'DENİZ TİCARET GAZETESİ'ni yanınızda taşıyın.Android
İstanbul
04 Eylül, 2026, Cuma
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

BU DÜNYADAN BİR KAPTAN HASAN BASRİ METE GEÇTİ

03 Eylül 2026, Perşembe 15:05

Bu dünyadan bir Hasan Basri Mete geçti..
Yazan: Osman Öndeş

2016 yılı olmalıdır. Türk Armatörleri Tarihi konulu belge çalışmalarıma devam ediyordum. O tarihe kadar 4 cilt yayınlamıştı. Beşinci ciltte yeralacak eski armatör ailelerimizden Mete ailesi konusunda Halim Mete Bey Kardeşimizle  Tuzla’daki şirketinde buluştuk.
Bana “Mete ailesini en etraflı anlatabilecek  kişi Kaptan Hasan Bari Mete’dir. Ben kendisine söyleyeceğim. Sonra size haber veririm..” demişti.
Birkaç gün sonra aradı. Hasan Basri Mete  Maltepe’deki İyidere Vakfı’nda beni bekleyecekti. Aradan bir hafta kadar zaman geçti ve Hasan Basri Mete Bey beni aradı. Kararlaştırdığımız gün Maltepe’deki İyidere Vakfı’na gittim.
Karşımda hoşgörü sahibi, Karadeniz’in direncini, yürekli halini ve vefasını anlatan ve çelebi  bir çehre ile Kaptan Hasan Basri Mete vardı.
Salon gibi bir mahalde bir masanın kenarına iskemlesini çekti.. Ben de masanın öbür tarafında teybimi açtım.. Mete ailesini kökleriyle anlatabilmek amacıyla  hayli kayıtlar yazılı dosyasına da bakarak. anlatmaya başladı.. Anlattıklarının tamamı Türk Armatörleri Tarihi Cilt V.’de yeralmıştır.
Birkaç gün oldu.. Halim Mete Bey Kardeşimiz Kaptan Hasan Basri Mete’nin vefatını duyurdu. Ailenin bir vefakar büyüğü de  ebedi ayrılık şerbetini içmişti.
Cenazesi, 2 Eylül 2026 Çarşamba günü öğle namazına müteakip Altunizade İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılındı ve Kuzguncuk Aile Mezarlığı'na sonsuzluğa uğurlandı.
Hatırladım ve üzüldüm ve Rahmet diledim..
Arşivimde o sohbetimiz sırasında çektiğim iki fotoğrafı kalmıştı.
İyidere Eğitim Kültür Ve Dayanışma Vakfı kurucularındandı. Denizcilikle geçen uzun yıllarının yanı sıra İyidere Vakfı aracılığıyla yüzlerce öğrenciye sağladığı burslar ve hayırseverliğiyle tanınmaktaydı. 
Yapraklar Mahallesi'nden, İyidere Vakfının kurucu üyelerinden olan  Kaptan Ali Mete'nin Hatice Mete’nin oğlu; Nuri, Seher, Fatma, Sema ve merhum Ali Mete'nin babası idi.  
Hasan Mete “Mete Ailesi”ni Anlatıyor başlığı ile anlattıklarını kaydetmişim. Şöyşe anlatmıştı; Annemin babası Batum’dan göçetmiştir. Batum onların yaşadığı devirde, Doğu Karadeniz’in İstanbul’u sayılırmış. kahvahaneleri varmış. Batum’da Yelkenli gemi zamanında “40 karış” dedikleri tekneleri varmış. Halim Mete’nin babası Yetim Osman çok iyi bir makinistti. Allah Rahmet eylesin, çok yakından tanırdım. Kayınpederinin gemilerinde başlamıştır. Sonra kum tekneleri yaptı. Hatta Halim Mete’nin amcası Şaban Mete de kum tekneleri yapmıştır. Mete ailesinde denizcilik bir gelenek olmuştur. Büyük dedemiz Mehmet Ağa’nın dokuz oğlu olmuştur. Dokuz kardeşden denizciliğe girenlerden biri İbrahim Ağa’dır. Onun soyundan gelen denizciler; Mehmet Mete Kaptan, Osman Reis, Salih Reis, Ali Kaptan, Recep Kaptan, Niyazi Kaptan, Recep Kaptan ve armatör olarak Ali Rıza Kaptan, Sait Mete Kaptan hem de dolmuş motoru armatörüdür. Ömer Mete Kaptan’ın amcasının oğlu Yüksek Denizcilik Okulu mezunu uzakyol kaptanıdır. Ayrıca makinist olarak Suat Mete, Ender Mete Kaptan da aynı zamanda makinistti. Ali Rıza Mete Kaptan’la ortaklığımız olmuştur. Bizden evvel onun bir tankeri vardı. Dolayısyla kaptan ve armatördü. 
Tahir Ağa soyundan gelenler; Mehmet Kaptan, Tahir Kaptan, Şükür ve Ahmet, İsmail, Hilmi, ve Halit Kaptan’ı sayacağım. Bu saydıklarım hep yelkenli teknelerin armatörüydüler. İkinci oğlu Tahir Mete Ağa soyundan gelen denizciler; Mehmet Kaptan, Tahir Kaptan, Şükür Kaptan ve onun oğlu Ahmet, İsmail ve Halit Kaptan’dı. Bunlar ahşap gemi armatörüydüler ve çektirme tabir edilen tipi 200 tonluk yelkenlileri vardı. Ben Ahmet Kaptan’ın ‘Başak’ isimli çektirmesini hatırlıyorum. 
Tahir Mete Kaptan’ın denizci torunları; Sami, Rahmi, Recep kaptanlardır. Bunlar dolmuş motoru armatörüydüler. Tahir Kaptan oğlu Nuri Salih Kaptan. Halim Mete’nin dedesi İbrahim Hantal ve Şevki Hantal. Beşir Mete Ağa soyundan denizci olanlar ise ki benim aile grubumu meydana getirir; Ali Mete, Hasan Mete Kaptan saç gemi armatörüydü. Gemilerinin isimleri, Ceyhun, Demirtaş, Kenan’dı ve bu gemiler takribi 200 - 300 tonluk eski posta vapurlarından tadil edilmiş, motor takılmışlardı. Ceyhun Marmara’da batmıştır. Demirtaş 300 tonluktu. Daha sonra Kenan isimli bir gemileri daha vardı. Bu posta gemisinin eski adı Küçük İnönü idi. Bu gemiyi Kalafatyeri’nde perçinlerini dahi kendileri yenileyerek tadil ettiler. Tüm işleri babam yapardı. Babam vefat ettiğinde ben bir buçuk yaşındaydım. Bu gemiler babamın ve babamın amcasının oğlu Hasan Kaptan’ın ortaklığındaydı. sonrasında motor takılan bu eski posta vapurları 3 - 4 mil sürat yaparlardı! Tadil Hasan Kaptan Adapazarı’ndan Kuvayı Milliye teşkilatına katılmış Hüseyin Efendi’nin oğludur. Mustafa Kemal babasına yüzbaşı rütbesi vermiş bir milli kahramanlardan biriydi. Biz onlarla kardeş çocuklarıyız. 
Ali Mete Kaptan soyundan denizci olanlar; Ağabeyim Nuri Kaptan ahşap gemi armatörüydü. Çektirme tipi gemileri Sevil, Uluza ve diğerleriydi. Ben bunları görmedim. Ahmet Mete Kaptan ahşap çektirme tipi gemi armatörüydü. Ömer Mete Kaptan yine ağabeylerimden biri olan denizciydi ve dolmuş motoru armatörlüğü yapardı. Mehmet Mete Kaptan, İbrahim Mete Kaptan ahşap gemi ortaklığı yaparlardı. Gemilerinden hatırladıklarım “Lûtfuhuda”, “Mete” yaklaşık elli, yüz tonluk çektirmeydiler. Çocukluğumda evlerinin duvarında Lûtfuhüda’nın fotoğrafı olduğunu hatırlıyorum. 
Derviş Mete ağa soyundan gelen denizciler; Mehmet Mete Kaptan ve oğulları Hızır Musa, Derviş ve dolmuş motoru armatörleridir. Halen devam ediyorlar. Osman Mete Bey soyundan gelen denizciler; Halil Efendi oğulları İsmail Kaptan, İlyas Kaptan, Hızır Kaptan, Salih Kaptan, Ali Kaptan, Hasan Kaptan, Mehmet Kaptan, Erol Kaptan, Metin Kaptan, Kaptan Meto Halim Ağa. Birkısmı dolmuş motoru armatörüdürler. Ancak Ali Mete Kaptan römorkörlerde kılavuz kaptanlık yapmıştır. Kaptan Meto Halim Ağa’nın dolmuş motoru vardı. Askeri bir teknede kaptanlık yapmıştır. 
Abdurrahim Mete Ağa soyundan olan denizciler; Abdurrahim Kaptan “Kırk Karış” boyunda yelken gemisi armatörüydü. Batum’da yaptırmıştı. Vefat ettiğinde bu tekne henüz bitmiş ve ticarete girmemişti. Bu tekneyi sattılar. Abdurrahim’in kardeşleri Tufan Reis, Süleyman Reis, Kâmil Mete makinist denizci, Ali Mete Kaptan, Ali Mete Kaptan, bunlar babamla teyze çocuklarıdır ve babamın gemilerinde kaptanlık yapmışlardır. 
Ömer Mete Ağa soyundan gelen denizler; Tahsin Kaptan Ali Sohtorik’in annesi Tahsin Reis’in ablası olduğundan dayısıdır. Tahsin Kaptan’ın oğulları Hızır Mete Baş makinist, İlyas Mete Kaptan, Bahri Mete armatör, aynı zamanda sigorta şirketinde önemli bir mevkide idi. Koç’un yaptırmış olduğu Aygaz tankerindeydi. Bu gemi alabora olup battığında şehit düşmüştür. Murat Mete Efendi’nin denizci olan oğulları; Ali Rıza Mete, Ali Sohtorik’in dayısının oğludur. Ben de pratikten Uzakyol Kaptanı ehliyeti aldım. Bu amaçla Ortaköy’deki Yüksek Denizcilik Okulu’nda imtihanlara girdim. Fakat her meslek alanında olduğu üzere ayrı okullardan gelenler arasında çekişmeler vardı. 
Yüksek Denizcilik Okulu’nda Seniye Abla dediğimiz bir hocamız vardı. Onun yardımıyla gece gündüz demeden çalıştım ve ilk imtihanda başarılı oldum. Son zamanlarda Türk Armatörleri Birliği’nden halamın oğlu İbrahim Mete de üye olarak heyette yeralıyordu. Bahriyenin “Uyanık” isimli bir gemisi kadrodışı bırakıldığında talip oldular ve büyük onarımdan sonra yük gemisi olarak hizmete aldılar. Bu gemiye “Ararat” adını vermişlerdi. Kardeşleri İsmail Mete de denizciydi. Çetin Mete, Ali Rıza Kaptan’ın oğlu güverte zabitiydi. Genç yaşta vefat etmiştir. Nihayet Murat Mete Kaptan. Alemdarzâde Biraderler’in sahip oldukları 1186 grt. ve 1780 dwt.’luk 1880 yapısı “Canik” isimli kuruyük gemisi Fransız şirketine ait iken adı “Ararat”tı. Bu bakımdan benim belirttiğim “Ararat” ile alâkası yoktur. Ömer Mete Ağa soyundan gelen denizciler; Hamit Mete Reis, Dursun Mete Reis ve Ömer Mete Kaptan’dır. 25 Şubat 2014 Salı günü vefat etmiş olan Hasan Fehmi Mete, Rize İyidere eşrafından Kaptan Recep Mete ve Emine Mete’nin oğluydu. Eşi Filiz Mete, çocukları Metehan ve Atahan’dı. Niyazi Mete, Sevcan Aynacı, Fatma Mete, Meral Konan ve Hayal Sürmeli ile amca çocukları olurlar. Cenazesi 27 Şubat 2014 Perşembe günü öğle namazını müteakiben Ataköy 5. Kısım Camii’nden kaldırılarak Kuzguncuk Nakkaştepe’deki aile kabristanlığına defnedildi. 
Bana gelince armatörlük yaşamıma nokta koydum. Gemideki adamlarım çok uzun yıllar bizlerde çalışmış ustaydılar. Mete ailesinde annem Hatçe Mete, Abdürrahim Mete’nin en ufak kızıydı. Babam Ali Mete Kaptan 41 yaşında vefat ettiğinde Rize’nin İyidere Yapraklar Mahallesi’nde oturuyorduk ve ben bir buçuk yaşındaydım. Biz Nuri, Ahmet, Ömer, Hasan olmak üzere dört kardeştik. İlkokulu İyidere’de okudum. Ortaokul Rize’de vardı. Ama Rize’ye gitmek çok zordu. Annem durmadan kilo alayım diye şuruplar içirirdi. Bir de uzaklara gidip hastalanırım diye Rize’ye göndermekten çekindiler. Demokrat Parti’nin ilk kurucularından Mehmet Fahri Mete babamın akrabasıydı. Beni yanına almak istedi. Fakat hastalanırım diye vermediler. Annem dul kaldığında 24 yaşındaydı. O sıralarda çay fabrikaları başlamıştı ve oradaki akrabalar da beni denize göndermek istemiyorlardı. Çay fabrikalarında çalışırsam, biz ailece ölmeyiz, ama olmayız da. Bunu anneme söyledim; Ben de dedemin gibi denizci olarak şanını yaşatmak istiyordum. O kadar israr ettim ki sonunda annem benimle baş edemedi ve halamın oğlu Ali Rıza Kaptan’a emanet edildim. Annem kışın geri gelmem kaydıyla bana müsaade etti. 
Teknelerdeki ilk işim kamarotluk oldu. İsmini tam hatırlayamıyorum ama, bahriyeden emekli Bülent Talu olacak bir denizci kaptandı. Fakat her şey aslında halamın oğlunun elinin altında oluyordu. O yıllarda gemiler çok ilkeldiler. Buz odaları yoktu. Bunedenle et ihtiyacı için hayvanı canlı olarak gemide beslerdik. Baştaraflarda gladoralar olurdu. Seferlerde kömür oralara stok edilirdi. Hayvanları orada samanla besledik. İhtiyaç oldukça hayvanları keserdik. Kamarot olmakla kalmadım, tüm armadorluk işlerini öğrendim. Ali Sohtorik’in dayısının oğlu Ömer gemiye alınmıştı ve kaptan ona ders verirken yanlarında durur dikkatle dinlerdim. Miyar pusulayı, kertelerine kadar ve kullanmasını o seferlerde öğrendim. Pratik yönden yetiştiğime inandığımdan Kıyı Kaptanlığı ehliyetimi aldım. O sırada Ali İpar’ın gemileri vardı. Babası Hayri İpar’ın Emirgan’da büyük yalıları vardı. Ali İpar Haşim Mardin’in “Haran” isimli bir gemisini hacizli olduğu Ticaret Bankası’ndan satın aldı. Ali İpar gemiyi aldıktan sonra, adını “Necip İpar” olarak değiştirdi. Ardından Liberty sınıfı “Virginia İpar, “Mehmet İpar” ve “Nezihi İpar” adını verdiği üç gemi daha satın aldı. O seneler biz Amerikadan varillerde soya yağı taşıdık. Bu seferlerde Kaya Demirsoy Kaptan’la tanıştım. Zamanla güverte zabitliği imtihanına girdim ve ehliyet aldım. Faik Zeren’in “Türkiye” gemisiyle İzmir’den Amerika’ya sefer yaptık ve buğday yükleyerek Poti’ye tahliye ettik. Oradan sonra Zonguldak’tan kömür yükledik ve İstanbul’da tahliye ettik. Bu seferlere dördüncü kaptan olarak katılmıştım. Yavuz’un son komutanı Güverte Albay Hilmi Okçugil üçüncü kaptandı. Böylece üçüncü kaptanlığa yükseldim. Atlantik seferlerinde gemiyi tamir ederdik. Bizim denizlerdeki yaşamımız böyleydi. 
Sohtorik’te de çalıştım. Cerrahoğulları’nda Mehmet Ereğli gemisini almaya gittiğimizde üçüncü kaptan olarak bulundum. Başkaptanımız Zonguldak’lı tam denizci biriydi ki, adını hatırlayamadım. Kosterlerde de başkaptan olarak çalıştım. İlk gemim “Profilo” isimli bir gemiydi. Bu gemiyi Karahasan firması satın almıştı. Kaptanoğullarının “Şadan Kaptanoğlu” gemisinde bir iki sene çalıştım. Yine Şevket Yardımcı’nın 2.000 tonluk “Hüseyin Yardımcı” gemisine kaptan oldum. 


 Şevket Yardımcı hem arkadaşımdı ve hem de çok akıllı adamdı. Oğulları da beni amca gibi bilirler! Zamanla ben Rum ve Türk arkadaşlarla beraber Yunanistan’dan 3,000 dwt’luk bir gemi satın aldım. Daha sonra Tahsin Kalkavan’ın da olduğu birbaşka ortaklıkla gemi daha satın aldık. Elefsis’te geminin tüm bakımlarını yaptırttım. Ömrüm denizlerde geçti ve artık denizlerdeki yaşama nokta koydum. Bizim gençlik yıllarımızda özellikle yelkenli gemilerde, ya da posta vapurlarından tadil edilmiş küçük gemilerde yaşam son derece zordu. Özellikle yelkenli teknelerde çalışmak için herkes yatağını yastığını yorganını denk yapar getirirdi. Kumanya olarak biraz zeytin, peksimet veya ekmek, biraz soğan verilirdi. Baştarafta sancak iskele başaltında tahta ranzalar olurdu. Bir de herkesin tahta küçük dolapları vardı. Yiyeceklerimizi oralara koyardık. Ama heryeri kakalaklar basardı. Kış geldi mi gemiler ya karaya çekilir veya korunaklı koylara bağlardı. Kış süresince teknede kalınır, onarımlar yapılır, ama yevmiye verilmezdi. Gemiciler iş bulmak için karada kahvehenelerde bekler, işbulurlarsa sevinirler, bulamazlarsa denklerini yeniden sırtlarına vurur, köylerine dönmek zorunda kalırlardı. Türk denizcilik tarihi ni okuyanlar, o insanların hangi zor koşullarda çalıştıklarını hatırlamalıdırlar…”
Kaptan Hasan Basri Mete’nin bir hatıra olarak belgelere yazılmış anlattıklarının sona geldim.
Bir sonbahar daha başlıyor.. Nice yazlar oldu, nice kışlar geçti.. O geride kalan yıllarda nice dostlar sonsuzluğa uzaklaştılar. O dostlardan biri  Erol Yılmaz Akçal idi.. Sonraki yıllarda İrfan Cerrahoğlu, Nuri Cerrahoğlu, Semih Sohterik, Pekin Baran, Turgut  Kıran,  Asaf Güneri, Kahraman Sadıkoğlu ve daha nice dostlar, tanıdıklar sonsuzluğa uzaklaştılar. 
Bu dünyadan dün de bir Kaptan Hasan Basri Mete geçti.. Allah rahmet eylesin.
                                                      ****

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google