yeni
İstanbul
25 Ağustos, 2026, Salı
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Neden "Türkiye Deniz Ticaret Odası" yok

24 Ağustos 2026, Pazartesi 20:02

Neden “Türkiye Deniz Ticaret Odası” değil…
Yazan: Osman Öndeş

Türkiye  deniz ticaretini tüm sahilleriyle kapsayan ve temsil eden bir deniz ticaret odası olabilmesi için adının da “Türkiye Deniz Ticaret Odası” olması gerekir. Oysa Türkiye’de büyük ölçekte ve lider durumunda “İMEAK Deniz Ticaret Odası” vardır. Açılımı “İstanbul, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz”dir. Ama Akdeniz deyiminin asında “Mersin”hariçtir.
Deniz Ticaret Odası’na giden tarihi süreci belge halinde “İskenderun ve Mersin’den bazı portreler ve anılar” başlıklı makalemde anlatmıştım. Halen yayındadır.
Yıllardır  “Türkiye Deniz Ticaret Odası” olmamıştır diye soran olmuş mudur diye merak ederim! Kısa adıyla MDTO olan Mersin Deniz Ticaret Odası, sadece bir kırgınlık  sonucu kurulmuştu. Yoksa Mersin de günümüzde Deniz Ticaret Odası’nın Akdeniz çanağındaki  bir eksiklik olarak ortaya çıkmayacaktı. Ben bu kırgınlığa o yıllarda dakika dakika, saat ve saat tanık oldum. Bu tanıklığıma ait anılarım “İskenderun ve Mersin’den bazı portreler ve anılar” başlıklı makalemde yeralmaktadır.
Konuyu daha da tartışılır veya değerlendirilir hale getirmek amacıyla, belirttiğim yazımın sonunda yeralan “Neden MDTO- Mersin Deniz Ticaret Odası” başlıklı kısmı tekrarlamak ve soru açmak istiyorum;

  • Türkiye’de tüm hükümranlık sahillerini temsil eden Türkiye Deniz Ticaret Odası örgütlenmesine ihtiyaç var mıdır?.. Yok mudur?
  • Günümüzden gerilere doğru bakıldığında Mersin’de ortaya çıkan kırılganlığın, gerek MDTO-Mersin merkezinden ve gerekse  gerikalan tüm Türkiye sahilleri kapsamında İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın yorumlaması olası mıdır?

“Neden-MDTO Mersin Deniz Ticaret Odası” konulu yazım şöyle idi; 
TOBB’a bağlı Oda ve Borsalar, 08 Mart 1950 tarih ve 5590 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile kurulmakta ve denizcilik sektörü mensupları farklı Odalara üye olmakta iken, ülkemizde denizciliğin de ayrı bir Oda olarak temsil edilmesi ihtiyacından hareketle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda 24 Aralık 1981 tarih ve 2567 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile Deniz Ticaret Odalarının kurulmasına imkân tanınmıştır. Akabinde, Ticaret Bakanlığı’nın 04 Mayıs 1982 tarih ve 14 (630.2/201) 21262 sayılı onayı ile 26 Ağustos 1982 tarihinde “İstanbul Deniz Ticaret Odası” kurulmuştur. Başlangıçta sadece İstanbul Deniz Ticaret Odası olarak 744 üye ile kurulmuş bulunan Oda, faaliyetlerini giderek artan etkinliklerle sürdürmüştür. Deniz ticaretinin tabiatında yatan evrensellik ve ihtiyaçların gerektirmesi üzerine Odamız faaliyet alanı, Marmara Denizi’ne kıyısı olan illerimizi ve daha sonra da Ege ve Akdeniz’i ve nihayet Mayıs 1989’da Karadeniz’e kıyısı olan illerimizi kapsayacak şekilde genişletilmeye yönelmiştir. Bu süreçte İstanbul Deniz Ticaret Odası; Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki çeşitli liman kentlerinde Şubeler ve Temsilcilikler açarak, “İstanbul ve Marmara, Ege, (Mersin hariç) Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası” adını almıştır.
 
1981 yılında Mersin Deniz Ticaret Odası kuruluyor
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 13.03.1989 tarih ve 12521 sayılı onayları ile Mersin Deniz Ticaret Odası kurulmuştur..Ama neden…
Neden  Mersin’de olumsuzluk yaşandı

Ziya Kalkavan Meclis Başkanı olarak Mersin ve İskenderun’a seyahat etmek ve bu liman kentlerinde de Oda’nın örgütlenmesine katkıda bulunmak istemişti. İstanbul DTO’dan sonra ikinci bir bağımsız deniz ticaret odasının kurulması aslında ters bir olgudan dolayıdır. Deniz Ticaret Odası’nın Türkiye kıyı kentlerin boyunca örgütlenme çalışmaları sırasında  Meclis Başkanı olan Ziya Kalkavan kendi kültür ve liderlik dünyasında bir adım atmış ve önce Mersin’i ve sonra İskenderun’u ziyaret etmişti. Bu ziyaretinde benim de bulunmamı istediğinden her iki sahil kentindeki  olaylara tanık olmuşumdur. 
Mersin için önce uçakla Adana’ya geldik.  Mersin’e yerleşmiş Rize’li veya Karadenizli eşraftan bazıları Ziya kalkavan’ı karşılamak amacıyla havaalanına gelmişlerdi. Bir Buick otomobil ile Mersin’e intikal ettik.  Ziya Kalkavan aklımda kaldığı üzere Mersin’de Sabah Han’ın giriş katında Karadenizli eşraf ile sohbet ederken, vakit öğle olduğundan, hayli büyük  bir ahşap masa etradında lahmacunla taam edildi.
Konuşmasında Deniz Ticaret Odası’nın Mersin’de de teşkilatlanması için Karadenizli esnaftan çalışmalarını istemişti. Mersin’den hareket ederek aynı Buick otomobil ile İskenderun’a geldik. Bir otelde yer ayırmışlardı. İskenderun’da Ernest Boutros karşılamıştı. Akşam Belen’de bir kır lokantasına davet etti. Masada İskenderun’daki bazı denizcilik firmalarının genç  mensupları da vardı. Ziya Kalkavan Bey bu ziyaretinden çok memnun kaldı ve Deniz Ticaret Odası’nın İskenderun’da da  örgütlenmesinin önemini anlattı. Bu sözleri olumlu karşılanacak ve zamanla İskenderun’da Deniz Ticaret Odası İskenderun şubesi kurulacaktır.
Fakat Ziya Kalkavan’ın Mersin’e gelmiş olması ve bu liman kentinde de Deniz Ticaret Odası’nın örgütlenmesi Karadenizli esnaftan  istemesi tepkiye neden olmuştu. Sanırım Mersin’de o yıllarda mevcut  tek denizcilik örgütü olan Vapur Donatanları Derneği üyeleri kendileriyle görüşülmemesine, birbakıma bir kenara itilmiş olmalarına tepki göstermişlerdi.
Bir zaman sonrasında Mersin’e gittiğimde ayrı bir deniz ticaret odası  oluşumunun ilk toplantısına da tanık oldum. Bu toplantı, bir gece  Atako’nun başkanı ve saygın bir meslek erbabı olan Hanri Atat başkanlığında ve Vapur Donatanları Derneği merkezinde yapıldı.
Dar uzunca küçük bir oda diyeceğim.  Bu odada  yine  orta büyüklükte uzun bir masanın etrafında toplanmışlardı ve  sol başta Hanri Atat başkanlık ediyordu. Yıllar geçtiğinden hatalı olarak hatırlamış olabilirim: Bu toplantıda- Remon Kumdereli, Mişel Şaşati, Erol Kuzeyman, İrfan Solmazer, Albert Botros gibi ve diğer isimler vardı.
Konuşmalarda Ziya Kalkavan’ın Mersin ziyareti ve o güne ait konuşmalar naklediliyor ve kendilerinin bir kenarda bırakılmış olmasına kırgınlıklar tepkiye dönüşüyordu. Sona doğru “Mersin’de ayrı bir deniz odası kurulması” fikri ağırlık kazanmıştı. 
Mersin’deki denizcilik erbabı toplumunda meydana gelen olumsuzlukları gidermek amacıyla Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu  Başkanı Hilmi Sönmez başkanlığında 4 kişilik bir heyet Mersin’e gitti. Burada konu dışında kalan bir olay da yaşandı:Hilmi Sönmez’i Adana’dan Mersin’e giderken kendisine telefonlu bir otomobil bulunmasını istemişti. Bu isteği Hanri Atat Bey öğrenmiş ve kendi otomobilini Adana’ya göndermiş..  Bu olay da  Hilmi Sönmez dışında kendisiyle birlikte olan armatörlerin tepkisine neden olmuştu ki “Nasıl olur da bize karşı olanların başının otomobiline bindirildik…” diye söylentileri hatırlarım. Oysa oraya yanlış anlamaları gidermek amacıyla gidilmişti..Bu da bir sonuç vermedi ve 1989’da MDTO kısa adıyla Mersin Deniz Ticaret Odası  yasal olarak hayat buldu.
Bu olaylardaki  bir ikilemi hatırlatmak isterim; Ziya Kalkavan’ı İskenderun’da Ernest Butros karşılamıştı ve buradaki konuşmasında İskenderun’da da Deniz Ticaret Odası’nın örgütlenmesi bir sohbet halinde geçmişti. Ardından İskenderun, İstanbul Deniz Ticaret Odası’nın ülke kıyıları boyunca örgütlenmesine katılan ilk liman kenti oldu.
Türkiye’de “Türkiye Deniz Ticaret Odası” olamamıştır..”

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google