yeni
İstanbul
26 Şubat, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Ali Haydar Ve Hacı Hüseyinzade Veresesi

26 Şubat 2026, Perşembe 15:33

Yeni İstanbul, Yıldız , Agati, Ziya Vapuru Armatörleri
Panzo Stavropoulo Kardeşleri ve Mahmut Lütfi,
İzmir’li Ali Haydar Ve Hacı Hüseyinzade Veresesi
Yazan: Osman Öndeş

Bilinmeyen bir Türk armatörünün; İzmir’li Ali Haydar Bey’in armatör kimliği ile yaşamı, araştırmalarım sayesinde  ilkkez kayda geçmektedir.

Yeni İstanbul, Agati, Yıldız Vapuru Armatörleri 
1879 yılında Whitehaven, Whitehaven Shipbuilding Co. tarafından 41 Kızak No.’su ile Liverpool merkezli J.Morris- Irene Moris Co.Ltd. adına inşa edilen “Irene Morris” ,  1439 grt. ve 929 nrt., Tam boy: 249.9 ft., Genişlik 33.4 ft. ve Derinlik 21.7 ft. olup,  J.Jones & Sons yapımı ana buhar makinesi C2cyl (30, 60 x 36in), Azami gücü 160hp, ve tek pervaneli idi. 1898’de  Fratelli Raimonde & Molinari firmasına satıldı ve “Perseverenza” adı verildi.1903’de  Venedik’ten Marigo & Co. firmasına satıldı ve “Carlo V.” adı verildi.
1906’da Paleromo merkezli  S.Vicari satın aldı ve “Capo Gallo” adı verildi. 
1908’de Venedik merkezli S.Vicari satın aldı,geminin adı değiştirilmedi. 
1911’de  Napoli merkezli Commandatore T.Astarita satın aldı, geminin adı değiştirilmedi. 1924’de İstanbul ve İzmir’den Ali Haydar ve Hacı Hüseyinzade  veresesi  satın aldı ve “Yeni İstanbul” adı verildi. 
1929’de İstanbul’dan Panzo Stavropoulo Fils satın aldı ve “Agati” adı verildi. 
1931’de İstanbul’dan Mahmut Lütfi satın aldı ve “Yıldız” adı verildi. 
1933’de Napoli’de sökülmüştür.

Armatör Mahmut Lütfi’ye ait Yıldız Vapuru, Zonguldak’dan İstanbul’a kömür yüklü olarak seyretmekte olan 13 Mart 1932 gecesi  yoğun sis bastırdığından  ve  yıldız-karayel fırtınası da arttığından  yolunu kaybetmiş ve Karadeniz Boğazı yakınındaki Karaburun mevkiinde karaya oturmuştur.Türk Gemi Kurtarma Şirketi’ne ait La Valette isimli tahlisiye gemisi kaza mahallinde varmış ve bir süre sonra Yıldız Vapuru yüzdürülmesi üzerine 15 Mart 1932 günü İstanbul Kuruçeşme’ye intikal etmiştir. 
Yeni İstanbul, Agati, ve Yıldız isimleriyle kömür taşımacılığı yapmış olan bu vapurun sahipleri hakkında yapılan belge çalışmasında  Ali Haydar Bey dışında izlerine rastlanılmamıştır ve Türk Armatörler Birliği üye kayıt defteri’nde de kayıtları bulunmamaktadır.

Hüseyinzadeler “İstikbali Milli” adını verdikleri 1886  J.Wingham, Richardson & Co. Newcastle inşa genelyük gemisinin  de armatörü idiler..
İnşa dı “Bulgaria” olan  yolcu genelyük gemisi  J.Wigham Richardson & Co. Low Walker’daki Neptune Tersanesinde 202 kızak No.su ile  inşa edildi. 6 Nisan 1886 tarihinde denize indirilen Bulgaria 8 Mayıs 1886 tarihinde hizmete girdi. 572grt, 389nrt, 450dwt, 190.0 x 26.1 x 12.6ft olan Bulgaria’nın J Wigham Richardson & Co, Low Walker  yapımı idi ve T3cyl olup ana buhar makinesi 80 nhp azami güç üretiyordu. Azami seyir sürati 11 Knots idi.
İlk armatörlük firması Odesa merkezli Black Sea & Danube Navigation Co. idi. 
1908’de  Odesa merkezli Russian Danube Steam Navigation Co. adına kaydedildi. 1915’da “Admiral Kasherinoff” adı verildi.
1923’de İstanbul’da Hacı Hüseyinzadeler satın aldı ve “İstikbali Milli” adı verildi.
1924’de İstanbul’dan Hasan Mahdumları İbrahim Abbas satın aldı ve “İstiklal” adı verildi.
1926’da adı “Yeni Bandırma” olarak değiştirildi.
1929’da Hasan ve Oğulları adına tescil olundu.
1930’da  İzmir’den Ali  Haydar Bey satın aldı ve adı “Ziya” olarak değiştirildi.
İzmir limanı kütüğüne kaydedilmiş olan Ziya vapuru 11 Mayıs 1930 tarihinde Patmos yakınlarında  gemide çıkan yangın sonucu  hurda hale geldi ve battı. 

18  Mayıs 1930 tarihli gazetelerde  Ziya Vapurunun  yangın sonucu harap halde geldiği ve battığı  haberi yeralmıştır. 
İzmir’li Ali Haydar Bey’e ait olan Ziya vapuru  Galata’da Milakolis acentesi tarafından  işletilmekteydi. Ali Haydar Bey’in olaydan altı ay önce satın aldığı gemiyle  İstanbul ile Akdeniz limanları arasında petrol ve neft gibi yanıcı ve tehlikeli yük taşıması yapmaktaydı. 

O yıllarda  petrol depolanması ve  dağıtımı  için Bakü, Grozni ve Maykop bölgesinden sevk edilen petrol, Batum’da işlenip Sovyet şirketi tarafından İstanbul’a getirilmekteydi ve  gemilerle dağıtım yapan Sovyet ağının Türkiye’deki satışından ‘Neft Sindikat Şirketi’
sorumlu idi (Nazaroff, 1941, 81-89). 
Kuruluşun İstanbul dışında Ankara, İzmir, Samsun, Adana, Mersin gibi merkezlerde şubeleri vardı. Neft Sindikat depoları 1931 yılında Kuruçeşme- Arnavutköy arasındaki sahil 
şeridinin bir bölümünde yüzyıl başlarında yanarak ortadan kalkan ve ‘Aleksander Karatodori Paşa arsaları’ olarak bilinen eski yalı arsasında kurulmuştu. (Atalan, 2015). 
Arsa aynı zamanda “ihraç iskelesi” olarak düzenlenmişti ve (Cumhuriyet, 24 Mart 1931).  Neft Sindikat’a ait diğer dağıtım tesisi Üsküdar ve Balaban İskeleleri arasındaki Çöp İskelesi civarında kurulmuştu. (Kaynak:  Burcu Özgüven “Erken Cumhuriyet Döneminde İstanbul’da Yakıt Depolama Tesisleri, Trakya Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi.)
Ziya vapuru Son seferinde NFK Neftyanaya Finansovaya Kompaniya-Neft Sindikat şirketi’nden Silifke ve Mersin’e götürmek üzere makine yağı ve benzin yüklemiş ve Mersin’e gitmek üzere yola çıkmıştı.Gemi Patmos ve Amargos adaları civarında iken ambarında birdenbire müthiş bir patlama olmuş ve alevler süratle yayılmıştır. Vapurda yolcu bulunmadığı ve mürettebatın tahlisiye sandalları ile gemiyi terkederek  açıldıkları öğrenilmiştir. 
Gemi süvarisi Nazmi Kaptan gemiyi terk etmeden önce geminin acentasına bir telgraf göndermiş  ve geminin sigortalı olması nedeniyle sigorta şirketine haber verilmesi istenmiştir. Gemide bulunan benzin varillerinden bazılarından benzin sızdığı ve makinenin harareti nedeniyle de benzinin  alev alarak birden patlamaya neden olduğu tahmin edilmektedir. 
Ziya Vapuru’nun sahibi İzmirli Ali Haydar Bey 
İzmir merkezli ticaret faaliyetleri yürütmüş ve deniz taşımacılığında rol oynamıştır. Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında önemli vazifeler üstlenmiş olan bürokrat ve siyaset adamı olan Ali Haydar Bey, 1879 yılında İzmir’de dünyaya gelmiştir. Babası İzmir Emtia-i Ecnebiye Gümrüğü memurlarından Mustafa Naili Efendi, annesi Ayşe Hanım’dır. Ali Haydar Bey, ilk tahsilini İzmir İptidaî Mektebinde tamamladıktan sonra eğitimine İdadî-i Mülkiye’de devam etmiş ve buradan pekiyi dereceyle mezun olmuştur. Yüksek öğrenimini Osmanlı Devleti’nin Batılı tarzda eğitim veren kurumlarından olan Mekteb-i Mülkiyye-i Şahane’de sürdürmüş, 2 Ekim 1902 tarihine gelindiğinde bu okuldan da iyi dereceyle diploma almıştır. 13 Ekim 1902’de Aydın vilayeti maiyet memurluğuna atanmış, bu görevini yürütürken 10 Şubat 1905’ten 20 Temmuz 1905’e kadar Marmaris’te Kaymakam Vekili olarak vazifelendirilmiştir. 3 Ağustos - 17 Ekim 1905 tarihleri arasında Seferihisar Kaymakamlığı'nı vekâleten yürütmüş, yasal sürenin dolması üzerine maiyet memurluğundan ayrılmıştır. 23 Ekim 1905’te Seferihisar Kaymakamlığı görevine bu kez asaleten atanmış, 1 Eylül 1908’de becayişle Foçateyn (İzmir il sınırlarında bulunan Eski Foça ve Yeni Foça yerleşim bölgelerine iki anlamına gelen "eyn" ekiyle verilen ortak isim) Kaymakamlığı görevine getirilmiştir.

26 Ağustos 1909’da yine becayişle Milas Kaymakamlığına nakledilmiş, 27 Mayıs 1911’de ise yararlı hizmetlerinden ötürü Nazilli Kaymakamlığı görevine atanmıştır. 10 Nisan 1912’de Meclis-i Mebusan’a Menteşe mebusu olarak seçilmesinden dolayı kaymakamlık vazifesinden ayrılmıştır.
 Çalışmalarını yalnızca dört ay sürdürebilen Meclis, siyasi ortamın gerginleştiği gerekçesiyle 4 Ağustos 1912’de feshedilince Ali Haydar Bey de memuriyete dönerek 25 Eylül 1912’de Çorlu Kaymakamlığı görevine atanmıştır. 27 Mayıs 1914’te Üçüncü Sınıf Mülkiye Müfettişliği'ne yükseltilmiş ve Trabzon-Canik bölgesine tayin edilmiştir. 18 Mayıs 1915’te Muhacirin ve Âşair İdaresi Birinci Muavini olarak görevlendirilmiş, 30 Ekim 1915’te İkinci Sınıf Mülkiye Müfettişi olarak taltif edilmiştir. 1916 yılında başarılarından ötürü mutasarrıflığa terfi ettirilmiş, ilk önce 10 Haziran’da Antep Mutasarrıfı olarak atanmıştır. Sonrasında 14 Ağustos 1916’da Urfa, 19 Nisan 1917’de Aydın, 13 Eylül 1917’de Isparta, 13 Temmuz 1918’de Çatalca ve 1 Aralık 1918’de Bolu Mutasarrıflığı'na getirilmiştir. Urfa Mutasarrıfı iken II.Ordunun ihtiyaçlarının teminine sağladığı katkılardan dolayı “Beyaz Şeritli Muharebe Gümüş Madalyası” ile ödüllendirilmiştir. Bolu’da görev yaptığı esnada Kuvayı Milliye’ye büyük desteklerde bulunan Ali Haydar Bey, Dr. Fuat (Umay) Bey’e Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Bolu Şubesini tesis edebilmesi için gerekli izinleri vermiştir. 24 Temmuz 1920’de Dahiliye Vekâleti Umûr-ı Mahalliye-i Vilâyat Müdüriyetine tayin edilmiş, 21 Eylül 1920’de Birinci Sınıf Mülkiye Müfettişliği'ne layık görülmüştür. Zikredilen Müfettişliğin 1 Temmuz 1921’de lağvedilmesi üzerine açıkta kalmış, 3 Ağustos 1921’de ise Ankara Hükûmeti tarafından Millî Mücadele’nin simge şehri Sivas’a vali olarak atanmıştır.  
Görev yaptığı tüm kaza ve vilayetlerde icraatçı idare tarzı ile ön plana çıkan Ali Haydar Bey, şehirlerin gelişimine mühim katkılarda bulunmuştur. İmar hususundaki kabiliyetlerini bilhassa Sivas Valiliği döneminde sergilemiş, Darülmuallimin ve Sanayi Mektebi gibi önemli binaların inşaatlarını tamamlatmasının yanı sıra vilayet dâhilinde 35 okul ve kilometrelerce yol yaptırmıştır. Ankara Hükûmeti, ilk etapta çıkardığı kararname ile kendisini Konya Valiliği görevine tayin etse de bu kararından vazgeçerek Sivas’ın ondan daha fazla istifade edebilmesi için vazifesini sürdürmesine karar vermiştir. 12 Mart 1923’te İstanbul Valiliği görevine atanmış, böylece Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Ankara Hükûmeti tarafından oldukça kritik ve bir o kadar da önemli bir göreve getirilmiştir. Öte yandan İstanbul Şehremini Ziya Bey’in azledilmesi sebebiyle 15 Nisan 1923’ten itibaren şehreminliği vazifesi de vekâleten şahsına verilmiştir. İstanbul’da görev yaptığı süre içerisinde Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması, Cumhuriyet’in ilânı, hilafetin kaldırılması ve hanedan mensuplarının yurt dışına çıkarılması gibi önemli siyasi olayların yanı sıra belediye hizmetleri açısından da kayda değer gelişmeler yaşanmıştır. Önceki yıllarda edindiği tecrübeler doğrultusunda İstanbul-Ankara arasındaki sıkıntıların aşılmasına ciddi katkılar sağlayan Ali Haydar Bey, faaliyetleriyle valilikte üstünlüğünü, belediyecilikte ise seçkinliğini ispatlamıştır.
İstanbul Valisi Ali Haydar Bey, kentin en yüksek mülki amiri sıfatıyla 3 Mart 1924 tarihinde TBMM’de kabul edilen ve 6 Mart 1924’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Hilafetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmaninin Türkiye Cumhuriyeti Memalik-i Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun”u bizzat uygulamaya koyarak Halife Abdülmecid Efendi ile hanedan mensuplarının Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının dışına çıkarılmasını sağlamıştır. Diğer yandan vekâleten yürüttüğü İstanbul Şehreminliği vazifesini layıkıyla yerine getirmek için çalışmalarını hızlandırmış, bu kapsamda şehrin iaşesine ayrı bir önem vermiştir. Kendisinin döneminde İstanbul halkının ekmek ihtiyacının ucuz ve sağlıklı şekilde karşılanması maksadıyla Unkapanı Değirmeni kiralanırken elektrikle çalışan Nişantaşı Fırını da İstanbul Şehremânetinin idaresine geçmiştir. Ayrıca fırıncıların belediyenin faaliyetlerini sekteye uğratmak için başlattığı girişimlerin engellenmesi adına kentin belirli noktalarında ekmek sergileri açılarak belediye eliyle üretilen ekmeklerin vatandaşa satış noktaları üzerinden ulaşımı temin edilmiştir. İstanbul’un ekmek sorunu kadar önemli bir diğer problemi olan et ihtiyacını gidermek için de yoğun bir mesai harcanan bu dönemde, yapılış tartışmaları yıllar önce başlayan ve temeli 27 Kasım 1919’da atılmasına rağmen bir türlü bitirilemeyen mezbaha projesi tamamlanmıştır. Sütlüce’de inşa edilen Karaağaç Mezbahası, 12 Temmuz 1923 tarihinde düzenlenen resmî bir törenle açılmıştır. Mezbaha sahipleri ve kasap esnafının her türlü olumsuz teşebbüslerine rağmen açılmasına mani olamadıkları mezbaha sayesinde İstanbul halkının ucuz ve kaliteli et tüketebilmesi mümkün hâle gelmiştir. Diğer yandan yoksul kesimin et ihtiyacının giderilebilmesi için ilk olarak Boğaziçi, Kadıköy, Beyoğlu ve Fatih semtlerinde et satış noktaları tanzim edilmiş, her hafta pazartesi günü et satışına başlanmıştır. Şehir halkının yakacak ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için de yoğun çaba sarf edilen bu zaman dilimi, bu anlamda sosyal belediyecilik uygulamalarının hayata geçirildiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.
İaşe konusu dışında Ali Haydar Bey’in İstanbul’da vazife yürüttüğü süreçte askeriyenin idaresi altında bulunan itfaiye teşkilatının Şehremânetine devri gerçekleştirilmiş, şirketlerden temin edilemeyen gelirlerin yeni şartnameler imzalatılarak elde edilmesi neticesinde yarım milyon lira civarında olan belediye bütçesinin dört milyon liranın üzerine çıkarılması sağlanmıştır. İmar faaliyetlerine de ağırlık verilen bu zaman diliminde şehrin birçok caddesi genişletilmiş, yeni yollar yapılmıştır. İmara yönelik icraatlar arasında en fazla dikkat çeken ise yapımına 1924 yılında Ali Haydar Bey döneminde başlanan ve halefi Muhiddin Üstündağ tarafından tamamlanarak 27 Mart 1926 tarihinde açılan Bayezid Havuzu olmuştur. Yalnızca Bayezid Meydanı’nı süslemek amacıyla inşa edilmeyen bu havuz sayesinde meydandaki yedi metrelik eğim sorunu büyük oranda çözülmüş, ayrıca altına eklenen su deposu ile yangınların söndürülmesinde yetersiz kalındığı anlarda takviye sağlanması amaçlanmıştır.
İstanbul’da oldukça etkin bir yönetici profili çizen Ali Haydar Bey, 5 Haziran 1924 tarihinde Ankara Şehremini olarak atanmıştır. Çalışkan bir şehreminine duyulan ihtiyacın yanında Ali Haydar Bey’in Ankara’ya tayininin başka sebepleri de bulunmaktadır. Özellikle oktruva (kentte satılan mallardan alınan ve bir çeşit iç gümrük niteliği taşıyan vergi) vergisinin İstanbul’da depolanmış eşyaya uygulanması, esnafın yanı sıra kamuoyunun da kendisine karşı tepki göstermesine sebep olmuştur. Ali Haydar Bey’in Ankara’ya tayin edilmesinin sebepleri arasında en tatmin edici olanı ilk ifade edilen, yani devlet merkezinin çalışkan bir şehreminine duyduğu ihtiyaçtır. Zira Ankara’nın imarı, o dönem için âdeta rejimin başarısı ile özdeşleştirilmiştir.
Ali Haydar Bey, yaklaşık iki buçuk yıl görev yaptığı Ankara’da işlerini belirli bir program dâhilinde yürütememekle eleştirilse de hükûmetin beklentilerini boşa çıkarmamış ve ilk etapta İstanbul Şehremânetine benzer bir belediye teşkilatı oluşturarak şehre önemli hizmetlerde bulunmuştur. Ardından başkentin imarı için gerekli olan malzemeleri temin etmek üzere tuğla, çimento ve kereste fabrikaları açılması gerektiğini düşünen Ali Haydar Bey, birkaç uzmanla birlikte Avrupa’ya giderek hem incelemelerde bulunmuş hem de başkente ait taş ve toprak numuneleri götürmüştür. Bunlarla temel inşaat malzemelerinin yapılıp yapılamayacağı tetkik edildikten sonra sipariş edilen makineler ve getirilen uzmanlar vasıtasıyla Ankara’nın sekiz kilometre uzağında tuğla, kiremit, kereste, kireç ve elektrik fabrikaları kurulmuştur. Yine bu dönemde un fabrikası, tebhirhane (salgın hastalıklarla mücadele etmek için kurulan merkez) ve gaz deposu tesis edilmiş, modern donanımlara sahip şehir itfaiyesi oluşturulmuş, yeni yollar yapılmış, caddeler genişletilmiş, altyapı sorunlarıyla ilgilenilmiştir.
27 Kasım 1926 tarihinde Ankara Şehreminliği görevinden istifa etmek suretiyle ayrılan Ali Haydar Bey, yapılan ara seçimler sonucunda Mustafa Kemal Paşa’nın isteğiyle önce ikinci dönem, ardından ise üçüncü dönem TBMM’ye İstanbul milletvekili olarak katılmıştır. ..Meclis oturumlarına düzenli olarak iştirak etmemiş ve milletvekilliği de daha dönem tamamlanmadan 19 Ocak 1931’de devamsızlık gerekçesiyle düşürülmüştür.
Milletvekili vasfını kaybettikten sonra bir süre müteahhitlik ile meşgul olan Ali Haydar Bey, son olarak İstanbul Belediyesi İstimlak Komisyonu Reisi olarak görev yapmıştır… Ali Haydar Bey, 18 Eylül 1937 tarihinde üremi (böbrek yetmezliği) sebebiyle Cerrahpaşa Hastanesinde vefat etmiştir. Cenazesi, 19 Eylül’de Pertevniyal Valide Sultan Camii’nde kılınan namazın ardından Edirnekapı’da bulunan aile kabristanına defnedilmiştir. (Kaynak: Umut Dere- Atatürk Ansiklopedisi)

Yıldız  vapurunu inşa eden  Whitehaven Tersanesi’ni, 
gemi marangozu Chaplin Conway kurmuştu

XIX.Yüzyıl başlarıda Osmanlı Türkiye’sinde stimli gemi inşa edebilecek bir tersane yatırımı olmadığı gibi yetişmiş bir insan gücü de mevcut değildi.  En son Mahmut Lütfi’nin satın alarak “ Yıldız” adını verdiği 1879 yapısı olan bu vapuru inşa eden İngiltere’nin  orta batı sahillerinde yeralan Whitehaven kasabasındaki  Whitehaven Tersanesi, 1812'de gemi marangozu Chaplin Conway tarafından kurulmuştu. Öylesine gemi inşaatına odaklanmış bir tersane olmadı ve arasıra gemi yapımı muhtemelen on dokuzuncu yüzyıl boyunca devam etti. Kalıcı bir gemi yapım tesisine dair en eski kaynak, 1877'deki Lake, Griffing ve Stevenson Atlası ve 1878'deki Wicomico County, Maryland rehberinde belgelenmiştir (New River 1878). 
Mülk, 1879 yılında George H. Robertson, George W. Robertson ve James W.T. Robertson'a devredilmiştir . 1891 tarihli bir tapu senedinde mülk, "Billingham veya deniz demiryolu  
mülkü ve Kuzey ve Batı'da Bayan Elizabeth Catlin'in mülkü, Doğu'da Brennus Palmer'ın mülkü ile sınırlıdır.Mülk, 1895 yılında George ve Charlotte Robertson'dan Granville M. Catlin'e 1500,00 $ karşılığında devredilmiştir.Tersaneye ait günümüzde çok küçük bir iz bulunmaktadır.
                                                   ***

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google