yeni
İstanbul
08 Mart, 2026, Pazar
  • DOLAR
    43.72
  • EURO
    51.93
  • ALTIN
    7014.0
  • BIST
    14.181
  • BTC
    68377.802$

Hasan Kemal Yardımcı Bey'in yaşam öyküsü

07 Mart 2026, Cumartesi 15:31

Yardımcı Şirketler Grubu  Başkanı
Kemal Yardımcı Bey ile
Rize  Çay Müzesi  ve Rize Çayı’ üzerine sohbet
Yazan:Osman Öndeş

Kemal Yardımcı Bey ile sohbetimizin tarihi  neredeyse 40 yıl öncesine gider. 
Tuzla Tersaneler Caddesi’ndeki  Türkter Tersane ve Deniz İşletmeciliği AŞ- Türkter Tersanesi’ndeki ofisinde   sohbet ederdik.  
Çok değerli ve zengin gemi eskisi koleksiyonu vardı. Bir de resim sanatına gönülden bağlı idi ve Avni Arbaş başta olmak üzere birkaç Türk ressamının eserlerini  koleksiyonuna kazandırır ve bunları bana anlatırdı. Birdiğer  ilgisi Rize Çayı idi ve  günü geldiğinde Rize’de Çay Müzesi kurmak istiyordu. Anlattıkları benim için de derin bir mutluluk olurdu.

Nice yıllar geçti.. Ben ailem ile İstanbul’dan Bodrum’a göç ettim. Kemal Yardımcı Bey bir dost olarak emsalsiz  bir vefa ile her sene bize Rize’den çay  göndertir. Biz de bir yıl boyunca  Rize Çaykur’un Elekaltı denilen Karaçay’ı ile derin bir lezzeti  yudumlarız, ve Kemal Yardımcı Bey’e teşekkür ederiz.  
2003 yılında Kemal Yardımcı Bey gemi eskilerinden oluşan çok zengin ve çeşitli koleksiyonunu  sonunda Rize Denizcilik Müzesi’ne armağan etti.
 
Hasan Kemal Yardımcı Bey , Rize Belediyesi Başkanı Rahmi Metin Bey ile
Rize Denizcilik Müzesi açılış töreninde.

Bu müze 2023 yılında sergilenmeye hazır şekilde Rize Belediyesi Başkanı Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin tarafından Rize’nin tüm önde gelen şahsiyetleri ve haliyle bu müzeye koleksiyonlarını armağan eden Hasan Kemal Yardımcı ’nın katılımıyla “Deniz Feneri “ sosyal tesisi içerisinde, deniz eskisi eserlerden oluşturulan, Rize denizcilik tarihini aydınlatan törenle halkın hizmetine sunuldu. Bu  sosyal tesis  deniz müzesinin açılışı ile taçlandırıldı.

Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin; Müzelerin geçmişle gelecekler arasında bir köprü olduğunu kaydederek “Denizcilik hem kültürümüzü hem ticaretimizi geliştirmiştir. Geçmişte denizcilikte kullanılan malzemelerin bu mesleğe meraklı İlerleyen kuşaklara aktarım konusunda önemli bir olgudur. Bizim için önemli olan müzeciliğe denizcilikten başlamış olmamız. Bu mahallede yapmış olmamızın ayrı bir önemi var. Bu mahallede 1854 yılında ilk deniz feneri hemen 500 metre ileride yapılmıştı. Rize’de önümüzde ki dönemde millet bahçesi içerisinde şehrimizi yansıtan müzelerimizi yapacağız” diye konuştu. Başkan Rahmi Metin, Eserleri ile müzeyi çeşitlilik anlamında özel koleksiyonunu hibe eden Milli Savunma Eski Bakan Yardımcısı Hasan Kemal Yardımcı’ya teşekkür etti.Tarihe ışık tutacak Denizcilik Müzesi Rize Protokolu tarafından kurdele kesimi yapılarak hizmete açıldı.

 
Denizcilik Müzesi girişinde; Eski Rize fotoğrafları bilgisayar teknolojisi ile canlandırılmakta, 
3D Mapping uygulaması ile ‘12saat boyunca Rize’ 270 derecelik yansıtma ile ziyaretçileri karşılamakta. İçerisinde Karadeniz balık türleri ve denizcilikte kullanılan materyallerin sergilendiği müze de, ziyaretçiler milli mücadele döneminde Rize’li kaptanların emeklerine şahit olacağı gibi Rize’nin yetiştirdiği önemli denizcileri de tanımak imkanını bulmaktalar.
Yardımcı Şirketler Grubu Başkanı Hasan Kemal Yardımcı ise; “Mesleğimizle ilgili yaşantımıza renk katan  başka meraklar kuşkusuz insanı  çok daha renkli ve hepimizi yaşama daha bağlı hale getiren ögeler olmaktadır. 
Benim için Avni Arbaş  imzalı   eserler sınırsız bir tutkudur. Yine Çay konusunda  çok büyük bir merakla ve  sevgiyle  hoşnut olduğum araştırmalar yapıyorum. Örneğin çağlar boyunca  üretilmiş her cins Çay Süzgeçi kolleksiyonum var. Bu pekçok kişi için şaşırtıcı olabilirse de, çay’ın  başlıbaşına bir kültür ve nice sohbetlerin lezzeti ve  biraraya gelmenin  gerekçesi olduğunu paylaşmak isterim.”dedi. 

Derler ki: Bir  tutam bitkinin kaynamakta olan suya bir rastlantı sonucu düşmesiyle başladı  çayın tanışıklığı, güne merhaba deyişimizle birlikte büyük bir tad, aldığımız bir kahvealtının yanında çay olmaması  olası mı?  


Avni Arbaş (1919-2003)"Liman"Kontrplak üzerine yağlıboya, imzalı. 1946-36x46 cm.

- Dostlarla  sohbet ederken çay ikram edilmese veya çay ikram etmesek  mümkün mü?
 Gün ortasında keyifli bir  molada, yeniden  işe hazırlanırken,  dinlendirdiğimiz vücudumuza, beynimize   yaşam  gücü veren çayla geçen birkaç yudumluk dakikalar değil mi? 

Çayın keşfedilmesine yönelik pekçok değişik öykü anlatılır. Yine de bu çok popüler içeceğin Çinli İmparator Wan Tu’ya bağlanan bir öyküsü geçerli sayılmaktadır. İmparator Wan Tu, son derece zalim, hain ve despot biriymiş. Birgün enyakın nazırı tarafından saltanatından edilip, Çin’in güney yörelerine sürülmüş. İmparator ağaçlardan ve çalılardan oluşan  bir ıssız ormanlık alanda oturmuş nasıl intikam alacağını düşündüğü günlerden birinde, içtiği sıcak su dolu bardağına ağaçlardan düşen birkaç yaprağın suya renk ve lezzet kattığını görmüş. Bu sıcak içkinin kendisine rahatlık verdiğini anlayınca da yaprakların  bulunduğu çalılıklardan yedi yıl ayrılmamış. Sıcak su dolu bardağına bu yapraklardan koymayı alışkanlık haline getirmiş ve yedi yıl boyunca iyi insan olmaya yemin etmiş.  Sonra, despotluktan, kötülüklerden arınmış olarak yeniden Sarayına dönmüş. “Ti” adını verdiği bu güzel içkiyi herkese tanıtmış ve misafirlerine ikram etmiş. “Ti” giderek Çin halkının  günlük yaşamına girmiş ve çay bitkisi ziraatın bir parçası olmuştur.


 -İngiliz The East  India Company, 17.Yüzyıl emperyalizminin önde gelen örnekleri arasında belki de birinci sırada yeralır. Sadece başka ülkeleri fethetmek  değil, ama o ülkelere mal satmak  ve o ülkelerin mallarını Batı’ya pazarlamak gibi ticareti uluslararası denizlerde arayan bir anlayışın ürünüdür. Devletin desteğinde, hatta başlangıçta İngiliz Kraliçesinin  sahiplendiği bir denizcilik ve ticaret şirketi olarak, başka ülkelerin kültürüne, ticaretine çok etkili olmuştur. Beraberinde kalıcı servetleri, sömürge haline getirdiği  ülkelerin imarını, ama bütünüyle  yönetimine aldığı ülkelerin doğal kaynaklarını  kendi anlayış tarzında değerlendirerek dünya pazarlarına ulaştırarak müthiş  bir ticaret potansiyeli yaratmışlardır.


-The East India Co.  öncelikle “Çay”ı bir ticari meta olarak farketmiştir. Akabinde Uzak Doğu’dan İngiltere’ye olan tüm ticaret haklarını elegeçirmişlerdir. Çay tiryakiliği Çin’in Macao sahillerinde bir ticaret kolonisi kurmuş olan Potekizliler arasında modaydı. 
İngiliz Kralı II. Charles, Portekizli Prenses Catherine of Braganze ile evlenince, prenses İngiliz sarayına çayı seçkin armağanlar arasında sunarak tanınmasını sağlamıştı. “Tea” kelimesinin ilk kullanıldığına dair belge, 1615 yılında Japonya’da görevde olan The East India Co. memurlarından birinin arkadaşına yazdığı mektupta görülmüştür. Şirket  çayın çok önemli bir moda olduğu kadar, müthiş bir ticari pazarı olacağını da süratle anlamıştır. Böylelikle “East Indimen” olarak adlandırılan birbirinden alımlı yelkenli ticaret gemileri ortaya çıkmıştır.
-Çayın Uzakdoğu’dan Avrupa’ya taşınması hep Tea Clipper olarak anılan özel donanımlı yelkenli ticaret gemileriyle devam etmiştir. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru ise, yerlerini stimli gemilere bırakmışlardır. 

Çayın, kalitesinin korunması açısından istediği özel itina, olasıdır ki  ilk teneke kutulu veya tahta sandıklı  taşımayı yaratmıştır. Bu amaçladır ki, East India Co. bu özelliklere uyan yelkenli gemiler dizayn ettirerek, sefere koymuştur. Bu gemiler East Indimen Tip gemiler olarak  farkedilmişlerdir. Özellikleri sayılırsa, ince tekne yapısına sahiptiler ve yüksek sürat yapıyorlardı. Çok iyi donanımlıydılar ve gemiadamları son derece disiplinliydiler. Nitekim, o çağın özellikleri içinde ileri teknoloji  ürünü olmaları, ABD  tüccarları tarafından da kabul edilmiş ve kendi Tea Clipper’leri yerine İngiliz dizaynı  “Eastindimen” sınıfı yelkenli gemileri inşa ettirmişlerdir. Bu gemilerin 24 saatte 436 Millik bir mesafeyi aştığına dair kayıtlar vardır. 
-Çay ilk yıllarda gemilerde büyük hacimli porselen kavanozlar içinde taşınırdı. Burada porselen olmasındaki gerekçe, temiz ve sugeçirmez olmasıydı. Ticaret hacmi büyüyünce, ağaç kutular ortaya çıktı. Bu kutular, daha ziyade sandıklar halindeydiler ve ambarlara istif açısından da kolaylık sağlıyorlardı. Çay sandıkları başlangıçta 230 kilogram ağırlığındaydılar. Boston limanındaki “The Boston Tea Party” olarak tarihe geçen isyan hareketinde denize dökülen sandıkları da ayni ağırlıktaydılar. Sonraları taşımada daha büyük kolaylık sağlayacağı düşünülerek bu ağırlık miktarı azaltılmıştır. 
-19. yüzyılda çay tüccarların özellikle Çin'den İngiltere'ye çayı rekabetten daha hızlı taşımak amacıyla inşa edilen yeni bir yelkenli gemi tasarımını gerçekleştirdiler. Devasa yelken yığınlarına sahip bu daha ince, daha hızlı gemilere "Tea Clipper" deniyordu. Rüzgarı verimli bir şekilde kullanarak saatte 20 deniz mili hıza ulaşabiliyorlardı. Clipper gemileri olmasaydı, Batı  ülklerinde  çay manzarası bugün çok farklı görünebilirdi.
17. yüzyıldan 1834'e kadar British East Indiman Co.,  Britanya ve Çin arasındaki çay ticaretinde tekel sahibi haline gelmişti. O zamanlar, imparatorluk Çin'i esasen sadece  çay ihracatçısıydı.

Ünlü bir Tea Clipper “Cutty Shark” halen Greenwich’te  müze gemi olarak korunmaktadır.

Tea Clipper’ler tipik olarak Ocak ayında Britanya'dan yola çıkar, Afrika'nın Ümit Burnu'nu dolaşır ve o yılın Eylül ayında Çin limanlarına ulaşırdı. Dönüş yolculukları 12 aya kadar daha uzun sürebilirdi.Çay satıcılarının tüm doğru bağlantılara sahip olsalar bile, "taze" bahar hasadı çayları ithalat zamanında en az bir yıllık olurdu. Bu, 19. yüzyılda Batılı çay ithalatçılarının, daha önce kendi ülkelerinde daha popüler olan yeşil çaylar yerine Çin'den gelen siyah çaylara daha fazla odaklanmaya başlamalarının nedenlerinden biri olarak gösterilmiştir.  Yüksek oksidasyon oranına ve biraz daha düşük su içeriğine sahip siyah çaylar, uzun okyanus yolculuğunu yeşil çaylara göre daha iyi atlatıyordu; bir yıl boyunca denizde kaldıktan sonra küflenme, rutubetlenme veya tadının azalması olasılığı daha düşüktü.

Bir yeşilin peşinde
Türkiye’de  çayın keşfedilmesi  adına sizlere, Antony Wild ’ın “ The East India Company- Book of Tea” başlıklı eserini ve çayın Türkiye’deki öyküsü  için de  Asım Zihnioğlu’nun “Bir Yeşilin Peşinde” başlıklı eserini önermek isterim. Anlatıldığı üzere, Asım Zihnioğlu memleketini ve milletini gönülden seven, kalbi onlar için atan ve bu coşkusunu yaşamı boyunca hiç kaybetmemiş bir ziraat insanı olarak tanıtılır. Çay, Rus-Bolşevik ihtilalinden sonra ekonomik ve sosyal düzeni iyice bozulan Rize ve Artvin’in de içinde bulunduğu Doğu Karadeniz bölgesinin  kalkındırılmasında, bu yöre insanları  için bir devlet politikası olarak ele alınmıştır. Ve anlatılacaktır ki, bu dönemde  söz konusu davanın  başarıya ulaşabilmesinde Zihni Derin ile  en  öncü isim olarak Asım Zihnioğlu adı asla unutulmayacaktır.

Eğitim gönüllüsü ve  Rize Spor Klubü  Başkanı Hasan Kemal Yardımcı  
Bir söyleşi sırasında Hasan Kemal Yardımcı kendini ve eğitime verdiği önemi şöyle anlatmıştı; “27 Nisan 1950'de Rize'de doğdum. Babamın adı Şevket, annemin adı Saynur'dur. İlkokulu Rize'de okudum. İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Vatan Mühendislik Yüksek Okulu'nu bitirdim. Yardımcılar Holding AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttüm. Rizespor Kulübü profesyonel futbol takımı Genel Kaptanlığı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı, Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyeliği, Rize Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Armatörler Birliği ve Türk Gemi İnşa Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Üyeliklerinde bulundum.
Deniz Ticaret Odası Meclis Üyesi ve Rize Sosyal Yardımlaşma Vakfı Kurucu Üyesi oldum. Bahama Devleti'nin İstanbul Fahri Başkonsolosu olarak görev yürütmekteyim. 23. Dönem'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Savunma Komisyonu Başkanı oldum. 22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisinde' den İstanbul milletvekili seçildim.

Rize’deki Hasan Kemal Denizcilik Lisesi
Mesleğimin dededen gelen armatörlük olması, ve buna ek olarak aile şirketlerine kendimin kattığı gemi inşa, tersaneciliktir.. Aile şirketine gemi inşa ve tersanecilik sektörünü katmamdaki sebep inşaat mühendisi olmamdan kaynaklanmaktadır. Babam hayır işlerinde ön ayak olmasıyla birlikte ilk önce Şevket Yardımcı  İlkokulu daha sonra Hüseyin Yardımcı İlkokulu derken, aile birçok hayır işlerinde bulundu. Ailemdeki hemen hemen herkesin adına bir hayratın olduğu ve sıranın bana geldiğini bu nedenle Hasan Kemal Denizcilik Lisesi’ni açmaya karar verdim. Kendi adımı taşıyan okuldan  mezun olan kişilere karşı ayrı bir önem vermekteyim. Hasan Kemal Yardımcı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri gözümde, manevi olarak daha değerlidir. Öğrencilerin talepleri, dostlukları ve zaman ayırma talepleri benim için önceliklidir. Hasan Kemal Yardımcı Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinden mezun olan öğrencilerin işlerinin en iyisi olması, işini layıkıyla yerine getirmesi, müteşebbis olacaksa da en iyi işi, fikri ve projeyi geliştirmelidirler.


 
Rizeli köklü bir ailenin bireyi olarak Rize'nin geçmişi ile bugününe bakışım 
Rize 1950’lere kadar göç veren bir il iken çayın gelmesiyle Rize'nin değeri ve kıymeti artmıştır. "Gurbetçisi çok olanın farkındalığı çok olur". Gurbete gitmek insanı eğitir, tecrübe kazandırır. Rizelinin pratikliği ve çalışkanlığı, ayrıca çabuk karar veren bir karakterde olması bir adım önde olmasını sağlamıştır. 
Denizcilik alanındaki gelişime paralel olarak önceden gemiye gitmek için kendisine gelen ve iş isteyen kişilere artık Rize'mizde denizcilik eğitiminin lise ve üniversite de verildiği günümüzde, denizcilik eğitiminin alınmasından sonra talepleri değerlendiriyoruz. 
 

Rize Çay Müzesi  beklenirken 
Çay üretimi yapan, ve çayı kendi memleketlerinde işleyerek dünya pazarlarında ün yapmış birçok marka adına  kurulmuş çay müzeleri var. Çay üretimi yapan, ülkelerinde yetiştirdikleri, pazarlardıkları ve dünya pazarlarında ün yapmış çay tarımını takdir eden, bu tarımı geliştiren, özellikle kahvealtlarıda ve gün boyu sohbetlerde, misafirlere ikramda tad ve lezzet katan çaya sahip çıkan  yönetimer, şirketler kendi ülkelerinde Çay Müzeleri kurmuşlar.  
Çay tutkunu  kişilerin de kurdukları çay müzeleri var. Ceylon Tea Museum, Japonya’da Shimada’daki Tea Museum Shizouka, Hollanda Houmerzil’deki  De Teefabribrik Tea Museum, bir zamanlar Londra’daki The Brahmah Museum ve diğerleri derin ilgi görmekteler.   
Bu müzelerde çay ile bağlantılı sergiler açılmakta, göstreriler düzenlenmekte, ve ait olduğu ülkelerin çay ürünleri çok şık ambalajlar içinde pazarlanmaktalar. Yazarların çayı aşk öyküleriyle, maceralarla  anlattıkları görülmektedir.  Yazar Anne Marie-Meyer’in ı başlıklı  eserlerinden yola çıkarak Houwerzijl'deki De Theefabriek'teki çay müzesinde Hella Haasse'nin Hollanda Doğu Hint Adaları'ndaki bir çay plantasyonundaki yaşamı ve çalışmaları hakkındaki tarihi romanından uyarlanan "Çayın Beyefendileri" sergisi  unutulmuyor. Bu çay müzelerinden bazılarında çay konulu seminerler ve öğretim amaçlı çalıştaylar da yapılıyor. Örneğin Hollanda Hourmerzil’deki De Teefabrik Tea Museum’daki  anlatılar herzaman büyük ilgi görüyor.
Hasan Kemal Yardımcı’nın sınırsız  bir özveri ile tasarladığı “Hasan Kemal Yardımcı Rize Çay Müzesi” nin  Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin Bey ’in de önderliğinde  yakın yıllarda gerçekleşmesi  dileğiyle.
                                                   ****
 

Yorumlar

  • yorum avatar
    OSMAN ÖNDEŞ
    07-03-2026 20:08

    Yamaç Erözbek Bey KardeşimizMükemmel bir uyarlama olmuş.Sana teşekkür ederim ve kutlarımSağlıcakla kal. Osman Öndeş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

google