'DENİZ TİCARET GAZETESİ'ni yanınızda taşıyın.Android
İstanbul
25 Ekim, 2026, Pazar
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Dünden bugüne -MDTO- Mersin Deniz Ticaret Odası ardındaki çelişki

25 Ekim 2026, Pazar 00:05

Dünden bugüne MDTO- Mersin Deniz Ticaret Odası
ardındaki çelişki
Yazan: Osman Öndeş

Mart 1989 tarihinden bu yana aralıksız olarak Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Cihat Lokmanoğlu görevini yeni seçilen Kaptan Berdan Doğan ’a devretti.  Mersin Deniz Ticaret Odası 37 yıl sonra ilk kez iki listeyle seçime gitmişti ve Kaptan Berdan Doğan’ın başkan adayı olarak yer aldığı Beyaz Liste ile Murat Uçar’ın başkan adayı olarak yer aldığı Mavi Liste arasındaki yarışın kazananı belli oldu.
14 Ekim’de 1986 günü Yüksek Denizcilik Okulu mezunu Kaptan Berdan Doğan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı olarak göreve başladı. Böylece kurulduğundan buyana 37 yıl aralıksız MDTO Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam etmiş olan Cihat Lokmanoğlu ve ekibi MDTO Yönetiminden ayrıldılar.Geride kalan 37 yılın öyküsü ise anlatılması gereken bir tarih haline dönüşmüştü.
37 yıl yönetim kurulu kalmak 
MDTO Yönetim Kurulu Başkanı olarak Cihat Lokmanoğlu belki de  konusunda dünya rekortmeni sayılacaktır! 
37 Yıl önceki yönetim kurulu üyeleri kimlerdi ve ne olmuştur?
Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Mart 1989 tarihinde kuruldu. Odanın yönetim kurulundaki üyelerden Abdulkadir Hadra,Albert Botros,Hanri Atat,İlyas soysal, Remon Kumdereli vefat etmişlerdir.İlk Yönetim Kurulu’ndan Ali Ay,Haldun Kancaal,Jan Taşçı,Semir Tınaz kalmıştır. 
Yarım asır gerisine giderek o yıllarda  İskenderun ve Mersin’de tanıdığım ve hatta çok yakın dostluklarım olan bazı portreler konusunda yazdığım muhtelif makalelerim olmuştur.  Bu makalelerimin birinden özet olarak alıntı yaptım; 

Mersin’deki gemi acentelerinin tarihsel yapısı
Kuruluş yılları XIX. Yüzyıla kadar giden gemi acentelerinin İskenderun ve Mersin’deki insan yapısı kökler bakımından çoğunluk Halep, Beyrut gibi Osmanlı kentlerinden bu liman kentlerine yerleşmeler olduğunu göstermekte. Belirttiğim bu tablo yarım yüzyıl öncesne aittir. 


 
Mersin’den Hanri Atat
Mersin’deki köklü vapur donatanı ve acentelerinin  seçkin bir önder şahsiyet, Hanri Atat Bey idi.Hanri Atat'ın ailesi 1800'lü yılların başında Beyrut'tan Tarsus'a göç etmiş, 1900'lerin başında Mersin'e taşınmışlar. 28 Ocak 1929'da doğdu. Lise öğrenimini Beyrut'ta yaptı, daha sonra Mersin Ticaret Lisesi'nde okudu. Askerliğini yedek subay olarak yaptı. Akbank ve Ziraat Bankası'nda çalıştıktan sonra 1963'te kendi işini kurdu ve 1970'te Aline Zehil ile evlendi. 1986'da Danimarka Fahri Konsolosu oldu.
Hanri Atat Bey , Mersin Ticaret Odası, Mersin Kültür Merkezi ve Mersin Uluslararası Müzik Festivali'ne hayat kazandırdı; birçok okul, hastane, Diyabet Merkezi, Üniversite, Opera ve Kültür Merkezi'ne büyük katkılar sağladı; her türlü toplumsal ‘‘hayır-hayrat’’ işinin içinde oldu. 22 Temmuz 2003 günü vefat ettiğinde kentle özdeşleşmiş bir Mersinli idi. Adından da belli, Hanri Atat Müslüman değildi, Mersin’in hoşgörü törelerine uygun şekilde Asri Mezarlık'ta toprağa verilirken, Katolik kilisesi rahibi tarafından bir Katolik olarak gömülen Hanri  Atat Bey’in  mezarı başında bir hoca da Kuran okumuştu.

Mersin’den Remon Kumdereli
Remon Kumdereli Bey’i de tanıdım. Son derece nahif biri idi. Mersin aşığı idi.Dost insandı.
Mersin Deniz Ticaret Odası kurucularından ve eski meclis başkanlarından Remon Kumdereli 18 Nisan 2010 tarihinde Mersin’de vefat etti ve cenazesi 19 Nisan 2010 tarihinde Mersin Ortodoks Kilisesi’nde düzenlenen törenden sonra şehir mezarlığında toprağa verildi.

Mersin’den Albert Botros
Botros’ların öyküsü Fransız mimar Ferdinand de Lesseps’in Süveyş’te kanal açmak için Mısır Hidivi Sait Paşa devrine kadar gitmekte. Ferdinand de Lesseps 1858’de Uluslar arası Süveyş Deniz Kanalı Şirketi’ni kurmasından sonra Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan kazı işlerine devam etti. Kanal 1869’da Fransız İmparatoriçesi Eugénie tarafından hizmete açıldı. Süveyş Kanalı inşaatında kullanılacak kereste ihtiyacını karşılamak üzere en yakın ormanlık bölge ise Mersin yöresindeki ormanlardan elde ediliyordu. Botros’lar, Süveyş Kanalı inşaatı sırasında, inşaat için kereste ihtiyacını görerek, Beyrut’tan Mersin’e gelmişlerdi. O yıllarda Mersin’in ardındaki dağlarda çam ağaçlarının yarattığı kesit ormanlar vardı. İskender Botros, yardımcılarıyla dağa giderler ve çam ağaçlarından kestikleri tomrukları kağnılarla dağdan kaydırarak, Mersin’de sahile çekerlerdi. Ağaç kütükler oradan gemilere yüklenir ve Süveyş’e sevkedilirdi. Mersin’li İskender Botros, gösterdiği çabalar sayesindedir ki, bu sahil kasabasında saygıyla anılan bir isim oldu. 
Üçüncü kuşak Aleks İskender Botros aile öyküsünden anımsadıklarını şöyle anlatmıştı: “Babaannem Juliette Nader, Beyrut’tan ailesiyle Mersin’e gelmişler. Annem Annie Guetcherian’ın tarafı ise tam tersine Türkiye’den doğup büyüdükleri Tarsus’tan 1910’lu yıllarda Lübnan’a göçetmişler. Babam Albert Botros 1933 yılında Mersin’de dünyaya gelmiş.Orta ve lise öğrenimini Beyrut’ta tamamladıktan sonra İngilizce öğrenmek için bir süre İngiltere’de okula devam etmiş. İngiltere’deki okulunu tamamladıktan sonra aile işinin başına geçmek üzere Mersin’e dönen babam maalesef hayli genç bir yaşta vefat etti. 
Babam Albert Botros annemle Beyrut’ta tanışmışlar ve bu arkadaşlıkları mutlu bir evlilikle sonuçlanmış. Birsüre sonra Mersin’e taşınmışlar. 1954 yılında babam Albert Botros, Lübnan ve Londra’da yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra Mersin’e dönerek babası İskender Botros’le beraber çalışmaya başlamış. O tarihte şirket “İskender Albert Botros Nakliyat ve Tic.Ltd.Şti” olarak faaliyetine devam etmiştir.” Albert Botros’un 1996’da vefatıyla şirketin yönetimini oğlu Aleks İskender Botros devralmış oldu. 
Rinaldo Levante, Navigazione - Assucurazione sigorta şirketinin Mersin ve İstanbul acentesiydi. Şirketi Bankalar Caddesi’nde yeralırdı. Rinaldo Levante’nin oğlu Davide Levante, babasının 1990’da vefatından sonra, Levante-Mar isimli bir gemi acentisiyle çoğunlukla turistik yolcu gemiciliği alanında son derece başarlı çalışmalarına rağmen, bir bunalım sonucunda 1999 yılında yaşamına son vermiştir.


 
Mersin’den Mişel Şaşati
1908 Mersin doğumlu Enrico Levante, babasıyla Emilio Levante Successori gemi acentesinde çalışırdı. Rosy Rickards’la olan evliliğinden 1937’de Emilio isimli bir oğlu dünyaya gelmiştir. Emilio’nun da Maryse Chalfoun ile evliliğinden Edmondo, Marco, Claudia, Jennifer ismini verdikleri dört çocukları olmuştur. Jennifer Levante Fadi Sayek’le evlenerek İskenderun’lu ünlü bir aile olan Sayek ailesine katılmıştır. Claudia ise yine Mersin’li ünlü bir aile olan Chachati (Şaşati)’lerden Michel Chachati ile evlenmiştir. Levante Successori şirketinin isim hakkı Lucien Arkas başkanlığındaki Arkas Şirketler Grubu’na satılmıştır. 

 
Mersin’den Erkut Kuzeyman
1943 yılında, İstanbul’daki evlerinde Fehami Bey ve Hacer İman Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Robert Kolej’den mezun oldu ve yüksek öğrenimini, Amerika’da İşletme Bölümünü bitirmek suretiyle tamamladı.İngilizce, Fransızca ve Almanca bilmekteydi.
Türkiye Deniz İşletmeleri Başmüfettişi olan babası Fehami Kuzeyman, Mersin’e atanmıştı. Görevinden istifa eden Fehami Bey, Türkiye Denizcilik İşletmesi’nin Mersin Şubesini kurdu ve Denizyolları Acenteliğini açtı.
Erkut Kuzeyman da, babasıyla birlikte çalıştılar. Babasının vefat etmesi üzerine işin başına geçti ve işi daha da büyüterek yabancı gemilerin acenteliğini aldı.Nakliye sektörüne girerek, “Nakliye Filosu” kurdu. Babası Fehami kuzeyman ile birlikte  “Mersin Deniz Nakliyecileri Cemiyeti” ilk yönetim kurulu üyeleri arasında yeralmıştır.
Spora, bilinçli olarak Galatasaray Lisesi’nde başlamıştı ve Basketbol Şubesinin başına getirildi.
Mersin’e gelince, Demirspor Kulübü’nün Başkanı oldu ve Demirspor’un uzun yıllar İçel Şampiyonu olmasını sağladı. 3 Şubat 1975 tarihinde, Tarsuslu Nevin Hanım ile evlendi.
1986 yılında, Isparta’da oynanan Salihlispor maçının son dakikasında yediği golden dolayı Tarsus İdmanyurdu’nun şampiyonluğu kaçırmasına çok üzülen Erkut Kuzeyman, hastalanmış ve kanser tedavisi görmeye başlamıştı.Tarsuslu olmamasına rağmen, en az bir Tarsuslu kadar “Tarsus sevdalısı” idi. 21Nisan 1991 tarihinde vefat etti. Kabri Mersin’dedir.

 

M.Cihat Lokmanoğlu
1954 yılında Mersin’de doğan M. Cihat Lokmanoğlu, orta öğrenimi ve lise 1. ve 2. sınıfı TAC-Tarsus Amerikan Koleji’nde, Lise 3 eğitimini ise California, Lafayette’te Acalanes High School’da tamamladı. Cornell Üniversitesi’nden (ABD) 1976 yılında (İnşaat Mühendisi) mezuniyetinin ardından, 1977 yılında aynı üniversitede master yaptı ve “İnşaat Yüksek Mühendisi” oldu.
 
1986-1990 yılları arasında Mersin Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği’nde Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı ve  Mersin Deniz Ticaret Odası’nın kurulduğu Mart/1989 tarihinden Ekim 2026’ya kadar  37 sene  MDTO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde kaldı.TOBB Delegesi olan M.Cihat Lokmanoğlu TOBB Yüksek Koordinasyon Kurulu üyesi  ve TOBB Tahkim Divanı  üyesi idi. 2018 yılında gerçekleştirilen seçimlerin ardından, Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye KKTC Tİcaret Odası Forumu Türk Tarafı Eş Başkanı olarak TOBB bünyesinde aktif görev aldı.2000-2018 yılları arasında Mersin Serbest Bölge İşleticisi AŞ (MESBAŞ)ın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi..Meslek alanında gemi Acentesi ve soğuk havalı deniz taşımacılığı konularında etkin faaliyetler göstermiştir. 
Sahibi olduğu C.B.A. Denizcilik İşleri Taşımacılık Depolama Hizmet Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. bölgede daha çok lojistik, kargo ve soğuk hava depoculuğu alanındaki markası olan CBA Cold Quay ismiyle tanınmaktadır. 
Şirket resmi olarak 9 Aralık 1998 tarihinde kurulmuştur.Başta Mersin Serbest Bölgesi olmak üzere denizcilik işleri, yük taşımacılığı, lojistik operasyonlar, antrepo ve özellikle soğuk hava depolama hizmetleri alanında uzmanlaşmıştır. Şirketin Mersin Serbest Bölge Şubesi Akdeniz/Mersin'de bulunmakta olup yetkili/kurucu isimleri arasında Danyal Şelfun yer almaktadır.  

Mersin Deniz Nakliyecileri Cemiyeti 
Mersin’de Vapur Donatanları ve Acenteleri ilkkez 1972 yılında Mersin  Deniz Nakliyecileri Cemiyeti’ni kurdular. Bu cemiyet Mersin Vilayeti’nin 26 Kasım 1972 gün ve 117 sayılı yazısı ile onaylanarak resmileşti. Cemiyetin ilk yönetim kurulu üyeleri; Başkan Fehami Kuzeyman, Başkan Yardımcısı Jorj Şaşati, Genel Sekreter Ksenofon Tahinci, Üye veznedar Hanri Atat, Üyeler Romolo Babini, İskender Şelfun ve Albert Botros’du. Cemiyet ilk toplantısını Catoni Deniz Acentesi’nde yapmıştı ve 12 kurucu üyeden oluşuyordu. Bu üyeler şunlardı; Fehami Kuzeyman Vapur Acentesi; Erkut Kuzeyman ve Fehami Kuzeyman ve oğlu Fehami Kuzeyman Koll. Şti; Jorj Şaşati; İbrahim Nakkaş ve Şürekası; Hanri H.Atat Atako Ticaret Kol. Şti; Ksenefon Tahinci Antuan E. Makzume Vapur Acenteliği; Romolo Babini Emilie Levante Halefleri; Jorj Şelfun Catoni Deniz İşleri AŞ; Emilio Levante Skandinavian Shipping Acentesi; İskender Şelfun Vapur Acentesi; İlyas soysal Vapur Acentesi; Nikola Zeliç Lyonel Makzume Vapur Acenteliği.

İstanbul Deniz Ticaret Odası ile başlayan süreçte, neden MDTO- Mersin Deniz Ticaret Odası 
TOBB’a bağlı Oda ve Borsalar, 08 Mart 1950 tarih ve 5590 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile kurulmakta ve denizcilik sektörü mensupları farklı Odalara üye olmakta iken, Türkiye’de  denizciliğin de ayrı bir Oda olarak temsil edilmesi ihtiyacından hareketle  Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda 24 Aralık 1981 tarih ve 2567 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile Deniz Ticaret Odalarının kurulmasına imkân tanınmıştır. Akabinde, Ticaret Bakanlığı’nın 04 Mayıs 1982 tarih ve 14 (630.2/201) 21262 sayılı onayı ile 26 Ağustos 1982 tarihinde “İstanbul Deniz Ticaret Odası” kurulmuştur. Başlangıçta sadece İstanbul Deniz Ticaret Odası olarak 744 üye ile kurulmuş bulunan Oda, faaliyetlerini giderek artan etkinliklerle sürdürmüştür. Deniz ticaretinin tabiatında yatan evrensellik ve ihtiyaçların gerektirmesi üzerine İstanbul Deniz Ticaret Odası faaliyet alanını, Marmara Denizi’ne kıyısı olan illerimizi ve daha sonra da Ege ve Akdeniz’i ve nihayet Mayıs 1989’da Karadeniz’e kıyısı olan illerimizi kapsayacak şekilde genişletilmeye yönelmiştir. Bu süreçte İstanbul Deniz Ticaret Odası; Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki çeşitli liman kentlerinde Şubeler ve Temsilcilikler açarak, “İstanbul ve Marmara, Ege, (Mersin hariç) Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası” adını almıştır.
 
Mersin’de neden  olumsuzluk yaşandı ve neden
1981 yılında Mersin Deniz Ticaret Odası kuruldu?
Ama neden…

Ziya Kalkavan Meclis Başkanı olarak Mersin ve İskenderun’a seyahat etmek ve bu liman kentlerinde de Oda’nın örgütlenmesine katkıda bulunmak istemişti. Fakat  yine de Mersin’de deniz ticaretinde önde gelen isimlerin çabaları ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın onayları ile 1989 yılında Mersin Deniz Ticaret Odası kurulmuştur. Bu isimler arasında Abdulkadir Hadra, Albert Botros, Ali Ay, M. Cihat Lokmanoğlu, Haldun Kancalı, Hanri Atat, İlyas Soysal, İrfan Solmazer, Jan Taşçı, Mişel Şaşati, Erkut Kuzeyman, Remon Kumdereli ve Semir Tınaz yer alır. 
İstanbul DTO’dan sonra ikinci bir bağımsız deniz ticaret odasının kurulması ulusararası deniz ticaret odaları kurallarına göre  ters bir olgudan dolayıdır. 
Bu satırları günümüzde MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Berdan Doğan’ın  ve mesai arkadaşlarının da okumasını ve değerlendirmesi temenn ediyorum. Zira yazacaklarım yaşamsal açıdan tanık olduğum günleri anlatır; Deniz Ticaret Odası’nın Türkiye kıyı kentlerin boyunca örgütlenme çalışmaları sırasında  Meclis Başkanı olan Ziya Kalkavan kendi kültür ve liderlik dünyasında bir adım atmış ve önce Mersin’i ve sonra İskenderun’u ziyaret etmiştir. Bu ziyaretinde benim de bulunmamı istediğinden her iki sahil kentindeki  olaylara tanık olmuşumdur. 
Mersin için önce uçakla Adana’ya geldik.  Mersin’e yerleşmiş Rize’li veya Karadenizli eşraftan bazıları Ziya kalkavan’ın karşılamak amacıyla havaalanına gelmişlerdi. Çok geniş bir Buick otomobil ile Mersin’e intikal ettik.  Ziya Kalkavan aklımda kaldığı üzere Mersin’de bir Sülün Han’ın giriş katında Karadenizli eşraf ile sohbet ederken,vakit öğle olduğundan hayli büyük  bir ahşap masa etradında lahmacunla taam edildi.
Konuşmasında Deniz Ticaret Odası’nın Mersin’de de teşkilatlanması için Karadenizli esnaftan çalışmalarını istemişti. Mersin’den hareket ederek aynı Buick otomobil ile İskenderun’a geldik. Bir otelde yer ayırmışlardı. İskenderun’da Ernest Boutros karşılamıştı. Akşam Belen’de bir kır lokantasına davet etti. Masada İskenderun’daki bazı denizcilik firmalarının genç  mensupları da vardı. Ziya Kalkavan Bey bu ziyaretinden çok memnun kaldı ve Deniz Ticaret Odası’nın İskenderun’da da  örgütlenmesinin önemini anlattı. Bu sözleri olumlu karşılanacak ve zamanla İskenderun’da Deniz Ticaret Odası İskenderun şubesi kurulacaktır.
Fakat Ziya Kalkavan’ın Mersin’e gelmiş olması ve bu liman kentinde de Deniz Ticaret Odası’nın örgütlenmesinin Ziya Kalkavan tarafındcan  Karadenizli esnaftan  istenmesi tepkiye neden olmuştu. Mersin’de o yıllarda mevcut  tek denizcilik örgütü olan Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği üyeleri kendileriyle görüşülmemesine, birbakıma bir kenara itilmiş olmalarına tepki göstermişlerdi.
Bir zaman sonrasında Mersin’e gittiğimde ayrı bir deniz ticaret odası  oluşumunun ilk toplantısına da tanık oldum. Bu toplantı, bir gece  Atako’nun başkanı ve saygın bir meslek erbabı olan Hanri Atat başkanlığında ve Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği’nin Sülün İşhanı’ndaki merkezinde yapıldı.
Dar uzunca küçük bir oda diyeceğim.  Bu odada  yine  orta büyüklükte uzun bir masanın etrafında toplanmışlardı ve  sol başta Hanri Atat başkanlık ediyordu. Yıllar geçtiğinden hatalı olarak hatırlamış olabilirim: Bu toplantıda- Remon Kumdereli, Mişel Şaşati, Erol Kuzeyman, İrfan Solmazer, Jan Taşçı, Albert Botros, Cihat Lokmanoğlu  gibi ve diğer isimler vardı.
Konuşmalarda Ziya Kalkavan’ın Mersin ziyareti ve o güne ait konuşmalar naklediliyor ve kendilerinin bir kenarda bırakılmış olmasına kırgınlıklar tepkiye dönüşüyordu. Sona doğru “Mersin’de ayrı bir deniz odası kurulması” fikri ortaya çıktı ve tepki olarak Mersin Deniz Ticaret Odası kurulması  fikri ağırlık kazandı. Hatta kısa bir süre karar da verilemedi!

Bu karar İstanbul’da  duyulduğunda derin şaşkınlık ve hatta bazı üyelerde tepki meydana geldi. Sonunda Mersin’deki deniz ticaret erbabı toplumda meydana gelen olumsuzlukları gidermek amacıyla Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu  Başkanı Hilmi Sönmez başkanlığında 4 kişilik bir heyet Mersin’e gitti. Burada konu dışında kalan bir olay da yaşandı:Hilmi Sönmez Adana’dan Mersin’e gelirken kendisine telefonlu bir otomobil bulunmasını istemişti. Bu isteği Hanri Atat Bey öğrenmiş ve kendi otomobilini Adana’ya göndermiş..  Bu olay da  Hilmi Sönmez dışında kendisiyle birlikte olan armatörlerin tepkisine neden olmuştu ki “Nasıl olur da bize karşı olanların başının otomobiline bindirildik…” diye söylentileri hatırlarım. Oysa oraya yanlış anlamaları gidermek amacıyla gidilmişti..Bu da bir sonuç vermedi ve 1989’da MDTO kısa adıyla Mersin Deniz Ticaret Odası  yasal olarak hayat buldu.
Bu olaylardaki  bir ikilemi hatırlatmak isterim; Ziya Kalkavan’ı İskenderun’da Ernest Butros karşılamıştı ve buradaki konuşmasında İskenderun’da da Deniz Ticaret Odası’nın örgütlenmesi bir sohbet halinde geçmişti. Ardından İskenderun, İstanbul Deniz Ticaret Odası’nın ülke kıyıları boyunca örgütlenmesine katılan ilk liman kenti oldu.
Türkiye’de   Ziya Kalkavan’a kızan Mersin’deki o günlerin hemen hepsi gemi acentesi ve kara nakliyat firması olan Mersin Vapur donatanları ve Acenteleri Derneği  üyeleri tarafından MDTO kısa adıyla Mersin Deniz Ticaret Odası hayat buldu!
Kızgınlığın sonunda  Türkiye Deniz Ticaret Odası kurulmadı ve “Türkiye veya Türk Deniz Ticaret Odası” çalışmaları  37 yıl daha geriye bırakıldı, hatta konuşulmaz hale gedi.

ICS-International Chamber of Shipping “Deniz Ticaret Odası” kurumunu nasıl yorumlamaktadır?
Merkezi Londra’da olan ICS, bir anlamda anayasası olan “Deniz Ticaret Odası”nın ülkeler bazında şöyle tanımlamaktadır; ICS, dünya genelindeki ulusal armatör birliklerini ve dünya ticaret filosunun %80'inden fazlasını temsil eden, gemi sahipleri ve işletmecilerine yönelik küresel bir ticaret birliğidir. ICS'in yaklaşık 40 ülkeden üyesi bulunmaktadır. Üyeliğimiz, ICS'in uluslararası denizciliğin büyük çoğunluğu adına benzersiz ve meşru bir şekilde söz söylemesini ve onu temsil etmesini sağlayan bir yapı olan ulusal armatör birliklerinden oluşmaktadır. Ulusal üye birliklerimiz, armatör topluluğunun tüm sektörlerinden denizcilik şirketlerini temsil eder. Bunlar arasında kuru yük gemileri, petrol tankerleri, kimyasal tankerler, gaz tankerleri, konteyner gemileri, genel kargo gemileri, açık deniz (offshore) destek gemileri ve yolcu gemileri yer almaktadır.
ICS, denizcilik sektörü genelinde en iyi uygulamaların geliştirilmesini, teşvik edilmesini ve uygulanmasını sağlamak amacıyla 1921 yılında kurulmuştur. ICS, denizciliği desteklemeye; yüksek operasyonel standartların yanı sıra emniyet, çevre, açık pazarlar ve adil rekabeti benimseyen bir düzenleyici çevrenin lider savunucusu olmaya devam etmektedir.
Uluslararası denizcilik sektörünün ortak sesi olan ICS; Uluslararası Denizcilik Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü gibi uluslararası düzenleyici kurumların yanı sıra diğer resmi düzenleyici kurumlara ve ilgili paydaşlara karşı armatörlerin görüşlerini dile getirmekte ve savunmaktadır. ICS, yüksek kalite, emniyet ve çevre koruma standartlarını korurken, mevzuat değişikliklerini olumlu yönde etkilemeyi amaçlamaktadır.
ICS tanımlamasına göre; küresel bağlamda Türkiye'de yasal olarak bağımsız iki farklı Deniz Ticaret Odası bulunmaktadır. Bunlardan ilki geniş bir coğrafi kapsama sahip olan İMEAK Deniz Ticaret Odası (İstanbul, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri), diğeri ise kendi bölgesinde bağımsız bir kamu kurumu niteliğinde çalışan Mersin Deniz Ticaret Odası(MDTO)'dur.
Pekala, ülkesinde birden fazla deniz ticaret odası olan başka 
denizcilik bağlantılı devletler var mıdır?

Türkiye dışında sadece Polonya’da ve Kanada’da birden fazla Deniz Ticaret Odası bulunmaktadır. Ancak bunlar bir tepki sonucu kurulmuş değildir ve ayrntılı olarak  incelendiğinde çok farklı yapıda oldukları görülür.  Nitekim Kanada -Ottawa’da kurulu olan ikinci deniz ticaret odası, sadece Saint Lawrence –Great Lakes (Büyük Göller) bölgesindeki deniz ticaret firmalarını temsil etmektedir.  Gydnia’da kurulu ve kısa adı KIGFM olan Polish Chamber of Maritime Commerce ,yerel bir mesleki örgütttür  ve bu ülkede ikinci bir deniz ticaret odası olarak kabul edilmemektedir. Dünya genelinde sadece  Türkiye’de Mersin yöresine hitap eden  ikinci bir deniz ticaret odası MDTO bulunmaktadır.Bu tablo bize, bir ülkede sadece bir deniz ticaret odası kuralının asıl olduğunu göstermektedir ve Türkiye tekbaşına bir aykırılık içindedir.

Yönetim Kurulu Başkanı olan Cihat Lokmanoğlu, MDTO- Mersin Deniz Ticaret Odası’nı İstanbul’daki Deniz Ticaret Odası’nın alternatifi olarak görüyordu.
2014 yılında  MDTO’nun kuruluşunun  25.ci yıldönümü Mersin Hilton  Hotel’de yapılan bir davet ile kutlanmıştı. 13 Mart Perşembe günü Mersin Hilton Oteli’nde sabah saatlerinde başlayan toplantıya MDTO üyeleri, kamu idarelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılmış ve  toplantının açış konuşması MDTO Yönetim Kurulu Başkanı M.Cihat Lükmanoğlu Türkiye’nin ithalat ve ihracatının yüzde 87’sinin denizyoluyla yapıldığını belirterek şöyle demişti;   “Deniz ticaretinin Türk ekonomisinde çok önemli bir yer tutmaktadır. İstanbul, her işin olduğu gibi bu işin de merkezi. Biz, 25 yıl önce İstanbul’a alternatif olarak bu Oda’yı kurmaya karar verdik. Bugün hala aynı şeyi söyleyebiliyoruz. Konumumuz açısından Türkiye’de İstanbul’un tek alternatifi Mersin’dir. Çok geniş bir alana hitap ediyoruz. Bizim hinterlandımız çok daha geniş. Bu yolda da çalışmalarımıza devam edeceğiz” 
Bu değerlendirmesiyle Cihat Lokmanoğlu günümüzdeki kısa adı  İMEAK olan uluslar arası yapıdaki deniz ticaret odasının yanında ve bu odanın alternatifi olarak MDTO olduğunu görüşündeydi. Bu görüşü ile, Türkye dünya deniz ticaret odaları kültürüne, geleneklerine aykırı kalıyor ve Türkiye’de iki deniz ticaret odasının varlığı, böyle olağanmış gibi  ifade ediliyordu.
Ancak ortada bir çelişki vardı ve bu çelişki Deniz Sigorta Brokerliğinde 50 Yılı Aşan Kurumsal Risk Yönetimi uzmanlığıyla uluslararası platformda denizcilik sigortası ve risk yönetimi alanlarındaki usta isim Aret Taşcıyan tarafından  uyarı olarak, bir makalesinde “ Uluslararası platforma tek Deniz Ticaret Odası ile temsil zorunludur” başlığı ile bunun kabul edilmez bir çelişki olarak ifade edildi. 
Aret Taşcıyan şöyle yazmıştı; “Son yıllarda olağanüstü bir çaba sarf ederek denizcilikte gelişmiş olarak kabul edilen çağdaş ülkeler ile birlikte dünya genelinde  yerini bulmak üzere olan Türk Denizcilik sektörü, bu konuda kendini kabul ettirmiş olan diğer ülkelerde de olduğu gibi uluslar arası platformda tek Deniz Ticaret Odası tarafından temsil edilmelidir. Bu Oda’nın adı ister Türk Deniz Ticaret Odası olsun, önemli olan husus tek deniz ticaret odası olmasıdır.
Bir taraftan Avrupa ekonomik Topluluğu’ndaki ticaret bütünlüğü konusundaki gelişmeler, diğer taraftan ABD, Kanada ve Meksika’nın tek pazara dönüşme hususunda imzaladıkları anlaşma, dünya ticaretinin zamanla makro ululsrarası anlaşmalarla yönetileceğini göstermektedir.
Türkiye de doğal olarak bu tür uluslar arası ticaret anlaşmalarında,ilgili sektörlerinin yetkili mercileri tarafından temsil edilecektir. Böyle bir ortamda Türk Deniz Ticaret sektörünün hangi otorite tarafından temsil edilmesi gerektiğini  tartışmak hem ülkemizi hem deniz ticaretsektörümüzü diğer ülkeler nezdinde ciddiyetten   uzak bir duruma düşürebilir.
Bizden defalarca büyük filolara sahip olan ülkelerin tek bir deniz ticaret odası tarafından temsil edildiği bir platformda, göreceli olarak çok daha küçük bir filo ile birden fazla Deniz Ticaret odasına sahip bir devlet olmamız, dünya nezdinde  bir yetki kargaşası yaratacağı gibi, ticari ve siyasi fikir birliğini de sağlayamadığımız izlenimini yaratacaktır.
Deniz ticaretini diğer sektörlerle karıştırmayalım.Deniz Ticareti kavramında acentelik, brokerlik, sigortacılık, işetmecilik, gemi inşaatı, gemi kumanyaclığı, yedek parçacılık ve forwarding gibi son derece geniş kapsamlı ve karmaşık bir sektörde yeralmaktayız.
Deniz ticaretini oluşturan sektörler kendi içlerinde ayrı ayrı mesleki kuruluşlara bağlı olabilirler;ancak konu deniz ticareti olduğunda tüm bu sektörler tek bir Deniz Ticaret Odası çatısı altında toplanır ve uluslar arası  düzeyde sadece bir milli deniz ticaret odası tarafından temsl edilirler. Ayrıca Deniz Ticaret Odası’nın kuruluşunun öncüsü olarak ilk adı İstanbul  Deniz Ticaret Odası iken deniz ticaretini tüm Türkiye sahillerine kasamında örgütlemek üzere asla yadsınmaz bir başarı sağlamış olan Deniz Ticaret Odası, herhangibir nedenle kurulmuş  mahalli bir odanın da alternatifi değildir.Bu konu artık tartışma yapılmamalıdır.
Çağdaş ülkeler artık bu tür tartışmaları aşmış, butür sorunlarını halletmiş ve birbirlerinden ne gibi yararlanabilecekleri hususunda Odaları veya meslek kuruuşları düzeyinde işbirliği  olanakları ararken,bizim oturmuş,uluslar arası düzeyde kendini kabul ettirmiş, kadrolaşmış ve sektörü tam anlamıyla temsil eden bir Deniz Ticaret Odamız dururken, bir ikincisini yaratmamızın  ülkemize ve deniz ticaret sektörüne zarardan başka katkısı  olamayacaktır.Olay, şayet sektörün kapasitesini aşmış ise, hükümetin acil olarak konu ile ilgilenmesi ve bu tür aykırılıklara yol açan oluşumları engellemesi gerektiği görüşündeyim.
                                                          ****
 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google