ARET TAŞCIYAN İLE SOHBET
12 Ekim 2026, Pazartesi 14:41Aret Taşcıyan ile "Deniz ve Rizikolarla Geçen 50 Yıl"ın
Anıları Üzerine
Yazan: Osman Öndeş

Aret Taşcıyan, meslekten geçen 40 yıllık tanıklığını 2016 yılında “Deniz ve Rizikolarla Geçen 40 Yıl” başlıklı belge eserinde anlatmıştı. Bu hatıratın yayınlanmasından sonra 10 yıl daha geçti. Aret Taşcıyan denizcilik sektöründe 50 yılı geride bırakırken çocukluk yıllarından gelerek meslek yaşamını anlattı. Günümüzde Lockton olarak devam eden Sigorta brokerliğinin yakın tarihinde ayrıca Omni’den Lockton Omni’ye uzanan bir ortaklık öyküsü de bulunmakta.
Temelleri 1980’lerin başında Kaptan Emre Omur tarafından atılmış olan Omni Kaptan Emre Omur’un vefatından sonra oğulları Korkut Omur ve Oğuz Omur’un yönetiminde gelişerek Omni Sigorta ve Reasürans Brokerlik Hizmetleri A.Ş.,1990’ların sonuna dogru da Aret Taşcıyan ile güçlerini birleştirerek Türk Denizcilik sektörüne daha kapsamlı sigorta hizmetleri sunmaya, müşteri ve sigortacı ilişkileri ile etkin çözümler üretebilen, esnekliğini her zaman muhafaza edebilmiş bir brokerlik markası olmaya devam etti. 2018 yılına geldiğimizde; ABD'li sigorta brokeri Lockton, 2017 yılında Norveçli aracı kurum Edge Group'u ve İtalyan PL Ferrari'yi devralmasının ardından denizcilik sektöründeki büyüme hamlesinin bir parçası olarak 2018’de kısmen ve 2022 yılında da İstanbul merkezli Korkut Omur ve Aret Tasciyan yönetimindeki Deniz Sigortalarinda lider Broker olan Omni Sigorta'nın tamamını satın aldı.
Lockton, kendisine ve müşterilerine karşı sorumlu olan bağımsız bir aile şirketidir.
Deniz Sigortacılığı dendiği anda Pandi, Tekne Makine, Harp Riskleri, Fidye, Kiracı Sorumluluğu, Kira kayıpları, Gemi İnşaat riskleri, Tersane, Liman mali mes'uliyet gibi türler yeralmakta.
Amerika, Ingiltere, Avrupa, Uzak Doğu başta olmak üzere önemli kıt'alarda bir çok ülkede iştirakleri olan Lockton Overseas Ltd.’in İngiltere’de, Londra dahil 11 ofisleri bulunmakta. Lockton Overseas grubu faaliyetlerinin sadece akla gelebilecek her türlü Sigorta branşında brokerlik hizmeti ile sınırlı olmadığını, şirket birleşmeleri danışmanlığı, emeklilik programları yönetimi, aktuerya hizmetleri, kimya, eczacılık, sağlık, inşaat, emlak, telekomünikasyon gibi sektörleri geliştirmeye yönelik risk yönetim programları, alzheimer, kanser, beyin tümörüne karşı mücadele kuruluşlarına destek vermek için Lockton Charity (hayır kurumu) gibi özel bir kuruluşu da da bünyesinde barındırmakta.
.jpg)
J.W.Whittall & Co.’dan kalan bir hatıra olan
duvar saati günümüzde kıymetli bir anı olarak
Vitsan’da bulunmaktadır.
Aret Taşcıyan’ın yaşam öyküsü
Aret Taşcıyan yaşam öyküsünü şöyle anlattı; “Evimiz Moda Caddesi No 180 Usakligil Apartmanı’nda idi. İlk okulu Aramyan Uncuyan Okulu’nda okudum. Kadıköy'deki ilk Ermeni okulu, Muvakkithane Caddesi üzerinde, günümüzde Baylan Pastanesi'nin olduğu yerde açılmış. Daha sonra, 1836'da -Günümüzde adı Surp Takavor olan- Surp Asdvadzadzin Kilisesi'nin yanında yeni bir okul faaliyete geçmiş. Okul binası, 1855'teki yangında Surp Takavor Kilisesi ile birlikte hasar görünce aynı yerde inşa edilen kâgir kilise ve iki okul 1858'de hizmete açılmış. Benim okuluma gelince; Öğrenci mevcudunun artmasıyla bu okulların ihtiyacı karşılayamaması üzerine Mühürdar'da bir arsa satın alınmış ve burada inşa edilen okul 1875'te 'Aramyan' adıyla öğrenime başlamış.
Aret Taşcıyan, Moda’daki Aramyan Uncuyan ilkokulundan mezun oldu.
I.Dünya Harbi yıllarında askeri hastane ve göçmenler için barınak olarak kullanılan Aramyan ve Uncuyan okullarının binaları, I.Dünya Harbi’nden sonra bir süre yetimhane olarak hizmet vermiş ve daha sonra, Uncuyan Okulu'nun binasının yerinde okula gelir getirmesi için bir apartman binası inşa edilmiş. Okul, bundan sonra Aramyan Uncuyan adıyla, Aramyan Okulu'nun binasında eğitim vermeye başlamış. Ben ilk ve orta okul eğitimimi bu okulda aldim ve bilahare 1967 yılında Robert Academy sınavlarını kazanarak yatılı burslu olarak Robert Academy’e başladım (Bugünkü Robert College).
1975 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden mezun oldum ve 1976 Ocak ayinda Deniz Sigortaları mesleğinde uzman, PandI Kulüplerı muhabiri, Lloyd’s temsilcisi J.W. Whittall & Co.Ltd sirketinde ( Bugunku Vitsan A,Ş,) işe başladım. Türk Denizcilik Camiasından gelen talepler üzerine de 1984 yılında aynı şirket bünyesinde sigorta brokerliğine yöneldim. Deniz Ticaret Odası Meclisi'nin ilk üyeleri arasında yerlmaktan da onur duyarım. İki yıl süreyle Uluslararası Deniz Ticaret Odası- ICC'de Türkiye'yi temsil ettim. 1988-1991 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi bünyesinde Denizcilik İşletmeciliği Yüksek Lisans programında Deniz Sigortaları dersleri verdim. 1991 yılında Denizcilik dışı alanlarda brokerlik yapan bir firmanın Deniz sigortalari bölümünü kurmak üzere teklif aldım. Böylece üç yıllık bir sözleşme ile ABD'ye taşındım. Bilahare, bir İngiliz broker firmasının New York şubesini yönetirken 1996 yılında OMNI ile güçlerimizi birleştirdik.
.jpg)
James Whittall, ailesi akrabaları ile Moda’daki Big House’da 60.cı evlilik yıldönümlerini kutlamıştı.Kaynak:Levantine Heritage Foundation arşivi.
J.W.Whittall & Co. Ltd.
Meslek yaşamında önemli bir yer ifade eden Vitsan’ın mazisindeki J.W.Whittall & Co.Ltd. Karaköy Kınacıyan Han adresinde imiş. Firmanın broşüründe yazdığı üzere; Telefonu: Pera 122,188,189 ve Telgraf adresi: Whittall, İstamboul” idi. Lloyd’s Agents kimliği ile Tüccar, Banker, Denizcilik ve Sigorta acentesi olarak hizmet veriyordu. Aynı zamanda maden araştırmaları yapıyor ve krom madeni ihracatı yapıyordu.
The “London” & Provential Marine & General Insurance Company; The “MOSS” Steamship Co.Ltd., Liverpool; The Royal Exchange Assurance Corporation, Londra; Leslie & Gowin ( For underwriting at Lloyd’s) Londra; London Salvage Association, Londra; The Comité d’Assurreurs, Antwerp; The Phoenix Assurance Co.Ltd. P&O Shipping Lines, Rhone Poulenc kimya sanayii ,Fransa, Sun Alliance London Insurance Co. London genel acentesi idi. Haydapaşa’da Hububat depoları vardı. Hububat, tohum, afyon, moher, deri, koyun pöstekisi, kabuklu kuru yemiş, hertürlü tohum, kenevir, kendir,vs ihtalatçısı idi.
.jpg)
American Chamber of Commerce for the Levant
başlıklı resmi yayında yeralan J.W.Whittall & Co.Ltd. ilanı.
Aret Tasciyan’in Vitsan hikayesi Moda’dan komşu oldukları Whittall Ailesi ile çocukluk dönemlerinde başlamaktadır. James Frederic Whittall’un oğlu Roland James Whittall kendisine şirketine katılması için öneride bulunmuş ve Deniz Sigortacılığı alanındaki ilk deneyimlerine Vitsan ile devam etmiştir.
James William Whittall sigorta şirketi ve reasürans brokerliği
Sir James William Whittall, Türkiye sigortacılık ve deniz ticareti tarihinin en köklü ve öncü bir şahsiyet idi. 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda faaliyet gösteren ünlü Levanten Whittall ailesinin bir ferdi olan Sir James William Whittall, temellerini 1873 yılında İstanbul’da attığı girişimlerle Türkiye'de modern sigortacılık, deniz acenteliği ve hasar tazmini alanlarının kurumsallaşmasında tarihi bir rol oynamıştır. Sir James William Whittall tarafından 1873 yılında İstanbul'da kurulan J.W. Whittall & Co. çok yönlü ticaret ve vapur acenteliği şirketi, aynı zamanda uluslararası gemi ve yangın sigortası şirketlerinin acenteliğini ve brokerliğini yürütmüş ve döneminin en büyük reasürans merkezlerinden biri olan Londra piyasasıyla (Lloyd's gibi) güçlü bağlar kurmuştur. James William Whittall'ın 1873'teki bu girişimi, günümüzde Türkiye'nin en eski sigorta hizmet ve hasar tasfiye kuruluşlarından biri olan Vitsan Mümessillik ve Müşavirlik A.Ş. firmasının tarihsel kökenini oluşturur.
.jpg)
Whittal ailesi 1973 yılında Hilton’da biraraya geldiler.Soldan dördüncü olan (Bastonlu) Roland James Whittall’dür. Kaynak: Levantine Heritage Foundation arşivi.
Osmanlı Devleti son yüzyılında döneminde sigorta brokerliği ve reasürans kavramları bugünkü çağdaş yasal çerçevesinden farklı olarak, ticaret gemilerinin ve yüklerinin sigortalanması (elementer/deniz sigortaları) ve bu büyük risklerin yurt dışındaki (özellikle İngiltere) büyük reasürörlere dağıtılması şeklinde yürütülmekteydi. James William Whittall ve ortakları, bu risk transfer süreçlerinde küresel piyasalar ile Osmanlı ticareti arasında tam anlamıyla bir reasürans ve sigorta köprüsü görevi görmüştür.
Sir James William Whittall başkanlığındaki J.W.Whittall &Co. , Gemi ve yangın sigorta acenteliği, deniz ticareti, kömür brokerliği yapıyordu ve Türkiye'deki ilk yerleşik ve kurumsal sigorta/genel acentelik girişimlerinden biri olmasıyla sektörel bir miras sayılmaktadır.
1969’da Osman Yucesan’in katılması ile Vitsan Mümesillik ve Ticaret A.S. adini alan ve J.W.Whittall & Co’nun devamı olan sirket, Sigorta hasar tasfiyesi, araştırma, Lloyd's Avarya Komiserliği, P&I Kulüp ve deniz kazaları yönetimi mazisi 150 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye ve çevre ülkelerde sigorta müşavirliği hizmeti sunmaktadır . Vitsan A.S. 1970’lerin sonunda Roland James Whittall’un Ingiltere’ye kesin dönüş yapma kararı, Osman Yücesan’in şirketten ayrılıp kendi yolunda devam etmesi ve Ilkay Bilgişin’in şirketi devralmasi sonucu bugüne kadar yaşamını ve Kulüp muhabirliği Lloyd’s temsilciliği görevini halen yürütmektedir.
Aret Taşcıyan yaşam ve meslek öyküsünü anlatırken şöyle devam etti; Roland James Whittall Ingiltere’ye kızının yanına tasinmaya karar verince şirketi İlkay Bilgişin’e satmış ve İlkay Bey de Vitsan adıyla aynı sigorta brokerliğini daha da güçlü hale getirerek sürdürmüş. Ben Vitsan’daki anılarımı çok değerli bir deneyim olarak hatırlarım.
Yakın yıllarda mesleki çalışmalarıma ABD’de devam etmek üzere New Jarsey’e göç ettim. ABD’deki mesleki bağlarımı koruyarak birkaç yıl sonrasında İstanbul’a döndüm. Fakat evim ABD New Jarsey’de, ama Kadıkoy Moda’da da bir evim var. Böylece yılın yarısı ABD ve diğer yarısı İstanbul olmak üzere çalışmalarıma devam ediyorum
Deniz Rizikoları ve P&I Sigortasının Tarihsel Evrimi
Yayınladığım sektörel analizlerde ve makalelerimde deniz rizikolarının küresel gelişimini şu tarihsel ve teknik perspektiflerle şöyle değerlendiriyorum;
Tam Kayıp (Total loss) Trendleri kavramında; “Uluslararası regülasyonlar, gelişen gemi dizaynları ve sıkılaşan risk yönetimi sayesinde dünya genelinde tam ziya ile sonuçlanan deniz kazaları ciddi oranda azalmıştır. Örneğin; son 10 yılın yıllık ortalaması 88 tam ziya (Total Lost) iken, 2020'de bu sayı 49'a gerilemiştir.
Bölgesel yoğunluklar kavramında; “Dünya genelindeki hasarlar kontrol altına alınsa da yaşlı gemilerin çalıştırıldığı ve liman trafiğinin yoğun olduğu Çin, Endonezya, Filipinler, Doğu Akdeniz ve Karadeniz gibi bölgeler tam ziyaların %50'sine ev sahipliği yapmaktadır.
Kuru Yük Rizikoları; Genel düşüş trendine rağmen, küresel deniz ticaretinde kuru yük gemilerindeki tam kayıp artışları günümüz deniz rizikoları arasında dikkatle takip edilmesi gereken dinamik bir risk faktörüdür.
P&I Sigortasının Rolü; Gemiler için zorunlu olan ve armatörlerin üçüncü şahıslara, çevreye (petrol kirliliği vb.) ve yüke karşı olan devasa sorumluluklarını güvenceye alan P&I kulüpleri, günümüzde uluslararası seyrüsefer güvenliğinin temel taşıdır.
Günümüz denizcilik olaylarına yönelik değerlendirmelerim de şöyle olacaktır; Londra deniz sigortaları piyasası, Karadeniz’de ticari gemilere yönelik artan saldırı riskleri nedeniyle yüksek risk (High Risk Area ) değerlendirmesi yapılan alanı genişletmiş bulunmaktadır. Joint War Committee (JWC) tarafından yayımlanan yeni değerlendirmeye göre, daha önce ağırlıklı olarak Rusya ve Ukrayna kıyı suları için uygulanan yüksek risk bildirimi, artık Karadeniz’in neredeyse tamamını kapsayacak şekilde genişletilmiş durumda ve hatta ic sularını dahi teminat harici tutmuştur. Bu karar tabii ki Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında son dönemde ticari gemilere yönelik artan saldırıların ardından alınmıştır. Karadeniz; tahıl, ham petrol ve rafine petrol ürünleri taşımacılığı açısından küresel deniz ticaretinde önemli bir rota olarak öne çıkmaktadır.Deniz sigortası piyasasında özellikle savaş riski teminatları (war risk) açısından maliyetler artarken, bu bolgelere yapilan cogu seferler için ek prim uygulamaları da haliyle gündeme gelmektedir ve Savaş riski primleri yükselmektedir.
Harp Sigortaları ek primlerinin oluşturulmasında, Lloyd’s Market Association (LMA) bünyesindeki sigortacıların ve ayni bünyede “Joint War Committee”nin risk değerlendirmeleri çok önemli bir rol oynamaktadir. Nitekim “ Karadeniz’de artan güvenlik riskleri, armatörlerin rota planlamaları, sigorta maliyetleri ve operasyon kararları üzerinde etkili olmaktadır. Bölgedeki saldırıların artmasıyla birlikte denizcilik şirketleri, gemi güvenliği, mürettebat riski ve sigorta koşullarını daha kapsamlı şekilde değerlendirmeye çalışırken özelikle Türk armatörlere ait gemilerin saldırıya maruz kalmasının ardındaki boşluğa karşı devlet katında nasıl bir önlem alınabileceğini de beklemektedirler.Yeni düzenlemenin Türkiye açısından en önemli ayrıntısını ise, karasularına ilişkin istisna oluşturmakta, 17 Eylul 2026 tarihinden itibaren, Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan'ın karasuları genişletilen savaş riski alanının dışında kalmaktadır.
Ben, denizciliği meslek olarak seçmiş gençlere şu önerilerde bulunabilirim; Herşeyden önce iyi bir denizci olmaya gayret sarfedilmelidir. Denizcilik kitapta, ofisde öğrenilmez. Denizci disiplini, örf ve adetleri deniz ile içiçe yaşayarak öğrenilir. Okuldan mezun olur olmaz herhangi bir ofisde iş aramak yerine denizde görev alın. Mesleğinizi ilk önce denizde öğrenerek bir denizci olarak kendinizi yetiştirin. Başarılı bir kaptan, başarılı bir başmuhendis olabilmeniz için herşeyden önce denizciliğin koşullarını bizzat yaşamak suretiyle iyi bir denizci olmaniz gerekir.
Özellikle değinmek istediğim bir konu da Kabotaj Yasası’dır. 24 Temmuz 1923de Lozan Antlasmasi gereği kapitulasyonlar kaldırılınca TBMM’de kabotaj hakkını uygulamaya almak üzere 19 Nisan 1926 tarihinde 815 sayılı “ Türkiye Sahillerinde Nakliyati Bahriye ve Limanlarla Karasuları dahilinde icrayı Sanat ve Ticaret” kanunu çıkartılmıştır. 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren bu kanunla, karasularımızda ve limanlarımız arasında gemi işletmeciliği ve hertürlü denizcilik hizmetlerini verme hakkı sadece Türk Vatandaşlarına ve Türk Bayraklı gemilere tanınmıştır. 1 Temmuz 1935'den bu yana da Bayram olarak kutlanmaktadir.
Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün Kabotaj Kanunu’nu ilan edip bilahare ayni günü Bayram olarak Türk Milletine armağan etmesi, o günkü zor koşullarda Denizciliğe verdiği önemin açık bir göstergesidir. Konuyu bugünkü koşullarda değerlendirirsek,Türk Kabotajı, milli bayrağımızı taşıyan gemilerimizin haklarını yeterli derecede korumamaktadır.
Bu hususta bir geminin Turk Bayragi çekebilmesi için Türk Gemi Siciline tescil edilmesi,tamamının veya çoğunluk hisselerinin Türk Vatandaşlarına ait olması ve bir Türk Limanına bağlı olmasi gerekmektedir.Bu kurallara uymayan gemiler yabancı bayraklı gemi olarak değerlendirilir ve kabotaj hakkından yararlanamazlar.
Türk Kabotajının yeterli olmadığı hususundaki kanaatimi bir örnekle anlatmak isterim; ABD'de 1920 yılında yürürlüğe giren kabotaj kanunu (Jones Act) bizim Kabotaj Kanunumuzdan çok daha sınırlayıcı ve çok daha korumacıdır.
Bizde kabotaj hakkından yararlanabilmek için bir geminin Türk Bayrağı taşıması yeterli olmaktadir. Diğer bir deyişle, Çin’de inşa edilmiş bir gemiye Türk Bayrağını çekip hatta o gemiyi belirli bir oranda yabancı personel ile donatmakla o gemiyi kabotaj hakkından yararlandirabilirsiniz. Buna karşılık ABD'de bir geminin kabotaj hakkindan yararlanabilmesi için o geminin herşeyden once ABD'de insa edilmiş olması, ABD vatandaşı murettebat tarafından donatılması ve malik ve işletmecilerinin ABD vatandası olması gerekmektedir. Yani sadece ABD bayragini taşıması yeterli degildir.
Günümüzde Trump yönetiminin denizcilikte korumacılık alanında aldığı kararlar ve önlemler gözönüne alındığında, korumacılıkta daha çok yol almamız gerektiği gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu durum sadece deniz yolunda değil hava, kara ve demiryolu için de geçerlidir.
*****




Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.