Av. Hasan KARABAĞ

hasankarabag36@gmail.com 29 Haziran 2018 Cuma 08:44 DİĞER KÖŞE YAZILARI

707 SAYILI KHK, KONKORDATO VE DENİZCİLİK

Seçim, kurlardaki dalgalanmalar ve genel itibari ile ekonomik koşullar tüm şirketleri etkilemekle birlikte deniz ticaret alanında faaliyet gösteren şirketleri elbette ki daha çok etkisi altına almaktadır. Zira deniz ticareti, iç ve dış ticaretin omurgası olup küçük çaplı şirketlerin iflaslarının bile domino etkisi yarattığı bir sektördür. Bu sebeple korunması ve rahatlatılması gerekli olan bu şirketler açısından , yasal değişiklikler sonrası, konkordato müessesini soru cevap şeklinde kısaca izah etmeye çalışalım.

707 SAYILI KHK EKONOMİK KRİZDE ÖDEME ZORLUĞU ÇEKEN DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTEREN İŞLETMELERİ DE KAPSAYAN YASAL BİR ÇÖZÜM YOLU MUDUR?
Evet. İcra İflas Kanunu’nda yer alan ve borçlunun alacaklılarıyla mahkeme nezdinde anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırması anlamına gelen konkordato müessesesinde, 28.02.2018 tarih 7101 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle, zora düşmüş işletmelere nefes aldıracak kanuni çözümler getirildi. Bu değişiklikle amaçlanan, daha önce askıya alınan iflas erteleme müessesesinin boşluğunu doldurmaktı. Bazı eksikleri olsa da,şimdilik bu amaca ulaşıldığını söylemek mümkün.

KONKORDATO İLE İFLAS ERTELEMEARASINDAKİ TEMEL FARK NEDİR ?
Elbette ki bir çok farklılıklar bulunmakla birlikte temelde ;İflas ertelemede, borç batağındaki bir şirketin belli sürede bu bataktan kurtulabileceği konusunda mahkemeyi ikna etmek yeterliydi. Ancak konkordatoda asıl ikna edilmesi gereken, borçludan alacağı olanlar… Bu daha zor ama yine de onların ikna olmasını sağlayacak hukuki argümanlar da yok değil borçlunun elinde…

KİMLER KONKORDATO BAŞVURUSUNDA BULUNABİLİR ?
Borç ödemekte zorlanan şirketler de şahıslar da bu yola başvurabilirler. Burada bir sınırlama yok. Vadesi gelmiş borcunu ödeyemeyen bir esnaf da, ileri tarihli bir borcunu ödeyememe riski olduğunu gören bir şirket de konkordato başvurusu yapabilir.

KONKORDATO DAVASI AÇILAN, ZATEN BORÇLARINI ÖDEMEKTE ZORLANAN BİR BORÇLUYA NASIL NEFES ALDIRIP, TİCARİ HAYATININ DEVAM ETMESİNE YARDIMCI OLUNUYOR?
Dava açıldıktan sonra İlgili Mahkemeden hemen bir ihtiyati tedbir kararı alınabiliyor. Bu karardan itibaren,

Borçlu alacaklılarına ödeme yapma zorunluluğundan kurtuluyor. Üstelik artık borcuna bu tarihten itibaren faiz de uygulanmıyor.

• Varsa, mevcut icra takipleri duruyor; yeni takip, ihtiyati haciz yapılamıyor, başkaca tedbirler konulamıyor.

• Önceden yapılmış haciz işlemleriyle muhafaza altına alınmış mallar borçluya iade ediliyor. Borçlunun banka hesaplarındaki blokajlar ve e-hacizler kalkıyor.

• Alacakları rehinle teminat altına alınmış alacaklılar, haciz yolu ile takip başlatabilseler de, rehinli ve ipotekli malların satışları yapılamadığı için borçlu baskı altında kalmıyor.

PEKİ BU TEDBİR KARARLARININ SÜRESİ VEYA SINIRI VAR MI?
Evet. İhtiyati tedbir kararı başlangıçta 3 ay için alınıyor ve sonra iki ay daha uzatılabiliyor. Ama bu süreçte borçlu müvekkille birlikte alacaklıların belirli bir kısmıyla borcun yapılandırılması konusunda anlaşabilirse, bu süreyi toplamda yaklaşık 2 seneye kadar uzatmak mümkün olabiliyor.

İŞİN OLMAZSA OLMAZI ALACAKLILARI İKNA ETMEK MİDİR?
Evet, borçlu müvekkile sağlanan bu 3-5 aylık nefes alma sürecinde odaklanılması gereken konu doğal olarak borçların tasfiyesi olmalı. Bunun için de alacaklıların tamamı ile değil ama, hem mahkemede kayıt altına alınmış alacaklı sayısının, hem de toplam alacak tutarının en az yarısını temsil eden kişi ya da kurumlarla anlaşarak, hazırlanan konkordato yani borç yapılandırma projesine imza atmalarını sağlamak gerekiyor. ( Ya da kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini (1/4) ve alacak tutarının üçte ikisini (2/3) aşan bir çoğunluk sağlanmalı )

Zor görülebilir ancak borçlunun da elini güçlendiren hukuki ve mali argümanlar var. Her şeyden önce, alacaklılar bu yeniden yapılandırmayı kabul etmezlerse, muhtemelen borçlu iflas edecek ve onlar da iflas masasından belki de hiçbir şey alamayacaklar. Bunu dikkate almaları gerekiyor. Alacağını geç veya eksik tahsil etmek, hiç tahsil edememekten iyidir. Bunu düşünmek zorundalar.

MALİ SIKINTIDAKİ BU ŞİRKETLERİN 3-5 AY İÇERİSİNDE KAYNAKSIZ TOPARLANMASI GERÇEKTEN MÜMKÜN MÜ?
Borç yapılandırma konusunda borçlu firmalara destek olan, güçlü finans kurumları da var. Bu kuruluşlar konkordato yoluyla finansal krizden çıkmaya çalışan firmaların, piyasa ve banka borçlarını nakdi veya gayri nakdi ödemelerle kapatmayı üstleniyor; ardından konkordato alan işletmelerin bu borcu; bu kez kendilerine daha uzun bir vadede ve faizsiz olarak, iştigal konuları olan işleri yaparak geri ödemelerini sağlıyorlar. Yani bu konuda da imkanlar mevcut.

BU SİSTEM BANKALARA DA UYGULANABİLİYOR MU?
İflas erteleme sürecinde en zor anlaşılan alacaklıları bankalar oluşturuyor. Ama konkordato müessesesinde, karşılığında teminatı olan banka alacakları sisteme kaydedilmiyor ve bu durumda bu bankaların da söz hakkı olmadığı için onları ikna etmek gerekmiyor. Ama eğer bankanın da teminat eksiği yani riski varsa, o zaman banka da zaten kendiliğinden masaya geliyor ve anlaşmak daha kolay oluyor.

BU SİSTEMDE HEM PİYASA ALACAKLARI HEM DE TEMİNATSIZ BANKA ALACAKLARINI YENİDEN YAPILANDIRMAK MÜMKÜN, ÖYLE Mİ?
Evet. Hem de bu süreçte (yaklaşık iki sene) cebri icra ve haciz baskısı hissetmeden, kendi işlerine odaklanarak bu borç yapılandırmasını hayata geçirebilir, krizi en az hasarla atlatabilir işletmeler.












 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 4.8152     EURO 5.6035     IMKB 91776     ALTIN 189,531