A.S.P.
parcababa-erce
İstanbul
21 Haziran, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

Tom

28 Mayıs 2021, Cuma 15:06
reklam yerim makale içi

TOM

 

Bilmiyorum şimdi yeryüzünde bir parçası kalmış mıdır?

 

Bende kalan ise unutulmaz hatıraları ve silik  üç - beş resimdir sadece. O yalnızca bir bisiklet değil dost, arkadaş, sırdaş insanı bilhassa yeni yetişen bazı problemleri olan bir genci hayata hazırlayan bir eğitmendi benim için.

 

Adı TOM’du. Neden bu adı verdim ona, onu da bilmiyorum.

 

Altmışlı yılların başıydı. Belki de 58 veya 59 yıllarıydı. Tam hatırlayamadım. Babadan müdevver Cankurtaran’daki evimiz satılmış, paylarımızı almıştık. O zaman rahmetli annemden bir mor binlik aldım. İstiklal Caddesi’nin başındaki bir dükkandan aldım Tom’u.

 

Yirmi sekiz buçuk tekerlek ölçüsünde iki tekerlekli üç vitesli fransız malı otomoto markalı kırmızı beyaz bir bisikletti Tom. Çok yakın dost olduk onunla. Onunla yakınlaşmamızı, bütünleşmemizi anlatmaya kalemim kifayet etmez. Ayrılmaz bir ikili olduk. Bütün Bostancı bilirdi, tanırdı bizi.

 

Gençliğimin, delikanlılığımın bütün enerjisini, hayata duyduğum kin ve nefreti Tom’un üstünde harcar beladan, kahveden, kumardan, oyundan asude kalırdım. Gün geçtikçe kuvvetlenen bacak adalelerim daha bir hızlı, daha bir hızlı basıyordu pedallara. Her gün uzaklara, daha da uzaklara gidiyordum. Bu gün bu yaşımda bile sigara içmemeyi oyun oynamamayı, kahve kapısı açmamayı Tom’a borçluyum.

 

Bugünkü ABS fren sistemini aratmayan bir fren sistemi vardı Tom’un. Ben ona çeşitli aksesuarlar ekleyerek şahane bir bisiklet ortaya çıkartmıştım. Çift dikiz aynaları, sağ - sol sinyal lambaları, fren yapınca yanan fren lambaları. Ufacık gönderinde flaması zil ve kornası ile termometre ve hatta barometresi ile Tom o zamanlar benim sahip olmayı aklımdan bile geçiremediğim otomobilim mesebesindeydi.

 

Onunla her yer giderdim. Kilyos, Sarıyer, Beyekdere, Büyükçekmece, Firuzköy, Tuzla günü birlik gidip geldiğim yerlerdi. Askerken izinli geldiğim bir gün niyet ettik. Gurubumuzla yani Orhan ve Burhan kardeşler, Bedri, Kadir ve ben Bursaya gittik. O ilk gençlik dönemlerimizin heyecanı ile. Aradan hemen hemen kırk küsür yıl geçti. Bir araya gelebildiğimiz o pek ender zamanlardaki hala o heyecan ile aynı olayları yaşıyoruz. Bir araya gelmemiz ise artık pek kısmet olmuyor. Hepimiz medarı maişet motorunun çizdiği rotada seyredip duruyoruz işte. Önce ben evlenip gittim yurt dışına. On beş yıl sonra avdet etim. Bedri okumak için gittiği İngiltere’de Hollandalı cici bir kızla evlenip yerleşti Hollanda’ya. Orhan ebeveylerini kaybettikten sonra dönmemecesine İsveç’e gitti. Burhan’da duyduğuma göre İzmir’deymiş. Kadir’e gelince belki İki sefer gördüm kırk yıl içerisinde. Şimdi Bedri yurda dönüp Bodrum’a yerleşti ama gene de aramızda uzun yollar var. Benim ise halim  malum. Hangi gemi ile dünyanın neresinde, ne zaman olacağımı ben bile bilemiyorum ki.

 

Tom gün geldi pazar arabası oldu. Gün geldi leylak seferlerimizde taşıma aracı oldu. Grup halinde çıktığımız gezilerde tamir ve yorulanları çeken yedekleme aracı oldu. Tom bana bugün bile demir gibi olan bacak adelelerimi kazandırdı. Temiz havayı, sevmeyi, yürümeyi sporu sevdirdi. Sonra anamın maddi açıdan çok sıkışık olduğu bir anda bakkal Fethi efendinin ampul kafalı oğluna sattım tomu 250 liraya. Askerdim. İzine gelince bazen görürdüm Tom’u. Bakkalın oğlu siparişleri taşırdı onunla. Terhis olduktan sonra eski mesleğime döndüm. Denize çıktım yeniden. Ayrıldım Bostancı’dan ve kaybettim Tom’u, göremedim bir daha.

 

Aradan yüzyıllar geçti. Bostancı’ya şimdi bakıyorum da ne bakkal Fethi kalmış ne ampul kafalı oğlu. İnsanlar yok, gitmiş. Evler, arsalar, ağaçlar, meydanlar gitmiş. Deniz gitmiş deniz. Denizi bile doldurmuşlar.Bir zamanlar yüzdüğümüz billur gibi suların yerinde şimdi leş kokulu İETT otobüsleri park yapıyor.

 

Bu delicesine değişen dünyada Tom’mu kalır. Olsun resimleri var ya. Onlarda yırtılır, kaybolursa hatırası var. Zaman her şeyi alır ama hatıralarımızı da alamaz ya!

 

Brezilya/Santos      

09-09-2009     

 

Yazı: H. Tuncay Alpman© Copyright (İZİNSİZ KOPYA EDİLEMEZ)

28/05/2021