A.S.P.
İstanbul
14 Temmuz, 2024, Pazar
  • DOLAR
    32.30
  • EURO
    35.15
  • ALTIN
    2406.9
  • BIST
    10401.67
  • BTC
    67490.92$

BARIŞ YAPTIRIMLARI

12 Haziran 2024, Çarşamba 12:20
reklam yerim makale içi

Uluslararası ilişkilerde bir ülkenin saldırgan davranmasını veya uluslararası hukuku ya da düzeni ihlal etmesini önlemek için uygulayacağını söylediği ve aslında cezalandırmaktan çok korkutarak ön almayı amaçlayan yaptırım / yaptırımlar olarak tanımlayabileceğimiz yaptırımların başarısı hedef ülkenin gücüyle doğru orantılı olarak işe yarıyor.


Ve tabi ki bu yaptırımların hedef ulaşım aracı da, tüm dünyayı birbirine en verimli şekilde bağlayan su yolları.
Rusya – Ukrayna savaşının başlamasıyla beraber Rusya; ABD, Kanada, AB ülkeleri ve İngiltere başta olmak üzere çeşitli yaptırım kararlarıyla karşılaştı.
Tabi burada bu ülkelerin tarafının Ukrayna olduğunu, geri planda NATO koktuğunu ve sözün özünde ise bunun bir Atlantik – Pasifik kavgası olduğunu biliyoruz.
Yoksunluk yaratarak hedef ülkelerin halkları tarafından devlet otoritesinin ekonomik ve devamında siyasal / sosyal olarak sorgulanmasını sağlamaya çalışan yaptırımlar gerçekte karşı motivenin varlığının gücüyle mücadele ediyor.


Bugün, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın 1996 yılında oluşturdukları uluslararası bir örgüt olan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 2001 yılında Özbekistan’ı, 2017’de Hindistan ve Pakistan’ı, 2021’de ise İran’ı da alarak dokuz üyeyle Pasifik’in omurgasını oluşturdu. Burada bir parantez açarak Türkiye’nin de bu örgüte üye olmasının artı ve eksileri üzerine ciddi bir tartışma başlatılması gerektiğini düşünüyorum.


Amerikalı Emekli Oramiral James Stavridis’in Bloomberg’teki bir makalesinde ABD donanmasının sadece Çin karşısında bile sayı ve kalite olarak gerilediğini yazması “kendini büyükken küçük göster” taktiğinden ziyade gerçeğin acı haykırması gibi. Vietnam başarısızlığını bile Hollywood filmleriyle örtmeye çalışan, Irak’ta 2 trilyon dolar yaktıktan sonra “başarısız bir halde”, sessiz sedasız ülkeyi terk etmesini sadece biz denizciler görüyor olamayız değil mi?


ABD’nin başını çektiği ülkelerin denizcilik sektörü üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı yaptırımlar başlarda “acaba” dedirtse de, sonralarda yerini mecburiyetten kaynaklı yumuşamaya bıraktı. Bir bayrak değişimiyle bile yaptırımlardan sıyrılmanın mümkün olduğu ekonomik bir denklemde Rusya’nın sadece doğal gaz ve tahıl devi olduğunu düşündüğünüzde bile kimin kime muhtaç olduğu sorusu daha da anlam kazanıyor.


Günün sonunda sanki bunların hepsinin üzerinde, dünya gerçekçi bir 3. Dünya Savaşı öncesinde son saflaşma aşamasını yaşıyor gibi.
Doğu ve batının tam ortasındaki konumuyla  dünyanın dengesi olan Türkiye’nin alması gereken aktif tarafsızlık tavrı küresel barışın da anahtarı olacak.
Türkiye’nin uygulayacağı barış yaptırımı, insanlığı da geleceğe taşıyacak.n

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.