A.S.P.
parcababa-erce
İstanbul
21 Haziran, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

Azak Denizi'nde Buzlanma - 1. Bölüm

07 Eylül 2023, Perşembe 11:24
reklam yerim makale içi

Meslek hayatımın en renkli ve problemsiz günlerini geçirdiğim aynı zamanda da büyük bir tecrübe kazandığım sevgili gemim Gas Monarch’tı.

Line çalışıyorduk. Termyuk-Tirebolu ayda iki veya üç sefer yapıyorduk. Arada Samsun, Marmara Ereğlisi’ne gittiğimiz de oluyordu. Ufak ve sevimli bir gemiydi Gas Monarch. Şirket gayet mükemmel, çalışanlarına insanca davranan, piyasa da eşine pek rastlanmayan ve bu insalcıl davranışları ile temayüz etmişti diğer işletmeler arasında.

Ne talep edersek anında temin edilir, maaşlarımız günü gününe bazen de gününden önce bile ödenirdi. Eh bir denizci daha ne isteyebilir di ki?

Mutlu, huzurlu, ahenkli çalışıp duruyorduk işte.         

İaşe işleri gemi kaptanına aylık olarak verilen 4500 $ ile gemi mübayaası ile karşılanır, bu bolluk karşısında her şeyin iyisi ve tazesi alınıp yenilirdi. Eh böyle bir işletmenin gemisinde de huzurlu ve rahat bir ortamın olması gayet normal değil midir?

2012 yılının Şubat ayının başlarıydı. Tirebolu’ya tahliye yapıyorduk. Tahliyeyi müteakip gene Termyuk’a gidip yükleme yapacaktık. Hava raporlarında Azak Denizi’nde buz ihbarı vardı. Gerçi biz Termyuk’a gidiyorduk. Oralarda pek buza rastlamazdık ama gene de tedbirli olmak zorundayık. Bir aylık yakıtım vardı. O bakımdan bir problemim yoktu, suyu fullemeleri için talimat verdim. Aşçıbaşını çağırıp kumanya durumumuzu sordum. ‘’Süvari Bey’im, seferimizi tamamlayacak kadar kumanyamız var.’’ deyince ‘’Oğlum sana seferi tamamlayıp, tamamlamayacağımızı değil kaç günlük kumanyamız olduğunu sordum.’’ deyince ‘’Süvari Bey,  14-15 günlük kumanyamız var.’’ dedi.

‘’Anlaşıldı usta.’’ dedim. ‘’Hadi hazırlan, hazırlan yanına da bir arkadaş al. İkmal yapmamız gerek.’’ Kumanya sefere yeterdi filan gibi bir şeyler mırıldandı isede duymamazlıktan geldim.

Çıkıp Giresun’a gittik ve bir aylık kumanya ikmali yaptık. Espiye’de ki büyük markete Tirebolu’da da bir markete uğrayarak kamyoneti tıka basa doldurup, rıhtımda da bol bir balık ikmalini müteakip gemiye avdet etik. Millet bu gayet fazla ikmal karşısında şaşırdı ise de sessizce taşıyıp istif etti kumanyayı. Bilhassa ekmek, et, balık bolluğu karşısında kim bilir neler düşüp ne senaryolar ürettiler bilemem tabi.

Akşam gayet güzel bir havada Kerch Boğazı’na müteveccihen hareket ettik. Devrisi gün öğlen sonları Kerch’e muvasalat ile beklemeden boğaza duhul ile pilotu alıp ikindi sonları Termyuk demir mahalline demirledik.

Hava gittikçe sertleşiyor ve rüzgar resmen ısırıyordu insanları. Rusya steplerinden gelen kuzey rüzgarı gerçekten feleketti ama elden gelen bir şey yoktu. Bu vaziyette iki gün demir üzre bekledik, yanaşma talimatı nihayet geldi ve vira ile ağır ağır yol verdik sperasyon şamandrasına. Havanın gittikçe soğuması ve denizin hem sığ hemde kesafetinin tatlı suya çok yakın olması donma riskini artırıyordu. Termyuk’a devamlı calıştığımız için bayağı bir çevre edinmiş, liman personeli ile samimi olmuştuk.

Pilot küçük Viteran römorkörü ile gelip çıktı köprüye. ‘’Kaptan, hava sertleşiyor. Sanırım sabaha don olayı başlar.’’ dedi. ‘’Kaptan, ne yapalım? Yapabileceğimiz bir şey yok.’’ dedim ve kumandayı pilota devrettim. Gayet güzel bir manevra ile aborda olduk. Manevra hitamında pilotun cep telefonu çaldı. Arayan Liman Başkanı imiş. Gece için buz ihbarı yapılmış bana da tebliğ etti ve gitti. Yapabileceğim bir şey yoktu.

Biz rutin işlemlerimizi yaptık. Tahmil başladı yalnız malın hepsi gelmemişti. Mal trenle kim bilir nereden geliyordu?

- ‘’Ne zaman geleceğini bilmiyoruz, yollarda çok kar var.’’ dediler. Nihayet yanaştığımızın üçüncü günü akşamı tahmil tamamlandı. Evraklar, konoşimentolar imzalandı. Kalkışa hazırdık. Sabaha kalkılacak dediler. Okey deyip istirahat moduna geçtik.

Sabah tarif edilemeyecek derecede bir ayaz vardı. Halatlar filan donmuş, kaskatı kesilmişti. Yere tükürsek tükürüğümüz yere düşmeden buz oluyordu.

Üç römorkör geldi. Geminin yanında bir aşağı bir yukarı giderek buzları kırdılır ve bizde manevraya başladık. Manevraya başladığımız anda toz halinde yağan kar tipiye çevirdi ve lapa lapa olarak yağmaya devam etti. Rüzgar hızını artırmaya devam ediyor ve rüyet gittikçe düşüyordu, 100 metrenin altına inmişti. Köprüüstünden pruvayı görmenin imkanı yoktu. Liman seyri yasakladı. Denizin her yeri demirlemeye müsait ve sığ olduğu içinde tarama ihtimalini göz önüne alarak limandan üç mil kadar açılarak funda ettim. Yapacak bir iş yoktu. Gerekli önlemleri alıp vardiyacıları tesbit edip çekildik gene kamaralarımıza, sabah nasip olursa kahvaltımızı yapar hareket ederiz dedik, dedik demesine de bilemezdik ki funda ettiğimiz demiri 28 gün sonra 57 mil ileride vira edebileceğiz.

Devam Edecek

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.