yeni
İstanbul
07 Ağustos, 2026, Cuma
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

O bir okuldu..

06 Ağustos 2026, Perşembe 16:00

Armatör kimliği ile Asaf Güneri’yi  anarken
Yazan:Osman Öndeş

Türk Bulk çalışmaları için Asaf Güneri’nin Kanlıca’daki yalısında bir toplantı sonrasında; Oturanlar (Soldan) Eşref Cerrahoğlu, Asaf Güneri. (Arka sıra soldan) Ali Yenidünya, Levent Karaçelik ve Erol Yücel. Yağlıboya tablo: Yasin Sancaktar.
Asaf Güneri, son dönem Türk deniz ticareti dünyasında  gerçek anlamda bir okul olmuştur.
Kendilerine imkan yarattığı, ufuk açtığı ve deneyim elde etmelerine katkıda bulunduğu isimlerden biri Levent Karaçelik idi.
Levent Karaçelik yaşamını anlatırken  şöyle devam ediyordu;  “Sağ-Sol anarşi olaylarının tüm ülkeyi sardığı 1969 yılında karanlık yıllarda üniversitemiz de bir sene kapalı kaldı. Bu nedenle Zonguldak Sanat Ensitüsünde İngilizce Ögretmenliği bile yaptım. Tüm siyası anarşi çalkantılarına ragmen Hukuk Fakültesini dört senede tamamladım ve fakültemizde “Deniz Ticaret Hukuku” konusunda lisans çalışması yaptım. Ancak hocalarımla olan anlaşmazlığım nedeni ile bu çalışmayı tamamlayamadan 1975’de bıraktım.

Zihni Vapur Acentesi’ndeki yaşantım
Mesleğe 1974 de Zihni Vapur Acentesi’nin Mumhane Caddesi Dalyanoğlu Han’ın dördüncü katındaki ofisinde başladım.Ticaret kısmında “Küçük Atilla” dedikleri bir kişi, acente işlerine bakan Apostol Bey, Mâli İşlere Bakan Çınar Dörtbudak ve gemi kiralama işlerinden sorumlu Kaptan Ercan Beksaç vardı. Asaf Güneri’den, Koray Araz’dan, Remon Buzuru’dan çok şeyler öğrendim. 
Sekiz ay İtalyada SIS Ravenna ve Hugo Trumpy Geoa gibi iki ayrı çok önemli firmada bir anlamda staj yaptım. (Kaynak:Osman Öndeş- Türk Armatörleri Tarihi VII.Cilt Sf.353-)  
1976’da yedek subay olarak göreve çağrıldım ve nükleer batarya Emniyet Subayı olarak Keşan’da görevlendirildim.1978’de çok kısa bir Cannes Brokerlık firmasında çalıştım. Bu dönem benim için yeni bir tecrübem olduysa da, gerek lisan sıkıntısı ve gerekse çevremdeki Fransızlardan sıkıldığımdan kısa süre sonra tekrar Zihni Vapur Acentesi’ne ye geri döndüm. 1980’de Erol Yücel, Ali Yenidünya, Rıfat Karakimseli ile beraber MARTI’yı kurduk.”

Akmar Yönetim Kurulu Başkanı olan  Necdet Aksoy’un yaşam öyküsünden bazı bölümleri alıntıladım. Şöyle anlatıyordu; “Evlendiğim sene Asaf Güneri, artık anonim şirkete geçiş yaptıklarını söyleyerek bana hisse vermeyi önerdi. Kendi teklifiyle yeni kurulan Zihnak’a ortak oldum. Daha sonra armatörlük şirketine ve diğerlerine de ortak oldum. 1986’nın sonunda Zihni şirketler grubundan ayrıldım ve Andrea Vermez ’le kendi şirketimizi kurduk. (Osman Öndeş- Türk Armatörleri Tarihi V. Cilt Sf. 360-361). Her işimizi tam yapmayı kendime hedef seçmiştim. Bu benim yaşam ve çalışma anlayışımdı. Canımı verircesine, sabahlara kadar çalıştığım yıllar bana çok ciddi destek olmuştur. Zira Akmar’ı kurduğumuzda işin A’sından Z’sine kadar her şeyi biliyorduk. O yıllar bir taraftan bizi çok yormuştu. Yasal olarak 7 Mayıs 1987’de Andrea Vermez ve küçük hisseleri olan Necdet Tarhan ve Emin Eminoğlu olmak üzere dört hissedar kendi şirketimizi kurduk. Emin Eminoğlu ve Necdet Tarhan bir sene sonra ayrıldılar ve kendi şirketlerini kurdular. İlk yazıhanemiz Meclisi Mebusan’da Borusan’ın yanındaki bir binanın dairesi oldu. Daha sonra Perşembe Pazarı’nda büyük demir ithalatçısı Kenan Demirtaş’ın yeni inşa ettiği binada iki katı kiraladık. Akmar olarak acentelikle birlikte stevedorluk yapmaya başladık. 1988’de armatörlüğe adım attık ve Şadan Kalkavan ile ortak olarak İrfan Erdem’in inşa ettiği 6,200 dwt.’luk bir gemiyi iflas masasından bir paket anlaşmayla satın aldık ve “Akmar 1” adını verdik..”
Zihni Şirketler Grubu’ndan gelen Mülkiye’li Emin Eminoğlu’nun anlattıkları; Günümüzde ENMAR Denizcilik ve Tic. A.Ş. kurucusu Emin Eminoğlu yaşamından bazı bölümleri alıntıladım;  “Mülkiye’ye 1976 yılında girdim. İlk dersimizde şunu gördüm, yanımdaki insanlar buradaki çok köklü okullardan geliyorlardı. İstanbul Erkek Lisesi, Robert Koleji, TED Ankara Koleji gibi… Bunlar zehir gibi talebelerdi. Hiç unutamıyorum, ilk derslerden biri, İstatistik dersiydi. Kitabın yarısını geçtik. Çünkü çoğunu atladık. Ben hiçbirini bilmiyordum, yanımdaki arkadaşlara bunu bilip bilmediklerini sorduğumda hepsinin bildiğini gördüm. O zaman ben “bunların hiçbirini bilmiyorum, buraya neden geldim” diye çok sorgulamıştım. Fakat oradaki ağabeylerimden biri bana önemli bir şey söyledi. “Nereden geliyorsun?” dedi, İskeçe Azınlık Okulu’ndan geldiğimi söyledim. “Bak etrafına buradakilerin çoğu en az 2-3 dille buraya geliyorlar ve zehir gibiler, senin yapman gereken tek bir şey var. Arayı kapatabilmek için gün 24 saat ise sen 25 saat çalışacaksın.” 
Ben yıllarca günde 25 saat çalıştım. Kitap alacak param olmadığı zamanlarda Ankara Millî Kütüphane’de çalışırdım. Aslında Ankara Millî Kütüphane’den hiç çıkmazdım. Bunun iki sebebi va;.Birincisi, Ankara o tarihlerde çok soğuktu, kütüphane ise çok sıcaktı. İkincisi de, istediğim her türlü kaynağa ben Millî Kütüphane’de ulaştım. Hocalarımız o tarihte, çok değerli önemli isimlerdi. Benim tarih hocalarımdan biri İlber Ortaylı Hoca idi. Anayasa Hocam  Mümtaz Soysal’dı. Bu insanlarla ders yapmak bir ayrıcalıktı…
Mezun olduktan sonra parasızlık dönemimiz başladı. Çünkü talebeyken harçlığımı babam gönderiyordu. Mezun olunca bana “Allah yardımcın olsun” gibi bir şey söyledi. Tabii ben anlamadım, İstanbul’a geldim. Normal hayatıma devam ettim, nasılsa ay sonu gelecek diye. Aysonu harçlığım gelmeyince anneme telefon ettim, “Ne oluyor?” dedim. “Her şey aynı bir değişiklik yok hayatımızda” dedi. “E.. neden para gelmiyor” dedim. “Onu babana soracaksın” dedi. Akşam babamı arayıp sordum. “E evladım söyledim ya, Allah yardımcın olsun dedim” dedi. Bu bir öğretiydi. Ben ekonomik sıkıntı yaşamadım. Ankara’da 3 arabalı öğrenciden biriydim. Fakat bu bir öğretiydi.

..Bu parasızlık döneminde bir ilân gördüm. İlân beni tarif ediyor. “Yüksek eğitim almış olacak. Yunanca bilenler tercih sebebidir.” İlânı koyan Zihni Şirketler Grubu. Acente bölümüne eleman aranıyor. Ben ertesi gün iş görüşmesine gittim. Yıl 1982. Çok enteresandı. İlk soru şuydu: İşe ne zaman hazırsınız? 
Ben “İsterseniz yarın başlayabilirim” dedim. “Pazartesi gelin” dediler. Pazartesi başladım. Zihni’de tam 5 yıl yönetici olarak hizmet verdim. Gemi acenteliği, gemi işleri nedir bilmezdim. Bakın ben gemiye bile “sahip” derdim. O zaman “Vessel” olduğunu öğrendim. İlk olarak masamın sağına ve soluna en az 30’ar dosya koydular. Bunları incele dediler. Ben onları önce inceledim. Önce acente memuru olarak başladım işe.
Denizciliğin her şeyini, her şeyini sevdim. 
Zihni’de 5’inci yılımı tamamladıktan sonra yine aynı kadroda olan 5 arkadaş ile yeni bir proje işine girdim. Böylelikle AKMAR’ın kurucu üyelerinden biri oldum. Orada Necdet Aksoy, Necdet Tarhan, Nezih Doğanlar, Andrea Vermez, Emin Eminoğlu beşlisi olarak AKMAR’ı kurduk. Burada önemli işler yaptığıma inanıyorum. 1992 yılında kendi şirketimi kurma zamanının geldiği hissine kapıldım. 5 Mayıs 1992’de de ENMAR Vapur Acenteliği’ni kurdum. 
Halka İlişkiler’a büyük önem verirdi.
Asaf Güneri için tanıtım bir tabu gibiydi ve bunedenle Perran Ersu ’yu Zihni Şirketler Grubu Kurumsal İletişim ve Halkla İlişkiler Yöneticisi  atamıştı.
Perran Ersu, uzun yıllar Türkiye'de kurumsal iletişim (Corporate Communications), halkla ilişkiler (Public Relations-PR), medya ilişkileri, yayıncılık ve uluslararası temsil alanlarında görev yaptı.
Zihni Şirketler Grubu başkanı olarak Asaf Güneri, 80’li yılların tüm Türk armatörlük dünyasında  Kurumsal İletişim ve Halkla İlişkiler kavramına profesyonel şekilde ilgi gösteren tek armatör oldu.
Asaf Güneri önderliğindeki Zihni Şirket Grubu bir okuldu ve bu okuldan çok kıymetli deniz ticaret firmaları bu sektöre katıldı.

Türk Armatörleri Tarihi  çalışmalarının sonuna gelmiştik
Zamanında çok yakından tanışık olduğum Asaf Güneri’ye bir türlü ulaşamıyordum.  Cdeniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan Recep Düzgit, bu eserin başlangıç yıllarında itibaren daima ilgilisi korudu ve  eksik kalabilecek bsazı isimleri bana hatırlattığı gibi, bu isimlere ulaşmama da yardımcı oldu.  Asaf Güneri Bey’e ulaşamadığımı biliyordu..Birgün telefonla aradı. İlki Bayam ve Ayşe Yenen Hanım ile görüşeceiğini söyledi ve telefon numarasını verdi.. Birkaç gün sonra aramamı da önerdi.
İlki Bayam ve Ayşe Yenen Hanım’a bu vesile ile tekrar teşekkür ediyorum.
Asaf Güneri Bey, benzersiz bir mesleki okul ve önder oldu..
Rahmet dua ederim..

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google