uygulama indirin
İstanbul
02 Kasım, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

SON ALTIN YUNANLI ARMATÖRÜ JOHN M.CARRAS

02 Kasım 2026, Pazartesi 15:55

 

2008  yılı Eylül ayı idi..
Yunan denizciliğinden bir yıldız kaydı
Yazan: Osman Öndeş

 Yunanlı armatörlerin XX.Yüzyıl başından itibaren kurdukları mucizevi filonun özünde son derece köklü kurallar bulunmaktadır. Bu kuralları yaratanlardan biri de Carras (Hellenic) filosu ile  kurucusu John M.Carras idi.
Yunanistan Deniz Ticareti mücizesini yaratanlar Yunanlı armatörler idi. O armatörler de 1916 yılında Pire’de Yunanlı armatörlerin ortak seslerinin dünyaya iletilmesi amacıyla Union of Greek Shipowners (UGS) —Ένωσις Ελλήνων Εφοπλιστών ‘ı kurmuşlardır. Bu birlik, sadece Yunanlı armatörleri temsil etmekteydi. 
Yunanistan Deniz Ticaret Odası -NEE başkanının armatör olması zorunludur.
Yunanistan Deniz Ticaret Odası -Ναυτικό Επιμελητήριο της Ελλάδος – başkan adayları ancak armatörler arasından  olabilir.Yönetim Kurulu Başkanı  olabilmek için armatör olmak veya uygun bir armatörlük kuruluşunun resmi üst düzey yöneticisi/yasal temsilcisi olmak zorunludur.
Görevde  olan  bir Uzakyol Kaptanı / Gemi Süvarisi, Broker, Ship Chandler, Ship Builder vs gibi diğer denizcilik sektörlerinden gelenler, armatör değilseler, NEE Başkanlığı için aday olamazlar ve   örneğin denizde görev yapan bir kaptan başkanlığa aday gösterilemez.
Yunanistan Deniz Ticaret Odası, özünde  gemi sahibi işletmeleri temsil eden bir kamu tüzel kişi  amacını taşımaktadır.
Zamanla tüm Yunanistan denizciliğini kapsayan resmi kamu niteliğinde bir meslek örgütü olmuştur. Denizciler, gemi zabitleri ve faal kaptanlar ise bunun yerine denizcilik işçi sendikaları (Panhellenik Denizciler Federasyonu - PNO gibi) veya mesleki kaptan dernekleri (Panhellenik Ticaret Bahriyesi Kaptanları Derneği - PEPEN gibi) gibi meslek derneklerinde başkanlık yapabilirler, yönetim  kuruluna seçilebilirler. 
Yunanistan'da deniz ticaret odası yapılanması Türkiye ile büyük benzerlikler göstermekle birlikte, denizcilik sektörünün ülkedeki devasa ağırlığı nedeniyle daha merkeziyetçi ve Pire odaklı bir yapıya sahiptir. Gunaydın
Yazıyı bir solukta okudum.
Ancak bir yere takıldım.YUNAN DENİZ TİCARET ODASI na üye olabilmek için Armatör olmak şartında,
“Kaptan/Süvari armatörlerden de seçilebilir.”diyorsunuz.Bunun Kaptan/Baş Mühendis şeklinde yazmanız mümkün

Yunanistan Deniz Ticaret Odası (Hellenic Chamber of Shipping / Kısa adıyla NEE), 1936 yılında kamu tüzel kişiliğine sahip bir devlet kurumu olarak kurulmuştur ve merkezi Yunan denizciliğinin kalbi sayılan Pire Liman kentindedir.
Türkiye’deki İMEAK Deniz Ticaret Odası'nın sahil şeritlerinde çok sayıda büyük ve yarı özerk şubesi bulunurken, Yunanistan'da neredeyse tüm operasyonlar Pire'deki ana merkezden yürütülür. Bunun istisnası olarak, ülkenin kuzeyini kapsayan  Selanik Şubesi  gibi sınırlı sayıda bölgesel şube bulunmaktadır. 
Kurumsal Uygunluk bakımından eski bir kaptan bir armatörlük şirketinin sahibi olursa, Genel Müdür/CEO olarak görev yaparsa veya üye bir armatörlük şirketini temsil eden ana yasal yönetici olarak atanırsa, Yunanistan Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu'na seçilebilir. Yönetim Kurulunda yer aldıktan sonra söz konusu kişi -geçmişte Kaptan/Baş Mühendis  olup olmadığına bakılmaksızın- diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından Başkanlığa aday gösterilebilir ve seçilebilir. 


 
John M.Carras ve eşi Athina  1996 yılı Posidonia Fuarında.

Geleneklerden gelen Yunanlı armatörlerden John (Ioannis) M.Carras
Kökleri adalardan olan Yunanlı armatörler “Geleneklerden gelenler” diye adlandırılır. Onların çoğu Sakız Adası’ndandılar. Fakat sanayici ve başka alanlarda müteşebbis olup da armatörlüğe yönelmiş  Yunanlılara “Geleneklerden Gelmeyenler” denilmiştir. John M.Carras geleneklerden gelen  ve mucizeler yaratmış bir Yunanlı armatör idi. Yaşamı  da “Greek Shipping Miracle” sayfalarında yeralmaktadır. Altın Yunanlı diye çağrılan Karras Giannis  ya da uluslararası adıyla John  M. Carras, Aristotelis Onasis kuşağından bir simge armatördü. 
II. Dünya Harbi’nden çok derin felaketlerle çıkan Yunanistan’da günümüzün heybetli denizciliğini kuran liderlerden sayılan John (Ioannis) M. Carras, Pire’deki Carras(Hellas) Genel Merkezindeki yaşamına dostlarının çevresinde 17 Eylül 2008’de  93 yaşında veda etti.  Vefatı üzerine Carras Hellas onun anısına tam gün kapalı kaldı. O son Golden Greek denilen bir kuşağın son temsilcisi idi. Bir dünya denizcilik simgesi olan  Yunan denizciliğinin diplomat armatörü, çevreciliğin koruyucu liderlerinden George P. Livanos ’un kayınpederiydi. 


  
Ünlü denizcilik yazarlarından ve Yunan denizciliğinin tarihi kadar, sosyal yaşamının da tanığı meslekdaşım Lloyd’s List’in Yunanistan bölge temsilcisi Nigel Lowry, 1995 yılındaki bir haberinde John M Carras grubunun  170 milyon dolar maliyetle Güney Kore’nin  Halla Engineering and Heavy Industries Tersanesi’ne   dört adet Capesize  kuru dökmeyük gemisi inşa siparişi verdiği yazıyordu. Bu sipariş  Halla’nın yeni Samho Tersanesi için  ikinci Capesize gemi projesi olmaktaydı. 167,000 dwt’luk dört gemi  1996  son çeyreğinde teslim edildiler ve Yunan bayrağına tescil edildiler. Carras(Hellas) Ltd’in filosuna katılan bu gemilerin o yıllardaki inşa fiyatları birim olarak  43 milyon dolardı. 

Yunan denizciliğinin olduğu kadar belki de dünyanın sessizliği en tercih eden John M. Carras efsanevi bir armatördü. 1980 ekonomik krizinden önce filosunun büyük kısmını elden çıkardı ve bir süre Yunan denizcilğinin uyuyan devlerinden biri olmayı tercih etti. 
Şirketi Carras(Hellas) Ltd. çoğunlukla panamax tip kuru dökmeyük gemilerinden oluşan bir filo olarak tanındı.Capesize kuru dökmeyük gemileriyle de mükemmel bir aşamayı gerçekleştirdi.1995 sonu verilerine göre Yunanlı armatörlerin yeni gemi siparişleri  1.5 milyar doları aşmıştı. Kısa zamanda  bu rakam 100 milyar doları aşmıştır.
Uzak Doğu tersanelerine yoğun şekilde kuru dökmeyük gemisi inşa siparişleri olan Carras(Hellas) ayni zamanda Danimarka’nın AP Moller Grubu’na ait Odense Tersanesi’ne de  altı adet Capesize  kuru dökmeyük gemisi siparişi vermişti. Danimarkalı Odense Steel Shipyard Ltd. ilk kez Japonya, Güney Kore ve Çin gibi Uzak Doğu tersanelerinin egemenliğini kırarak 2009 yılından itibaren teslim edilmeye başlanacak  180 bin dwt olan John Carras sayesinde  bir seri Capesize kuru dökmeyük gemisi siparişi almıştı. 


 
Çoğu Yunanlı armatörler için Londra ikinci bir vatan olmuştur. Saygınlık dolu mazisiyle John Carras,1938 yılında babası Michael Carras ile Londra’da kurdukları Carras Ltd ile denizcilik alanında yeralmaya başlamışlardı. Asıl yükselişleri ise ABD’nin II. Dünya Harbi sonrasında çok  düşük ve hatta ihmal edilebilir bir rakamla hibe edercesine sattığı 100 adet Liberty tip gemiden  birini alarak başladı. Bu gemiye “Fotini”  adını verdi. 
Toplumda pek görülmek istemeyen John M. Carras 92 yaşını idrak ettiği sene Lloyd’s List Greek Shipping Awards  Yılın Denizcilik Şahsiyeti Ödülüyle taçlandırılmıştı.Gemilerinin çoğuna  hep “Aqua..” ile başlayan isimler vermiştir. Aquafaith, Aquaprima,  Aquaglory,Aquacharm, Aquavictory  kuru dökmeyük gemisi idiler.Sadece bir kuru dökme yük gemisine kendi adını vermiştir.


 
John M. Carras'ın, 20. yüzyılın ikinci yarısında denizciliği devrimleştiren efsanevi "Altın Yunanlılar" arasında sayılmayı hak ettiğine şüphe yok. Ancak kendisi bu ifadeyi pek sevmiyordu. Bu ifadenin göz alıcı çağrışımları Onassis ve Niarchos'a yakışıyordu, ancak Carras muhafazakâr biriydi; son derece özel bir insan, karakter istikrarı, dürüst prensipleri ve kamuoyunun gözünden uzak durmasıyla dikkat çekiyordu.


 
1917  inşa yük/yolcu gemisi Ioannis Carras, sahibi oldukları ilk gemilerdendi.

Birçok önde gelen Yunan denizcilik ailesi gibi, Carras ailesi de Sakız Adası'ndaki Kardamyla köyünden gelmektedir. Ailenin denizcilik işletmeleri 19. yüzyıla ve ilk yelkenli gemi filosuna kadar uzanmaktadır.
Genç yaşta gemi taşımacılığına giren Carras, II.Dünya  Harbi  arifesinde babası Michael J. Carras ile birlikte Londra'da Carras Ltd. isimli şirketini kurdu. Savaş sırasında, birçok Yunan vatandaşı gibi Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı, ancak o dönemdeki Yunan gemi sahiplerinin çoğunun toplandığı New York yerine Kaliforniya'ya yerleşti. ABD'nin batı kıyısında, savaş zamanı çok sayıda Liberty tipi gemileri inşa eden Kaiser Tersanelerinden birine yakın bir yerde yaşıyordu. Şirketi, savaş sırasında Adelfotis ve Ioannis Carras adlı iki buharlı gemisini kaybetti. II.Dünya Harbi sonunda Carras New York'a taşındı ve Yunan gemi sahiplerine tahsis edilen 100 Liberty gemisinden birini satın almayı başardı. Bu, 1944 yılında inşa edilen Frank J. Cuhel isimli bir genel yük gemisiydi; gemiye “Fotini” adını verdi ve Yunan bayrağı altında tescil ettirdi.
Sonraki yıllarda, taşımacılık ihtiyacının artmasıyla birlikte filo, daha fazla Liberty tipi gemi ve diğer yük gemileriyle genişledi. Ancak Carras, tankerlere yoğunlaşan ilk Yunan gemi sahiplerinden biri de olmuştu. 1951'de, daha sonra dünya gemi inşa sektöründe baskın güç haline gelecek olan Japonya'daki bir tersaneye gemi inşa siparişi veren ilk batılı gemi sahibi olmuştu.Söz konusu gemi, Mayıs 1952'de Hitachi Zosen tarafından teslim edilen 19.700 tonluk Tini idi. Bunu üç kardeş tanker izledi ve 1958'e gelindiğinde Carras, 11 tanker de dahil olmak üzere 18 gemiden oluşan bir filoya sahipti.
1970'lerin başlarında Carras, 30'dan fazla yük gemisi ve tankerden oluşan Yunanistan'ın en büyük filolarından birini işletiyordu. Temelde, kariyeri boyunca denizciliğe yaklaşımı istikrarlı kaldı, ancak 1970'lerde denizcilik piyasalarında daha zorlu zamanlar geldiğinde bu yaklaşım incelik kazandı.
Politikası, en iyi özelliklere sahip yepyeni gemiler sipariş etmeye ve bunları asla banka kredisi kullanmadan kendi fonlarından ödemeye odaklanmaktı. Bu arada, diğer gemi sahiplerinin giderek daha büyük gemiler inşa etme yarışına girmesi ve 1970'lerde büyük tankerlerden ileri gelen  sorunların  manşetlere taşınmasıyla tankerlere olan hevesi azaldı.
Carras hızla tanker piyasasından çekildi ve daha sonra kuru yük gemilerine odaklandı. Kariyerinin son döneminde neredeyse tamamen seri siparişlerle ve genellikle denizcilik piyasası döngüsünün uygun anlarında Panamax ve Capesize tipi kuru yük gemilerine yoğunlaştı. Ancak, aynı zamanda dört kızından birinin kocası olan damadı George P. Livanos'un da sessiz bir destekçisiydi. Livanos'un kendi şirketi Ceres Shipping Enterprises, 1980'lerde Yunanistan'ın en büyük tanker sahibi haline geldi ve deniz yoluyla petrolün etik ve güvenli bir şekilde taşınmasında lider olmayı hedefliyordu.
Kariyeri boyunca Carras, çoğunluğu Japonya'da inşa edilmiş yaklaşık 40 yeni gemiye yatırım yaptı. 1995 yılında, capesize dökme yük gemilerine ilk adımını atmak için Güney Koreli bir tersane olan Halla Engineering & Heavy Industries ile tek sözleşmesini imzaladı. Oradan 167.000 tonluk dört gemi sipariş etti; bu sözleşmenin değeri yaklaşık 176 milyon dolardı. Daha sonra, 2003 yılında beş adet capesize dökme yük gemisi serisi için Japonya'ya geri döndü.
Carras'ın 92 yaşında bir gemi sahibi olarak yaptığı son büyük hamlede, şirketi Carras (Hellas), yıllar sonra Avrupa'daki bir tersaneden büyük miktarda dökme yük gemisi siparişi veren ilk şirket oldu. Danimarka'daki yüksek puanlı Odense tersanesinden 2007 yılında sipariş edilen altı adet yepyeni capesize gemi projesi, Avrupa'nın dezavantajlı gemi inşaatçılarına verilen sembolik bir destek eylemi olarak görüldü.
Fakat John M. Carras, gemilerin teslim edildiğini görecek kadar yaşamadı. Birkaç yıldır sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu. Yakın çevresine göre, o kadar kendini denizciliğe adamış bir insandı ki, sağlığındaki dalgalanmalar, denizcilik piyasası endeksindeki yükseliş ve düşüşlerle eşleşiyor gibiydi. Eylül 2008'de, Lehman Brothers'ın iflas edip dünya finans piyasalarını alt üst ettiği aynı hafta sonu vefat etti. Sonraki birkaç gün içinde, capesize dökme yük gemilerinin kiralama oranları tarihlerinin en keskin düşüşünü yaşadı.


 
John M.Carras ve eşi Athina ile..


Eşi Athina ile dört kızının mutluluğuyla tanınan John Carras ‘ın damadlarından biri Yunanlı simge armatör ve diplomat George P. Livanos ile de gurur duyardı.


 
Yunan şaraplarının ilahı Carras
John M. Carras, Fransa’da Porto Carras Marinası’nın kurucusu olarak ün sahibi olduğu gibi,  ülkenin en tanınmış Domaine Carras şaraplarının  üretildiği bağların da yaratıcısı olarak da şöhret yapmıştı. Günümüzde Türkiye’de Lucien Arkas ’ın sahip olduğu üzüm bağlarından üretilen LA Markalı nadide şaraplar da nice övgüye sahiptirler.
Domaine Porto Carras (sıklıkla Domaine Carras olarak anılır), çağdaş Yunanistan'ın en tarihi ve nüfuzlu şarap üreticilerinden biridir. Halkidiki'deki Sithonia yarımadasında, Meliton Dağı'nın batı yamaçlarında yer alan tesis, yaklaşık 475 hektarlık alanıyla Yunanistan'ın en büyük kesintisiz organik bağ alanı temsil eder.1965 yılında Yunan armatör Yannis (Yiannis) Carras tarafından kuruldu. Aynoroz (Mount Athos) yakınlarında bir gemi seyahati sırasında Sithonia'nın el değmemiş kıyı coğrafyasına hayran kalan Yiannis Carras, burayı dünya standartlarında bir tatil köyü ve bağ alanına dönüştürmeye karar verdi. Şaraphanenin mimarisi, Bauhaus akımının kurucusu Walter Gropius tarafından tasarlandı ve inşaat 1970 yılında tamamlandı.
Bordo Bağlantısı ve Émile Peynaud 
Yannis Carras, bağları kurmak için Bordeaux Üniversitesi'nin efsanevi enoloji başkanı Prof. Émile Peynaud ile anlaştı. Peynaud, modern şarapçılık tekniklerini, kontrollü fermantasyonu ve meşe fıçı olgunlaştırmasını getirerek tüm Yunan şarap endüstrisinin modernleşmesinin temelini attı. Tesisin kendine özgü mikrokliması ve teruarı, 1982 yılında Korumalı Menşe Adı (PDO) Meliton Yamaçları (Plagies Melitona) unvanının oluşturulmasını sağladı. Limnio ve Malagouzia ise Domaine Carras, Aristoteles tarafından bahsedilen antik Yunan kırmızı üzümü Limnio'yu yeniden canlandırması ve Yunanistan'ın en ünlü beyaz üzüm çeşitlerinden biri olan Malagouzia'nın kurtarılmasına öncülük etmesiyle tanınmıştır.
Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot ve Limnio üzümlerinden yapılan amiral gemisi kırmızı kupaj Château Porto Carras adı verilmiştir. Fransız meşe fıçılarda uzun süre dinlendirilen bu şarap; yapısı, yıllanma potansiyeli ve Bordo ile Akdeniz stillerini birleştiren profiliyle bilinir. Domaine Porto Carras (Limnio): Tarihi Limnio üzümünün kırmızı meyve, otsu aromalar ve yumuşak tanenlerini öne çıkaran tek çeşit (monosepaj) kırmızı şaraptır. Melissanthi: Assyrtiko ve Athiri (ve tarihsel olarak Malagouzia) üzümlerinden üretilen beyaz kupajdır. Magnus Baccata & Blanc de Blancs: Yerel ve uluslararası üzüm çeşitlerini harmanlayan popüler giriş ve orta segment şaraplardan oluşmaktadır.


 
Grand Porto Carras Marinası
John Carras, Frasız yüksek sosyetesinin  seçkin bir ismi idi. Güney Fransa’da marinası ayni zamanda bulunuyordu. Porto Carras Marinası Güney Fransa’da Languedoc kıyılarındadır. Son derece lüks iki oteli, marina kompleksindeki villaları, squash ve tenis kortları, yüzme havuzu, tiyatrosu, konferans merkezi, kumarhanesi, lokantaları, barları ve butikleriyle muazzam bir şıklığın merkezidir. Porto Carras Marinası projesi gerçekleşirken John M.Carras, Kuzey Yunanistan’da Domaine Carras şarapları için kollarını sıvamıştı bile.  1968’de Fransız ekolojist Emile Peynaud’un deneyimlerinden yararlanarak Yunanistan’ın en kaliteli şarabını üretmek üzere yola çıktılar. Satın aldığı arazilerden  800 dönümüne  dünyanın en kaliteli şaraplık üzümleri verecek bağları kurduklarında  yıl 1972 olmuştu.
Ancak şu çok önemli hatırlatmayı yapmalıyım; eğer dünya üzerinde kuşkulardan uzakta bir genetik kaydı ortaya çıkartılabilirse,  Sakız Adası’nın Kuzey- Doğu ucundaki Kardamyla köyünden gelen Carras’ların öyküsü çok renkli olmalıdır.

Kardamyla 1750’den beri  Yunan denizciliğinin kalbi, ana vatanı, hersınıftan gemici,denizci tüccar bankerler yetiştirip dünyaya göçetmiş yerlileriyle   tanınmış bir köy olmuştur. Onun içindir ki Sakız Adası- Chios’lu Yunanlı  denizciler daha derin saygınlıkla karşılanırlar. Livanos, Kardamyla’dan gelen birdiğer unutulmaz bir isimdir.


 
Haziran 1978’den bir hatıra- Yunan armatör George Livanos
eşi Fotini ile.

Yunanlı tarihçi, yazar  Mike Monchos şöyle yazmıştır; “Eğer yeryüzünde başarılı bir armatörün genetik kodunun hâlâ güçlü bir şekilde dolaşımda olduğu bir yer varsa, orası mutlaka Yunanistan'ın Sakız Adası'nın kuzeydoğu ucundaki Kardamyla Köyü olmalıdır.
Kayalık yamaçlara oyulmuş, Ege'nin en hırçın dalgaları ile en ince narenciye bahçeleri şeridi arasında olan Kardamyla, 1750'lerden beri her türden ticari denizcinin beşiği olmuştur: Kaptanlar, korsanlar, tüccarlar, paralı askerler, armatörler, ticari bankacılar, bağımsızlık savaşçıları... Hepsi Osmanlıların, Büyük Katerina'nın, Napolyon'un, İtalyan veya İngiliz risk sermayedarının ve nihayet 1821'den itibaren de kendilerinin hizmetindeydi.”

John M. Carras’ın damadı olarak George P. Livanos  
George P. Livanos, 1956 yılında John M. Carras'ın kızı Fotini Carras ile evlenmiştir. Böylece George P. Livanos  da aile geleneklerini saygıyla korudu ve tüm yaşamı boyunca Yunan ve dünya denizciliğinin başarılarına kendini adadı.
1926 yılında New Orleans’da doğmuştu.Babası Kaptan Livanos’un gemilerinde yetişti. ABD vatandaşı olarak büyüdü ve ABD Ordusunda ve hatta Kore Harbi’nde  görev yaptı.John M . Carras’in  kızı Fotini Carras ile evlenerek Livanos ve Carras ailelerinin  akrabalığını kuran isimler oldular. George Livanos’un 1 Haziran 1997’de Atina’da vefat etmesinden John M.Carras’ın çok etkilendiği söylenmiştir. 
George P. Livanos, en büyük Yunan armatörlerin yer aldığı pantheone (seçkinler  sınıfı) aittir. Filo büyüklüğü açısından 1980'lerin sonu ve 1990'ların en büyük Yunan armatörüydü; buna karşın sektörün toplumdaki rolü ile gemilerin ve gelecekteki hizmetlerin şekli konusunda vizyoner bir bakış açısına sahipti.Ayrıca denizcilik ve denizcilik sektörünün imajı için silinmez bir miras bıraktı. Bir bakıma “Geleneklerden Gelen” bir armatörlük ailesine mensuptu. Fakat kendisi ABD doğumluydu ve ABD vatandaşı idi. Eğitiminin bir kısmını Atina Koleji'nde aldı. Ancak  yaşamının ilk dönemlerinin büyük bölümünde evi ABD oldu. II. Dünya Harbi ve daha sonra Kore Savaşı sırasında ABD ordusunda görev yaptı.Bir armatör olarak Onassis, Niarchos ve C. M. Lemos gibi "Altın Yunanlar" kuşağının ön plana çıkmasından birkaç yıl sonra tanınmaya başlandı. Dünya zaten değişmekteydi.
İş hayatındaki ilk başarılarını,II.Dünya Harbi sonrasında  hizmetdışı  Liberty gemilerinden satın alıp bunları yeniden faal hale getirerek ve sonunda hurda olarak satmak üzere Japonya'ya göndererek elde etti. 1950'lerde tekrarlayan bu projeler oldukça kazançlıydı; çünkü ABD'den Japonya'ya kargo taşımanın navlun (taşıma) ücreti, ilk satın alma ve yeniden faal hale getirme maliyetlerini karşılıyordu, böylece hurda satışı saf kâr kalıyordu. Bu hikaye, armatörlerin en idealistlerinden biri olan Livanos'un aynı zamanda son derece pratik ve işin içinde (hands-on) bir yaklaşım sergileyebildiğini göstermektedir.
1960'larda, amcası Kaptan John G. P. Livanos'un 1950 yılında New York'ta kurduğu denizcilik şirketi Ceres Hellenic Shipping Enterprises'ın dümenine geçti. Zamanla genel merkezi Yunanistan'a taşıdı. Başlattığı pek çok yenilikçi proje arasında ilklerden biri, durmaksızın daha da büyüyen dökme yük gemileri trendinin aksine "Mini dökme yük gemileri" (mini-bulkers) fikriydi.
Yaklaşık 3.000 ton dökme yük taşıma kapasitesine sahip bu az su çekimi olan tasarımlı gemiler, okyanusları aşabiliyor ancak hayati önem taşıyan yükleri az gelişmiş limanlara veya iç su yollarına, yani sevkiyatın ihtiyaç duyulduğu yere yakın noktalara ulaştırabiliyordu. Afrika ve Asya'daki pek çok liman nehirler üzerinde yer alıyordu ve buralara yalnızca sığ su çekimli (draftlı) gemilerle verimli bir şekilde ulaşılabiliyordu. Armatörün tasarladığı gibi, bu gemiler BM'nin Bangladeş'e yönelik yardım çalışması gibi gıda yardımı programlarında rol oynamak için idealdi. Nihayetinde Ceres, Japonya'da toplam 52 adet "mini" gemi inşa ettirdi.
Ceres'in ana odak noktası uluslararası emtia taşımacılığıydı. Ancak şirket aynı zamanda Yunanistan'da hızlı feribot hizmetlerine öncülük ederek, ana karayı yakındaki adalara bağlayan geniş bir rota ağında kıyı yolcu hidrofoillerini (deniz otobüslerini) tanıttı. Bu durum, hem Yunanistan'ı ziyaret edenler hem de yerel olarak işe gidip gelenler için hızlı ve rahat seyahatte yeni bir dönem başlattı. Hizmetler, yirmi yıl boyunca Yunanistan'da herkesçe bilinen bir ifade haline gelen "Ceres Flying Dolphins" markası altında faaliyet gösterdi.
Livanos ayrıca, Yunanistan ile Avrupa Topluluğu arasında yolcu ve yük taşımacılığını hızlandırabilecek —muhtemelen katamaran tasarımına sahip— bir dizi büyük ve hızlı feribotun inşasını planladı. Projesi hiçbir zaman hayata geçmedi, ancak daha sonra birkaç büyük Yunan feribot şirketi, eski Yugoslavya'da patlak veren iç savaşlara yanıt olarak Adriyatik için büyük konvansiyonel feribotlar inşa etti. Diğer şirketler de iç hat feribot taşımacılığı için daha küçük katamaranları devreye soktu.
Livanos, geleneksel gemi tasarımlarının ötesine bakma ve gelecekteki olasılıkları sezme konusunda bir tutkuya sahipti. Bu tutku, örneğin devasa bir katamaran tankerin tam prototipinin yapılmasına (ki bu şimdiye kadar hiç inşa edilmemiştir) ve bazı konuşmalarında gelecekte yüklerin yüzey gemileri yerine roketler veya denizaltılarla taşınabileceğine dair öngörülerde bulunmasına yol açtı.
Çok az armatör bilim konusunda bu kadar heyecan duymuş ya da bu kadar endişelenmiştir.Daha 1970'lerin sonlarında, dünya genel olarak iklim değişikliği ilkesine aşina olmadan çok önce Livanos, çevre suistimalinin gezegeni yok edebileceğine dair uyarılara kulak vermeye başlamıştı. Ayrıca denizlerdeki petrol kirliliğinden ve tankerlerden kaynaklanan, sektörün adını lekeleyen bir dizi petrol sızıntısından da endişe duyuyordu.
Yunanların denizi gerçekten sevdiğine ve armatörler ile mürettebatın, denize verilen zararlar (çoğunlukla cehalet ve ilgisizlikten kaynaklanan) konusunda basit bir dille bilinçlendirilmesi halinde, sektörün çevre koruma sicilinin iyileştirilmesinde liderlik sağlayabileceklerine inanıyordu.
Helmepa- Yunan Deniz Temiz Derneği’nin kurucusu
Yunanistan Deniz Çevresini Koruma Derneği'ni (Helmepa) kurmak için Livanos'un çevre kuruluşları, denizciler ve en başta da kendi armatör meslektaşlarının birçoğu arasındaki muazzam şüpheciliğin üstesinden gelmesi gerekti. Haziran 1982'de Helmepa kurulduğunda, hem ulusal denizciler federasyonu hem de armatörler birliği, gemilerden kaynaklanan kirliliği ortadan kaldırarak  “Save Seas- Denizleri kurtarma" konusunda gönüllü bir taahhüt ilan eden yeni kurumun misyon bildirgesini imzaladı. Bu bildirge ayrıca beş büyük çevre kuruluşu tarafından da onaylandı: Roma Kulübü, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN), Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), Uluslararası Okyanus Enstitüsü ve Uluslararası Çevre ve Kalkınma Enstitüsü.
Helmepa zamanının ötesindeydi ve ona verilen destek zorlu mücadelelerle kazanılmıştı; bu da Livanos'un kararlılığına, samimiyetine ve kitleleri peşinden sürükleyen karizmasına (evanjelik karizma) büyük bir saygı duruşuydu. Yine de düşüncelerinde hiçbir zaman yüzeysel olmadı.
Kirletici fosil yakıtların, daha temiz enerji formlarıyla değiştirilene kadar kaçınılmaz birer miktar kötülük olduğuna inanıyordu. O zamana kadar, petrol ticaretinin dürüst armatörlere ve taşımacılık için üstün kalitede inşa edilmiş güvenli gemilere ihtiyacı vardı.
Ayrıca 1970'lerin sonlarında, ABD'deki Newport News Shipbuilding şirketi ile nükleer enerjiyle çalışan iki süpertankerin inşası için bir niyet mektubu imzaladı. Bunlar Amerikan bayraklı tankerler olarak inşa edilecekti ve buradaki fikir, ülkeyi yeniden deniz teknolojisinin ön saflarına taşımak için ABD'nin nükleer enerjili gemicilik konusundaki ileri bilgisini bir sıçrama tahtası olarak kullanmaktı. Proje Kongre oturumlarına kadar gitti. Ancak deneyimli nükleer mürettebatın Donanma'dan sivil dünyaya geçebileceğinden endişe eden ABD Donanması tarafından engellendi. Ceres, 1987 ile 1992 yılları arasında tanker alanında dinamik bir şekilde büyüdü; Exxon'dan dünyanın en büyük dört süpertankerini satın aldı, yepyeni ürün tankerlerinden oluşan önemli bir filoyu teslim aldı ve Canadian Pacific'e ait altı kimyasal tankerden oluşan filonun tamamını satın alarak ilk kez kimyasal madde ticaretine adım attı.
Tanker işletmeciliği hakkında, "Dünyanın bunları satın alacak, sorumluluk ve uzmanlıkla işletecek bizim gibi çılgın insanlara hâlâ ihtiyacı var," demişti.
1905 yılında Kopenhag'da uluslararası denizcilik çıkarlarını temsil eden ilk birlik olarak kurulan Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi'nin (BIMCO) başkanlığına seçilen ilk Yunan oldu. Modern çağda, sektöre kaliteli bilgi ve tavsiye sağlayan, denizcilik sektörü birliklerinin en büyüğü olmayı sürdürmüştür. Livanos, bu kuruluşa 1989'dan 1991'ye kadar liderlik etti.
Denizcilik sektörüne daha pek çok sıfatla hizmet etti. Bunlar arasında Yunan Armatörler Birliği ve Uluslararası Tanker Armatörleri Kirlilik Federasyonu yönetim kurulu üyeliği, Amerikan Klas Müessesesi (ABS) Onursal Üyeliği ve Det Norske Veritas Yunanistan Komitesi başkanlığı yer alıyordu.
Başarılarına ve karakterine duyulan yaygın hayranlık, Seatrade organizasyonunun 1990 yılında Livanos'u "Yılın Seatrade Şahsiyeti" seçmesine de yansıdı. Ödüllerin ilk kez verilmeye başlandığı 1989 yılında Yılın Şahsiyeti'nin dönemin IMO genel sekreteri C. P. Srivastava olmasının ardından, bu unvana layık görülen ilk armatör kendisi oldu.
ABD'ye de büyük bir bağlılık duymasına rağmen, armatör son derece vatanseverdi ve Yunanistan'ı uluslararası alanda tanıtmak için sahne arkasındaki pek çok girişime enerjik bir şekilde katkıda bulundu. Sonunda ABD'de bir Yunan lobisinin kurulmasındaki kilit isimlerden biriydi. Yaşamı  boyunca, birbiriyle ilişkili olan Ethos (ahlak/karakter) ve Filotimo (onur/iyilikseverlik) kavramlarına inandı ve bunları destekledi. Yunan felsefesinden, tiyatrosundan ve popüler kültüründen beslenen bu terimler; bilgelik, erdem, iyi niyet ve onurun birleşimini çağrıştırır. Bunlar, kendisinin bizzat kendi denizcilik işinde uyguladığı ve başkalarına da ilham etmeye çalıştığı niteliklerdi.
Deniz ticareti dünyasında pek çok yönetici, dünyanın en hayati sektörlerinden birine ait olmaktan gurur duyar ve   herbiri denizciliğin ahlaki amacını derinliğine  savunan George P. Livanos'tan ders almışlardır. Zira George P.Livanos  gerçek devlet adamlarından biri olarak Yunan denizciliğinin itibarını daha da güçlendirmeye hizmet etmiştir.
                                                ****

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google