A.S.P.
parcababa-erce
İstanbul
21 Haziran, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

GİTMEK VAR DÖNMEK YOK, DÖNMEK VAR GÖRMEK YOK, GİTMEK Mİ ZOR KALMAK MI ? Denizcilere Sorduk..

20 Ağustos 2022, Cumartesi 18:07
GİTMEK VAR DÖNMEK YOK, DÖNMEK VAR GÖRMEK YOK, GİTMEK Mİ ZOR KALMAK MI ? Denizcilere Sorduk..
reklam yerim makale içi

U. Gemici bir arkadaşımızla, aynı gemide beraber çalışırken, merak edip denize nasıl çıktığını sormuştum.. Anılarını detaylıca bana anlatmıştı. Yıllar geçtikçe aile dostum oldu. Yakın arkadaş olduk, onun ve eşinin bana anlattıklarını kaleme almak istedim.Bir  makalenin  sınırları  içine  sığmayacak  derecede  geçen, denizciler için evlilik öncesinde denizci ve eşleri aile yapılarına etkisini, mütevazı bir ön fikir vermeye çalıştım . Umarım zevkle okuyup beğenirsiniz.

U.Gemici arkadaşım çocukluktan beri denizde çalışmayı dünyadaki her şeyden çok sevdiğini, uzun seferlere çıkan denizcileri kıskandığını, saatlerce deniz kıyısında boş boş durduğunu ve gözlerini ayırmadan geçen gemileri incelediğini...

Denize çıkmasını ailesi ilk etapta istememiş. Yaşlı bir adam olan babası memur olarak devlette çalıştığından, oğlunun da onun gibi devlette çalışmasını istiyormuş. 'Ama ben denize çıkıp gemide çalışmayı hep hayal etmiştim. Denizleri ve okyanusları dolaşmak, yeni yeni yerler görmek keşfetmek bana daha maceracı gelmişti.'

Babam aklımdan geçenleri biliyordu. Bir gün beni yanına çağırdı ve öfkeyle dedi ki;

'Evden ayrılıp gemide çalışmak istediğini biliyorum. Bu anlamsızca düşünceleri unut, denizcilik senin düşündüğün gibi kolay bir meslek değil. Hava 1 gün iyi olur 1 hafta fırtına olur zor bir iş. Benim gibi iyi bir iş bulup sen de sebat edip çalış uzaklara gitmene gerek kalmaz.' Burada sesi titredi ve usulca ekledi, 'Hasta anneni düşün... Senden ayrı kalmaya dayanamıyor. Gözlerinde yaşlar parlıyordu.'

'Babama üzüldüm ve kesinlikle ailemin evde kal sözleri aklıma geldikçe artık denize gitmemeye karar verdim. Ama ne yazık ki! Birkaç hafta geçtikten sonra ve kafamdaki düşüncelerin hiçbiri yerinde kalmadı unuttum . Geriye hiçbir şey kalmadı. Yine deniz kıyılarına çekildim. Gemileri, martıları, bilinmeyen ülkeleri,tekrar hayal etmeye başladım.'

Babamla konuşmamdan iki, üç hafta sonra gemiye gitmeye karar verdim artık. Annemin neşeli ve sakin olduğu bir zamanı kollayarak, annemin yanına gittim ve şöyle dedim;

'Anne ben zaten 22 yaşındayım ve bu yıllarda okumak için çok geç artık .Bir yerde işe başlasam dahi birkaç yıl sonra yine gidip uzak ülkelere gitmek var kafamda. Yabancı ülkeleri dünyayı görmeyi,yeni insanlarla tanışmak.. Asya , Avrupa'yı ziyaret etmeyi o kadar çok istiyorum ki. Bir işe girsem bile, yine de çalışmaya niyetim yok. Babamı en azından kısa bir süreliğine gemide çalışmak için denize gitmeme izin versin .Sen ikna edebilirsin babamı dedim . Denizcilik hayatını beğenmezsem, tekrar eve dönerim ve asla başka bir yere gitmem. Yeterki babam gitmeme izin versin, aksi takdirde onun iznini almadan gemiye gitmek zorunda kalacağım.'.

Annem bana çok kızdı ve dedi ki,

'Babanla konuştuktan sonra gemide çalışmayı nasıl düşünebildiğini merak ediyorum! Ne de olsa baban, bu işi yapmamanı unutmanı istedi. Ve ne iş yapman gerektiğini senden daha iyi biliyor. Tabii ki kendin hangi mesleği seçmek istiyorsan en azından bir sefer git ama emin olabilirsin ki baban bu işte çalışmanı asla kabul etmeyecektir. Ve boşuna sana yardım edeceğimi umut etme. Anlamsız hayallere kapılma babana da bu konu hakkında tek kelime etmeyeceğim. ' dedi.

Daha sonra, annemin yine de babama tüm konuşmamızı kelimesi kelimesine aktardığını öğrendim. Babam üzüldü ve içini çekerek ona demiş ki;

'Ne istediğini anlamıyorum. Bu çocuğun evinde oturup karada istediğimiz bir işte çalışsa daha rahat eder . Zengin insanlar değiliz, ama bazı imkanlarımız var. Hiçbir şeye ihtiyaç duymadan rahatça yaşayabilir.

Gemiye çıkarsa,beni dinlemediği için çok büyük pişmanlık duyacaktır. Hayır, denize gitmesine izin veremem .Uzakta tek başına bir iş gelse , kendisine yardımcı olacak bir dost bile bulamayacak. Ve sonra pişman olacak, ama çok geç olacak!' demiş anneme, bu konuşmayı bana anlatmıştı.

Ben yine de denize gitmeyi kafama koyduğumdan birkaç ay sonra kimseyi dinlemeyip ,gemiye katıldım. Yaşlı ana-babamın rızasını almadan gemiye çıkmam kötü bir işti. Aslında biraz vicdan azabı çekiyordum,onların tavsiyelerini dinlemedim diye .

Gemimiz limandan ayrılır ayrılmaz kuzeyden soğuk bir rüzgar esti. Gökyüzü bulutlarla kaplıydı.Esen çok şiddetli rüzgarlar ve dalga yükseklikleri gemimizi alt üst etti.

Daha önce hiç denize gitmediğimden midem bulandı kustum. Başım dönüyordu, bacaklarım titriyordu, midem bulanıyor, neredeyse düşüyordum. Ne zaman büyük bir dalga gemiye çarpsa, bir dakika içinde batacakmışız gibi geliyordu bana. Bir gemi ne zaman bir dalganın tepesinden düşse, bir daha asla kalkmayacağından emindim.

Bin kez yemin ettim, bu fırtınadan çıkıp eğer hayatta kalırsam, ayağım bir daha sağlam yere basarsa, hemen eve dönüp hayatım boyunca bir daha asla bir geminin güvertesine çıkmayacağıma yemin ettim.

Bu düşüncelerim tabi sadece fırtına boyunca sürdü.

Deniz sakinleşti ,rüzgar dindi, heyecan yatışmıştı ve kendimi çok daha iyi hissettim. Yavaş yavaş denize alışmaya başladım. Henüz deniz tutmasından tamamen kurtulamamıştım ama günün sonuna doğru hava açıldı, rüzgar tamamen dindi .Daha iyiydim..

Bütün gece mışıl mışıl uyudum. Ertesi gün gökyüzü aynı derecede açıktı. Sakin deniz, tamamen sakin, tamamı güneş tarafından aydınlatılmış, daha önce hiç görmediğim kadar güzel bir resim sunuyordu. Deniz tutmasına dair hiçbir iz yoktu. Hemen sakinleştim. Şaşkınlıkla, daha dün şiddetli,ürkütücü görünen denizin etrafına baktım, ama bugün çok uysal, ve keyifli süt limandı deniz.

Eski bir denizci olan Geminin Reisi, yanıma geldi ve bana ,'Dün akşamki havadan sonra kendini nasıl hissediyorsun? Bahse girerim korktun. Kabul et, çok korktun mu dedi ?'

Öfkeli bir fırtınaydı. Böyle korkunç bir fırtına hiç görmemiştim korktum tabi ki. Gemi batacak sandım hayal edemezdim bile dedim!

Reis, 'Fırtına mı? Bu Fırtına’mıydı' dedi. 'Eh, alışacaksın hala denizde yenisin korkmana şaşmamalı ... Gidip kendimize bir bardak çay alıp içelim ve fırtınayı unutalım.' dedi. Reis, 'Bak ne açık bir gün! Hava harika, değil mi ?' Reis, gemide personelin her biriyle ilgilenirdi sıkıntısı olanların,derdini dinler yapacağı bir şey varsa yardımcı olmaya çalışırdı, her zaman iyi bir insandı. Biz gemide aile gibiydik. Dertlerimizi, sıkıntılarımızı konuşup sohbet eder sorunlarımızı konuşa konuşa beraber aşardık.

Kaptan bir ara beni yanına çağırdı, 'En ufak bir tehlikede cesaretini yitirdiğini duydum. Dümen tutmasını daha öğrenememişsin  ve dışarı çıkma konusunda da ısrarcıymışsın dışarı çıkmak izine bağlıdır biliyorsun. 2. Kaptan’dan bu konuda seninle ilgili sürekli şikayet var. Her limanda da dışarı çıkmak istiyormuşşun, her limanada dışarı çıkılmaz .Kendini biraz mesleğine ver. Bu şekilde devam edersen denizci olmaya uygun değilsin. Bir an önce seni uyardığım konularda kendini toparla iyi düşün ve bu mesleğe devam edip etmeyeceğin konusunda yolun başında iken karar ver, daha yenisin gemide çalışmanın ne kadar risk ve tehlikeli olduğunu deneyimledin artık' dedi.

Kaptanın haklı olduğunu hissettim ve itiraz edemedim. Ama yine de eve dönemezdim çünkü sevdiklerimin karşısına çıkmaktan mesleği yapamadı geri döndü demelerinden, komşularımız benimle alay edecekmiş gibi geldi. Kaptan bana bu tavsiyeleri babacan tavrı ile mesleğime sıkı sıkı vermem için konuşmuştu ve o konuşmadan sonra kendime daha çeki düzen vermeye çalıştım. Kontratım doldu ve ilk iznime evime gittim. Ara ara telefon çektiği yerlerde evimi telefonla hep arayıp hal hatır sorduğumdan evle aram pek kötü sayılmazdı .Karaya gelip iznimi güle oynaya kullandıktan sonra aynı şirket tekrar aynı gemiye beni gönderdi .Personel Müdürü ve Kaptanın çalışkanlığımdan ve üstlerime karşı saygılı oluşumdan dolayı benim iş performansımı beğenmiş olacaklar ki tekrar şirketin gemisinde değerlendirdiler. Ben de yüzlerini kara çıkarmamak için daha çok çalışıp, eksikliklerimi gidererek  daha şevkle işe sarılıp çalışmaya başladım mesleğime.

Gemiye katıldığım zaman personel eski benim zamanımdaki çalıştığım personel değildi tabi. Onların da kontratları bitmiş izne gönderilenler izne, başka bir gemiye gitmek isteyenler başka bir gemiye gitmiş. Gemide yeni arkadaşlar vardı .Kısa zamanda onlarla da kaynaştık. Ben bu arada gemide ikinci kontratım olduğundan geminin eskisi sıfatını almıştım.

 2 ay sonra yaşlı, hasta babamın vefat ettiğini söylediler..seferde olduğumuzdan cenazesine dahi katılamadım.

Gemide çalışan personelin birinci derece yakını öldüğü zaman kim olursa olsun sözcüklerin yetersizliğine kapılırsınız. Onları rahatlatmak ya da acılarını hafifletmek istersiniz, fakat ne diyeceğinizi ne yapacağınızı bilemezsiniz, endişelenmeye başlarsınız.Gemi personellerine bunu uygun bir dilde söylemek zor iştir.

Başlangıçta kişi  ölümü duyduğunda bir şok tepkisiyle ya da inkarla cevap verebilir. O şokla bu durum personelde psikolojik çöküntü yaratmakta. Böyle bir durumda moralsiz olmaları stres ve endişeli çalışma, iş kalitesinde düşüş, dalgınlık kazalara dahi sebep olabilmektedir.

Mümkün mertebe süreci aşana kadar personel dinlendirilmeli, çalışması eğer devam edecekse üst zabitler tarafından verilen işler yakınen takip edilmeli ,ilgi gösterip onu sabırla anlamaya çalışmalı duygusal destek vermelidir. Onun dışa vurduğu duygularını küçümsemeyin  gerçekleri görmesi için de ona yardımcı olun.

Gemi limana yanaştığında şirketim yerime adam gönderdi, benim de uçak biletimi aldılar sağolsunlar. Evime vardım dini ve manevi vecibelerimi yerine getirdim.Anneme de manevi destek olmaya çalıştım.

İzindeyken sevdiğim bir kız vardı o da beni seviyordu izinde olduğum sürece evlilik teklif ettim o da kabul etti.. Nişanlanıp ,programımı yaptım ve evlendim . Hem anneme hem bana yol arkadaşı olmuş oldu. 1 yıl sonra tekrar şirketten çağırıp gemiye katıldım. Evlilik kurumu Denizciler için en önemli bir konudur .Ama üzülerek belirtmeliyim ki evlilik konusu denizcilere en az öğretilen konular olmakta devam ediyor. Bu yüzden ailede dirlik ,düzen ,sadakat ,sevgi ,saygı önemli bir unsurlardır. Evlenmeden önce bizim gibi denizci olup, yıllardır evliliğini başarı ile sürdüren abilerimizin evliliklerini örnek alıp mümkünse kendimize yakın abilerimizin bilgisine danışmak gerekir kendim öyle yaptım çünkü.

Aslında evliliğe karşı geniş bir akım da var.Şimdi birbirini iyi tanımayan gençler hemen evlenme peşinde eşler birbirini iyi tanımalı eksileri ,artıları nedir anlaşabiliyorlar mı görmeleri gerekir.

Genelde en fazla 1 yıl içinde boşanan insanlar grubunu da yine bu insancıklar oluşturuyor. Çünkü 1 yıllık bir süre zarfı gerçekten bir insanı huy - su olarak tanıyıp anlamaya kesinlikle yetmez.

Türkiye de evliliğin kusurlu yanlarını görüp bazı gençler evlilikten  ürküyorlar sayıları her gün biraz daha artan boşanmalar,  evlilikte mutluluğu bulamayanlar ve büyüklerinin mutsuz deneyimlerine tanık olan bazı gençler evlilikten uzak duruyor. Daha da ilerisi evliliğin gerekliliğine inanmıyorlar. Bizim Türk örf, adet  ve ananelerimizde böyle durumlar bizim yapımıza ters ve uzak.

Bu seferde Usta Gemici arkadaşımın eşine soruyu sordum. Yenge denizci eşi olmak nasıl bir duygu ?

Bu tür kelimeleri çok sık duyuyorum, “Bir denizcinin eşi olmak zor olmalı ...”

Günümüzde denizci eşleri için yaşam çok daha kolay artık teknolojik gelişim çağımızda internet teknolojileri neredeyse her zaman iletişim halinde olmanızı sağlıyor. Ama yine de, bir denizcinin eşi olmanın kolay olup olmadığı sorusunun cevabı..denizcinin eşi olmak zor bir kaderdir. Bir denizciyle evli olmak, ruhen çok güçlü ve sadık olmanız gerekir. Çünkü denizci seferdeyken büyük bir sorumluluğunuz vardır. En büyük sorumluluk çocuklar! Onlara tüm sevgimizi, iki ebeveynin sevgisini vermeli, her şeye sahip olmalarını, mutlu ve kaygısız bir çocukluk geçirmelerini sağlamalıyız.

Bir denizcinin eşi olmak, örneğin bir fizikçinin veya bir mimarın karısı olmak kadar kolay... kocamın meslektaşları ve eşleriyle uzun yıllar iletişim kurduğumda, denizcilik mesleği ile aile ilişkileri arasında doğrudan bir ilişki olmadığını anladım. Denizcilerin ailelerinde, diğerlerinde olduğu gibi, sevinçler ve üzüntüler, kavgalar ve uzlaşmalar var ...herkesde olduğu gibi..

Ama denizci anne ne kadar uğraşırsa uğraşsın, çocuk yine de babasını özleyecek ve babalar da küçük tavşanlarını gerçekten özleyecek. Denizciler için çok zordur çünkü bebeklerinde ilk dişlerinin nasıl çıktığını, ilk adımlarını nasıl attıklarını, ilk sözlerin nasıl söylendiğini görmezler. Çocuklar böyle büyür ve denizciler hayatlarını böyle geçirir ve bir çocuk babasıyla her buluştuğunda çabucak bu duygusal özleme sürecine zamana bırakılır ve çocuk,babasına alışır hemen izin bittikten sonra gemiye gitme vakti gelmiştir artık .Tekrar altı ay, hatta daha fazla babasız büyür! Ancak hiçbir durumda eş olarak onlara bir şeyle baş edemeyeceğimizi göstermemeliyiz.

Eşimin mesleğini seviyorum. diğerleri gibi, birbirimizi kızdırmayı bilmiyoruz... Eşimi her zaman gerçekten dört gözle bekliyorum ve özlüyorum ve bırakın bu hayat değil, birbirimizi görmemek için desinler. Altı ay, bir ilişkide tutmanın harika bir yolu! Havaalanında elini bırakır bırakmaz onu özlüyorum!

Kader beni denizciyle evlendirmeyi nasip etti, ancak hayalini bile kurmamıştım .Eşim evden uzakta olsa da, zihinsel olarak ruhen kalben hala birlikteyiz. Bir denizcinin işi, gerçek nitelikler gerektiren en modern mesleklerden biridir cesaret, dayanıklılık, harika bir mizah anlayışı ve özel karizması olan, iflah olmaz insanlardır.Dünyanın en zor ikinci mesleğidir Denizcilik. Onlar evin geçimini sağlayan kişilerdir, her zaman aileleri için endişelenirler,evden uzakta olsalar bile.

Ailenizden bu kadar uzun süre ayrı kalmak tabii ki çok zor, endişeler, uzun süredir bağlantı yok, her türlü kötü şey kafama girmeye başlıyor, kişisel olarak. Gemide olmasına çok duygusal olarak katlanıyorum. Ve günlük yaşamda, bir denizcinin karısı her işin ustasıdır... Sizde de öyle olmalısınız. Zaman geçiyor, çocuklar büyüyor ve biz gençleşmiyoruz, kocalarımızı denize gönderip buluşana kadar gün sayıyoruz. Biz böyle yaşıyoruz. Ama bu bizim seçimimiz!

Dini inancımıza göre âile müessesesi;  nesil yetiştirmek, evlât terbiyesi, neslin muhâfazası ve insanlık haysiyetinin korunması bakımından son derece lüzumlu ve vazgeçilmez bir değerdir.

Evlilik, kişinin hayatını en güzel şekilde yaşaması ve koruması için son derece lüzumlu bir müessesedir. Bu sebeple evlenirken , güzel ahlâk sahibi eşleri seçmek ve bir âile kurmaya çalışmak îcab eder. Âilenin en güzel tarafı gönül meyveleri olan evlatlardır. Kişinin hanımı ve çocuklarıyla huzurlu bir hayat sürdüğü âile yuvası, âdeta bir cennet köşesidir.

Maddî yönden sıkıntıda olan birisi ile evlenmek, bir hanım için, hele günümüz şartlarında akıl ve mantık dışı gelebilir. Çünkü günümüzde herkes, kendi dünyasını garantiye almak peşindedir. Evi, arabası, iyi gelir getiren bir işi olmayan bir erkek, ne kadar iyi bir kimse olursa olsun, müracaat ettiği pek çok kapıdan geri çevrilebilmektedir. Bu arada seçim yine eşlerin olacaktır.

Bir denizcinin karısı, kulağa gururlu ve onurlu geliyor. Denizcinin karısı, dünyadaki ve ailedeki en güzel şeylerin bir sembolüdür. Bir denizcinin karısı olmak, her kadının başaramayacağı bir başarıdır.

Gidenin ardından eşin omuzunda katmerli bir yük vardır . O yüzden cevaplaması en az gitmek veya kalmak kadar zor olan sorudur. Gitmek kolay zor olan kalmaktır, kaldığın an her zaman aynı olanı görüp yaşayacaksın bir denizci eşinin, senden önce kalbini çalan denize rakip çıkması zordur. Vazgeçilemeyen, tutkulu bir aşığın çağırmaları sonucunda sevdiğin adamın ona gidişine seyirci kalmak, sessiz durmak, beklemek... özlemek... olarak bunları ortaya dökmemek. Sevdalısına denize bakıp, gözlerinin ferini sevdalandığında bırakmak. Sevdiğin adamın en büyük sevdasına gidişinin ardından onunla oynaşmasını seyretmek. Fırtınalardan yorulmuş mağrur dönüşünü beklemek, sabretmek. Gidişlerine olduğu gibi dönüşlerine de açık bırakmak kapıyı. Zordur bir denizciye Eş olmak böyle bir şeydir.

Bekar olup evlenmek isteyen denizci genç arkadaşlar ,şu Dua'yı okuyun

"...Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ,zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!" AMİN

İki yolun arasında kalmış kişinin ızdırabı.

Pruvanız neta, denizleriniz sakin, rüzgarınız kolayınıza olsun. Selametle…

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.