A.S.P.
parcababa-erce
İstanbul
21 Haziran, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

Burse Dünya Tiyatrosu

22 Ekim 2021, Cuma 13:18
reklam yerim makale içi

BURSE DÜNYA TİYATROSU

 

Uzun yıllar önce gazeteler pazar günleri ilaveler verirdi. Ancak bunlar şimdiki Şamdan, Galaksi gibi dergiler değil nezih ve kibar yazıları, düşündürücü karikatürleri ile donanmış birer sanat şaheserleriydi. Milliyet gazetesi hepsinin fevkinde ilaveler verirdi. Birinci sayfada boydan boya Bedri Koraman’ın karikatürleri yer alır, insanı güldürürken düşündürürdü. Gençlik yıllarımdan müdevver bu ilaveler yirmi beş yıldır duruyor kütüphanemde el değmeden. Eğer bir gün denizden karaya savrulursam yeniden açar o paketi elden geçiririm, yok daha önce tayinim çıkarsa gök gemisine herhalde hurdacılar bayram eder.

 

Esasında bu devirde hiçbir güncelliği kalmamış o karikatürlerle kimsenin ilgileneceğini sanmıyorum ama bakarsın benim gibi bir kelaynak veya dinazor çıkarda ilgilenir işte.

 

Neyse bir hikaye okumuştum. 62 / 63 yılları arasında yayınlanmıştı. Bilmiyorum belki de bendeki ilavelerde de vardır, pek de emin değilim ama. Yalnız bu hikaye bana çok tesir etmiş, etkilemişti. Okuduktan sonra yıllar geçti unutamadım. Bir gün bu deli saçmalarını biri okur veya okumasa da boş ver vakit geçiriyoruz işte.

 

Efenim; Hikayenin kahramanı Fransa’nın küçük bir şehrinde cok cüzi bir haftalıkla çalışan fakir bir gençtir. Haftalığı ancak haftayı çıkartmaya yeter. Eğer çalışmazsa açtır. Ancak bir kızı sever. Kızda ilgisiz değildir bu aşka ama o da fakirdir.

 

Bir müddet el ele gezip dolaşırlar sokaklarda. Delikanlı hiç olmazsa bir gün yemeğe götürmek ister kız arkadaşını ancak parası yoktur. Bunun üzerine para biriktirmeye başlar.

 

 

Her şeyden kısar. İşine yürüyerek gidip gelir. Öğle yemeği yemeği bırakır. Bu vaziyette  haftada ancak bir frank biriktirebileceğini hesaplar.

 

Tam üç ay sonra sevdiği kızı yemeğe götürebilecektir. Hayattaki bütün umudu iyi bir tiyatro oyuncusu olabilmektir. Oyuncu olursa bütün sıkıntılarının sona ereceğine inanmaktadır. Bir mucize bekler, bekler beklemesine ama mucize gerçekleşmez ta ki bir gün …

 

Delikanlının cebinde tam on bir frankı birikmiştir. O son hafta da haftalığını alınca da cebinde tam tamına on iki frankı olacaktır. İşte beklediği gün gelmiştir. Nihayet sevdiği kızı yemeğe çıkartabilecek, yemek üstüne de bulvar kahvelerinin birinde oturup bir kahve ısmarlayabilecek parası olacaktır.

 

Çalıştığı iş yerinden görevle şehrin pek gitmediği bir semtine gönderilir bir iş takibi için. İşini bitirip büroya dönerken büyük mağazaların arasına sıkışmış iki - üç metre cepheli daracık bir dükkanın kirli camları üzerinde ki bir ilan dikkatini çeker.

 

Bu üstünde klasik tiyatro maskı olan ufak bir ilandır. Uzun zamandır orada olduğu kağıdın sararmasından bellidir. Hevesle yaklaşır, okur ilanı.

 

‘’Burse dünya tiyatrosu, her çeşit oyuncu aramaktadır.’’ diye yazıyordur ilanda. Meraklanır. Dükkanın kapısı kapalıdır. Camdan içeri bakar. Kirden renk değiştirmiş tül perdeden içerde birilerinin olduğunu anlar. Kapıyı itip içeri girer. Kapı yağsız menteşelerinin gıcırtılı sesi ile açılır. Aynı anda kapının üzerindeki çıngırak çalar.

 

Dükkan havasız, kirli, karanlık izbe ve eşyasız bir yerdir. Bir duvarı baştan başa bir banko ile kaplıdır. Köşede parmaklıklı bir vezne bulunmaktadır. Bütün duvarlar yıllar öncesi sahnelerden kaldırılmış, birçoğu hayatta olmayan oyuncuların oynadığı tiyatro afişleri ile kaplanmıştır. Dipte perde ile ayrılmış bir bölüm vardır. Kapının açılıp zilin çalması ile bu perdenin altından bir ihtiyar çıkıp bankoya yaklaşır. Ellerini bankoya dayar. Bembeyaz saçlı, bıyıklı şarap içmekten burnu kıpkırmızı, şişman ve tonton bir ihtiyardır. Gülümseyerek bakar delikanlıya.

 

‘’Buyrun’’ der. ‘’Buyrun ne arzu etmiştiniz?’’

 

Delikanlı ‘’İlanınızı gördüm de iyi bir oyuncuyum. Daha doğrusu iyi bir amatörüm. Hani bir rol verilirse iyi oynayabileceğime inanıyorum, güveniyorum kendime.’’

 

Adam sözünü keser delikanlının. ‘’Bak evlat’’ der. ‘’Kötü oyuncu yoktur, rol kötüdür.’’

 

Delikanlı ‘’Evet’’ der. ‘’Evet’’

 

‘’Burse dünya tiyatrosunda rol mü istiyorsun?’’ der adam.

‘’Evet’’ der genç.

 

‘’Tamam der ihtiyar tamam. Burse dünya tiyatrosunda herkese rol vardır.

 

Sevinir delikanlı, gözleri ışıldar. Talihi dönüyormudur ne? Bu hafta sevgilisini yemeğe götürebilecektir. Şimdi de bir tiyatroda rol alacaktır. Ne rolu olursa olsun kabul edecek ve gösterecektir kendisini.

 

İhtiyar ‘’Tamam delikanlı’’ der. ‘’Şimdi kayıt için on frank vereceksin.’’

 

Dünya başına yıkılır gibi olur, on frank tam üç ay bin zorlukla, bin yoklukla biriktirebildiği paradır. İkilik içinde kalmıştır.

 

‘’Ben bir düşüneyim, gene gelirim.’’ der. İhtiyar ‘’Burse Dünya tiyatrosunda herkese yer var.’’ der. ‘’Ne zaman isterseniz gelebilirsiniz.’’

 

Aradan iki hafta geçer. Üç hafta geçer. Delikanlı kararsızdır. Sevgilimi yemeğe götürürsem rolü kaçırırım. Yemeğe gitmez de kayıt parasını verirsem kazanacağım paralarla her zaman en lüks yerlere götürebilirim sevgilimi der.

 

Bir cumartesi günü umutla koşar şehrin o yabancısı olduğu semte, dükkanı bulur, üstüne başına çeki düzen verip azimli ve kararlı bir şekilde kapıyı itip içeri girer. Bu sefer geçen sefer ki gibi pısırık ve sessiz değildir. Bankoya yanaşır, ihtiyar gene gelir perdenin ardından, gözlerinini içi gülmektedir.

 

‘’Evet’’ der delikanlı. ‘’Burse Dünya Tiyatrosunda rol almak istiyorum. Buyrun kayıt ücretini.’’ der.

 

İhtiyar parmaklıklı vezneye girer. Veznenin ufak deliğinden parayı alır, siyah kaplı ve kalın eski bir deftere delikanlının adını ve soyadını yazar.

 

Delikanlı merakla rolünü beklemektedir. İhtiyar parayı çekmeceye atar.

 

Delikanlı ‘’Ne zaman başlıyorum, rolüm ne?’’ dediğinde İhtiyar ‘’Burse dünya tiyatrosuna hoş geldiniz. Burse dünya tiyatrosunda seyirci ve oyuncu yoktur. Seyirciler oyuncu, oyuncular seyirci ve sahne bütün dünyadır. Herkes rolünü oynar bu dünyada ve rolü bitince çekilip gider.’’

 

‘’Siz delikanlı, doğduğunuz günden beri zaten dünya tiyatrosunun bir oyuncusuydunuz.‘’ der.

 

Bitti.

 

Ey kaÎrun-û kiram  (Deyim Engin Ardıç’ındır) Sayın okuyucu, Sayın okuyan oluyor.

 

Şimdi bu satırları okuyunca hay senin aklına … diyeceğinizi bilyorum. Bunu hissediyorum. Ama bu hikayeyi ben yazmadım. Ben sadece otuz beş, kırk yıl öncesinden aklımda kaldığı gibi nakletmeye çalıştım.

 

Ama bir düşünün Allah aşkına. Hepimiz bu dünyada, dünya sahnesinde felek ustanın oyuncuları değil miyiz ha?

 

Ömer Hayyam yüzyıllar öncesinden söylememiş miydi!

‘’Bizler, hepimiz bir kukla sahnesindeyiz. Kuklacı felek usta, kuklalarda biz.’’

 

Oyuna çıkarız birer ikişer, oyun bitti mi sandıktayız hepimiz.

 

02.06,2001  Madagaskar

 M/T Orion  

 

Yazı: H. Tuncay Alpman© Copyright (İZİNSİZ KOPYA EDİLEMEZ)

22/10/2021