Türkiye’de bir adaya “Uğur Adası” desek ve..
31 Temmuz 2026, Cuma 11:21
.jpg)
Mikonos ve Rodos Adası’nda otel alımı derken
Türkiye’de bir adaya “Uğur Adası” desek ve..
Yazan: Osman Öndeş
Haberi dikkatle okudum.
Turizm haberleri amaçlı birçok haber sitesinde “Türk yatırımcılar Yunan adalarına çıkarma yapıyor: Mykonos ve Rodos'ta dev otel hamlesi!”başlıklı bir haber dikkatimi çekti.Haberin odak noktasında “A&S Yatırım Holding” ve yaratıcısı Uğur Akkuş Bey vardı. Haber şöyle devam ediyordu; “A&S Yatırım Holding, turizmde büyüme hedefiyle Yunanistan'ın gözde adaları Mykonos ve Rodos'ta iki büyük oteli satın almak için görüşmelere başladı. A&S Yatırım Holding Başkanı Uğur Akkuş, Türk turistlerin ilgisini yatırım fırsatına dönüştürmeyi amaçla
Avrupa'daki turizm yatırımlarını hızla büyüten A&S Yatırım Holding, rotasını bu kez Ege'nin incisi Yunanistan'a çevirdi. Şirket, turizmin gözde merkezleri Mykonos ve Rodos adalarındaki iki büyük otelin satın alınması için kritik görüşmelere başladığını duyurdu.
A&S Holding Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Akkuş, bu stratejik hamleyle ilgili olarak, "Türk turistler Yunanistan'ı böylesine çok tercih ederken, biz de onları kendi işlettiğimiz otellerde ağırlamayı hedefliyoruz," şeklinde konuştu. Bu hamle, Türk turizm sektörünün uluslararası alandaki etkisini de gözler önüne seriyor.”
O dakikada bir umuda kapıldım ve Bodrum’un karşısındaki bomboş “Uğur Adası- Lucy Island” ı hatırladım..Caria dilinde bu adanın adı “Ksba Ura” veya “Pniyessa” “Uğur Adası” veya “Uğurlu Ada.”
.jpg)
Bu adada yine de Uç uç böceklerine rastlanır. Onlar yeşilliklerdeki zararlıları temizleyen harika böceklerdir. Öylesine sevilir ki adına şarkılar bile söylenir..
Umud Adası’na da Uç Uç böcekleri’nin (Lady Bugs) sevenceniliğiyle bir simge yarattım.
Sahillerini çevreleyen lacivert deniziyle, emsalsiz doğasıyla, Bu ada bomboştur….
Bu ada Mykonos veya Rodos Adası gibi değildir..Tanıyanı yoktur, aldıranı yoktur, kıymet bileni yoktur, bu adanın ülke ve dünya turizmine kazandırılması konusunda araştırma yapan hiçbir devlet kurumu,denizcilik kurumları da yoktur.
Bu yazım sadece “A&S Yatırım Holding Başkanı Uğur Akkuş” içindir ve belki okur ve belki değerlendirmek isteyebilir veya okumuş olur.
Temmuz ayında özellikle turizm amaçlı yayınlarda yeralan haber “A&S Yatırım Holding Başkanı Uğur Akkuş”un kişiliğini, başarılarını okumaya, hayranlık duymaya yönlendirmiştir..
Basın açıkaması “Avrupa'daki Büyüme Stratejisi Yunanistan'ı İşaret Ediyor” başlığını taşımaktadır ve şöyle devam etmektedir: “2026'nın başlarında Avrupa'nın önde gelen otel yatırım şirketlerinden B.Home Swiss Holding AG'nin yüzde 50 hissesini alarak ortaklık kuran A&S Yatırım Holding, bu ortaklık çerçevesinde Avrupa genelinde yaklaşık 30 bin yatak kapasiteli yeni otel yatırımları gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu büyük vizyonun bir parçası olarak, şirket ilk önemli uluslararası satın alma adımını Yunanistan'da atmaya hazırlanıyor. A&S Yatırım Holding Başkanı Uğur Akkuş, Türk vatandaşlarının son yıllarda Yunan adalarına olan yoğun ilgisinin kendilerini bu pazara yatırım yapmaya teşvik ettiğini vurguladı. Uğur Akkuş, "Vatandaşlarımızın tatil tercihlerini Yunanistan'a yönlendirmesi, bizim için önemli bir yatırım fırsatı doğurdu. Amacımız, onları kendi tesislerimizde ağırlayarak hem Türk misafirperverliğini sunmak hem de iki ülke turizmine değer katmak," ifadelerini kullandı.
Turizm: Dostluk Ve Ekonomi İçin Bir Köprü
Uğur Akkuş, Türkiye ile Yunanistan'ın turizm alanında iş birliği yapmasının her iki ülkenin ekonomisine de ciddi katkılar sağlayacağının altını çizdi. Bu süreçte iş dünyasının üzerine düşen sorumluluğun büyük olduğunu belirten Uğur Akkuş, "Aynı denizi paylaşan komşu iki ülkeyiz. Siyasi alanda zaman zaman farklılıklar yaşansa da, iş insanları olarak bizim görevimiz, ortak yatırımlarla dostluğu, kardeşliği ve barışı pekiştirmek, ekonomiyi büyütmek ve halklarımızı birbirine daha da yakınlaştırmaktır. Turizm, ülkeler arasındaki en sağlam dostluk köprülerinden birini oluşturuyor," dedi ve Ege Denizi'nin eşsiz güzelliklerini vurgulayarak, uzun vadede daha büyük projelerle Ege'yi küresel bir turizm markası haline getirmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Holding, Mykonos ve Rodos'taki görüşmelerin başarıyla tamamlanması durumunda, bölgedeki yatırımlarını genişleterek Avrupa turizm pazarındaki etkinliğini artırmayı planlıyor.”
(Kaynak: Turizm kaynaklı tüm medya yayınları ve medya kanalları)
.jpg)
Değerli Yatırımcılarımız, İş Ortaklarımız ve Sevgili Çalışma Arkadaşlarımız;
Kurulduğu günden bu yana faaliyet gösterdiği her sektörde başarıya ulaşan ve birçok girişime öncülük eden A&S Yatırım Holding, büyümesini ve güçlenmesini ülkemizin son 20 yılda gösterdiği başarılı büyüme, değişim ve kalkınma hızına borçludur. Bu yönetim anlayışıyla; gayrimenkul, finans, enerji, madencilik, ihracat, turizm, medya, eğitim ve perakende sektörleri gibi geniş bir faaliyet yelpazesinde ülke ekonomisine ve büyümesine büyük katkı sağlayan bir holding yapısı haline gelmiştir. Küreselleşen iş dünyasında, baş döndürücü bir değişim ve iletişim hızı yaşayan ülkemiz; benzersiz coğrafi konumu ve ekonomik reformları sayesinde OECD ülkeleri arasında dünyanın 13., Avrupa'nın ise 5. büyük ekonomisi konumuna gelmiştir.
Doğu-Batı ve Kuzey-Güney arasında doğal bir köprü görevi gören ülkemiz Türkiye, önemli pazarlara açılan etkili ve maliyet açısından avantajlı bir kapıdır. Bu benzersiz ve paha biçilemez konum; Avrupa, Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki 1,7 milyar müşteriye kolay erişim imkanı sunmaktadır. Bu durum, söz konusu bölgelerde toplam gayri safi yurt içi hasılası 25 trilyon ABD doları olan birçok pazara denk gelmektedir. Bu pazarlara, ülkemizin ekonomik başkenti İstanbul'dan en fazla 4 saatlik bir uçuş mesafesinde erişilebilmesi ise karşı konulamaz ve durdurulamaz ekonomik büyümenin en büyük kanıtıdır.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki siyasi ve ekonomik çalkantılar, Avrupa ekonomisindeki durgunluk ve Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri'ndeki İslamofobi etkisi nedeniyle; Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın serveti, önümüzdeki 10 yıl içinde çok hızlı ve geri dönülemez bir şekilde Türkiye'ye transfer olacaktır. Son 14 yılda çekilen toplam 180 milyar ABD doları tutarındaki doğrudan yabancı yatırım; komşu bölgelerdeki ekonomik ve siyasi çalkantıların etkisi ve Türkiye'nin kendi bölgesinde kısa sürede sergilediği üstün performans ve istikrar sayesinde katlanarak artacaktır.
Hedefimiz, ülkemizin kalkınması için Orta Doğu, Afrika ve Avrasya'dan daha fazla sermayenin çıkmasını kolaylaştırarak ülkemizin kalkınmasına, büyümesine ve refahına katkıda bulunmak; bu sermaye ve servet transferini mümkün olduğunca artırmak ve bu sermayenin ülke ekonomisi içinde işe, istihdama ve üretime dönüşmesini sağlamaktır. Bu hedef ve ilkeler doğrultusunda ülkemize milyarlarca ABD doları tutarında doğrudan yabancı yatırım kazandırmış olmanın gururunu yaşıyor, bu yatırımları daha da katlamayı amaçlıyoruz.
Bu inanç ve vizyonla, şirketimizin büyümesi her zaman ülkemizin büyümesi ve refahı için bir ön koşul ve öncelikli bir unsur olmuştur. Ülkemizin dinamizmine ve gelecekteki büyümesine olan güvenimiz bize motivasyon ve ilham vermektedir. Yeni yatırımlarımızı bu gerçekler doğrultusunda planlarken; çağımızın ekonomik veya jeopolitik dalgalanmalarından başarıyla yararlanmak adına stratejilerimize, risk yönetim sistemlerimize ve likidite durumumuza büyük önem veriyoruz.
A&S Yatırım Holding, bölgesinde uzun yıllar boyunca özel sektörün en eski, en köklü ve en büyük yatırım şirketi olma vizyonuyla hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir. 2024 yılı itibarıyla yönetilen varlık büyüklüğünün 20 milyar ABD dolarına ulaşmış olması, şirketin başarılı büyüme ve gelişim sürecinin net bir göstergesidir.
Hedeflerimiz arasında, uluslararası pazarlarda küresel bir yatırım ve yatırım yönetimi şirketi olmak yer almaktadır. Ayrıca, dünya ekonomisinin kalkınmasına ve refahına aktif katkı sağlayarak önümüzdeki 5 yıl içinde 200 billion ABD doları varlık büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyoruz. Başta Amerika kıtası ve Afrika olmak üzere 7 kıtada aktif yatırımlar yaparak dünyada ön plana çıkan bir yatırım şirketi olmayı amaçlıyoruz.
Gelişmekte olan ülkelerde özel sektör yatırımları gerilemiş olsa da, A&S Yatırım olarak 2015 - 2020 iş programımızda ülkemizde birçok farklı sektörde yatırımlarımızı artırdık ve yeni istihdam olanakları yarattık. Sürdürülebilir büyüme stratejilerimiz çerçevesinde, ülkemize yatırım yapmaya ve yabancı şirketleri ülkemize yatırım yapmaları konusunda teşvik etmeye devam edeceğiz. Ekonomik ve sosyal başarılarımızı kalıcı kılan en büyük destek; özverili çalışanlarımızdan, ortaklarımızdan ve sosyal paydaşlarımızdan gelmektedir. A&S Yatırım Holding, dört nesildir yenilikçiliği, girişimciliği, sürdürülebilirliği ve sosyal sorumluluğu temsil etmektedir. Bu doğrultuda, faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde aynı verimlilik ve kârlılıkla hareket edecek ve yeni yatırım fırsatlarını aktif olarak değerlendireceğiz. Sonuç olarak, yeni iş alanlarına girmek amacıyla hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok yabancı yatırımcı ile ortaklıklar kurarak çeşitli yatırım fırsatlarını titizlikle takip edeceğiz. Gelecek dönemlerde de faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde yenilikçi yaklaşımlarla yeni başarılara imza atacağımıza ve fark yaratacağımıza yürekten inanıyoruz. Şirketimizin mevcut vizyoner ve girişimci ruhuyla dinamizmimizi koruyacak ve önemli bir yükselişin eşiğinde bulunuyoruz. Bu vesileyle, çalışanlarımıza, ortaklarımıza, yatırımcılarımıza ve ESSİZ ve GÜZEL ÜLKEMİZ dahil olmak üzere tüm sosyal paydaşlarımıza güvenleri, destekleri ve iş birlikleri için teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Yönetim Kurulu Başkanı
Uğur AKKUŞ
Ve bu satırlarda durakladım
Ve Bodrum’da yeşilliklerle kaplı bomboş bir adayı yeniden anlatmak istedim.
Bu konuda iki makalem vardır. Biri Costa Crociere Cruises Spa eski CEO’su Pier Luigi Foschi
Ve bir de Pier Luigi Foschi’nin Bodrum Karada dedikleri yrşil adaya gittiğimizde söyedikleri hakkındadır. Her iki makalemi “https://www.denizticaretgazetesi.org/makale/adi-yesilada-green-island-olarak-degistirilen-karaada-turistik-amacli-olarak-yerlesime-acildi-5528)”
sayfasından okumanız mümkündür.
Bu makalelerimden bazı kısımları nakledeceğim;
İzmir’e uğrak yapan ilk turistik yolcu gemisi
Costa Mediterranea oldu. .jpg)
Costa Crociere S.p.A. gemilerinin İzmir’e ve İstanbul’a sefer düzenlenmesi adına karar merkezi CEO Pier Luigi Foschi idi. Kendisini müthiş bir İtalyan aristokratı ve stratejisti olarak tanıdım. O yıllarda Kaptan Angelo Della Valle de Costa Crociere S.p.a turistik yolcu gemilerinin İstanbul’a ve İzmir’e odaklanması adına senelerce emek verdi, ısrarcı oldu ve tüm çalışmalarını İstanbul’dan Costa Crociere S.p.A Ceo’su Pier Luigi Foschi’ye aktardı.
2001 yılı idi; Costa Crociere Türkiye Temsilcisi Kaptan Angelo Della Valle, Costa Operasyon Müdürü Roberto Ferrarini ve Costa Kıdemli Kaptanı Salvatore Doneto, kruvaziyer gemileri için İzmir Alsancak Limanı ve kruvaziyer limanı için düşünülen Üçkuyular İskelesi’ni gezerek yerinde incelemiş ve İzmir'de yaptıkları incelemeleri rapor halinde Costa'nın CEO'su Pier Luigi Foschi'ye takdim etmişlerdi. Costa Fortuna 2003 yılında inşa edilmişti. Tam boy 272 m. ve 105.000 dwt. idi, 1359 kamarası mevcuttu. Bunların önemli kısmı balkonlu kamaralar idi.
2003 yılında tamamı Costa Crociere gemileri olmak üzere 5 sefer ile 3.271 turist İzmir’e gelmişti. İzmir, turistik yolcu gemiciliği pazarında artık bir odak limanı haline gelmeye başlayordu ve 2004 yılında yine çoğu Costa Crociere gemileri ile olmak üzere 32 sefer ile 77.000 yolcu İzmir’e geldi ve Costa Mediterranea’nın ardından; Costa Atlantica, Costa Marina, Costa Victoria İzmir’e seferler yaptılar ve binlerce turist getirdiler. 2005 yılında da sadece 2 turistik yolcu gemisi İzmir’e sefer yaptı: Bu gemiler; Costa Mediterranea ve Costa Allegra oldular. Üç yıl içinde İzmir’e 5 sefer ile başlayan turistik yolcu gemiciliği 94 sefer ile 183.198 yolcuya yükseldi. Costa Crociere yine ve hep birinci sırada idi. Bu sayı;2007 yılında 122 sefer ile 288.017, 2008 yılında 128 sefer ile 321.279 yolcu, 2009 yılında ise 127 sefer ile 309.603 yolcu, 2010 yılında 141 sefer ile 355.899 yolcu, 2011 yılında 272 sefer ile 504.921 yolcu,
2012 yılında ise 286 sefer ile 510.042 turiste yükseldi. 2011 yılında Costa Crociere; Costa Allegra, Costa Atlantica, Costa Favolosa, Costa Marina, Costa Mediterranea, Costa Pacifica, Costa Romantica, Costa Serena’dan oluşan 11 gemisiyle İzmir’e en yüksek uğraklar yapmaya devam eden benzersiz bir turistik yolcu gemiciliği markası olmaya devam etmekteydi. Aida Cruises 3, MSC Crociere 3, Louise Cruise Line 2, gemisiyle çok daha seyrek seferlere devam ettiler.
2013 yılı sonunda 191 sefer ile 463.204 turistin geldiği İzmir 2011, 2012 ve 2013 yıllarında Dünya Seyahat Ödülleri kapsamında “Avrupa’nın Lider Kruvaziyer Destinasyonu” ödülünü kazandı.
.jpg)
İspanyol sanatçı ve model Ines Sastre ve Costa Crociere İcra Komitesi Başkanı ve CEO’su Costa Crociere Pier Luigi Foschi 7 Haziran 2003 günü Napoli’de Costa Cruises S.p.A. nin en yüksek tonajlı gemisi Costa Mediterranea’nin filoya katılması adına yapılan törende.
Costa Croicere’in CEO’su Pier Luigi Foschi ile
Bodrum’a bir gün..
2010 yılıydı; Carnival Corporation - Costa Crociere’in icra komitesi başkanı Pier Luigi Foschi, Bodrum’u gezmek istemişti. Kaptan Angelo Della Valle bu isteği bana iletti. Marvel Denizcilik Başkanı, bir adıyla Bodrum tutkunu arkadaşım Levent Karaçelik’e konuyu anlattım.
Pierre Luigi Foschi’nin asıl amacı, Bodrum’u kucaklayan karşıdaki koskoca güzelliğin simgesi Karaada idi. Bir gulet ile Karaada dedikleri adaya gittik. Soluklandı ve lacivert denizini hayranlıkla seyrettiği adada, bir tümsekte oturdu.. “Yemyeşil bir ada.. Kimseler yok! Burası bir cennet” dedi.
“Buralarda yaşam olursa..” diye devam etti.. “Bu muhteşem güzellikte adanın ıssız olmasına çok şaşırdım. Neden burada siz Türkler yaşamıyorsunuz? Ben, hatta Costa Crociere gemilerinin Bodrum’a da sefer yapmasını isterim.Şimdi düşünüyorum ki, Bodrum’a sefer yapıldığında bir Costa Crociere turistik yolcu gemisi bu ada önünde demirlesin. Bodrum buradan çok daha efsunlu görülecektir..” demişti!
Mimar Cengiz Bektaş ekibinin tespit ettiği üzere adanın yeşil dokusunda yoğun biçimde ağaç bulunmaktadır. Bu dokuda kuzey yamaçlarda ve vadilerde yer yer kızılçam dokuları görülmektedir. Kuzey yamaçlarda maki formasyonu ağırlık kazanmaktadır. Adanın güçlü güney rüzgarı alan güney yamaçlarında aynı yoğunlukta olmasa da değişik ağaç türleri bulunmaktadır. Ada üzerinde keçiboynuzu, meşe, dağ çileği, akçakesme karaçalı, lavanta, kekik, adaçayı, çitlenbik, katırtırnağı, keçiboğan, funda, levantin, laden, çoban yastığı türleri yoğundur. Yaşlı kızılçam, ardıç, sandal ve zeytin ağaçları doku içinde kendini göstermektedir. Adadaki zeytin ağaçlarının hemen tümünün setlenmiş olması, bu ağaçlardan geçmiş zamanlarda da verim alındığınj göstermektedir..
Doğan Şahin ’in Karaada için çok anlamlı makalesinin başlığı şöyle; “The Most Beautiful Black in Bodrum - Bodrum’un en gizemli siyahı..”Ve şöyle anlatıyor; “İsmi karanlık gelebilir, mağaralarda karanlık, derinliklerde karanlık, dışarıdan bakıldığında karanlık; ama Karaada, Bodrum'un en zengin ve en yeşil bitki örtüsüne ve florasına ev sahipliği yapıyor. Yakınına geldiğinizde bir renk cümbüşü gözlemleyebilirsiniz. Tanıdığınız renkler orada; mavi ve yeşilin tüm tonları, sarı, kırmızı, mor ve daha niceleri size keyif vermek için bekliyor.
Peki neden Kara Ada? Karaada’nın tarihi, tıpkı Halikarnassos gibi Karya Uygarlığı'na kadar uzanıyor. Antik çağlarda “Arkonessos” olarak bilinen Karaada, Bodrum bölgesinin en büyük adası ve yarımadanın güneydoğusunda yer alıyor. Mavi tur teknelerinin, günübirlik turların ve dalış meraklılarının yanından geçemediği bu doğa harikası. Bodrum'a çok yakın ama aynı zamanda şehrin ihtişamından uzakta gizli bir cennet. Kimin kime benzediğini bilmesek de efsaneye göre Kleopatra güzelliğini kaplıca mağarasına ve içindeki çamura borçludur. Antik çağlarda Karya halkının yaşadığı adadaki antik miras, I. Dünya Harbi civarında neredeyse tamamen kaybolmuştur. Karaada, 1915'te Fransız donanmasının saldırısı sırasında bir savaş alanı olmuş ve yeri doldurulamaz antikalar sonsuza dek kaybolmuştur. Bu kadar tahribata rağmen bugün hala bodur çalılıklar ve altta yatan yerel bitki örtüsü arasında antik surların kalıntılarını, klasik çağ tapınaklarını ve geç dönem manastırının hüzünlü kalıntılarını görmek mümkün.
1923 Lozan Antlaşması'nda Milli Hudut Misakı'nın kabul edilmesine rağmen, anlaşmazlık konusu olan Ege adalarından biri olan Karaada, 1932 yılında İtalya'da imzalanan bir antlaşmayla Türk egemenliğine bırakılmıştır. Bodrum bölgesinin en büyük adası olan Karaada, 7 km. uzunluğunda, en yüksek noktasında yaklaşık 400 metre yükseklikte, 910 hektarlık bir arazi kütlesine ve 2023 metrekarelik bir alana sahip olup, zeytinlikler, çam ormanları, bodur çalılıklar ve çok çeşitli bitki örtüsüyle kaplıdır ve 20 km.'lik bir kıyı şeridiyle çevrilidir. Adaya yaptığımız muhteşem bir Mavi Yolculuk’un ardından ilk durağımız “Güzellik Mağarası” olarak bilinen kaplıca.. Günlük tur teknelerinden akın eden turistler kaplıcaya doğru koşuyor. Kaplıcadaki görevli mağaradan avuç dolusu çamuru ziyaretçilere uzatıyor. Ve kendine özgü aksanıyla “Bu, Kleopatra’yı güzelleştiren çamur” diyor,
Mimarlığın büyük ustalarından Cengiz Bektaş’ın bu ada için yaptığı çalışmalar
Mimar Cengiz Bektaş 1992-93’de “Karaada Turizm Gelişme Tasarımı: Yeni bir İmar Planı için Proje önerisi - Karaada Tourism Development Design: Project proposal for a New Development Plan”ı ile bu muhteşem adayı turizme ve dünya kültürüne açmak için çalışma yapmış.. Mimarlığımızın büyük ustalarından Cengiz Bektaş ekibinin “T.C. Turizm Bakanlığı’nın “Bodrum Yarımadası Çevre Düzenlemesi Planı” çalışması Turizm Merkezi olarak öngörülen KARAADA’nın İMAR PLANI’nı yapabilmek için gerekli araştırmaları, incelemeleri ve bunlara dayanan ÖN TASARIM’ı içermektedir.”
Mimar Cengiz Bektaş’ın “Karaada Turizm Gelişme Tasarımı: Yeni bir imar planı için proje önerisi - Karaada Tourism Development Design: Project proposal for a new development plan” başlıklı çalışmalarında; Bodrum (Halikarnassos), Knidos, Kos, üçgeninin içinde nirengi noktası olarak tüm Akdenize açık olmalıdır.Bodrum’la karşıtlık dengesi içinde, ancak onunla ortak sofrada olmalıdır. Yalnızca bir yatakhane olmak durumuna düşmemelidir; 365 gün canlı olmalıdır. Tüm yöreye iş ve gelir sağlamalıdır. Alt yapısıyla bütün kurum ve kuruluşlarıyla dengeli olmalıdır. Türk konukseverliğinin algılandığı, buna göre oluşturulmuş özgün Türk işletmeciliğinin hizmet verdiği, havası, suyu, toprağı kirletmekten korunmuş, doğanın sonuna dek saygı gördüğü, doğanın kan dolaşımı içinde, doğal beslenmenin, sağlıklı yaşamın, insanca birlikte yaşamanın yeri olmalıdır. Denizin her halinin yaşandığı, denizle ilgili herşeyin, her türlü deniz ve su sporlarının yapıldığı, öğrenildiği uluslar arası diplomaların alındığı bir yer olmalıdır.. Ege ve Akdeniz kültürlerinin özetlendiği, özümsendiği, bütün Akdeniz ozanlarının, yazarlarının, düşünürlerinin, ressamlarının, yontucularının, kent tasarımcılarının, mimarlarının, kültür adamlarının, zaman zaman bir araya gelip tanıştıkları sevgi ve barış ürettikleri bir yer olmalıdır. ..Gerçek anlamda Mavi Yolculuk’un başlangıç ve bitiş yeri olmalıdır. Zeytincilik, bağcılık (Şarapçılık,testicilik), arıcılık, balıkçılık, hayvancılık, çiftçilik,ormancılık yapılan ve öğrenilen bir yer olmalıdır. Enerjinin doğal yollarla karşılandığı, ekolojik mimarinin örneği, özeği olmalıdır. Çevrecilerin örneği ve odağı olmalıdır. “diye anlatılmıştır.
Mimar Cengiz Bektaş ekibinin adada çalışmalarında ortaya çıkardıkları yaşam yerleri ve kalıntılar; 1- Leleglerden kaldığı belirtilen yerleşme, 2-Eş nitelikteki yerleşme, 3-Antik dönem inonik tapınak, 4-Kaya gömütü, 5- Kilise, 6- Kireç Ocakları,7- Sarnıç. Adanın kuzeyi, Bodrum-Halikarnassos ve Mindos ile birlikte kurduğu üçgenin köşesidir. Dış yüzüyle Kos ve Knidos ile karduğu üçrenin köşesidir. 248 mt. yükseklikteki tepesinde bir antik dönem tapınağı vardır.
Yazım burada bitmektedir..
****




Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.