yeni
İstanbul
14 Ağustos, 2026, Cuma
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

DENİZ TİCARET ODALARINDAKİ SEÇİMLERE DOĞRU BAZI ANILAR

14 Ağustos 2026, Cuma 15:00

 

İskenderun ve Mersin’den bazı portreler ve anılar
Yazan: Osman Öndeş

Soldan itibaren Hatay Yağları şirketinin kurucusu ve sahibi Strati Gylptis ve onun solunda Catoni Vapur Acentesi kurucusu Josef Catoni görülmekte. Ortalara doğru önde yerde oturmuş bir hanım iki beyden ortadaki, Catoni Vapur Acentesinin müdürü Marcel Balit ’tir. Yine sağa doğru Luigi Levante, ve ön sırada biraz şişmanca olanve bir sehpanın yanındaki hanım, Luigi Levante ’nin eşi Lucie Levante’dir. Solundaki hanım Antoine Makzume ’nin annesi Lila ve Forbes’in mühendisi Watt ve eşidir. Diğerleri sırasıyla Lyonel Makzume ’nin ağabeyi Raymond Makzume, arka sırada Forbes’in Müdürü Bay Joyce, Emil Makzume, Ernest Boutros’un babası Emile Boutros yer almaktadır. Sağ tarafta yer alanlardan biri de İskenderun Belediye Başkanı Nicola Philippi ’dir. En sağda ön sırada bir iskemle görülmektedir. Bu iskemlenin sağında ayakta duran kişi Edwar Butros ve hemen arkasında kısmen görünen çocuk Antoine Makzume’dir. Sağındaki koyu renkli giysili ve oturan hanım Lyonel Makzume’nin annesi Henriette’dir.Yerde oturan şapkalı hanım Lyonel Makzume’nin kızkardeşi Mirelle Makzume’dir. Kaynak: Eduardo Levante-Osman Öndeş arşivi 

Ekim ayında İMEAK Deniz Ticaret Odası ve MDTO Mersin Deniz Ticaret Odası’nda genel kurul seçimleri yapılacak. Her iki Oda’da adaylar belirlendi ve isimleri ilan edildi. Deniz Ticaret Oadası’nın adayı halen Yönetim Kurulu Başkanı Vekili Recep Düzgit ile  diğer aday Şadan Kaptanoğlu. Kaptan Salih Zeki Çakır ile birlikte seçim kampanyasını yürütmekteler.
Dikkatime çeken bir husus olmuştur: Tamer Kıran  sekiz yıl öncesinde başkanlığını ilan ettiğinde; Tamer Kıran, Salih Zeki Çakır, Recep düzgit ve Şadan Kaptanoğlu birlikte bir fotoğrafta yer almışlardı ve bu dörtlü seçimleri kazanmıştı. Salih Zeki Çakır Meclis Başkanı, Şadan Kaptanoğlu Meclis Başkanı Yardımcısı/Vekili, Tamer Kıran yönetim Kurulu Başkanı ve Recep düzgit Yönetim Kurulu Başkanı Vekili olarak görev almışlardı.Fakat ne olduysa bir zamanda sonrasında Salih Zeki Çakır bu görevden ayrıldı ve yerine Başaran Bayrak görevlendirildi. Şadan Kaptanoğlu da dörtlü fotoğrafta yoktu.
Günümüzde Şadan Kaptanoğlu ikinci başkan adayı olarak seçim kampanyalarına Salih Zeki Çakır ile birlikte katılmakta.
MDTO- Mersin Deniz Ticaret Odası seçimlerine 1989’dan buyana Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta Cihat Lokmmanoğlu ve ilk kez “Değişim Hareketi” adıyla Mesut Öztürk yeralmakta.
Mevcut yönetim anlayışının değişmesi gerektiğine dikkat çeken “Değişim Hareketi” öncüsü Mesut Öztürk, “Mersin Deniz Ticaret Odası, Türkiye'de yalnızca İstanbul ile birlikte müstakil deniz ticaret odası statüsüne sahip iki kurumdan biridir. Böylesine önemli bir kurumun güçlü, etkin ve çözüm odaklı olması hepimizin ortak beklentisidir. Ancak bugün geldiğimiz noktada uzun yıllardır değişmeyen yönetim anlayışı artık odamızın sahip olduğu potansiyeli ortaya koymakta yetersiz kalmaktadır. Kurumumuzun dinamizmi zayıflamış, karar alma süreçleri yavaşlamış, üyelerimizle iletişimde önemli kopukluklar yaşanmaya başlamıştır. Mersin Deniz Ticaret Odası için artık değişim zamanı gelmiştir" demiştir.
Mesut Öztürk,  MDTO’un  çağın gerekliliklerine cevap verememediği görüşündedir. Değişimin yalnızca isimlerin değişmesi olmadığını söyleyen Mesut Öztürk, “Bizim ifade ettiğimiz değişim; yönetim anlayışının değişmesidir. Şeffaflığı esas alan, üyeleriyle sürekli iletişim kuran, çözüm üreten, katılımcılığı önceleyen, kurumsal hafızayı güçlendiren ve ortak aklı esas alan yeni bir yönetim anlayışıdır. Mersin Deniz Ticaret Odası'nın artık çağın gerektirdiği yönetim anlayışına kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Bizler Mersin Deniz Ticaret Odası'nın yeniden güçlü, etkin ve saygın bir kurum kimliğine kavuşabileceğine inanıyoruz. Bu değişim yalnızca yönetimin değil; anlayışın, vizyonun ve çalışma kültürünün değişimidir. Tüm üyelerimizi ortak aklı, liyakati, şeffaflığı ve üretkenliği esas alan Değişim Hareketi'ne destek vermeye davet ediyoruz. Çünkü MDTO için artık değişim zamanıdır” demiştir.

İskenderun ve Mersin’deki gemi acentelerinin tarihsel yapısıKuruluş yılları XIX. Yüzyıla kadar giden gemi acentelerinin İskenderun ve Mersin’deki insan yapısı kökler bakımından çoğunluk Halep, Beyrut gibi Osmanlı kentlerinden bu liman kentlerine yerleşmeler olduğunu göstermekte. Ancak, evlilikler yoluyla çoğunluk İtalyan ve kısmen Fransız ve İngiliz ailelerle birleşmeler görülmekte. Bu toplum içersinde İtalyan Giuseppe Levante ailesi ise kökleri XVI. Yüzyıla kadar giden çok renkli bir öykü olmaktadır. İskenderun’a yerleşmiş İtalyan kökenli Giusepple Levante ailesinin İskenderun’daki gemi acenteleri toplumunun simgesi olduğu görülmelidir. Bubakımdan Edoardo Levante’nin aile arşivinden sağladığı belgeler ve fotograflar yanında Levante ailesinin XVI. Yüzyıla kadar uzanan aile ağacı biraraya getirildiğinde, İtalya’dan İskenderun’a kadar süren tarih ortaya çıkmaktadır. Bu tablo ve öykü, aslında İskenderun’un sosyo kütürel tarihi adına mükemmel bir kaynaktır. 1890’lı yıllarda “Casa Paterna Di Guiseppe Levante” konağı olan bu taş yapı, bir kent denizcilik müzesi olarak yeniden canlandırılabilirse, İskenderun’u umud bağladığı İskenderun liman kenti olmak gibi bir özelliğe ulaşmasında, kuşkusuz dünyada tek olmak gibi bir cezibe merkezi haline de getirilebilir. İskenderun adına olduğu kadar Türk deniz ticareti adına da bu sanat, kültür ve tarih projesi gerçekleştirilmelidir. O zaman günümüzde içersi gezildiğinde adı Deniz Klübü olan her sosyal buluşma mekanında  tanık olduğu üzere, oyun masalarından başka bir işlevi ne tanık olunmayan bu bina da, İskenderun’un kültür ve ticaretle bağdaşan renkleri yansıtacak bir öze dönmüş olacaktır. Guiseppe Levante Evi diyeceğim bu müze ev, diğer bölümlerinde Abdullah Butros ve oğulları Müessesesi’nin ve diğerlerinin mazisini resmeden ögelerle canlandırılmaya hazırdır. Artık asılları bulunamayacak olan Fransız, İngiliz ve Viyana menşeili mobilyaların yerine, zaman içersinde Macar, Ermeni, Rum, Yahudi ustaların olduğu kadar, o devir mobilya modasını yansıtan XVI. Louis döneminden, Ampir döneminden, Napoleon döneminden örneklerin yeraldığı mobilyaları farkettiğimiz Casa Paterna Di Guiseppe Levante’yi Edoardo Levante arşivindeki fotografları örnek alarak yeniden yaratmak mümkün olduğu kadar, İskenderun’un mazisine yaraşan bir sanat, kültür ve tarih oluşumu meydana getirecektir. İskenderun’u liman kenti yapan mazisindeki önemini, bugünlere taşıyacak çok anlamlı bir sahipleniş için müze fikri bulunmaz bir fırsat olmalıdır.  (Kaynak:Osman Öndeş-Vapur Donatanları ve Acenteleri Tarihi).

 

Mersin ve İskenderun’dan bazı portreler;
Mersin’den Hanri Atat

Mersin’deki köklü vapur donatanı ve acentelerini anlatacağım; Hanri Atat Bey, gönlü güzellikler ve sanat dolu  çok nahif bir beyefendi idi.
Hanri Atat'ın ailesi 1800'lü yılların başında Beyrut'tan Tarsus'a göç etmiş, 1900'lerin başında Mersin'e taşınmışlar. 28 Ocak 1929'da doğdu. ‘‘Şanlı’’ İleri İlkokul'u bitirdi. Lise öğrenimini Beyrut'ta yaptı, daha sonra Mersin Ticaret Lisesi'nde okudu. Askerliğini yedek subay olarak yaptı. Akbank ve Ziraat Bankası'nda çalıştıktan sonra 1963'te kendi işini kurdu ve 1970'te Aline Zehil ile evlendi. 1986'da Danimarka Fahri Konsolosu oldu.
Hanri Atat Bey , Mersin Ticaret Odası, Mersin Kültür Merkezi ve Mersin Uluslararası Müzik Festivali'ne hayat kazandırdı; birçok okul, hastane, Diyabet Merkezi, Üniversite, Opera ve Kültür Merkezi'ne büyük katkılar sağladı; her türlü toplumsal ‘‘hayır-hayrat’’ işinin içinde oldu.
22 Temmuz 2003 günü vefat ettiğinde kentle özdeşleşmiş bir Mersinli idi. Adından da belli, Hanri Atat Müslüman değildi, Mersin’in hoşgörü törelerine uygun şekilde Asri Mezarlık'ta toprağa verilirken, Katolik kilisesi rahibi tarafından bir Katolik olarak gömülen Hanri  Atat Bey’in  mezarı başında bir hoca da Kuran okumuştu.

Mersin’den Remon Kumdereli
Remon Kumdereli Bey’i de tanıdım. Son derece nahif biri idi. Mersin aşığı idi.Dost insandı.
Mersin Deniz Ticaret Odası kurucularından ve eski meclis başkanlarından Remon Kumdereli 18 Nisan 2010 tarihinde Mersin’de vefat etti ve cenazesi 19 Nisan 2010 tarihinde Mersin Ortodoks Kilisesi’nde düzenlenen törenden sonra şehir mezarlığında toprağa verildi.

Mersin’den Albert Botros
Botros’ların öyküsü Fransız mimar Ferdinand de Lesseps’in Süveyş’te kanal açmak için Mısır Hidivi Sait Paşa devrine kadar gitmekte. Ferdinand de Lesseps 1858’de Uluslar arası Süveyş Deniz Kanalı Şirketi’ni kurmasından sonra Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan kazı işlerine devam etti. Kanal 1869’da Fransız İmparatoriçesi Eugénie tarafından hizmete açıldı. Süveyş Kanalı inşaatında kullanılacak kereste ihtiyacını karşılamak üzere en yakın ormanlık bölge ise Mersin yöresindeki ormanlardan elde ediliyordu. Botros’lar, Süveyş Kanalı inşaatı sırasında, inşaat için kereste ihtiyacını görerek, Beyrut’tan Mersin’e gelmişlerdi. O yıllarda Mersin’in ardındaki dağlarda çam ağaçlarının yarattığı kesit ormanlar vardı. İskender Botros, yardımcılarıyla dağa giderler ve çam ağaçlarından kestikleri tomrukları kağnılarla dağdan kaydırarak, Mersin’de sahile çekerlerdi. Ağaç kütükler oradan gemilere yüklenir ve Süveyş’e sevkedilirdi. Mersin’li İskender Botros, gösterdiği çabalar sayesindedir ki, bu sahil kasabasında saygıyla anılan bir isim oldu. 
Üçüncü kuşak Aleks İskender Botros aile öyküsünden anımsadıklarını şöyle anlatmıştır: “Babaannem Juliette Nader, Beyrut’tan ailesiyle Mersin’e gelmişler. Annem Annie Guetcherian’ın tarafı ise tam tersine Türkiye’den doğup büyüdükleri Tarsus’tan 1910’lu yıllarda Lübnan’a göçetmişler. Babam Albert Botros 1933 yılında Mersin’de dünyaya gelmiş.Orta ve lise öğrenimini Beyrut’ta tamamladıktan sonra İngilizce öğrenmek için bir süre İngiltere’de okula devam etmiş. İngiltere’deki okulunu tamamladıktan sonra aile işinin başına geçmek üzere Mersin’e dönen babam maalesef hayli genç bir yaşta vefat etti. 
Babam Albert Botros annemle Beyrut’ta tanışmışlar ve bu arkadaşlıkları mutlu bir evlilikle sonuçlanmış. Birsüre sonra Mersin’e taşınmışlar. 1954 yılında babam Albert Botros, Lübnan ve Londra’da yüksek öğrenimini tamamladıktan sonra Mersin’e dönerek babası İskender Botros’le beraber çalışmaya başlamış. O tarihte şirket “İskender Albert Botros Nakliyat ve Tic.Ltd.Şti” olarak faaliyetine devam etmiştir.” 
Albert Botros’un 1996’da vefatıyla şirketin yönetimini oğlu Aleks İskender Botros devralmış oldu. 

İskenderun’dan Alfredo Levante
İskenderun’lu Alfredo Levante Gemi Acentesi Giuseppe Levante (Magosa 1839- İskenderun 1896) İskenderun’lu Levante ailesinin kökleri 1468 yılında Genova’lı Nicola Marina isimli bir gemi mühendisine kadar gidiyor. Nicola Maria’nın oğlu, 1514 Genova doğumlu bir askeri doktor olan Antonio Levante olarak devam etmektedir. Antonio Levante’nin oğlu 1546 Genova doğumlu Marco ve onun 1578 doğumlu oğlu Lillo ile devam etmektedir. Lilli Levante ile Levante ailesi 1606’da Roma’nın doğusundaki Larino kasabasına göç eden ilk Levante’lerdir. Lillo’nun oğlu Francesco Levante, Larino’da çiftçilikle uğraşmıştır. 1607’den 1726 yılına kadar olan bir asrı aşan bu aile bağı, halen Edoardo Levante’nin kayıtlarında görülmüyor. Ancak, internette açmış olduğu sayfaya İtalya’dan gelen bir mesajla bu kısmın İtalyan nüfus kayıtlarında yeraldığı bildirilmiş. Edoardo Levante son derece muazzam hazırlanmış aile ağacı öyküsünü şöyle anlatmıştır: “1726’de Larino’daki ilk Levante bir doktor olan Tommaso Levante’dir. Tammoso Levante’nin iki oğlu olmuştur. Bu çocuklarından Giuseppe Levante, Larino’da tıp profesörü olacak kadar tıp ilminde başarı göstermiştir. Diğeri 1773 Larino doğumlu Fedele’dir. 1823’de Larino’da vefat eden Giuseppe Levante’nin de iki oğlu olmuştur. 1787 yılında dünyaya gelen Luigi bir askeri doktordu. 1816 yılında dünyaya gelen Tommaso ise yine tıp alanını seçmiş ve doktor olmuştu. Fakat Larino’da belediye başkanlığına giden bir siyaset yaşamını tercih etti. Tommaso Levante, aynı zamanda bir tarihçiydi ve Larino hakkında elle yazılmış onaltı ciltlik bir tarih araştırması bulunmakta. Bu eserin birinci cildi bizim ailemizin koleksiyonunda, diğer onbeş cilt ise Larino Belediyesi kent kitaplığında korunmaktadır. 
Doğu’ya göçeden ilk Levante, Luigi Levante’dir. Luigi Levante Napoleon Ordusu’nda 1813 yılında askeri doktor olarak görev yapıyordu. Vefat tarihi 1849’dur. Almanya’yla olan savaş sırasında Lutzen ve Bautzen savaş meydanlarında bir cerrah olarak üç gün boyunca yüzseksen yaralıyı ameliyat etmek zorunda kaldığı yazılıdır. 289 Vapur Donatanları ve Acenteleri Tarihi 1818’de o zamanki Osmanlı topraklarında ve Cezayir’de veba hastalığı konusunda araştırmalar yapmıştır. Yaptığı araştırmalar, Paris’teki Invalid Müzesi’nde belgeler arasında yeralmaktadır. 1828 yılında ise Mısır Hidivi Mehmet Ali Paşa’nın Sağlık Nazırı Fransız Bartelemy Clot Bey tarafından çalışması amacıyla Mısır’a davet edildi. Mısır’da gerçek amlamd a ilk sağlık örgütünü kuran Dr.Luigi Levante olmuştur. Mısır’daki yıllarında veba hastalığı üzerindeki çalışmalarını da sürdürdü. 1831’de Mısır’dan ayrılarak yine tıp alanında araştırmalar yapmak amacıyla Osmanlı toprakları olan Halep, Şam ve İzmir’e kadar seyahatler yapmıştır. Fakat giderek sağlığı bozuluyor ve çok çabuk yoruluyordu. Tüm çalışma isteğine rağmen, 1828 yılında Kıbrıs’ta Magosa’ya çekildi.1849’da Magosa’da vefat etmiştir.” 
İskenderun’lu Giuseppe Levante Luigi Levante’nin Magosa’da Giuseppe ve Rosina isimli iki çocuğu dünyaya gelmişti. Giuseppe Levante 1839 doğumludur. Gençlik yıllarında ticarete atılmıştır.Levante’lerin ilk gemi acentesi sayılır. Ticaret yapabilmek için mal almaya Magosa’dan Halep’e geliyor. Buradan tarım ürünleri ve pamuk satın alıyor ve İtalya’ya ihraç ediyordu. Fakat o çağlarda Halep’in tek deniz kapısı da İskenderun’du. Magosa’dan yelkenli bir gemiyle İskenderun’a geliyor, buradan deve kervanlarıyla Halep’e gidiyordu.Satın aldığı malları yeniden develere bindirip İskenderun’a dönüyordu. Malların yelkenliye yüklenmesi de ancak sandallarla yapılabiliyordu. Zamanla bu işini Magosa’dan sürdürmenin zorluklarını farkettiğinden 28 Temmuz 1839’da İskenderun’a göçetti. 

Emilio Levante, Josef Catoni, Romolo Babini,
Rinaldo Levante, Chachati (Şaşati), Toni Kokalakis,

1896’da İskenderun’da vefat etmiş olan ilk Levante de Giuseppe Levante’dir. Luigi oğlu Giuseppe Levante İskenderun’da Emilia Béraud isimli bir Fransız kızla 1 Ocak 1865 yılında evlenmiş ve “Levante & Figli” adını verdiği acentesini kurmuştur. İşleri geliştiği yıllarda ise Beyrut, Tripoli ve Mersin’de şubeler açmışlardı. Emilia Béraud ile yaptığı evlilikten aynı yıl dünyaya gelen oğlu Emilio Levante’dir. Fakat neyazıktır ki, eşi Emilia Béraud aynı yıl vefat etmiştir.Oğlu Emilio Levante, zamanla Mersin’e yerleşmiş ve Emilio Levante Successori isimli bir gemi acentesi kurmuştur. 
Emilio Levante, İzmir’den Giustiniani Markizi Maria ile evlenmişti.Bu evlilikten Edmondo, Rinaldo, Livio ve Enrico adını verdiği dört oğlu dünyaya geldi. Emilio Levante, 1898 Mersin doğumlu Edmondo ve yine Mersin 1908 doğumlu dördüncü oğlu Enrico ile Mersin’de çalışmalarını sürdürdüğü halde, diğer oğlu Rinaldo Levante’nin eşi Tilla Levante’yle İstanbul’a göç ettiği görülür. 
Edmondo Levante Yvonne Barbour ile ve Enrico Levante ise yine Mersin tüccarlarından Rickards ailesinin kızı Rosy Rickards’la evlenmiştir. Avusturya-Macaristan İskenderun Fahri Konsolosu olan Emilio Levante 1939 yılında Mersin’de vefat etmiştir. En büyük oğlu Edmondo Levante I. Dünya Harbi sırasında İtalyan Ordusunda görev yapmıştır. Bu ailenin 1933 yılında dünyaya gelen kızı Cristina, Mersin’den Romolo Babini ’yle evlenmiştir.Çocukları Patrizia ve Paola’dır.
1937 yılında dünyaya gelen ikinci kızı Anna-Maria ise Roland Essaié ile evlenmiş ve Christine, Domonique, ve Nathalie adını verdikleri üç kızları olmuştur. Rinaldo Levante, Navigazione - Assucurazione sigorta şirketinin Mersin ve İstanbul acentesiydi. Şirketi Bankalar Caddesi’nde yeralırdı. Rinaldo Levante’nin oğlu Davide Levante, babasının 1990’da vefatından sonra, Levante-Mar isimli bir gemi acentisiyle çoğunlukla turistik yolcu gemiciliği alanında son derece başarlı çalışmalarına rağmen, bir bunalım sonucunda 1999 yılında yaşamına son vermiştir. 

 

Mersin’den Mişel Şaşati

1908 Mersin doğumlu Enrico Levante, babasıyla Emilio Levante Successori gemi acentesinde çalışırdı. Rosy Rickards’la olan evliliğinden 1937’de Emilio isimli bir oğlu dünyaya gelmiştir. Emilio’nun da Maryse Chalfoun ile evliliğinden Edmondo, Marco, Claudia, Jennifer ismini verdikleri dört çocukları olmuştur. Jennifer Levante Fadi Sayek’le evlenerek İskenderun’lu ünlü bir aile olan Sayek ailesine katılmıştır. Claudia ise yine Mersin’li ünlü bir aile olan Chachati (Şaşati)’lerden Michel Chachati ile evlenmiştir. Levante Successori şirketinin isim hakkı Lucien Arkas başkanlığındaki Arkas Şirketler Grubu’na satılmıştır. 
Levante ailesinin yaşam öyküsünü aktarırken, yeniden biraz geriye Giuseppe Levante’ye dönüş yapacağız: Giuseppe Levante ikinci evliliğini 26 Temmuz 1866’da Emilie Sader’le yapmıştır. Bu evlilikten dünyaya gelen oğlu 1867 doğumlu olan Luigi Levante’dir. Pek ticaret yaşamına karışmamış, İskenderun’da konsolosluk gibi bir görevle kendince hayli renkli bir ömür sürmüştür. İskenderun’da öndegelen gemi acentelerinden Josef Catoni ’nin kızlarından Lucia Catoni’yle evlenmiştir. Bu evlilikten 1896’da Lina, 1898’da Guiseppe ve 1900’da Osvaldo ismini verdikleri üç çocukları olmuştur.Vefat tarihi 1946’dır. Levante’lerin gemi acenteliği alanındaki etkinliğini artıran ve tüm çalışmalarını bu alanda yoğunlaştıran 1871 doğumlu üçüncü oğlu Edoardo Levante’dir. Babası Guiseppe Levante’yle Beyrut, Trablusşam ve Lazkiye’de de acentelikler kurmuştur. Acente faaliyetleri ilerledikçe Lloyd Austriaco, Lloyd Sabaudo, Flotte Riunite gibi vapur kumpanyalarını da temsicisi oldular. Ardından Lloyd Triestino, Lloyd Adriatica di Navigazione gibi çok güçlü İtalyan armatörlük şirketlerinin temsilcilikleri de kendilerine verildi. 1809 doğumlu Alfredo Levante, Edoardo Levante’nin babasıdır ve şöyle anlatır: - “Babam Alfredo Levante birtaraftan İskenderun’da gemi acentesi olarak çalışırken, diğer taraftan da İtalya, Almanya ve İspanya konsolosu olarak görev yapıyordu. 1910 yılında Makzume ailesinden Paulette Makzume ile evlendi. Babam Türkçe, Arapça, Fransızca, İtalyanca, İngilizce dillerini bilidirdi. Ayrıca Latinçesi çok kuvvetleydi. 1915-18 Birinci Dünya Savaşı yıllarında İtalya Ordusu’nda görev yapmıştır. Annem Paulette Makzume, İskenderun’da 1982 yılında vefat ettiğinde yetmiş iki yaşındaydı. Biz üç kardeşiz. 1939 İskenderun doğumlu kızkardeşim Maria-Pia’dır ki, Boutros ailesinden Ernest Boutros’la evlenmiştir. Maria-Pia ve Ernest Boutros ailesinin Emil, Paola ve Aksel isimli üç çocukları oldu. 1962 doğumlu Emil ve 1965 doğumlu Aksel, Abdullah Butros ve Oğulları Müessessesi Kollektif Şirketi’nin yöneticileridir. 
İkinci kızkardeşim 1940 doğumlu (Tonia) Antonella’dır. Aile yaşamında Michel Auberty, André Wendelen ve William Lee ile üç evlilik yaşamıştır. Bana gelince ilk eşim Renata Ellek’ten 1959’da kızım Marina ve 1961’de oğlum Aldfredo dünyaya geldi. Marina, T.Bovay’la evlidir ve 1998’de torunum Célia dünyaya gelmiştir. Büyük dedem Edoardo Levante’nin 1903 yılında Latakya’da doğan oğlu Mario Beyrut’ta yaşadı ve 1970 yılında bu kentte öldü. 1904 doğumlu Yola ise ünlü bir Fransız generali Jean Regnault’la evlenmişti. General Jean Regnault 1930 yılında İskenderun Fransız yönetimindeyken istihbaratta görevliydi. Karargahı Reyhanlı’daydı. Yola’yla bu sırada tanışıp evlenmişlerdir. 1908’da dünyaya gelen Carlo, Afrika Savaşlarına gönüllü katılmıştı ki, hayli maceraperst bir kişilikti. 1911 doğumlu Mira’nın 2002 yılında vefat ettiğini biliyoruz. Yola’nın 1933 doğumlu Jacques ve 1938 doğumlu Fabienne isimli iki çocuğu olmuştur. Ancak General Jean Regnault yeni bir göreve atandığından İskenderun’dan ayrılmışlar ve Paris’e yerleşmişlerdir. Arşivimizde muhafaza ettiğim bir aile fotoğrafından da bahsetmek isterim. Bu fotoğraf İskenderun 1895 tarihlidir ve bu fotoğrafta aile bireyleri olarak Luigi Levante, Emilie Sader, Emilio Levante, Giuseppe Levante, Michel Sader, Rudolphie Sader, Marie Sader, Edoardo Levante kimliklerini saptayamadığı bazı misafirler ve hizmetkârlar olduğunu söyemiştir.  Edoardo Levante’nun bisiklete meraklı oluşu dikkati çekmektedir. Birdiğer aile fotoğrafı ise 1907 yılında İskenderun’dan Beyrut ve İskenderiye’ye gemiyle yapılan bir seyahat sırasında çekilmiştir. Bu fotoğrafta hemen tüm aile bireylerini bulmak mümkündür. Öyle ki, çocuklar: - Beard ailesinin kızıyla evlenerek akrabalık tesis eden Augustine Catoni, Osvaldo Levante, Giuseppe Levante, Edmondo Levante, Rinaldo Levante, Livio Levante, Alfredo (Fredino) Levante, Mario Levante ve Mario Catoni’nin bu gezi sırasında hayli eğlendiklerini düşleyebiliriz. İlginç birdiğer görünüm hepsinin gemici giysileri içersinde olmalarıdır. Bu fotoğrafta tanıyabildiklerimiz Lucie Levante, Bayan Titine Catoni, Emilio Levante, Luigi Levante, Yola Regnault, Maria Giustiniani’dir. Diğerleri ise en solda konsolosluğun kavası, gemi kaptanı ve diğer subaylardır. İtalyan aileler 1911 Osmanlı-İtalyan Trablusgarb Harbi sırasında Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldılar. Levantenler ise Mersin ve İskenderun’dan Kıbrıs’a ve Larnaka’ya göç ettiler. 
Antoine Makzume ve Lyonel Makzume Gemi Acenteleri Antoine (Toni) Makzume’nin annesi İstanbul’lu bir Maltalı İngiliz aileden gelen Lila Falanga’ydı. Ernest Butros, Edoardo Levante’nin kızkardeşi Maria-Pia ile evlenmiştir. Gemi acenteliği yanında birçok krom ihracatçısı firma adına İskenderun’da Yed-i Emin olarak görev yapmıştır.
 İskenderun limanında kiraladığı bir depolama alanı vardı. Gelen krom bu sahaya boşaltılır ve Butros’un teminat vermesi halinde ihraç yapılabilirdi. Lyonel Makzume, Antoine Makzume’nin babası Emile Makzume’nin kuzeniydi. İskenderun’lu İstikbal Hanım’la evlenmiş ve bu evlilikten biri kız üç çocuğu olmuştur. Antoine Makzume, Edoardo Levante’nin annesi Paola’nın küçük kardeşidir. Antoine Makzume on yaşındayken, babası 1932’de babası Emile Makzume vefat etti. Lila Makzume ise 1933 yılında kanser hastalığına yenik düşmüştür. Antoine Makzume öksüz ve yetim kaldığından Paola Hanım kardeşini korumaya almıştır. Edoardo Levante Antoine (Toni)’le beraber büyümüştür. Aralarında on yaş farkı vardı. Antoine Makzume 1940 yıllara kadar Beyrut’ta Fransız Antoura lisesinde okudu. 1940’dan sonra İstanbul’da Hukuk Fakültesi’nde hukuk öğrenimi görerek bu fakülteden mazun oldu. 1945 yılı sonunda İskenderun’a döndü ve çalışmaya başladı. Bir yıl sonra Helen’le evlendi. Müstakbel eşi Helen Halep’te yerleşmiş bir İtalyan ailesinin kızıydı. II. Dünya Harbi yıllarında Suriye İngiliz birliklerinin denetimi altına girdiğinden kaçarak Hatay’a gelmişlerdir. Antoine Makzume ve Helen 26 Aralık 1946 günü sınırkapısında evlenmişlerdir. İkisi de vefat etmiştir.
Antoine Makzume Bursa’da yedek subaylık için görev yapacağı sırada, o zamanki yasalara göre yabancı uyruklu bir hanımla evli olduğundan dolayı, eşinin Türk uyruğuna geçmesi kaçınılmaz oldu. Böylece konsolosluk kayıtlarında İtalyan uyruğundan çıktığına dair bilgi bulunmaktadır. Babası Emil Makzume başta Deutche Levant Linie gibi Alman firmalarının acentesiydi. Emil Makzume 1933’de vefat ettiğinde Alfredo Levante bu acenteliklerle olan işleri üstlendi. Bu işi 1940 yılına kadar sürdürdü. O yıl II. Dünya Savaşı’nın artan baskıları nedeniyle de artık Alman gemileri İskenderun’a uğramaz oldular. Antoine Makzume 1946’da yedek subaylığını tamamladıktan sonra yeniden Almanya’ya gitti ve Atlas Levante dahil olmak üzere babası zamanındaki tüm Alman denizcilik firmalarının acenteliklerini alarak İskenderun’a avdet etti. Zamanla büyüyen şirketini oğlu ve damadı sahiplenmiştir. Vefatında 63 yaşındaydı. İskenderun’da usta olarak gösterilen bir isim; Toni Kokalakis. İskenderun’da gemi acentelerinin tarihleriyle ilgili izleri ararken, İskenderun’dan İstanbul’a göçetmiş olan Sengel ailesinden Galip Sengel bu öyküyü bana anlatmıştır. İskenderun’da tüm acentelerin usta olarak gösterdiği isim Toni Kokalakis olmuştu. Böylece İskenderun’la bütünleşen ve bu liman kentinin çok saygın ticarî kurumları olan gemi acenlerinin yaşam öykülerine Toni Kokalakis’le başladık. Galip Sengel, Toni Kokalis’in İskenderun’da Yunanistan Fahri Konsolosu tayin edildiği yıldan başlayarak şöyle anlatmıştı: “İskenderun’da Hatay Yağları’nın sahibi Alexander Gliptis, Jorj Zarif’in de ortağıydı. Jorj Zarif, Lyonel Makzume’nin kayınpederidir. Eşi Aristotelis Onanis’in akrabasıydı. Oğlu Aleko babası vefat ettikten sonra babasının işini üstlendi. Yardımcı olarak yanına Toni Kokalis’i aldı. Toni Kokalakis, Yunan gemilerinin acentesiydi. Biz bu meslekte yeni yetişirken, mesleğinde son derece bilgili oluşuyla herkeste saygı yaratırdı. Mitoloji ve tarih tutkunu bir kişiliği vardı. O yıllarda tek haberleşme aracı telgraftı. Konşimentoların yazılışında son derece bilgiliydi ve herkese yardımcı olurdu. 
İki kızı olduğunu anımsıyorum. İren Kokalakis ve Juliana Kokalakis, babalarının gemi acenteliği işine talip olmadılar. Juliana Kokalakis’in Mersin’de yaşadığını biliyorum. Mersin’in en büyük ihracatçılarından Amir Zekeriya’nın eşidir. Türk gemilerinin başlıca gemi acentesi ise Fevzi Kalkavan’dı. Kardeşi Halis Kalkavan sonraki yıllarda İstanbul’a dönmüştür. 

Fevzi Kalkavan, Cenap Sengel, Toni Kokalakis, Antoine Makzume, Ernest Butros ve Lyonel Makzume ile Alfredo Levante, İskenderun’daki Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği’nin kurucuları olmuşlardır. 
Catoni gemi acentesi daha ziyade bir seyahat acentesi gibi hareket ederdi. Ancak bir belgeyi de eklemek gerekecektir. İskenderun’da kurulan vapur donatanları ve acentelerini resmi olarak ilk derneğin adı; “İskenderun Deniz Nakliyeciler Cemiyeti” dir. Dernek tüzüğünün birinci maddesinde belirtildiği üzere; “Cemiyetler kanunu ahkâmına tevfikan Deniz Nakliyecileri Cemiyeti ünvanı altında bir cemiyet kurulmuştur. Cemiyetin merkezi İskenderun” dur. Cemiyetin mevzuu ve gayesi 2 No’lu maddede; “Deniz Ticaretini ve Gemi sahip ve mümessil ve acenteleri alâkadar eden bilumum mesail ve deniz ticaretinin inkişafını ve deniz nakliyeciliğinin menafii umumiyesini temin edecek hususatile iştigal etmektir. Cemiyet bu maksadın temini esnasında kanunların müsaadesi dairesinde ittihazına lüzum gördüğü her türlü tedbirleri almak bu babda gerekli teşebbüste bulunmak ve deniz ticaretine müteallik istatistikleri toplayıp neşretmek ve aynı zamanda azalarına talepleri halinde deniz işleri ile ilgili mevzuları etüt ederek mütelaa vermek ve yine talep halinde gerek azaları arasında ve gerek ise azalar ile üçüncü şahıslar arasında deniz nakliyeciliği ile ilgili ihtilafları halletmektir.” olarak tanımlanmaktadır. Kurucuları; Ernest Butrosoğlu, Jan Barbur, Jilber Şaşati, Antuan Makzumioğlu, Ahmet Nuri, Fevzi Kalkavan, Ronald Mari Makzumioğlu’dur. Acenteler arasında İskenderun’da teleks makinası olan ilk acente Lyonel Makzume Acentesiydi. Şirketi Kanatlı Sineması’nın hemen karşısındaydı. Teleks göndermek isteyenler Lyonel Makzume’ye nice diller dökerdi. 

Mersin’den Erkut Kuzeyman
1943 yılında, İstanbul’daki evlerinde Fehami Bey ve Hacer İman Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Robert Kolej’den mezun oldu ve yüksek öğrenimini, Amerika’da İşletme Bölümünü bitirmek suretiyle tamamladı.İngilizce, Fransızca ve Almanca bilmekteydi.
Türkiye Deniz İşletmeleri Başmüfettişi olan babası Fehami Kuzeyman, Mersin’e atanmıştı. Görevinden istifa eden Fehami Bey, Türkiye Denizcilik İşletmesi’nin Mersin Şubesini kurdu ve Denizyolları Acenteliğini açtı.
Erkut Kuzeyman da, babasıyla birlikte çalıştılar. Babasının vefat etmesi üzerine işin başına geçti ve işi daha da büyüterek yabancı gemilerin acenteliğini aldı.Nakliye sektörüne girerek, “Nakliye Filosu” kurdu. Babası Fehami kuzeyman ile birlikte  “Mersin Deniz Nakliyecileri Cemiyeti” ilk yönetim kurulu üyeleri arasında yeralmıştır.
Spora, bilinçli olarak Galatasaray Lisesi’nde başlamıştı ve Basketbol Şubesinin başına getirildi.
Mersin’e gelince, Demirspor Kulübü’nün Başkanı oldu ve Demirspor’un uzun yıllar İçel Şampiyonu olmasını sağladı. 3 Şubat 1975 tarihinde, Tarsuslu Nevin Hanım ile evlendi.
1986 yılında, Isparta’da oynanan Salihlispor maçının son dakikasında yediği golden dolayı Tarsus İdmanyurdu’nun şampiyonluğu kaçırmasına çok üzülen Erkut Kuzeyman, hastalanmış ve kanser tedavisi görmeye başlamıştı.Tarsuslu olmamasına rağmen, en az bir Tarsuslu kadar “Tarsus sevdalısı” idi. 21Nisan 1991 tarihinde vefat etti. Kabri Mersin’dedir.
 

Mersin Deniz Nakliyecileri Cemiyeti 
Mersin’de vapur donatanı ve acenteleri ilkkez 1972 yılında Mersin  Deniz Nakliyecileri Cemiyeti’ni kurdular. Bu cemiyet Mersin Vilayeti’nin 26 Kasım 1972 gün ve 117 sayılı yazısı ile onaylanarak resmileşti. Cemiyetin ilk yönetim kurulu üyeleri; Başkan Fehami Kuzeyman, Başkan Yardımcısı Jorj Şaşati, Genel Sekreter Ksenofon Tahinci, Üye veznedar Hanri Atat, Üyeler Romolo Babini, İskender Şelfun ve Albert Botros’du. Cemiyet ilk toplantısını Catoni Deniz Acentesi’nde yapmıştı ve 12 kurucu üyeden oluşuyordu. Bu üyeler şunlardı; Fehami Kuzeyman Vapur Acentesi; Erkut Kuzeyman ve Fehami Kuzeyman ve oğlu Fehami Kuzeyman Koll. Şti; Jorj Şaşati; İbrahim Nakkaş ve Şürekası; Hanri H.Atat Atako Ticaret Kol. Şti; Ksenefon Tahinci Antuan E. Makzume Vapur Acenteliği; Romolo Babini Emilie Levante Halefleri; Jorj Şelfun Catoni Deniz İşleri AŞ; Emilio Levante Skandinavian Shipping Acentesi; İskender Şelfun Vapur Acentesi; İlyas soysal Vapur Acentesi; Nikola Zeliç Lyonel Makzume Vapur Acenteliği.

Neden MDTO- Mersin Deniz Ticaret Odası 
TOBB’a bağlı Oda ve Borsalar, 08 Mart 1950 tarih ve 5590 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ile kurulmakta ve denizcilik sektörü mensupları farklı Odalara üye olmakta iken, ülkemizde denizciliğin de ayrı bir Oda olarak temsil edilmesi ihtiyacından hareketle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nda 24 Aralık 1981 tarih ve 2567 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile Deniz Ticaret Odalarının kurulmasına imkân tanınmıştır. Akabinde, Ticaret Bakanlığı’nın 04 Mayıs 1982 tarih ve 14 (630.2/201) 21262 sayılı onayı ile 26 Ağustos 1982 tarihinde “İstanbul Deniz Ticaret Odası” kurulmuştur. Başlangıçta sadece İstanbul Deniz Ticaret Odası olarak 744 üye ile kurulmuş bulunan Oda, faaliyetlerini giderek artan etkinliklerle sürdürmüştür. Deniz ticaretinin tabiatında yatan evrensellik ve ihtiyaçların gerektirmesi üzerine Odamız faaliyet alanı, Marmara Denizi’ne kıyısı olan illerimizi ve daha sonra da Ege ve Akdeniz’i ve nihayet Mayıs 1989’da Karadeniz’e kıyısı olan illerimizi kapsayacak şekilde genişletilmeye yönelmiştir. Bu süreçte İstanbul Deniz Ticaret Odası; Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’deki çeşitli liman kentlerinde Şubeler ve Temsilcilikler açarak, “İstanbul ve Marmara, Ege, (Mersin hariç) Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odası” adını almıştır.
 
1981 yılında Mersin Deniz Ticaret Odası kuruluyor
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 13.03.1989 tarih ve 12521 sayılı onayları ile Mersin Deniz Ticaret Odası kurulmuştur.
Ama neden…
Neden  Mersin’de olumsuzluk yaşandı

Ziya Kalkavan Meclis Başkanı olarak Mersin ve İskenderun’a seyahat etmek ve bu liman kentlerinde de Oda’nın örgütlenmesine katkıda bulunmak istemişti. Fakat  yine de Mersin’de deniz ticaretinde önde gelen isimlerin çabaları ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın onayları ile 1989 yılında Mersin Deniz Ticaret Odası kurulmuştur. Bu isimler arasında Abdulkadir Hadra, Albert Botros, Ali Ay, M. Cihat Lokmanoğlu, Haldun Kancalı, Hanri Atat, İlyas Soysal, İrfan Solmazer, Jan Taşçı, Mişel Şaşati, Erkut Kuzeyman, Remon Kumdereli ve Semir Tınaz yer alır. 
İstanbul DTO’dan sonra ikinci bir bağımsız deniz ticaret odasının kurulması aslında ters bir olgudan dolayıdır. Deniz Ticaret Odası’nın Türkiye kıyı kentlerin boyunca örgütlenme çalışmaları sırasında  Meclis Başkanı olan Ziya Kalkavan kendi kültür ve liderlik dünyasında bir adım atmış ve önce Mersin’i ve sonra İskenderun’u ziyaret etmiştir. Bu ziyretinde benim de bulunmamı istediğinden her iki sahil kentindeki  olaylara tanık olmuşumdur. 
Mersin için önce uçakla Adana’ya geldik.  Mersin’e yerleşmiş Rize’li veya Karadenizli eşraftan bazıları Ziya kalkavan’ın karşılamak amacıyla havaalanına gelmişlerdi. Çok geniş bir Buick otomobil ile Mersin’e intikal ettik.  Ziya Kalkavan aklımda kaldığı üzere Mersin’de Sabah Han’ın giriş katında Karadenizli eşraf ile sohbet ederken,vakit öğle olduğundan aynı zamanda kare ve hayli büyük  bir ahşap masa etradında lahmacunla taam edildi.
Konuşmasında Deniz Ticaret Odası’nın Mersin’de de teşkilatlanması için Karadenizli esnaftan çalışmalarını istemişti. Mersin’den hareket ederek aynı Buick otomobil ile İskenderun’a geldik. Bir otelde yer ayırmışlardı. İskenderun’da Ernest Boutros karşılamıştı. Akşam Belen’de bir kır lokantasına davet etti. Masada İskenderun’daki bazı denizcilik firmalarının genç  mensupları da vardı.Ziya Bey bu ziyaretinden çok memnun kaldı ve Deniz Ticaret Odası’nın İskenderun’da da  örgütlenmesinin önemini anlattı. Bu sözleri olumlu karşılanacak ve zamanla İskenderun’da Deniz Ticaret Odası İskenderun şubesi kurulacaktır.
Fakat Ziya Kalkavan’ın Mersin’e gelmiş olması ve bu liman kentinde de Deniz Ticaret Odası’nın örgütlenmesi Karadenizli esnaftan  istemesi tepkiye neden olmuştu. Sanırım Mersin’de o yıllarda mevcut lan tek denizcilik örgütü olan Vapur Donatanları Derneği üyeleri kendileriyle görüşülmemesine, birbakıma bir kenara itilmiş olmalarına tepki göstermişlerdi.
Bir zaman sonrasında Mersin’e gittiğimde ayrı bir deniz ticaret odası  oluşumunun ilk toplantısına da tanık oldum. Bu toplantı, bir gece  Atako’nun başkanı ve saygın bir meslek erbabı olan Hanri Atat başkanlığında ve Vapur Donatanları Derneği merkezinde yapıldı.
Dar uzunca küçük bir oda diyeceğim.  Bu odada  yine  orta büyüklükte uzun bir masanın etrafında toplanmışlardı ve  sol başta Hanri Atat başkanlık ediyordu. Yıllar geçtiğinden hatalı olarak hatırlamış olabilirim: Bu toplantıda- Remon Kumdereli, Mişel Şaşati, Erol Kuzeyman, İrfan Solmazer, Albert Botros gibi ve diğer isimler vardı.
Konuşmalarda Ziya Kalkavan’ın Mersin ziyareti ve o güne ait konuşmalar naklediliyor ve kendilerinin bir kenarda bırakılmış olmasına kırgınlıklar tepkiye dönüşüyordu. Sona doğru “Mersin’de ayrı bir deniz odası kurulması” fikri ağırlık kazanmıştı. 
Mersin’deki deniz erbabı toplumda meydana gele olumsuzlukları gidermek amacıyla Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu  Başkanı hilmi Sönmez başkanlığında 4 kişilik bir heyet Mersin’e gitti. Burada konu dışında kalan bir olay da yaşandı:Hilmi Sönmezi Adana’da Mersin’e gelirken kendisine telefonlu bir otomobil bulunmasını istemişti. Bu isteği Hanri Atat Bey öğrenmiş ve kendi otomobilini Adana’ya göndermiş..  Bu olay da  Hilmi Sönmez dışında kendisiyle birlikte olan armatörlerin tepkisine neden olmuştu ki “Nasıl olur da bize karşı olanların başının otomobiline bindirildik…” diye söylentileri hatırlarım. Oysa oraya yanlış anlamaları gidermek amacıyla gidilmişti..Bu da bir sonuç vermedi ve 1989’da MDTO kısa adıyla Mersin Deniz Ticaret Odası  yasal olarak hayat buldu.
Bu olaylardaki  bir ikilemi hatırlatmak isterim; Ziya Kalkavan’ı İskenderun’da Ernest Butros karşılamıştı ve buradaki konuşmasında İskenderun’da da Deniz Ticaret Odası’nın örgütlenmesi bir sohbet halinde geçmişti. Ardından İskenderun, İstanbul Deniz Ticaret Odası’nın ülke kıyıları boyunca örgütlenmesine katılan ilk liman kenti oldu.
Türkiye’de “Türkiye Deniz Ticaret Odası” olamamıştır..
                                                                        ****
 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google