yeni
İstanbul
07 Nisan, 2026, Salı
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Mete vapuru öyküsü

07 Nisan 2026, Salı 07:07

Kalkavanzade   Rıza ve oğlu   İsmail Kalkavan’a ait
Mete vapuru öyküsü
Yazan:Osman Öndeş

3 Ocak 1939’da fırtınada sürüklenerek Kdz.Ereğli Uzunkum’da karaya sürklenen Mete Vapuru. Fotoğraf: Engin Öztabak, Renklendirme:İrfan Özgen. Arşiv:Osman Öndeş.

Önceki  yıllarda çok kapsamlı çalışmalar yapmıştım ve bu çalışmalarım  muhtelif eserler halinde neşredilmiştir. Fakat seneler geçtikçe  başka belgelere ulaşılıyor.. Örneğin Mete vapuru konusunda da yeni bilgiler ve belgeler tespit ettim. O kadar ki bu geminin inşa  edildiği   gemilerin arşiv kaynağı olan  Clyde Built Ships portalında  bilgi eksikliğini gördüm ve  çok değerli bilgi ve belge kaynağının  değerli yöneticilerine  tamamlayıcı bilgileri ve bu makalemde yeralan fotoğrafını da gönderdim. Benim böyle çalışmalarım olmaktadır ve sadece Clyde değil, Tyne, Wear & Tees, Sunderland vs gibi belge kaynaklarına ilettiğim bilgiler ve fotoğraflar yöneticileri tarafından  yayına alınmaktalar. Bu şahsiyetlere ve kurdukları vakıflara  saygıyla teşekkür ederim.
Mete Vapuru konusunu böyle yeni bilgilerle hazırladım;1933 yılından itibaren Kalkanzade Rıza ve oğlu İsmail Kalkavan  - “Kalkavanzade Rıza ve oğlu İsmail Vapurculuk Şirketi” ne ait olan “Mete” vapuru 1910 yılında Port Glasgow  Anderson Rodger & Co. Tersanesinin Bay Yard’da 410 Kızak No.’su ile inşa edildi. 
İnşa adı “Nigretia” ve ilk armatörlük şirketi Limerick’den Limeric Steam Shipping Co. idi.1916’da adı “Scarlet Tower” olarak değiştirildi.
Haziran 1919’da Haugesund merkezli  T.H. Skogland & Son firması satın aldı ve “Torlak Skogland” adı verildi. 1924’de Skogland’den  A/S Skogland Linje satın aldı.Geminin adı değiştirilmedi. 1925’de Skogland’den   A/S Koglands Rederi satın aldı.1930’da Tonsberg’den A/S Tjomo- A.H.Torbjornsen satın aldı ve “Tjomo” adı verildi. 1933’de İstanbul’dan Kalkavanzade Rıza ve Mahdumu İsmail Vapurculuk Şirketi satın aldı ve “Mete” adı verildi.
3 Ocak 1939’da Karadeniz’de hakim olan fırtına sonucu srüklenerek Kdz.Ereğli Uzunkum’da karaya oturdu.
  

Lloyd’s Register 1952’de Mete gemisi bölümünde eklenen bilgiye göre;  makinelerin, kazanların veya her ikisinin birden (devam eden kayıtlara göre) özel survey (denetim) altında inşa edildiğini belirtilmesine karşın, altında tarih bulunan kırmızı bir çizgi ile rapor edilen kusurlar nedeniyle geminin klasını korumaya hak kazanamadığı anlaşılmış  ve bu nedenle belirtilen tarihte gemi vasfı tescil defterinden (Register Book) silinmiştir.
1960’da şirketin adı “Kalkavan Vapurculuk Şirketi” olarak değiştirilmiştir.15 Mayıs 1961  hizmetdışı bırakılmış ve İstanbul, Haliç- Fener  İlhami Söker gemi söküm kızaklarında  sökülmüştür.  

Fırtınadan bir gün evvel Köstence’ye giderek son göçmen kaifesini almak üzere yola çıkmş olan Kalkavan Vapurculuk Şirketi’ne ait “Nazım” vapuru da  24 Ocak 1939 günü geri dönerek Büyükdere’de demirlemiştir. Geminin süvarisi Selahattin Kaptan atlatılan tehlikenin çok büyük olduğunu belirterek “Fırtına, Boğaz’dan 14 mil ayrıldıktan sonra patladı. Fırtına ile mücadele edebilmek için  geminin burnunu fırtına üzererek seyrettik. Fakat rüzgar telsiz antenimizi kopardı.Uskur şaftı da koptu.Bunu zorlukla eğiştirdik vde 14 saat denizlerin keyfine bağı olarak deniz üzerinde tremola yaptık. Nihayet bugün havayı biraz dzelmiş gördük ve rotamızını değiştirerek Boğaz’dan geri girdik.”
Nazım vapuru onarımı takiben yeniden müsait bir havada köstence’ye gidecektir.
Mete vapuru ise büyük fırtınayı atlatarak sürüklendiği kıyıdan kurtulmuş ve 23 Ocak 1939 günü Boğaz’dan içeri girebilmiştir. Mete Vapuru yoluna devamla Haydarpaşa’ya yanaşmış ve burada kömür yükünü tahliye etmeye başlamıştırç Mete vapurunda fırtınadan meydana gelmiş çok büyük hasar olduğu görülmüştür. Fırtına vinç zincilerini sökerek denize atmış ve geminin seyir cihazını olduğu gibi deniz almıştır. Fırtına sırasında  denize düşen iki tayfa, bir şans eseri olarak  direk çarmıhlarına takılmışlar ve böylece kurtulmuşlardır.

Kömür yüklü olan Mete vapuru  oturduğu yerden kurtularak   
İstanbul’a avdet etmiştir.

İsmail Kalkavan, Rize eşrafından Rıza Kalkavan ve Zeliha Kalkavan’ın oğlu, Orhan Kalkavan, Keyhan ve Mete Kalkavan, Nebean Sunguroğlu’nun babası, Emekli Koramiral Cemal Süer, Hatice Bostan, Meryem Sohtorik’in eniştesi, Nâzım Kalkavan, Ayşe Sarı ve Merhum İbrahim Kalkavan’ın kardeşi, Sabahattin Sunguroğlu, Missem Kalkavan’ın kayınpederi, Fügen, Elif, Serim ve Orhan’ın dedesiydi. Ali Nuri Meserretçioğlu’yla birlikte Emek Bankası Türk Anonim Şirketi kurucu ortakları arasında yeralmıştır. Bu konuda basında yeralan bir duyuru şöyledir; “Her türlü banka muameleleri yapmak, mali, ticari, sınai, zirai her türlü iş ve teşebbüslerde bulunmak inşaat, nakliyat ve sigorta acenteliği ile her nevi muamelelerle uğraşmak, ithalat ve ihracat yapmak, ecnebi firmalar ve fabrikalar mümessilliği ile her türlü aracılık ve komisyonculuk yapmak, resmî ve hususî dairelerin, hakiki ve hükmî şahısların her nevi işlerinde müteahhitlik etmek ve bu işlerle ilgili muameleleri gerek kendi nam ve hesabına, gerek yerli veya ecnebi şirketler ve şahıslar namına veya onlarla ortak olarak üzerine alıp yapmak, veyahut bu işlerle uğraşan diğer şirketlerin hisse senedlerini kısmen veya tamamen satın almak veya bu türlü şirketler kurmak ve bu maksatların temini ve bu işlerin düzenlenmesi için yeter derecede geyri menkul mallara ve aynı haklara sahip olmak maksadıyla ve yüz yıl sürmek üzere beheri birden ödenmek şartıyla 100 Türk lirası kıymetinde ceman 15,000 adet ada yazılı aksiyona taksim edilmiş 1,500,000 TL sermayeli Emek Bankası Türk Anonim Ortaklığı adıyla bir banka kurulmuş ve esas mukavalenamesinin üçüncü bölüm 25.ci maddesine göre ödevleri üç yıl devam etmek üzere idare meclisi üyeliklerine: Seyhan Milletvekili Korgeneral Naci Eldeniz, Hatay Milletvekili Tümgeneral Eyüb Durukan,Cevat Atilhan, Tüccardan Mustafa Dinçer, Tüccar Müteahhit İbrahim Yolal, Tüccar ve Armatör İsmail Kalkavan, Tüccar ve Armatör Avni Nuri Meserretçioğlu, Tüccar Hüsnü Himmetoğlu, Otomobilci Ali Civan seçilmişlerdir. 

İsmail Kalkavan


Ağabeyi  İbrahim Kalkavan; Sabahat ve Zeki Kalkavan’ın babası, Hüseyin Avni ve Muazzez Kalkavan’ın kayınpederi, Nebil, Neslihan, Levent ve Cem Kalkavan ve Nebile Erensoy’un dedesiydi. Ziya Kalkavan, Fevzi Kalkavan ve Halis Kalkavan, Abdullah Kalkavan, İrfan Kalkavan, Fuat Kalkavan, Rıza Kalkavan, Kayhan Kalkavan ve Mete Kalkavan’ın amcası oluyordu. İbrahim Kalkavan 12 Ekim 1970 günü vefat etti. Cenazesi 13 Ekim 1970 Salı günü 09.30’da Kadıköy - Feneryolu Gazi Muhtar Paşa Sokak No.45’deki evinden alınarak Fatih Camii’nde kılınan öğle namazını müteakiben Edirnekapı Sakızağacı Şehitliği’ndeki aile kabristanında defnedildi. 
Müh.İlker  Meşe ’nin Denizcilik Dergisi’nde yeralan bir makalesinde İsmail Kalkavan’a ait anılar mevcuttur.  Bu makalesindeki “İsmail Kalkavan’ı tanır mısın?” başlıklı bölümde şöyle nakletmiştir; “Makine 1951 mezunu ağabeyim Fahrettin Küçükşahin 4 Ocak’ta ziyaretimize gelince, Necmettin Gökaltay’ın yazısından bahsettim ve fotoğraflarını gösterdim.
Fahrettin Ağabey hemen sordu: ‘İlker bizim okulun ilk mezunları arasında İsmail Kalkavan var, biliyor musun?’ ‘Hayır ağabey hiç dikkatimi çekmedi’, dedim ama peşinden bir hikayenin geleceğinden emindim. Fahrettin Ağabey uzun uzun anlattı.
Böylelikle denizcilik tarihimizde bilinmeyen bir sayfayı daha açtığımızı düşünerek sizlerle paylaşmaya karar verdim.
Karaköy’deki Türk Loydu kıraathanesi
Fahrettin Ağabey engin hatıralarıyla başladı anlatmaya;“Çok güzel bir hava, günlerden cumartesi. Ben okulun birinci sınıfındayım. Cumartesi günü öğleden sonra İstiklal Marşı’mızı okumuşuz, evimize dönüyoruz. Karaköy’de meşhur Geyikli Kıraathanesi var. Babam Trabzon’lu , diğer ortağı ise Rizeli Hüseyin Çavuşoğlu. Buraya o dönem Türk Loydu’nun ismi bile yokken Türk Loydu Kıraathanesi deniliyor. Bütün gemi sahipleri, ahşap tekne sahipleri burada. Bir de yol üzerinde bir başka kıraathane daha var, oraya da gidenler oluyor.
Gedecek başka okul mu bulamadın?
Üzerimde üniforma var. Kıraathaneye uğrayıp babama ‘merhaba’ deyip eve geçecektim. Kıraathanenin tüm pencereleri açık. Üzerinde bembeyaz gömlek, kravat olan beyaz saçlı biri elini kenara dayamış oturuyor. Beni görünce hafif tebessüm edip seslendi:
“Gel bakalım buraya,sen hangi okulda okuyorsun dedi,
Ben de, ”Yüksek Denizcilik Okulu“ dedim, “Gidecek başka okul bulamadın mı?” dedi.
Yüksek Denizcilik Okulu’ndayım ve gidecek başka bir okul bulamadın mı diye soruyor. Hemen bulaşırım. Bir baktım babam arkadaş işaret veriyor.
Adam “Gel yanıma bakalım” diye seslendi. Sonra yanaklarımdan öptü. “Ben İsmail Kalkavan. 1913 mezunuyum. Sen de çok güzel bir okula gitmişsin,seni tebrik ediyorum” dedi. Böylece tanışmış olduk kendisiyle.
Tahta bavulla İstanbul’a
Bir anısını anlatmıştı, İsmail Kalkavan’ın anlattığına göre, elinde bir tahta bavulla gemiye binip gelmiş memleketinden. Biri seslenmiş İstanbul’da İsmail Kaptan’a: “Ula İsmail sende mi geldin?” Bizimki cevap vermiş: “He amca ben de geldim.” Adam; “Ula İsmail desene ha orada eşek kalmadı” deyince bizimki de yapıştırmış cevabı: “Sen akrabaların hala oradadır.merak etme”
İsmail Kaptan’ın konuştuklarından aklımda kalanlar, “Okulun çok iyi bir okul olduğu, her şeyini bu okula borçlu olduğu, en fazla kazandıran şeyin mesleki bilginin yanında okuldaki disiplin olduğunu”söylemesiydi.. 

Mete Vapuru’nun akıbeti
İsmail Kalkavan, Nâzım Kalkavan’ın ortaklarıyla “Mete” adını verdiği gemiyi 1933 yılında Rıza Kalkavan ve Oğlu İsmail Vapurculuk Şirketi adına satın almış ve adını değiştirmemişti.. “Mete” 
II. Dünya Harbi yıllarında Akdeniz limanlarına muhtelif seferler yapmış ve önemli tehlikelerle karşılaşmıştır. Yine İzmir Limanı’ında yüklü olduğu sırada küspenin yanmayabaşlaması nedediyle genel avarya ilan edilmiştir. Mete’nin son LR kaydı 1957 olarak görülmektedir. Armatör İsmail Kalkavan 30 Mayıs 1975 günü vefat etti. Cenazesi 1 Haziran 1975 günü Eyüp Sultan Camii şerifinden alınarak Eyüp Sultan mezarlığında aile mazarlığına tevdi edildi.

                                                            ****

Baban yakışıklı adamdı, sen niye böylesin!
İsmail Kalkavan o zamanlar Armatör. Bir gün çok iyi hatırlıyorum. Armatörler Birliği’nde yönetmelikle ilgili bir toplantıya gitmiştim. İsmail Kalkavan bana bakıp, “Torunum seni tanıdım” dedi. Yazıhanedendir dedim.Ooo çok eski dedi.O zaman “Geyikli Kıraathanesi “diye hatırlatınca, babamın adını söyledi: “Cemaaallll” dedi. Sonra da ekledi, “Baban yakışıklı, güzel bir adamdı. Sen niye böylesin.”  (Kaynak: Müh. İlker Meşe; “Karşınızda Rize İyidere Sarayköy’den "Yüksek Denizcilik Okulu'ndaki Kalkavanlar", 27 Ocak 2022, Denizcilik Dergisi.)


                                                                                          ****

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google