yeni
İstanbul
21 Temmuz, 2026, Salı
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Karadeniz'de Vurulan Sadece Gemi Değil

13 Temmuz 2026, Pazartesi 18:04

5 Nisan'da bu köşede, Hürmüz'den Karadeniz'e uzanan ateş çemberini ve o çemberin ortasında vardiya tutan denizcilerimizi yazmış; dünya petrol fiyatını, navlunu ve sigorta primini tartışırken bizim aklımızın o çelik gövdelerin içindeki "can"da olduğunu söylemiştim. Aradan geçen birkaç ayın sonunda keşke yanılmış olsaydım, diyorum. Ne yazık ki son bir haftada Karadeniz ve Azak Denizi'nden gelen haberler, savaşın yalnızca sivil denizciliğe yaklaştığı yolundaki endişemizi doğrulamakla kalmadı; tehdidin artık doğrudan gemilerin bordasına dayandığını gösterdi.

 Rakamların İçindeki İnsan

Bilançonun tartışmalı olduğunu kabul ederek başlayayım. Ukrayna, doksan altı saatte otuz beş, bu yazı yayına hazırlanırken yaptığı son açıklamada ise 6–12 Temmuz haftası boyunca toplam doksan gemiye saldırı düzenlediğini; tek bir gecede yirmi bir tankerin, dört römorkörün, iki kargo gemisinin ve bir tarak gemisinin vurulduğunu söylüyor. Rusya ise aynı dalgada yalnızca dört geminin hedef alındığında ısrarlı. Savaşın sisi içinde her iki tarafın rakamına da ihtiyat payı bırakmak, hiçbirini kesinleşmiş bir bilanço gibi sunmamak gerektiğini biliyorum. (1)

Ama açık konuşayım: benim derdim aritmetik değil. Sayı doksan da olsa dört de olsa, o gemilerin her birinde kaptanıyla, başmühendisiyle, vardiya zabitiyle, yağcısıyla, aşçısıyla insanlar yaşıyor, çalışıyor, nöbet tutuyor. Karadaki harekât merkezinden bakan göz için bir gemi, ekranda kayan küçük bir hedeften ibaret olabilir; biz denizciler o küçük işaretin içinde bir ömrün, bir ailenin ve bir memleket hasretinin durduğunu biliriz.

 Ateş Bize de Değdi


Bu hafta Türk denizciliği de o ateşin sıcaklığını iliklerinde hissetti. 7 Temmuz'da, Türk işletmesindeki Marshall Adaları bayraklı YASA POLARIS, CPC terminali açığında yükleme sırası beklerken bir dronun hedefi oldu; bereket gemi balasttaydı, mürettebat sağ salim, gövdede görünür hasar ve denizde kirlilik yok. Saldırının failine dair resmî bir üstlenme bulunmadığını da not edelim; spekülasyon bu köşenin işi değil. (2) 


Birkaç gün sonra bu kez Türk bayraklı SABAHAT TELLİ, Taganrog'daki saldırı dalgasında isabet aldı; gemide çıkan yangın söndürüldü. Uluslararası kayıtların 4.442 dwt'lik küçük tonajlı bir kimyasal-petrol ürünleri tankeri olarak tanımladığı bu geminin hasar boyutunu, ilgililerin açıklamaları netleştirecektir. (3)

İki gemimizden de can kaybı haberi gelmemesine şükrediyorum. Ne var ki korktuğumuz eşik başka bir güvertede aşıldı: 11 Temmuz'da Rostov Valisi'nin ağzından öğrendik ki Taganrog Körfezi'nde vurulan gemilerden metanol yüklü tankerde bir denizci hayatını kaybetti. Bu savaşın sivil denizciler hanesine artık bir can yazıldı. Sağ kalanlar içinse "mürettebat kurtuldu, mesele kapandı" demeye kimsenin hakkı yok. Bordadaki sacı değiştirirsiniz, yanan kabloyu yenilersiniz; peki saldırı anında köprü üstünde duran insanın içine yerleşen korkuyu hangi tersanede onaracağız? Gece vardiyasında gökyüzünde dron sesi arayan denizcinin uykusunu hangi poliçe iade edecek?

 Savaş, Yükün Cinsine Bakmıyor

Bir yanılgıyı da düzeltmek gerekiyor: bu artık yalnızca petrol tankerlerinin meselesi değil. Vurulanlar arasında kargo gemileri, römorkörler, hatta bir tarak gemisi var; Don–Azak Kanalı süre belirtilmeksizin trafiğe kapandı, Kerç Boğazı geçiş başvurularını askıya alındı. Rusya'nın buğday ihracatının dörtte birine varan bölümünün bu güzergâhtan aktığı düşünülürse, vurulan gemi petrol taşımasa bile kesilen şeyin milyonlarca sofraya giden tahıl olduğu görülür. (4)

Üstelik ateş tek yönden de gelmiyor; 12 Temmuz'da Rusya'nın Odessa, Çornomorsk ve İzmail Limanlarına yönelttiği saldırılarda St. Kitts ve Nevis bayraklı sivil bir kuru yükçünün hasar gördüğü haberleri düştü. Tanker, kuru yükçü, römorkör, balıkçı teknesi; hepsi aynı gökyüzünün altında, aynı belirsizliğin içinde.

 Köprüüstündeki İnsanı Anlamak

Babam Kaptan Mustafa Can'ın çocukluğumdan beri kulağımda duran bir sözü vardır: "Oğlum, köprü üstünde küçük bir hedef arayan adamın ruh hâlini anlamayan, denizciliği anlayamaz." Denizci bir evde büyüdüm; bizde bir geminin limana varması ticari bir operasyonun tamamlanması değil, bir babanın, bir evladın sağ salim dönmesi demekti. Bugün Karadeniz'de vardiyaya çıkan denizci artık yalnız rüzgârı ve akıntıyı değil, gökyüzündeki uğultuyu da dinliyor; çalan alarmın seyir alarmı mı hava saldırısı uyarısı mı olduğunu ayırt etmeye çalışıyor. Ve bu baskı birkaç dakikalık değil; saatlere, günlere, kimi zaman bütün bir sefere yayılıyor. IMO'nun bölgedeki savaşı gemiler ve mürettebat için "ciddi ve doğrudan" bir emniyet tehdidi sayması, kanaatimce durumun vahametini kibarca ifade etmenin diplomatik yolu. (5)

"Gitmek İstemiyorum" Demek Hak mıdır?

Meseleyi "Karadeniz'e gidecek personel bulunamıyor" cümlesiyle kurmayı reddediyorum; çünkü bu bakış, insanı bir kadro hanesine indirger. Asıl sorulması gereken şudur: canından haklı olarak endişe eden bir denizcinin sefere çıkmak istememesi nasıl karşılanacaktır? Benim cevabım net. Riskli bölgeye gitmek istemeyen kaptan da zabit de gemici de ne korkaktır ne mesleğine ihanet içindedir. Denizci fırtınadan kaçan adam değildir; ama füze, dron ve mayın da fırtına değildir. İnsan, bile bile hedef sahasına sürülecek bir yedek parça hiç değildir.

Nitekim IBF'nin haziran sonunda güncellediği risk listesi Azak Denizi'ni, Kerç Boğazı'nı ve kuzey Karadeniz'in bir bölümünü savaş alanı veya yüksek risk bölgesi sayıyor; kapsamdaki sözleşmeler denizciye ek ücretin, artırılmış tazminatın yanında riskli alana girmeyi reddedip şirket masrafıyla evine dönme hakkını da tanıyor. Bu hakların yalnız ilgili IBF sözleşmelerinde geçerli olduğu doğrudur; ama ortaya koyduğu ilke evrenseldir ve bizim sektörümüzün de vicdanı olmalıdır. (6)

Risk denizciden saklanmayacak, tahliye ve dönüş planı gemi kalkmadan hazır olacak, ailesiyle iletişimi kesilmeyecek ve en önemlisi, "bu sefere çıkmak istemiyorum" diyen insan ekmeğini kaybetme korkusuyla baş başa bırakılmayacak. Çünkü baskı altında alınan onay, rıza değildir.

Küçük tonajda bu yükün kat kat ağırlaştığını da sahadan biliyorum. Az kişiyle dönen gemide aynı omuz birden fazla sorumluluğu taşır; her alarmda bütün gemi ayağa kalkıyorsa, ertesi sabah aynı insanlardan kusursuz seyir beklemek insafsızlıktır. Kazaların yalnız teknik arızadan doğmadığını, yorgunluğun ve korkunun da karar gücünü kemirdiğini bu meslekte herkes bilir; denizcinin psikolojisini konuşmak zaaf değil, seyir emniyetinin ta kendisidir. Ve unutmayalım: denizcinin vardiyası bazen evde devam eder. Saldırı haberi düştüğünde telefon başında bekleyen eş, babasının gemisinin adını internette arayan çocuk, iki kelimelik "iyiyim anne" mesajını bekleyen anne de o vardiyanın sessiz nöbetçileridir. Gemidekiler hiç değilse çevresinde olup biteni görür; evdekiler yalnızca bekler. Belirsizlik, bazen fırtınadan ağırdır.

 Neden Sesimizi Yükselttik?

TMMOB GEMİMO 43. Dönem Yönetim Kurulu olarak 11 Temmuz'da yaptığımız açıklamada "Mavi Vatan'ın ve dünya denizlerinin sivil neferleri emperyalizmin kanlı oyunlarına kurban edilemez" dedik; bu cümlenin arkasındayım. Hangi başkentten, hangi hesapla gelirse gelsin, büyük güçlerin faturası sivil denizciye kesilemez. Birileri harita üzerinde hedef seçedursun; geminin içinde canıyla çalışan insan o hesapların dipnotu değildir. Türk denizcisinin canı ucuz, Türk bayrağı sahipsiz değildir. Bir geminin hangi yükü taşıdığı tartışılabilir; içindeki sivilin korunması gereği tartışılamaz.

 Üçüncü Yol: Emniyetli Bekleme

Peki ne öneriyorum? Riskin kabul edilemez seviyeye çıktığı durumlarda gemiye yalnızca iki seçenek bırakamayız: ya ateşin içine gitmek ya sahipsiz kalmak. Üçüncü bir yol var ve adı emniyetli beklemedir. Küçük ve orta tonajlı gemilerin, savaş sivil ticareti hedef almaktan vazgeçene kadar Türk karasularında kontrollü biçimde servis dışı bekleyebileceği — denizcinin diliyle lay-up yapabileceği — alanlar oluşturulmalıdır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yürürlükteki yönergesi "demirde servis dışı bekleme"yi zaten tanıyor; eksik olan, savaş riskine dayalı uzun süreli beklemeyi açıkça kapsayan bir idari düzenlemedir. Klas, sigorta, yangın emniyeti, römorkör erişimi, asgari personel ve kötü hava planı eksiksiz kurgulanmak kaydıyla bu pekâlâ yapılabilir.

Fakat bu çalışmanın merkezine gemiyi değil insanı koymakta ısrar edeceğim. Amaç armatöre kolaylık değil, denizciyi "ya sefere çık ya işini kaybet" cenderesinden kurtarmaktır. Bazen en doğru seyir kararı, sefere hiç başlamamaktır; gemiyi emniyetli bir yerde bekletmek, onu ateşe sürmekten çok daha denizci, çok daha millî ve çok daha vicdanlı bir tercihtir.

 Son Söz

Mavi Vatan haritada çizili bir alandan ibaret değildir; o sularda çalışan denizcidir, köprü üstünde nöbet tutan kaptandır, makine dairesinde ter döken başmühendistir, kıçta dalgalanan bayraktır ve evladının dönüşünü bekleyen annedir. Mavi Vatan'ı savunmak, önce onun sivil neferini yaşatmakla başlar. Karadeniz'de, Hürmüz'de ve dünyanın bütün tehlikeli sularında çalışan denizcilerimize buradan bir kez daha sesleniyorum: yalnız değilsiniz; canınız hiçbir navlundan ucuz, emniyetiniz hiçbir hesaptan geri değildir.

Pruvanız neta olsun. Ama her şeyden önce vardiyanız sakin, yolunuz emniyetli, yuvanıza dönüşünüz eksiksiz olsun.

Nuri Mert Can – Transbosphor CEO / TMMOB GEMİMO 2. Başkanı 

 


Kaynakça

1. Associated Press, 11 Temmuz 2026; Azak Denizi'ndeki saldırılara ilişkin Ukrayna ve Rusya makamlarının açıklamalarını aktaran haber.
2. The Maritime Executive, 9 Temmuz 2026; Ukrayna makamlarının "96 saatte 35 deniz aracı" açıklaması.
3. Reuters kaynaklı SeaNews Türkiye haberi, 7–9 Temmuz 2026; YASA POLARIS yönetici şirket açıklaması.
4. Deniz Haber Ajansı, 10 Temmuz 2026; SABAHAT TELLİ'ye ilişkin sektör haberi.
5. VesselFinder, SABAHAT TELLİ, IMO 9112870 gemi kayıtları.
6. Reuters kaynaklı The Guardian özeti, 11 Temmuz 2026; Don–Azak Kanalı ve buğday taşımacılığı.
7. IMO, "Maritime Security and Safety in the Black Sea and Sea of Azov."
8. ITF/IBF, "List of Designated Risk Areas with Applicable Benefits", 25 Haziran 2026.
9. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, "Gemilerin Demirleme Ücretleri Hakkında Yönerge."
10. TMMOB GEMİMO 43. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Açıklaması, 11 Temmuz 2026.
11. Rostov Bölge Valisi Yuri Slyusar'ın açıklamasını aktaran Deniz Haber Ajansı haberi, 11 Temmuz 2026; Taganrog Körfezi'nde dört gemiye İHA saldırısı ve bir denizcinin hayatını kaybetmesi.
12. Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri açıklamasını aktaran ajans haberleri (TRT Haber, Habertürk), 13 Temmuz 2026; 6–13 Temmuz arasında 90 gemiye saldırı düzenlendiği açıklaması.
13. Ukrayna Kalkınma Bakanlığı açıklamalarını aktaran sektör basını, 12 Temmuz 2026; Odessa, Çornomorsk ve İzmail liman altyapısına yönelik saldırılar ve St. Kitts ve Nevis bayraklı geminin hasar görmesi.

[1]: https://apnews.com/article/578044d589f94cc985b699ffcf301297 "Russian attacks kill 6 and wound 29 as Ukrainian forces target oil tankers"

[2]: https://www.seanews.com.tr/article/yasa-polaris-tanker-attacked-by-uav-in-the-black-sea-mrdksmtd "Yasa Polaris Tanker Drone Attack: Crew Safe | SeaNews"

[3]: https://www.denizhaber.net/karadenizde-sabahat-telli-adli-turk-tankeri-vuruldu-haber-125288.htm "Karadeniz'de Sabahat Telli adlı Türk tankeri vuruldu"

[4]: https://www.theguardian.com/world/2026/jul/11/ukraine-war-briefing-zelenskyy-long-range-impact-command-russian-energy-strikes "Ukraine war briefing"

[5]: https://www.imo.org/en/mediacentre/hottopics/pages/maritimesecurityandsafetyintheblackseaandseaofazov.aspx "Maritime Security and Safety in the Black Sea and Sea of Azov"

[6]: https://www.itfseafarers.org/sites/default/files/node/resources/files/IBF%20List%20of%20designated%20risk%20Areas%20with%20applicable%20benefits%20%28as%20of%2025th%20of%20June%202026%29%20%28002%29.pdf "IBF List of Designated Risk Areas"

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google