'DENİZ TİCARET GAZETESİ'ni yanınızda taşıyın.Android
İstanbul
10 Eylül, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Bu Gidişin Sonu Ne ?

10 Eylül 2026, Perşembe 09:00

Bir, iki günden beri gerek gazetelerde ve gerekse sosyal medya da enteresan bir haber var. Güneydeki illerimizin birinde elli, elli beş yaşlarında bir sınıf öğretmeni beyefendi okula gelip arabasını park ettiği anda eş olduğu anlaşılan iki armutsever yaratığın tekme yumruklu saldırısına uğrayıp yere düşüyor ve yaralanıyor, mütecavizlerin elinden muhterem öğretmeni bir meslektaşı kurtarıyor. Tabi kolluk güçleri devreye giriyor, yaratıklar anında derdest ile müstantik karşına çıkartılıyor. Dişi olanı serbest bırakılsada erkeği tevkifhaneyi boyluyor, cezası bilahare kesilecekmiş. Şimdi bu yaratıkların muhterem öğretmene saldırma sebebleri ne imiş biliyor musunuz? Okula eğitim almaya gönderilen sevgili potuklarına yaptıkları yaramazlık neticesinde öğretmenin ihtar vermesi.

Yıl 1951/1952 ders yılı, Adapazarı Sabiha Hanım İlkokulu 3’üncü sınıfındayım. Biraz haşarı bir çocuktum. Unuttum, geçmiş gün ama herhalde bir muzurluk yaptım ki makam-ı cennet, kabri gülistan olası sevgili öğretmenim İsmet Hanım ihtar babında kulağımı hafifçe çekerek okşamakla sevmek arası bir ufak tokatla şereflendirdi zatımı. Eve geldim okul dağılınca, tabi evin tek oğluyum, olabildiğince şımarığım, ana-babama nazım geçiyor, bir hışımla girdim içeri, surat mahkeme duvarı, hemde birinci ağır ceza. Çantamı fırlattım bir yana, önlüğümü çıkarttım. Rahmetli annem ‘’Ne oldu oğlum?’’ dedi. Şımarıklık tam gaz. ‘’Öğretmen bana vurdu, okula filan gitmiyorum.’’ Dedim. Başını salladı. ‘’Tamam oğlum, akşam baban gelsin söyleriz, gitmezsin.’’ Dedi. Fırladım sokağa, koşup oynadım. Velhasıl akşam oldu, rahmetli peder teşrif etti. Tabi bende surat mahkeme duvarını geçti, temyiz dairesi oldu. Babamdan bir ses seda yok, bekliyorum konuyu açsınlar da şımarabildiğim kadar şımarayım. Nihayet peder ‘’Hayırdır oğlum!’’ dedi. Annen söyledi. ‘’Okula gitmek istemiyormuşsun.’’ Açtım muslukları, zoraki bir-iki damla yaş akıtmaya çabaladım. ‘’Öğretmen bana vurdu, ben bir daha okula gitmem.’’ dedim. ‘’Ya!’’ dedi peder. ‘’Nerene vurdu, gel bakayım oğlum göster.’’ Yanaştım yanına, sağ yanağımı işaret ettim. Buraya vurdu dememle iskele tarafımda bir tokat patladı ki ya hey. ‘’Öğretmenin vurduğu yerde gül biter, bir daha öğretmenin hakkında şikayet istemem. Sabahta okula gideceksin.’’ Tamam; karar alınmış, kalem kırılmıştı hemde temyiz-i gayri kabil olmak şartıyla. Sonra ne mi oldu, hiçbir şey. Hayat normal devam etti ve hayatta dayaklar devam etti; askerlikte, okulda ve hatta iş yerinde.

Vakti zamanı geldi, teslim olduk İzmir Poligon acemi alayına. 36 aylık vatan borcunu ifa etmeye. Bismillah ikinci mi, üçüncü mü unuttum geçmiş gün başladı dayak faslı, hemde ne dayak. Tüfek harbisi ile, copla, sopayla, palaskayla Allah ne verdiyse… Atanında eli sağ olsun, hep adam olmamız için. Velhasıl tezkere alana kadar sürdü bu dayak fasılları zaman zaman. kKmi zaman hak ettik, kimi zaman b..k yoluna gittik ama hepsi de bizim iyiliğimiz içindi dedim ya itiraz ne mümkün!

Tezkere alıp mesleğimize döndük. D.B. Cargo’da gemiciyiz o zamanlar. Esasında rad.off.iz ama kaptan olabilmeyi kafaya koymuşuz. Hayat-ı bahriyeyi ikmal için usta gemici olarak çalışma süresini doldurmamız gerekiyor. Tenzili rütbeyi kabul ile başladık gemici olarak çalışmaya. İnebolu’nun Zarbana kariyesinden Kargacı lakaplı İsmail Kaya ağabeyim ile aynı kamarayı paylaşıyoruz. Kendisi ahşap çektirmelerden yetişmiş prima gemici, duayen bir denizci, aynı zamanda postabaşım ve ben baş postada görevliyim. M/V GENÇLİK ile Amerika New orleans’a gidiyoruz,Atlantiğin ortasında filika güvertesinin vardevela ve tente puntellerini boyuyoruz, hava sakin, güneşli neşe içinde çalışıyoruz ve ben ne akla hizmet sancak vardevelalara çıkmış gayet laubali ve lakayt şekilde boya yapıyorum. Birden rahmetlinin sesi kendime getiriyor. ‘’İn ulan aşağı, oradan bir düşsen doğru pervaneye kıyma olmaya.’’ Anında iniyorum güverteye ve akabinde patlıyor suratımda bir tokat. ‘’Bir daha böyle b..k yersen kendini kapının önünde bulursun.’’

Dikkat buyurun bunu yapan bir usta gemici ve tokadı yiyen de onunla aynı hakka sahip bir gemici ve ağzımı açıp tek kelime etmiyorum, edemiyorum çünkü posta başım haklı. Ve yıllar sonra süvari olarak gittiğim M/T ESDEN’de nakliyattan emekli olduktan sonra armatörde çalışan rahmetli İsmail ağabeyimi Gv.Lostromom olarak karşımda bulunca 2. kaptanım ve personelimin önünde hemen sarılıp o mübarek ellerinden öpüyorum büyük bir saygı ile. Bu olay şaşkınlık yaratıyor personel üzerinde ve olayı izah ediyorum. ‘’Ustam diyorum bu adam, benim ustam. Elini de öperim başıma da koyarım hem de zevkle.’’

Yaş haddi dediler, ihtiyarsın dediler, hattı zatında üç kağıtçı bir armatörün altı ay süresince personeline bir kuruş para ödemediği gemisini İtalyada tutuklatıp İTF yaptığım ve personelimin tüm haklarını bir tamam aldıgım için, kısaca kaptanlık yaptığım için beni karada yaşamaya mahküm ettiler. Ben de teselliyi fakirhaheye yakın bir mahalde yeni açılan bir denizcilik meslek okulunda fahri eğitmenlik yaparak bulmaya çalıştım. Bu yıl nasip olursa ilk mezunlarımızı vereceğiz. Makine ve güverte sınıfından bu evlatlar bizlere fide olarak emanet edildi. Saygıdeğer öğretmen arkadaşlar ve gayr-i min haddin bendeniz bilgilerimiz ile bu fideleri  gübreleyerek birer genç fidan haline getirmeye çalıştık ve mevzuat gereği haftanın üç günü staj yapıp iki gün okula gelmeleri gerektiği için ayrı ayrı staj yapacakları işletmeleri buldu öğretmen arkadaşlar. Kolay bir iş değildi ama yılmadı arkadaşlar ve bütün evlatlar yerleştirildi staj yapacakları işletmelere, atölyelere. Hayatta ilk defa para kazanacaklar ve paranın nasıl kazanılacağını, kısaca hayatın manasını öğreneceklerdi ama daha stajlarının üçüncü günü bir evlat, annesinin refakatinde okula geldi ve muhterem veli ‘’Benim oğluma stajda atölyeyi süpürtüp, çöp döktürmüşler. Yorulmuş, eve gelince ayaklarını tuzlu su ile yıkadım. Ben evladıma evde hiç iş yaptırmazken bu ne demek oluyor?’’ diye sual etti.

Şimdi soruyorum ve hakikaten öğrenmek istiyorum. Tamam biz çağ dışıyız, dinazoruz, bizim jenerasyon artık Dünya’ya selam vere vere öteye kavaço ediyor fakat bu adam sendecilik nedir? Bu yapılanlar eğitim mi, evlada yardım mı vallahi anlayamıyorum. İhtiyarlığıma verin, bunaklığıma verin ama lütfen beni aydınlatın da mütenevvir olayım. Saygı ve hürmetlerimle…

Esfarıbaide kaptanı

H.Tuncay Alpman

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google