzgarı gibi- olup hatlar düzgün ve renkler göz alıcı olduğu zaman genellikle görüntüyü kapamaktan ziyade kadınları daha da çekici kılıyordu. Bu süt beyazı yüzlerden düz kaşlar altındaki siyah boncuk gibi gözler tereddütsüzce parlak bir ifade ile size bakıyorlardı. Acaba modacılar bu kibar çekiciliği Avrupaya getirmeyecekler miydi! Bazen Paris modacılarının bile deva olamadıkları durumlarda Doğulu kadınların modalarından esinlenecekleri kıyafetlerle çok etkili olacakları inkâr edilemezdi. Yaşmağın bütün güzelliğine rağmen bir kadının tüm sosyal hayatını uygarlıktan kısıtlayan din ve dinsel gelenekler mevcuttu.”
Padişah Naum Tiyatrosu’na davet ediyor
Prens ve Prenses İstanbul’da kaldıkları sürede iki ayrı akşam padişah tarafından bir İtalyan sanat topluluğunca sergilenen operayı izlemek üzere Naum Tiyatrosu’na davet edildiler. Tiyatroya Padişah da maiyetiyle katıldı. 3 Nisan günü sabah saatlerinde prens ve maiyeti üç saltanat kayığıyla Sarayburnu’ndaki rıhtıma doğru yola çıkatılar ve burada Topkapı Sarayı ve Sultanahmet’teki tarihi yerleri gezdiler. İngiliz Büyükelçiliğindeki devlet balosu ise son derece görkemli oldu. Baloya altıyüz davetiye gönderilmişti. Prens ve Prenses İngiliz Büyükelçiliği’ne geldiklerinde Büyükelçi ve eşi tarafından karşılandılar. Bahçe kapısının içindeki avluda Ariadne mürettebatı hazır beklemekteydi.
William Howard Russell’ın şöyle anlatır; “Bayraklarla bezenmiş avluda kraliyet deniz piyadeleri şeref kıtası vardı. Kırım savaşından beri Pera ilk kez İngiliz piyadelerinin ayak sesleriyle yankılandı. Koridorlar, merdivenler ve salonlar çiçekler ve yabancı bitkilerle donatılmıştı. Padişah geç teşrif etti. Arkasında kalabalık bir nazırlar ve subaylar grubu vardı. İngiliz Büyükelçiliğinin avlusunda Prens ve Prenses protokol ve büyükelçi tarafından karşılandılar.Prens ve prenses ile birlikte kendilerine tahsis edilen yüksekçe bir köşede yerlerini aldıktan sonra padişahın ilk defa bir baloda bulunmasını izlemek için tüm davetliler o tarafa akın etmişlerdi.İlk dansa kalkan prens ve prenses, Bay ve Bayan Elliot, General ve Bayan Ignatieff, M.Bourre ve diğerleri oldu. Sultan Abdülmecid gece yarısından biraz sonra davetten ayrıldı.. Kraliyet grubu günün ışıdığı saatlere kadar eğlenmesine devam ettiler..
4 Nisan Pazar günü kraliyet grubu İngiliz Büyükelçiliğindeki kilisede dini törene katıldı. Oraya her birini dört atın çektiği etrafı muhafızlarla çevrili, üzeri açık üç araba ile protokol sırasına göre konvoy halinde gittiler.
Onları Muhafız Birliği ve hizmetkarları takip ediyordu. Sokaklar ve pencereler kendilerini seyreden halk ile dolu idi. Prens ve prensesi büyükelçi ve Bayan Elliot verandada karşıladı ve değerli misafirlerini bekleyenlerin olduğu kiliseye götürüldüler. Rahip Bay Gribble tarafından okunan duadan sonra büyükelçilikte öğle yemeği yendi, müteakiben saraya dönüldü. Saat 15.30 da prens, prenses ve protokol diğer üç kayık eşliğinde padişahın kayığı ile Boğazı geçip Sivastopol’da canveren İngiliz askerlerinin gömüldüğü Üsküdar’daki (Haydarpaşa) kabristana gittiler. Öğleden sonra Karadenizden gelen bulutlar yağmur yağacağını gösteriyordu; ziyaretçiler kabristana girdikten biraz sonra yağmur başladı. Onları çoğunluğu Avrupalı olan bir kalabalık karşıladı. Mezarlık duvarları iç kısmında bir çok grup hanım ve beyler kendilerini bekliyordu.Kabristan görevlisi çavuş Lyne zeki ve çalışkan görünümlü olup, sadece iki yardımcısı vardı. Bazı mezarların şiddetle temizliğe ihtiyacı olduğu görülüyordu.
.jpg)
Prens ve Prenses ve İngiliz Bükelçisi Elliot ve eşi ve kalabalık bir heyetle Gelibolu’daki İngiliz Mezarlığı’nda. Kaynak:Oswald Walters Brierly suluboya tablosu.
Haydarpaşa İngiliz Kırım Harbi Mezarlığı
Haydarpaşa’daki İngiliz Mezarlığı, ilk olarak Kırım Harbi sırasında ölen İngiliz askerleri adına kurulmuş bir mezarlıktır. William Howard Russell ısrarla yerli makamların teftiş görevlerini ihmal ettiklerini ve paranın boşa gittiğini tekrarlar ve gördüklerini şöyle nakleder; “Gittikçe artan yağmura rağmen prens ve prenses kabristanı dikkatle gezdiler, denize bakan yeşil yamaçta Üsküdar’ın kemik dolu baraka hastanesi yakınında mermer lahitleri altında yatan bu insanların başuçlarında ki taşlarda yazan kısa hayat ve görev bilgilerini okudular. Kabristanda en dikkat çeken obje “Burada 1854,1855 ve 1856 senelerinde memleketleri için Rusya’ya karşı savaşırken şehit olanlar yatmaktadır” yazan dörtgen sütun olup, her yüzünde yazılar yeralmakta idi. Ancak bu yazılar o kadar kötü bir şekilde oyulmuştu ki batıya bakan taraftaki Fransızca yazılar hariç diğerleri zorlukla okunabiliyordu. Marochetti’nin eserlerini sevenler sütun üzerindeki obeliski taşıyan dört ayak vazifesini gören meleklerin yüz ifadelerini beğeneceklerdir. Obeliks luxor sütununun petto kopyasıdır. Tüm görünüm pek güzel ve değerli değildi.
8 Nisan günü Prenses Christina, Bayan Grey ile Elçilik tercümanı Sandeson’un rehberliğinde Kapalıçarşı’ya gittiler. Daha sonra Kaptan Ellis’le Pera’da Abdullah Biraderler Fotoğraf stüdyosuna ve Hamalbaşı sokaktaki İngiliz ressam Maltalı Amadeo Preziosi’nin son derece renkli stüdyosunu ziyaret ettiler.
.jpg)
Prenses ve Bayan Grey Kapalıçarşı’da.
Kaynak:Oswald Walters Brierly suluboya tablosu.
Sultan Abdülmecid misafirleri onuruna görkemli bir tören daha düzelmişti. Beylerbeyi Camii’ne saltanat kayığıyla giderken Boğazın iki yakasında direkleri baştan başa bayraklarla süslenmiş gemiler onları top atışlarıyla selamladılar ve Kraliyet heyeti, denizi dolduran İngiliz ve diğer Avrupalı yabancılar, Levantenler ve meraklı yüzlerce kişiyle bezenmiş kayıklar, stimbotlar arasında Saltanat kayığıyla Beylerbeyi’nde karaya çıktılar.
Kraliyet Heyeti birsüre istirahat ettikten sonra dönüşte saltanat arabalarıyla alınarak Dolmabahçe Sarayı’na geldilr. Burada da ihtişamlı bir karşılama yapıldı ve yeniden Salıpazarı’ndaki Nusretiye Kasrı’na döndüler.
Ariadne yatı ve yatla beraber diğer yandan çarklı ve pervaneli İngiliz Sefareti yatı
Rumeli Kavağı’na doğru seyrediyorlar.
Prensin gezisine davet edilen Times yazarlarından William Howard Russell bu geziyi İngiltere’ye avdetinden çok kısa bir süre sonra George Routledge And Sons tarafından neşredilen “Diary in the East During the tour of the Prince and Princess of Wales” adını verdiği eserinde (1869) belgelendirmiştir. İngiliz Kraliyet ailesi koleksiyonunda bu geziyle bağlantılı muhtelif tablolar bulunmaktadır .
Sir Oswald Walters Brierly’nin resim koleksiyonundan bir kısmı Greenwich’deki National Maritime Museum’dadır. Ayrıca Kraliçe Victoria'nın deniz ressamı olması nedeniyle kraliyet koleksiyonunda yaklaşık 150 eseri bulunmaktadır. Londra’daki Victoria and Albert Museum, Plymouth’daki Bristol Museum & Art Gallery’de diğer İngiliz ressamları koleksiyonları arasında resimleri vardır.Ayrıca Avusturalya Sidney’deki Art Gallery of New South Wales, Art Gallery of Western Australia sanatçının Avustralya dönemine ait ünlü suluboya tablolarını sergiler. State Library of New South Wales (Mitchell Library); resimleri yanı sıra sanatçıya ait günlük ve eskiz defterlerini de muhafaza eder. National Gallery of Australia (Kanberra ve Melbourne) ve National Library of Australia sanatçının eserlerinin bulunduğu diğer büyük devlet galerileridir.
****




Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.