A.S.P.
parcababa-erce
İstanbul
21 Haziran, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

'Lozan’da Hristiyan medeniyeti çarmıha gerildi.”

28 Temmuz 2023, Cuma 13:46
'Lozan’da Hristiyan medeniyeti çarmıha gerildi.”
reklam yerim makale içi

24 TEMMUZ 1923 TARİHLİ LOZAN BARIŞ ANDLAŞMASI’NIN TÜRK VE DÜNYA TARİHİNİN RUSYA İLE UKRAYNA SAVAŞININ YAŞANMASI LOZAN BARIŞ ANDLAŞMASININ  100 YILINDA BOZULMAYAN TEK ANDLAŞMA OLDUĞUNU GÖSTERMİŞ OLDU. 


LOZAN BARIŞ ANDLAŞMASI’NIN İmzalanmasının Ardından 100 Yıl Geçmesine rağmen Dış güçlerin gözleri hala boğazlarımızda Fitne, Fesatçılarda iş başında Lozanda gizli maddeler bulunmamakta olduğunu,Türkiye’nin bor ,maden ve petrol başta olmak üzere yer altı ,Yer üstü Doğal zenginliklerimizi çıkarılmasını engelleyici herhangi bir madde veya düzenleme içermediğini,Lozan Antlaşmasının süreli olmadığını,defalarca diğer yazılarımda dile getirmiştim.
fitnenin,fesatın içimizde de kol gezdiği günümüzde yalan ,dolan , uydurup saf insanların kafasını bulandırıp şehir efsanesinden ibaret bu tür yalan dolanlarınızla insanlarla uğraşmayın çok iyi bildiğiniz halde ve yıllar önce tarihin çöplüğüne attığımız unutulup  gitmiş yüzyıl önceki konulları  haince gündeme getirip kafanıza göre maddeler uydurup ,Berrak suyu bulanık hale getirip bulanık suda balık avlamaya çalışmayın en iyi balığı biz avlarız çünki biz denizciler balık avlamak için evvela oltaya yem takar en uzağa misinayı fırlatırız yemi gören balık altaya takılır .Bizde çabucak çekeriz bizim işimiz bu . fitne fesatçıları Türk Milleti olarak tarih boyunca iyi tanıdık onlarda bizi Millet olarak iyi tanırlar.
Türk tarihi, 5000 yılı aşkın bir devamlılık arz etmesi yanında, dünya medeniyetine sağladığı katkılar bakımından da insanlık tarihi açısından da büyük önem taşır. 
Çok uzak bir Tarihten bahsetmiyorum Yakın tarihten bahsediyorum ,Türk tarihine bakın Türk’e Baş kaldıranların sonu ne olmuş... o yüzden Fitne,Fesat Peşine düşmüş insanlara  tavsiyem Boş hayallere kapılmayın gerçekleri görün ,Fitne,Fesat ,boş masallarla kendinizi kandırmayın.
Lozan  Barış  Antlaşması,  Türkiye  Cumhuriyeti’nin  varlığını  ve  toprak  bütünlüğüne temel oluşturan en önemli uluslar arası hukuk belgesidir. Hem Birinci Dünya  Savaşı’nın,  hem  de  sonrasında  devam  eden  Türk  Kurtuluş  Savaşı’nın sonuçlarını karara bağlamak üzere toplanan Lozan Konferansı, karşılıklı taleplerin dile getirildiği bir ortam olması bakımından aslında bir pazarlık sürecidir. 
Lozan  Konferansı’nda  yeni Türkiye  Devleti’nin  taleplerine  karşılık,  müttefik devletlerin  ve  Yunanistan  başta  olmak  üzere  diğer  devletlerin  karşı  talepleri görüşme ve pazarlık konusu olmuştur. Bu görüşmeler Türkiye’yi temsil eden İsmet  Paşa’nın  en  başından  beri  sürdürdüğü  dikkat  ve özen  sonucu  eşitler  arasında  bir görüşme  ya  da  pazarlık  olsa  da  Türkiye’nin  taleplerini  elde  etme  bakımından  en  büyük zorluğu, çoğunlukla hali hazırda elde etmemiş olduğu noktalarda talepler dile getirmesi  olmuştur.
İsmet Paşa, Türk heyetinin konferansa diğer devletlerle ‘aynı eşitlik temelinde’ katılmasına çok önem veriyordu ve bu ilkeye ters düşen hiçbir uygulamaya razı değildi. Türkiye'nin eşitlik konusundaki bu hassasiyeti daha konferans başlamadan,
İsmet Paşa Türkiye'nin galip devletlerden uzakta, küçük devletlerle aynı masaya yerleştirildiğini fark ettiğinde kendisini göstermişti. Maksatlı bir hareket olduğunu düşündüğü bu durumu protesto etmiş ve daha elverişli bir oturma düzeninin ayarlanmasını sağlamıştı. Bu, Türk heyeti başkanının eşit koşulların sağlanması konusunda maruz kaldığı son durum olmayacaktı. İkinci olay konferansın açılış oturumunda gerçekleşti.
İsviçre Başkanının hoş geldiniz konuşmasının ardından Curzon'm programda olmayan bir konuşma yapacağını öğrenen İsmet Paşa, aynısını yapmaya karar verdi. Curzon'm övgü dolu konuşmasının ardından ismet Paşa beklenmedik bir biçimde sahneye çıktı ve heyetlere hitaben Türkiye'nin özgür ve bağımsız bir devlet olarak yeni konumunu vurgulayan bir konuşma yaptı.”


Lozan Antlaşması maddeleri
- Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının belirlenmesi
- Osmanlı Devleti'nden kalan borçlar
- Boğazlar meselesi
- Savaş tazminatı
- Azınlıkların durumu
- Kapitülasyonlar
- Patrikhane
- Yabancı okulların durumu
Lozan Antlaşması için yapılan görüşmelerin kısa bir süre için sona ermesine yol açan maddeler:
- Kapitülasyonların kaldırılması
- Musul meselesi
- Boğazlar meselesi
- Musul ve Kerkük sorunu
 

Lozan Antlaşması Türkiye sınırıLozan Antlaşması kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti'nin Suriye sınırı 20 Ekim 1921'de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'na göre belirlendi.Yunanistan sınırı, Mudanya Ateşkes Antlaşması'na göre belirlendi ve Meriç Irmağı Türkiye ve Yunanistan'ı ayıran sınır olarak kabul edildi.
İran sınırı, Kasr-ı Şirin Antlaşması esas alınarak belirlendi.
Bulgaristan sınırı, 1913 tarihli İstanbul Antlaşması esas alınarak belirlendi.
Irak sınırı, İngiltere ile anlaşmaya varılarak çizildi.
Ege Denizi'nde ise Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adası Türkiye'ye bırakıldı. Diğer tüm adalar Yunanistan'a verildi. On İki Adalar ise İtalya'ya bırakıldı. İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalya bu adaları Yunanistan'a bıraktı.
Hatay ise, 1939 yılında bölge halkının yaptığı referandumun sonucunda Türkiye'ye katıldı.

Lozan Antlaşması Boğazlar meselesi
Boğazlar Türkiye'nin başkanlığındaki komisyon tarafından yönetilecek.Boğazların her iki tarafında bulunan 15-20 km'lik bölge, askeri faaliyetlerden tamamen arındırılacak.Ticaret gemileri Boğazlar'dan barış zamanında serbest faydalanma hakkı elde edecek, savaş gemilerinin geçişi ise sınırlandırılacak.Boğazlara yapılacak olası saldırılara karşı gereken önlemleri Milletler Cemiyeti alacak.

Lozan Antlaşması'nın sonuçları 
Lozan Antlaşması sayesinde Türkiye Cumhuriyeti resmi olarak İtilaf Devletleri tarafından tanındı.
Sevr Antlaşması feshedildi. Kapitülasyonlar tamamen kaldırıldı. Türkiye'nin verdiği bağımsızlık mücadelesi çok sayıda ulusa ilham kaynağı oldu. Rum ve Ermeni iddiaları sonlandı. Batılı devletlerle ilişkiler yumuşadı ve inkılaplara zemin hazırlandı. Kürdistan'ın kurulmasının önüne geçildi. Barış sağlandı.

Lozan Antlaşması'nda leyhimize sonuçlanan konular
Lozan Antlaşması'nda başarı elde ettiğimiz konular savaş tazminatı, kapitülasyonların kaldırılması, azınlıklar meselesi, İstanbul'un itilaf devletlerinden temizlenmesi, boğazlar ve daha sonra Türkiye'ye katılan Hatay konularıdır.
Sevr Antlaşması nihayetinde imzalanmadı. Eski bir dünya imparatorluğunun kalıntıları olan Türkiye'de, 20. yüzyılın başından beri bir yanda padişah ve çevresi ile diğer yanda Jön Türklerin laik hareketi arasında bir iktidar mücadelesi sürüyor . Sevr Antlaşması müzakereleri sırasında zaten iki hükümet vardı: biri İstanbul'da, diğeri Ankara'da. Müzakereler sonunda milliyetçiler Sultan Mehmed VI'yı vatana ihanetle suçladılar, sonunda iktidara geldiler ve antlaşmayı imzalamayı reddettiler.

Lozan Antlaşması'nda aleyhimize sonuçlanan konular
Lozan Antlaşması'nda Batı Trakya'nın Yunanistan'a bırakılması, On İki Ada'nın kaybedilmesi, Osmanlı Devleti'nin borçlarının ödenmesi ve patrikhanenin İstanbul'da kalması konuları aleyhimize sonuçlandı

1922'de Türk birlikleri Smyrna'yı (şimdiki İzmir) ele geçirdi ve bir yangın Rum ve Ermeni mahallelerini neredeyse tamamen yok etti. On binlerce insan, özellikle deniz yoluyla alevlerden kaçmaya çalışıyor. Wikimedia Common

TÜRK BOĞAZLARININ ÖNEMİ
Gündüz, iki açık denizi birbirine bağladığı için uluslararası bir su yolu mahiyetinde olan Türk Boğazları’ndan geçişin ulusal değil, uluslararası düzenlemelere tâbi olduğunu belirtmektedir (Doğru,2013:133). Pazarcı, 
Boğazların jeopolitik, jeostratejik ve askeri bakımdan öneminin, bir yandan, Asya ile Avrupa arasındaki bağlantıyı ve öte yandan Karadeniz ile Akdeniz ve oradan da okyanuslar arasındaki bağlantıyı sağlamasından kaynaklandığını belirtmektedir. Dolayısıyla, Boğazlar’ı elinde tutan bir askeri kuvvet kara ve deniz harekâtları bakımından coğrafyanın sağladığı üstünlüğü kendi lehine kullanma imkânına sahip olacaktır (Şener, 2015:339). 
Birsel’in de belirttiği gibi, Asya ve Avrupa’yı birleştiren aynı devletin toprakları içindeki bu geçitler dar ve savunmaya gayet elverişlidir. Dolayısıyla, en kuvvetli donanmalar buradan geçememiş, en kudretli ordular bunları ele geçirememiştir (Birsel, 1948:7)
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ Lozan Boğazlar Sözleşmesi 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’na ek olarak yapılan sözleşme ile Boğazlar statüsü yeniden düzenlendi. Buna göre Boğazlar’dan geçiş serbest olup, bu bölgede belirlenen statünün uygulanabilmesi için, başkanlığını Türk temsilcisinin yapacağı bir Boğazlar Komisyonu kuruldu. Böylece Boğazlar’ın kontrolü ve yönetimi Türkiye’nin de yer aldığı milletlerarası bir statüye bağlandı. Bunun sonucu olarak Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki hak ve yetkileri geniş ölçüde sınırlandı ( Ökten,2008:164). 
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Dönemi 20 Temmuz 1936 yılında imzalanmış, 9 Kasım 1936 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Sözleşme’nin iki önemli özelliği vardır. Sözleşmenin birinci özelliği, Lozan’ın Türkiye hesabına açık bıraktığı bir boşluğu doldurması ve Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük bir güvenlik getirmiş bulunmasındadır.  Sözleşme’de Boğazlar’dan geçiş ve seyrisefain (ulaşım) serbestîsi; ticaret gemileri, savaş gemileri ve uçaklar ayırımı yapılarak düzenlenmiştir.Ayrıca barış zamanı, Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş zamanı, Türkiye’nin muharip olduğu savaş zamanı ve Türkiye’nin kendisini pek yakın bir savaş tehlikesi tehdidine maruz görmesi durumları da göz önünde bulundurularak ayırım yapılmıştır (Doğru,2013:157). 
Montrö Sözleşmesi'nin asıl amacı kıyı devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarını saklı tutmakla beraber uluslararası deniz ticaretinin gereklerini ve yararlarını bu haklarla bağdaştırmaktır Yani Montrö ile boğazlardan yeni bir geçiş rejimi kabul edilmiş, bu yeni rejimin uygulanması ve denetimi sorumluluğu Türkiye'ye verilmiştir. Yine bu sözleşme Boğazlar'ın savaş gemileri tarafından kullanılmasında, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını gözeterek, Karadeniz’e kıyısı olan ve olmayan devletler ayrımı yapılarak kıyısı olmanın yararına ayrıcalıkları da içermiştir. Bu şekildeki ayrımlar sayesindedir ki Türkiye kendi güvenliğini sağlamıştır ( Tosun,1994: 111).
Boğazlar, görüşmeler boyunca üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir.
Montrö’de alınan kararlara göre Boğazlar’daki gayri askerî mıntıkada yeniden tahkimat ve silahlandırma yapılacaktı. Türkiye, kendi savunmasını kendi asker ve silahıyla gerçekleştirecekti. Ayrıca Türkiye’nin egemenliğine gölge düşüren Boğazlar Komisyonu kaldırılacaktı. Böylelikle Türkiye, bağımsızlığını güvence altına aldı (Ökten,2008: 98) . İnan’ın da belirttiği gibi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nden farklı olarak, havadan geçiş serbestliği ilkesini kabul etmemiş olup yalnızca sivil uçakların Boğazlar üzerinden geçişini düzenlemiş, askeri uçakların geçişi konusuna hiç değinmemiştir.Bir başka söyleyişle, askeri uçakların Boğazlar üzerinden geçmesine izin verip vermeme yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine bırakılmıştır (Doğru,2013:162).
Deniz taşımacılığı açısından giderek daha fazla kullanılmaya başlanan Türk Boğazları gerek Karadeniz’e kıyıdaş olan devletler açısından gerek Karadeniz’e ulaşmak isteyen devletler açısından kilit bölge olma özelliğini devam ettirmektedir. Türk Boğazları’nın sıkça vurgulanan bu özel durumu ülkemiz açısından birçok avantaj sağlıyor olsa da bu özel konumun getirmiş olduğu ve her daim gözetilmesi gereken hassas sorumluluklar da mevcuttur (Öğüt,2014:140) .
Başta ABD olmak üzere büyük devletlerin bölgeye 45 ULUSLARARASI AFRO-AVRASYA ARAŞTIRMALARI DERGİSİ 2016 / Sayı: 2 artan ilgileri olmuştur. (Ökten,2008:166). SSCB’nin 1991’de dağılması ve yerini Rusya Federasyonu’na bırakmasıyla birlikte, Soğuk Savaş sonrası yaşanan bölgesel değişikliklerin etkisiyle başta ABD olmak üzere büyük devletlerin bölgeye ilgileri fazlasıyla artmıştır.
ABD, genel olarak Rusya Federasyonu’nun askeri hareketlerini kontrol altında tutmak, özel olarak da İran’a karşı olası bir askeri harekât için Karadeniz’i, askeri üs, radar istasyonları ve casus uçaklarıyla izleme merkezi olarak düşünmektedir (Şener,2015:344).
Dünya petrol ve doğal gazının büyük bölümünü tüketen ABD ve AB, her geçen gün biraz daha istikrarsızlaşan Orta Doğu petrollerine alternatif ve tamamlayıcı olarak Hazar Bölgesi petrolünü ve doğal gazını düşünmektedir. Ayrıca ABD, Rusya’nın petrol ihracatını denetlemek ve Avrasya enerji kaynaklarını ve bu kaynakların ulaştırma hatlarının kontrolünü de elinde tutmak istemektedir. Hazar Bölgesi petrolünün Karadeniz’den Akdeniz yolu ile dünyaya açılmasında kilit bölge Türk Boğazları’dır (Ökten,2008: 167 ).
ABD’nin Karadeniz’de askerî varlığını arttırmasındaki en büyük engellerden biri Montrö Boğazlar Sözleşmesi’dir. Çünkü sözleşme hükümlerine göre; Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin Boğazlar’dan geçiş tonajı ve Karadeniz’de kalış süreleri sınırlandırılmaktadır. ABD’de bu güne kadar gayri resmî ağızlardan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesi yönünde taleplerini dile getirmesi, Türkiye’nin ve Rusya’nın tepkilerini ölçmeyi amaçlamaktadır (Ökten,2008: 167 ). 


                    TÜRK BOĞAZLARIMIZI KORUMA  ALTINDA TUTAN TEŞKİLATLARIMIZ
 

SAHİL GÜVENLİK VE DENİZ POLİSİ ,KIYI EMNİYET TEŞKİLATIMIZIN BOAT’LARI 7/24 SU ÜZERİNDE HAREKET EDEN TÜM CANLI.CANSIZ CİSİMLERİ YAKIN TAKİPTELER VAR OLSUN DEVLETİMİZİN KOLLUK KUVVETLERİ 
 

Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker görmedim. Vatan bir milletin evidir, ocağıdır. Vatansız millet kimsesiz kalmış çocuk gibidir.
 

Türkiye’yeden Uğraksız geçen gemileri dahi bazı yabancı bayraklı şüpheli gemileri riskli bularak takibe alınıyor. Geminin açık denizden Türk karasularına girişine kadar izleme yapılıyor. Türkiye’ye kaçak yolla sokulmaya çalışılan beyan harici akaryakıt olduğu zaman Geminin yakıt tanklarında yapılan ölçümlerde beyan harici fuel-oil ile dizel-oil gümrüklenmiş değerinin akaryakıtın kaçaklıklarına Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü Sahil Güvenlik ve Deniz Polisimiz Bu İşleri yapmaya yeltenenlere göz açtırmıyor.
Boğaz Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü gemilerin çoğunu ansızın hiç beklenmedik saat ve anda  ihbar yoluyla, şüpheli gemi duruş-kalkış, bekleme durumlarını takibe alınarak Ulusal ve Uluslararası Narkotik,Akaryakıt Kaçakçılarına göz açtırmıyorlar,Ekipler Dünya ülkeleri ile işbirliği içerisinde olup 7/24 herhangi bir Gemi personelinin ihbarlarında ön saflarda yerlerini alıp, maddi manevi, ruhani fiziki, canla başla yılmadan, usanmadan, bıkmadan, yorulmadan çalışan çabalayan Gümrük Muhafaza,Sahil Güvenlik,Deniz Polisi,Kıyı Emniyet,Sahil sıhhiye,Kılavuz Kaptanlar,Liman Sörveyleri gibi birim ve Teşkilatlarımızdan bahsediyorum ne kadar yüce gönüllü insanlarsınız, iyi ki varsınız, sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Yaptığınız bu iş yürek işi gönül işi çünkü! Emeklerinizin kıymeti hiç bir şekilde madiyatla ölçülemez ölçülemeyecektir de emin olun. Kendi canını tehlikeye atıp başka canları kurtaran, kendi açlığını susuzluğunu unutup başka canları doyurup sulayan, kendi yorgunluğunu unutup başka yorgun yüreklere dayanacak omuz, tutunacak kol kanat olan canlar, hakkınız asla ödenmez.

Yazıma son verirken “yaşamayı”, bir uluslararası antlaşmanın “başarılı” nitelemesinin dışına bırakamayız. Yani yaşamayan bir “başarı” düşünemeyiz. Oysa Lozan bu yönüyle de başarılıdır. Çünkü yaşamaktadır. Lozan, giriş kapısında “Türkiye Cumhuriyeti” yazan binamızın bir anlamda temelidir. Lozan, önsözünde “Milli Mücadele” yazan bir kitabın ise giriş bölümünü oluşturur. Lozan, Lozan’la başlayan ve bugün 100.yılını doldurmuş bir hayatı, daha uzun ve daha başarılı bir hayat yapmak için sağlam bir temel oluşturmayı ve bize ilham vermeyi sürdürmektedir.


Gemi Makinalları İşletme Mühendisi
 Pruvanız neta, denizleriniz sakin, rüzgarınız kolayına olsun. Selametle…





 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.