Arzu VARICI ERSOY

arvaer@gmail.com 07 Aralık 2017 Perşembe 09:31 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ÇOCUKLARIMIZ DENİZ İLE İÇ İÇE BÜYÜSÜN...



ÇOCUKLARIMIZ DENİZ İLE İÇ İÇE BÜYÜSÜN…
 
          Niçin çocukları denizle küçük yaşlarda karşılaştırmamız gerekir?
          Deniz sevgisi ile büyümek, deniz adabını küçük yaşlarda edinebilmek insanın kişiliğinin gelişmesine olumlu etkiler yapmaktadır. Kişi özgüvenini artırmaktadır. Doğayı, çevreyi sevecek ve koruyacaktır.
 

          Bizlerin çocukluk çağımızda ne yazık ki yelken kulüpleri bu kadar fazla sayıda değildi. Ama ne mutlu ki anne babalarımızın desteği ile bu sevgiyi küçük yaşlarda edinebildik. Yaz aylarında okulların tatil olması ile her yelken kulübünde ayrı bir telaş ve heyecan başlamaktadır. Mini mini kursiyerler, ilk günlerde can yeleğini bile taşımakta zorlanan ufaklıklar ilk haftanın sonunda tekneleri ile denizde olabilme ayrıcalığını yaşamaktalar. İlk dönem kursta bu işi sevenler tüm yaz boyu ‘’kendim yaptım, arkadaşım başına bumbayı yedi” gibi her gün ayrı bir yeni kavramı keyifle öğrenmekte ve anlatmaktadır. Öğrendikleri rüzgar yönlerini evdekilere de öğretmekten ayrı bir zevk alırlar. Bir gün fırtına yüzünden denize çıkamadıklarından birkaç gün sonrada “offf hiç hava yoktu bol bol yüzdük” diye artık işi kavramaya başlamışlardır. Öğrendikleri yeni terimler, okul haricindeki yeni arkadaşlar hepsinin ufkunu açıyordur farketmeselerde… Hele yaz sonu bu işi sevip başarılı olanlar sporcu olarak devam ediyorlarsa asıl sorumluluk alacakları günler başlamış demektir. 7-8 yaşlarında artık lisansları olan sporcu ufaklıklar yavaş yavaş yarışlara da katılacak,belki ilk kez evden uzaklaşınca biraz mahsunlaşacak ama arkadaşları ile dostlukları erken bir asker arkadaşlığı yaşamalarına olanak sağlayacaktır. Artık’ hava soğuk bu gün dışarı çıkma’ diyen anne babalar buz gibi kış soğuğunda bile’ geç kalıyoruz hadi’ diyerek çocukları koşa koşa kulüplerine getirmektedir. Hep birlikte bağlı oldukları kulübe, bazen kendilerine kızan ama çok sevdikleri antrenör abi veya ablalarına aidiyet duyguları da gelişmeye başlar fark etmeden… Antrenörlerinin verdikleri taktikler, öğrettiği bilgiler yarış sırasında artık kendilerinin vereceği kararlarla şekillenecektir. Küçücük yaşlarda özgüvenleri bu şekilde gelişecektir. Finiş hattına girerken bağırarak “şu numaraya protestom var” demeleri bile ilerde haklarını arayacak bireyler olacaklarının kanıtıdır. Denizde öncelikle güvenlik kurallarının uygulanacağını öğrenirler,birbirlerine yardım etmek esastır. Tatlı bir rekabet olsa bile arkadaşının başarısına da alkışlayarak destek olmasını da öğrenirler. Farklı bölgelerden, farklı yaşlardan hatta farklı kültürlerden arkadaşları olacaktır. Yabancı dilin önemini de yabancı arkadaşları oldukça daha iyi kavrayacaklardır. Kışın yarış günleri dışında hafta sonlarını , yazınsa neredeyse tüm zamanlarını geçirdikleri denizi sevip korumayı da öğrenirler.




 
          Çocuklara bu kadar olumlu katkıları olan denizin ailelere de çok olumlu desteği olmaktadır. Kursa getirdikleri ilk günler belki getirdiklerine pişman olanlar bile olmaktadır, fark etmeden çocuklarına karışanlar olacak, onların korkularını devamlı anımsatarak kendi korkularını aşmayı öğrenince artık aileler arasında da denize ve antrenörlerine bir güven ve aileler keyifli bir dostluk başlamış olacaktır. Yarışlara gide gele onlarda artık kuralları öğrenecek,  yavaş yavaş ekipmanları ile neredeyse izlerken onlar da parkurun içinde hissedecekler kendilerini. Şanslarına ilk yarışlarında fırtınayı görenlerden ağlayan annelere de tanık oldum ama hepsini teselli etmeyi ,doğruyu anlatarak ,antrenörlerin, hakemlerin onların güvenliğini düşünmeden hiçbir şey yapmayacağını, korkmayıp çocuklara da olumsuz etki yapmamaları yönünde telkin ettiklerimi bilirim. 3 yıl önce bu işe başlayan sporcularımız da aileleri de şimdi kendilerine güvenleri tam ve tüm dostlarına bu sporu yapmaları yönünde öğüt veren insanlar oldular. Hatta çocukları ile, torunları ile aynı zamanda eğitim alıp denize çıkan velilerimiz de ayrı bir mutluluk bu spor adına.


Veliler yarışı izlerken…

 
           İlla her yelkenci yarışıp derece almak zorunda değil, denizi, özgürlüğü yaşamak, doğa ile mücadele edebilmek bile bir ayrıcalık. Sevgili Özkan Gülkaynak’ın bir sözü çok hoşuma gider,”denizi seven insan iyi insandır”. Doğanın bize sunduğu güzelliklerin kıymetini bilelim, denizi, ağacı, çiçeği, hayvanı ve tabii ki insanı sevmekten, onları korumaktan korkmayalım lütfen…
YORUM EKLE
    YORUMLAR